Etiket: Bayraktar:

  • Bayraktar Fındık Tüccarlarına Ve Sanayicilerine Çattı

    Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK) Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, fındık tüccarlarına ve sanayicilerine tepki göstererek “2009 yılında söküm istediler, şimdi ise ’üretim artsın’ diyorlar aslında o insanların tamamını piyasadan silmek lazım” dedi.

    Açıklamasında, kelli felli sanayicilerin 2009 yılında Bakanlığa giderek “Müdahale alımı doğru değildir” dediklerini hatırlatan Bayraktar, “Ulusal Fındık Konseyi, bilmiyoruz ama nerede hangi ulus ? Şimdi bunlar bakanlığa gittiler dediler ki, ‘Müdahale alımı doğru değil Türkiye’de üretim fazlası var. Dolayısıyla yeni bir sistem lazım’ Biz bunu unuttuk. 2009’da uygulamaya giren stratejinin ana unsurlarından bir tanesi neydi? ’Türkiye’de fındık üretimi fazla, sökülsün’ yani biz söküme destek verdik. Ne zaman 2009’da. Ortalama bizim üretimiz o zaman 650 bin ton. Aradan kaç sene geçti 5-6 sene şimdi 2014’den beri ’üretim arttırılmalı’ diyor arkadaşlarımız. 5 sene önce sökülsün diyen bir yapı 5 sene sonra eğer ’üretim iki katına çıksın’ diyorsa aslında o insanların tamamını piyasadan silmek lazım. Bu kadar ciddi bir hata olabilir mi? ama maalesef Türkiye’de oldu. Unuttuk 2009 yılında söküme destek istediler” ifadelerini kullandı.

    “DOĞRUDAN DESTEK ÜRETİCİYE YAPILMIŞ YANLIŞTIR”

    Doğrudan destek uygulamasına da tepki gösteren Bayraktar, “Devlet üreticisine karşılıksız para verecekse verebilir ama doğrudan destek müdahale alımına alternatifse doğrudan desteği savunmak bilerek veya bilmeyerek üreticiye yapılan çok ciddi bir yanlıştır. Fındıkta niye fiyat düştü? Çünkü ziraat odaları konuştuğu için düştü. O zaman biri de derki siyasetçi müdahale etmediği için düştü. Başkası derki şunun yüzünden düştü. Neden düştüğü çok net belli bir, müdahale alımı olmak mecburiyeti vardı ki Türkiye’de fındık gibi bir ürün serbest piyasaya bırakılamazdı. Fındık gibi bir ürün devletin kontrolünden alınarak tuttu dünyada bu konuda daha etkin olan daha güçlü olan sermayenin kontrolüne bırakıldı. Bu niye şimdi ortaya çıktı çünkü 2009 yılından bu yana bu yanlış uygulama ortaya konulduktan sonra Türkiye’de pek fazla fındık olmadı. Olmayınca bunu hissedemedik. Biz zannettik ki seri sistem ve seri üretim zannettik. Bunu çok net söylüyorum; bütün siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, bütün odalar tamamı 2009 yılından bu yana her sene devlet müdahale alımına alternatif olarak bu modele geçtiği halde bu doğrudan destek devam etsin diye hükümete gittiler ve bu üreticiye yapılmış en büyük yanlıştır” diye konuştu.

  • TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Fındık Fiyatlarını Tekeller Düşürüyor”

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, fındık tekellerinin rekolteyi her yıl yüksek göstererek fiyatları üreticinin aleyhine çevirmeye çalıştıklarını söyledi.

    Düzce Ziraat Odaları Birliği Başkanı Ramazan Öztürk’ün davetlisi olarak Düzce’ye gelen TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Düzce Ziraat Odası’nda ilçe ziraat odalarının başkanlarıyla bir araya geldi. Bayraktar, toplantı sonrası Karadenizli çiftçilerin ana gündem konusu olan fındıkla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ziraat odalarının yalnız bırakıldığını belirten Bayraktar, “Kasım başında 14 veya 15 lira civarında seyreden fındık fiyatları bugün 7-7,5 lira civarına düşmüştür. Bölgede 400 bin ailenin geçimini fındıktan sağladığını biliyoruz. 2 milyona yakın insanımız geçimini fındıktan sağlıyor. Dünya ticaretinin yüzde 70’ini Türkiye sağlıyor. Maalesef alıcısı az, satıcısı çok olan bir sektörde rekabet ortamının olmadığını görüyoruz. Rekabet ortamının olmaması bu sektörde tekelleşme var demektir. Ziraat odaları olarak bu tekelleşmeyle büyük mücadele vermekteyiz. Biz bu tekellerle mücadele verirken çoğu zaman yalnız kaldık. Hiçbir paydaşta destek gelmedi. Bugün de bu mücadeleyi yalnız veriyoruz” dedi.

    Fındık tekellerinin rekolteyi her yıl yüksek gösterdiklerini ve fiyatları üreticinin aleyhine çevirmeye çalıştıklarını kaydeden Bayraktar, “Alanda yaptığımız rekolte çalışmaları sonucunda biz her yıl rekoltemizi açıkladık. Bizim açıkladığımız rekoltenin daima 100 bin ton üzerinde rekolte açıklandı. Gaye fiyatları düşük tutmak. Doğal afet yaşadık. Bir ilimizde üretici sıfır çekti. Biz üreticimizi rekoltemize inandırdık. 2014 yılında fındık fiyatlarının yükselmesini sağladık. Geçen yıl üreticimiz bizim rekolte tahminlerimize inandı, fındığını pazara indirmedi ve fındık 15 liradan satıldı” şeklinde konuştu.

    “ZİRAAT ODALARI HÜKÜMETE ŞİKAYET EDİLDİ”

    Bu çalışmaları yaparken yanlarında kimsenin olmadığını söyleyen Bayraktar, üreticiyi uyardıklarını, malınızı emanete vermeyin dediklerini ifade etti. Uçakla üreticiyi uyarı niteliğinde bildiri dağıtmaları nedeniyle hükümete odaların şikayet edildiğini hatırlatan Bayraktar, “Bu sene de rekolte tahminini açıkladık. Üreticimize dedik ki emanete fındık vermeyin. Ama üreticimiz bu sene bizi dinlemedi. Emanete keşke fındık vermeseydi. Bir yabancı firma manav ve tüccarlarla anlaşarak çiftçinin görüşünü almadan 20 bin fındığı dış piyasaya sattı. İşte bugün fındık fiyatlarının düşmesinin nedeni budur” dedi.

    “DEVREYE TMO GİRMELİ”

    Hükümetle görüşmelerin yapıldığını ve TMO’nun devreye girmesini istediklerini söylediklerini belirten Bayraktar, tekellerin istedikleri zaman fiyatı indirip çıkardıklarını söyledi. Devletin milyonlarca insanın kaderini yabancı sermayenin inisiyatifine bırakamayacağını belirten Bayraktar, hükümetin bir an önce harekete geçmesini istedi. Şemsi Bayraktar, “Sayın Başbakan geçtiğimiz günlerde Düzce’ye yaptığı ziyarette bir talimat verdiğini ifade etmiş. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş da üreticiye yardımcı olacaklarını ve kısa sürede açıklama yapacaklarını ifade etti. Bu açıklama çok geç kalmadan yapılmalıdır. Üreticinin sabrı kalmamıştır. Zaman geçmektedir. Bir an önce üreticimiz rahatlatılmalıdır” dedi.

  • TZOB Başkanı Bayraktar Aydın’da

    Germencik ve Koçarlı Ziraat Odaları’nın açılış programları dolayısıyla Aydın’a gelen Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, verimli tarım arazilerinin korunmasını, pamuk ve zeytinyağı primlerinin yükseltilmesini ve Aydın’da bazı ürünleri olumsuz etkilediği ileri sürülen jeotermal enerji ile ilgili çalışma başlatılmasını istedi. Süt fiyatlarındaki düşüklüğün giderilmesi için çalışma yaptıklarını kaydeden Bayraktar ayrıca gübre ve mazottaki KDV indiriminin çiftçi ve üreticiye yansımadığını söyleyerek desteğin direkt olarak çiftçiye verilmesini talep etti.

    İlk olarak Aydın’ın Koçarlı ilçesi ziraat odası binasının açılışını yapan TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, ardından Germencik İlçesi’nde Aydın’ın en büyük ve özel mimari ile yapımı gerçekleştirilen Ziraat Odası’nın açılışını yaptı. Koçarlı ve Germencik açılışları için ayrı ayrı program düzenlenirken, TZOB Başkanı Bayraktar açılışlarda genel konuların yanında Aydın’a has sorunları da dile getirdi.

    “JEOTERMAL SIKINTI OLURSA MÜCADELE EDERİZ”

    Aydın’a bir gün önceden gelip Ziraat Odaları Başkanları ile ilin sorunları hakkında görüşmeler yaptıklarını belirten TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Aydın bu bölgede tarımın merkezi durumunda. İnciriyle, zeytiniyle, kestanesiyle, pamuğuyla birçok sebze meyve üretimiyle Aydın önemli bir merkez. Oda Başkanlarımın bana verdiği bilgiye göre jeotermal enerji üretiminde çiftçimizi ilgilendiren kısmıyla problemler yaşıyoruz. Özellikle santral dışında kilometrelerce arazimizi işgal eden borular incirimize ve çevreye zarar verdiği yönünde kanaat var. Bu konuda araştırmaların yapılmasını isteyeceğiz. Eğer gerçekten jeotermal ürünlerimize zarar veriyorsa bunlara karşı hep birlikte mücadele edeceğiz.” dedi.

    “ORGANİK TARIMA GEÇİŞ SÜRESİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİ”

    Konuşmasında sistemsel olarak yaşanan sıkıntıları da dile getiren TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, organik tarıma geçiş süresinin 3 yıldan 4 yıla çıkmasını eleştirerek uzatılan süre nedeniyle bazı üreticilerin organik tarımdan vazgeçtiğini belirtti. Bayraktar, bu sürenin bakanlık tarafından yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade ederek “Bu bölge organik tarım açısından fevkalade potansiyeli olan bir bölge ve son yıllarda ciddi gelişmeler gösteriyor. Ancak, özellikle organik tarımda sürelerin uzatılması yani 3 yıldan 4 yıla çıkarılması üreticilerimizi organik tarımdan vazgeçirmeye başladı. Bu geçiş sürelerinin iyi ayarlanması lazım. Bununla ilgi bakanlıkla görüşmeler yapacağız. Organik tarım önemli ve Dünyada ciddi pazarı var. Biz de bu potansiyeli Türkiye olarak iyi değerlendiriyoruz. Organik tarım iyi bir ivme kazandı. Bunu sekteye uğratmamak lazım” diye konuştu.

    “PRİMLERLE ÜRETİCİ DAHA ÇOK DESTEKLENMELİ”

    Gerek pamuk üretiminde gerekse zeytinyağında üreticinin daha çok desteklenmesi gerektiğini kaydeden TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, “Pamuk üretiminde 2015 yılına baktığımızda 1 milyar 232 milyon TL Pamuk ithalatı yaparak yabancı ülkelerin pamuk üreticisini desteklemişiz. Eğer 65 kuruş prim yetersiz ise bunu 90 kuruş yapmalıyız. Zeytinyağı fiyatlarında da bir miktar düşme var. Bunu da desteklerin arttırılması gerek” dedi.

    “VERİMLİ TOPRAKLARI İMARA AÇMAYIN”

    Konuşmasında Türkiye’de ve Aydın gibi illerde verimli arazilerin imara açılmasını sert bir dille eleştirip bu konuda hem Valilerden hem de Büyükşehir Belediye Başkanlarından yardım isteyen Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar, “Bu topraklarımızı çok iyi korumamız lazım. Yapılaşma ile kaybediyoruz. Bu sürdürülebilir bir durum değil. Dünyanın hiçbir tarafında böyle bir olayla karşılaşmazsınız. Bu toprakların kaybedilmemesi ve yapılaşmamaya açılamaması noktasında değerli valilerimizden ve belediye başkanlarımızdan istirham ediyorum. Bu toprakları korumak sadece ziraat odalarının işi değil bu ülkede yaşayan herkesin işi. Türk çiftçisi bu topraklarda ürettikleri ile gıda güvenliğini sağlıyor. Gıda güvenliğini tehdit eden böyle bir yapılaşmaya hiç kimsenin müsaade etmemesi lazım. Verimli arazi imara açılıyorsa muhalefet şerhi koymalarını ve gerekiyorsa mahkemeye gitmelerini istiyorum. Ayrıca Büyükşehir Belediye başkanlarımızdan mahalleye dönen köylerdeki üreticilerimize daha çok destek bekliyoruz. Türkiye de ortalama işletme büyüklüğü 61 dekar tek parça olsa razıyız bu da on parça” diye konuştu.

    Tarım sektöründe rekabet koşullarının oluşmadığını da belirten TZOB Başkanı Bayraktar, sektörün korunması için devletin müdahalesinin gerekli olduğunu söyledi. Bayraktar, “Dolayısıyla bu sektörde devletin zaman zaman müdahalesi olamadığı takdirde birçok üründe sürdürülebilir üretim yapmamız da mümkün değil. Bu gerçeği kabul etmemiz lazım. Onun için devlet müdahale etmesi gereken alanda müdahale edecek. Besi hayvancılığına çok önem veriyoruz. Besi hayvancılığı süt hayvancılığını çok ilgilendiriyor. Ana varsa dana vardır deriz değil mi? Süt hayvancılığı varsa besi materyali buradan gelir. Süt hayvancılığı gelişmişse beside ithalatçı olmazsınız” diyerek süt fiyatlarının da 1 lira 15 kuruşun altına düşmemesi gerektiğini ifade etti.

    “GÜBRE VE YEMDE KDV DESTEĞİ ÇİFTÇİYE ÖDENSİN”

    Hükümetin çiftçiyi desteklemek amacıyla başlattığı gübre ve yemdeki KDV desteğinin üreticiye yansımadığını kaydeden Bayraktar, “Maliyetlerin fiyatlarının aşağıya çekilmesi fevkalade önemlidir. Biz devletimizden yem, gübre mazot desteği istedik. Gübre ve yemde KDV indirimi geldi ama özellikle bu KDV indiriminden sonra fiyatları sayın bakanın önüne koydum. Yani KDV indiriminin çiftçi ve üreticiye yansımadığını gösterdim. Biz KDV desteği istemedik. Biz özellikle bu desteğin KDV indirimin yemde ve gübrede doğrudan destek olarak üreticimize verilmesini talep ediyoruz. Doğrudan üreticiye verilsin” dedi.

    “ÇERÇİOĞLU VERİMLİ ARAZİLERİ KORUMAK ZORUNDAYIZ”

    TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar’dan sonra konuşan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, verimli arazilerde sanayi yatırımı yapılmasına şiddetle karşı olduğunu belirterek “Çünkü bu toprakları korumak ve gelecek nesillere aktarmak zorundayız. Sayın Genel Başkan bu konuda hiç endişeniz olmasın” diye konuştu. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Çerçioğlu, jotermal konusunda da “Ülkemizin enerjiye ihtiyacı var. Gizli maliyetlerimizin en büyü de enerjiye gidiyor. Ama biz elektrik üreteceğiz diye bu güzel Aydınımızı kimseye yok ettirmeyiz” diyerek çevreye ve tarıma zarar veren jeotermale karşı olduklarını söyledi.

    Yapılan konuşmaların ardından Koçlarlı’dakji ziraat odası ve Germencik’teki Aydın’ın en büyük ve özel mimari ile yapılmış ziraat odaları hizmete açıldı.

    Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu Koçarlı’daki açılışın ardından toplantısı olduğu için ayrılırken Germencik’teki Ziraat Odası ve Belediye Başkanı Ümmet Akın’ın ev sahipliğindeki açılış törenine Vali Yardımcısı İbrahim Ballı, Aydın Esnaf Odaları Birliği Başkanı Selahittin Çetindoğan, MHP Aydın Milletvekili Deniz Debboylu, Aydın Efeler Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı, 23. Dönem Milletvekili Recep Taner, İncirliova Belediye Başkanı Kürşat Kale, çevre ilçelerin ziraat odası başkanları ve çok sayıda davetli katıldı.

    Açılış öncesi çalışmalarından söz eden Germencik Ziraat Odası Başkanı Ümmet Akın, gerek belediye başkanı olarak gerekse ziraat odası başkanı olarak yaptığı hizmetler ayakta alkışlandı.

  • TZOB Başkanı Bayraktar: “Üretici Öldürülerek Sanayi Gelişmez”

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üreticiyi öldürerek sanayinin gelişemeyeceğini belirterek önce çiftçinin yaşatılması gerektiğini söyledi.

    Bayraktar, Antalya’nın Kaş ilçesinde tamamlanan Ziraat Odası hizmet binasının açılışını yaptı. Açılışta konuşan Bayraktar, önümüzdeki yıllarda kadın çiftçilere daha çok ihtiyaç olacağını belirterek tarım sektöründe kadın çiftçiler olmadan üretimin ve verimliliğin yetersiz kalacağını kaydetti.

    Genç nüfusu kırsalda tutmak için de bir takım desteklerin verilmesi gerektiğinin altını çizen Bayraktar, “Genç çiftçi eğitimine önem veriyoruz. Türkiye’nin her yerinde genç çiftçilerimizi eğitmeye başladık. Bu eğitimin sonuçlarını tarımda verimlilik ve gençlerimizi kırsalda tutarak alacağız” diye konuştu.

    “AMBARGO RUSYA’YA DA ZARAR VERİR”

    Rusya ile yaşanan kriz sürecini de değerlendiren Şemsi Bayraktar, Rus uçağının düşürülmesinin askeri bir olay olduğunu, Rusya’nın bu olayı ekonomik ambargoya dönüştürmesinin yanlış olduğunu söyledi. Bayraktar, “Rusya olgun bir devlete yakışan şekilde davranmadı. Bu ambargo sadece ülkemize değil Rusya’ya da büyük zarar veriyor. Bu yıl geçen yıla göre sebze ve meyve fiyatlarındaki düşmeyi gözlemliyoruz. Geçen yıl ocak-şubat aylarında Rusya’ya 143 milyon dolarlık yaş meyve sebze ihracatı yaparken bu yılın aynı döneminde ihracat 38 milyon dolara düştü. Yani 105 milyon dolarlık bir kayıp var” dedi.

    SÜT FİYATLARI

    Bayraktar, süt fiyatlarına müdahaleyi değerlendirirken de krizi 3 sene evvel gördüklerini söyledi. Bayraktar, sektör dışındaki çevrelerin özellikle süt sektörüne büyük yatırımlar yapmaya hevesli olduğunu ve sıfır faizli krediler kullandıklarını tespit ettiklerini anlattı. 2008’de de hayvancılık sektöründe büyük bir kriz yaşadığını ve 1 milyon süt ineğinin kesildiğini dile getiren Bayraktar, şunları kaydetti:

    “Kriz sonrası ette uzun yıllar ithalatçı olduk. Çünkü ana varsa dana vardır. Süt hayvanınız varsa besi hayvanınız vardır. Başka türlü bu ülkede besi hayvancılığı yürümez. Türkiye’de serbest piyasa ekonomisi var ama rekabet yok. Alıcısı az satıcısı çok olan bir sektörde üretim yapıyoruz. Rekabet koşulları oluşmuş değil. O halde müdahale kurumu oluşturmak lazım. Ancak sanayicimiz yatırım üzerine yatırım yaparken ben 5 yılda bir hayvanlarımı kesime götürüyorsam burada bir haksızlık var.”

    Süt fiyatlarının sanayiciye verilen desteklere rağmen 70-80 kuruşlara kadar düştüğünü dile getiren Bayraktar, Et ve Süt Kurumu bir müdahale kurumu olarak devreye girince süt fiyatlarının yükselmeye başladığını söyledi. Bayraktar, “Sütte tavsiye fiyat olan 1 lira 15 kuruş bizim için yeterli değil. Süt 1,5 lira olmalı. Eğer sütte istikrar istiyorsak fiyatlar bu noktaya gelinceye kadar alımlar devam etmeli” diye konuştu.

    Sanayicilerin ’kazan kazan’ politikası içinde olması gerektiğini söyleyen Bayraktar konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Yaşarken yaşatacağız. Yaşamak isteyenler yaşatmak istemiyorlar. Bu çiftçiyi yaşatmadan hiçbir sanayicimizin ayakta kalması mümkün değildir. Bu ülkede ahlaklı davranmak zorundayız. Sanayicimizin de kazan kazan politikası içerisinde olması lazım. Üreticiyi öldürerek bu ülkede sanayi gelişmez.”

    Kaş Kaymakamı Bilgehan Bayar, Kaş Belediye Başkanı Halil Kocaer, Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp ve çok sayıda vatandaşın katıldığı törende açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından Bayraktar ve beraberindekiler hizmet binasını gezdi. Bayraktar burada süt içerek süt kampanyasına destek verdi.

  • Bayraktar: “Üretici İle Tüketici Arasındaki Zincir Kısaltılmalı, Aracı Kaldırılmalıdır”

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Nisan ve Mayıs aylarında hayvanların doğum yapmalarının ardından süt üretiminde yüzde 20 civarında bir artış beklediklerini bildirerek, “Allah korusun gerekli önlemi almazsak süt fiyatları 50 kuruşa kadar düşer ve ahırlarda hayvan kalmaz. 2008’lerde yaşadığımız krizlerin beterini yaşarız” dedi.

    Bayraktar, Konya’da Karatay Ziraat Odasında düzenlediği basın toplantısında, tarım ve hayvancılıktaki son gelişmeleri değerlendirdi. Basın toplantısına, gazeteciler ve Ziraat Odası başkanlarıyla birlikte süt içerek başlayan Bayraktar, başlattıkları süt kampanyasına çok önem verdiklerini bildirdi. Süt fiyatlarının 70 kuruşa düştüğünü, özellikle Nisan ve Mayıs aylarıyla hayvanların doğum yapmalarının ardından süt üretiminde yüzde 20 civarında bir artış beklediklerini, bu üretimin tüketimle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:

    “Bundan dolayı kampanya sadece ziraat odalarımızla sınırlı kalmamalı. Tüm paydaşlarımızın, sivil toplum örgütlerinin de süt kampanyası başlatmasını arzu ediyoruz. Süt dağıtımı tüm yurda yayılmalıdır. Okullardaki süt dağıtımı sadece ikinci dönemi değil, birinci dönemi de kapsamalıdır. Ortaokul ve liseler de program kapsamına alınmalıdır. Süt dağıtım programı peynir, yoğurt gibi ürünle çeşitlendirilmelidir. Bütün kamu kurum ve kuruluşlarında süt ve süt ürünleri tüketimi artırılmalıdır. Belediyeler, düşük gelirli vatandaşlarımıza süt dağıtmalıdır. Yine ülkemizdeki sığınmacılara yönelik süt ve süt ürünleri dağıtımı yapılmalıdır. Tüm halkımız da eti pahalı yemek istemiyorlarsa bu kampanyaya destek vermelidir. Halkımızdan, zor günlerinde çiftçinin yanında yer almasını bekliyoruz. Daha fazla süt ve süt ürünleri tüketmeleri, hem üreticimizi destekleyecek, hem hayvancılığı ayakta tutacak, hem de tüketici olarak eti pahalı yemek zorunda kalmayacaklar.”

    TZOB’UN ULUSAL SÜT KONSEYİNDEN AYRILMASI

    Gündemde olan bir konunun da Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin Ulusal Süt Konseyinden ayrılması olduğunu belirten Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti: “Daha önce Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Faruk Çelik de bu konuda açıklamalarda bulundu ve Ulusal Süt Konseyini eleştirdi. Ulusal Süt Konseyi, 1 lira 15 kuruş süt fiyatı açıkladı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Çelik de süt fiyatının arkasında durmayan konseyi eleştirmiş ve süt fiyatlarının düşmesinden duyduğu rahatsızlığı bildirmiştir. Biz, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Çelik’ten daha da ileri giderek Ulusal Süt Konseyinden çekildiğimizi ifade ettik. Çünkü Ulusal Süt Konseyi, deklare ettiği fiyatın arkasında duramamıştır. Üreticilerin hak ve menfaatlerini koruyamamıştır. Süt fiyatlarının düşmesine seyirci kalmıştır. Dolayısıyla böyle bir kurumda bizim bulunmamızın bir anlamı yoktur.”

    Ziraat odalarıyla birlikte Ulusal Süt Konseyinden çekildiğini ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak da Ulusal Süt Konseyi yönetiminden ayrıldıklarını belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tabi bu tasarrufumuz da hem süt üreticilerimiz, hem sektörde faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri hem de süt üretici örgütlerinin takdirini aldı. Sektör için hayırlı olmasını diliyorum. Bütün desteklere rağmen, 1 lira 15 kuruşluk fiyatın arkasında durmayan sanayiciye, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız verdiği bu desteklerin hesabını sormalıdır. Bu destek üreticimize verilse sütteki krizi önlemek için önemli bir aşama kaydedilirdi. Gübre ve yemdeki KDV indiriminde olduğu gibi üreticimiz, devletin verdiği bu destekten faydalanmadı.”

    “2008’DEN BETERİNİ YAŞARIZ”

    Önümüzdeki aylar için sütte yüzde 20’ye varan bir üretim artışı beklendiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi: “Allah korusun gerekli önlemi almazsak süt fiyatları 50 kuruşa kadar düşer ve ahırlarda hayvan kalmaz. 2008’lerde yaşadığımız krizlerin beterini yaşarız. Bu ülkeye, 2008 krizinin faturası 3,7 milyar dolara mal olmuştur. Bu fatura daha da artar, yani 4 milyar doların üzerinde bir et ve canlı hayvan ithalatına sebebiyet verilir. Et fiyatları yükselir, tüketicimiz kıymayı ucuza alamaz, 50 liradan alır hale gelir. Halen 1 milyon 150 bin ton dolaylarında olan kırmızı et üretimimizi, 1,5 milyon tona çıkarmamız gerekiyor.”

    Üretimdeki bu artışın önündeki en büyük engelin ithalat olacağını anlatan Bayraktar, şöyle konuştu: “Bu hedefe ulaşmak için küçük aile işletmelerinin desteklenmesi çok önemlidir. Destekleyemezsek sadece bitkisel üretimde değil, hayvancılıkta da gıda güvencemizi sağlayamayız. İthalatı önlediğimizde, üreticimize gerekli destekleri, besi işletmesi yatırımı için yeterli desteği verdiğimizde 1,5 milyon tonluk üretimi kısa zamanda sağlarız. Süt fiyatlarındaki düşüşü önlemek istiyorsak sektörü taşeron belasından kurtarmamız lazım. Sanayici süt almadığı zaman, taşeronların piyasaya girerek süt fiyatlarını düşürmelerini engellemek için yasal müeyyideler uygulanmalı, sanayicimiz de taşeron kullanmaktan vazgeçmelidir. Bütün kurumları konunun önemine binaen bu kampanyaya katılmaya davet ediyorum. Et ve Süt Kurumunun acilen süt alımına girmesi gerekiyor. Bir iki aylık bir gecikme, laktasyon döneminin de başına denk geldiği için, süt üretiminin de arttığını dikkate aldığımızda bir işe yaramaz. Biz bu sıkıntının olacağını 3 yıl evvel gördük. Arzın artması karşısında hükümetimizden bir müdahale kurumu talep ettik. Bizim talebimiz üzerine Et ve Süt Kurumu oluşturuldu. Ama şu an atıl durumda olan, kurulmasına sebep olduğumuz Et ve Süt Kurumunun hızlı bir şekilde piyasaya müdahalesini talep ediyoruz.”

    Sütte şuan arz fazlası olduğunu bildiren Bayraktar, “Sütte arz talep dengesi sağlanıncaya kadar damızlık düve ithalatı ve bu amaçla kullandırılan sıfır faizli kredilerin durdurulmasını istiyoruz” dedi.

    Maliyetlerin düşürülmesi açısından gübre ve yemde indirim talepleri üzerine, hükümetin gübre ve yemde KDV indirimi yaptığını belirten Bayraktar, “Ama iki milyar liranın üzerindeki bu destek, maalesef üreticimizin cebine girmedi. Üreticimize yansımadı. Gübre ve yem fiyatlarını takip ettiğimizde biz bunu görüyoruz. İki milyar liranın üzerindeki bu desteğin de üreticimize doğrudan, direkt olarak ödenmesini talep ediyoruz” diye konuştu. Sanayicilere de seslenen Bayraktar, “Yaşatmadan yaşamak mümkün değildir. Üreticimizi yaşatmazsanız siz de yaşayamazsınız” şeklinde konuştu. Bayraktar, halen 18,7 milyon ton olan süt üretiminin 7 yıl sonra 25 milyon tona yükseleceği göz önünde bulundurularak tüketimin ve ihracatın bu üretimi desteklemesi gerektiğini belirtti.

    “KONYA, TARIMIN BAŞKENTİ ÜLKENİN TAHIL AMBARI”

    Konya’nın, tarımın başkenti, ülkenin tahıl ambarı olduğunu bildiren Bayraktar, şöyle konuştu: “Konya’nın 1,9 milyon hektar tarım alanı var. İsrail’in yüzölçümünün tamamına yakın bir alan. Belçika’nın, Hollanda’nın bu kadar tarım alanı yok. Peki Hollanda 80,7 milyar avro gıda ve tarım ihracatı yaparken Konya niye yapmasın? Konya’nın neyi eksik? Daha fazla tarım alanı var. Yeterince yağış alamıyor, bu da kuru ziraat sistemini mecbur kılıyor. Sulu tarım olmayınca verim yüksek değil. Bütün bunlara rağmen, Konya; Türkiye buğday üretiminin yüzde 11,3’ünü, arpa üretiminin yüzde 12,1’ini tek başına karşılıyor ve iller arasında birinci sırada. Diğer birinci olduğu ürün olan şeker pancarının yüzde 32’si Konya’da üretiliyor. Dane mısırda Adana, Mardin ve Şanlıurfa’nın ardından dördüncü, silajlık mısırda İzmir’in ardından ikinci, yağlık ayçiçeğinde Tekirdağ ve Edirne’nin ardından üçüncü, yoncada Muş ve Aksaray’ın ardından üçüncü, kirazda İzmir’in ardından ikinci, vişnede Afyonkarahisar’ın ardından ikinci, elmada onuncu sırada.”

    Türkiye’nin toplam havuç üretiminin yüzde 58’inin Konya’da üretildiğini ve açık farkla birinciliği aldığını belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kavun üretiminde Ankara ve Adana’nın ardından üçüncü, patateste Niğde’nin ardından ikinci sırada. Patatesten bahsetmişken, soruna değinmeden geçemeyeceğim. Üretim planlaması olmaması çiftçimizi zorluyor. Bunun en iyi örneklerinden biri patates. Ülkenin belli bir patates tüketimi var. İhracat da aşağı yukarı belli. Buna uygun üretim yapmak zorundayız. Üretim düşük kaldığında, fiyat yükseliyor, çiftçi iyi para kazanıyor. Ertesi yıl herkes patates ekmeye başlıyor. Üretim artıyor. Fiyat dibe vuruyor. Çiftçinin patatesi tarlada, depoda kalıyor. Çiftçi batıyor. Olan budur. Bu sene üretim fazlalığı var. Depoda 700 bin ton dolayında patates olduğu söyleniyor. Edindiğimiz bilgiye göre, patates üreticisi rahatlatacak tedbir konusunda çalışmalar sürüyor. Bu ihracat iadesi şeklinde de olabilir. Toplu tüketim yerlerinde alımların artırılması olabilir. Bütün bunlar patateste üreticiyi rahatlatacaktır. Hükümetimizin bu tedbirleri acil olarak almasını bekliyoruz. Konya, 740 bin büyükbaş, 1 milyon 800 bin küçükbaş, 12 milyon 387 bin kanatlı hayvanı ile hayvancılıkta da ilk sıralarda yer alıyor. Toplam sığır sayısında birinci, koyun sayısında Van’ın ardından ikinci sırada. 930 bin 703 ton inek ve manda, 82 bin 249 ton koyun ve keçi sütü üretiyor. Süt üretiminde de birinci sırada bulunuyor.”

    “KONYA’NIN SORUNU SU”

    Tarım alanında Konya’nın sorununun su olduğunu belirten Bayraktar, şöyle konuştu:

    “Konya Ovası Projesi (KOP) bir an önce bitirilmeli, Konya topraklarının susuzluğu dindirilmelidir. Konya’nın suya kavuşturulması sadece Konya’yı, sadece İç Anadolu Bölgesini değil, bütün Türkiye’yi tarım cennetine çevirir. Ülkemiz su zengini değil. Suyu tasarruflu kullanmayı öğrenmek zorundayız. Sulamada yüzde 60’a varan oranlarda tasarruf sağlayan modern, basınçlı sulama sistemleri acilen yaygınlaştırmalıyız. Ülkemizde tarımsal işletmelerin çok büyük bir bölümünü küçük işletmeler oluşturmaktadır. Küçük işletmelerin yeterli işletme büyüklüğüne sahip olmamaları, ayrıca işletmelerin dağınık ve parçalı olması, tarımsal mekanizasyondan beklenen faydanın elde edilmesini engellemektedir. Toplulaştırma çalışmaları hızla tamamlanmalı verimli işletme büyüklüklerine ulaşılmalıdır. Konya’nın verimli tarım alanları ve meraları imara açılmamalı. Toprak Koruma Kurullarında buna azami hassasiyet gösterilmelidir. Gelecek nesillerin gıda güvencesi tehlikeye atılmamalıdır.”

    Dünyada tarım ve enerji sektörünün çok büyük önem kazandığına dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi:

    “Biz ülkemizin gelişmesi ve kalkınması için tarım sektörünü bir fırsat olarak düşünüyoruz. Bu sorunları çözdüğümüzde gayri safi milli hasılaya 150 milyar dolar civarında bir tarımsal hasıla kazandırmak, 45-50 milyar dolarlık bir tarımsal ihracat yapan bir ülke olmak istiyoruz. Ancak bunu fırsata çevirmek de, ıskalamak da bizim elimizde. Bunu fırsata çevirmek için bu tedbirlerin alınmasının hem Konya için, hem ülkemiz tarımı için çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

    “250 KİLOGRAMLIK BİR KARKASTAN ÜRETİCİ 498, MARKET 2 BİN 576 LİRA KAZANIYOR”

    Bayraktar’a, “Et, süt, patates gibi ürünler başta olmak üzere üretici fiyatları bu kadar düşükken, markette fiyatların bu kadar yüksek olması ve üretici market fiyatları arasındaki fark” soruldu. Bayraktar da bu soruya şöyle yanıt verdi:

    “Üretici ve market fiyatları arasında ciddi fark var. 4-5 kata kadar çıkıyor. Örneğin 250 kilo ağırlığındaki bir karkastan, üretici 7 ayda ve bin bir emek sarf ederek sadece 498 lira kazanırken, market 2 bin 576 lira kazanıyor. Üretici ile market fiyatları arasındaki bu farkın azaltılması için üretici örgütleri desteklenmelidir. Bu örgütler, fonksiyonel hale getirilmeli, idari ve mali yönden güçlendirilmelidir. Üretici ile tüketici arasındaki zincir kısaltılmalı, aracı kaldırılmalıdır.”