Etiket: “Baskının

  • Demokratlar, hazırladıkları iddianamede Trump’ı Kongre baskının “doğrudan sorumlusu” olarak gösterdi

    Demokratlar, hazırladıkları iddianamede Trump’ı Kongre baskının “doğrudan sorumlusu” olarak gösterdi

    Demokratlar, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın azil yargılamasına az bir süre kala kamuoyu ile paylaştıkları iddianamede, Trump’ı Kongre baskının “doğrudan sorumlusu” olarak gösterdi.

    ABD’de eski Başkan Donald Trump’ın destekçilerinin 6 Ocak’taki kanlı Kongre baskını ülke gündeminden düşmüyor. Trump, hakkında başlatılan azil yargılamasının 8 Şubat’ta Senato’da başlaması beklenirken, Demokratlar, Trump hakkında hazırladıkları iddianameyi kamuoyu ile paylaştı. Demokratlar, iddianamede Trump’ı Kongre baskının “doğrudan sorumlusu” olduğunu belirtirken, Trump’ın mahkum edilmesi gerektiğine vurgu yaptı. İddianamede ayrıca, Trump hakkında “korumak için yemin ettiği cumhuriyete karşı ayaklanmayı kışkırttığı” ifadeleri yer aldı.

    Trump’ın mitingde yaptığı konuşma nedeni ile “mitingin patlamaya hazır bir barut fıçısına dönüştüğü” belirtilen iddianamede, “Kanıtlar açık. Başkanlık seçimini bozmaya yönelik diğer girişimler başarısız olunca, eski Başkan Trump Kongre Binası’na bir saldırı başlattı” denildi.

    Demokratlar, yargılama sürecinin başlaması ile Trump’ın mitingdeki görüntülerini ve açıklamalarını kullanmayı planlarken, Trump’ın bir daha ABD Başkanlığına aday olmasını engellenmek istiyorlar.

    Trump’ın avukatlarının gelecek haftaya kadar savunma hazırlamaları ve sunmaları bekleniyor. Avukatların savunmada, Trump’ın artık Başkan olmadığı ve azil sürecinin Anayasaya aykırı olduğunu öne sürecekleri iddia edildi.

    Trump’ın Kongre baskını ile suçlanması Senato’da 3’te 2 çoğunluk tarafından aleyhinde oy kullanılması gerekiyor. Senatoda her iki partinin de 50’şer sandalyesinin bulunması nedeni ile Trump’ın suçlu bulunmasının zayıf bir ihtimal olduğu düşünülüyor.

  • Tarihçi Nazan Maksudyan: “Baskının Olduğu Her Yerde Kadın Hareketleri Güçleniyor”

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi öğretim üyesi Tarihçi Doç. Dr. Nazan Maksudyan, baskının olduğu her yerde kadın hareketlerinin güçlendiğini söyledi.

    Ayrımcılığa duyarlılık kazandırmak amacıyla İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nde Doç. Dr. Nazan Maksudyan tarafından “Ayrımcılık 101” isimli bir seminer düzenlendi.

    Her türlü ayrımcılık konusunda farkındalık oluşturmayı ve ayrımcılığın önüne geçilmesini amaçlayan seminerde kadın haklarına da değinen Maksudyan, Afganistan’da bacha posh adı verilen eski bir geleneğin Taliban döneminde yaygınlık kazanmasından söz etti. Erkek çocuğu olmayan ailelerinin, kız çocuklarından birini evlilik çağına gelene dek bir “erkek gibi” büyütmesine, hatta aslında gerçek anlamda görevlendirmesine olanak veren bacha posh, Maksudyan’a göre bir direniş alanı ve baskının olduğu her yerde kadın hareketlerinin güçlendiğinin göstergesi. Kadınların kendilerine alenen düşman bir toplumsal yapı içinde, kendilerini var edebilmek için savaş verdiğinin altını çizen Maksudyan, “Baskı varsa isyan da vardır” dedi.

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nde her türlü ayrımcılığın giderilmesi amacıyla “Ayrımcılık 101” isimli bir seminer düzenlendi. Seminer moderatörü İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi öğretim üyesi Tarihçi Doç. Dr. Nazan Maksudyan, “Özellikle üniversite yönetiminin katılımıyla gerçekleşen seminerde sosyal kimliklerimize, bedenlerimize, düşüncelerimize yönelik ayrımcılık türlerini konuştuk. Bu doğrultuda gerçekleşecek seminerlerin ilki olduğu için buna ‘Ayrımcılık 101’ adını verdik. Üniversitemizde ayrımcılığa karşı bir duyarlılık geliştirmeye çalışıyoruz. Önümüzdeki aylarda da bunun daha derin örneklerini içeren ayrımcılık karşıtı birçok atölyemiz, toplantımız ve seminerimiz olacak” diye konuştu. Okuldaki farklı ülkelerden gelen çok sayıda öğrenciyi kaynaştırmak için yöntemler aradıklarını dile getiren Doç. Dr. Maksudyan, “Öğrencilerin önyargılarını, kalıp yargılarını ve kendi kapalı topluluklarının sınırlarını aşarak, birbirleriyle daha çok şey paylaşmalarını arzuluyoruz. Bu birlikteliği teşvik edebilecek organizasyonlar yapıyoruz.” açıklamalarında bulundu.

    “ŞİDDET KADAR YAYGIN OLAN BİR DİĞER AYRIMCILIK TÜRÜ DE DİLDEKİ AYRIMCILIKTIR”

    5 Aralık Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı tanınmasının yıldönümü dolayısıyla yorumda bulunan Maksudyan, “Burada yine aynı şekilde dilde ayrımcılık örneğini görüyoruz. Şiddet kadar yaygın olan bir diğer ayrımcılık türü de dildeki ayrımcılıktır. Özellikle dilimizi kontrol etmemiz gerekiyor. ‘Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi’ dediğimizde ataerkil iktidarı yeniden üretiyoruz. ‘Kadınlar oturuyordu erkekler onlara bir şey verdi’ algısı oluşturuyor. Hâlbuki özellikle 19. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda kadın hareketinin çok güçlü olduğunu biliyoruz. Farklı etnik gruplardan, farklı dinlerden kadınlar ciddi bir oy hakkı talebiyle gündeme geliyor. O yüzden edilgen bir fiil kullanılmaması gerekir. Kadınların çok büyük mücadeleler verdiğini, Nezihe Muhittin gibi isimleri aklımızdan çıkarmamız gerekiyor. Bu gerçekten verilmiş değil kazanılmış bir haktır” açıklamalarında bulundu.

    “KADINLAR KENDİLERİNE HER YERDE DİRENİŞ ALANI OLUŞTURUYOR”

    Orta Doğu’daki iç savaşlarda kadın hareketlerinin gücüne değinen Doç. Dr. Maksudyan, açıklamalarına şöyle devam etti: “Baskının olduğu her yerde kadın hareketleri güçleniyor. Baskı varsa isyan da vardır. Orta Doğu’da bunu engellemek için çok fazla şey yapıyorlar. Örneğin Afganistan’da bacha posh diye bir gelenek var. Erkek çocuğu olmayan ailelerinin, kız çocuklarından birini evlilik çağına gelene dek bir “erkek gibi” büyütmesine, hatta aslında gerçek anlamda görevlendirmesine olanak veren bir uygulama. Sokağa çıkamayan kadınlar bu yolla kendilerine alan açıyor. Dolayısıyla burada büyük bir direniş alanı görüyoruz. Kadınlar kendilerine birçok yerde direniş alanı oluşturuyor.”

    “SUUDİ KADINLAR OY KULLANABİLECEK Mİ?”

    12 Aralık’ta Suudi Arabistan’da kadınların da seçimlere katılacağını ve oy kullanacağını değerlendiren Maksudyan, “Kadınların araba kullanmasına ya da yanlarında erkek olmadan evden çıkmasına izin verilmeyen bir ülkede, seçmen olması elbette önemli. Bir o kadar da şaşırtıcı. Ataerkil baskılar olmadan, özgür bir şekilde oy verebilecekler mi göreceğiz. Çok az kadının oy vermek için kayıt olduğu belirtiliyor. Gayri demokratik bir toplum olduğu için ister istemez soru işaretiyle yaklaşıyoruz” dedi.