Etiket: Baykal:

  • CHP Antalya milletvekili Deniz Baykal:

    Cumhuriyet Halk Partisi Antalya milletvekili Deniz Baykal, “Erken seçim konusuyla ilgili olarak söylemek istediğim şudur: Eğer bu bir tehdit ise yakışıksızdır, eğer bu bir tespit ise zamansızdır; eğer bu bir tehdit ise böyle bir tehdidi Meclisimize de bu Meclisimizdeki hiçbir milletvekiline de yakıştıramam” dedi.

    Baykal, Anayasa değişiklik paketi 7. Maddesi üzerine CHP Grubu adına konuştu. Baykal, teklifin 7. Maddesinin seçilecek olan Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda partiyle ilişkisini sürdürmeye devam etmesini ve partisinin Genel Başkanı olarak görev yapmasını mümkün kılan bir anlayışı düzenlediğini söyleyerek, “Cumhurbaşkanlığı parti genel başkanlığıyla birleşmektedir. Bu aslında, canım, herkesin bir siyasi anlayışı var; o siyasi anlayışını içinde taşıyor olmasının ne sakıncası var? Geçmiş Cumhurbaşkanları’nın da bir siyasi görüşü vardı; o bakımdan, bir sakınca oluşturmaz gibi bir anlayışla değerlendiriliyor. Durum pek öyle değil değerli arkadaşlarım. Elbette herkesin bir siyasi tercihi vardır. Hâkimin de bir siyasi tercihi vardır, Cumhurbaşkanının da bir siyasi tercihi vardır; daima vardır, her zaman vardır, her yerde vardır. Buradaki mesele, bir makamda bulunan kişinin subjektif siyasi tercihe sahip olup olmaması meselesi değil, bir makamda bulunan kimsenin kurumsal bir düzenlemeyle bir siyasi partiyi resmen temsil etme kimliğine sahip olarak aynı anda Cumhurbaşkanı olarak görev yapıyor olmasıdır. Bu, subjektif bir olay değil, objektif, kurumsal bir tablodur; bu, kuvvetler ayrımını, cumhurbaşkanının konumunu, siyasi partiler arası ilişkileri temelden çok ciddi şekilde etkiler. Aslında bir siyasi parti başkanı Millî Güvenlik Kuruluna girecek demektir ama bir tek siyasi parti başkanı girecektir, diğer siyasi parti genel başkanları Millî Güvenlik Kuruluna girmeyecektir, giremeyecektir” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı’nın Meclisi feshetmesi doğru olmadığını söyleyen Baykal, “Başkanlık rejimlerinde böyle bir uygulama yoktur, yanlıştır ama bir siyasi parti genel başkanının Meclisi belirlemesi hepten yanlıştır. O Meclis ki millî iradenin yegâne ve gerçek temsilcisidir, bütün milletin temsilcisidir; o Cumhurbaşkanı ki seçime katılan çoğunluğun, sadece seçime katılan çoğunluğun bir fazlasının oyuyla seçilmiş olan insandır. Yani en fazla katılanların çoğunluğunu temsil eden, yüzde 50’nin altında olan bir siyasi ağırlığı, millî iradenin tamamını, milletin yüzde 100’ünü temsil edenin yetkisini elinden alır şekilde bir düzenleme getiriyoruz. Ve bunu şimdi bir siyasi parti kimliği içinde de kullanacaktır. Cumhurbaşkanı, bu da yanlıştır, böyle bir yetki yok, dünyada yok, diğer başkanlık rejimlerinde yok. Olağanüstü hâlde kararnameyi çıkaracak, olağanüstü hâl kararnamesi yapacak. Daha önce de ifade ettik, olağanüstü hâl kararnamesiyle Anayasa’yı değiştirse ona “dur” diyecek bir merci yok”

    Baykal şunları kaydetti:

    “’Türkiye’de rejim değişmiyor, 1920’de ’cumhuriyet’ dedik, devam ediyoruz.” E, canım 1920’de “cumhuriyet” dedik de 1930’da da cumhuriyet, 1950’de de cumhuriyet, 1970’de de, 2010’da cumhuriyet. Bu, böyle mi? Böyle bir şey olabilir mi? Elbette, bizim devletimiz bir cumhuriyet olarak kuruldu. Dünyada pek çok cumhuriyet var. İran’daki de İslam Cumhuriyeti, Mısır’ınki de Mübarek’in zamanında da bir cumhuriyetti, şimdi de bir cumhuriyet, Libya’da Cemahiriye’ydi cumhuriyetlerdi, Irak’ta cumhuriyet, Suriye’de cumhuriyet. Yani cumhuriyetiz diye ‘Gerekeni hayata geçirdik, mesele yok’ mu diyeceğiz? ‘Rejim meselesi kalmadı’ mı diyeceğiz? Cumhuriyet olmak vasfı devam ediyorsa ‘Bir rejim sorunu yoktur’ diyebilecek miyiz? Böyle bir şey söylenebilir mi? Tek parti cumhuriyet, çok parti cumhuriyet. Değerli arkadaşlarım, ciddi olalım. Anayasalar aslında bir medeniyet tercihidir. Bu Anayasa paketi Türkiye’nin asırlık medeniyet tercihini değiştirmeye yöneliktir. Bu paket, bildiğimiz örnekleriyle bir Orta Doğu dikta rejimini Türkiye’ye taşımanın bütün hukuki, anayasal altyapısına sahiptir. Bu getirilen paket, Türkiye’yi bildiğimiz bir Orta Doğu dikta rejimine döndürmenin bütün hukuki, anayasal altyapısını ortaya koymuştur. ‘Bizde dikta olmaz’ sözünü güvence olarak kabul etmemizi istiyorsunuz. Bunları söyleyince ‘Bizde dikta olmaz’ deniliyor. İyi, peki, olmazsa mesele yok diyeceğiz.”

    Baykal, Saddam’dan Muaviye’ye, Esad’dan Yezid’e kadar nice isimlerin kendilerine yabancı olmayan bir kültürün ürünü olduğunu belirten Baykal, “Dünden beri Anayasa tartışmaları bir seçim olasılığıyla zenginleştirildi. Anayasa tartışmaları getirilen paketin faziletine birbirimizi ikna etmekten çıktı, tehdit ve şantaj anlayışının alenileştiği bir ortama geldik şimdi. Erken seçim konusuyla ilgili olarak söylemek istediğim şudur: Eğer bu bir tehdit ise yakışıksızdır, eğer bu bir tespit ise zamansızdır; eğer bu bir tehdit ise böyle bir tehdidi Meclisimize de bu Meclisimizdeki hiçbir milletvekiline de yakıştıramam” dedi.

  • Kılıçdaroğlu: “Sayın Deniz Baykal tarihe geçecek bir konuşma yaptı”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulundaki anayasa değişikliği teklifi görüşmelerine ilişkin, “CHP Grubu adına önceki genel başkanımız Sayın Deniz Baykal tarihe geçecek bir konuşma yaptı. Biz kendi çıkarımız için değil, partimizin çıkarı içinde değil görüşü ne olursa olsun bu milletin çıkarı için mücadele eden bir partiyiz” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü olduğunu belirterek, “Bize haber ulaştırmak için günün 24 saatinde çalışan bize doğru haber ulaştırmak için alınteri döken, bize atlatma haber ulaştırmak için kendi arkadaşlarını bile atlatan ki topluma duyduğu sevgiyi saygıyı ve toplumun doğru haber alması açısından verdiği emeği yücelten gazeteci arkadaşlarımıza sevgilerimizi saygılarımızı sunuyoruz. Çok farklı görüşlerden gazeteci arkadaşlarımız, gazetelerimiz var. Topluma haber taşıyorlar. Görüşü ne olursa olsun hiçbir gazeteci arkadaşın tutuklanmasını istemeyiz, gözaltına alınmasını istemeyiz. Eğer onun üzerine baskı kurarsak, haber yapmasını engellersek, yorum yapmasını engellersek, gözaltına alırsak, tutuklarsak demokrasiden söz edemeyiz. Demokrasinin bizatihi varlık nedeni medyanın özgürlüğünde yatmaktadır. Bu açıdan bizim hapishanelerimizde 150’ye yakın gazeteci arkadaşımız var. Bir kısmının iddianamesi bile hazırlanmış değil, içeride bekliyorlar. Bir baskı döneminden geçtiğimizi biliyoruz. 20 Temmuz darbesinin sonuçlarını, hep birlikte görüyoruz. 20 Temmuz sivil darbesinden sonra sonuçlarını hep birlikte görüyoruz. O açıdan birinci acıyı çeken gazeteci arkadaşlarımız var, özgürce haber yapamıyorlar. Bazen otosansür uygulamak zorunda kalıyorlar. Şuanda 147 gazetecimiz hapiste ama 9 bin işsiz gazeteci var. Bu iş kolunda işsizlik oranı yüzde 29. En yüksek oranı gazetecilik alanında yaşanıyor. 17 bin çalışandan 3 bini sendikalı. Hiçbir güvenceleri yok. Türkiye’nin bugün yaşadığı tablo bu. Bütün bunlara rağmen inatla, dirençle, kararlılıkla haber yapmaya çalışan gazeteci arkadaşlarımız var. Onların önünde saygıyla eğiliyorum” diye konuştu.

    “Kendi iradeni başkasına ipotek ettirirsen felaketten kurtulamazsın”

    Bugün 1’inci İnönü Zaferinin de 95’inci yıl dönümü olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, İsmet İnönü’nün albay rütbesiyle İnönü’de birinci zaferi kazandığını anlattı.

    Cumhuriyetin zor şartlarda kurulduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, “Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet kurulduktan sonra söylediği bir cümle daha var; bugünlerin daha iyi değerlendirilmesi açısından şöyle der 1923’te; ’Milletimizin başına gelen bütün felaketler kendi talih ve geleceklerini başka birisinin eline terk etmesinden kaynaklanmıştır.’ Kendi iradeni başkasına ipotek ettirirsen felaketten kurtulamazsın. ‘Bu kadar acı tecrübeler geçiren milletin bundan sonra egemenliğini bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün değildir.’ Saraydan alıyorsun millete veriyorsun egemenliği ve milletin egemenliği geçerlidir diyorsun. TBMM’nin duvarına tek cümle yazıyorsun ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.’”

    “Sayın Deniz Baykal tarihe geçecek bir konuşma yaptı”

    Anayasa değişikliği görüşmelerine ilgili konuşan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

    “Bu kısa tarihten bahsetmemin nedeni kendi tarihini bilmeyen geleceği inşa edemez. Yaşadığı sıkıntıları bilmeyen geleceği inşa edemez. Geçmişini bilmeyen geleceğini sağlıklı inşa edemez. Bir anayasa görüşmesi var. Dün milletvekili arkadaşlarım, grup başkanvekillerimiz olağanüstü bir performans gösterdiler. Bütün ayrıntıları aktarıldı. CHP Grubu adına önceki genel başkanımız Sayın Deniz Baykal tarihe geçecek bir konuşma yaptı. Biz kendi çıkarımız için değil, partimizin çıkarı içinde değil görüşü ne olursa olsun bu milletin çıkarı için mücadele eden bir partiyiz. Çok partili hayatı bu ülkeye getiren partiyiz. Herkesin düşüncesine saygı duyan bir partiyiz. Demokrasimizin gelişmesini isteyen bir partiyiz. Bizim adımıza konuşan tarihe not düşen önceki genel başkanımız CHP’ye yakışan bir konuşma yapmıştır. Biz her türlü düşünceye saygı gösterirken, herkese saygı gösterirken, temel felsefemizin demokrasi olduğunu hiç kimsenin unutmamasını isteriz. Anayasa değişiklikleri neden önemli? Çünkü anayasalar bir toplumun uzlaşma belgeleridir. Nerede yaşarsa yaşasın, cinsiyeti, kimliği, eğitim düzeyi ne olursa olsun her vatandaş anayasa kitapçığını eline aldığında bu benim anayasamdır diyebilmelidir. Anayasayı önemli kılan her yurttaşın haklarını güvence altına almasıdır. Benim bir anayasal hakkım varsa bu hakkımı özgürce arayabilmeliyim anayasa bunu sağlar. 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları bildirgesinin 16’ncı maddesi şunu söyler; ’hakların güvence altına alınmadığı ve güçler ayrılığının belirlenmediği bir toplumun anayasası yoktur.’ Haklar güvence altına güçler ayrılığı ilkesiyle alınır, bir kişinin elinde toplanmamasıyla alınır. Vatandaşımız derdi ki, bir kişinin elinde toplansa ne fark eder. Şöyle fark eder; bir ülkede yargı bağımsız değilse, siyasi otoritenin emrindeyse haklar güvence altında değildir. Benim hak arama güvencem anayasa teminatı altında olmalıdır. Güçler ayrılığının temel felsefesi de budur. Yasama, yargı ve yürütme birbirini denetleyecek, birbirinden üstün olmayacak. Bazı vatandaşlarımız diyebilir ki, ’bir şey olmaz bir kişiye yetkiyi verelim Türkiye’yi yönetsin kavga dövüş de olmaz.’ Dünyada yetkilerin tek elde toplandığı kavgasız dövüşsüz bir örnek yoktur. Tarihte yoktur. En son örneği Hitler’dir. Seçimle gelmiştir, bütün yetkileri üstüne almıştır. Hitler sadece Almanya ve Avrupa’yı değil bütün dünyayı kana bulamıştır. Bunun üzerine Almanlar yeni bir anayasa yazarken direnme hakkını anayasalarına koymuşlardır.”

  • KTÜ Rektörü Prof. Dr. Süleyman Baykal:

    KTÜ Rektörü Prof. Dr. Süleyman Baykal, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’nde yapılamayan herhangi bir ameliyat, yapılamayan bir tedavi yöntemi olmadığını belirterek, sağlık alanındaki yatırımların tamamlanmasıyla birlikte bölgeye çok daha iyi hizmet vereceklerini söyledi.

    Kampüs içinde yer alacak olan çocuk hastanesinin kazı işlemine başladıklarını ifade eden Baykal, “Çocuk hastanesine başladık. İhalesi bitmiş, şu anda kazısı yapılıyor. İnşallah temel açma işlemi bittikten sonra hızla yapılaşmaya geçilecek. Yani süreç başladı. Planlanan şekliyle herhangi bir gecikme söz konusu değil. Bunun dışında yeni biten bir yatırımımız var. O da edebiyat fakültemiz. Şu an bununla ilgili öğrenci ve öğretim üyesi almaya başladık. Diş hekimliği fakültemiz de planlanan şekliyle devam ediyor. İnşallah onda da bir gecikme olmayacak” dedi.

    “Otoparkın yapılacağı alanla ilgili ihale hazırlığı sürüyor”

    Özellikle hastanenin önemli ölçüde otopark sıkıntısını giderecek olan otoparkla ilgili çalışmaların hızlı bir şekilde devam ettiğini kaydeden Baykal, “Otopark ile ilgili proje çizim ihalesi yapıldı, birkaç ay içerisinde bize teslim edilecek. Yapılacağı alanla ilgili ihale hazırlıkları devam ediyor. 2016 yılına belki yetişmeyebilir ama 2017’nin başlarında ihaleye çıkmış olacağız. Dolayısıyla o bölgede sağlıkla alakalı çalışmalarımız birlikte devam edecek. Otopark açısından sıkıntılarımız olacak. Bu sıkıntıları nasıl gideririz diye toplantılar yapıyoruz. Halkımızdan anlayış bekliyoruz. Bir müddet hem halkımız hem de personelimiz sıkıntı yaşayacak ancak ondan sonra güzel bir konuma geleceğiz” diye konuştu.

    “Farabi Hastanesi’nde koğuş sistemi sonlandırılıyor”

    Farabi Hastanesi’nde büyük bir tadilata gidildiğini kaydeden Baykal, hastanede artık koğuş sisteminin sona ereceğini ifade ederek, “B blok dediğimiz cerrahi branşların yerleştiği blokta büyük tadilatımız var. Mecburi tadilatımız var. Koğuş sistemi sonlandırılıyor, artık tek ya da çift odalı hale geliyoruz. Ayrıca ameliyathanenin şartları iyileştiriliyor. Başhekimliğin konumu değiştirilip eski acil tarafına taşınacak. Hasta olan binada tadilat yapmak oldukça zor. Hastaneyi iki blok haline bölerek parçalı olarak yapıyoruz. Şu ana kadar bir problem gözükmüyor ancak konforumuz biraz azaldı, ödenek bakımından bir sıkıntımız yok. Ek ödenek talebimiz oldu. Sağ olsun sayın bakanımızın yardımlarıyla da o sorunu da hallettik” şeklinde konuştu.

    “Vatandaş görsellik istiyor”

    Vatandaşın en fazla görsellikten muzdarip olduğunu dile getiren Baykal, “Vatandaşın en fazla muzdarip olduğu görsellik. Koğuşta yatan bir hastanın memnuniyeti ile tek odada ya da en az iki kişilik bir odada yatan hastanın memnuniyeti aynı olmuyor. Tedaviyle alakalı bir eksiğimiz söz konusu değil. Ancak otelcilik hizmeti ve konfor açısından sıkıntımız var biz de zaten onun için çalışma yapıyoruz. Üniversitelerde, tıp fakülteleri kendi döner sermayesi ile yaşamak durumunda maalesef orada sıkıntılarımız var. Bu sade bize özgü bir sıkıntı değil, tüm Türkiye’de. Bu sıkıntıyı aşmak için hükümet de çalışıyor. Bu bir yılın iki yılın problemi değil, uzun bir birikim. Buradaki sıkıntılarımızı mümkün olduğunca başka kaynaklarla gidermeye çalışıyoruz. Konfor açısından eksiklerimiz var. Bunları gidermeye çalışıyoruz” dedi.

    “Hastanemizde yapılmayan ameliyat yok”

    Farabi Hastanesi’nde yapılamayan bir ameliyat çeşidinin olmadığını ifade eden Baykal, “Standardı oturtmuşuz. Hastanemizde yapılmayan ameliyat, yapılmayan bir tedavi yöntemi yok. Bölge hastanesi olma itibariyle belki de Ankara’nın doğusunda en büyük girişimsel merkeze sahibiz. Yeni yapılanmayla birlikte bazı eklentilerimiz de olacak. Şunu bilmek lazım. Çocuk hastanesi de bittikten sonra Ankara’nın doğusunda belki bu alanda ilkler içerisinde olacağız. Şu anda mevcut tamiratlar bitmeden bazı şeyleri açma imkanımız olmuyor. Acille alakalı hastalar memnuniyetini ifade ediyorlar. Şu anda Türkiye’nin en iyi acillerinden bir tanesi. Bu iş biraz da ekonomiyle alakalı. Cihazla ilgili hiçbir eksiğimiz yok” diye konuştu.

    “Öğretim üyesi sıkıntımız yok”

    15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimi sonrasında yürütülen operasyonlar kapsamında tutuklanan ya da açığa alınan akademisyenlerin bulunduğunu hatırlatan Baykal, “Akademik faaliyetlerimizi yürütme anlamında, gerek lisans seviyesinde gerekse yüksek lisans seviyesinde herhangi bir şekilde açığımız söz konusu olmadı, olmaz da. Çünkü bizim çok sınırda çalıştığımız bir öğretim üyesi kitlesi yok zengin öğretim üyesi kitlemiz var. Bu anlamda herhangi bir sıkıntı yok, süreç devam ediyor, bitmiş bir süreç de değil. Belki yeni gelişmeler de olabilir yeni farklılaştırmalar da olabilir. Soruşturmalar bitmek üzere. Açığa alınanlardan bazılarının belki dönüşleri olabilir. Adli süreç devam ediyor. Dolayısıyla bununla ilgili üniversitemize olumsuz yansıması yok” ifadelerini kullandı.

    “KTÜ son 10 yılda önemli mesafe aldı”

    KTÜ’nün son 10 yılda önemli mesafe kat ettiğini ifade eden Baykal, “KTÜ’nün dünya sıralamadaki yeri ile ilgili çok iddialı konuşmaya gerek yok. KTÜ yapabileceğini maksimum yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’de 180 üniversite var bunlar arasında konumumuz belli. Dünya sıralamasındaki konumumuz da belli. Önemli olan zaman içinde iyileştirme. Bunlar bir anda olabilecek şeyler değil. Sadece rektörlüğün faaliyetiyle bunlar olmuyor. Gerek öğretim üyesi kitlesi gerekse rektörlüğün bakışı, bunlar zaman gerektiren şeyler. İyi olmaya çalışıyoruz. KTÜ son 10 yılda yol aldı, alıyor” dedi.

    “Yükselen KTÜ Trabzon’u yükseltir”

    KTÜ’nün yükselmesinin, aslında Trabzon’u yükselttiğini ifade eden Baykal, “KTÜ, şehirden bağımsız düşünülemez. Trabzon’un seviyesini yükselttiğiniz zaman aslında KTÜ’nün de seviyesi yükselir. Dolayısıyla projelerimiz, Trabzon öncelikli olmak durumunda. Tabii ki akademik bir dünya var, onun için de projelerimiz olmak durumunda. Trabzon kamuoyundan şunu istiyorum. Tabi ki bizim eleştirici taraflarımız olabilir, ancak bu eleştirileri hep yapıcı yönde kullanalım. Çünkü yükselen KTÜ Trabzon’u yükseltir. Yükselen Trabzon KTÜ’yü yükseltir. Bu anlamda çok duyarlı olan medya kuruluşlarımıza ve halkımıza teşekkür ediyorum. Hep beraber değerlerimizi koruyalım ve onları daha değerli hale getirelim” şeklinde konuştu.

  • Deniz Baykal fezleke için adliyede

    CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, 2007 yılında Tekirdağ Çorlu’daki mitinginde süreyi 50 dakika aşması nedeniyle tutanakla tanzim edilen fezleke nedeniyle Antalya’da ifade verdi.

    Avukat kapısından adliyeye giren Baykal, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz’ın odasında yaklaşık yarım saat kaldı. Baykal çıkışta gazetecilere açıklamada bulundu.

    Milletvekilliği dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından kendisi ile ilgili bir konu üzerine adliyeye geldiğini aktaran Baykal, “Geçmiş yıllarda 2007 yılında düzenlenmiş olan bir fezleke ile ilgili ifade vermek üzere geldim. Çorlu’da 2007 yılında yaptığımız bir mitingin 50 dakika daha geç sonuçlandığı için bir tutanakla tanzim edilmiş bir fezleke var. O fezlekenin gereğinin yapılması için talimatla ifade vermem gerekiyordu. Bu ifadeyi verdim” dedi.

    Baykal ’kaset komplosu ile ilgili gözaltılar’ konusunda ise “Burada öyle bir şey konuşulmadı” ifadesini kullandı.

    Baykal, gazetecilerin diğer sorularını almadan Korkuteli programı için adliyeden ayrıldı.

  • Kılıçdaroğlu ve Baykal yan yana saf tuttu

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Antalya’da Parti Meclisi Üyesi ve İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun babası Asım Erdoğdu’nun cenaze törenine katıldı.

    CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Üyesi ve İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun geçirdiği rahatsızlık sonucu 76 yaşında vefat eden babası Asım Erdoğdu’nun cenaze törenine katılmak üzere Antalya’ya geldi. Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi Yıldırım Beyazid Camii’nde düzenlenen cenaze törenine katılan Kılıçdaroğlu, Erdoğdu’ya başsağlığı diledi. İkindi namazına dakikalar kala camiye gelen Kılıçdaroğlu, gölgelik alanda CHP Eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile yan yana durdu. İkili ayaküstü kısa süreli konuşma yaptı. Kılıçdaroğlu ve Baykal cenaze namazında da yan yana saf tuttu.

    Kılıçdaroğlu, ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Kılıçdaroğlu, Asım Kocaoğlu’nun tabutunu taşıdı. Asım Erdoğdu’nun cenazesi Güzeloba Mezarlığı’nda toprağa verildi. Aykut Erdoğdu’ya tekrar başsağlığı dileyen Kılıçdaroğlu, camiden ayrılarak havalimanına gitti.

    Kılıçdaroğlu’na, Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, milletvekilleri Mustafa Akaydın, Niyazi Nefi Kara, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, İl Başkanı Semih Esen de eşlik etti.

    Kılıçdaroğlu, saat 18.15 uçağı ile Ankara’ya hareket edecek.