Etiket: Bedel

  • Kılıçdaroğlu: “Bir bedel ödenecekse önce CHP milletvekilleri ödeyecek”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Terörden dolayı bir yılda binden fazla insan hayatını kaybetti. Şehirlerin göbeğinde onlarca yüzlerce insanımız hayatını kaybederken sorumlusu yok. CHP’ye oy vermeyen vatandaşlara sesleniyorum. Elini vicdanına koy sorun bunun sorumlusu kim diye” dedi.

    CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinin toplam tutarı 450 milyon lira olan 45 eserinin açılışı ve temel atma törenine katıldı. Tekirdağ Atatürk Kapalı Spor Salonunda düzenlenen açılış ve temel atma törenine Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat, Marmaraereğlisi Belediye Başkanı İbrahim Uyan, Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ) Genel Müdürü Dr. Şafak Başa, CHP’li milletvekilleri, Tekirdağ’ın diğer ilçe belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Açılış öncesi konuşan Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin tam anlamıyla aydınlanmadığını öne sürerek, “15 Temmuz gecesi linç edilen askerlerin hesabını soracağız. 15 Temmuz’dan sonra Saray’a çıktım orada da söyledim. Bana hesabını soracaklarını söylediler ama sormadılar. Buradan söylüyorum askerlerimizin hakkını soracağız. 15 Temmuz darbe girişimi tam anlamıyla aydınlanmış değil. Daha önce sorduk öncesinde bu darbe girişiminden haberiniz var mıydı? Bu sorunun cevabını bekliyoruz. Sormuştum bu Adil Öksüz kimdir diye askeri birliğin içinde yakalandı. Herkese kelepçe takılırken ona takılmıyor. Herkesin telefonu alınırken, onunki alınmıyor. GPS cihazı ile iki telefonuyla birlikte salıveriliyor. Kim bu Adil Öksüz. OHAL’ı ilan ettiler ve OHAL üzerinden anayasayı değiştirmek istiyorlar. Rejimi değiştirmek istiyorlar. Bütün yetkileri bir kişiye vermek istiyorlar. Bu anayasa değişikliği ihanettir. Bütün yetkileri bir kişiye vermek istiyorlar. ’Ey CHP sen neden buna destek vermedin’ diyorlar. Bu proje bu anayasa değişikliği Türkiye Cumhuriyeti tarihine ihanettir. Bu anayasa değişikliği parlamento geleneğine ihanettir. Bir vesayetten kurtarıyorsun daha ağır bir vesayetin içine koyuyorsun. Pazartesiden itibaren parlamentoyu izleyin. Başkanlık gelirse her şey düzelir diyorlar iki yılda ne düzeldi. Terör mü azaldı, TL değer mi kazandı, işsizlik mi azaldı? Hayır. Her darbe sonrası darbeciler hukuk değişikliği yaparak kendi geleceklerini güvence altına alırlar. Cumhurbaşkanının tarafsız olması lazım. Anayasa değişikliğiyle hem parti başkanı, hem Cumhurbaşkanı olacak. Seçimde mücadele edeceğiz seçimde tarafsızlığa dair yemin edecek. Rejimi değiştirmek bir kişinin iki dudağı arasında mı? Terörden dolayı bir yılda binden fazla insan hayatını kaybetti. Şehirlerin göbeğinde onlarca yüzlerce insanımız hayatını kaybederken sorumlusu yok. CHP’ye oy vermeyen vatandaşlara sesleniyorum. Elini vicdanına koy sorun bunun sorumlusu kim diye. Şehitlerimiz arasında ayrım yaptılar. 15 Temmuz şehitleri ayrı diğer şehitler ayrı diye ayrım yaptılar. Başbakan Binali Yıldırım’a söylüyorum ayrım olmaz hepsi bu ülkenin şehitleridir. Bunların hepsi bizim şehidimizdir” dedi.

    “Hükümetten açıklama bekliyoruz”

    Kılıçdaroğlu “Fırat Kalkanı operasyonunda bazı askerlerimizin yakıldığı iddiaları var. Hükümetten açıklama istiyoruz dedik ‘Araştırıyoruz’ dediler. 15 gün geçti halen cevap yok. Devletin yetkililerine sesleniyorum. Görüntüler doğru mu açıklama bekliyorum. El Bab’dan sonra bilmem nereye gireceğiz diyorlar. Sakın askerlerimizi oraya göndermeyin. Pazartesi Anayasa teklifinin TBMM Genel kurulunda görüşmeleri başlıyor. Pazartesiden itibaren CHP’nin demokrasiyi korumak için, laikliği savunmak için verdiğimiz mücadeleye tanık olacaksınız. Ülkemiz, bayrağımız, çocuklarımız, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları için bunu yapacağız. Pazartesi açın televizyonları iyi izleyin ve pazartesiden sonra meclisteki mücadelemizi göreceksiniz. Bir bedel ödenecekse önce CHP milletvekilleri ödeyecek” ifadelerini kaydetti.

    Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının ardından, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinin toplam tutarı 450 milyon lira olan 45 eserinin açılışı ve temel atma töreni gerçekleştirildi.

  • Kılıçdaroğlu: “Bağımsız Türkiye İçin Bedel Ödemeye Hazırız”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Korkuyu saraya hapsedeceğiz. Bağımsız, güzel ve özgür Türkiye için bedel ödenecekse ödemeye hazırız” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 26’ncı Dönem 1’inci Yasama Yılı Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı ve Parti Meclisi’ne başkanlık etmek üzere geldiği Antalya’da toplantıların son gününü CHP’li belediyelere ayırdı. Döşemealtı Belediyesi’nin geleneksel güreşlerini izleyen Kılıçdaroğlu, daha sonra Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in 33 projesinin açılışına katıldı. Belediye önündeki törene CHP Genel Başkan Yardımcıları, CHP’li milletvekilleri, CHP’li belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kılıçdaroğlu, kendisi için ayrılan yerde eski CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile yan yana oturdu.

    Kılıçdaroğlu konuşmak için kürsüye çıktığında alanda bulunan bir grup genç, “Sarayın korkusu Kılıçdaroğlu” sloganı attı. Slogana kayıtsız kalmayan Kılıçdaroğlu, gençlere “Korkuyu saraya hapsedeceğiz. Bağımsız güzel ve özgür Türkiye için bedel ödenecekse ödemeye hazırız” dedi.

    Antalyalılar’ın çok şanslı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, CHP’nin yerel yönetimlerde insan haklarına ve insana saygılı bir biçimde çalıştıklarını kaydetti. CHP’li belediyelerde rantın olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Biz insana insan olarak bakarız, insanların sorunlarını çözmek isteriz. Yerel yönetim bizim işimiz. Gidin İstanbul’a, gidin İzmir’e eğer bir yerde sosyal demokrat belediye varsa halkın rahat nefes aldığını görürsünüz. Parkları vardır, rant amacıyla yüksek binalar yapılmaz. İnsanlar gezer, sohbet ederler. Bütün alanlar insanlar için yapılmıştır. Biz bütün belediye başkanlarımız ile gurur duyuyoruz” dedi.

    “BELEDİYELERDE ASGARİ ÜCRET BİN 500 TL”

    Seçimler öncesinde asgari ücretin bin 500 TL olacağı yönünde sözlerinin olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, “İktidar olamadık ama yerel yönetimlerde iktidar olduğumuz yerlerde asgari ücreti bin 500 TL yaptık bunu” dedi.

    Kılıçdaroğlu, çöplerden kağıt toplayanlara da değinerek, “Asgari ücreti yaptık ama bir derdimiz daha var. Çöpten kağıt toplayan vatandaşlarımız. Onlar da insanca yaşamalı, sosyal güvenceleri olması lazım. Onlar için de bir proje başlattık. Onlar ile bir toplantı yaptığımızda toplumda kimsenin onları görmediklerini söylediler. Dedim ki toplum sizi 24 saat görüyor, kağıt ve plastik toplarken görüyorlar. Ama sizinle kimse ilgilenmiyor. Sizinle halkın partisi ilgilenecek. Hepinizin sosyal güvencesi olacak ve hepiniz uygarca yaşayacak” diye konuştu.

    “BİRİLERİ HALKA HESAP VERMEYİ ZUL GÖRÜR”

    Kılıçdaroğlu, CHP’li belediyelerin halka her kuruşun hesabını vermek gibi bir görevlerinin olduğunu da belirterek şöyle konuştu:

    “Belediye başkanlarımızın her kuruşun hesabını halka vermek zorunda olduğu gibi bir görevi var. Birileri halka hesap vermez, vermeyi de zul görür. Ama biz halka hesap vermeyi namuslu bir görev biliriz. Halka hesap vereceksin ki güven kazanasın. Hani birileri diyor ya tarih 1919 ile mi başlıyor. Hayır, sen bilemezsin tarih insanlık tarihiyle başlar. İnsanlık tarihini de ancak insan olanlar bilir. 19 Mayıs, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından biridir. O nedenle 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı gururla ve onurla kutlarız. Türkiye Cumhuriyeti gençleri çok önemlidir. Atatürk, Cumhuriyeti sadece gençlere emanet etti. O nedenle gençlerle gurur duyuyoruz. Cumhuriyet insanları birbirlerine kul olmaktan, padişah ve halifeye kul olmaktan çıkardı. Özgür yurttaş yaptı. Atatürk, Cumhuriyetin kimsesizlerin kimsesi ve fazilet olduğunu söyler. Türkiye Cumhuriyeti değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen, edilemeyecek olan demokratik, laik ve sosyal devlettir. Bunun en büyük güvencesi Cumhuriyet Halk Partisi’dir.”

    Kılıçdaroğlu, daha sonra 33 projeyi kurdeleyi keserek toplu olarak açtıktan sonra Belek’teki otele doğru hareket etti.

  • Karaman: “Tüm Maçlara Bedel Bir Karşılaşma Olacak”

    Çaykur Rizespor Teknik Direktörü Hikmet Karaman, Kayserispor maçının diğer maçların sonuçlarına göre ligde oynadıkları tüm maçlara bedel bir karşılaşma olabileceğini söyledi.

    Çaykur Rizespor, lige verilen arada geçtiğimiz cumartesi akşamı İstanbul’da Beşiktaş karşısında oynadığı hazırlık maçının ardından Rize’ye dönerek, Kayserispor maçının hazırlıklarına başladı.

    Yeşil-mavili ekip Çaykur Rizespor Tesisleri’nde, Teknik Direktör Hikmet Karaman yönetiminde bugün tek antrenman yaptı. Yağmur altındaki idmana, lige verilen arayı dinlenmek üzere Brüksel’de geçiren ve patlamanın olduğu sırada havalimanında bulunan Teddy de katıldı.

    “BEŞİKTAŞ HAZIRLIK MAÇI OLUMLU OLDU”

    Antrenman öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Karaman, Beşiktaş ile oynadıkları hazırlık maçının her açıdan olumlu olduğunu ifade ederek, “Beşiktaş ile oynadığımız hazırlık maçı, maç eksiklikleri bulunan arkadaşlarımızın bu eksiklerini gidermesi açısından olumlu oldu. Gençleri götürmüştük. Uzun zamandır bu kadar kalabalık bir genç grubu ile oynamamıştık. Hem altyapıdaki bu oyuncularımız hem de hocalarımıza moral ve motivasyon açısından olumlu oldu. Kendi aralarındaki motivasyonun yükselmesi açısından da önemliydi” dedi.

    KAYSERİ KARŞISINDA TAM KADRO

    Karaman, Kayserispor maçına kadar sakatlıkların düzeleceğine inandığını belirterek, “Pazartesi günü çok önemli bir Kayserispor maçına çıkacağız. Çalışmalarımız kadro eksikliği ile devam ediyor. Sakatlıkların yanında bir hastalık bela oldu. Grip salgını var. Tüm takımda varmış. Maça giderken Ümit grip olmuştu. Maçta da Sercan rahatsızlandı. Maçtan aldık soyunma odasında serum taktık. Sakat olan diğer arkadaşlar düzelmeye başladı. Pazartesi gününe kadar tüm ekip herhalde hazır olur” şeklinde konuştu.

    “TÜM LİG MAÇLARINA BEDEL BİR KARŞILAŞMA OLACAK”

    Karaman, Kayserispor ile oynayacakları maçın tüm lig maçlarına bedel bir karşılaşma olabileceğini ifade ederek, “Orada alacağımız galibiyet belki de ligdeki tüm maçlara bedel olacak. Öyle bir maç. Biz Rizespor olarak gücümüzün ne olduğunu, ilk devreyi bitirdiğimiz puanın ne olduğunu pazartesi günü çıkıp çatır çatır göstermek zorundayız. Bu kadar basit” diye konuştu.

  • Aksoy: “28 Şubat Zulmünü Ve Bedel Ödetenleri Unutmayacak, Unutturmayacağız”

    Eğitim-Bir-Sen Aydın Şube Başkanı Tevfik Aksoy, “28 Şubat zulmünü ve bedel ödetenleri unutmayacak, unutturmayacağız” dedi.

    28 Şubat’ın yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yapan Tevfik Aksoy, “Türkiye’nin yakın tarihinde siyasal ve sosyo-ekonomik bakımdan en acımasız sonuçlar doğuran olaylardan biri olan ‘28 Şubat postmodern darbesinin üzerinden 19. yıl geçti. Siyasi geçmişimizde ve literatürümüzde eşsiz acılar ve zulüm karşılığıyla yer alan 28 Şubat, aklımızı, ruhumuzu donduran soğuğuyla hatırlanacaktır. 28 Şubat, asıl operasyon merkezi dışarıda olan odakların hainlik ve alçaklıkta sınır tanımayan ahlaksız, acımasız, duygusuz yerli iş birlikçileri aracılığıyla millet iradesine yapılan iğrenç bir darbedir. Çünkü millete kurulan tuzak, yapılan komplo ve kuşatma doğrudan maddi-manevi varlığımızı, ilim ve irfanımızı, ahlâk ve maneviyatımızı, yaşama tarzımızı hedef almıştır. Devleti ve milletiyle ülkemiz, tüm hatlardan uçuruma itilmiştir. Halk iradesiyle iktidar olamayanlar, 60, 71 ve 80 darbelerinde olduğu gibi, kirli planlarını uygulamak için yönetimi silah zoruyla gasp etme yolunu denemiş, emellerine ulaşmada bir ölçüde başarılı da olmuştur. Atatürkçülük, ilericilik, çağdaşlık yalanı ve perdesi arkasından sürdürdükleri planlarıyla bir şekilde halkını susturdukları, siyasetçisini sindirdikleri ülkeyi yağmalamışlardır” dedi.

    “28 Şubat süreciyle, milletin özgür iradesinin iş başına getirdiği 54. Hükümet, irtica gibi kaba, sıradan, gülünç bir gerekçe ve militarist baskıyla görevden uzaklaştırılmıştır” diyen Aksoy, sözlerini şöyle tamamladı: “Denk bütçe, havuz sistemi, değişen pozisyonlara göre emekçi ve emeklilere yüzde 100’lerden yüzde 300’lere varan zam, yatırım programları gibi konularda hızlı atılımlar yapılıyorken önü kesilen Türkiye, hızla siyasi, ekonomik kriz ortamına sokulmuş, kısa zamanda bankaların içi boşaltılmış, çalışanların maaşını bile ödeyemeyecek duruma gelmesi gibi sebeplerle IMF’den borç ve kredi istemek durumunda bırakılmıştır. Kimi yüksek rütbeli paşalar, batırılan ya da hortumlanan bankaların, holdinglerin yönetim kurullarında yüklü maaşlarla istihdam edilmiş, yerli sermaye hızla yurt dışına çıkmaya başlamış; ekonomi, para, faiz, döviz, enflasyon ve zam sarmalında savrulmuş, reel anlamda yüzde 100’leri aşan devalüasyonla ülke zenginliği bir gecede yarıya inmiştir. Gecelik yüzde 7500’lere varan faiz oranları, hızla artan ve toplanan tüm vergi gelirler ödense bile karşılanamayan borç stokları, bunaltan zamlar, üretimde ve piyasalarda durgunluk, iflaslar, esnaf yürüyüşleri, Türkiye’nin peş peşe ortalama yüzde 10 seviyelerinde küçülmesi, tamtakır bırakılan hazine… Bütün bu olanlar ‘Çağdaş Türkiye’ göz boyamasıyla yapılan 28 Şubat askeri vesayet rejiminin sonuçlarından sadece birkaçı. Siyasi, sosyal, kültürel alanda yapılan tahribat daha derin ve yıkıcı olmuştur. Hükümet düşürülmüş, siyasi partiler kapatılmış, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan başta olmak üzere, birçok siyasetçinin siyaset yapması yasaklanmış, hâkim ve savcılar hizaya sokulmuş, andıçlarla gazeteciler, yazarlar fişlenmiş, gazetelerin haber ve manşetleri darbe karargâhında üretilmiştir, ‘Batı Çalışma Grubu’ ile gerçek bir toplum mühendisliği yapılmış, oluşturulan algılarla toplum yönetilmek ve yönlendirilmek istenmiştir. İnsanlar hedef gösterilmiş, faili meçhuller artmış, kılık ve kıyafete yönelik yasaklarla genç kızların eğitim umudu turnikelere sıkıştırılmış, namaz ve oruç gibi doğrudan İslâmi hayatın asıl ritüellerine izin verilmemiş, bu gerekçelerle insanlar işlerinden, okullarından sorgusuz sualsiz atılmış, kazanılmış hakları gasp edilmiş, Kur’an kursları kapatılmış, yaş sınırlamasıyla hafızlık çalışmaları fiilen imkânsız hale getirilmiş, daha da önemlisi, kesintisiz sekiz yıllık zorunlu eğitime ve korkunç haksızlıklara yol açacak katsayı uygulamasına geçilerek, imam hatipler ve meslek liseleri neredeyse bütünüyle kapanacak duruma getirilmiştir. Yüz binlerce insanımızı mağdur eden 28 Şubat postmodern darbesi, her eve ateş, her göze yaş düşürmüştür. Milletin, servetinden de önce umudu, hayali, amacı çalınmıştır. Ve bu çağdaş Türkiye tablosunun bin yıl süreceği söylenmiştir. Yaşanan bunca kâbus ve kaos, yapanlar için sevinç ve mutluluk kaynağı olabilmiştir. Onun için, söz konusu süreçte zulüm yapanları, bedel ödetenleri, insanların umutlarını çalanları, haklarını gasbedenleri hiçbir zaman unutmayacak ve unutturmayacağız. İnanç ve özgürlüğü temel karakter edinmiş milletimizin sabır ve kararlılıkla gösterdiği direnç sonrasında, bin yıl sürmesi planlanan kuşatma, daha on yıl bile geçmeden paramparça olmuş, planlar, yapanların başına geçirilmiştir. Bütün acı tecrübelere, yıkımlara rağmen bugün bile aynı jakobenliğin değişik versiyonlarını sahneleme heveslilerinin olması demokratik kazanımlar adına talihsizliktir. Bazı siyasetçilerin ve aydınların hâlâ darbeleri iyi ve kötü diye ayırma bahtsızlığından zihnini kurtaramadıklarını gözlemlemek üzücüdür. Oysa darbe, anayasal suçtur. Millet iradesine haksızlıktır, zulümdür. İrademize sahip çıkmak, teslim olmamanın, özgür kalmanın ve kendimize saygının ilk aşamasıdır. İradesinin çalınmasına göz yuman toplum, haksızlıklardan yakınma imkânını kendi eli ve isteğiyle terk etmiş demektir. Bu vesileyle bir kez daha, ne olursa olsun, demokratik kazanımlardan taviz vermemek gerektiğini değere dönüştürmek durumdayız. Gelinen noktada, demokratik, sivil ve özgürlükçü yeni anayasanın daha fazla zaman geçirilmeden yapılması elzemdir. Çerçevesini temel insan hak ve özgürlüklerinin çizdiği, ideolojik ön kabullerden arındırılmış, en geniş toplumsal uzlaşmayı temsil edecek ve bireyin devlete karşı özgürlüklerinin genişletilmesini sağlayacak yeni bir anayasa yazılmalıdır. Eğitim-Bir-Sen olarak, milletimizin ve ülkemizin gelişmesini ve kalkınmasını geciktiren, her alanda mağduriyetlere ve travmalara neden olan 28 Şubat sürecinde rol alanları kınıyor, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenleri, masum insanlara zulmedenleri lanetliyor; her konuda evrensel standartlara ulaşmış bir ülke ve gelecek diliyoruz”

  • Eğitim Bir Sen Edirne Şubesi Başkanı Dalgıç: “Bedel Ödetenleri Unutmayacak, Unutturmayacağız”

    Eğitim Bir-Sen Edirne Şube Başkanı Erdinç Dalgıç 28 Şubat postmodern darbesinin 19. yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada, “28 Şubat zulmünü ve bedel ödetenleri unutmayacak, unutturmayacağız” dedi.

    Eğitim Bir-Sen Edirne Şube Başkanı Erdinç Dalgıç, 28 Şubat sürecinin 19’uncu yıldönümü sebebiyle basın açıklaması yaptı. Türkiye’nin yakın tarihinde siyasal ve sosyo-ekonomik bakımdan acımasız sonuçlar doğurduğunu kaydeden Dalgıç, “Olaylardan biri olan ‘28 Şubat postmodern darbesinin üzerinden 19 yıl geçti. Siyasi geçmişimizde ve literatürümüzde eşsiz acılar ve zulüm karşılığıyla yer alan 28 Şubat, aklımızı, ruhumuzu donduran soğuğuyla hatırlanacaktır. 28 Şubat, asıl operasyon merkezi dışarıda olan odakların hainlik ve alçaklıkta sınır tanımayan ahlaksız, acımasız, duygusuz yerli iş birlikçileri aracılığıyla millet iradesine yapılan iğrenç bir darbedir. Çünkü millete kurulan tuzak, yapılan komplo ve kuşatma doğrudan maddi-manevi varlığımızı, ilim ve irfanımızı, ahlâk ve maneviyatımızı, yaşama tarzımızı hedef almıştır. Devleti ve milletiyle ülkemiz, tüm hatlardan uçuruma itilmiştir. Halk iradesiyle iktidar olamayanlar, 60, 71 ve 80 darbelerinde olduğu gibi, kirli planlarını uygulamak için yönetimi silah zoruyla gasp etme yolunu denemiş, emellerine ulaşmada bir ölçüde başarılı da olmuştur. Atatürkçülük, ilericilik, çağdaşlık yalanı ve perdesi arkasından sürdürdükleri planlarıyla bir şekilde halkını susturdukları, siyasetçisini sindirdikleri ülkeyi yağmalamışlardır” şeklinde konuştu” şeklinde konuştu.

    Eğitim Bir Sen Edirne Şube Başkanı Dalgıç, “Yüz binlerce insanımızı mağdur eden 28 Şubat post-modern darbesi, her eve ateş, her göze yaş düşürmüştür. Milletin, servetinden de önce umudu, hayali, amacı çalınmıştır. Bu çağdaş Türkiye tablosunun bin yıl süreceği söylenmiştir. Yaşanan bunca kâbus ve kaos, yapanlar için sevinç ve mutluluk kaynağı olabilmiştir. Onun için, söz konusu süreçte zulüm yapanları, bedel ödetenleri, insanların umutlarını çalanları, haklarını gasp edenleri hiçbir zaman unutmayacak ve unutturmayacağız. İnanç ve özgürlüğü temel karakter edinmiş milletimizin sabır ve kararlılıkla gösterdiği direnç sonrasında, bin yıl sürmesi planlanan kuşatma, daha on yıl bile geçmeden paramparça olmuş, planlar, yapanların başına geçirilmiştir. Gelinen noktada, demokratik, sivil ve özgürlükçü yeni Anayasanın daha fazla zaman geçirilmeden yapılması elzemdir. Çerçevesini temel insan hak ve özgürlüklerinin çizdiği, ideolojik ön kabullerden arındırılmış, en geniş toplumsal uzlaşmayı temsil edecek ve bireyin devlete karşı özgürlüklerinin genişletilmesini sağlayacak yeni bir anayasa yazılmalıdır. Eğitim-Bir-Sen olarak, milletimizin ve ülkemizin gelişmesini ve kalkınmasını geciktiren, her alanda mağduriyetlere ve travmalara neden olan 28 Şubat sürecinde rol alanları kınıyor, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenleri, masum insanlara zulmedenleri lanetliyor, her konuda evrensel standartlara ulaşmış bir ülke ve gelecek diliyoruz” ifadelerine yer verdi.