Etiket: Bebeklerde

  • Bebeklerde doğuştan katarakta dikkat

    Konjenital kataraktın, doğumdan itibaren görülen lensin tek veya çift taraflı olarak saydamlığını kaybetmesi ve opaklaşması olduğunu belirten Op.Dr. Nigar Hüse, doğuştan olan kataraktların, annenin gebelik sırasında geçirdiği enfeksiyonlara, kullanılan ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabildiği gibi hiçbir nedene bağlı olmadan da meydana gelebildiğini söyledi.

    Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Nigar Hüse, “Bir göz bebeğinin diğerinden farklı renkte (beyaz) olması veya gözde kayma (şaşılık) konjenital kataraktın belirtisi olabilir. Bebeklerde bu belirtiler görüldüğü zaman hiç zaman kaybetmeden göz uzmanına müracaat edilmelidir. Doğumsal katarakt, görmeyi engelliyor ve özellikle tek taraflı ise teşhis edilir edilmez ameliyat edilmelidir. Ameliyat zamanı konusunda göz uzmanı detaylı muayeneden sonra karar verir” dedi.

    Konjenital kataraktlı gözde en önemli sorun göz tembelliği (ambliyopi) olduğunu kaydeden Op. Dr. Hüse, “Göz tembelliğini yenebilmek için ameliyat, göz doktorunun önerisi doğrultusunda mümkün olan en erken zamanda yapılmalıdır. Özeliklikle bulanıklığın yoğun olduğu ve unilateral olgular da cerrahi tedavi uygulanmaz ise ambliyopi kaçınılmazdır. Ambliyopiyi ve buna bağlı ortaya çıkarabilecek nistagmus, şaşılık gibi problemleri önleyebilmek için cerrahi tedavi mümkün olan en kısa zamanda; tek gözde katarakt olan olgularda ilk 4 haftada, iki gözde katarakt olan olgularda ise hayatın ilk 6-8 haftasında katarakt ameliyatı yapılmalıdır” diye konuştu.

    Doğumsal katarakt tedavisinin FAKO yöntemiyle yapılmakta ve yaşı uygunsa göz içine katlanabilir mercek yerleştirilmekte olduğunu belirten Op. Dr. Hüse, “Doğumsal kataraktın tedavisinde en önemli bölüm ameliyattan sonra yapılacak olan göz tembelliği ile mücadele bölümüdür. Bu bölümde aile hekim işbirliği çok önemlidir. Eğer bu işbirliği yapılamazsa erken yapılan ameliyatın hiçbir faydası olmaz” ifadelerini kullandı.

    Op.Dr. Hüse, “Kataraktın uzaklaştırılması sonucunda ortaya çıkan ileri derecedeki kırma kusurunun acilen düzeltilmesi gerekir. Çocuğun gözü ilk iki yaşta çok hızlı büyüdüğü ve refraksiyon gereksinimi sürekli olarak değiştiği için göz içi lens implantasyonu iki yaşından önce önerilmemektedir. Ortaya çıkan refraksiyon kusurunu düzeltmek için bebeklere tercihen kontakt lens takılmalı ve görme düzeyine göre kapama tedavisi başlatılmalıdır. Kontakt lens kullanamayan çocuklar yaklaşık olarak 20 dioptri gücünde gözlük takmak zorundadırlar. Cerrahi sonrasında bu çocukların görsel gelişim, şaşılık ve ambliyopi izlemi, kapama tedavisi ve ileride ortaya çıkabilecek glokom veya retina komplikasyonları nedeni ile belli aralıklarla uzun yıllar boyunca takip edilmeleri gereklidir” şeklinde konuştu.

  • Bebeklerde ve çocuklarda gelişim bozuklukları

    Çocuk Gelişimi Uzmanı Ayşenur Bekaroğlu, bebek ve çocukların büyüyüp gelişmemesi veya gelişip büyümemesinin de bir sağlık sorunu olduğunu söyledi.

    Bebeklerde doğumundan itibaren yaşamsal fonksiyonlarının çalışmasını, bu fonksiyonlarla birlikte bebeğin büyümesini ve gelişmesini beklediklerini belirten Medical Park Samsun Hastanesi, Çocuk Gelişim Uzmanı Ayşenur Bekaroğlu “Bebeğin doğumundan itibaren yaşamsal fonksiyonlarının çalışmasını, bu fonksiyonlarla birlikte bebeğin büyümesini ve gelişmesini bekleriz. Büyümeden beklediğimiz bebeğin boyunun uzaması kilo alması, gelişimden beklediğimiz ise bebeğin dil, sosyal-duygusal, psikomotor ve özbakım becerilerinin takvim yaşı ile uyumlu olarak gelişmesini isteriz. Fiziksel ve zihinsel gelişim genetik olduğu kadar çevresel faktörlerden de etkilenmektedir” dedi.

    Bebek ve çocukların büyüyüp gelişmemesi veya gelişip büyümemesinin de bir sağlık sorunu olduğunun altını çizen Bekaroğlu, “Biz bebeklerin ve çocukların gelişim ve büyümelerinin her zaman ilerlemesini isteriz ama bazen doğum öncesi, doğum sırası, doğum sonrası gibi sebeplerden dolayı gelişimi ilerlemez, gerileyebilir. Bebek ve çocukların büyüyüp gelişmemesi veya gelişip büyümemesi de bir sağlık sorunudur. Çocuklarda takvim yaşı olarak 5 yaşında olup, duygusal yaşı 2, zekası 3, psikomotor becerilerde 4 yaş düzeyinde olabilmektedir. Erken müdahale ile gelişimin korunması önceliğimizdedir. 0-18 yaş bebeklere veya çocuklara gelişimlerine nasıl destek olunacağı, bunun için gelişimine uygun hangi oyuncakları ve oyunların kullanılacağı, yetişkinin etkili iletişim yolları, doğru yaklaşım ve davranış şekilleri, ekranın etkinlik olarak kullanılmaması, onun yerine neler yapılabileceği, nasıl yemek yedirilmeli, nasıl uyutulmalı, ağlama krizleri nasıl çözülmeli, tuvalet eğitimi nasıl verilmeli, gelişimi için okula başlama dönemi ne zaman olmalı, okula uyum, yeni kardeş, ebeveyn ayrılıkları gibi sorular da gelişimsel destek kapsamında yardımcı olduğumuz durumlardır. Büyümek ve gelişmek zor iştir, bu sorumluluğu paylaşalım, ona ihtiyacına göre destek olalım” diye konuştu.

  • Prematüre bebeklerde beslenme

    Edirne Keşan Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Barış Yılmaz, prematüre bebeklerde beslenme konusunda bilgi verdi.

    Prematüre bebeklerin beslenmesinin en önemli sorunlardan biri olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Barış, “Özellikle küçük prematüre bebeklerde, yaşamın ilk günlerinde ortaya çıkan solunum ile ilgili problemler ve sindirim sisteminin tam gelişmemiş olması ağızdan beslenmeyi zorlaştırır. Bunun yerine damar yolundan bebeğe serumla protein ve kalori verilmeye çalışılır. Doğumdan sonra olabildiğince erken beslenme bebeklerin taburcu olduktan sonraki büyüme ve gelişmesini etkiler. Prematüre bebeklerde, yenidoğan dönemi sonrasında (28. günden sonra) beslenme sorunları gelişebilir. Bu sorunlar; bebeğin uzun süreli solunum cihazında kalması ve ağızdan beslenememesi, bebeğin emme-yutma işlevlerinde gecikmeler ya da sorunlar, bebeğin zor ve yavaş beslenmesi, gastroözefageal reflü, solunum sıkıntısının sürmesi gibi sayılabilir.”

    “Küçük prematüre bebeklerin büyük bir kısmında ilk aylarda yavaş büyüme görülür”

    Prematüre bebeklerin doğumdan sonra hemen kilo almalarının mümkün olmadığını söyleyen Burak Barış Yılmaz, “Prematüre bebeklerin -özellikle de bin 500 gram altında doğum ağırlığı olanların- doğumdan hemen sonra istenilen hızda kilo almaları mümkün değildir. Çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerin yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kaldıkları süre içinde büyümeyi yakalayamadıkları gözlenmiştir. Küçük prematüre bebeklerin büyük bir kısmında ilk aylarda yavaş büyüme görülür, bunun etkisiyle yaşamın ilk yıllarında büyüme geriliği görülmektedir. Ancak bu çocuklar normal boy ve ağırlığa ergenlikten önce erişebilmektedirler. Prematüre bir doğumun ardından ilk süt sağma işlemi mümkün olduğunca erken, hatta doğumhanede gerçekleştirilmelidir. Anne sütü en az 6 kez, tercihen 8-12 kez sağılmalıdır. Bir bebek ne kadar kısa sürede ağızdan beslenmeye başlarsa o kadar hızlı kilo alır. Anne sütü, erken dönemde başlanıp yavaş yavaş arttırılmalıdır. Anne sütü prematüre bebekler için de en iyi gıdadır. Anne sütü içerdiği büyüme faktörleri, enzimler ve antioksidanlar nedeniyle bebeği enfeksiyonlardan korur ve vücudun bağışıklığını arttırır. Anne sütü ile beslenen prematüre bebeklerde görme fonksiyonunun da diğer bebeklere oranla daha iyi geliştiği görülmüştür. Anne sütü, mide boşalmasını hızlandırır, bağırsak florasını düzeltir ve sindirimi kolaylaştırır. Ancak özellikle küçük prematüre bebeklerin yalnızca anne sütü ile beslendiklerinde büyüme ve gelişmelerinin beklenen düzeyde olmadığı görülmüştür. Anne sütü zenginleştiricileri, toz ve sıvı olmak üzere iki tiptir. Sıvı şeklindeki zenginleştiriciler daha çok anne sütü miktarının yeterli olmadığı durumlarda kullanılmaktadır. Anne sütü zenginleştiricilerinde yeterince demir olmadığı için ikinci aydan itibaren demir desteğinin 1 yaşına kadar verilmesi uygundur. Anne sütü olmayan bebeklere de taburcu olduktan sonra güçlendirilmiş bebek mamalarının verilmesi önerilir. Prematüre bebeklerin taburcu olmadan önce ve taburcu edildikten 4-6 hafta sonra büyüme parametreleri yönünden değerlendirilmeleri gerekir. Prematüre bebeklerde ek besinlere 4-6’ncı aylarda başlanmalıdır. “

    Yılmaz, “Sonuç olarak taburcu olduktan sonraki üç ay içinde günde 25-30 gram ağırlık artışı ve haftada 0,5-1,0 santim boy uzaması olması, 3-12 ay arasında ise günde 10-15 gram kilo alması ve haftada 0,5 santim boy uzaması bebeğin beslenmesinin iyi olduğunun göstergesidir.” dedi.

  • Bebeklerde gözyaşı kanalı tıkanıklığına dikkat

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Demir, yeni doğan bebeklerin ortalama yüzde 6’sında görülen gözyaşı kanalı tıkanıklığının, gözde sulanma, çapaklanma, kirpiklerde yapışıklık, iltihabi akıntı ve gözyaşı kesesinin olduğu bölgede şişlik gibi bulguların tümüyle veya bazıları ile ortaya çıkabildiğini vurguladı. Demir, annelerin bu belirtilere dikkat etmesi gerektiğine dikkat çekti.

    Memorial Diyarbakır Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Mehmet Demir, bebeklerde gözyaşı kanalı tıkanıklığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Gözyaşı kesesinin buruna açıldığı yerde bir zar bulunduğunu belirten Demir, “Bu zar normalde bebek doğmadan açılır. Ancak bazı bebeklerde bu zar açılmaz ve bu nedenle gözyaşı kanal tıkanıklığının önemli bir belirtisi olan gözde sulanmaya neden olur. Bebeklerde görülen göz sulanması doğuştan olan göz tansiyonu gibi diğer göz hastalıkları ile de ortaya çıkabilir. Bu nedenle, hastalıkların erken teşhisi için zaman kaybetmeden bir göz doktorunun görüşü alınmalıdır” dedi.

    “Ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir”

    Gözyaşı kanalı tıkanıklığı tedavi edilmediğinde gözyaşı kesesi ve gözyaşı yollarının mikroplara açık hale geldiğine dikkat çeken Demir, “Bunlar göz, kapak ve çevre dokular için tehlike oluşturur. Hatta mikrop yayılmasına bağlı olarak sistemik enfeksiyonlara, menenjit ve böbrek hastalığı gibi ciddi önemli organ enfeksiyonlarına yol açabilir. Bu belirtiler tespit edildiği anda zaman kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir” diye konuştu.

    “Masaj ve hijyen önemli bir seçenek”

    Gözyaşı kanalı tıkanıklığının en etkin tedavi yolunun doğru zamanda ve doğru bir yöntemle doktorun önerdiği gibi gözyaşı kesesine ve kanalına masaj uygulamak olduğunu anlatan Op. Dr. Demir, şunları kaydetti:

    “En yaygın tedavi şekli olan bu yöntemde günde 4-5 seans her seansta 10 kez yaklaşık 5 dakika gözyaşı kesesinden burun kökünden aşağı doğru burun duvarına basılarak masaj yapılır. Ayrıca göz kapakları hijyeninin sağlanması için günde 2-3 kez ılık su ile temizlenmelidir. Doğru masaj ve damla ile tedavisinin başarı oranı yüzde 99 gibi yüksek düzeydedir. Masaj ve ilaçla ilk altı ayda açılmayan gözyaşı kanalı doktor tarafından lavaj denilen yıkama yöntemi ile temizlenmeye çalışılır. Bu yöntemle de açılmayan kanal bu kez sondalama işlemi yapılır. Bu yöntemle de istenilen sonuç elde edilmediği takdirde iki yaşını dolduruncaya kadar beklenilir. Bu sure boyunca yine doktorun önerdiği şekilde masaj ihmal edilmemeli göz kapağı hijyenine dikkat edilmelidir. Bu süre zarfında sonuç değişmez ise cerrahi olarak İki yaşından sonra burun içinden kapalı olarak gözyaşı kesesi ve burun boşluğu arasında bir pencere açıp silikon tüp yerleştirilir. Slikon tüp altı ay sonra çıkarılır. Bu işlem uygun yaşta ve uygun şekilde yapıldığında sorun yüzde 95 oranında ortadan kalkar.”

  • Bebeklerde otizm spektrum bozukluğu belirtilerine dikkat

    Uzman Fizyoterapist İmran Erkanat Toylan, son yıllarda yapılan araştırmalarda prematüre bebeklerin uzun dönem takiplerinde otizm spektrum bozukluğuna ait belirtilerin tespit edildiğini belirtti.

    Duyu Evi Fizyoterapi Hizmetleri Kurucu Müdürü Uzman Fizyoterapist İmran Erkanat Toylan, “Otizm spekturum bozukluğu anne karnında , doğumdan hemen sonra ya da genetik özellikler sebebi ile sözel olan ya da sözel olmayan iletişimde, sosyal etkileşimde öz bakım becerilerinde bozukluğa yol açan , tekrarlayıcı davranışlar ve kısıtlıyıcı sosyal aktiviteye sebep olan bir beyin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. Spektrum denmesinin sebebi hafif takıntılı davranışlardan konuşma ve öğrenme bozukluğuna kadar geniş bir yelpazeyi kapsamasıdır” dedi.

    Son yıllarda yapılan araştırmalarda prematüre bebeklerin uzun dönem takiplerinde otizm spektrum bozukluğuna ait belirtilerin tespit edildiğin kaydeden Bobath terapisti- duyu bütünleme terapisti ve Uz. Fzt. İmran Erkanat Toylan, “Yaşamın ilk 3 yılı hatta ilk bir yılında belirtileri gözlemlenmektedir. Dikkatli yapılan gözlemler bebeklerde sosyal iletişime ait, soyut düşünmedeki zorlukları, tekrarlayıcı davranışları tespit edebilmektedir. Hareket becerisinde yavaşlık olabildiği gibi normal hareket becerisine sahip ancak sözel olan ve sözel olmayan iletişimde bulgular verebilir. Genelde aileler 2 yaşında konuşamadığı için bir arayış içine girerler. Ailelerin çoğunda hikayelerini dinlediğimizde iletişime ait ve takıntılı davranışlara yönelik oldukça ipucu verirler” diye konuştu.

    Uzman Fizyoterapist İmran Erkanat Toylan, ilk bir yıl içindeki erken belirtileri şöyle sıraladı: “İlk 3 ay içinde göz kontağının olmaması; Sosyal gülümsemenin olmaması; Oyuncaklara ilginin azlığı ya da olmaması; Sakinleştirilmekte zorlanılan bebekler; Ce-ee gibi oyunlara karşı tepkisizlik; Yüz mimiklerini ve jestleri taklit etme becerisindeki yetersizlik- yoksunluk; Babıldama- agulamanın olmaması; İsmi seslenildiğinde tepki vermeme; Oyunu çeşitlendirememe ve sürekli aynı oyuncak üzerine yoğunlaşma. 1-3 yaş arasındaki belirtiler; Aynı kıyafeti ya da benzer kıyafeti giymek isteme, farklı dokudaki materyallere karşı hassasiyet; Yemek yeme ile ilgili sorunlar; Çevreye karşı ilgisizlik; Akıcı konuşmanın olmaması; İletişimi başlatamama ve kendini ifade etmede yaşanan zorluklar, bunlara bağlı olarak agresif davranışlar; İlk 3 yaş içinde başlanan erken tanı ve eğitim süreci çocuğun sosyal hayata adaptasyonu sağlamak ve öğrenme becerilerinin geliştirilmesi açısından çok önemlidir.”

    Toylan, “Tedavi süreci içinde çocuğun yapılan değerlendirmesi çerçevesinde tamamen bireysel hazırlanmış yoğun bir eğitim planıyla oyun terapisi, duyu bütünleme, uygulamalı davranış analizi temelli terapi yöntemleri ile çocuğun bilişsel, duyusal ve fiziksel olarak desteklenmesi önerilir” şeklinde konuştu.