Etiket: Bebekler

  • Doç. Dr. Koçak: “Artık 6 kiloluk bebekler de böbrek nakli ile hayata bağlanabiliyor”

    Doç. Dr. Burak Koçak, “Yeni gelişen teknikler ve doktorların artan tecrübeleri ile eskiden en az 10 kiloya ve 1 yaşına ulaşması beklenen bebekler artık 6’ncı aya ve 6 kiloya geldiklerinde böbrek nakli olabiliyor” dedi.

    Organ Nakillerini Destekleme Derneği (ORDES) ve Memorial Şişli Hastanesi tarafından 3’üncüsü düzenlenen ’Çocuklarda Böbrek Nakli Sempozyumu’nda Türkiye’nin önde gelen üroloji, nefroloji, organ nakli ve yoğun bakım uzmanları, çocuklarda kronik böbrek yetmezliği, nakil öncesi ve sonrasında dikkat edilmesi gerekenler, ailelerin dikkat etmesi gereken durumlar ve cerrahi yöntemlerdeki yeni gelişmeler ele alındı. Memorial Şişli Hastanesi Böbrek Nakli Merkezi ve Organ Nakillerini Destekleme Derneği (ORDES)Başkanı Doç. Dr. Burak Koçak, birkaç yıl öncesine kadar böbrek yetmezliği hastası çocukların 1 yaşını doldurmadan 10 kiloya ulaşmadan nakil yapılamadığı için hayati risk ile karşı karşıya kaldıklarını belirterek, “Günümüzde gelişen yeni tekniklerle ve hekimlerin artan tecrübesi ile artık 6-7 kiloya ulaşan 6 aylık bebeklere de başarılı nakiller yapabiliyoruz” dedi.

    Programda çocuklarda yapılan böbrek nakilleri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Burak Koçak, “Çocuklara canlıdan ya da kadavradan böbrek nakli yapılması için artık pek yaş sınırı kalmadı. Buradaki en önemli nokta da özellikle kronik böbrek yetmezliği geliştiğinde çocukların büyüme ve gelişme geriliği göstermeleri. Özellikle 1 ve 5 yaşın altında olan çocukların diyalizde yıprandığını, kilo alamadıklarını, büyüyemediklerini, yaşam sürelerinin kısaldığını biliyoruz. O yüzden 5 yaşın altında olan ve kronik böbrek yetmezliği olan çocukların mümkünse mutlaka böbrek nakli olmaları tıbben isteniliyor. Çocuklar başarılı bir böbrek naklinden sonra akranları gibi büyüyebiliyor, kilo alabiliyor, gelişebiliyor, oynayabiliyorlar, okula gidebiliyor ve her türlü faaliyetlere katılabiliyorlar” diye konuştu.

    “Özellikle canlı vericiden yapılan nakilleri başarılı oranları arttı”

    Güncel nakil yöntemlerini de paylaşan Doç. Dr. Koçak, “Son yıllarda gelişen cerrahi tekniklerle beraber çocuklardaki nakillerin, özellikle canlı vericiden yapılan nakillerde başarı oranları arttı. Eskiden çocuklar çok küçükken yapamadığımız bu nakilleri artık başarıyla yapabiliyoruz. Yakınlarından ve erişkinlerden aldığımız büyük böbrekleri, 6 kilo olan çocuklara ve 6 aylık çocuklara bile takabiliyoruz. Başarılı nakiller gerçekleştirebiliyoruz. Son beş yıl içinde bu konuda cerrahi tecrübemiz ve birikimimiz çok arttı. Bu hastalık grubu için ümit vaat edici tabloyu ortaya çıkardı” dedi.

    “Türkiye’de yılda ortala 3 bin civarında böbrek nakli yapılıyor”

    Türkiye’de yapılan böbrek nakli rakamlardan bahseden Doç. Dr. Koçak, “Türkiye’de yılda ortala 3 bin civarında böbrek nakli yapılıyor. Oldukça iyi bir rakam ama bunun sadece yüzde 6’sı çocuklarda yapılabiliyor. 5 yaşın altında küçük çocuklarda nakil oranlarımız, Avrupa ve ABD’ye kıyaslandığında biraz daha düşük. Aileler küçük çocuklara da başarılı nakil yapılabildiğini bilmeliler. Böyle olunca küçük yaş grubundaki nakil oranlarının da Avrupa ve Amerika oranlarına taşıyabileceğimize inanıyorum” şeklinde konuştu.

    “Çocuklardaki böbrek yetmezliğinin sebebi genellikle ürolojik nedenlerdir”

    Böbrek yetersizliğinin belirtisi hakkında bilgi veren Memorial Şişli Hastanesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, “Çocuk yaş grubu ile erişkin yaş grubu bu konuda biraz farklılık gösteriyor. Erişkin yaş grubunda en çok karşılaştığımız böbrek yetersizliği nedenleri şeker hastalığı ve hipertansiyon; çocuklarda ise daha çok ürolojik kökenli böbrek hastalıkları oluşuyor. Doğumsal bir takım anomaliler, böbrek ve idrar yollarının yapısal kusurları oluyor. Bunlara bağlı böbrek yetersizliği oluşuyor ya da idrar yollarında sık tekrarlanan enfeksiyonlar ortaya çıkabiliyor. Çocuklarda böbrek yetersizliği arasında ön sırada, doğumsal problemler ve ürolojik hastalık kökenlerini sayabiliriz. Genelde bunlara ilişkin şikayetler oluşuyor. En çok tekrarlayan şikayet; çocukların sık sık ateşle atakları, idrarda yanmalar, sancılı idrar yapmalar gibi semptomlar söz konusu oluyor. Hastalık ilerledikçe böbrek yetersizliği hemen hemen bütün sistemleri ilgilendiriyor. Halsizlik, çabuk yorulma, solukluk ve çarpıntı gibi şikayetler bunlara eşlik ediyor. En ileri aşamasında bulantı ve kusmalar söz konusu oluyor” dedi.

    “Çocukların cilt renklerindeki değişiklik böbrek yetmezliği belirtisi olabilir”

    Ailelerin çocuklarda böbrek sağlığı için dikkat etmesi gereken durumlara değinen Prof. Dr. Türkmen, “Hijyenik koşullar önemli. Çocuklar tuvalet alışkanlığını kazandıktan itibaren tuvalet alışkanlığını iyi takip etmek gerekiyor. Eğer bunla ilgili sorun varsa doktora gidilerek basit bir idrar tenkitleri ile sorunların çoğu anlaşılabiliniyor. Eğer fark edilmezse çocukların kemiklerinde, büyümelerinde sorunlar ortaya çıkabiliyor. Büyüme ve gelişme gerilikleri ortaya çıkabiliyor. Cilt renklerinde değişiklikler söz konusu olabilir. Bu tip semptomlar aileleri uyarabiliyor” şeklinde konuştu.

    Çocukluk çağındaki böbrek yetersizliği hastalarında en ideal tedavi yönteminin böbrek nakli olduğunun bilinmesi gerektiğini altını çizen Prof. Dr. Türkmen, “Aileler bu konuda bilinçlendirilmeli. Böbrek yetersizliği kronik aşamaya gelmiş ise ailelere bu konuda iyi bilgi verilmeli. Diyaliz ihtiyacı ortaya çıkmadan nakil yapılmaya çalışılmalı. Bunu yapabilirsek; hem yaptığımız ameliyatların başarı şansı yüksek oluyor hem de nakil yaptığımız böbrekler çocuklarda çok daha uzun sürelerde yaşıyor” dedi.

    “Çocuklarımız çok az su içiyor”

    Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Nayır ise şunları söyledi:

    “Sağlam çocuklar da böbreklerin önemini bilmek zorunda. Çocuklarımız çok az su içiyorlar. Tuvalet alışkanlıkları iyi değil. Beslenmeleri çok kötü. Tuz, şeker, kızartma gibi böbreklerine zararlı maddeleri çok tüketiyorlar. Bu konuda çocukları uyarmak gerekiyor. Beslenmede sebze yeme ve su içmelerine dikkat etmelidirler. Tuz, aldığımız gıdalarda yeteri kadar var. Dışarıdan eklenmesine pek gerek yok. Şeker, vücut için çok toksik madde. İleri yaşlarda böbreklere zarar veren bir diyabete yol açabiliyor. Şeker ve tuza çok dikkat etmek gerekir. Mümkünse çok azaltmak ya da hiç kullanmamak önemli. Çocuklara su içme ile alakalı bir program vermek gerekiyor. 3 saati geçirmeden tuvalete gitmelerini sağlanmalı. Tuvaletlerini acele etmeden yapmalarını sağlamak önemli. Her tuvaletten sonra su içmelerini önermek gerekir. İdrarların açık renk ve su gibi çıkmalarını takip edilmeli.”

  • Saçları gerçek olan oyuncak bebekler

    Gaziantep’te, 1. Dünya Savaşı döneminde yoksul ailelerin sattığı çocuk saçlarından yapılan oyuncak bebekler, Gaziantep’teki müzede sergileniyor. Camekan vitrinlerde korunan bebeklerin hikayeleri duygulandırıyor.

    Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından 2013’te açılan oyuncak müzesinde, 3 asırlık porselen bebeklerin de aralarında önceki dönemlerden bugünkü tarihe kadar dönemin en çok oynanan oyuncakları sergileniyor. Oyuncaklar arasındaki el yapımı ve gerçek saç kullanılan bebekler ise görenlerin dikkatini çekiyor. Alman çocuklarının saçlarını taşıyan porselen bebeklerin ilginç hikayeleri ziyaretçileri duygulandırıyor. Bu oyuncakları ilginç kılan şey ise porselen oyuncak bebeklerinde kullanılan saçların Almaya’da 1. Dünya Savaşı döneminde yoksul Alman kadınlarının oyuncak fabrikalarına sattığı kendi ve çocuklarının saçların kullanılmasından kaynaklanıyor.

    Yürek burkan oyuncakların hikayesi

    Saçları gerçek olan porselen bebeklerin ilginç hikayelerinin olduğunu söyleyen Gaziantep Oyuncak Müzesi Sorumlusu Aslıhan Özaslan, “Burada porselen bebeklerimiz var. Porselen bebeklerimizin saçları gerçektir. Savaş dönemlerinde Almanya’da, yoksul kadınlar saçlarını uzatıp, daha sonra kesip zengin ailelere satıyorlar. Zengin aileler ve oyuncak fabrikalarına veriyor bunun karşılığında para alıyor. Zenginler, satın aldıkları saçlarla kendi çocuklarına böyle bebekler yapıyor.

    Bey Mahallesi’nde faaliyet gösteren müzede binlerce oyuncak çocuklar ve ailelerinden büyük ilgi görüyor.

  • Ümit’li prematüre bebekler için özel program

    Dünya Prematüre Günü nedeniyle Özel Ümit Hastanesi’nde prematüre doğan bebekler ve aileleri bir araya geldi. Gerçekleşen etkinlikte konuşan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şadi İdem, prematüre bebeklerin ailelerini tebrik etti.

    Eskişehir’deki ve bölgedeki en önemli yeni doğan bakım ünitelerinden birine sahip olduklarını söyleyen Dr. İdem, her geçen gün yenikleri takip ederek eksikleri tamamladıklarını belirtti. İdem, “Hastanemiz 2010 yılında açıldı. Bu 6 yıllık süre içerisinde toplamda yaklaşık 3 bin bebeği yenidoğan ünitemizde takip ettik. Bunlar içerisinde 200’e yakın 1500 gram ve altındaki ağırlıkta bebeğimiz oldu. Erken doğumlarda gözde, beyinde, solunumda bir hasar tehlikesi oluyor. Taburcu olduktan sonra da bu kaygılar olabiliyor. Bunun çok büyük bir gururla söylemek istiyorum ki başarı oranımız çok çok iyi durumda” diye konuştu.

    Prematüre doğumlarda ailelerin çabası ve hastaneyle ortak bir çaba ve uyumlu bir sürecin önemine vurgu yapan İdem, “Bu süreçte gösterdikleri sabırdan dolayı ailelere özellikle teşekkür ediyorum” dedi.

    Konuşmalardan sonra prematüre doğan bebekler için bir doğum günün pastası kesildi.

  • Prematüre bebekler bir araya geldi

    Konya Medova Hastanesinde, prematüre bebeklere farkındalık oluşturmak için Dünya Prematüre Günü kutlandı.

    17 Kasım Dünya Prematüre Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte, Medova Hastanesinde prematüre olarak dünyaya gelen bebekler ve aileleri bir araya geldi. Hastane yönetimi, doktorlar ve çalışanların da katıldığı etkinlikte konuşma yapan Medova Hastanesi Medikal Direktörü ve Yenidoğan (Neonatoloji) Uzmanı Prof. Dr. Rahmi Örs, Türkiye’de dünyaya gelen prematüre çocukların fazlalığına dikkat çekerek, bu sayının bazı ülkelerdeki toplam nüfus sayısından fazla olduğunu belirtti.

    Gelişen teknoloji sayesinde, bebeklerin artık daha iyi koşullarda yaşadığını da söyleyen Prof Dr. Örs, “Prematüre bebekler, artan, yenilenen teknolojiye paralel olarak, çok ciddi anlamda yoğun bakım desteğinden faydalanıyorlar. Daha önce hayatla bağdaşmaz görünen, küçük haftalardaki bebekler artık bilimsel ve teknolojik gelişmelerle yaşayabilir hale geldiler. Sağlık Bakanlığı da özellikle prematüre bebekler için üçüncü basamak dediğimiz, alt yapı ve donanım özelliklerinin geliştiği ve koşullara sahip olduğu ve yeni doğan uzmanının bulunduğu hastanelerde, merkezlerde bu bebeklerin takibini teşvik ediyor” dedi.

    Prematüre bebeklerin yoğun bakım sürecinin ciddi bir sabır istediğini de belirten Prof. Dr. Rahmi Örs, “Yeni doğan yoğun bakım ünitesinde prematüre bakımı, hem yeni doğan yoğun bakım çalışanları için hem de anneler için sabır ve fedakarlık isteyen bir süreç. Bazen bebekler, aylarca yoğun bakımda kalıyorlar. Zamanından önce doğan bebekler, akciğerleri gelişmediği için, günlerce, haftalarca solunum cihazına bağlı kalabiliyorlar. Bir takım problemleri oluyor ve ciddi anlamda bir yoğun bakım süreci yaşıyorlar. Aynı zamanda bu prematüre bebekler, yoğun bakım ortamı dışında da uzun süre takip gerektiren özel bir bebek grubu” şeklinde konuştu.

    Prematüre bebeklerin aileleri de, bebeklerinin sağlıkla taburcu olmalarında emeği geçen Medova Hastanesi doktorlarına, yenidoğan yoğun bakım hemşirelerine ve etkinliği düzenleyen hastane yönetimine teşekkür etti.

    Prematüre bir bebeğin, doğduğunda vücudu mor olduğu için mor renk ile simgelenen Dünya Prematüre Günü’nde; etkinliğe katılan herkesin yakasında takılı mor patik ve mor leylekler dikkat çekti. Kesilen pastanın ardından birbirlerine deneyimlerini, hüzünlerini ve sevinçlerini anlatarak sohbet eden aileler; bebekleri ve doktorlar ile günün anısına fotoğraf çektirdi.

  • Tüp bebekler için ‘İki Kıta 700 Bebek’ etkinliği

    Acıbadem Eskişehir Hastanesi tarafından düzenlenen ‘İki Kıtada 700 bebek’ etkinlik kapsamında tüp bebek yöntemi ile dünyaya gelen bebekler bir araya geldi.

    Acıbadem Eskişehir ile Acıbadem İnternational İstanbul Hastaneleri’nde tüp bebek uygulamasıyla dünyaya gelen 700 bebek Eskişehir’de düzenlenen etkinlikte bir araya geldi. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte aileler Tüp Bebek Merkezi sorumlusu olan ve ailelerin bebeklerine kavuşmada emek harcayan Dr. Fatih Öğüç ile sırayla fotoğraf çektirdi. Dr. Öğüç, ise masaları tek tek gezerek bebek ve aileleri ile ilgilendi. Etkinlikle ilgili konuşan Dr. Öğüç, ‘İki kıta 700 bebek’ etkinliğinde hastanede tüp bebek yöntemi ile dünyaya gelen bebeklerle buluştuklarını söyledi. Bu yıl 3’üncüsünü düzenlediklerini belirten Dr. Fatih Öğüç, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Biz Acıbadem İnternational ve Eskişehir Tüp Bebek Merkezleri olarak her sene doğurttuğumuz, dünyaya getirmeye vesile olduğumuz bebeklerimizi bir araya getiriyoruz. Bu üçüncüsü. Bu seferki logo mottomuz ‘iki kıta 700 bebek’ oldu. Çünkü hem Acıbadem İnternational İstanbul ve Acıbadem Eskişehir Hastanesi olarak dünyaya getirmeye vesile olduğumuz bebekleri bir araya getirdik. Her sene yaptığımız bir toplantı. Bu toplantıda daha önce yaptığımız şeyleri anlatıp, hem ailelerimizle birlikte olup hem de bundan sonraki vizyonumuzu, amaçlarımızı hep birlikte paylaşıyoruz” dedi.

    “3 yılda yaklaşık 3 bin ane adayına dokunduk”

    Acıbadem Eskişehir Hastanesi 2013 yılından bu yıla tüp bebek kapsamında hizmet verdiğini belirten Hastane Direktörü Celal Dağ “Yaklaşık 3 bin anne adayına dokunduk. Yüzlerce bebeğimiz oldu. Şuan da 500’den fazla bebek etkinliğimiz katıldı. Güzel bir etkinlik oldu. Aile ve çocukları bir araya getirdi. 2 yıl boyunca yüzlerce aileyi dost edindik” diye konuştu.

    Tüp bebek yöntemi ile anne olan Sevgi Bıçak, 3 kez başarısız tüp bebek denemelerinin olduğunu belirterek, “On yıl önce evlendik. Üç tane başarısız tüp bebek denememiz oldu İstanbul’da. Yaklaşık üç sene önce Eskişehir’e Kütahya’ya tayinimiz çıktı ve Fatih beyi araştırdık. İstanbul’da ki doktorlar çok umutsuz olduğunu çocuk sahibi olamayacağımızı, artık bu işten vazgeçmemiz gerektiğini söylediler. Fatih beyle tanıştıktan sonra yaklaşık bir buçuk senelik bir süreçte kızımıza kavuştuk çok şükür” şeklinde konuştu.

    Baba Öner Bıçak ise, şunları söyledi:

    “Çok mutluyuz. Bu işi canı gönülden isteyen o kadar insan var ki. Gerçekten bunların durumlarını biz anlayabiliyoruz.”

    “Umudumuzu yitirdiğimiz noktada kızımıza kavuştuk”

    Sekiz defa tüp bebek uygulaması yaptıklarını belirten bir diğer anne Öznur Koca, “Biz sekiz yıllık evliyiz. İki aşılama, sekiz tüp bebek tedavisi sonrası kızımıza kavuştuk Fatih beyle. İstanbul’da denemelerimiz oldu. ilk önce aşılamaları yaptırdık sonra tüp bebekleri yaptırdık. Artık böyle umudumuzu yitirdiğimiz noktada, hani en son bunu da yapalım bırakalım dediğimiz noktada Fatih bey sayesinde kızımıza kavuştuk” dedi.

    Baba Halil Koca ise, düşüncelerini şu şekilde ifade etti:

    ”Hocamıza teşekkür ederiz öncelikle. Çok yoğun ve zorlu bir süreçti. Tabi maddi manevi yönü zor bir süreçti ama manevi yönü daha ağır basıyor. Allahın izni ile Fatih beyin emekleriyle sağolsun bu günümüze kavuştuk. Herkese teşekkür ederiz.”