Etiket: Baykal:

  • Deniz Baykal Görevi İsmail Kahraman’a Devretti

    TBMM Genel Kurulu’nda yapılan Meclis Başkanlığı seçimlerinin 3. turunda 316 oy alarak Meclis Başkanı seçilen AK Parti İstanbul Milletvekili İsmail Kahraman, Meclis Başkanlığı görevini geçici başkan Deniz Baykal’dan devraldı.

    Meclis Başkanlığı makamında gerçekleşen devir teslim törenine geçici başkan Deniz Baykal ve yeni Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın yanı sıra AK Parti Grup Başkanvekilleri ve milletvekilleri katıldı. İsmail Kahraman, görevi geçici başkan Deniz Baykal’dan devralırken, devir teslim töreni basına kapalı gerçekleşti.

  • Acbadem Ankara Hastanesi Psikoloğu Baykal:

    Acıbadem Ankara Hastanesi Psikolog’u M. Bülent Baykal, “Sigara içen birinin yanında duman altı olduğum gibi, stres yaşayan biriyle aynı ortamda bulununca, bizim de stresimiz tavan yapıyor” dedi.

    Pisikolog Baykal, yakın çevremizde yaşanan stresin bizdeki yansımalarını anlattı.M. Bülent Baykal, California Üniversitesi’ndeki araştırmacıların yaptıkları deneyde ortaya çıkarılan sonuca göre; yakın çevremizde bulunan endişeli ve aşırı tepki gösteren insanların duygularını hissettirdikleri ve zihinsel aktivite performanslarını düşürdüğünü kaydetti.

    “DUYGUSAL İLİŞKİDE OLDUĞUMUZ BİRİSİNDE YAŞADIĞIMIZ ZAMAN İNSANLARIN YÜZDE 40’ININ STRES SEVİYESİ AŞIRI DERECEDE YÜKSELMEKTEDİR”

    Yakınımızda olan, beraber çalıştığımız veya ev ortamında stresli birini gözlemlediğimiz zaman, bu durumun sinir sistemimizde negatif bir uyarana yol açtığını vurgulayan Baykal, ” Diğer bir araştırmada bu tür bir yaşantıya maruz kalındığı zaman stres hormonu olan kortizol’un her yüz kişiden 26’sında kişide aşırı yükseldiğini göstermiştir. Duygusal ilişkide olduğumuz birisinde yaşadığımız zaman ise insanların yüzde 40’ının stres seviyeleri aşırı yükselmektedir. Dahası bir araştırmada, bir grup birbirine yabancı kişi beraberce televizyonda stres yaratan bir olay izlediklerinde bile yüzde 24’ü aşırı stres davranışları göstermişlerdir. Taksi şöförü gergin ve küfrederek kornaya bastığı zaman, sizin anksiyeteniz yükselecek ve işinize o gerginliğinizi taşıyacaksınız. Müdürünüz hızlı hızlı odanıza daldığı zaman onun o telaşlı halini siz de yaşayacaksınız” ifadesini kullandı.

    “İKİNCİ EL STRESS İNSANLARIN ÇEVRESİNDEKİ OLASI TEHDİTLERİ ALGILAMA YETENEĞİNE DAYANIYOR”

    “İkinci el stresin başladığını gösteren işaret etrafımızdaki insanlarda çok küçük ruh hali değişimleriyle gösterebilir ama çok büyük etkileri olabilir” uyarısında bulunan Baykal şunları kaydetti:

    ” Bu konudaki araştırmalar arttıkça görülmüş ki; etrafta maruz kaldığımız olumsuzluklar bizim tüm iş ve eğitim çevremizdeki davranışlarımızı etkilemekte ve dahası, bu tür strese uzun süre maruz kalınca hücresel düzeyde de olumsuzluklar oluşarak “yaşam sürelerimizin” kısalmasına neden olmaktadır. Globalleşen dünyamızda ikinci el strese çok aşırı maruz kalıyoruz. Gazetelerde, televizyonda diğer medyada sürekli olumsuz düşünceler ve yorumlar okuyoruz. Stresli insanların olumsuz vücut dillerinde, televizyondaki açık oturumlarda hem sözel hem de sözel olmayan stresli olumsuz davranışlarla karşılaşıyoruz. Bu tip olumsuz duygular ve stres, bir bulaşıcı hastalığın yayılması gibi hızla yayılıyor, sürekli kaygı satın almak bizi de sürekli kaygılı, mutsuz, hayattan zevk almayan, insan ilişkileri bozuk bir kişiye dönüstürüyor. Dahası, biz de etrafımıza bu olumsuz ruh durumunu yansıtarak bir şekilde olumsuz duruma katkıda bulunmuş oluyoruz.”

    İKİNCİ EL STRESDEN AZ ETKİLENMENİN YOLLARI NELERDİR?

    Yale ve Stanford Üniversitelerinin ortak çalışmasında, eğer stres ile ilgili pozitif bir düşünce seti oluşturulabilinirse ve stres ile kavga etmekten vazgeçilirse, ikinci el stresin olumsuz etkisinin yüzde 23 düştüğünün bulunduğuna dikkat çeken Baykal, şöyle devam etti:

    “Stresi bir “tehdit” olarak algıladığımız zaman vücudumuz ve beynimiz stresin olumlu olabilecek etkilerini ıskalıyor. Hep stresin olumsuz ve yıkıcı etkilerinden söz ediliyor fakat stresimizi kontrol altına aldığımızda zihinsel sağlamlık,yeni perspektifleri görebilme, farkındalığımızın artması, hayatın değerini daha fazla farketme, gibi olumlu sonuçlara da yol açmaktadır. Etrafımızda stres aktaran insanlar hep var olacak, bunlarla kavga ederek hayal kırıklıkları yaşayarak moralimizi bozmak yerine, sevecenliğimizi ve şevkatimizi hissedecek bir fırsat olarak görüp karşımızdaki insanın daha pozitif olmalarını sağlamaya çalışabiliriz.

    Etrafımızdaki stresli insanların olumsuzluklarını nötralize etmek için bir “davranış setine” ihtiyacımız var. Beraber çalıştığımız arkadaşlarımızın stresli ve kaygılı ifadeli tavırlarına karşı aynı şekilde bir tepki vermek yerine, gülümseyerek, veya karşımızdakini anladığımızı ve desteklediğimizi ifade eden bir yaklaşımlarla ortamdaki stres reaksiyonlarını azaltmış oluruz. Bu tarz davranışları ne kadar çok uygulamaya çalışırsak, ortam o kadar yumuşar ve anksiyete azalır.

    Bazen de stres yaşayacağımızı düşündüğümüz bir ortama girmeden önce veya güne başlamadan önce bu konudaki bağışıklık sistemimizi güçlendirecek birtakım davranış ve düşüncelere yönelmeliyiz. Bu da hayata daha olumlu olarak bakmamıza neden olur. Örnek verecek olursak sabah kalktığımızda veya iş ortamında bunalmaya başladığımızı hissedersek minnettar veya müteşekkir olduğumuz o an aklımıza gelen 3 şeyi bir kağıda yazmak ve bunları birkaç dakika gözden geçirmek; daha evvel deneyimlediğimiz pozitif bir olayı 2 dakika için sadece onu düşünerek gözden geçirmek; 2 dakika süreyle beynimizi sadece tek bir objeye odaklayarak olumlu düşüncelerle meditasyon yapmak; fırsat olursa çıkıp bir yürüyüş yapmak gibi “duygusal bağışıklık sistemimizi” güçlendirecek faaliyetlere yönelmek bize iyi gelecektir.”

    Geçmiş yıllarda beyinlerimizin duygusal buluşmaya karşı ne kadar eğilimli olduklarını araştırmaların ortaya koyduğunu belirten Baykal, “Beyinlerimizde bulunan ayna nöronlar (beynimizdeki hücreler) vasıtasıyla karşımızdaki kişilere empati gösterebiliyoruz. Başkalarının neler hissettiklerini anlayabiliyoruz. Birisi esnediği zaman ayna nöronlar devreye giriyor ve biz de esnemeye başlıyoruz. Karşımızdaki kişinin yorgun olup olmadığını yüz mimiklerinden anlayabiliyoruz. Fakat sadece yorgunluk,dinçlik veya esnemeyi değil, aynı zamanda olumsuzlukları, stresi ve kararsızlıkları sanki sigara içen birinin yanında dumanaltı olmuş gibi yaşayabiliyoruz” dedi.

  • Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal:

    ANTALYA (İHA) – Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “Türkiye’nin dimdik ayakta durmasının temelinde bu cumhuriyet ve onu düşünen Mustafa Kemal’in anlayışı vardır. Anadolu’da gelişen sosyal hayat, ekonomik hayat, Avrupa Birliği ülkelerini tedirgin eden gelişmenin temelinde Mustafa Kemal’in Türkiye modeli anlayışı vardır. Bunu kurcaladılar bozmaya çalıştılar ama beceremediler hala istikrarımız devam ediyor” dedi.

    Eski CHP Genel Başkanı ve CHP Antalya Milletvekili Adayı Deniz Baykal, Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde miting düzenledi. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde Baykal, Türkiye’nin 13 yıl önce istikrarı yerinde, güçlü ordusu olan, hukukun egemen olduğu, ekonomisi güçlü bir ülke olduğunu belirterek, “Bunlardan Türkiye’yi daha ileriye götürmeleri bekleniyordu. Türkiye’nin temel kurgusuyla oynamaya başladılar. O vidayı çıkar bunu yerleştir demeye başladılar. Başlangıçta pek sorun çıkarmadı ama günümüzde iş çığırından çıkmaya başladı. Barışı hedefleyen bir politikadan çatışmayı hedefleyen bir politika benimsemeye başladık. Suriye’de kavga var, Irak’ta kavga var. Bunun sonucunda ne oluyor uçağımız düşürülüyor. Türkiye şiddetle eleştiriliyor. Türkiye’ye 2 milyonu aşkın göçmen gelip yerleşiyor. Bunların içinde teröristi var, iyi niyetlisi de oluyor, kötü niyetlisi de oluyor. Bunlar giderek Türkiye’nin dokusunu değiştirmeye başlıyor. Ekonomisine 7 milyon dolar yük getiriyor. Buna devam mı diyeceğiz, tamam mı diyeceğiz? Biz etrafında herkesle kavgalı bir ülke mi olacağız yoksa başkasının iç işlerine müdahale etmeyen, onlara saygılı bir yönetim mi benimseyeceğiz?” dedi.

    2002’de Türkiye’de terör diye bir sorunun olmadığını belirten Baykal,

    2002’den bu yana terörün yeniden hortladığını söyledi. “Bir terörümüz vardı bir tane daha oldu” diyen Baykal, “IŞİD terörü çıktı. Irak Suriye İslam Devleti çıktı. Bunların İslam’la alakası yok. İslam’ı bahane ederek, sahipleniyor gibi yaparak, o bölgede İslam’ı savunanların duygularını suistimal ederek bir büyük kanlı mücadele açtılar. İslam’a en büyük zararı onlar veriyor. Kim ki dini kendi siyasi amacı için kullanır, dine en büyük zararı verir. IŞİD’çiler en büyük zararı vermiyorlar mı? İnsanlığa sığdırır bir tarafı var mı bunların yaptıklarının? Kadın çocuk yaşlılar demeden kafalarını kesip atıyorlar. İslam’ı istismar etme ortak bölenindeki pek çok çevre bu yanlışlığın karşısında cesaretle ortak tavır takınamadı. Din istismar ettiğin zaman kimisi IŞİD şeklinde istismar eder kimi ılımlı İslam şeklinde istismar eder. Sen İslamiyet’i kullanamazsın kardeşim İslamiyet’e ancak hizmet edilir. Bir Müslüman gibi yaşa. İslam’ın kurallarına uy. Bırak bu işi memlekete hizmet et. Hayır illa din kullanılacak. Ne oldu iş çığırından çıktı” dedi.

    “SEN 70 MİLYONU KARDEŞ BİL”

    “Ülkeyi yönetenlerden bazıları ülkedeki nüfusun yarısına yakınını kendisine yakın saymıyor ama Suriye’deki Mısır’daki savaşan taraflardan bazılarını kendisine daha yakın görüyor” diyen Baykal, “İhvan İslam Müslüman kardeşliği. Biz 70 milyon insanı kardeş bilelim. Ortadoğu’da ihvan hareketine, bölünmelere Türkiye’yi yerleştirmeyelim. Bunun sonucunda polislerimiz katlediliyor. Yeni bir politikaya ihtiyacı var Türkiye’nin. Kimseyi tahrik etmeyen, kimsenin düşmanlığını çekmeyen bir politikaya ihtiyacı var” diye konuştu.

    “Türkiye’nin dimdik ayakta durmasının temelinde bu cumhuriyet ve onu düşünen Mustafa Kemal’in anlayışı vardır” diyen Baykal şunları kaydetti:

    “Bu anlayışla gelmeseydik Anadolu’da gelişen sosyal hayat, ekonomik hayat, Avrupa Birliği ülkelerini tedirgin eden gelişmenin temelinde Mustafa Kemal’in Türkiye modeli anlayışı vardır. Bunu kurcaladılar bozmaya çalıştılar ama beceremediler hala istikrarımız devam ediyor.”

    Meclis başkanlığı seçimlerini eleştiren Baykal, “Sanki 7 Haziran’da seçim yapılmamış gibi 13 yılın uzantısı AKP’li meclis başkanı seçildi. Muhalefet çoğunlukta değil miydi? AKP’nin yanlışını söyleyeceğiz diye oy istemedi mi muhalefet? Ne yaptı muhalefet, yüzde 60’ın oyunu alan muhalefet meclis başkanını seçebildi mi? Meclis Başkanı AKP’ye teslim edildi. İşte o dönüm noktasıdır. Meclis Başkanı 3 muhalefet partisini yansıtan bir kişi olarak seçilmiş olsaydı Türkiye’de meclis tıkalı kalabilir miydi?

    Meclis Başkanı seçilirken birileri destek oldu mu? Yeni Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Başkanını seçerken AKP’ye emanet ederken muhalefete ihanet eden birileri var mı? Onları iyi bilin. Buraya gelirken atıp tutuyorlar, lafın sınırı yok. Gereğini yap, niye TBMM’ni yeniden onlara emanet ettin bu kadar milletin oyuna rağmen?” şeklinde konuştu.

    Seçime girerken CHP’nin güzel bir program hazırladığını belirten Baykal, “Ekonomik sıkıntıyı azaltacak bir program açıkladı. Mazotun fiyatını 1.5 lira ilan etmişti. Doların etkisiyle 80 kuruş da oraya koydu. Bin 580 liraya mazotu vereceğim diyor. Asgari ücreti bin 500 TL yapacağım diyordu yok yapamazsın kaynak yok diyorlardı. İşçilerin sosyal güvenlik sorunlarını çözeceğim, kadro vereceğim diyor, gençlere burs, öğrencilere para vereceğim diyor. Bunu söylediği zaman 7 Haziran öncesinde kaynak yok diyorlardı. Ne oldu şimdi?” diyerek Gazipaşalılardan oy istedi.

  • CHP Eski Genel Başkanı Deniz Baykal:

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, geçmiş yıllarda sıkıntılı dönemlerde müdahaleyi askerin yaptığını ama günümüzde halkın yapacağını ileri sürdü. Baykal, İpek Koza operasyonunu da değerlendirdiği konuşmasında, bu adalet anlayışıyla herkesin malına el konulabileceğini iddia etti.

    Konyaaltı Sanayici ve İşadamları Derneği‘nin (KONYSİAD) Porto Bello Otel’de düzenlediği geleneksel kahvaltılı toplantısının konuğu Deniz Baykal oldu. 1 Kasım’da seçimin yapılacağını hatırlatan Deniz Baykal, “İnşallah bu seçim iyi ve doğru bir seçim olur. Bu iktidarın 13 yıldır bizi getirdiği bir nokta var. Bu seçim 13 yıllık bu düşünceye devam mı yoksa yörünge değişikliğimi olacak gösterecek” dedi.

    Türkiye’nin Cumhuriyet tarihi boyunca uyguladığını projelerle güçlü bir ülke haline geldiğine vurgu yapan Baykal, “Türkiye, artık Avrupa Birliği’ni büyüklüğü ile görünüşü ile düşündüren bir ülke haline geldi. Bu Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana uygulanan projeler sayesinde oluştu. Ancak Türkiye bu dönemde kaygılı bir ruh haline girdi. Alışmadığımız olaylarla karşı karşıyayız. Bu nedenle kaygılıyız. Türkiye’de bir patlama oluyor 102 kişi ölüyor. Bu gösteriyor ki Türkiye’de hiç kimsenin güvenliği yok. Şehir içinde silahlı çatışmalar oluyor. 7 kişi ölüyor. Ama bunu yadırgamıyoruz” diye konuştu.

    “CUMHURİYET HESAP VERİLEBİLİRLİKTİR”

    Deniz Baykal, Cumhuriyetin önemine de değinerek şunları söyledi:

    ‘’Cumhuriyet hesap verilebilirliktir. Bu ülkede bugünlere kadar başbakanlar, bakanlar yargılanmıştı. Bunlar hukuk içinde yapılmıştı. Ancak günümüzde adalet kullanılıyor. Genelkurmay Başkanı terör örgütü liderliği suçlamasıyla tutuklanıp hapis yattı. İpek Koza ile ilgili savcılık suçlamalarda bulunuyor. Sulh Ceza Hakimliği mallarına el koyuyor. Yani bu adalet anlayışı ile istenirse sizin mallarınıza el konulabilir. Geçmiş yıllarda ülkenin kötü gidişini gören asker bu duruma el koyardı. Artık askerin bunu yapması söz konusu değil. O dönemler geçti. Asker yerine müdahaleyi halk yapacak. Yani seçmen yapacak. Seçmen sandıkta iradesini gösterecektir. Bu yörünge devam ederse sonu çatışmadır. Bunu AKP içinde de gören ama bir şey yapamayanlar var. Bu seçim Türkiye’ye sahip çıkma seçimi olacak. Siyasetçilerin millete direnme takati kalmamıştır. Millet 7 Haziran seçimlerinin ardından hükümet kurulmasına mani olanlara ceza vermelidir. 7 Haziran seçimlerinin ardından hükümetin kurulacağına çok inanmıştım. Ama birileri istemedi. Birileri de daha fazla oy alırım düşüncesiyle her şeye hayır dedi. Siyasette her zaman kazanmak iyi bir şey değildir. Bazen de kaybetmeyi bilmek gerekir.”

    BORA TERZİOĞLU: “KAYGILIYIZ”

    KONYSİAD Başkanı Bora Terzioğlu ise küresel krizler, bölgedeki gerilimler, terör ve şiddetin tırmanışa geçmesiyle artan iç güvenlik tehditlerinin herkesi kaygılandıran ve istikrarı olumsuz yönde etkileyen gelişmeler olduğunu belirtti. Hiçbirini yok sayamayacağımız bu gelişmelerin ülkenin barış, huzur, refah ve güvenliğini riske atmakta olduğuna değinen Terzioğlu, “Bu güçlükler karşısında yılmadan, sorunlarımızın giderilmesine yönelik ortak bir mücadele içinde olmamız çözüme ulaşılmasında anahtar bir rol oynayacaktır. Bu bağlamda önceliğimizin, birlik ve beraberliğimizin sağlanması için önyargılardan, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı söylemlerden uzak kapsayıcı politikalar üretilmesi olduğunu düşünüyoruz. En büyük temennimiz, sağlam temellere dayandırılarak tesis edilecek birlik ve beraberlikle hareket ederek Türkiye’yi hak ettiği gelişmişlik ve kalkınmışlık seviyesine ulaştırmaktır” dedi.

  • Chpli Baykal: “turizm Nezle Olursa Ülke Ekonomisi Zatürre Olur”

    Eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, “Turizm nezle olursa ülke ekonomisi zatürre olur” dedi.

    CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve beraberindekiler, Alanya Turistik İşletmeciler Derneği’nde (ALTİD) bölge turizmcileriyle bir araya geldi. Baykal’a turizmciler tarafından ‘Çok acil çözülmesi gerekenler’, ‘Kısa vadede çözülmesi gerekenler’, ‘Orta vadede çözülmesi gerekenler’ ve ‘Uzun vadede yapılması istenen talepler’ başlıklarını içeren bir dosya verildi.

    Ziyarette konuşan Baykal, Alanya’nın turizme ilk başladığı yer ve çok önemli bilgi birikimine ve tecrübeye sahip olduğunu söyleyerek, bölge turizmcilerinin vermiş olduğu dosya ve bilgilerin çok değerli olduğunu belirtti. İran, İsrail, Çin ve Hindistan pazarlarının orta vadede canlandırılması gerektiğinin altını çizen Baykal, “Turizm ülke ekonomisi için büyük önem taşıyor. Ciddiyetle ele alınmalı. Turizm nezle olursa ülke ekonomisi zatürre olur” diye konuştu.

    “CARİ AÇIĞIN YÜZDE 20’SİNİ TURİZM KAPATIYOR”

    Ev pansiyonculuğuyla turizme giriş yapan Alanya’nın son yıllarda Antalya’ya gelen turist sayısının yüzde 30’unu, Türkiye’ye gelen turist sayısının ise yüzde 10’unu ağırladığının altını çizen ALTİD Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Yönetim Kurulu Üyesi Burhan Sili, 80 milyar dolarlık yatırım hacmiyle yerinde ihracat yapıldığını ifade etti ve Alanya’nın bu sektörde önemli ayaklardan biri olduğunu dile getirdi. Sili, “Ülke ekonomisi cari açığının yüzde 20’sini turizm sektörü kapatıyor. Turizm devlet politikası haline getirilmeli ve sektörün de içinde yer alacağı bir karar mekanizması oluşturulmalı” ifadelerini kullandı.

    “DİREKT UÇUŞLAR ÖNEMLİ”

    Turist başına geceleme sayısının düştüğünü, maliyetlerin yüzde 14 arttığını vurgulayan Başkan Sili, sahil bandında yatak arzının kontrol altına alınması gerektiğini ve teşviklerin hangi bölge ve hangi turizm çeşidi noktasında planlama ile verilmesi gerektiğini söyledi. Öte yandan Sili, charter seferler hakkında da bilgiler verdi. Antalya’ya gelen turistin önemli bir yüzdesinin paket turlarla geldiğini söyleyen ve örnek olarak İspanya’yı gösteren Sili, İspanya turizminde yüzde 65 gibi bir yolcu potansiyelinin ise charter kullanmayarak tarifeli seferlerle ülkeye giriş yaptığını belirtti. Sili, “Yurt dışından yapılacak direkt ve tarifeli Antalya uçuşları önemli” şeklinde konuştu.

    “HİNDİSTAN CİDDİYE ALINMALI”

    Orman arazilerinin kesinlikle yatırıma açılmaması gerektiğini anlatan TÜROFED Yönetim Kurulu Üyesi Gülçin Güner de, meslek yasasının çıkarılması gerektiğinin altını çizerek, “Bütünsel planlamaya yönelik yatırım politikasına ihtiyaç var” dedi. Güner, kısa bir süre önce Hindistan’da temaslarda bulunduğunu söyleyerek, yüksek nüfuslu bu pazarın ciddiye alınması gerektiğini dile getirdi.