Etiket: Bekir

  • Bekir Ilıcak Meslek Yüksek Okulunda yıl sonu etkinliği

    Darende Bekir Ilıcak Meslek Yüksek Okulunda yıl sonu etkinliği yapıldı.

    Okulun konferans salonunda yapılan etkinlikte İnönü Üniversitesi Devlet Konservatuarı Türk Halk Müziği Korosu Darende’de konser verdi. Öğrencilerin bir hayli eğlendiği etkinlikte renkli görüntüler yaşandı. Burada bir konuşma yapan Okulu Müdürü Dr. Abdulmutalip Şahinaslan “Yüksek okulumuza geldiğimizden beri yüksek okulumuzda sosyal aktiviteleri yapmak üzere bir çok program yaptık. Öğrencilerimizi daha sosyal yapmak için elimizden gelen gayretleri göstererek belediyemiz, kaymakamlığımız ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda Devlet Konservatuvarı Halk Müziği öğretim üyelerimizden Ramazan Kamiloğlu hocamızı davet etmiştim. Sağ olsun kırmadılar geldiler. İnşallah iyi bir konserle Darende’yi ve meslek yüksekokulumuzu dinlendirmek ve keyif verecektir. Öğrencilerimizin son haftası bundan sonra tatile girecekler ramazanda gelmeden bu etkinliğimizi yaptık ayaklarına sağlık sağ olsunlar var olsunlar bizlere şeref verdiler” diye konuştu.

  • Bekir Bozdağ: “OHAL terör örgütlerine ve teröristlere karşı ilan edilmiştir”

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, “Milli Güvenlik Kurulunun tavsiye kararı ve Bakanlar Kurulumuzun Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderdiği tezkere olağanüstü halin uzatılması ihtiyacını ortaya koymaktadır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında açıklama yapan Bekir Bozdağ, OHAL’in uzatılması, Bahçeli’nin erken seçim açıklaması, Yunanistan ile yaşanan Ege krizi ve AB İlerleme Raporuna ilişkin açıklamalarda bulundu. MGK’nın tavsiye kararına uyarak OHAL’in 3 daha uzatılmasına ilişkin tezkerenin karara bağlandığını ve TBMM’ye gönderildiğini belirten Bozdağ, “TBMM Genel Kurulu bu tezkereyi kabul ederse OHAL 3 ay daha uzatılmış olacaktır. Bildiğiniz gibi 21 Temmuz 2016 tarihinden itibaren olağanüstü hal ilan edilmiş, geçen zaman içerisinde 19 Ekim 2016, 19 Ocak 2017, 19 Nisan 2017, 19 Temmuz 2017, 19 Ekim 2017 ve en sonda 19 Ocak 2018 tarihlerinde 3’er ay süreyle olağanüstü halin uzatılmasına karar verilmiştir. Milli Güvenlik Kurulunun tavsiye kararı ve Bakanlar Kurulumuzun Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderdiği tezkere olağanüstü halin uzatılması ihtiyacını ortaya koymaktadır. OHAL ilanını gerekli kılan şartların tamamıyla ortadan kalkmaması ve gerekli tedbirlerin alınması için zamana ihtiyaç duyulması, FETÖ, PDY, PKK, KCK, DEAŞ ve DHKP-C gibi bilumum terör örgütlerine dönük tedbir ve kararların etkin ve hızlı bir şekilde alınması ve aynı şekilde hızla etkin bir biçimde uygulanması ihtiyacının devam etmesi, FETÖ, PDY terör örgütü içerisinde çözülmenin tam anlamıyla gerçekleşmemiş olması, FETÖ, PDY terör örgütü yapısı, terör örgütünün çalışma yöntemleri, gizliliğe aşırı riayet etmesi nedeniyle, FETÖ terör örgütü üyelerinin tespitinde yaşanan zorluklar nedeniyle ayrıca zamana ihtiyaç duyulması, kritik kurumlarda henüz tespit edilemeyen FETÖ, PDY terör örgütü mensuplarının olabileceği ve bunların tespitinin de ayrıca zamana ihtiyaç göstermesi, terör örgütleriyle daha etkin ve kararlı mücadelenin devam etmesi, demokrasimizin, hukuk devleti ilkesinin vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin şekilde uygulanmasının devamını sağlamak ve hali hazırdaki sorunlara yönelik tedbirlerin sonuçlarının görülmesini teminen olağanüstü hale ilişkin sürenin uzatılmasına ihtiyaç duyulmuştur” diye konuştu.

    “Olağanüstü hal terör örgütlerine ve teröristlere karşı ilan edilmiştir”

    Olağanüstü hal süresince Türkiye’de vatandaşların olağan hayat akışında herhangi bir değişiklik bugüne kadar olmadığını, bundan sonra da vatandaşların olağan hayat akışlarında herhangi bir değişiklik olmasının söz konusu olmadığını kaydeden Bozdağ, “Daha başlangıçta ifade ettiğimiz gibi olağanüstü hal terör örgütlerine ve teröristlere karşı ilan edilmiştir. Bu süre içerisinde de terör örgütlerine ve teröristlere karşı uygulanmıştır. Bundan sonra da terör örgütleriyle ve teröristlerle etkin mücadele için uygulanmaya devam edeceklerdir. Vatandaşımızın rutin hayatında bugüne kadar bir değişim olmadığı gibi bundan sonra da bir değişim olması söz konusu değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi kabul ettiği takdirde olağanüstü hal ayın 19’undan geçerli olmak üzere 3 ay daha uzatılmış olacaktır. Yarın da Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda Bakanlar Kurulumuzun gönderdiği hükümet tezkeresi müzakere edilecektir. Sonucuna göre ve olağanüstü hal uzatılırsa 3 ay daha uzatmış olacaktır” şeklinde konuştu.

    “Herkes Şimdi bunu konuşuyor”

    Devlet Bahçeli’nin erken seçim çıkışının Bakanlar kurulunda görüşülüp görüşülmediğine ilişkin soruya cevap veren Bozdağ, “Herkes Şimdi bunu konuşuyor, Türkiye’nin gündemi Sayın Bahçeli’nin açıklaması oldu. Elbette bu önemli bir konu, bu konu ile ilgili bildiğiniz gibi Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız grup toplantısından sonra kısa bir değerlendirme partimizin yetkilileri ile yaptılar ve yarın da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yle AK Parti Lideri ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan beyefendi 13.30’da bir araya gelecekler ve konuyu değerlendirecekler. Esasında bu konuya ilişkin gerekli değerlendirme ve açıklamalar, bu değerlendirmeden sonra yapılacaktır. Onun için yarın 13.30’u beklemenizi tavsiye ederim” ifadelerini kullandı.

  • Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ: “PKK, DEAŞ ne ise YPG, PYD FETÖ terör örgütüdür, bunların sadece ambalajları farklıdır”

    Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, “PKK, DEAŞ ne ise YPG, PYD FETÖ terör örgütüdür, bunların sadece ambalajları farklıdır” dedi. ABD’nin ısrarcı davranışlarını eleştiren Bozdağ, “ABD yönetimi Türk Milletini ve Türkiye Devleti’nin hassasiyetlerini anlamamakta direniyor” şeklinde konuştu.

    Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, AK Parti Aksaray Gençlik Kolları 5. Olağan Kongresi için Aksaray’a geldi. Burada bir konuşma yapan Bozdağ, ABD’nin Türkiye’ye karşı olan tutumunu değerlendirerek, terör örgütlerini kabul ettiğini ve Türkiye’yi ikna etmeye çalıştığını söyledi. Türkiye’nin Suriye konusunda iknaya ihtiyacı olmadığının altını çizen Bozdağ, “Türkiye’nin Suriye konusunda iknaya ihtiyacı yoktur. Bizim dediğimiz şey çok basittir. Sınırımızın boyunda oluşacak bu terör yapılanmasını engellemek bu milletin de bu devletin de var oluşsal sebeplerinden bir tanesidir. Amerika’nın sınır boyunda, 911 kilometresinde 40 yıldır Amerika’yı bölmek isteyen bir terör örgütü devletleşmek için adım atmış olsa ve Amerika’nın da 40 binden fazla vatandaşını öldürmüş olsa, Türkiye’de bu terör örgütlerine yardım ediyor olsa ABD bundan memnun olur mu? ABD halkı bundan memnun olur mu? Olmaz. 11 Eylül oldu, ikiz kuleler vuruldu, ABD, ’El Kaide terör örgütü bunu yaptı’ dedi. Hiç kimse sorgulamadan ne dedik, ‘Biz El Kaide terör örgütüne karşı ABD’nin yanındayız’ dedik. Onlarla beraber mücadele ettik. 15 Temmuz darbe teşebbüsünü hep beraber yaşadık, bu darbe teşebbüsünü gerçekleştiren Fetullahçı Terör Örgütü’nün kurucusu, yöneticisi, elebaşı hala Amerika’nın Pensilvanya eyaletinde Amerika Devleti’nin himayesinde yaşamını sürdürüyor. Türkiye aleyhine terör eylemlerine hiçbir sınırlamaya tabi olmadan devam ediyor. 250 vatandaşımız şehit oldu, 2 bin 194 vatandaşımız yaralandı. Peki, soruyorum, ABD’nin meclisini, ABD’nin beyaz sarayını bombalamış olan bir terör örgütü, bu kadar vatandaşını şehit etmiş olan bir terör örgütü olsa bu örgütün yöneticisi de Türkiye’de yaşasa ABD yönetimi ve halkı buna ne der? ABD’nin bizi oyaladığı gibi, ipe un serdiği gibi Türkiye de ABD’yi bu teröristler konusunda oyalasa ABD halkı ve ABD bundan memnun kalır mı? Kalmaz. Üsame Bin Ladin ABD için ne anlam ifade ediyorsa, Fetullahçı Terör Örgütü’nün elebaşı terörist Gülen de Türkiye için aynı anlamı ifade etmektedir. Ama maalesef ABD yönetimi Türk Milletini ve Türkiye Devleti’ni ve devletimizin hassasiyetlerini anlamamakta direniyor. PYD, YPG terör örgütüdür diyoruz, onlar terör örgütü kabul etmiyorlar. FETÖ terör örgütü diyoruz, onlar başka telden çalıyorlar. PYD, YPG eşittir PKK’dır. DEAŞ ne ise PKK odur. PKK, DEAŞ ne ise YPG, PYD FETÖ terör örgütleri aynıdır. Bu terör örgütlerinin hepsi aynı fabrikanın ürünüdür. Sadece ambalajları farklıdır” dedi.

    Programa AK Parti Grup Başkanvekili ve Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz, Milletvekili Mustafa Serdengeçti, Belediye Başkanı Haluk Şahin Yazgı, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Altınsoy, ilçe, belde belediye başkanları, il genel meclisi başkanı ve üyeleri, çok sayıda partili ve gençlik kolları üyeleri katıldı.

  • Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ:

    ŞANLIURFA (İHA) – Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, KHK ile yapılan ’tek tip’ kıyafet düzenlemesine ilişkin, “Demokrasiye inanan bir iktidar olarak milletimizin bu talebine kulak verdik ve bu talebi hayata geçirdik. Bir ay içerisinde yönetmelik yapılacak ve arkasından bu uygulama yürürlüğe girecektir” dedi.

    Siverek İlçe Kapalı Salonunda gerçekleştirilen kongreye, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Şanlıurfa Milletvekili M. Kasım Gülpınar, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, Ak Parti Şanlıurfa İl Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, Siverek Belediye Başkanı Resul Yılmaz ile partililer katıldı.

    Kongrede, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ önemli açıklamalarda bulundu.

    Başbakan yardımcısı Bozdağ yaptığı açıklamada; bizim partimizde kavgayla, dövüşle, tekmeyle, tokatla hakaretle küfürle yol alma mümkün değildir, çünkü liderimiz cumhurbaşkanımızın ifadesiyle siyasetin imanı ahlaktır diyor ve o imandan esas alarak güç alarak yolumuza devam ettik. Bundan sonra da yolumuza devam edeceğiz” dedi.

    “Türkiye’nin kapatılamayan bir ana muhalefet açığı var”

    Muhalefete yüklenen Bozdağ, Türkiye’nin kapatılamayan bir ana muhalefet açığı olduğunu vurgulayarak, “Bizim elimizde olsa biz o açığı da kapatırız ama maalesef bu bizim icraatımız olacak bitecek iş değildir. Cumhuriyet Halk Partisi 15 yıldır ana muhalefet görevi yapıyor, ama hiçbir derde deva olacak çözümü bugüne kadar getirip milletin önüne koymadı. Üretmeyen bir ana muhalefetimiz var, proje değiştirmeyen bir ana muhalefetimiz var, hakaretle küfürle iftirayla yol almak isteyen Türkiye’nin bir ana muhalefet var. Her seçim öncesi farklı ittifakların peşine düşen AK Parti gitsin de ne olursa olsun diyen bir ana muhalefetimiz var. Projeyle fikirle yarış yapamayan bir ana muhalefetimiz var.

    Türkiye’nin böylesine bir ana muhalefeti daha fazla taşıması Türkiye’ye büyük zarar vermektedir, baktığınızda salı günleri grupta yapılan konuşmalar dışında ortaya konan bir şey yok ama bu konuşmalarda bazı gazetelerin manşetlerinden bazı televizyonların haberlerini köpürtmekten başka anlam taşımıyor.

    Ben buradan bazı basın yayın organlarına sesleniyorum, onlara da diyorum ki ; bakın ben sizin yerinizde olsam Cumhuriyet halk Partisine telif haklarını tahsil maksadıyla alacak davası açarım. Sizin ürettiğiniz fikirleri sizin Ak parti aleyhine geliştirdiğiniz düşünceleri alıp partisinin fikri olarak kullanıyorlar, eğer belli gazeteler belli televizyonlar olmasın Cumhuriyet halk Partisi söyleyecek laf dahi üretemez böylesi büyük bir aziyetin içerisinde Türkiye’nin ana muhalefeti. Maalesef umudunu sandığa bağlanmamış bu ana muhalefet geleceğe dair iktidar olma umudu yok . Tek umudu kriz olsun, kaos olsun, kargaşa olsun millet Ak partiden cumhurbaşkanımızdan iktidardan soğusun ve bize gelsin.

    Tek umudu ekonomi çöksün ekonomiden dolayı herkes kaybetsin ondan sonra insanlar bize dönsün tek umudu sokaklar hareketlensin terör ve şiddet artsın ve bu nedenle vatandaş iktidara faturayı kesin bize gelsin umudunu krize kaosa kargaşaya Türkiye’nin aleyhine içerde ve dışarıda olan gelişmelere bağlanmış bir ana muhalefetimiz var.

    Böyle bir muhalefet felaketten iktidar çıkarmak isteyen bir muhalefetin Türkiye’ye kazandıracağı hiç ama hiçbir şey yoktur bundan sonrada olmayacaktır gerçi kafaları fazla almıyor.

    2002’de ders verdiniz anlamadılar, 2004’te ders verdiniz anlamadılar, 2007’de, 2009’da, 2011’de, 2014 ve 2015’te ders verdiniz anlamadılar belli ki kafa kalın.

    Onun için millet öğretmense üzülmeyecek bunların kapasitesi zayıf diye ders tekrarını bir daha bir daha yapacağız” dedi.

    “450 bin taşeron işçiye sürekli kadro getirdik”

    Bugün yayınlanan KHK ile taşeron uygulamasına son verdiklerini kaydeden Bozdağ, “Taşeron meselesini bugünden geçerli olmak üzere tamamen ortadan kaldırdık, taşeron uygulamasına son verdik hayırlı olsun uğurlu olsun” dedi.

    450 bin taşeronda çalışan işçinin sürekli kadroya geçtiğini ifade eden Bozdağ, “Ayrıca Belediyelerde Özel İdare’de çalışanlar da Belediye ve Özel İdare’nin kuracağı iktisadi teşekküller ve kendi bünyesindeki şirketler üzerinde çalıştırılacak ve orada da taşeron uygulaması bundan sonra olmayacak.

    Emek verenler ter dökenler emeklerinin karşılığını emeklerine saygı olarak ve bunlara kendilerine uygun özlük hakları sağlanarak daha iyi elde etme imkânı bulacaklardır. Elbette bunun bir geçiş süreci vardır bu geçiş süreci tamamlandığında her şey daha iyi olacaktır” diye konuştu.

    “4C uygulamasını kaldırıp 4B ile bir yaptık”

    “4C uygulamasını da tamamen ortadan kaldırıldık” diyen Bozdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Ne kadar 4C’li varsa onların tamamını 4B kadrosuna aldık ve onların durumunu da daha iyi bir noktaya taşıyacağız. Geçici ve mevsimlik İşçiler onlarla ilgili de çalışma sürelerini 5 aydan 9 aya kadar uzatma konusunda maliye Bakanlığı’na yetki verdik yani onların durumu da bundan sonra daha iyi hale gelecektir. Buradan bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum sınav kondu ama bu sınav bilmenizi isteriz ki bu sınav eleme sınavı değil bu işin yapılması için sadece uygulanacak olan prosedürdür. Çalışan insanları sınav yoluyla elemek maksadıyla getirilmiş bir şey değildir ve bu sınav uygulanarak insanların elemesi yapılmayacak sadece bu sınavda sürekli kadroya geçişinin temini yapılacaktır bununda özellikle bilinmesini istiyoruz çünkü bazı çevreler şimdiden bunu istismar etmeye kalkıyorlar biz sürekli kadroya alıyoruz zaten çalıştıkları işler var o çalıştığı işi yıllarca yapmış bir insana neyini soracağız usul belli biz bu usulün gereğini yerine getiriyor ve kadroya bunları geçirmek için bir unsur kuralı olarak getirdik.

    Eleme maksadıyla getirilmiş bir kural değildir bunun bir bütün milletimizin taşeron olarak çalışanların ve ailelerinin özellikle ama özellikle bilmesini istiyoruz son derece önemli şimdiden milletimize taşeron olarak çalışan bütün kardeşlerimize ve ailelerine hayırlı uğurlu olsun.”

    “Darbeye teşebbüs edenler tek tip kıyafet giyerek duruşmalara katılacak”

    Terör örgütü üyeliğinden tutuklu ve hükümlü olanların duruşmalara giderken bir kıyafet giymesini öngören değişikliğe de değinen Bozdağ, “Burada darbe teşebbüsünde bulunanların badem kurusu renkte bir tulum giymeleri öngörüyor, çocuklar ve hamile kadınlar bunun kapsamı dışında bırakıyor, kadın tutuklu ve diğer kadın tutuklu ve hükümlülerin ise kıyafetinin nasıl olacağına ilişkin düzenlemeyi Adalet Bakanlığı çıkaracak, yönetmelik belirleyecektir tabi onlarında kadınların giysisine uygun bir kıyafet şekli belirlenecektir” dedi.

    Bozdağ, “Şimdi bunu da farklı bir yere çekme gayreti içerisinde onlarla var. Milletimizin bizden talebiyle bu sokaklarda her yerde terör yapacaksınız masum insanları öldüreceksiniz darbe yapacaksınız ve siz kendinizi kahraman göreceksiniz böyle bir şey olmaz milletimizin bu konudaki duyarlılığı bu konudaki hassasiyeti dikkate alındı demokrasiye inanan bir iktidar olarak milletimizin bu talebine kulak verdik ve bu talebi hayata geçirdik. Bir ay içerisinde yönetmelik yapılacak ve arkasından bu uygulama yürürlüğe girecektir. Şimdiden bu uygulamayı çok eleştirenler var bundan sonra da eleştireceklerdir.

    Biz onu görüyoruz onu biliyoruz bu eleştirileri özel olarak bu adımı attık milletimizin dediğini dikkate alarak biz bu uygulamayı yaptık” şeklinde konuştu.

    Konuşmasının ardından Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Şanlıurfa’ya hareket etti.

  • Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ: “Kudüs bizim kalbimizdedir, bir dünya yıkılsa kudüs’ten biz vazgeçmeyiz”

    Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, “Kudüs bizim ruhumuzda, kalbimizde, zihnimizde. Bir dünya yıkılsa Kudüs’ten biz vazgeçmeyiz. Biz Kudüs’ten Filistinliler, Gazzelliler, bütün Araplar vazgeçse de Türkiye vazgeçmez, Türk milleti vazgeçmez” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, TBMM Genel Kurulunda devam eden ‘2018 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’ görüşmelerinde konuştu. Kudüs’te kutsal emanetlere yapılan saygısızlığa karşı Türkiye’nin sesinin her zaman gür olacağını belirten Bozdağ, “Şimdi Kudüs’e Amerika, büyükelçiliğini taşıma kararı aldı. Kudüs, bütün Müslümanların ve semavi dinlerin değer verdiği bir şehir, bizim ilk kıblemiz. Miraç mucizesinin şahidi bir yer. Böylesi bir yerde bütün Müslümanların kırmızı çizgisinin olduğu bir yerde, Ortadoğu’da zaten kırılgan olan barış sürecini ateşe atan böyle bir açıklama yaptığı zaman Türkiye demeyecek mi niye bunu yapıyorsunuz. Bölgeyi felakete atıyorsunuz, ateşe atıyorsunuz, barışı bombalıyorsunuz, huzuru yok ediyorsunuz demeyecek mi? Kimden yana tavır koyacak? Elbette milletin ve devletin hukukundan yana tavır koyacak. İsrail’de yaşananlara Türkiye’nin bigâne kalmasını kimse Türkiye’den beklememelidir. Filistinlilere yaptıklarına, Gazzelilere yaptıklarına, Kudüs’teki kutsal emanetlere yaptıkları saygısızlığa karşı Türkiye’nin sesi her zaman gür olacaktır. Bakın bir şey söylüyorum. Cumhurbaşkanımızı ve hükümetimizi İsrail konusunda zayıflatacağını düşünenler beyhude düşünüyorlar. Bizim en güçlü olduğumuz konulardan birisi budur. İsrail’in Cumhurbaşkanına, ‘Siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz’ diye ‘One minute’ çeken bir Cumhurbaşkanına ‘Siz İsrail ile söyle böyle yan yana geliyorsunuz’ kimse diyemez. Var mı böyle bir örnek? Dünyanın hangi lideri bunu söyleme cesareti gösterdi. Mavi Marmara’da da İsrail’den ilk özür dileten hükümet, lider gene Cumhurbaşkanımızdır. Tazminatı kabul eden, ambargoyu hafifleten adımı attılar. Türkiye’nin tezlerini kabul ettiler” ifadelerini kullandı.

    “Eski anlaşmaların hepsinde Kudüs yazıyor”

    Bozdağ, “Bakın burada bir başka hususu daha ifade etmek istiyorum. Anlaşmalarla ilgili konuşuluyor. Orada pek çok anlaşma imzalanmış. Hem İsmet İnönü’nün başbakan yardımcılığı döneminde, Ecevit’in ^başbakanlığında, Demirel’in cumhurbaşkanlığında, başbakanlığında anlaşmaların hepsinde açık açık yazıyor. Bakın hepsi Kudüs yazıyor, Kudüs. O zaman kimse demiyor Kudüs’te imzalandı şimdi siz tanıyorsunuz demiyor. Şimdi burada söylenince bambaşka bir şey. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, milletinin hukukunu korumak bizim görevimizdir. İşte anlaşmalar. Bakın burada ne yazıyor? Erdal İnönü, devlet bakanı ve başbakan yardımcısı. Ne zaman? 1 Haziran 1992 tarihinde Kudüs’te imzalanan ekli anlaşma diyor. Kaç tane var? Onlarca var” dedi.

    “Kudüs bizim ruhumuzda, kalbimizde, zihnimizde”

    Başbakan Yardımcısı Bozdağ, “Allah Allah ne yapıyorsunuz? Buradan acaba biz nasıl yıpratırız diye oradan giriyorsunuz. Buradan bizi vuramazsınız. Kudüs bizim ruhumuzda, kalbimizde, zihnimizde. Bir dünya yıkılsa Kudüs’ten biz vazgeçmeyiz. Biz Kudüs’ten Filistinliler, Gazzelliler, bütün Araplar vazgeçse de Türkiye vazgeçmez, Türk milleti vazgeçmez. Bunu çok iyi herkesin bilmesi lazım” diye konuştu.

    “Erdoğan Yunanistan’da milletin hukukunu korudu”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yunanistan ziyaretinde Lozan’la ilgili sözlerine değinen Bozdağ, “Şimdi deniyor ki ’Cumhurbaşkanı Lozan’la ilgili niye konuştu.’ Yahu niye konuşmayacak. Cumhurbaşkanımız Yunanistan’a ziyarete gitti, Yunanistan Cumhurbaşkanı konuyu kendisi açtı. ’Lozan yenilenemez, güncellenemez, ben hukukçuyum’ diye yüksek perdeden ahkâm kesti. Ne bekliyoruz? Cumhurbaşkanımız yüksek perdeden Türk milletinin, Türkiye devletinin hukukunu korumayacak mı? O ne dedi, ’Lozan güncellenebilir’ dedi. Milletin hukukunu korudu. Şimdi Cumhurbaşkanı Pavlopulos’ta aynı yerde, biz Lozan’ı tartışmayız, Yunanistan da aynısını söylüyor, sizde aynısını söylüyorsunuz. Böyle bir şey olur mu? Olamaz. Şimdi bakın çok net Türkiye Cumhuriyeti Devleti bizim dönemimizde Ege’de bizden önceki statülerin hiçbirisinde bir milim geri gitmemiştir. Milletimizin de devletimizin de hukukunu sonuna kadar koruduk. Bundan sonra da koruyacağız. Şimdi Trump’la ilgili niye böyle söyledi. Yahu şimdi biz ne diyeceğiz ? Türkiye’nin Cumhurbaşkanı ABD yönetimi PKK’nın uzantısı PYD’ye, YPG’ye tır tır silah gönderirken Sayın Trump bu silahları niye gönderiyorsun diye sormayacak mı? Aramız bozuluyor diye çekinecek, korkacak mı? Öyle bir şey olur mu? Elbette hukukunu koruyacağız” dedi.

    “Zarrab davası FETÖ kumpasıdır”

    ABD’deki Rıza Zarrab davasına da değinen Bozdağ, “Amerika’da devam eden bir dava var. Şimdi Zarrab davası deniyor, görülüyor. Çok net bir şekilde bakın son ifadeler de çıktı ortaya, 17 Aralık soruşturmasını yürüten FETÖ’cü terörist, orada ‘belgeleri ben getirdim kağıt parçalarını’ diyor, tanıklık yapıyor. Bir, şimdi orada bir bankacı FETÖ’cü firari, oradaki rapor denen bir kağıt parçasında imzası var, o da tanık orada. Şimdi FETÖ’nün finans desteği verdiği bir STK da bilirkişi atandı, o da resmi bilirkişi orada ve yargılamayı yapan yargıç 2014 Mayıs ayında Türkiye’ye getirildi FETÖ’cüler tarafından 17-25 Aralık sürecine destek vermek için, burada açıklama yaptı, hakim de o. Zarrab ceza tehdidiyle veya çıkma ümidi ile baskılandı, iftiracı olmaya zorlandı ve şimdi burada bakın böyle bir yargılama yapılıyor. Şimdi burada adalet çıkar mı? FETÖ’cülerin lojistiğini, tanıklığını yaptığı, desteklediklerinin bilirkişi, hakim oldukları bir karar Türkiye’yi mahkum edemez ve burada bitmemiş bir komployu Amerika’da tamamlamaları mümkün değildir. Bu bir kumpastır ve burada olup bitenlerin tamamı Türkiye’de savcılıklar tarafından soruşturuldu, Meclis tarafından soruşturuldu ve kararlar verildi. Yeni bir şey de hiç yok. İftiralar var, yalanlar var, bu iftiralarla, yalanlarla Türkiye’yi yormaya kimsenin hakkı yoktur, olmayacaktır da. Bunlarla ilgili bizim duruşumuz çok nettir, bundan sonra da duruşumuzu milletten yana muhafaza etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “MİT darbenin başarısızlığında önemli rol oynadı”

    Bekir Bozdağ, “Milli İstihbarat Teşkilatı ülkemizin güvenliği, bekası ile ilgili çok önemli görevler yapıyor. Hem de canı pahasına yapıyorlar. Burada onları eleştirmek çok kolay bu kırmızı koltuklarda. Ama MİT’in içerisinde milletimizin ve devletimizin bekası için canı pahasına gece gündüz mücadele eden kahramanlar var. Ben o kahramanları da buradan saygı ile selamlıyorum. Bunların içinde yanlış yapan olabilir mi? Olabilir. Her yerde olduğu gibi. Onlara da elbette bunun hesabı soruluyor, sorulacaktır da. MİT’in bağlılığı başbakanaydı, cumhurbaşkanına değiştirildi. MİT şimdi elde ettiği istihbaratı cumhurbaşkanına, başbakana, ilgili bakanlara, genelkurmay başkanına ve gerekli gördüğü kurumlara iletiyor. Yine hem cumhurbaşkanının hem Bakanlar Kurulunun ülkenin dış ve iç güvenliği ile ilgili ve terörle ilgili verdiği görevleri yerine getiriyor. MİT bir kişi ile irtibatlı çalışmıyor. Devletin bütün organlarıyla, bütün kurumlarıyla hükümetiyle, genelkurmayıyla, cumhurbaşkanıyla irtibatlı çalışıyor. Başbakan ile irtibatlı çalışınca tek adam olmuyor, cumhurbaşkanı ile irtibatlı çalışınca tek adam oluyor. Böyle bir şey olur mu? Olur mu? Bakın darbe teşebbüsü ile ilgili ne söylüyorum. Elbette burada MİT’e dönük çok eleştiriler var. Benimde eleştirilerim var. Ama şunu da söylemek lazım. Bundan önceki darbeler hep uykuda yakalandı. O zaman MİT müsteşarları vardı, MİT vardı. Darbecilerle beraber sessiz sakin darbeyi nasıl başarırız, ama darbe başarılamadı. Başaramadılar. MİT eksiğiyle, gediğiyle bu darbenin başarısızlığında en önemli rollerden birini oynadı. Bu hakkı da hepimizin teslim etmesi lazım. Canlarını bu ülke için feda eden insanları burada hırpalamak bu millete de, bu devlete de, bize de fayda vermez. Onlar davul zurnayla iş yapmazlar. Gizliliğe riayet etmek onların hepsinin görevidir. Milletin devletin hukukunu canı pahasına koruyan bu kahramanlara karşı hepimizin saygı diliyle hareket etmesi son derece önemlidir” dedi.