Etiket: Baskısı

  • FETÖ’nün ihanet kodlarını deşifre eden ’15 Temmuz Kıyam(et) Gecesi Milli Vuruş’un İngilizce baskısı raflara geliyor

    Türkiye’nin 2016 yılında yaşadığı FETÖ/PDY’nin kanlı darbe girişimi sırasında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde gözünü kırpmadan hainlerin üzerine yürüyen İstanbul Emniyet Müdürü Dr. Musfata Çalışkan’ın o geceyi anlatan ’15 Temmuz Kıyam(et) Gecesi Milli Vuruş’ isimli kitabının İngilizce baskısı kısa süre içinde BETA Yayınları aracılığı ile raflardaki yerini alacak. Yayına verildikten kısa süre sonra 8’inci baskısına ulaşan kitabın Arapça çevirisinin de yapıldığı öğrenilirken, İngilizce ve Arapça dillerde örgütün karanlık yüzünün yurtdışında doğru anlatılması açısından büyük önem taşıyor.

    Fetullahçı Terör Örgütü’ne mensup vatan hainlerinin damarlarında dolaşan ihanet kodlarının teker teker çözümlendiği ’15 Temmuz Kıyam(et) Gecesi Milli Vuruş’ adlı kitap satış rekorları kırarken, kısa bir süre içinde İngilizce baskısının da raflardaki yerini alacağı belirtildi.

    Kitabın İngilizce baskısı kısa süre içinde raflarda

    Hain darbe girişimi gecesi makamında yardımcıları ve şube müdürleriyle birlikte başka bir operasyon için planlama yapan İstanbul Emniyet Müdürü Dr. Mustafa Çalışkan, darbe girişimini haber aldığında hemen Boğaziçi Köprüsü’ne koşmuş, bütün gece krizi buradan yöneterek darbeyi püskürtmüştü. O gece 34 şehit verdiğimiz Boğaz Köprüsü’nde yaşananları ’15 Temmuz Kıyam(et) Gecesi Milli Vuruş’ isimli bir kitapta toplayan İl Emniyet Müdürü Çalışkan’ın kaleme aldığı satış rekorları kıran kitabının İngilizce baskısı kısa bir süre içinde raflarla buluşacak.

    Hainlerin anlatıldığı kitabın Arapça çevirisi yapılıyor

    FETÖ’nün iğrenç yüzünün deşifre edildiği kitap, örgütün ‘kara propaganda’ yaptığı başta Avrupa ülkeleri olmak üzere yurt dışında merakla beklenirken, İngilizce versiyonun da büyük yankı uyandırması bekleniyor. Çalışkan tarafından kaleme alınan kitabın Arapça çevirisinin de yapıldığı öğrenilirken, büyük ilgi gören ‘15 Temmuz Kıyam(et) Gecesi Milli Vuruş’un, kitapçıların en çok satanlar raflarında yer bulan kitap olduğu ifade ediliyor.

    Kitapta neler anlatılmıştı

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirdiği kanlı darbe kalkışmasına engel olmak için, İstanbul’da gösterdiği çaba ile dikkat çeken İl Emniyet Müdürü Dr. Mustafa Çalışkan, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne yaşadıklarını kitapta şöyle anlatmıştı: “Çok üst seviyede bazı vatansever askerler, o gün beni şöyle tenkit ettiler. ‘Yahu Müdür Bey sen niye köprüye gittin? Komutanın en güvenli yerde olması lazım. Sana bir şey olsaydı hem teşkilatın, hem İstanbul çok sıkıntı yaşardı. Senin bu riski almaman lazımdı!..’ Söyledikleri belki doğruydu ama o an bir karar vermek durumundaydım. Evet, ne sebeple olursa olsun, köprüye hiç düşünmeden gittim. Orada bir-iki saat durup, tekrar geri döner ve en güvenli yerde Vatan Emniyet yerleşkesinden İstanbul’daki gelişmeleri takip eder, kameralardan durumu seyreder ve buradan tüm İstanbul’u yönetebilirdim. Fakat oraya yani Şehitler Köprüsü’ne gidip oradaki vaziyeti görünce geri dönmek gelmedi içimden”

    Kitaptaki çarpıcı detaylar

    Darbe kalkışmasının İstanbul ayağının detayları ile anlatıldığı kitapta, Çalışkan’ın kalkışmayla ilgili bilgiyi yine bir terör örgütü DEAŞ’la ilgili bir toplantı sırasında aldığı görülüyor. Çalışkan darbeyle ilgili kendilerine hiçbir istihbarat ulaşmadığını dile getirirken, darbecilerin 55 polis müdürüne de “Darbeye destek olun ya da teslim olun” mesajı atıldığını belirtiyor.

    Yaşanan olayın kargaşasına rağmen kanunlara uyulduğunun anlatıldığı kitapta, ateş altında olunmasına rağmen polisin tüm talimatları yerine getirdiğini belirten Çalışkan, kalkışma ve sonrasına ait yazılmamış pek çok bilgiye de kitabında yer vermişti.

    Kitabın İngilizce baskısı, BETA Yayınları aracılığı ile yurtiçi ve yurtdışındaki tüm şubelerden ulaşılabilecek.

  • Osmanlı İmparatorluğunda Saat Kuleleri kitabının 2. baskısı

    Osmanlı İmparatorluğunda Saat Kuleleri kitabının 2. baskısı yapıldı.

    Türk kültürü, edebiyatı ve sanatıyla ilgili araştırmaları gelecek nesillere aktarmak ve bu alanlarda bilimsel çalışmalar yapmakla görevli Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Türk kültürüyle ilgili yayın çalışmalarına ve tanıtım faaliyetlerine devam ediyor. Zamana tanıklık eden Osmanlı İmparatorluğu şehirlerinin sembolü haline gelen saat kuleleri bu çalışmada genişletilmiş baskısıyla ilk kez bir arada sunuluyor. İlk baskıdan farklı olarak Anadolu’dan bir, yurt dışından yedi saat kulesi daha esere ilave edildi. Özgün haliyle günümüze gelenler, bugüne ulaşamayıp isimleri kaynaklarda geçenler ve yeniden yapılan saat kuleleri kitapta toplu olarak yer alıyor. Kitabı satın almak isteyen okurlar https://emagaza-akm.ayk.gov.tr/ adresinden esere ulaşabilir.

  • Uşak’ta ‘akran baskısı’ konulu sosyal sorumluluk kampanyası gerçekleşti

    Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü son sınıf öğrencileri, sosyal sorumluluk kampanyaları kapsamında ‘Akran Baskısı’ konulu sosyal kampanya gerçekleştirdi.

    Üniversite öğrencilerinin üzerinde durdukları akran baskısı konusu için Uşak Şehit Mehmet Çetin İmam Hatip Ortaokulu pilot okul seçildi. Kampanyalarını yürütmek için üç temel etkinlik ele alan üniversite öğrencileri, ilk etkinlik olarak ortaokul öğrencilerine seminer hazırladılar.

    Seminerde Aile Danışmanı ve Eğitim Koçu Ela Akçay konuşmacı olarak yer aldı. Ela Akçay yapılan seminerde; akran baskısı varsa en aza indirmek, maruz kalınan baskıyla başa çıkmayı sağlamak, baskıya maruz kalmaya başlandığında kriz yönetimi oluşturarak baskıyı durdurmaya yönelik bilgiler verdi. Öğrencilere kendilerini ve doğrularını keşfetmeyi, böylece özgüvenin artabileceğini ve baskıya maruz kalmadan baskının önüne geçilebileceğini anlattı.

    İkinci etkinlik olarak sınıf içi uzlaştırma ve kaynaştırma çalışmalarında bulunuldu. Uşak Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü öğrencilerinden de yardım alarak yürütülen etkinlikte, sınıf içinde ‘Elma’ çalışması yapıldı.

    Ortaokul öğrencilerine iki elma gösterildi, bir elmaya güzel şeyler söylenirken, diğer elmaya üzücü şeyler söylendi. Elmalar daha sonra ikiyi bölündüğünde, güzel şeyler söylenen elma içinin taze, üzücü şeyler söylenen elmanın içi ise aksine kararmış, çürümüş olduğunu gördüler. Ortaokul öğrencilerine verilmek istenen mesajda, arkadaşlarımıza üzücü şeyler söylersek nasıl hissettiklerini dışarıdan bilemeyiz ama arkadaşlarımızı içten kırmış üzmüş olabiliriz, bu yüzden arkadaşlarımız belli etmiyor diye onlara rahatsız edici hareketlerde bulunmadan kaçınalım, arkadaşlarımızı üzmeyelim mesajı verildi.

    Daha sonra ‘Nasıl Hissederim’ çalışması yapan üniversite öğrencileri, arkadaşlarım istemediğim hareketlerde bulunursa nasıl hissederim sorularına mutlu ve üzgün yüz ifadeleri bulunan kartlarla cevap verdiler.

    Üçüncü etkinlik olarak tiyatro gösterisi yapan üniversite öğrencileri bölüm arkadaşlarından yardım alarak, ortaokul öğrencilerine hem öğretici hem de keyifli dakikalar yaşattılar. Tiyatro gösterisinde, öğrenci kendini baskı altında hissederse bunu kimlerle paylaşmalı, gelebilecek baskının önüne nasıl geçmeli gibi konular sınıf ortamı yaratılarak sahnede öğrencilere tiyatro aracılığıyla aktarıldı.

  • Aile baskısı çocukları içine kapanık yapıyor

    Psikolog Barış Gürkaş, aile baskısının çocukları içine kapanık yaptığını belirtti.

    Psikolog Barış Gürkaş, “Çocuklar için 7 yaş, başta sosyalleşme olmak üzere birçok konuda kıymetli bir dönemdir. Çocuğun okulla tanışmasının akabinde, daha önce hiç karşılaşmadığı kadar büyük bir sosyal ağın içinde bulur kendisini. Bu sosyal ağ çocukların yeni ilişkiler kurmasını sağlarken, yeni sosyal beceriler geliştirmesini de sağlar. Okula başlamasıyla birlikte akademik olarak da yeni kavramlar öğrenmeye başlayan çocuk, bildiklerini geliştirmeye ve yeni çevresine adapte olmaya çalışır. Aynı zamanda 7 yaş civarında arkadaşlık seçimlerini de daha titiz bir şekilde yapmaya başlayan çocuk için okul, aynı zamanda yeni uyum sağlayacağı bir ortamı da ifade eder. Her yeni gelişim dönemi çocuklar için aşılması gereken yeni hedefleri de doğurur. Bu dönemleri sağlıklı bir şekilde aşamayan çocuk, bunu sonraki yaşlara erteler. Bu dönemde ebeveynlerin karşılaştığı önemli konulardan biri olan içe kapanıklık durumu da, okuldaki arkadaşlık ilişkileri sonrasında dikkat çekici bir hal alabiliyor” dedi.

    Ebeveynler bu dönemde sıklıkla uzmanlara belirli soruları yönelttiklerini ifade eden Gürkaş, “Bu sorular, Çocuğum insanlardan neden bu kadar uzak duruyor?, Çocuğum neden bu kadar içine kapanık?, Çocuğum kalabalık arkadaş gruplarının içine neden girmiyor?, Çocuğum neden insanlarının sorularına cevap vermekten bu kadar çekiniyor?, Çocuğum arkadaşlarına karşı kendini neden ifade edemiyor? Genellikle bu tarz davranışlar sergileyen çocukların içe kapanık olma ihtimali üzerinde durulur. İçe kapanık yapının bir çeşit kişilik yapısı olma ihtimalinin yanı sıra, ailenin bazı baskıcı davranışları, şiddet ve çeşitli sorumlulukları çocuğa vermemesi de çocuğun içe kapanık olmasına sebep olabilir. Örneğin, çocuğun ebeveyni tarafından sürekli eleştirilerek, baskı gördüğünü düşünün. Yaptığı davranışlar sonrasında cesaretlendirilmeyen çocuk, diğer insanlarla temasa geçme aşamasında da sınırlandıracaktır. Çünkü sürekli yaptığı davranışlardan dolayı cezalandırılan ve eleştirilen çocuk, bir süre sonra insanlarla ilişki kurmamaya başlayacak ve onlardan uzaklaşacaktır. Görüldüğü gibi zamanla öğrenilmiş bir davranış haline de dönüşebiliyor” diye konuştu.

    Bunların yanında çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren akranları ile oynaması gerekirken sürekli yalnız ve izole bir halde kalması, gelişimsel bazı basamakları geçmesinin de önüne geçtiğini kaydeden Gürkaş, “Bu içe kapanık olma durumunu güçlendirir. Öncelikle içe kapanık olup olmadığı konusunda emin olun ve bu durumla ilgili farkındalığınızı arttırın. Siz bu konu hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmazsanız, bir şeyleri değiştiremezsiniz. Çocuğunuza rol model olmaya çalışın. Siz nasıl davranmasını istiyorsanız, onun sizi izlediği ortamlarda o şekilde davranmaya çalışın. Akranlarıyla oynaması için ona olanak sağlayın. Bunun için onu cesaretlendirin ama asla zorlamayın. Çocuğunuzun iletişim kurmak için çabaladığını gördüğünüzde onu cesaretlendirici yaklaşımda bulunun. Başarmasını ve küçük engelleri aşmasını sağlayın, başardığı şeyleri arttırmanız ileride daha büyük engelleri aşmak için onu cesaretlendirecektir. Basit bir oyunda bile sizi yenmesi, onu daha da motive edecektir” açıklamalarında bulundu.

    Yaşıyla orantılı sorumlulukların üstlenmesinin sağlanmasını belirten Gürkaş, “Mümkünse onun görevi haline getirin. Her insan hata yapabilir ve çocuğunuza da hata yapma lüksünü tanıyın. Bu sayede hatalarını telafi etmeyi öğrenecek. Yaptığı şeylerin mükemmel olmasını beklemeyin. Koşulsuz olarak sevdiğinizi ona zaman zaman hatırlatın ve onu sevgiden mahrum bırakmakla tehdit etmeyin. Onu başardıklarıyla ilgili, üstesinden geldiği durumlarla ilgili onaylayıcı ve destekleyici geri bildirimlerde bulunun. Maddelere baktığımızda birçoğunun çocuğunuzu destekleyici konular olduğunu göreceksiniz. Unutmamak gerekir ki onlar sizinle şekilleniyor. Siz ne verirseniz sonucu ona göre farklılaşıyor. Bu noktada sizin davranışlarınızda ki küçük değişiklikler bile çocuğunuzun davranışlarını ve ruh sağlığını inanılmaz boyutlarda etkileyebiliyor” ifadelerini kullandı.

  • Sayıştay Başkanı’ndan ’ işe alımlarda torpil baskısı alıyor musunuz? cevabı:

    Sayıştay Başkanı Seyit Ahmet Baş, KPSS sınavları sonrası 45 memur alacaklarını, daha sonra ek sınav daha açarak 45 kişi daha alacaklarını açıkladı. Konuşmasında kendisine, “İşe alımlarda torpil baskısı alıyor musunuz?” sorusuna ise Baş, mülakatlardaki komisyon yetkilisini işaret ederek, “Ortada bir adam vardır, konuşmaz ama size bakar. O adamdır sizin torpiliniz. Biz sınavlarımızı, genel olarak diğer kurumlar da yapıyoruz. Bütün Facebook, İnstegram, Twitter hesaplarının hepsini tarıyoruz. Oradaki paylaşımlarının hepsine bakıyoruz” dedi.

    Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde üniversite öğrencileriyle bir araya gelen Sayıştay Başkanı Seyit Ahmet Baş, burada öğrencilerle yaklaşık 2 saatlik bir söyleşi gerçekleştirdi.

    Öğrencilere kariyer planlama ile ilgili bilgiler veren Baş, kişinin planlamasını kendisinin yapması gerektiğini vurguladı. Planlamada ailenin, üniversite hocalarının ya da KPSS’nin herhangi bir faktörü olmadığını kaydeden Baş, “Bu planı biz yapacağız. Aile, hoca, KPSS veya kurslar yapmayacak. Onlar plana yardımcı olacak. Bu plan şahsi plan. Böyle bir iradeyi kendimiz oluşturacağız. Bu planda ne tür adımlar atacağız onları kurgulamamız lazım. Stratejik planlama gibi düşünelim, ne tür eylemlerle ona ulaşacağız. Hedefler değişebilir, zaman içerisinde. O hedef gerçekleşmese başka hedeflere dinamik bir şekilde değiştirebilmeli” dedi.

    “90 kişi alacağız”

    Denetçilik konusunda öğrencilere bilgilerde veren Baş, denetçiliğin bir meslek olduğuna dikkat çekerek, “Biz bütün arkadaşlarımıza Sayıştay denetçiliğini açıyoruz. Ama biz de kapasite sınırlı. 45 kişi alacağız, süreci devam edenler var. Önümüzdeki dönemde belki son baharda bir sınav daha açacağız. 45 kişi daha denetçi yardımcısı alacağız. Dolayısıyla bizde kapasitesi sınırlı. Ancak vergi denetim kurulu tarafında daha fazla imkan var” diye konuştu.

    Torpil cevabı

    Bir öğrencinin, Sayıştay kurumuna işe alım konusunda bürokratlar tarafından üzerinizde baskı yapılıyor mu? Böyle bir şey var mı?’ sorusuna, “Mülakatta en büyük torpil kişinin kendisidir” şeklinde cevap veren Baş, mülakatlarda yer alan komisyon yetkilisinin işe alımdaki bakış açısının önemine işaret etti. Baş, “Ortada bir adam vardır, konuşmaz ama size bakar. O adamdır sizin torpiliniz. Yeterli öz güveni karşıya o algıyı verebildiyseniz, mesleğin gerektirdiği ciddiyete haizseniz, güvenlik soruşturmasında herhangi bir sıkıntı yoksa işe girmemesi için bir neden olmaz. Kariyer mesleklerinde torpil çok önemli değil ama onun dışında başka özel sektörlerde işe yarayabilir. Netice itibariyle biz denetçilik yapacak kişiler bakıyoruz. Ya da müfettişlik yapacak kişi bakıyoruz. Bu arkadaşımızın durumu müfettişliğe elverişli midir. Her bir müfettiş kendi başına resmi bir dairedir. Uzman nasıl yapar, çalışmasını yapar kendisine verilen konuda yapmış olduğu çalışmayı daire başkanına sunar, daire başkanını, o genel müdür yardımcısına o da genel müdüre sunar yukarıya doğru gider. Uzmandan böyle bir şey beklenmez” ifadelerini kaydetti.

    “Bütün sosyal medyayı tarıyoruz”

    15 Temmuz sonrası kamuda işe alımlardaki güvenlik soruşturmalarının artırıldığına da dikkat çeken Baş, “Güvenlik soruşturmasında bir takım şeyler varsa, mesela abisi bir suça karışmış, öbürü hapiste bunlar güvenlik soruşturmasında çıkıyorsa onaylanmaz. Özellikle 15 Temmuz sonrası bu türlü soruşturmalar arttı. Biz de sınavlarımızı genel olarak diğer kurumlarda yapıyoruz. Bütün facebook, İnstegram, Twitter hesaplarının hepsini tarıyoruz. Oradaki paylaşımlarının hepsine bakıyoruz” dedi.