Etiket: Bebeklerde

  • Bebeklerde huzursuzluk pişik habercisi olabilir

    Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Bölümü’nden Uzm. Dr. Seda Özer, bebeklerde sık görülen pişik sorunu hakkında konuştu.

    Pişik olan bebekte huzursuzluk gözlendiğini belirten Uzm. Dr. Özer, ailelere uyarılarda bulundu. Pişiğin, bebeklik döneminin en sık karşılaşılan sağlık problemlerinden biri olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Seda Özer, “1 yaş altı bebekler, en az bir kez pişik sorunu yaşar. Pişik, derinin koruyucu bariyerinin bozulması yani derinin tahriş olmasından kaynaklanır. Bu tahrişin sebebi, bölgenin fazla nemli kalması ve bez bölgesindeki deriye temas eden kimyasal içerikli ıslak mendiller, sert sabunlar, doğrudan idrar ya da dışkının içerdiği maddeler olarak sıralayabiliriz” dedi.

    “Beslenme düzenindeki değişiklikler de sebep olabilir”

    Alt temizliğinde bebeğin cildine uygun olmayan ürünlerin kullanılmasının sakıncalarından bahseden Uzm. Dr. Seda Özer, “Islak mendiller, sert sabunlar ve deterjanlar gibi kimyasal içerikli hijyen maddeleri pişiğe sebep olmaktadır. Ayrıca bebeğin alt bezinin sık değiştirilmemesi, beslenme düzenindeki değişiklikler, ishal hali, anne sütünden mamaya ya da ek gıdalara geçiş dönemi, idrar ve dışkının yapısında değişiklikler de pişiğe yol açabilir” şeklinde konuştu.

    “Tedavi edilmeyen pişiklerde mantar enfeksiyonu olabilir”

    Pişik olan bebekte huzursuzluk gözlendiğini belirten Uzm. Dr. Özer, “Pişik bölgesindeki yanma ve kaşıntı hissi bebekte huzursuzluğa sebep olabilir. Bebeğin altının, genellikle bezinin temas ettiği bölgelerle ve daha yoğun olarak idrar ve dışkı temasının olduğu alanlarla sınırlı olmak üzere kızarıklık görülür. Tedavi edilmeyen pişiklerde ikincil bakteriyel ya da mantar enfeksiyonları gelişimi çok sık olur ve pişik görüntü değiştirir” ifadelerini kullandı.

    Pişikten koruma önerileri

    Bebekleri pişikten korumak için ebeveynlere önerilerde bulunan Uzm. Dr. Özer, “Bebek cildi, tahriş edici kimyasal maddelere maruz bırakılmamalı, bebeğin alt temizliği mümkün olduğunca suyla yıkanarak yapılmalıdır. Yıkama esnasında bebek cildine uygun sabun kullanılmalıdır. Bebeğin altı, gerekli sıklıkta değiştirilerek, kuru kalması sağlanmalıdır. Bebeğin kilosuna uygun bez seçilmeli ve cilde sürtünmeyi artırması engellenmelidir” dedi.

    İshal pişiği arttırabilir

    İshal durumlarında pişiğin arttığını söyleyen Uzm. Dr. Seda Özer, “Mümkün olduğunca tek kullanımlık, emiciliği yüksek hijyenik bezler tercih edilmelidir. Bebeğin bez bölgesinin doğrudan güneşle teması önlenmelidir. Enfeksiyondan ya da antibiyotik kullanımından kaynaklanan ishal durumlarında pişik artacağından; bu tür enfeksiyonlara karşı dikkatli olunmalı, enfeksiyon belirtileri fark edildiğinde doktora başvurulmalıdır” diye konuştu.

    Sık bez değişimi önemli

    Pişik tedavisi için önerilerde bulunan Uzm. Dr. Özer, pişik tedavisinde sık bez değişiminin ana kural olduğunu hatırlatarak bebeğin altının açık tutulması ve cildin havayla temasının pişik iyileşmesini hızlandırdığını söyledi. Uzm. Dr. Özer sözlerini şöyle tamamladı:

    “Pişikten korunmak için her alt değişiminde cildi koruyucu özelliği bulunan pişik önleyici kremlerden kullanılmalıdır. Bu kremler içinde en güvenilirleri çinko ve vazelin içerikli olanlardır.”

  • Op.Dr. Atabay: “Bebeklerde ilk göz muayenesine dikkat”

    Doğumdan itibaren göz muayenesinin çok önemli olduğunu söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Şeyda Atabay konu hakkında bilgi verdi.

    Op.Dr. Atabay, “Bebekler görmediklerinde daha huzursuz ya da daha tepkisiz olabilirler. Dışardan bakıldığında her şey normal gözükebilir. Ancak mutlaka bir göz doktoru tarafından muayene edilmelidir” dedi.

    “Erken tanı hayat kurtarır”

    Atabay, “İlk muayenenin ilk 6 ay içinde yapılması oldukça önemlidir. Hiçbir hastalığı yakıştıramadığımız bebeklerimizde, yetişkinlerde görülen pek çok hastalık olabilmektedir. Katarakt ve glokom hastalıkları bunlardan sadece bir kaçıdır. Erken tanı hayat kurtarır, erken göz hastalıkları tanısı ve tedavisi bize yeni renkli bir hayatın kapılarını açar. Yeni doğan bebeğinizi hiç bir problem olmasa dahi ilk 6 ay içinde bir kez göz hastalıkları muayenesine götürmenizi ısrarla tavsiye etmekteyiz. Görmeyen göz öğrenemez ve tembel kalır. Erken dönemde tanısı koyduğumuz ve tedavi ettiğimiz pek çok bebeğimiz şimdi görebiliyor. Bebekler görmediklerini anlatamaz, dışarıdan bakınca herhangi sorun gözükmeyebilir.” diye konuştu.

    “1 aylık bebeklerde bile astigmatizma görülür”

    Atabay, “Artık gelişmiş cihazlar sayesinde 1 aylık bebekte bile çok kolay şekilde astigmatizma varlığını, minimal kayma varlığını dahi tespit edebilmekteyiz. Üstelik ona dokunmadan, korkutmadan, damlasız bir şekilde, üstelik o muayene esnasında eğlenirken biz bunu yapıyoruz. İlk 6 ayda ilk göz muayenesini olan bebeğimize 9 yaşına kadar yılda bir göz muayenesi önermekteyiz. Yıllık kontrol yaptıramayan ailelerimize 2. muayenelerini 2,5 yaş civarında ve 3. muayenelerini ise okul öncesi 5 yaş civarlarında önermekteyiz.” ifadelerini kullandı.

  • Psikolog Çakmakcı: “Bebeklerde gelişimsel geriliğe erken müdahale önemli”

    Ülkede binlerce çocuğun, kendilerini yeterince destekleyen koşulların sağlanamaması nedeniyle, gelişimsel potansiyellerine ulaşamadığını söyleyen Uzman Psikolog Didem Çakmakcı, erken müdahale ile sorunların önüne geçmek, gelişimi engelleyen olumsuzlukların yaygınlığını azaltmak ve olası tekrarı azaltmayı amaçladıklarını ifade etti.

    Duyu Evi Fizyoterapi Hizmetleri Uzman Psikolog Didem Çakmakcı her bebeğin kendine özgü bir gelişme hızı olduğunu belirterek, “Bebeklik ve erken çocukluk dönemiyle ilgili çeşitli verilere dayalı belirlenen istatistiklerle bu gelişim için bir ortalama belirlenmiş olsa da bebekten bebeğe farklılıklar gösterir. Gelişimde ağır gittiği düşünülen çoğu bebek, zaman içinde yaşıtlarını yakalar. Önemli olan eğer gelişimsel bir gerilik gözlemlendiyse durumunun mümkün olduğunca erken tespit edilerek, çocuğun ihtiyacı olan eğitim ve tedavinin planlanması ve kendi potansiyelleri çerçevesinde sağlıklı bir sürece yönelmesinin sağlanmasıdır. Erken müdahale çocukların gelişimleri için destekleyici faktörleri arttırmak ve yaşamlarındaki risk faktörlerini azaltmakla mümkün olur.” şeklinde konuştu.

    Erken müdahale programı nedir?

    Erken müdahale programlarının, gelişimsel gerilikler veya sosyal-duygusal-psikolojik sorun davranışlar gözlemlenen altı yaş altındaki çocuklara yönelik bir dizi hizmet olduğunu söyleyen Uzman Psikolog Çakmakcı, “Çocukların dil gelişimi, motor, sosyal, duyusal ve bilişsel gelişim başta olmak üzere farklı gelişim evrelerinde yaş düzeylerinden beklenen performansı tespit etmek için uygulanan çeşitli değerlendirme araçları bulunmaktadır. Erken müdahale, motor gelişim, dil gelişimi, problemleri gibi öğrenmeyi etkileyebilecek sorunları önlemeye yardımcı olur. Özellikle gelişimsel açıdan risk altındaki çocuklara yönelik gelişimsel takip programlarının yapılmasında ve ebeveynlerin bu konuda bilinçlendirilmesi ve yönlendirilmesinde fayda vardır. Gelişim takibi herhangi bir farklılığın tespiti, erken tanı ve rehabilite edilmesi için çok önem taşır.” ifadelerini kullandı.

  • Bebeklerde emzik kullanımına dikkat

    Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, emziğin çocuğun ağzına uygun olması gerektiğini söyleyerek, emzik kullanımında dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı. Dr. Kışlaoğlu, bebeğin uzun süre emzik emmesinin kalıcı yüz bozukluklarına ve kulak, burun, boğaz hastalıklarının sık tekrarlamasına neden olabileceğini belirtti.

    Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, bebeğin çene yapısına uygun emzik alınması gerektiğini ifade ederek, “Tabanı, bebeğinizin emziğini yutmasını engelleyecek şekilde geniş olmalı. Burun deliklerini kapatmamalı. Emziğin tabanı hava akımını sağlayacak şekilde delikli olmalı. Bu delikler, bebeğinizin salyalarının dudak kenarlarını ve çenesini tahriş etmesini önler. Emzik, biberon, diş kaşıyıcıları ve çocuğun kullandığı her türlü eşyalarda BPA (Bisphenol A) ve Pthalates gibi maddeler olmamasına dikkat edilmeli. Bebeğin çene yapısına uygun birkaç emzik alınmalı ve bebek büyüdükçe her 2-3 ayda bir bu emzikler değiştirilmelidir. Silikondan ya da kauçuktan yapılan emzikler kullanılabilir.” dedi.

    1 yaş civarının emzik bıraktırmak için uygun bir zaman olduğunu söyleyen Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, “Bazen istemesek de bu süre 2 -3, hatta 4 yaşına kadar uzayabilir. 2 yaşından sonra emmeye devam etmek üst dişleri öne, alt dişleri arkaya çekerek iki diş arasındaki açıklığı arttırır. ’V’ tipi üst çene darlığını meydana getirerek yüz yapısında bozulmalara neden olabilir. Emzik emme 3- 3,5 yaşına kadar devam ederse bu bozukluklar kalıcı olabilir. Uzun süreli emzik emmek kulak, burun, boğaz hastalıklarının sık tekrarlamasına neden olabilir. Gün boyu ve uzun süreli emzik emmek, özelikle 1 yaşın üzerindeki çocuklarda konuşmayı öğrenmeyi geciktirebilir, konuşmada ve telaffuzda bozukluklara neden olabilir. Sağlıklı bebeklerin dişleri ortalama 6- 7 aylıkken çıkmaya başlar. Diş çıkartma 3- 4 aylıkken de çıkabildiği gibi, 12- 16 ayı da bulabilir. Bu kalıtım ile anne ve babadan geçebilen bir özelliktir. Dişlerin tamamlanması genellikle 27- 29 aya kadar sürer” ifadelerini kullandı.

    Diş çıkartma belirtileri

    Diş çıkarma belirtileri hakkında da bilgi veren Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, “Artan tükürük, uyku düzensizliği, iştahsızlık, gelen giden huzursuzluk, ellerini ısırması, ağız çevresinde hafif döküntü gibi belirtileri vardır. Diş çıkarma belirtileri ve şiddeti bebekten bebeğe değişmekle birlikte diş çıkartırken; ishal, ateş, huzursuzluk, uykusuzluk, ağızda tükürük üretiminin artması, kulaklarını çekiştirme, beslenmeyi istememe, kilo alımının yavaşlaması görülebilir. Diş çıkartma, belirtileri yukarıda sayılanların bir veya birkaçı ile birlikte diş etlerinde kabarma-şişme ve sonrasında dişin uç vererek görünmesidir” dedi.

    Bebeğin bu dönemi rahat geçirebilmesi için ailelerin yapması gerekenler

    Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, “Bebeğinize çiğneyecek bir şeyler verin. Bebeğin çiğneyerek diş etlerini kaşıyabileceği, özellikle soğuk bir muz veya havuç, lastik bir diş halkası gibi şeyler verilebilir. Bebeğinize çiğnemesi için bir şey verdiğiniz zaman akciğerlerine kaçırmaması için mutlaka yanında bulunun ve oturur pozisyonda olmasını sağlayın. Bebeğinizin diş etlerine temiz ve soğuk bezle masaj yapın. Diş etlerini hafifçe uyuşturmak için doktor önerisiyle verilen diş jellerinden beslenme önceleri diş etlerine sürün. Diş kaşıyıcı seçerken ürünün plastik ve boyalı olmamasına dikkat edin. Diş tipine göre çıkış süreleri. Ön santral dişler 6-10 ay, lateral (yan diş) 9-12. Ay, kanin (köpek dişi) 15-21 ay, birinci azılar 13-18. ay, ikinci azılar 24-33. ay olarak değişebilir” şeklinde konuştu.

  • Hazır mamalar bebeklerde diş çürüğü yapıyor

    Diş Hekimi A.Doğan Bircan, hazır mamaların bebeklerde diş çürüğü yaptığı söyledi.

    Bebeklerde süt dişlerinin, bebek 6 aylıkken çıkmaya başladığını belirten Diş Hekimi A.Doğan Bircan, “Bebek için ağız ve diş bakımı da bu tam da bu süreçte başlamaktadır. Bunun için gazlı bez veya yumuşak bir fırçadan yardım alınarak macun kullanmadan sadece su ile temizliği yapmak gerekmektedir. Fırçanın daha da yumuşaması için birkaç dakika ılık suda bekletilebilir” dedi.

    Anne sütünde bulunan asit bebeğin dişlerine zarar verebileceği için emzirmeden sonra bebeğin dişlerini muhakkak temizlemek gerektiğini anlatan Diş Hekimi A.Doğan Bircan, “Ebeveynler veya bebekle ilgilenen bakıcıların ağız sağlığı da dolaylı yoldan bebeklerin ağız sağlığını etkilemektedir. Bebekle direk teması olan kişilerin ağızlarında olası bir enfeksiyon durumunda bağışıklık sistemi henüz tam olarak gelişememiş bebeklerde enfeksiyonun bulaşma riski mevcuttur. Bu sebepten bebeğin bakımıyla sorumlu kişilerin bulaşmayı en aza indirgemek için kendi ağız ve diş sağlığına kesin özen göstermeleri gerekmektedir. Çocukların yemeklerini tatmak ya da sıcaklığını kontrol etmek için kaşıklarının ebeveyn veya bakıcılar tarafından kullanılması ya da yemekleri soğutmak için üflenmesi bulaşmaya sebep olabilir. Ayrıca sıklıkla çocukların dişlerinde oluşabilecek beyaz, siyah ve kahverengi lekelerin kontrol edilmesi gerekmektedir” dedi.

    Bebeklerde diş çıkarma sürecinde; uyku düzeninde bozukluk, huysuzluk, huzursuzluk, eline aldığı her şeyi ağzına götürme, ağız çevresinde döküntü, tükürükte artış ve ateş gibi belirtiler gösterebileceğini anlatan Diş Hekimi A.Doğan Bircan, “Kaşınmış diş etine yıkanmış nemli ellerle parmak basıncıyla masaj yapılabilir ve bu sırada gazlı bez de kullanılabilir. Meyve filesi içine havuç koyarak hem havuç suyunu içmesi hem de kaşıntı hissinin geçmesi sağlanabilir. İçinde sıvı olan ve soğutulan diş eti kaşıyıcıları bu dönemde faydalı olacaktır. Huzursuzluk ve uykusuzluk aşırı olursa çocuk doktorunuza danışarak parasetamol içeren bir ağrı kesici kullandırabilirsiniz. Mama ile beslenen çocuklarda anne sütü ile beslenen çocuklara göre çürük görülme riski daha fazladır çünkü; hazır mamalar anne sütüne oranla daha karyojeniktir. Bu yüzden mama ile beslenen çocuklarda beslenme sonrası ağız bakımına daha fazla önem gösterilmelidir.

    İlk süt dişi bebek altı aylıkken çıkmaya başlar ve yirmi adet süt dişinin tamamlanması bebek üç yaşına gelince sonlanır. Süt dişlerinin erken veya geç çıkması endişelenecek bir durum değildir” şeklinde konuştu.