Etiket: Bebeklerde

  • Bebeklerde biberon çürüğüne

    Dt. Zafer Kazak, bebek ve çocuklarda görülen genellikle üst ön grup dişlerin diş etine yakın yüzeylerinde tebeşirimsi, beyaz nokta şeklinde başlayıp kısa sürede ilerleyen çürük tipine erken çocukluk dönemi çürüğü ya da halk arasında biberon çürüğü denmekte olduğunu ifade ederek, “Eğer anne ve baba tarafından zamanında fark edilmezse kısa sürede pek çok dişi etkileyen bir tablo ile karşı karşıya kalabilmekteyiz.” dedi.

    Erken çocukluk dönemi çürüğünün oluşmasında en büyük sebebin uygun olmayan beslenme şekli olduğunu kaydeden Dt. Zafer Kazak, “Hem anne sütü hem de inek sütü şeker içermektedir. Özellikle gece yatmadan önce ya da uyku sırasında verilen süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir.” diye konuştu.

    Dt. Zafer Kazak, biberon çürüğünden korunma yöntemleri hakkında şu bilgileri verdi:

    “1. Biberon çürüğünün erken dönemde teşhis edilmesi ve ne gibi önlemler alınması konusunda bilgi edinmek için bebeğinizi mutlaka bir yaşından önde pedodontiste götürünüz.

    2. Bebeğinizin gece ağzında biberonla uykuya dalma alışkanlığından vazgeçirin.

    3. Dişleri sürmeye başladıktan sonra beslenme sonrası mutlaka dişlerini temiz bir tülbent (gazlı bez) ya da parmak fırça ile silerek temizleyiniz

    4. Eğer beslenme sonrası bebeğinizin dişlerinin temizliğini gerçekleştiremiyorsanız mutlaka su içirin.

    5. Bebeğinizin biberondaki sütüne bal, reçel, pekmez gibi yüksek şeker içerikli besinler eklemeyiniz.

    6. Emzik kullanıyorsanız kesinlikle emziği şeker içeren gıdalara batırmayınız.

    7. Bebeğinizin, karbonhidrat içerikli sıvı ile dolu biberonla uyumasına izin vermeyin. Sadece su ile yatmasın da bir sakınca yoktur.

    8. Bebeğinizi, doktorunuz ile de görüştükten sonra, 12-14 aylıkken biberondan uzaklaştırın.

    9. Gün boyunca bebeğinizin rahatlaması için su dışında başka bir sıvı ile dolu biberon kullanmasına izin vermeyin.

    10. Bebeğinizin ilk dişi çıktığında en kısa sürede diş hekiminizi ziyaret etmelisiniz.

    11. Bebeğinize bir yaşından itibaren bardakla içmeyi öğretmelisiniz.

    12. Bebeğinizin yeterli miktarda fluorid aldığından emin olmalısınız. Şehrinizdeki içme sularında fluor bulunmuyorsa diş hekiminize fluorid destekleri konusunda danışabilirsiniz”.

  • Bebeklerde ’Spina Bifida’ya Dikkat

    Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Neşe Özkayın, ’Spina Bifida’ hastalığının bebeklerde, ayakta duyu kusuru, felç, idrar kaçırma, idrar fonksiyon bozuklukları gibi sorunlara neden olduğunu söyledi.

    Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Neşe Özkayın, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekimlik toplantı salonunda ’Spina Bifida’ hastalığı hakkında bilgi verdi.

    Spina Bifidanın, gebeliğin erken döneminde kapanması gereken omuriliği kaplayan zarın kapanmaması olduğunu ve üç tipinin görüldüğünü söyleyen Özkayın, hastalığın birçok sistemi ilgilendiren sorunlara neden olabildiğini belirtti. Doç. Dr. Özkayın, sorunların ayakta duyu kusuru, felç, idrar kaçırma, idrar fonksiyon bozuklukları olduğunu ifade etti.

    Hastalığın nedeninin henüz bilinmediğini vurgulayan Doç. Dr. Özkayın, bilinen en önemli risk faktörünün annedeki folik asit eksikliği olduğunu söyledi. Özkayın, basın mensuplarını, hastalık konusunda duyarlılığın arttırılması ve akademisyenlerin bilimsel çalışmalarının duyurulması amacıyla düzenleyecekleri ’Spina Bifida Kongresi’ hakkında bilgilendirdi. Konferansa özellikle Spina Bifidalı çocukların ailelerinin katılımlarını beklediklerini sözlerine ekledi.

  • Hamile Ve Bebeklerde Medikal Masajın Önemi

    Özel Ümit Hastanesi Medikal Masöz Özlem Ok, hamileler ve bebeklere yapılan özel medikal masajın faydaları hakkında bilgi verdi.

    Özlem Ok, medikal masajın gebelikte anne adayını rahatlattığını söyleyerek, bebeğe yapılan masajın ise birçok olumlu etkisi olduğunu belirtti. Medikal Masöz Özlem Ok, hamileler için gerçekleştirilen medikal masajı şöyle anlattı:

    “Ayaklar, aynı zamanda bedenin tüm bölgelerine, organlarına ve sistemlerine karşılık gelen refleks noktalarına sahip bir organdır. Artık tamamlayıcı tıp el ve ayaklardaki refleks noktalarına uygulanan, bedendeki serbest enerji akışını sağlamak amacıyla kullanılan etkili ve zararsız bir baskı tekniğidir. Refleks noktalarına basınç uygulanmasıyla vücuttaki sinirler ve kan dolaşımı uyarılıyor, böylece iyileşme ve fiziksel fonksiyonlarda denge sağlanıyor. El ve ayak bölgelerine yapılan masaj kişinin kendini fiziksel ve ruhsal açıdan iyi hissetmesini sağlıyor.”

    MEDİKAL MASAJIN FAYDASI NEDİR?

    Ok, hamilelik döneminde yapılan medikal masajın anne adaylarına faydalarından şöyle söz etti:

    “Stres ve yorgunluğu azaltıyor. Migren, sabah bulantıları, sırt ve bel ağrıları gibi şikayetleri azaltıyor. Ödem gidermeye katkı sağlıyor. Süt verimi artışını sağlıyor. Ayrıca normal doğum için kasları gevşetmeyi sağlıyor.”

    Bebeğe uygulanan masajın faydalarına da değinen Ok, “Ağlamayı durdurma noktası, gaz çıkarma noktası, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, gevşeme relaksiyon noktası, iştah açma bölgesi, uyku noktası gibi rahatlatıcı noktaları bulunuyor” dedi.

  • Bebeklerde Ağız Bakımı Çok Önemli

    Diş Hekimi A. Doğan Bircan, bebeklerde ağız bakımının son derece önemli olduğunu belirtti.

    Bebeklerde süt dişlerinin bebek 6 aylıkken sürmeye başladığını söyleyen Diş Hekimi A. Doğan Bircan, “Bebek için ağız ve diş bakımı da bu tam da bu süreçte başlamaktadır. Bunun için gazlı bez veya yumuşak bir fırçadan yardım alınarak macun kullanmadan sadece su ile temizliği yapmak gerekmektedir. Fırçanın daha da yumuşaması için birkaç dakika ılık suda bekletilebilir” dedi.

    Anne sütünde bulunan asidin bebeğin dişlerine zarar verebileceği için emzirmeden sonra bebeğin dişlerini muhakkak temizlenmesi gerektiğini ifade eden Diş Hekimi A. Doğan Bircan, “Ebeveynler veya bebekle ilgilenen bakıcıların ağız sağlığı da dolaylı yoldan bebeklerin ağız sağlığını etkilemektedir. Bebekle direkt teması olan kişilerin ağızlarında olası bir enfeksiyon durumunda bağışıklık sistemi henüz tam olarak gelişememiş bebeklerde enfeksiyonun bulaşma riski mevcuttur. Bu sebepten bebeğin bakımıyla sorumlu kişilerin bulaşmayı en aza indirgemek için kendi ağız ve diş sağlığına kesin özen göstermeleri gerekmektedir. Çocukların yemeklerini tatmak ya da sıcaklığını kontrol etmek için kaşıklarının ebeveyn veya bakıcılar tarafından kullanılması ya da yemekleri soğutmak için üflenmesi bulaşmaya sebep olabilir. Ayrıca sıklıkla çocukların dişlerinde oluşabilecek beyaz, siyah ve kahverengi lekelerin kontrol edilmesi gerekmektedir” diye konuştu.

    Bebeklerde diş çıkarma sürecinde uyku düzeninde bozukluk, huysuzluk, huzursuzluk, eline aldığı her şeyi ağzına götürme, ağız çevresinde döküntü, tükürükte artış ve ateş gibi belirtiler görülebileceğini söyleyen Diş Hekimi A. Doğan Bircan, “Diş çıkarma esnasında görülen bu problemleri nasıl azaltabiliriz? Kaşınmış dişetine yıkanmış nemli ellerle parmak basıncıyla masaj yapılabilir ve bu sırada gazlı bez de kullanılabilir. Meyve filesi içine havuç koyarak hem havuç suyunu içmesi hem de kaşıntı hissinin geçmesi sağlanabilir. İçinde sıvı olan ve soğutulan dişeti kaşıyıcıları bu dönemde faydalı olacaktır. Huzursuzluk ve uykusuzluk aşırı olursa çocuk doktorunuza danışarak parasetamol içeren bir ağrı kesici kullandırabilirsiniz. Mama ile beslenen çocuklarda anne sütü ile beslenen çocuklara göre çürük görülme riski daha fazladır. Çünkü hazır mamalar anne sütüne oranla daha karyojeniktir. Bu yüzden mama ile beslenen çocuklarda beslenme sonrası ağız bakımına daha fazla önem gösterilmelidir. İlk süt dişi bebek altı aylıkken çıkmaya başlar ve yirmi adet süt dişinin tamamlanması bebek üç yaşına gelince sonlanır. Süt dişlerinin erken veya geç çıkması endişelenecek bir durum değildir” şeklinde konuştu.

  • Bebeklerde Göz Kaymasına Dikkat

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr.Şeyda Atabay, bebeklerde göz kaymasına dikkat edilmesi gerektiğin söyledi.

    Bebeklerde göz kayması çok önemli bir durum olduğunu belirten Op.Dr.Şeyda Atabay, “Genelde görmeyen göz kayar. Bir gözün görmesinde özellikle erken çocukluk döneminde bozulma meydana gelirse genelde o gözde kayma oluşur. Bu durum bazen aileleri uyarması ve erken tedavi olanağı konusunda uyarıcı ve faydalı olabilmektedir” dedi.

    Özellikle bebeklik döneminde göz kaymasına neden olabilecek nedenlerin başında yüksek hipermetropi geldiğini ifade eden Op.Dr.Şeyda Atabay, “Ve iki gözü birlikte odaklamayı başaramayan gözde kayma gelişir. Bu durum göz tembelliği ile neticelenir. Bazen kayma bir gözde olurken, bazı durumlarda her iki gözde de olabilmektedir. Genelde daha iyi gören göz tercih edilendir. Yeni doğan kataraktları kayma oluşturmadan önce genelde verdiği beyaz refle sayesinde tanınabilir ancak tanı konulmadığında ileri dönemlerde kayma nedeni olabilmektedir. Bir diğer konu göz arkası problemleridir. Bunlar içinde göz tümörleri önemli bir yer işgal etmektedir. Çocuklardaki göz tümörleri hızlı başlangıçlı olabilmekte ve gözde beyaz refleye neden olmaktadır. Özelikle fotoğraf çekimlerinde karşılaşılan göz bebeğindeki kırmızı refle normal iken, beyaz refle görülmesi anormal bir durum olarak kabul edilmektedir.

    Bebeklerde kayma tedavilerinde ilk yapılacak olan sebebin tespitidir. Öncelikle sebebi ortadan kaldırdığımızda sorun düzelebilmektedir ancak bebeklerde bu durum sıkıntılı bir sürece de neden olabilmektedir. İlk 9 yaşa kadar göz hastalıkları açısından çocuğa yapılan yatırım çok önemlidir. Bu dönemde tedavi edilemeyen pek çok hastalık daha ileri yaşlarda tedavi edilemezken, işlevsel yetersizliklere neden olabilmektedir” diye konuştu.