Etiket: Baykal:

  • Deniz Baykal, Alanya’da yangında zarar gören alanları gezdi

    CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Antalya’nın Alanya ilçesi Sapadere mevkiinde 6 bin 400 hektarlık ormanın kül olduğu bölgede incelemelerde bulundu.

    Alanya’nın kırsal bölgesinde bulunan Sapadere mevkiinde 2 gün boyunca süren orman yangınının söndürülmesinin ardından CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve partililer bölgeyi ziyaret etti. Baykal, bölge halkı ve muhtarlar eşliğinde yangında hasar gören alanları gezdi. Burada bir konuşma yapan Baykal, yangında kül olan 6 bin 400 hektar ormanın çok kıymetli olduğunu aktardı. Bölgede çıkan yangınların çoğunun elektrik hatlarından çıkabileceğini belirten Baykal, “Bu bölgedeki hatlar çok eski. Bizim iktidar dönemimizde yaptığımız, yani 70’li yıllardan kalma hatlar ve bunlar ömrünü tamamlamış. Bu eski hatlar herhangi bir rüzgarda, sıcakta, fırtınada yangına müsait hale geliyor. Bu hatların yenilenmesi gerekiyor. Fakat elektrik işi özelleştirildi. Özel şirketler ise bu tip işlere pek yanaşmıyor” dedi.

    “Bu yangınlar her yıl oluyor”

    Mahalle muhtarlarına geçmiş olsun temennisinde bulunan Baykal, “Büyük üzüntü içerisindeyiz. Yurt dışındaydım, yangın olunca cumartesi geldim. Pazar Ankara’da işim vardı, o yüzden bugün buraya gelebildim. Şu anda yangın olacak, Allah’ın emri kaçınılmaz bir şey gibi kabul ediyoruz. Yangın olacak hazır olalım, yangın söndürecek kadroları hazır tutalım, tedbirli olalım. Yani bataklığı kurutmayı değil de sivrisinekleri öldürmeyi öngören bir mücadele anlayışı içerisindeyiz. Bu yangınlar her yıl oluyor. Sadece burada değil. Kaş’ta oluyor, Muğla’da, Bodrum’da, Çanakkale’de, Anamur’da oluyor. Daha temmuzun başındayız. Temmuz, ağustos var, eylül var” diye konuştu.

    Yangın sorunlarını çözmek gerektiğinin altını çizen Baykal, ”İşin en önemli sorunu, ‘yüzde 70’i elektrik iletişim hatlarından kaynaklanıyor’ diyor herkes. Şimdi bununla ilgili çalışma yapılacak, yapılsın görelim. Ne olacak? ‘Unutacağız seneye’ diye bakacağız, bakmayalım. Buradaki mesele özel şirket, ‘benim sözleşmemde var-yok’ diyordur ayrı bir şey ama kimin, bu devletin işi. Ele ele verelim, bunu isteyelim. Bunu Meclisten, arkadaşımızdan rica edelim. Ayın 17’sinde Meclis toplanacak, 15 Temmuz yıl dönümü konuşmaları tamam ama bir de bu mesele de var demeliyiz” dedi.

  • Baykal: “İktidar adalet yürüyüşünü, mera, zeytin ve kıdem tazminatı anlayışı gibi değerlendirmeli”

    CHP Eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, “Türkiye’de artık tartışmalı konularda, tek taraflı dayatmalarla, inatlaşmalarla, uyum ve barış sağlamanın güç olacağı ortaya çıktı. İktidar adalet yürüyüşünü de zeytin, mera, kıdem tazminatı konusunda sergilediği anlayış doğrultusunda iktidarın değerlendirmesine ihtiyaç vardır” dedi.

    Baykal, Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nde (AGC) basın toplantısı düzenledi.

    Türkiye’nin bir süredir çok ciddi siyasal ve hukuki krizlerle karşı karşıya olduğunu dile getiren Baykal, bir darbe girişimiyle başlayan süreç ve aradan geçen iki yıl civarındaki süreye rağmen normal bir siyasal hayata dönüştürülemediğini kaydetti.

    Türkiye birbiri ardından yeni ve yoğunluğu artan sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Baykal, “Elbette bunun şaşırtıcı olmaması doğaldır, bir darbe girişimi yaşamıştır Türkiye. Gelinen nokta bir durum değerlendirmesini zorunlu kılıyor. Sadece idari kararlarla tutuklanan ve işine son verilen insan sayısı 200 binin üzerindedir. İdari kararlarla düzinelerle şirket işletme kayyuma devredilmiştir. Ve darbe girişimimin ikinci yılında hukuk hala devreye girebilmiş değildir, yaşanan sorunlar sıkıntılar siyasi takdirler ve idari kararlarla, Kanun Hükmünde Kararname şeklinde çoğunlukla olmak üzere yönetilmektedir. Çok ciddi bir toplumsal sarsıntı yaşanmaktadır. Yargı devreye girmeden gerçekleştirilen işlemler bir süre sonra yargının devreye girmesi umudu içinde sabırla taşınmaktadır” diye konuştu.

    “FETÖ ile mücadelede inandırıcılık”

    Baykal şöyle devam etti: “Bu arada darbe girişiminin sorumlusu siyasi heyetle bağlantı kurarak, FETÖ’cü diyerek hiçbir şekilde böyle bir bağlantı kurulması mümkün olmayan çevrelerle maalasef ilişkilendirme çabası dikkat çekmeye başlamıştır. Sözcü ve Cumhuriyet Gazetesi hiçte inandırıcı olmayan iddialarla bu tartışmanın içine çekilmeye çalışılmıştır. Bu tablo FETÖ ile mücadele iddiasını ciddi şekilde inandırıcılıktan uzaklaştırmış, sulandırmış, ciddiyetini kaybetmesine yol açmıştır. Darbe girişiminin sorumluları çeşitli bağlantıları heyecanla zamana zaman kamuoyunun önüne sunulmakta,idari kararlarla fakat bir türlü siyasi bağlantısı inandırıcı biçimde ortaya koyulabilmiş değildir. Bu manzara ile karşı karşıyayız. Bu kararsızlık ve tereddüt ortamı yargının da güven verici olmaktan uzak şekilde zaman zaman devreye girdiğine tanık oluyoruz.Birbiri ardına tutuklamalar, şaşırtıcı tahliye, tutuklama kararları çelişkili uygulamalar, yargıdaki bu tereddüt atmosferinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.”

    “Adalet krizi”

    Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının böyle bir ortamda nelere yol açacağı süreci hep birlikte yaşadıklarını aktaran Baykal, “ Umut ediyorum milletvekili dokunulmazlığının önemli ve ciddi bir siyasal güvence niteliğini koruması gerektiği konusu hem muhalefet hem iktidar partisinin yaşananların ışığında yeniden değerlendirmesi gereken konu haline gelmiştir. Şimdi bütün bunlar bizi Türkiye’nin çok ciddi adalet krizi ile karşı karşıya olduğu bir noktaya sürüklemiştir. Türkiye, Dünya bunu tartışıyor. İdari kararlarla hak kaybına uğradığını düşünen insanların herhangi bir başvuru ve çözüm mekanizması hala işletilebilmiş değildir. Ama bir mekanizma ortaya konulmuş değildir. Yargının elbette devreye girmesi gerekir ama yargının hali de anlattığım gibidir” diye konuştu.

    “İnsanlar adalet aramaya başladı”

    “Bu Türkiye’yi bir çok ciddi adalet sorunu ile karşı karşıya olduğumuz noktasına getirmiştir” diyen Baykal, “ Bunun temelinde de adaletin siyasalaştırılmasının yattığı artık kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçektir. Adalet malasef siyasallaştırıldığı için Türkiye’de adalet krizi bu kadar ağır şekilde ortaya çıkmıştır. Bu tablo karşısında CHP’nin, bu adalet krizini toplumun anlamasına, kavramasına bir duyarlılığın geliştirilmesine katkı yapmamak amacıyla Genel Başkanın başlattığı adalet yürüyüşü var. Bu demokratik bir hak kullanımı niteliğinde bir uygulamadır. Barışçıl bir anlayış içinde hiçbir sorun oluşturmadan iyi bir niyetle başlatılan ve yürütülen bir eylemle Türkiye karşı karşıyadır. Yaşadığımız adalet krizinin ciddiyetini herkese ve iktidara toplumun değişik kesimlerine anlatma ihtiyacı çok temel bir konudur. Bu konunda barışçıl anayasal mekanizmaları kullanmak temel bir görevdir. Böyle bir yürüyüş başarılı şekilde gerçekleşmiştir. Şu aşamada tartışmanın başlatılmak istendiğine şahit oluyoruz.Sokakta adalet aranır mı? Şeklinde bir tepki ortaya çıkarılmak isteniyor. Sokakta adalet aranır mı aranmaz mı fazla anlamı yoktur. Sokakta yargılama yapılmaz. Ama adalet talebi elbette her yerde toplumun her alanında dile getirilir. Adalet talebinin ihtiyacının bekleyişinin dile getirilmesi kadar doğal bir şey yoktur. Yargılama bunun için ayrılmış mekanda yapılır. Sokakta adalet talebi yaygın şekilde olması dillendiriliyorsa bu olması gereken yerde bulunmadığının herkes farkında olduğu içindir. Adalet olmadığı için insanlar adalet aramaya başlamıştır” ifadelerine yer verdi.

    “İktidardan adalet yürüyüşüne anlayış tavsiyesi”

    Türkiye’nin 16 Nisan’da bir referandum yaşadığını hatırlatan Baykal, “ Bu referandum Türkiye’de ki ana tartışma konuları ile ilgili olarak toplumun, milli iradenin hangi konumda olduğunu bize gösterdi. Toplumun bu konuda iki ayrı anlayış içinde denk bir siyasi ağırlıkta ortaya çıktığına tanık olduk. Bu tablonun iyi değerlendirilmesi lazımdır. Türkiye’deki bu siyasi tartışmayı yönetenlerin 16 Nisan’ın mesajını doğru almalarına ihtiyaç vardır. 16 Nisan’ın mesajını iktidar zeytin, meralar ve kıdem tazminatındaki tavır değişikliğiyle anlama ihtiyacını kavramış gözüküyor. Türkiye’de artık tartışmalı konularda, tek taraflı dayatmalarla, inatlaşmalarla, uyum ve barış sağlamanın güç olacağı ortaya çıktı. 16 Nisan’ın mesajı başta iktidar olmak üzere herkese uzlaşın birbirinizi anlayın dayatma yok, emre vaki yok mesajıdır. Bu mesajı iktidarın adalet yürüyüşü konusunda da sergilemesine ihtiyaç olduğu kanısındayım. Adalet yürüyüşünü de zeytin, mera, kıdem tazminatı konusunda sergilediği anlayış doğrultusunda iktidarın değerlendirmesine ihtiyaç vardır. Bir süredir iktidarda tedirginliğin ortaya çıktığı, bir kaygının kendisini gösterdiği anlaşılıyor. Cumhurbaşkanının, ‘Bu yürüyüşe müsaade edilmesi iktidarın lütfudur’ sözlerinden bunu anlıyorum. Bu çok sakıncalı olabilecek bir anlayıştı.Demokratik rejimde böylesine adalet krizi, adalet depremi Türkiye’de yaşanırken ben kimsenin bunu protesto etmesine izin vermem anlayışı kadar yanlış hiçbir şey olamaz. İktidar bugünkü adalet uygulamasına, tablosuna tepki gösteren insanların bu ihtiyacına saygı göstermek, anlayışla karşılamak ve onların kendilerini ifade etmelerine fırsat vermek zorundadır. 16 Nisan referandumunun mesajı olarak da iktidarın adalet konusundaki toplumsal tepkiyi saygıyla karşılamasını ve onun demokratik bir süreç içinde kendi amacına ulaşmasına destek vermesi gerektiğine inanıyorum. Bu bir ciddi toplumsal görev ve sorumluluktur” diye konuştu.

    “Referandum mesajı iyi alınmalı”

    Türkiye’nin artık dayatmalarla bir yere varılamayacağını anlamak zorunda olduğuna vurgu yapan Baykal, “Türkiye’de adalet malesef bir korku kaynağı haline gelmiştir, tutuklamalar, idari kararlarla adaletin işlevi üstlenilmiştir, adaletin yerine getirmesi gereken işleri idare, kararnamelerle yürütmektedir. Artık noktalanması gereken bir olaydır. İki yıla yakın bir süre geçti. Olağanüstü bir anlayışın mantığıyla belirsiz bir geleceğe doğru bir Türkiye’nin yönlendirilmesi kabul edilemez. Yargının işlevini idare üstelendi, malasef idari yönlendirmelerle tutuklamayı yargısal bir işlem olmaktan çıkardı ve siyasi tehdit mekanizması haline dönüşmesine katkı yapar hale geldi. Tutuklama kararları malasef siyasi yönlendirmelerle alınan kararlarlar kendisini gösteriyor. Böyle bir tabloda ana muhalefet partisi toplumsal barışçıl yürüyüş yapacaktır. Bundan önceki tabloları Türkiye yaşadı, ve artık bundan sonra dayatma meydan okuma, sindirme uygulamalarının Türkiye’ye hiçbir yarar getirmeyeceği 16 Nisan uygulamasıyla referandum mesajıyla herkes tarafından anlaşılır mesajıyla herkes tarafından anlaşılır olmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “Yürüyüşü yakından takip ediyorum”

    Kılıçdaroğlu ile görüşmediğini ama adalet yürüyüşünü yakından takip ettiğini dile getiren Baykal, “Bu yürüyüş bu aşamada bu şekliyle olumlu karşılanmalı ve gereği yerine getirilmelidir. Yeni gerginliklere yol açılmamalıdır. Ama şimdi sakın geriye dönmesinler. Cumhurbaşkanının sözleri bizi bu konuda kaygılandırıyor. İktidar, hükümet, başbakan, sap duyulu olmalıdır. Ceberrut devlete değil sağ duyulu devlete ihtiyacımız var. Ceberrut ve caydırıcılıkla değil barışçıl ve sağ dutu ile davranmaya ihtiyacımız var” dedi.

    Baykal, Enis Berberoğlu ile telefonda görüştüğünü ve mesajlarını avukatı aracılığıyla ilettiğini kaydetti.

  • Baykal, Kılıçtaroğlu’na seslendi: “Aday olacaksan ol! Olmayacaksan, buradan birisini seçelim”

    CHP Antalya Milletvekili ve Eski Genel Başkanı Deniz Baykal, kendisine yöneltilen “Keşkeleriniz var mı?” sorusu üzerine, geçmişte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilme hakkına yönelik tercihi konusunda “Net bir şekilde pişman değilim” dedi. Baykal, ayrıca 2019’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi için CHP Genel Başkanı’na seslenerek, “Aday olacaksan ol. Olmayacaksan, buradan birisini seçelim” dedi.

    Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) 2017 yılı faaliyetleri 10. Olağan Toplantısı’nda iş adamlarıyla bir araya gelen CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Türkiye gündemi ve 2019’da yapılacak olan referandum ile alakalı önemli açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı adayının halkın içerisinden seçilmesi gerektiğini savunan CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı adaylığı için kafasındaki modelin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçtaroğlu olduğunu söyledi. Baykal ayrıca kendisine yöneltilen “Keşkeleriniz oldu mu?” sorusunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002 yılında kendisine getirilen seçilme hakkıyla ilgili algıladığını belirterek, o dönemde verdiği kararla ilgili, “Kesinlikle pişman değilim” dedi.

    “Halktan olması yüzde 4 veya 5 avantaj sağlar”

    Seçimlerde tabana inilmesi gerektiğini belirten Baykal, yeni yüzlerle girilmenin avantaj sağlayacağını dile getirdi. İstanbul’da CHP üyelerine dayalı yapılan seçimi hatırlatan Baykal, halka dayalı bir Cumhurbaşkanı adayının seçimler öncesi heyecan yaşatacağını belirterek, “Biz İstanbul’da üyelere dayalı seçim yaptık. 3 bölge var İstanbul’da, oradaki bütün üyeler Türkiye’deki üye sayımızın belki yüzde 20-25’dir. Hepsi oy kullandı ve kimsenin bir şikayeti olmadı. Şimdi İstanbul bunu yaptıysa, İzmir bunu yapabilirse, Ankara bunu yapabilirse Antalya’da bu yapılabilirse, niye olmasın. Bir gün sabah herkes kalkıp gidecek, bütün aday adaylarının temsilcileri sandıklarda elbette gözlem yapacaklar. Vatandaşlar gelecekler oyunu kullanacak, akşam falan kişi alacak diyeceğiz. Ne kaybederiz. Normal şartlarda birisinin tayiniyle gelen adaydansa, tabandan çıkmış olması adayın en azından yüzde 4-5 ekstra bir avantaj sağlar” dedi.

    “Aday olacaksan ol, olmayacaksan…”

    Seçilen aday sonrası partinin o aday etrafında kenetlenmesi gerektiğini belirten Baykal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan örnekler vererek, “Bakın Tayyip Bey Cumhurbaşkanlığı elinde. Hükümet elinde. Bakanlar Kurulu elinde, devletin bütün olanakları elinde, dün dedi ki ’Beni seçin’ arkadaşlar. Niye seçim bürokrasi seçimi değil, parti seçimi. Parti girecek oraya. Adayı millet üretecek ve parti onun etrafında bütün siyasi varlığıyla, ne varsa elde, finans şu bu, her şeyi seferber edecek. O nedenle benim modelimde parti genel başkanı olacaktır. O nedenle genel başkanımıza onu söyledim. ‘Siz adaysanız bütün gücümüzle arkanızdayız. Çünkü sizin aday olma hakkınız var. 7 yıldır buradasınız, seçimlere girdiniz. Kazanırız, kazanmayız ayrı bir iş. Ama bunu söyleme hukuku var. Aday olacaksan ol bitti, aday olmayacaksan oradan buradan birisini seçelim o arkadaşa verelim görevi, hepimiz el ele verelim. Benim kafamdaki model bu” şeklinde konuştu.

    Kafasındaki Cumhurbaşkanı adayı olarak Kılıçtaroğlu’nu işaret etmesi üzerine eleştirilerin de olduğunu belirten Baykal, “Eleştiriler yapılıyor, ‘Biz tarafsız Cumhurbaşkanı diyoruz, sen partili genel başkanı diyorsun’ diye. Evet, seçimi kazanıncaya kadar, seçimi kazanmak için partili olması lazım. Partili olmazsa seçimi kazanamazsa. Partiye hükmedemezse seçimi kazanamaz. Seçimi kazandığı anda daha yemin etmeden YSK kararı açıkladığı anda istifa edecek ve istifa ettiğini de sürecin başında ilan edecek” diye konuştu.

    “Pişman değilim”

    Bir iş adamının, “Geçmişte keşkeleriniz oldu mu?” sorusu üzerine ilk etapta “Elbette herkesin geçmişe baktığı zaman kendi aldığı tercihler hakkında değerlendirmeleri olabilir. Benim kafamda öyle somut bir değerlendirme yok. Çünkü ben geçmişler değil gelecekle meşgulüm. Bütün enerjimi geçmişin muhasebesiyle değil, geleceğin inşasıyla değerlendirmeye çalışıyorum” diye cevap veren Baykal, daha sonra şunları söyledi:

    “Arkadaşımızın sorusunun altında, yanılıyor da olabilirim belki ama, ‘Ya sen Tayyip Bey’e seçilme şansını verdin. Pişman mısın?’ diye belki bir soru vardır. O soruyu sormaya çalışıyordur. Ona cevabım ‘Çok net bir şekilde hayır değilim’ çünkü hiç alakası yok. Çünkü bugün yaşadığımız sorunların, Tayyip Bey’e milletvekilliği hakkını verilmesinden kaynaklandığını zannetmek kadar naif, gerçeklikten kopuk, hayali bir değerlendirme olamaz. Adam partinin genel başkanı, adayları o belirlemiş, bütün oy pusularında adı yazılı. Seçime girmiş, bütün illerde miting yapmış. Millet onun adının etrafında partiye oy vermiş ve adam yüzde 34 oy almış. Meclisin üçte ikisi neredeyse onun kontrolünde. Şimdi bunu sen milletvekili seçtirmeyeceksin, bu demokrasiye de aykırı, siyasi ahlaka da aykırı. Hukuka da aykırı, sürdürülebilir değil. Bu nereden çıktı? Atatürk zamanında böyle bir olay var mı? İnönü, Bayar, Ecevit, Turgut Özal zamanın da var mı? Hayır hiçbirinde yok. Ne zaman geldi bu olay. Kenan Evren zamanında geldi. Kenan Evren 12 Eylül mantığı içerisinde böyle bir uygulama koymuş. Bundan sonra ne diyen böyle olacak. Kenan Evren nerede şimdi? Adam seçime gelmiş yüzde 34 oy almış milletvekili yapmayacaksın ve bunun öncüsü olarak biz yapacağız, bunu da vatan hizmeti diye söyleyeceğiz ve bunu halka kabul ettireceğiz. Hiçbir ciddiyeti yok bu işin. Yani eğer buysa somut örnek, inançla o tercihin gerekli olduğu konusundayım. Yani adam o kadar oy almış, adamı genel başkan diye kabul etmiş, milletvekilinin üçte ikisi ona veriş, halka diyeceğiz ki milletvekilliğini buna milletvekilliği olma hakkını verme. Ayıp, ayıp. Ben diyemem. Diyen der. Ama ben diyemem”

  • Baykal: “Cumhurbaşkanı adayını parti tabanı belirlemeli”

    CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday adayları belirleyerek şimdiden aşama kat etmeleri gerektiğini belirtti.

    CHP Milletvekili Deniz Baykal ve eski CHP genel başkan yardımcılarından Yılmaz Ateş, CHP Kırıkkale İl Başkanlığında partililerle buluştu. Buluşma sırasında düzenlenen toplantıda konuşan Baykal, CHP’nin Ramazan ayı sonrasında aday adayları belirleyerek 2019’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri için çalışmalara başlamaları gerektiğini ifade etti. Baykal, “Parti, bu görevi başarıyla gerçekleştireceğine güvenen vatan evlatlarını Cumhuriyet Halk Partisi içinde bu aday adaylığı konumunda ortaya çıkmaya davet etmelidir. Belli bir süre verilmelidir, o süre içinde insanlar başvurmalıdır, elbette başvuran arkadaşlarımızın değerlendirmelerini parti genel merkezimiz yapacaktır. Ama ondan sonra partimiz, kaç kişi ise Türkiye’nin bu mücadeleyi götüreceğine inandığımız değer verdiğimiz evlatlarını çalışmaya davet etmelidir. Kime yönelik olarak parti tabanına yönelik olarak bu konuda kararı üyelerimiz almalıdır. Elbette örgütümüz bir parçasıdır ama üyelerimiz, her üye önüne gelen bu adaylara gel anlat kendini demelidir. Kim demelidir, parti tabanımız demelidir ve aday adaylarımız kendini ifade etmelidir. Parti üyelerimiz, bunları izlemelidir, sorular sormalıdır ne yapacaksın ne olacak demelidir” diye konuştu.

    “Türkiye’nin anayasa tartışması bitmemiştir”

    Türkiye’de yapılan referandumla anayasa tartışmasının sona ermediğini savunan Baykal, “Tam tersine yeni ve çok ciddi bir anayasa tartışması Türkiye’nin önüne gelmiştir. Bu anayasa millet egemenliği anlayışına değil, tek kişinin egemenliğine dayalı bir anayasa, gördük bunu millet devreden çıkıyor. Millet adına meclis devredeydi, meclis devreden çıkıyor, yargı, hakem bağımsız olma kimliğini kaybediyor. Bu seçim sonucunun meriyetiyle, meşruiyeti iki ayrı konudur. Meri kılıyor hükümet, devlet yoluyla ama devlet gücüyle meşruiyet olmaz. Vicdan ile olacak, akıl ile olacak inanç olacak hukuk olacak, bu yok. Ne yapalım yoksa, iş bitti mi, Sayın Cumhurbaşkanı ‘İş bitti’ diyor. Hayır, iş bitmedi. Bu işi daha birinci devresi, maç bitmedi 3 puan falan yok, 3 puan buradan verilmez, maç bitince. Maç ne zaman bitecek, 2019’da. 2019’da bu anayasayı uygulamaya geçirmek isteyen irade, milletten icazet alacak mı almayacak mı onu göreceğiz” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine atıfta bulunan Baykal, “Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki ‘Batılılar haklı, biz sessiz bir devrim yaptık.’ Siz gizlice karşı devrim yapıyorsunuz. Siz sessiz bir devrim değil gizlice bir karşı devrim yapıyorsunuz. Şimdi bu çerçevede bu işi götüreceğiz. Önümüzde ciddi bir mücadele dönemi var. Bu mücadele dönemine en iyi şekilde hazırlanmak zorundayız arkadaşlar” şeklinde konuştu.

  • Deniz Baykal Kayseri’de

    CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, cumhurbaşkanlığı adaylığı için, “Aday tartışmasına çekiliyor, halbuki bizim yöntem belirlememiz lazım. İnanıyorum bir sürü insan aday olmak isteyecektir” dedi.

    CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, CHP Kayseri İl Başkanlığını ziyaret etti. İl Başkanı Feyzullah Keskin tarafından karşılanan Baykal, gazetecilerin sorularını yanıtladı. ‘Cumhurbaşkanlığına aday olacak mısınız’ sorusu üzerine Baykal, “Daha yöntemin ne olduğu belli değil, şimdi aday ismi telaffuz etme noktasında değiliz. Yanlış bir yaklaşımdır. Aday tartışmasına çekiliyor, halbuki bizim yöntem belirlememiz lazım. İnanıyorum bir sürü insan aday olmak isteyecektir. Olmalıdır. Nereye, nasıl aday olacak, bununla ilgili kararı kim alacak? Var mı böyle oluşmuş bir merci? Yok. İşte ben onu oluşturalım diyorum, onu görünce insanlar bu adaylığın nasıl, nerede şekilleneceğini görünce ona göre olmak isteyen olur. Herkesin aday olmak istemesinde yarar var, herkesi teşvik etmek lazım. Ama doğru yöntemle. Tabana dayalı yöntem olsun, milletin iradesi yansıtılsın. Toplumsal ve siyasal süreçle şekillensin. Onun belirlenmesi lazım, belirlendiği zaman pek çok kişi aday olacaktır ve Türkiye’de bu işi yapacak çok nitelikli insanlar var. isimlendirme o zaman düşünülür” ifadelerini kullandı.

    Atatürk’ün manevi değerlerine yapılan eleştirilerin sorulması üzerine Baykal, “Bir toplumun temel değerlerini bu kadar sorumsuzca tartışma konumuna sürüklenmiş olması bir sürecin parçası. Kendiliğinden olmuyor bu işler. Bunun arkasında bu tür tartışmaları anlayışla karşılayan, ülkeyi kutuplaştırmak isteyen zihniyet yatıyor. O zihniyet bir süre sonra işin buraya vardığını görünce üzüntülerini ifade etmek zorunda kalıyor. Kendi değerlerimizi tahrip etmeye yönelen bir şekilde Türkiye siyaseti kurgulanmamalıdır. Şu anda böyle işlediği doğrudur. Hiçbir anlamı yok. Ülke yararına sonuç verebilecek hiçbir tarafı yok. Ama bunlar konuşulup, tartışılıyor. Çok acı bir olay” diye konuştu.