Etiket: Bayrak

  • Zafer Bayramı için denizde 120 metrekarelik bayrak açıldı

    30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle Çeşme’de tur tekneleri bayraklarla donatılırken, denizde 120 metrekare büyüklüğünde bir Türk bayrağı açıldı. Etkinliklerde 15 Temmuz şehitleri anısına da denize 241 karanfil bırakıldı.

    Zafer Bayramı kutlamalarını denize taşıyan tur tekneleri, konuklarına Türk bayrakları dağıtarak, marşlar eşliğinde Çeşme Limanından ayrıldılar. Yol boyu devam eden Zafer Bayramı coşkusu, mola verilen Eşek Adası’nda şehitler anısına saygı duruşunda bulunulması ve hep birlikte İstiklal Marşı’nın okunması ile devam etti.

    30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 94. yıl dönümü nedeniyle özel bir program düzenleyen Grand Star adlı gezi teknesi, 15 Temmuz darbe girişiminde yaşamını yitiren 241 şehidi de unutmadı. Konuklara 241 karanfil dağıtılırken, gezi teknesinin “Mikrop Hikmet” adıyla tanınan animatörü, 15 Temmuz’da Türkiye Cumhuriyeti’nin özgürlüğüne kastedildiğini vurgulayarak, “Darbe girişimini millet engellemiştir. Ülkemizin birliğini savunan, vatanını seven herkes ülkemize sahip çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’ne el birliğiyle sahip çıkmak için ve 15 Temmuz’daki demokrasi şehitlerimiz için karanfillerimizi denize atıyoruz” diyerek ilk karanfili denize attı. Gezi teknesindekiler de 241 karanfili denize atarak demokrasi şehitlerini andılar.

    Gezi teknesinde bu yıl da denizde 120 metrekare büyüklüğünde Türk bayrağı açılarak Zafer Bayramı kutlandı. Tekneden denize atlayanlar, kendilerine tekneden uzatılan bayrağı alarak denizde açtılar. Onuncu Yıl Marşı eşliğinde deniz üzerinde açılan bayrak, denizde ve teknede coşkuyu doruğa ulaştırdı. Teknedekiler, denizde oluşan muhteşem görüntüyü fotoğraflayabilmek için birbiriyle yarıştılar.

    “Geleneksel hale getireceğiz”

    Grand Star gezi teknesinin sahibi Köksal Hantal, bayrağımıza, Zafer Bayramı’na daha fazla sahip çıkılması gerektiğini vurgulayarak, “Denizde bayrak açmayı geleneksel hale getirmeyi düşünüyoruz. Bu ikincisi oluyor. İnşallah bundan sonra da devam edecek. Her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda denizde bayrak açmaya devam edeceğiz. Ayrıca bu yıl farklı olarak 15 Temmuz’da hayatını kaybeden demokrasi şehitleri için de denize 241 karanfil atarak, onları unutmadığımızı gösterdik” dedi.

    Grand Star gezi teknesinin animatörü “Mikrop Hikmet” olarak tanınan Hikmet Durmuş ise, gezi teknesi turlarını sadece eğlence için değil, böyle özel günlerde özel programlarla kutlayarak farkındalık oluşturmaya çalıştıklarını belirtti. Durmuş, “30 Ağustos’ta Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının vermiş olduğu mücadele ile ülkemizi özgürlüğüne kavuşturdular. Biz de bunu kutlamak için gökte açılan bayrağımızı bu defa denizin ortasında açarak farklılık yarattık. Birlik, beraberlik ve kardeşlik temasını ön plana çıkarmak istedik. Ayrıca 15 Temmuz hain darbe girişiminde hayatını kaybeden 241 demokrasi şehidimiz var. Şehitlerimizi de büyük bir şükranla anmak için 241 karanfili dualarımızla, şükranlarımızla denize bıraktık. Denizde açtığımız bayrağımızla ve denize attığımız karanfillerimizle Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bir bütün olduğunu, yıkılmayacağını, birlik ve beraberliğimizi göstermek istedik” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Bir bayrak astı, herkes onu tanıdı

    Türkiye’nin ’Bayrak Asan Dayı’ olarak tanıdığı internet fenomeni Salih Tahtalıoğlu, evinin balkonundan başlayarak reklam stüdyolarına uzanan hikayesinde hedefini açıkladı. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne bayrak asmak istediğini söyleyen bayrak dayı, 2013 yılında ünlendiği fotoğrafı çeken İHA Muhabiri Hüdayi Demirhan’a da teşekkürlerini sunarak, bayrak hediye etti.

    Türkiye’nin ’Bayrak Dayı’ olarak tanıdığı ve 3 büyük takımlardan siyasi partilere; Kremlin Sarayı’ndan Özgürlük Heykeline kadar photoshop yolu ile caps uygulamaları yapılan internet fenomeni Salih Tahtalıoğlu, reklam yıldızı oldu. 2013 yılında evinin balkonuna astığı bayrak ile meşhur olan Tahtalıoğlu, reklam stüdyolarına uzanan hikayesini anlattı. Salih Tahtalıoğlu, “2013 yılında Türkiye’de herkes yaşanan olaylar dolayısı ile evine bayrak asıyordu. Bizde duygulandık ve bizde bayrak astık, gururlandık. Ondan sonra internette bu fotoğraf yayıldı ve milletimiz bizi yüceltti. 2015 yılından sonra internet ortamında çeşitli montajlarla fotoğraf paylaşıldı. Çeşitli ülke bayraklarının montajını yaptılar, Kremlin Sarayı’na bayrak diktik, 2016 Avrupa Şampiyonası’na Milli Takımımızla beni beraber götürdüler. Özgürlük Heykeli’ne dikildik, Eyfel Kulesi’ne dikildik. Uçak krizi sonrasında Kremlin Sarayı’na dikildik. Milletimiz layık gördüğü yere dikti” dedi.

    İnternet ile gelen tanınmışlık sonrasında reklam teklifi alan Türkiye’nin bayrak dayısı, alışık olmadığı reklam stüdyolarından alnının akı ile çıktı. Salih Tahtalıoğlu, “10 gün kadar önceydi, bir reklam ajansından aradılar ve tanınmış bir markanın reklamında oynamayı teklif ettiler. Tabi pek alışık değiliz bunlara. Teklifi kabul ettim, gittik ve çekimleri yaptık. Şuanda da baya güzel tepkiler var, izlenme oranlarımız var” dedi.

    Hedef Külliye ve Yavuz Selim Köprüsü

    Astığı bayrakla ünlenen Salih Tahtalıoğlu, en çok bayrak asmak istediği yeri açıkladı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne bayrak asmayı çok istediğini söyleyen Tahtalıoğlu, “Büyüklerimiz müsaade ederse Sayın Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakanımıza, Genelkurmay Başkanımıza ve siyasi parti liderlerimize sembolik de olsa Türk Bayrağı hediye etmek isterim’ dedi.

    İHA muhabirine bayrak hediyesi

    Öte yandan Balıkesir’in Dursunbey ilçesinde yaşayan Salih Tahtalıoğlu, 2013 yılında kendisinin meşhur fotoğrafını çeken İHA Dursunbey Muhabiri Hüdayi Demirhan’a sürpriz bir hediye verdi. Fotoğrafını çekerek yaşadığı bayrak hikayesinin başlamasına vesile olan Hüdayi Demirhan’a bayrak hediye eden Salih Tahtalıoğlu, teşekkürlerini sundu. Muhabir Hüdayi Demirhan’ın isteğini kırmayan Tahtalıoğlu, meşhur bayrak pozunu 3 yıl sonra tekrar vererek fotoğraf çektirdi.

  • Bayrak yürüyüşünde gemi yürütüldü

    Erzurum’da Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ın katılımıyla demokrasi nöbeti öncesi düzenlenen bayrak yürüyüşü renkli görüntülere sahne olurken, binlerin katıldığı yürüyüşte dev gemi karadan yürütüldü. Demokrasi nöbetinde, darbeci general Semih Terzi’yi alnından vurarak öldüren ve darbe gecesinin kaderini değiştiren Şehit Astsubay Ömer Halisdemir için yazılan yazıyı okuyan Bakan Akdağ duygu dolu anlar yaşadı.
    Erzurum’da yaklaşık 10 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen bayrak yürüyüşü renkli görüntüler oluşturdu. Narmanlı Cami’den mehteran takımının marşları eşliğinde yürüyen binlerce vatandaş, ellerindeki Türk bayraklarıyla darbe girişiminde bulunan FETÖ’ye lanet yağdırdı. Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın da katıldığı yürüyüşte karadan yürütülen dev gemi, tarihi bir an yaşattı.
    Yürüyüş sonrası Yakutiye Medresesi önündeki demokrasi nöbetinde vatandaşlara seslenen Bakan Akdağ, darbe girişiminde bulunan FETÖ terör örgütüne milletin darbe yaptığını söyledi. Akdağ, “Senelerdir bize hizmet dediler, senelerce bize dinden bahsettiler, bize millete hizmetten bahsettiler. İkiyüzlülükle bizi kandırdılar ve en sonunda 15 Temmuz gecesi hain emellerine ulaşmak için harekete geçtiler. Ama hesap etmedikleri bir şey vardı o da asil Türk milletiydi. O canilerin cezasını en ağır şekilde vereceğiz” diye konuştu.
    Erzurum’dan ABD’ye seslenen Akdağ, “ABD, hukukun gereğini, aramızdaki anlaşmaların gereğini yapmalıdır. ABD hükümeti bu katili behemehal vakit geçirmeden Türkiye’ye teslim etmelidir” dedi.
    Demokrasi nöbetinde, darbeci general Semih Terzi’yi alnından vurarak öldüren ve darbe gecesinin kaderini değiştiren Şehit Astsubay Ömer Halisdemir için yazılan yazıyı okuyan Sağlık Bakanı Akdağ, zaman zaman duygu dolu anlar yaşadı. Konuşmakta güçlük çeken Akdağ, alandakileri de duygulandırdı. Ömer Halisdemir’in ve demokrasi şehitlerinin haklarını ödeyemeyeceklerini de ifade eden Recep Akdağ, vatandaşlara teşekkür etti.

  • Erzurum’daki bayrak yürüyüşünde karadan gemi yürütüldü

    Erzurum’da Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ın katılımıyla demokrasi nöbeti öncesi düzenlenen bayrak yürüyüşü renkli görüntülere sahne olurken, binlerin katıldığı yürüyüşte dev gemi karadan yürütüldü. Demokrasi nöbetinde, darbeci general Semih Terzi’yi alnından vurarak öldüren ve darbe gecesinin kaderini değiştiren Şehit Astsubay Ömer Halisdemir için yazılan yazıyı okuyan Bakan Akdağ duygu dolu anlar yaşadı.

    Erzurum’da yaklaşık 10 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen bayrak yürüyüşü renkli görüntüler oluşturdu. Narmanlı Cami’den mehteran takımının marşları eşliğinde yürüyen binlerce vatandaş, ellerindeki Türk bayraklarıyla darbe girişiminde bulunan FETÖ’ye lanet yağdırdı. Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın da katıldığı yürüyüşte karadan yürütülen dev gemi, tarihi bir an yaşattı.

    Yürüyüş sonrası Yakutiye Medresesi önündeki demokrasi nöbetinde vatandaşlara seslenen Bakan Akdağ, darbe girişiminde bulunan FETÖ terör örgütüne milletin darbe yaptığını söyledi. Akdağ, “Senelerdir bize hizmet dediler, senelerce bize dinden bahsettiler, bize millete hizmetten bahsettiler. İkiyüzlülükle bizi kandırdılar ve en sonunda 15 Temmuz gecesi hain emellerine ulaşmak için harekete geçtiler. Ama hesap etmedikleri bir şey vardı o da asil Türk milletiydi. O canilerin cezasını en ağır şekilde vereceğiz” diye konuştu.

    Erzurum’dan ABD’ye seslenen Akdağ, “ABD, hukukun gereğini, aramızdaki anlaşmaların gereğini yapmalıdır. ABD hükümeti bu katili behemehal vakit geçirmeden Türkiye’ye teslim etmelidir” dedi.

    Demokrasi nöbetinde, darbeci general Semih Terzi’yi alnından vurarak öldüren ve darbe gecesinin kaderini değiştiren Şehit Astsubay Ömer Halisdemir için yazılan yazıyı okuyan Sağlık Bakanı Akdağ, zaman zaman duygu dolu anlar yaşadı. Konuşmakta güçlük çeken Akdağ, alandakileri de duygulandırdı. Ömer Halisdemir’in ve demokrasi şehitlerinin haklarını ödeyemeyeceklerini de ifade eden Recep Akdağ, vatandaşlara teşekkür etti.

  • GAÜN’de bayrak değişimi

    Gaziantep Üniversitesi’nde Prof. Dr. Yavuz Coşkun, rektörlük görevini Prof. Dr. Ali Gür’e devretti

    Rektörlük Senato Salonu’nda düzenlenen görev devir teslim töreninde ilk konuşmayı yapan Prof. Dr. Yavuz Coşkun, Gaziantep Üniversitesi’nde tarihi günlerden birisinin yaşandığını belirtti. Çoşkun, “Mevla’ya şükürler olsun ki sekiz yıl burada hizmet etme imkanını bize verdi” dedi. Görevi sırasında başarılı işler yapıldığını ve bu işlerin yapılışında kendisinin bir takım kaptanı, teknik direktör olarak görev yaptığını kaydeden Coşkun, “Ama, başarının kaynağı ekibin gücü oldu. Parlayan Yıldız Gaziantep Üniversitesi’ni daha da parlatmak, yıldızı yukarılara çıkarmamız gerekmekteydi. Bunu da yaptığımıza inanıyorum. Hep ileriye bakmak zorundayız. Her zaman söylüyorum ya öteler, öteler, öteler” dedi. Rektör Coşkun, konuşmasının son bölümünde ise, görevi devrettiği yeni Rektör Prof. Dr. Ali Gür ile ilgili ise “Ali Gür arkadaşım, 4 yıldır birlikte çalıştığım, her şeyimi paylaştığım bir arkadaşım. Birçok sıkıntılı günleri de beraber geçirdiğimiz Ali Gür kardeşimin görevinde başarılı olacağından hiçbir şüphem yok. Ben kendisine güveniyor ve başarılar diliyorum. Kendisini Allah’a emanet ederken, görevimi gönül rahatlığıyla devrediyorum” değerlendirmesi yaptı.

    “HAKKANİYET, ADALET VE LİYAKAT”

    43 yıllık başarılı bir geçmişi olan Gaziantep Üniversitesi’nin yeni dönem rektörü olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Prof. Dr. Ali Gür ise, “Bugüne kadar üniversitemizin gelişimine katkı sağlayan, tüm akademik ve idari kadro ile, görev yapan rektörlerimizi ve hassaten GAÜN’ün gelişmesine büyük katkı sağlayan görevi devraldığım Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Yavuz Coşkun Hocamıza teşekkür etmek isterim” dedi. Akademik personele yönelik mesajlar verdiği konuşmasının devamında devletin hassasiyetleri baki kalmak kaydıyla, hiçbir ayırım gözetmeksizin Gaziantep Üniversitesi’ni hakkaniyet, adalet ve liyakat ilkeleri doğrultusunda herkesin rektörü olarak yönetmeye çalışacağını belirten Prof. Dr. Gür, daha sonra şunları söyledi: “Bilindiği gibi, devlette devamlılık esastır. Bu itibarla, bugüne kadar yürütülen çalışmaların devamı sağlanacaktır. Bununla birlikte; üniversitemizin gerek ulusal, gerekse uluslar arası akademik platformlarda başarısını artırmak, eğitim ve öğretim kalitesini daha da yükseltmek, hepsinden önemlisi bilimsel çalışmalarla adı özdeşleşmiş kurumsal kimliğe sahip bir üniversite oluşturabilmenin çabası içerisinde olacağım. Geçmişi ayağımıza pranga olarak değil, tecrübe kaynağı olarak görüyoruz. Geçmiş, dünde kalmıştır ve biz geleceğe umutla bakıyoruz. 15 Temmuz 2016’da ırk, dil, din, siyasi parti ayırımı yapmadan devletimizin bekası için meydanları dolduran ve canlarını hiçe sayan milletimizin birlik ruhunu üniversitemiz ve şehrimizde koruyacağımızın bilinmesini isterim” ifadelerini kullandı

    “BU BİR BAYRAK YARIŞI”

    Rektörlük görevini bir bayrak yarışı bilinciyle devraldığını kaydeden Prof. Dr. Ali Gür, “Bu bir bayrak yarışı ve bu bayrak yarışında hocam, bu bayrağı bize teslim etti. Onurumuzla, haysiyetimizle ve en önemlisi de vatanımıza milletimize sevdalı bir insan olarak da bir sonraki arkadaşımıza her şeyiyle güzel, kurumsal bir kimlik bırakarak teslim etmeyi amaçlıyoruz” diye konuştu. Görev yapacağı süreçte “Vatanına ihanet etmeyen her insanın” kendisi için değerli olacağının altını çizen Gür, “Muamelelerimiz geçmişe yönelik değildir hiçbir zaman. Kavgaya zamanımız yok bizim. Biz üretmek için varız ve en önemlisi de Mevlana’nın dediği gibi geçmiş dünde kalmıştır geleceğe bakmak zamanıdır ve biz geleceğe aydınlık bir ufuğa bakıyoruz. Bu ufuk yolculuğunda gerçekten devletine, milletine hizmet etmek isteyen profesyonel insanların fikirlerine bakmadan hepsini değerlendireceğiz. Allah bize gerçekten bir nimet verdi. Bu yolda yürürken de arkadaşlarım bana bu konuda desek verdikleri zaman da onlara minnettar kalacağım” şeklinde konuştu.

    BENİM HER ZAMAN REKTÖRÜM KALACAK

    Konuşmasının son bölümünde Eski Rektör Prof. Dr. Yavuz Coşkun’dan övgü dolu cümlelerle söz eden Prof. Dr. Ali Gür, “Görev yaparken herhalde Rektör Hocama en fazla itiraz edenlerden birisi benimdir. Ama, O da benim bu itirazlarımı çoğu zaman tolere etti ve ben ondan çok şey öğrendim. Bu süreç bir tecrübedir. Tecrübe kazanımlarımda büyük katkısı vardır. Üniversiteyi tanımak, kurumsal kimlik, şehir iletişimi aynı zamanda kurumsal kimliği yukarıya taşıma adına büyük bir olgunlukla destek verdi. Ben de ondan çok şey öğrendim. Dolayısıyla projelerimizi birlikte gerçekleştirdik. Bundan sonraki projelerde de kendisinden katkı isteyeceğim ve var olan projeleri daha ileriye taşınacak. Dolayısıyla, bu yola çıktığımızda Rektör Hocamla çok güzel hedeflerimiz vardı. Hedeflerimizin birçoğunu gerçekleştirdik diye düşünüyorum. Hem sıkıntılarda hem de başarılarda ortağız. Bu başarıları daha yukarıya taşımak hepimizin görevi. Rektör Hocam hem yaşı hem tecrübesi hem de olgunluğu itibariyle burada her zaman vardır. Elbette ki kendisinden fikir alacağız. o da fikirlerini bize sunacak ve güzel bir birliktelikle inşallah bu bayrak geleceğe teslim edilecek ve bu kubbede hoş bir seda bırakarak da görevimizi teslim edeceğiz. Rektör Hocam, hala benim Rektörümdür ve hep öyle kalacak” diye konuştu.