Etiket: Bebeklerde

  • Mihriban türküsü, bez bebeklerde hayat bulacak

    Kahramanmaraş’ın Ekinözü Kaymakamlığının desteği ile Halk Eğitim Merkezi tarafından açılan kursta katılan kadınlar, ‘Mihriban bebek’ üreterek hem aile bütçesine, hem de şehrin turizmine katkı sağlayacak.

    Tamamen el emeği göz nuru ile hazırlanan ‘Mihriban Bebekler’, ilk etapta ilçeye gelen yerli turistlere, daha sonraki aşamalarda da internet üzerinden tüm Türkiye’ye satılacak. Ekinözü ilçesinde yaşayan ve ihtiyaç sahibi ailelerden belirlenen kadınlar, Ekinözü Kaymakamlığının girişimleri ile başlatılan kursta, ‘Mihriban Bebek’ adı verilen bez bebek üretimine başladı. Tamamen bez ve kumaştan oluşan bebek yapımı için kolları sıvayan kursiyerler, Ekinözü’nün ve yörenin folkloruna ve kültürüne ait minyatür kıyafetleri özenle hazırlayarak, rengarenk ‘Mihriban Bebek’ haline getiriyor.

    Bez bebeğin isminin ‘Mihriban’ olarak seçilmesinde ise aynı adlı şiirin yazarı merhum Abdurrahim Karakoç’un da Ekinözülü olmasından kaynaklanırken, ‘Mihriban Bebekler’ kısa bir süre içerisinde ilçedeki 3 ayrı İçme’de satışa sunulacak.

    Kursiyer kadınların özenle ve büyük emek vererek yaptıkları ‘Mihriban Bebeklerin’ en büyük özelliğinin tamamen doğal malzemelerden üretilmesi olduğunu belirten Ekinözü Kaymakamı Cüneyt Caner, kişiye özel olarak da oyuncak hazırlanabileceğini kaydetti. Caner, sağlık turizmi ile ön plana çıkan ilçenin farklı bir gelir kapısına ve tanıtım çalışmasına katkı sunacak bir projeye imza attıklarını söyledi.

    Ekinözü’nün yöresel bebek üretiminde ön plana çıkan diğer şehirlerden biri haline gelmesini amaçladıklarını kaydeden Kaymakam Caner, “Yöresel bebek listesine Ekinözü’nün de girmesini istedik. Maraş, Türkiye genelinde çok özel; Maraş’ın içerisinde Ekinözü özel; Ekinözü’nde de İçmeler çok özel. Bu kadar özelliğin ve doğallığın olduğu yöremizde yöresel bir bebeğimizin olmasının çok keyifli olacağını düşündük. Halk Eğitim Müdürlüğümüz vasıtasıyla ihtiyaç sahibi bayanlara yönelik kurs açtık. Bebek yapımına başlandı. Proje aşamasındayız. Daha ilk aşamadayız, üretimlerin yeni yapıldığı aşamadayız. Tabii bunun öncesi de var. Öncesinde de üretilen ve bilinen bir bebek olmasına rağmen biz bunu geliştirdik. Uzun vadede Türkiye geneline, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza ve yabancılara dahi bu bebekten satış yaparak hem ilçemizin ekonomisine, hem de bayanlarımızın bütçesine katkıda bulunmak istiyoruz” dedi.

    “Doğallığı ön planda tuttuk”

    Üretilen bebeklerde tamamen doğal malzemeler kullanıldığının altını çizen Ekinözü Kaymakamı Cüneyt Caner, plastik aksam ve kimyasal madde içermediğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

    “Bebeklerimizin tercih sebebi olması için de doğallığı ön planda tuttuk. Bu kadar doğallığın olduğu bu kadar güzel bir ilçede doğal bebek neden üretmeyelim dedik. Yaptığımız bebeklerin içerisinde çocuklarımıza zarar verecek ciddi bir kimyasal madde kesinlikle bulunmamaktadır. Tamamen el emeği, göz nuru, bayanların kendi imkanları ile yaptıkları bebek. Son derece doğal bir bebek. Plastik aksam yok. Bugün Türkiye’de ve dünyada tamamen plastik ve kimyasal üzerine yapılan birçok bebeğin afaki fahiş fiyatlarla satıldığını görüyoruz. Markalaşma ve isimlendirme adı altında yapılıyor bu. Ama biz, bu bebekleri çocuklara en doğal şekliyle hazırlayıp ve sunup evlatlarımıza, gelecek nesillerimize sağlıklı ve güzel oyuncaklarla oynama imkanı vermek istiyoruz. Her şeyden önemlisi, yöresel bir ismi ve yöresel bir ürünün tanıtımıyla ilçenin geneline bunu ulaştırmak istiyoruz.”

    İlk etapta İçmeler’de satışa sunulan bebeklerin kurulacak internet sitesi üzerinden de ülke geneline ve yurt dışına gönderilebileceğini hatırlatan Ekinözü Kaymakamı Cüneyt Caner, “Bebek satışında ilk ve ana hedefimiz İçmeler’e gelen yerli turistler. 3 ayrı noktada stant kurarak bebeklerimizin satışı yapılacak. Sonraki aşamada ise kuracağımız bir internet sitesiyle üretilen bebeklerin üretim yapan bayanlar tarafından doğrudan satılmasını sağlayacağız. Herhangi bir komisyoncu ya da aracı planlamıyoruz. En önemlisi de bu bebeklerin elbiseleri, renkleri ya da kıyafetleri isteğe göre üretebileceğiz. Bebeklerimizin bir farkı da bu olacak. Hazır sunup sadece bunu satıyoruz demek yerine, sipariş üzerine kişiye özel bebek üreteceğiz. Kişiye özel bebek üretmek, piyasadaki diğer emsallerinden ayrılan önemli farklarımızdan birisi olacak. Hayırlı ve uğurlu olsun” ifadelerini kullandı.

  • Bebeklerde idrar yolu enfeksiyonuna sünnetli tedavi

    Adana’da böbrek ve idrar yollarında genişleme, idrar yolu çıkışında tıkanıklık rahatsızlığıyla dünyaya geldikten sonra tedavi edilen ancak sık sık enfeksiyon kapan 3 aylık bebek, sünnet edilerek sağlığına kavuştu.

    Dilek-Ahmet Çıldır’ın İshak ismini verdiği çocukları 3 ay önce 34 haftalık olarak Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’nde dünyaya geldi. İshak bebeğin doğuştan böbrek ve idrar yollarında genişleme, idrar yolu çıkışında tıkanıklık rahatsızlığı vardı. Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nihat Satar, Çocuk Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Aysun Beyazıt ve Neonatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hacer Yapıcıoğlu Yıldızdaş, İshak bebeği sağlığına kavuşturmak için kolları sıvadı.

    Yapılan tetkik ve incelemelerden sonra İshak bebeğe tedavi süreci başladı. Yapılan operasyonlar ve tedavi sonucunda idrar yolundaki tıkanıklık ve genişleme problemi çözüldü. Ancak böbreğindeki problem devam ediyor. Ayrıca bebeğin idrar yolları sık sık enfeksiyon kapmaya başladı. Bu nedenle doktorlar bebeğin enfeksiyondan kurtulması için sünnet olmasına karar verdi. 3 doktorun kontrolünde İshak Çıldır sünnet edildi. Doktorlar aileye de sünnet sürprizi yaptı. Baba Ahmet Çıldır, sürpriz karşısında çok mutlu olduklarını söyleyerek, “Böyle bir organizasyonla ilk defa karşılaşıyoruz minnettarız çok güzel, hoşumuza gitti. Bütün hastane personeline teşekkür ediyoruz ilgilendiler bakım konusunda harika. Burayı süslemişler çok şaşırdık sürpriz oldu bizim içinde. Çok mutluyuz hastaneye de çok teşekkür ediyoruz” dedi.

    Anne Dilek Çıldır ise, “Herkese çok teşekkür ediyorum hepsi çok güzel ilgilendiler. Allah razı olsun hepsinden çok güzel bir sürpriz oldu bizim için” diye konuştu.

    “Bu durumdaki çocukların sünnet edilmesini tavsiye ediyoruz”

    Neonatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hacer Yapıcıoğlu Yıldızdaş ise, “İshak 3 ay önce doğdu. Anne karnında böbreklerinin büyük olduğunu ve idrar yollarının da geniş olduğunu biliyorduk. Böbreğin üzerinde de keseceği vardı ve idrar yollarında tıkanıklığı olduğunu gördük. Onun için ürolog arkadaşlar ameliyat yaptılar ama 3 aydır yatıyor ve çok sık idrar yolu enfeksiyonu geçiriyor bebek. Hala böbreklerindeki sorun devam ediyor, çok sık enfeksiyon geçirdiği için biz böyle hastalara bir anormallik varsa sünneti öneriyoruz. O yüzden bebeğimiz bugün sünnet oldu” dedi.

  • 2 yaş altı bebeklerde süt alerjisine dikkat

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Taşkesen, bebeklerde yüz bölgesinde, dudakta ve vücutta kızarıklık, ciltte kuruluk, kaşıntı, ishal ve kusma gibi belirtilere neden olan inek sütü alerjisinin kalp ve solunum problemlerine yol açarak hayatı tehdit edebilecek kadar ciddi boyutlara ulaşabildiğine dikkat çekti.

    Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Taşkesen, çocuklarda görülen inek sütü alerjisi hakkında bilgi verdi. İnek sütü alerjisinin sütle beslenen 2 yaş altı çocuklarda sık görüldüğüne dikkat çeken Taşkesen, “Dolayısıyla bu yaş aralığındaki çocuklarda görülebilecek belirtiler daha dikkatli incelenmelidir. İlk altı aylık dönemde daha çok kanlı mukuslu ishal, sık tekrarlayan ve geç düzelen pişikler, egzama, infantil kolik benzeri gaz sancıları, kusma ve reflü gibi belirtiler göstermektedir. Özellikle kanlı mukuslu ishal bu dönemde önemli bir işarettir. Bu belirtilerin gözlemlendiği bebeklerde inek sütü alerjisinden şüphelenmeli ve ona göre tetkikler yapılmalıdır” dedi.

    “Tetkik sonuçları detaylı incelenmeli”

    İnek sütü alerjisinden şüphelenilen bebeklerin gaita tetkiklerinde bazen amip kistleri veya gizli kan görüldüğü şeklinde rapor verilebileceğini anlatan Taşkesen, “Özellikle ilk altı aylık dönemde amip enfeksiyonu son derece nadir olduğu için bu tetkik sonuçları dikkatle değerlendirilmeli, amip-antijen tetkiki ile bu sonuçlar teyit edilmelidir” diye konuştu.

    “Anneye diyet önerilebilir”

    İnek sütü alerjisi tanısı için sadece tetkik sonuçlarına göre hareket edilmemesi gerektiğini vurgulayan Taşkesen, şunları kaydetti:

    “Çünkü tetkik sonucu bazen yanıltıcı olabilir. Ancak bu durumlarda ortalama iki hafta kadar, bebek sadece anne sütü alıyorsa, anneye uygun diyet programı uygulandıktan sonra belirtilerde düzelme olup olmadığına ve süt ürünü verildikten sonra belirtilerin tekrarlayıp tekrarlanmadığına bakılmalıdır. Sadece anne sütü alan bebeklerde annenin süt ve süt ürünlerini tüketmemesi gerekir. Bebek, anne sütü ve beraberinde ek gıda/devam sütü alıyorsa hem anneye hem de bebeğe diyet uygulanmalıdır. Diyetin süresi hastaya göre değişmektedir. Ciddi alerjik sorunu olmayan bebeklerde bir yaşından sonra düzelme görülebilmektedir. Keçi sütü kullanımı, çapraz reaksiyon nedeniyle önerilmemektedir.”

  • Odyometrist Eda Güler: “Yeni doğan bebeklerde işitme taraması yapılması önemli”

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Odyometristi Eda Güler, yeni doğan bebeklerde işitme taramasının önemli olduğuna dikkat çekti. Güler, bebeklerin işitme kaybı yaşadığı gözden kaçtığı durumlarda bilinçli anne babaların, çocuklarının işitme kaybı yaşadıklarını anlayabileceğini, işitme kaybının belirtileri ve işitme kaybı durumunda çocuklarda kullanılan cihazlarla önlemler alınabileceğini söyledi.

    Odyometrist Eda Güler, işitme taramasının, basit bir test ile bebeğin veya kişinin işitme fonksiyonunun normal olup olmadığını anlamaya yönelik bir inceleme olduğunu ifade etti. İşitme taramasının çok kısa süren ve kulakta sorun olup olmadığını gösterebilen basit bir başlangıç testi olduğunu belirten Güler, testin sonucunda sorun olduğu izlenimi edinildiği hallerde daha kapsamlı incelemeler gerekebileceğini ifade etti.

    Yeni doğan bebeklerde işitme taraması ne zaman yapılmalı?

    Yeni doğan bebeklerde işitme taramasının bebek hastanedeyken yapılması gerektiğini söyleyen Güler, herhangi bir nedenle bebek hastaneden test yapılamadan çıkmışsa, ya da bebek hastane dışında doğmuşsa, bebeğin ilk 2 ayını doldurmadan testin uygulanması gerektiğine dikkat çekti.

    İşitme taramasında uygulanan testler

    Güler, en yaygın olarak yapılan işitme tarama testinin, bebek uykudayken uygulanan OAE (oto-akustik emisyon) testi olduğunu ifade ederek, işitme taramasıyla ilgili sözlerine şöyle devam etti:

    “Yenidoğan işitme testi, bebek doğal uykusundayken, dış kulak yoluna yerleştirilen küçük bir probe ile iç kulağa özel bir ses gönderilir ve iç kulaktaki dış saç hücrelerinin sese tepkisi ölçülür. Bu işlem bebeğe hiçbir zarar vermez ve canını acıtmaz. Birkaç dakika süren basit bir ölçümdür. İşitme objektif olarak değerlendirilir, bebeğin hiçbir katılımı gerekmez. Doğumdan sonra 48 saatini doldurmuş her bebeğe işitme testi yapılabilir.”

    Bebeğin yeni doğan döneminde işitme sorunu olmadığı saptanmış ise testin düzenli aralıklarla yinelenmesi gerekmediğini söyleyen Güler, ancak uygulanan testten sonra bebeğin önemli hastalıklar geçirmesi ya da geç beliren işitme kayıplarına yol açan genetik hastalığı olduğu anlaşılması durumunda bebeğe işitme testinin yeniden uygulanması gerektiğini ifade etti.

    Bebeklerde işitme kaybına yol açacak risklerden bahseden Güler, “Bu riskler doğum öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılabilir. Doğum öncesine ait olan riskler; anne ya da babada genetik işitme kaybı hastalığı, akraba evliliği, annenin gebeliği sırasında geçirdiği ciddi rahatsızlıklar ya da kullandığı ilaçlar. Doğum ve hemen sonrasındaki döneme ilişkin riskler; düşük doğum ağırlığı, sarılık, yoğun bakım gerekliliği, mekanik havalandırma gerekliliği (özellikle 5 günden daha uzun süreyle gerekmişse), kulağa zarar veren ilaç kullanımı, erken doğum (prematüre bebek), İşitme kaybı da yaptığı bilinen çoklu hastalıkların varlığı (sendromlar)” şeklinde konuştu.

    Yeni doğan işitme testinin önemi

    Güler, testin öneminin işitmeyen bebeklerin bir an önce saptanması olduğunu ifade etti. Bebeklerin yaşamının en erken aşamalarında sesi tanımaya başladığını ve beyinlerinin de o yönde gelişme sürdürdüğünü söyleyerek şöyle devam etti:

    “Bebeğin işitmiyor olduğu geç saptanacak olursa, bebeğin işitsel gelişiminin çok değerli bir aşaması yitirilmiş olacaktır. Yitirilen bu aşamanın telafi edilmesi belki çok kısıtlı olacak, belki de hiçbir zaman olanaklı olamayacaktır. Bu nedenle tüm yeni doğanlara işitme taraması yapılması tercih edilmektedir.”

    Bebeklerde izlenmesi gereken tedavi yöntemleri

    İşitme probleminin saptandığı andan itibaren bebeğe sırasıyla, işitme kaybının doğrulanması için ileri testler, kayıp doğrulandığı zaman boyutu, türü ve olası gelişme yönlerini belirleyici incelemeler ve düzeltici – tedavi edici seçenek araştırmaları uygulanması gerektiğini ifade eden Güler, hemen akabinde bebeğin sesleri duyabilmesini sağlayıcı işitme cihazlarının kullanımı, çocuğun velilerinin eğitimleri ve süreçte etkin şekilde yer almalarının sağlanması, çocuğa uzman eğitmenlerin bulunması ve zaman içinde gerek görüldüğü takdirde ileri tedaviler uygulaması gerektiğini vurguladı.

    Yetişkin çocuklarda işitme kaybının belirtileri nelerdir?

    Bebeklik aşamasındaki bir çocuğun işitme kaybının kolaylıkla gözden kaçabileceğini söyleyen Güler, gözden kaçıp işitme kaybı yaşayan çocukların konuşmada gecikmesi, sesin geldiği yönü fark edememesi ile çocuğun işitme kaybı yaşadığının dikkatli anne-babalarca fark edilebileceğini belirtti. Güler, yetişkin çocukların ise kendilerinin işitme kaybının başladığı anı fark edebileceğini ve durumu büyüklerine bildirebileceğini, hafif-orta işitme kayıplarında çocuklarda yüksek sesle TV izleme, seslenildiğinde duymama, okul başarısında düşme, çevre gürültülerini algılayamama gibi bulgular görülebileceğinin altını çizdi.

    (ABR/BERA) testi nasıl uygulanır?

    İşitsel Beyin Sapı Davranımı (ABR/BERA) testinin objektif, yani bebeğin katılımını gerektirmeyen ve odyolojik tanıda yaygın olarak kullanılan en geçerli elektro fizyolojik yöntem olduğu bilgisini veren Güler, bu yöntemin yeni doğan bebeklere genellikle doğal uykusunda yapılabileceğini kaydetti.

    (ABR/BERA) testinin, doğal uykusunda yapılamayan bebeklere ve daha büyük çocuklara sedasyon altında yapılabileceğini ve bu işleminin bebeğe hiçbir zarar vermediğini de sözlerine ekleyen Güler sözlerine şöyle devam etti:

    “Bebeğin alnına ve kulak arkalarına yerleştirilen ufak elektrotlar ve kulaklara takılan kulaklık ile özel bir sesli uyaran gönderilir ve işitme sinirinin uyarana cevabı kaydedilerek işitme eşikleri saptanır. Sağlıklı ve işitme kaybı açısından risk faktörü bulunmayan bebekler tarama testinden üç kez kalırsa ABR testi uygulanır. Yeni doğan yoğun bakım ünitesinde kalmış olan veya işitme kaybı açısından diğer risk faktörleri taşıyan bebekler ise tarama testine ek olarak mutlaka ABR ile de değerlendirilmelidir.”

    İşitme kaybını engelleyen cihazlar

    Birçok işitme kaybında, cihaz öncesi tedavi şansı bulunduğu bilgisini veren Güler, son olarak tedavi edilerek düzeltilememiş olan işitme kayıplarında, kulak dışına ya da kanalının içine yerleştirilebilen işitme cihazları kullanılabileceğini söyledi. Güler dışarıdan takılan cihazların yerine, vücuda takılan işitme cihazlarının yanı sıra, iç kulağa ya da iç kulak siniri – beyin sapı bölgesine yerleştirilen, biyonik kulaklar da uygulanabileceğini ifade etti.

  • Bebeklerde gaz sancısını azaltmanın etkili yolları

    Uzmanlar, bebeğin sağlıklı gelişimi açısından düzenli ve kaliteli uykunun önemine dikkat çekerek, bebeklerde en yaygın uyku problemlerinden biri olan gaz sancısını azaltmak için tavsiyelerde bulundu.

    “Bebeğim uyumuyor” diyen ailelerin en sık yakındığı konuların başında bebeklerde gaz sancısı problemi geliyor. Gaz sancıları, bebeklerde kalıcı bir zarar yapmasa da anne ve bebek için zor bir süreçtir. Hemen hemen her bebek hafif ya da şiddetli gaz sancısı yaşıyor. Ancak alınabilecek önlemler ile bebeklerde gaz sancılarını azaltmak mümkün.

    Doğumdan sonraki ikinci haftadan itibaren her gün, hemen hemen aynı saatlerde başlayan ve çoğunlukla 3-4 ay sonra sona eren gaz sancıları, bebeklerde ağlama nöbetlerine neden oluyor. Bu duruma sahip sağlıklı bebekler, kolik bebek olarak tanımlanıyor. Kolik, bir hastalık olmadığından dolayı bebeklere zarar vermiyor. Uzmanlar, bebeklerin ağlama nöbetlerinin gün içinde emmeye bağlı olarak normal saatler dışında gerçekleşmesi durumunda doktora başvurulmasını önererek, bazı problemlerin de bebeklerde ağlamaya neden olabileceğine ve bu tür durumların kolik olarak değerlendirilmeyeceğine dikkat çekiyor.

    Bebeklerde gaz sancısını azaltmanın 9 etkili yolu şöyle:

    “Bebeklerin, açlık nedeni ile ağlamaya başlamadan önce beslenmesi gaz sancısını azaltmada etkili bir yöntem. Ağlayan bebek, beslenme esnasında anne sütü ya da mama ile birlikte hava yuttuğu için bu da gaz sancısına neden oluyor.

    Bebeğin gazının sadece beslenme sonrasında değil, beslenme esnasında da çıkarılması gaz problemini azaltmada yardımcı oluyor. Emzirme esnasında meme değiştirirken ya da biberonla beslerken 1-2 dakikada bir bebeğin gazı çıkarılabilir.

    Beslenme sırasında bebeği daha dik tutmak (başı ve boynu gövdesinin biraz üzerinde olacak şekilde), bebeğin hava yutmasına engel olarak gaz sancısını azaltıyor.

    Bebeklerin anne sütüyle beslenmesi gaz sancısı problemini azaltmada büyük rol oynuyor. Anne sütü, bebeklerin en kolay sindirebildiği doğal besin olduğu için gaz sancısını azaltmada çok etkili.

    Bebeklerde gaz sancısını önlemek için bebek hamağı kullanmak faydalı oluyor. Alman TÜV Rheinland tarafından güvenlik onayı verilen ve Türkiye’nin ilk bebek hamaklarından olan ’Hamak Keyfi’ bebek hamağı, ritmik hamak salınımları ile gaz sancısı çeken bebeklerin ve kolik bebeklerin bağırsaklarında sıkışıp kalan küçük gaz kabarcıkların serbest kalmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle bebekler, hamakta daha rahat ve uzun süre uyuyor.

    Bebeğin sakinleşmesi için annenin, bebeğin karnına ve ayaklarına masaj yapması, bebeği kucağına alarak ya da bebek arabasıyla gezdirmesi de gaz sancısını azaltmada faydalı oluyor. Ancak bebeği gezdirmek yorucu bir yöntem olduğundan dolayı bebek hamağı kullanmak anneler için hayatı kolaylaştıran ve kurtarıcı bir yöntem. ’Hamak Keyfi’ bebek hamağında yatarak gaz sancısından kurtulan bebekler, daha kısa sürede uykuya dalarak uzun süre uyuyor.

    Bebek için temel besin kaynağı anne sütü olduğu için özellikle ilk 6 aylık süreçte annelerin beslenmeye daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. Gaz yapıcı özelliğe sahip besinlerden uzak durulması, bebekteki gaz sancısı problemini azaltmada önemli rol oynuyor.

    Emzirme aralıklarının ayarlanması, bebeğin gaz problemini azaltmada etkili. Çok sık (saatte 1) emzirilen bebeklerde sindirilen süt ile sindirilmemiş süt etkileşime daha kısa sürede geçerek gaz sancısına sebep olabiliyor.

    Annenin bebeğine sakin, sevgi ve güven ile yaklaşması da dikkat edilmesi gereken önemli bir husus. Huzurlu ve güvenli olduğunu hisseden bebekte gaz sancısı şikayetleri daha az olabiliyor. Bebek hamağında, bebeğin yatış pozisyonu anne rahmi hissi verdiğinden dolayı bebekler kendisini güvende hissediyor”.