Etiket: Bayraktar:

  • Sümeyye Erdoğan Bayraktar, Kadınlar Göç Yolunda Projesini anlattı

    Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), Kadınlar Göç Yolunda Projesini düzenlediği Uluslararası Mülteci Kadınlar Paneli ve “Ayrılık” Belgesel Filmi gösterimiyle sonlandırdı. Programa katılan KADEM Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, projeyi anlattı.

    Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen Sivil Toplum Diyaloğu Programı kapsamında, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), İtalya’dan EUROCULTURA ve Türkiye’den Uluslararası Mülteci Hakları Derneği (UMHD) ortaklığı ile birlikte yürütülen Kadınlar Göç Yolunda projesi, bir yıllık yoğun çalışmasının ardından Altunizade Kültür Merkezinde Uluslararası Mülteci Kadınlar Paneli ve “Ayrılık” Belgesel Filmi gösterimi ile son buldu.

    Programa KADEM Genel Başkanı Doç. Dr. Sare Aydın Yılmaz, KADEM Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile Avrupa Birliği Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Mehmet Cangir katıldı. Belgeselde mülteci kadınların bir kısmının da yer aldığı gösterim öncesinde, filmde hikayesi yer alan ressam Sumaya Kaderi’nin resimlerinden oluşan sergi gezildi.

    Kadın mültecilerin yaşadıkları gerçek problemlerini ve ihtiyaçlarını ortaya koymak üzere yola çıkan proje öncesi konuşma yapan KADEM Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, “Sergi çok güzeldi. Sümeyye Hanım Suriye’den gelmiş Suriye’de o savaşın acılarını çekmiş ve daha sonra burada o acıları çekmeyle kalmayıp bunu bütün dünyaya anlatmak için sanatını kullanmış. Kendisini tebrik ediyorum. Resimleri gerçekten çok güzel. Projemiz Kadın ve Demokrasi Derneği olarak Avrupa Birliği’nden fonu Kadınlar Göç Yolunda adlı birkaç uluslararası STK ile de ortaklık yaparak yaptığımız bir proje” dedi.

    Sümeyye Erdoğan Bayraktar, proje hakkında bilgi verdi

    Sümeyye Erdoğan Bayraktar, “Bu proje dahilinde 436 kadınlarla birebir mülakatlarla ve konuşmalarla sosyal, kültürel ve ekonomik durumları incelendi, araştırıldı. Ve daha sonra aynı zamanda bu kadınlara yasal hakları ile ilgili eğitimler verildi. Bununla da kalınmadı, kendilerinin entegrasyonlarına dahil bazı çalışmalara adımlar atıldı. Zaten bu projelerin en önemli çıktılarından biri de, bu kadınların sadece barınma ihtiyacı olmadığı, bunun da ötesinde entegrasyon için bazı aktivitelere, etkinliklere ihtiyaç duyuldu. Biz de inşallah bu yönde adımlar atıyoruz. Şimdi bugün de bu projenin son kapanış programı olarak bu kadınlarımızın içinden 5 tane kadınımızı ve hepsi de farklı mesleklerden olan kadınların savaşlardan ne zorluklarla işte çocuklarını alarak çok ciddi acılar yaşayarak buraya gelip, hayatlarını nasıl kurtarmaya çalıştıklarına dahil onların hikayesini anlatan bir film çektik ve bugün de onun gösterimi olacak” ifadelerini kaydetti.

    “Türkiye, dünyada bir vaha gibi”

    Panelde konuşan KADEM Genel Başkanı Doç. Dr. Sare Aydın Yılmaz, Suriye’nin tüm dünyanın yarayan kanası olduğunu belirterek, “Bugün ne yazık ki Batılı ülkelerin görmezden geldiği, insan hakları savunucularının sessiz kaldığı bir utancı hep birlikte yaşıyoruz. Acıların, ayrılıkların, savaşların bizi kuşattığı bir dünyada Türkiye bir vaha gibi. Dünya sadece yaşanan acıyı sadece seyrederken Türkiye iç savaştan kaçan dünyanın en büyük mülteci nüfusunu misafir ediyor. Çok şükür bizler buna yeni alışmadık. Geçmişten getirdiğimiz kocaman bir medeniyetin kocaman bir imparatorluğun çocuklar, evlatları olarak bunu her zaman yaptık. Bundan sonrada yapmaya devam edeceğiz. Devletimizin elinden gelen gayreti gösteriyor olması da ayrıca bizim gurur kaynağımız. 6 buçuk milyon insanın yerinden, yurdundan edildiği bu savaşta Türkiye 3 buçuk milyon mazluma kapılarını açtı. 272 bin Suriyeli, devletimizin büyük bir hassasiyetle inşa ettiği çadır kamplarda, kentlerde barınıyor. KADEM olarak biz bu meseleye savaş, savaştan göç eden kadınlar, çocuklar, yaşlılardan öte bir bakış açısıyla bakıyoruz. Tüm dünyadan göçün ve savaşların mağdur ettiği dezavantajlı kesim olan kadınlar için ne yapabiliriz? Düşüncesiyle bakıyoruz. Kadın mültecilerin yaşadıklarını gerçek problemlerini ve ihtiyaçlarını ortaya koymak üzere bugün ‘Kadınlar Göç Yolunda’ projesi ile bir aradayız” şeklinde konuştu.

  • Bayraktar: “Selde 175 milyon liralık zarar var”

    Türkiye Ziraat Odaları (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mersin’de 29 Aralık 2016 tarihinde meydana gelen sel felaketinde 175 milyon liralık zarar olduğunu belirterek, felaketten 6 bin çiftçinin etkilendiğini söyledi.

    TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Mersin’de yaşanan sel felaketi ve yoğun kar yağışının ardından zarar gören tarım alanlarında incelemelerde bulunmak üzere geldiği Mersin’de, saha gezilerinin ardından Mersin Valisi Özdemir Çakacak’ı, Valilik makamında ziyaret etti. Selde en fazla zarar gören Tarsus ilçesine bağlı Kulak ve Özelbahşiş mahalleleri ile merkez Akdeniz ilçesine bağlı Adanalıoğlu Mahallesi’ndeki incelemelerinin ardından Vali Çakacak’a izlenimlerini anlatan Bayraktar’ın, Valilik görüşmesi basına kapalı gerçekleştirildi.

    “Seralarımız tamamen zarar görmüş”

    Mersin Ziraat Odası Başkanı Cengiz Gökçel’in de eşlik ettiği TZOB Genel Başkanı Bayraktar, ziyaret çıkışında Valilik önünde gazetecilerin sorularını yanıtlayarak, selin Mersin’e faturasını da açıkladı. Sadece 29 Aralık’ta meydana gelen değil, daha önce yaşanan sel felaketi ile Ocak ayında yoğun kar yağışı sonucunda merkez Toroslar ilçesinde de tarım alanlarının ve meyve bahçelerinin zarar gördüğünü belirten Bayraktar, olayın vahametini mahallinde gördüğünü ve çok üzgün olduğunu söyledi. Sahada, seraları zarar gören çiftçilerle görüşme olanağı da bulduğunu ifade eden Bayraktar, “Seralarımız tamamen zarar görmüş. Oradaki üretim tamamen yok mertebesinde. Üreticilerimizin de bu mağduriyetin giderilmesi için bir takım talepleri var. Onlar tarlada kalmak istiyorlar. Tarlada kalmaları için de bir takım tedbirlerin alınması lazım” dedi.

    Çiftçilerden dinledikleri sorunların bir kısmını Vali Çakacak’a ilettiklerini dile getiren Bayraktar, Kalkınma Bakanı ve Mersin Milletvekili Lütfi Elvan ile de önümüzdeki günlerde Ankara’da bir araya gelmek için randevu talebinde bulunacaklarını kaydetti. Bu sorunların bir kısmını da Elvan ile paylaşacakları bilgisini veren Bayraktar, Elvan’ın bölgenin sorunlarını zaten bildiğini ifade etti.

    “Üreticilerimiz, bir yıl ertelenen borçların daha uzun vadeye faizsiz yayılmasını talep ediyorlar”

    Çiftçilerin talepleri konusunda da bilgi veren Bayraktar, “Çiftçilerimizin en büyük problemlerinden bir tanesi banka borçları. Kamu bankalarına ve özel bankalara olan borçların yapılandırılmasını talep ediyorlar. 2006 borçları yüzde 3 faizle zaten yapılandırılıyor ama 2017 yılında da bir afet oldu. Birazdan gideceğimiz Toroslar bölgesinde de kar felaketiyle karşı karşıya kaldık. Onun için yeni bir kararname çıkması gerekiyor. Üreticilerimiz, bir yıl ertelenen borçların daha uzun vadeye faizsiz yayılmasını talep ediyorlar. Bunu Ankara’da ilgili bakanlarımızla görüşeceğiz. Bunun dışında Mersin’in Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borcunu erteledik. Ben de Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu üyesiyim, ben de yardımcı oldum kendilerine. Ama onun dışında üreticilerimiz ürün sigortası yaptırdıkları için TARSİM’e olan borçları var. Bu borçların da yapılandırılmasını talep ediyorlar. Buna bakacağız” diye konuştu.

    “2017 ortalarında mazotun yüzde 50’si devlet tarafından karşılanacak”

    Üreticilerin yüksek maliyetle üretim yaptıklarını ve bu maliyetin kendilerini zorladığını dile getirdiklerini ve bu konuda tedbirler alınmasını istediklerini aktaran Bayraktar, “Bunlardan biri mazot desteği, onu talep ediyorlar ki, inşallah 2017 yılının ortalarında mazotun yüzde 50’si devlet tarafından karşılanacak. Onu takip edeceğiz. Ayrıca, sulamada elektrik fiyatlarının çok pahalı olduğunu ifade ediyorlar. Elektrik ücretini ticaret tarifesi üzerinden ödediklerini, bunun tarımsal tarifeye geçirilmesini istiyorlar. Öte yandan, ilaç ve tohumda muhakkak surette vergi indirimi istiyorlar. Yani KDV’de indirim istiyorlar. Hatta bu günlerde tohum fiyatlarının çok pahalı olduğunu ifade ettiler” ifadelerini kullandı.

    “Üreticiyi tarladan çıkartırsak, Mersin ekonomisi ve ihracat için fevkalade kayıp olur”

    Tüm bu talepler ve sahadaki izlenimleriyle ilgili bir rapor hazırlayarak, ilgili Bakanlara sunacaklarını belirten Bayraktar, şöyle devam etti: “Önemli olan, bu bölgenin hem örtü altı üretimde hem de ihracatta çok önemli yeri var. Eğer gerekli tedbirleri alamazsak bu şansını bu bölge kaybeder. Yani üreticiyi tarladan çıkartırsak, ki bu sorunları çözemezsek tarladan çıkacak, o zaman üretemez noktaya gelir ve bu Mersin ekonomisi için de fevkalade kayıp olur. Sadece üreticinin kaybı olmaz, ihracat potansiyelini de fevkalade olumsuz etkiler. Onun için inşallah hükümetimiz bu konularda yardımcı olacaktır diye düşünüyorum.”

    “175 milyon lira civarında zarar var. Acil can suyuna ihtiyaç var”

    Sel felaketinin Mersin’e parasal zararına ilişkin bir soru üzerine Bayraktar, “Bize intikal eden rakamlara göre, 6 bin civarında çiftçimiz zarar görmüş durumda. 175 milyon lira civarında bir zarar söz konusu. Bu, hem tesis hem hayvan varlığı hem ürünle alakalı. Toroslar’daki kardan zarar gören yaklaşık 50 bin dekar alanda, hasar tespiti kar çekildikten sonra yapılacak. Bu 175 milyon liraya bu bölge dahil değil. Bu rakam büyük bir rakam. Dolayısıyla bu zararın bir kısmının telafi edilmesi önemli. Tabi bir de seralar TARSİM kapsamına da girmiyor, çünkü teknolojileri çok iyi değil. O anlamda üreticilerimizi de yönlendirmeye çalışıyoruz. Bununla alakalı Ziraat Odaları Birliği’nin girişimiyle seraların modernizasyonunda sıfır faizli kredi imkanı da getirdi hükümetimiz. Üreticilerimizin o imkandan da yararlanmaları lazım. Ama bugün bir acil can suyuna ihtiyaç var. Üreticiyi önce tarlada tutacağız, kazanmaya başladıkça bu kredi imkanlarından da yararlanacaktır” şeklinde konuştu.

    Bayraktar, sık sık dile getirilen ‘Mersin afet bölgesi ilan edilsin’ talebini de Kalkınma Bakanı Elvan ile görüşeceğini sözlerine ekledi.

  • Yerli İHA “Bayraktar”, Heron’un pabucunu dama attı

    İsrail yapımı insansız hava aracı (İHA) Heron’a rakip olarak Türk mühendisler tarafından üretilen Bayraktar, silahlı olması ve havada en uzun süre kalma rekoruna sahip olması dolayısıyla rakibinden çok daha üstün özelliklere sahip.

    Kale-Baykar ortaklığında geliştirilen yüzde yüz yerli İHA Bayraktar’la Türkiye, silahlı İHA üretip kullanabilen 6 ülkeden biri oldu. Bayraktar da hem havada en uzun süre kalma rekoru’na sahip olması hem de silah yüklenebiliyor olması dolayısıyla İsrail yapımı Heron’un önüne geçti. Roketsan’ın geliştirdiği mühimmatla 8 kilometreden hedefini tam isabetle vuran Bayraktar, terörle mücadeleye önemli katkı sağlaması dolayısıyla da Türk Silahlı Kuvvetlerinin vazgeçilmezleri arasında yerini aldı. Yurt içinde ve sınır ötesinde Bayraktar’la bir çok terör hedefi imha edildi, çok sayıda terörist de etkisiz hale getirildi.

    Maliyeti çok daha uygun

    Bayraktar, Türkiye’nin istediği özellikleri karşılayamayan Heron’a göre ise oldukça uygun bir maliyete sahip. Heronların 10 adedinin maliyeti 200 milyon doları bulurken, 12 adet Bayraktar’ın maliyetinin ise 47 milyon dolar olduğu belirtiliyor. Sık arıza yapan Heron bakım ve onarım için İsrail’e gönderilirken, Bayraktar ise yerli mühendisler tarafından kısa süre içinde bakım ve onarımdan geçiriliyor.

  • TZOB Başkanı Bayraktar, Ağustos ayı üretici ve market fiyatlarını değerlendirdi

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Gerek Rusya’nın ambargosu, gerekse doğal afetlerden de üreticilerimizin etkilendiğini görüyoruz. Üreticilerimiz bizden bu nedenle borçlarının ertelenmesini talep ediyorlar” dedi.

    TZOB Genel Başkanı Bayraktar, genel merkezde düzenlenen basın toplantısında Ağustos ayı üretici ve market fiyatlarını değerlendirdi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak her ay tarladan markete kadar oluşan gıda fiyatlarını mercek altına aldıklarını belirten Bayraktar, “Amacımız üreticimizin sürdürülebilir üretim noktasında olmasını sağlamak, bir taraftan da tüketicimizin sağlıklı gıdaya uygun fiyatlarla ulaşmasını sağlamak” şeklinde konuştu.

    Ağustos ayında market fiyatlarında üç üründe fiyat değişimi olmazken, 15 üründe azalma, 17 üründe ise fiyat artışı meydana geldiğini ifade eden Bayraktar, şunları kaydetti:

    “Maydanoz, kuru kayısı ve kuzu eti fiyatında değişim görülmedi. Markette en fazla fiyat düşüşü yüzde 18.51 ile şeftalide gerçekleşti. Bu üründeki fiyat düşüşünü yüzde 18.14 ile domates, yüzde 16.74 ile sivri biber, yüzde 16.37 ile kuru soğan izledi.”

    Markette en fazla fiyat artışının yüzde 30.62 ile kuru incirde görüldüğünü belirten Bayraktar, bu oranı yüzde 21.23 ile nohut, yüzde 15.25 ile fındığın takip ettiğini dile getirdi.

    Üretici fiyatları

    Üretici fiyatlarında Ağustos’ta 6 üründe fiyat değişimi olmadığını, 11 üründe azalma ve 14 üründe ise fiyat artışı meydana geldiğini vurgulayan Bayraktar, “Yeşil fasulye, karpuz, kırmızı mercimek, pirinç, Antep fıstığı ve zeytinyağı fiyatı değişmeyen ürünler oldu. Üreticide fiyatı en fazla gerileyen ürün olan limonda düşüş yüzde 55’i buldu. Ağustos ayında üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 76.88 ile patlıcanda meydana geldi. Bu ürünü yüzde 56.62 ile nohut, yüzde 37.50 ile elma, yüzde 37.13 ile iç fındık, yüzde 34.78 ile salatalık izledi” açıklamasında bulundu.

    Üreticide fiyatı artan ürünlerin nedenlerini değerlendiren Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:

    “Bunların büyük bir kısmını arzın yetersizliği ile alakalı olduğunu görüyoruz. Özelikle nohutta, elmada, fındıkta, salatalıkta ve kuru fasulyede bir miktar fiyat artışı gerçekleşti. Bunlar mevsimsel koşullara da bağlı olarak üretim artışında meydana gelen kayıplarla ilgili.”

    “İhracattaki düşüş 375 milyon doları buldu”

    Rusya’nın 1 Ocak 2016’da uyguladığı ambargoyla beraber değişen fiyatlara ilişkin açıklamada bulunan Bayraktar, “Ambargodan etkilenen narenciye, örtü altı ve çileğe mevsim itibarıyla üzüm, şeftali ve erik de eklendi. Bu ülkeye yönelik ihracatımız Ocak-Temmuz döneminde miktar bazında yüzde 80.5, değer bazında yüzde 78.5 geriledi. İhracattaki düşüş 375 milyon doları buldu. Ambargo en fazla üreticimizi vurdu. Örneğin; şeftali fiyatı son bir ayda yüzde 19.73 son bir yılda ise yüzde 35.83 geriledi” diye konuştu.

    Bayraktar, devam eden ambargo dolayısıyla gerçekleşmeyecek olan Rusya ihracatına ilişkin, “Ortalama 1 lira 35 kuruş civarında limon fiyatları narenciye üreticimizde büyük bir sıkıntı içerisinde” dedi.

    “Sadece Rusya ambargosunun faturası 375 milyon dolar ama bunu önemli ölçüde üreticimiz ödemiştir”

    Üreticinin borçlarına ilişkin mağduriyetini dile getiren Bayraktar, “Gerek Rusya’nın ambargosu, gerekse doğal afetlerden de üreticilerimizin etkilendiğini görüyoruz. Üreticilerimiz bizden bu nedenle borçlarının ertelenmesini talep ediyorlar. Biz bu yıl hükümetimizden üretici borçlarının ertelenmesini istiyoruz. Sadece Rusya ambargosunun faturası 375 milyon dolar ama bunu önemli ölçüde üreticimiz ödemiştir. Bir taraftan doğal afetlere maruz kalan üreticimiz zaten büyük zararlarla karşı karşıya kalmıştır. Üreticimiz mağdurdur. Borçlarının yapılandırılmasını istiyorlar. Doğal afetlerden birkaç yıldan beri etkilenen üreticilerimiz var. Bunların da bir defada borçlarını ödemeleri mümkün değil. 3-4 yıldan beri borçları ertelenen, doğal afetlere maruz kalan üreticilerimizin borçlarının da uzun vadeye yayılması gerekiyor. Bunu da hükümetimizden talep ediyoruz. Ben Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım başta olmak üzere ilgili makamlara bu konuyu ilettik. Kısa bir süre içerisinde çiftçimizi rahatlatacak güzel haberler alırız diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

  • TZOB Başkan Bayraktar, Karacabeyli çiftçileri dinledi

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Bursa’nın Karacabey ilçesinde çiftçilerin meselelerini dinledi.

    TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Karacabey Ziraat Odası’nı ziyaret etti. Oda Başkanı Erhan Erdem, Susurluk Şeker Fabrikası’nın bölgede denge unsuru olduğunu ve bir an önce çalışmasını istediklerini söyledi. Çiftçinin mısıra desteğin artırılmasını beklediğini anlatan Erhan Erdem, “Şu an hasadını yaptığımız domatese de devlet tarafından el atılması gerekir. Domateste fabrikalar tarafından uygulanan briksin devlet eliyle kontrolör tarafından yapılması lazım. Bu şekilde iki tarafın da gönülleri rahat olur” dedi.

    Uluabat tarafından Marmara denilen bölgede Mustafakemalpaşa bor madenlerinden geldiği öne sürülen borun suya karışarak toprağı ve mahsulü olumsuz etkilediğini belirten Erhan Erdem, bu meselenin çözülmesi için yardım istedi.

    TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ise Susurluk Şeker Fabrikası’nın çalışması ile ilgili sorumlularla görüşeceğini belirtti.