Etiket: Bayraktar:

  • TZOB Genel Başkanı Bayraktar, fındık üreticileriyle bir araya geldi

    TZOB Genel Başkanı Bayraktar, fındık üreticileriyle bir araya geldi

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Giresun Ziraat Odasını ziyaret ederek çiftçiler ile bir araya geldi. Burada değerlendirmelerde de bulunan Bayraktar çiftçilere, “Piyasaya fındık indirmeyin” çağrısında bulundu.

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, TMO’nun devreye girmesi noktasında da her sene ciddi manada mücadele verdiklerini söyleyerek, “Bazıları ağzıyla konuşuyor TMO girsin diye ama kalpleri başka konuşuyor, istemiyorlar. Lobilerle mücadele veriyoruz. Kolay değil. Verdiğimiz mücadele kolay değil. Ziraat odalarını kapatmaya çalışıyorlar. Ziraat odalarını yok etmeye çalışıyorlar. Çünkü karşılarında ziraat odaları var. Her sene bu mücadeleyi yaşıyoruz. Çünkü serbest piyasa koşulları üreticinin lehinde oluşmuyor. Serbest piyasa koşulları da yok zaten. Arz talebe göre çalışan bir piyasa yok ki, serbest piyasa koşulları olsun” dedi.

    “Tekelleşme, adam oradan tek başına fiyat ilan ediyor” diyen Bayraktar, şöyle devam etti:

    “3 tane, 5 tane adam fiyat ilan ediyor. Üreticiyi koruyacak bir mekanizmaya ihtiyaç var mı? Var. FİSKOBİRLİK alım yapsın. Büyüsün gelişsin, isteriz. Çünkü çiftçinin örgütüdür. Destek verilsin, alım yapsın. Tecrübesi ile bu işi o da yapar. FİSKOBİRLİK de başarır bu işi. Onun devrede olması piyasayı çok değiştirir. Oluşan fiyat politikasına direkt etki eder.”

    Her halükarda fındığa sahip çıkan bir mekanizmanın lazım olduğunu dile getiren Bayraktar, “İlk defa hasattan önce fiyat açıklandı. Bundan rahatsız olanlar var mı? Elbette oldu, var. Olacaklar. Bazılarının ağızlarının ne konuştuğuna bakmayın. Kalplerinin ne söylediğini biz biliyoruz. Bunlarla çok etkin, dikkatli, akıllı mücadele vermezseniz, bu üreticiyi ezerler. Piyasa 18 lira civarındayken, fiyat 13 liraya nasıl düşer? TMO piyasaya girecek, fiyatları aşağıya çekelim ki, TMO yüksek fiyattan piyasaya girmesin. Şeytanın aklına gelmez bu. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Bu insanların emeğiyle oynamayın. Size bu bir şey getirmez, size vebal getirir, size sıkıntı getirir, size dua getirmez, beddua getirir iki yakanız bir araya gelmez” ifadelerini kullandı.

    “Üreticilerimiz bize yardımcı olsun” diyen Bayraktar, “Mümkün mertebe biraz dayanalım. Ne kadar sıkıntı içerisinde olduğunuzu, paraya ihtiyacınız olduğunuzu biliyoruz. Sizin halinizi biliyoruz. Ama bu ürün para etsin diyorsanız, ziraat odaları ile çiftçiyi bu noktada bir anlayışta birleştirmemiz lazım. Lütfen bize uyun. Mümkünse TMO’ya vermeye çalışın. Emanete verilen fındık bizi mahvediyor. O fındık alınıp değerlendiriyor. Onun için mümkün mertebe emanete fındık bırakmayalım. Biraz bize yardımcı olun biz sizin önünüzü açacağız. Fiyat çok farklı noktada olacak. TMO’ya verelim biraz direnmeye çalışalım. Piyasaya fındığı indirmeyelim” şeklinde konuştu.

    Bayraktar daha sonra Tirebolu ilçesinde Ziraat Odası tarafından kurulan fındık entegre tesisinin açılış törenine katıldı.

  • Sakarya Ziraat Odaları Başkanı Bayraktar: “Fiyatların düşük olması üreticimizi mısır üretiminden uzaklaştıracaktır”

    Sakarya Ziraat Odaları Başkanı Bayraktar: “Fiyatların düşük olması üreticimizi mısır üretiminden uzaklaştıracaktır”

    TMO’nun açıkladığı mısır alım fiyatlarını değerlendiren Sakarya Ziraat Odaları Kurulu Başkanı Ali Şener Bayraktar, açıklanan fiyatlarla üreticinin üretimde kalmasının mümkün olmadığını söyledi.

    Sakarya Ziraat Odaları Kurulu Başkanı Ali Şener Bayraktar ve çiftçiler, mısır taban fiyatları, mısır maliyetleri, mısır fiyatları ve üreticilerin yaşadığı sıkıntılarla ilgili açıklama yaptı. Karasu Çevre yolu üzerinde bulunan bir mısır tarlasında yapılan basın açıklamasına siyasi parti temsilcileri ve yetkilileri, STK temsilcileri ve üreticiler katıldı. Toplantıda konuşan Bayraktar, giderlerinin yüzde 100’e varan artışla karşılaştığı dönemde TMO’nun alım fiyatının beklentilerini karşılamadığını söyledi.

    Açıklanan fiyatların beklentilerin altında olduğunu söyleyen Sakarya Ziraat Odaları Başkanı Bayraktar, “Tarım Bakanımız tarafından açıklanan TMO’nun 14 rutubet bin 150 TL fiyatı üreticimizde büyük bir hayal kırıklığı oluşturdu. Bir önceki yıla göre üretim yapmak için bütün giderler yüzde 70 ile yüzde 100 arasında artarken taban fiyatın yüzde 21 oranında arttırılması üreticimizin son derece üzmüş ve tepkisine sebep olmuştur. Serbest piyasadaki alıcı durumunda olan sanayici ve tüccarların daha iyi bir fiyatla piyasaya girerek alım yapması beklenirken onlarında TMO’nun açıkladığı fiyatı fırsat bilerek alım yapmaya başladığına şahit olduk. Bölgemizin mısırı rutubetli olduğu için 30 rutubet mısır fiyatları serbest piyasada kesintiler düşüldükten sonra net 840 TL ile 850 TL fiyat aralığında başladı. Sonraki günlerde TMO’nun ilimizde alım yapmaması neticesinde üreticinin tamamen serbest piyasaya mahkum edilmesiyle fiyatlar her iki günde bir düşürülerek bugün itibari ile 30 rutubet mısır için 800 TL’ye gerilemiştir” dedi.

  • Haluk Bayraktar: “’Türkiye’nin yüksek teknoloji sınıfında 3,5 milyar dolarlık gibi ihracat rakamı var”

    Haluk Bayraktar: “’Türkiye’nin yüksek teknoloji sınıfında 3,5 milyar dolarlık gibi ihracat rakamı var”

    Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, “Türkiye’nin yüksek teknoloji sınıfında 3,5 milyar dolarlık gibi ihracat rakamı var. Eğitim bu durumun en önemli bileşeni. A sınıfı işler, A sınıfı donanımlı insanlarla yapılabiliyor. Bu anlamda da ekosistemi güçlendirmemiz gerekiyor’’ dedi.

    Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Boğaziçi Yöneticiler Vakfı (BYV) tarafından Harbiye Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen Özgün İyi Yönetim Uygulamaları Forumu’na (IBPF 2019) katıldı. Forum kapsamında düzenlenen ’Türkiye’nin Geleceği İçin Eğitim İhtiyaç ve Çözümleri’ isimli panelde konuşan Bayraktar, TÜBİTAK’ın yaptığı çalışmalar, teknolojide eğitimin önemi ve kurulacak Deneyap Proje Atölyeleri hakkında açıklamalarda bulundu.

    “Dünya şu anda insansız otomobillere gidiyor”

    Konuşmasında TEKNOFEST’te değinen Haluk Bayraktar, “Bu sene roket yarışmasına 550 takım başvurdu. Bu sene uçan araba hedefini koyduk. Dünya şu anda insansız otomobillere gidiyor. Bizim, onun daha da ilerisini hedeflememiz lazım. O da uçan arabalardır. Bu sene uçan araba yarışmasını koyduk. Temel kriterimiz, gençlerimizi özgüveni yüksek, erken yaşta somut proje odaklı, takım halinde eğitimleri vererek ülkesine katma değeri yüksek teknolojiler geliştirir hale getirmek misyonumuz” dedi.

    “TÜBİTAK yılda 35 bin kadar projeye destek veriyor”

    TÜBİTAK çalışmaları hakkında bilgiler varan Bayraktar, “2002 yılında Türkiye’de 200 adet patent üretilirken, şimdi ise 7 bine ulaştı. Tabii ki yeterli değil. Tam zamanlı AR-GE çalışanına bakıyorsunuz 150 binlere ulaşmış durumda. TÜBİTAK, Türkiye’de yapılan AR-GE araştırmasının (yaklaşık 35 milyar TL) bunun yüzde 10’unu yapıyor. TÜBİTAK’ın hem araştırmaları yapan enstitüleri var hem de araştırmaları destekliyor. Yılda 35 bin kadar projeye destek veriyor. Bu 35 bin projenin 20 bini akademik destekler. Destek almak için şirketler başvuruyor. Başvuran 10 şirketten 6’sı destek alıyor. Bu yüksek bir oran. Akademi tarafında bu yüzde 13’lerde, şirkete tarafında yüzde 60’larda. Üniversite sanayi tarafına yönelik ciddi anlamda programlar var’’ şeklinde konuştu.

    “Türkiye’nin Lider Araştırmacılar Programı’nda önemli destekler var”

    Bayraktar sözlerine şöyle devam etti: “Geçen aylarda Sanayi Doktora Programı açıklandı. Buna yaklaşık 520 kişi hak kazandı. Yani okurken bizzat sanayide çalışması çok önemli. Bir değeri ise Lider Araştırmacılar Programı. Dünya bütün ülkeler bunu yapıyor. Beyin göçü, dünyada herkesin sorunu. Bunlarının tamamının araştırması yapıldı ve Türkiye, Lider Araştırmacılar Programı’nı yayınladı ve dedi ki; dünyanın en iyi 100 üniversitesindeyseniz veya en çok AR-GE yapan 2 bin 500 firmasından birinde çalışıyorsanız, kategorilerine ayırarak araştırma desteği, bursiyer desteği gibi çok büyük fonlar sağlayacak. Aylık 3 milyon TL’ye kadar proje desteği, aylık 25 bin TL gibi maaş desteği gibi destek var. Buna 42 başvuru oldu, 83’ü yabancı. İçlerinden bir tanesi Nobel’e aday gösterilecek hatta isimleri yakın zamanda açıklanacak. Dolayısıyla TÜBİTAK’da şöyle bir yapı ön görülüyor: “Daha önce girdi odaklı destek vardı, şimdi sonuç odaklı desteklere doğru gidiyor”. TÜBİTAK sadece kendi başına organize edip başvurulara destek vermesin, o işlerde de ön filtreleme yapan ayrı merkezler olsun”.

    “Türkiye’nin yüksek teknoloji sınıfında 3,5 milyar dolarlık gibi ihracat rakamı var”

    Türkiye’deki teknoloji çalışmalarına vurgu yapan Bayraktar, “Türkiye’de 2000’li yılarda 2 tane teknopark vardı, şu anda 83 tane teknopark var. Bunların içinde kurulu 5 bin tane firma var. Biz bir girişimdik, 7 kişi başladık bugün 600 kişiyiz. Birçok katma değerli teknoloji geliştiriyoruz. Bu 5 bin firmadan çıkabilecek potansiyelleri düşünün. Bu 5 bin firmanın yürüttüğü 30 binin üzerinde proje var. Bunun dışında 209 üniversitemiz var. Türkiye’nin yüksek teknoloji sınıfında 3,5 milyar dolarlık gibi ihracat rakamı var. Eğitim bu durumun en önemli bileşeni. A sınıfı işler, A sınıfı donanımlı insanlarla yapılabiliyor. Bu anlamda da ekosistemi güçlendirmemiz gerekiyor. Bizi ileriye taşıyacak olan bu ekosistem. TÜBİTAK’da artık kurgusunu ve yapısını tamamen; kendisi AR-GE yapıp üretim tarafına giren değil, kesinlikle daha çok özel sektöre altyapısını sunan, kendi altyapısını kullanıma açan, kendi içinde kapanık olmayan ve bütün katmanlara yayın şekilde yapıyor” diye konuştu.

    “2021’e kadar 81 ilde 100 Deneyap Proje Atölyesi kurulacak”

    Deneyap Projesi Atölyesi’ne dikkat çeken Bayraktar, “İstanbul’da başarılı olduktan sonra TÜBİTAK, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı himayesinde tüm Türkiye’ye yayma kararı alındı. Önümüzdeki ay 12 ilde açılıyor. Sınavları yapıldı, 80 bin öğrencimiz başvurdu. 2021’e kadar 81 ilde 100 Deneyap Proje Atölyesi kurulacak. 12 il arasında Hakkari de var, Edirne de var, Muğla da var, Trabzon da var. Bu eşitliğin toplumun tüm katmanlarına sunulması çok önemli. Ülkenin geleceğinde yer alacak önemli alanlar; üretim, tasarım, kodlama, elektronik gibi alanlarda eğitimler sunulması gerçekten çok önemli. İnşallah Deneyap Teknoloji Atölyeleri’den 3 yıl içerisinde 50 binin üzerinde gencimiz, bizzat eğitmenlerle çalışacak. Çağrı açıldı ve 4 bin 500 gönüllü eğitmen başvurdu. Onların eğitici eğitimleri TÜBİTAK bünyesinde üniversiteden hocalarımızın desteğiyle veriliyor” ifadelerini kullandı.

    Beyin göçü konusunda açıklama yapan Bayraktar, “Bu konu çok konuşuluyor, savunma sektörüne özel de konuşuyor. Rakamlara baktım, savunma sanayide çalışan 60 bin kişiden 500 kişi gözüküyor. Bu insanlar donanımlı ve yetişmiş insanlar. Türkiye’de en katma değerli ürünlerin üretildiği alan savunma, bu alanda bu kadar kişi var. Bu çok fazla dile getirilecek konu değil. Bu tarz projelere, ortamlara ve organizasyonlara destekleri arttırmamız çok önemli.Tabii ki bizim, bu altyapıyı oluşturmamız lazım” şeklinde konuştu.

  • Haluk Bayraktar: “Yüksek teknolojide milli teknoloji hamlesi geleceğimizin garantisi”

    Haluk Bayraktar: “Yüksek teknolojide milli teknoloji hamlesi geleceğimizin garantisi”

    Türkiye’nin en büyük sanayi kümelenmelerinden SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar katıldığı televizyon programında, “Milli Teknoloji Hamlesi olarak adlandırdığımız yüksek teknoloji yatırımları geleceğimiz adına en önemli garantimizdir” dedi.

    Savunma, havacılık ve uzay sanayisinde faaliyet gösteren firmaların ’milli teknoloji hamlesi’ için bir araya geldiği SAHA İstanbul (Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar katıldığı televizyon programında Türkiye’nin yüksek teknoloji ve savunma sanayiindeki millileşme hamlesini anlattı.

    Haluk Bayraktar, Türkiye’nin en büyük sanayi kümelenmesi olan SAHA İstanbul’un, 353 üyesiyle kendini Türkiye’nin milli teknoloji hamlesine katkı sağlamaya adadığını söyledi. Bundan 20 yıl önce savunma sanayinin kendi içine kapalı, özel sektör firmalarının girmesinin zor olduğu bir alan olduğuna dikkat çeken Bayraktar, “SAHA İstanbul ile hedefimiz; dinamik olan özel sektör firmalarımızı savunma sanayine entegre etmek. Üyelerimizin hali hazırda yürüyen yerlileşme ve millileşme programlarına destek vermelerini sağlıyoruz. Üyelerimizin elektronik, yazılım, kompozit malzemelerden talaşlı imalata kadar farklı konularda çok özel kabiliyetleri var. Savunma sanayi tüm bu sektörleri kapsıyor. Hedefimiz tüm bu firmaları savunma sanayinin içine katmaktır” diye konuştu.

    Bayraktar, “SAHA İstanbul üyeleri arasında farklı bir sinerji var. Herkes birbirinin problemiyle, derdiyle dertlenince çok güzel bir sinerji ortaya çıkıyor. Bir araya gelip konsorsiyum kurarak yaptığımız çok güzel projeler var. SAHA İstanbul, savunma sanayiindeki başarımızı arttırmak için çok güzel bir oluşum” dedi.

    “Türkiye son 15 yılda büyük bir atılım yaptı”

    SAHA İstanbul üyeleri arasında yerli ve milli savunma sanayi hamlesi adına çok güzel başarı örnekleri olduğunu anlatan Haluk Bayraktar, “Savunma sanayiinde ihracatın ciddi bir yükseliş grafiğinde olduğunu ve ciroların da ciddi anlamda arttığını görüyoruz” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin son 15 yılda savunma sanayiinde ciddi bir atılım içinde olduğunu belirten Bayraktar, şöyle konuştu: “Bundan 15 yıl önce yerlilik oranları yüzde 20’lerdeydi, şimdi yüzde 60’ı geçtik. Proje sayısı da ciddi anlamda arttı. Bundan 10 yıl önce savunma sanayiinde 300 proje yürütülürken, şu anda 600’ün üzerinde proje yürüyor. Son dönemde ana platform projelerinde, insansız hava araçlarında, milli gemide, eğitim uçaklarında, radar ve elektronik projelerinde başarı örneklerinin ortaya çıkması sektörün derinleşmesine katkı sağladı. Ana platformlardaki başarıların alt katmanlara yayılması, özel sektörün buraya entegre olması, buraya hizmet ve iş üretir hale gelmesi kritik önem arz ediyor. Hem maliyet etkin hem de rekabete açık alanlar olması nedeniyle çok büyük önem taşıyor”.

    “Milli üretim diğer sektörlere de yayılmalı”

    Savunma sanayinin son 15 yıldaki başarısının örnek teşkil ettiğini vurgulayan Bayraktar, bu başarıyla birlikte milli ve özgün üretim modelinin diğer sektörlerde de yayılması gerektiğini ifade etti.

    Türk savunma sanayinin ihracattaki artışına da dikkat çeken Haluk Bayraktar, şöyle devam etti: “Savunma sanayinde başarı örnekleri ortaya çıktıkça, geliştirilen yeni teknolojiler TSK, emniyet teşkilatımız ve jandarma bünyesinde kullanıldıkça ihracat potansiyelimiz de artıyor. 2018 yılında savunma sanayiinde 2,1 milyar dolar gibi yüksek bir ihracat rakamı yakalandı. Bundan 10 yıl önce bunun yarısı bile değildi. Her yıl ortalama yüzde 10 artış ile Türkiye’nin savunma sanayi ihracatında bir ivme var. Ayrıca cirolar her yıl yaklaşık yüzde 9 oranında büyüdü. Bu ivmenin daha da artacağına inanıyorum. Türkiye olarak geleceğin teknolojilerine, kritik teknolojilere, katma değeri yüksek ürünlere, bağımsızlığımız açısından stratejik önem taşıyan alanlara yatırım yapmamız ve bunu sistemli ve programlı bir şekilde gerçekleştirmemiz gerekiyor. Milli teknoloji hamlesi olarak adlandırdığımız yüksek teknoloji ve savunma sanayi yatırımları geleceğimiz adına en önemli garantimizdir. Bunun sonuçlarını da bir anlamda ihracat rakamlarıyla görüyoruz”.

    “GSMH’deki savunma sanayi payı yarı yarıya düştü”

    “Türkiye’nin kalkınmasında ve gelişme hamlesinde şu an en kritik konu; yüksek teknoloji alanında atılan adımlardır” diyen Bayraktar, son yıllarda sanılanın aksine Türkiye ekonomisinde savunma sanayine ayrılan payın azaldığına da dikkat çekerek, “GSMH içinde son 15 yılda savunma sanayiine ayrılan pay düşme eğiliminde. 2002 yılında savunma sanayine ayrılan pay yüzde 4 iken, şu an yüzde 2,2’lerde. Şu anda aslında bütçemizin daha azını savunmaya ayırıyoruz. Savunmadaki başarı örnekleri ve gündemdeki yerini artırıyor. Bunun nedeni aslında şu; yerli katkı artıyor. Yerli katkı arttıkça daha maliyet etkin ve daha düşük maliyetli işler yapılmış oluyor. Savunma öyle bir alan ki; yerlileştikçe hem ülkenin ekonomisine yerli katkı ve cari açığı düşürme yönüyle hem de daha az maliyetle daha çok sistem tedarik edilmiş oluyor. Bizim yerlileşme ve milli teknoloji hamlesi adına yaptığımız her şey çarpan etkisiyle ülke ekonomisine katkı sağlıyor” dedi.

  • Bayraktar Deniz Kuvvetleri için uçmaya başladı

    Baykar Makina tarafından tasarlanan Bayraktar TB2 tipi Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA), Deniz Kuvvetleri adına ilk uçuşunu gerçekleştirdi. Deniz Kuvvetleri’ne ait olan Çanakkale Havalimanı’ndan kalkan Bayraktar TB2, bölgedeki ilk görevine çıktı.

    Bu uçuşu Baykar Makina Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar Twetter hesabından paylaştı. Bayraktar, “Deniz Kuvvetleri’mizin Bayraktar TB2 SİHA’ları Çanakkale’de bugün göreve başladı. Öğleden sonra ilk kalkış ve inişini yaptı. Vira Bismillah!” dedi.

    Deniz Kuvvetleri’nde ilk olarak İHA kullanımı, Dalaman’dan havalanan TUSAŞ imalatı ANKA-B’lerle gerçekleşmişti. Bu uçuşlar, Yunan Hava Kuvvetleri’ni alarma geçirmiş, F-16’lar ANKA’yı takibe almıştı.

    Çanakkale’den başlayan operasyon ile Deniz Kuvvetleri’nin Bayraktar TB2 SİHA kullanımı, Yunanlıları bu sefer kuzeyde rahatsız edecek. Aynı zamanda Bayraktar, bölgenin kontrolü, göçmen geçişleri, kaçak avlanma gibi sivil orijinli görevlerde Deniz Kuvvetleri’ne önemli bir güç sağlayacak.