Etiket: Başkanlık

  • Özel: “Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Da Olsa Başkanlık Sistemine Karşıyız”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olacak olsa da biz başkanlık sisteminden yana olmayız. MHP’nin yaklaşımı meseleyi tamamen kişilere indiren bir yaklaşımdır. Öyle sübjektif yaklaşımla devlet yönetilmez” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Manisa teşkilatı, Manisa basınıyla kahvaltıda bir araya geldi. Taş fabrikada düzenlenen basın buluşmasına CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, CHP Manisa İl Başkanı Halil Tokul, partililer, yerel ve ulusal basın temsilcileri katıldı. Kahvaltının ardından açıklama yapan CHP’li Özel, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü şöyle değerlendirdi: “Tabi bu sene gazeteciler, sizlerin meslek örgütleri sizler, Çalışan Gazeteciler Gününü kutlamadığınızı ilan ettiniz. Biz de buna saygılı olarak dün Çalışan Gazeteciler Gününde özellikle çalışmak isteyip de kalemi kırılmış, köşesinden, televizyonlarından uzak bırakılmış gazetecilerin ve demir parmaklıklar ardında olduğu için görevini yapamadığı için gazetecilerin durumuna tepki olarak dünkü günü Çalışamayan Gazeteciler Günü olarak sizlerle birlikte değerlendirdik” Basın mensuplarının emeklerinin karşılığını alamadığını ifade eden Özel, şunları söyledi:

    “Bu gün için gazeteciler ve basının her alanında görev yapan emekçiler emeklerinin karşılığını alamıyor. Özellikle alandaki sendikasızlaştırma sorunu ve şu an özellikle Manisa özelinde biliyoruz hiç birinizin bir basın sendikasına üye olmaması sebebiyle gazetecilerin iş güvencesi yok. Basında sendika ve basında iş güvencesi aynı zamanda halkın haber alma özgürlüğünün de savunulması gerekir. Sendikasızlaştırılmış bir basın ve iş güvencesi olmayan basın emekçileri gece gündüz, bazen ben Manisa’da dikkat ediyorum; 3 kişinin yapacağı işi tek başına yapıyorlar. Bugün dahi, sizin gününüzde dahi, 20 dakikayı birlikte; bugün herhangi bir meslek örgütüyle birlikte olsaydık sonuna kadar beraber olurduk. Bugünü fotoğraflayan bugünü görüntüleyenler de işinin başında olurlardı. Ama sizin öyle farklı bir mesleğiniz var ki kendi gününüzde dahi kahvaltının dahi yarım kaldığı, sürekli bir koşuşturmanın içinde olunduğu, buradan başka bir programa mesai mefhumu gözetilmeyen, emek yoğun ve emeğin karşılığının alınamadığı bir süreçteyiz.”

    YENİ ANAYASA’DA BASI ÖZGÜRLÜĞÜ ŞARTI

    CHP’li Özel, konuşmasının devamında Anayasa değişikliğine de değindi. Yeni düzenlenecek Anayasa’da basın özgürlüğünü şart koşan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün için parlamenter sistemin teminatı olan Anayasa’daki en önemli ilke kuvvet ayrılığı ilkesidir. Bu gün ayaklar altında. Yasama, yargı ve yürütmenin birbirinin işine karışamadığı, müdahale edemediği bir sistem yerine hepsinin birbirinin işine karıştığı yargının baskı altında tutulduğu, özellikle Anayasa’nın en temel hükümlerinden birisi olan yargıç teminatının, hakim teminatının ayaklar altında olduğu bir süreci yaşıyoruz hep beraber. Bir Anayasa yapacaksak bunun mutlaka önce basın özgürlüğünü öncelemesi lazım. Çünkü eğer basının dili yoksa, kulakları duymuyorsa, duyduğunu yazamıyor, gördüğünü taşıyamıyor ifade edemiyorsa o ülkede hiç bir özgürlük yok demektir. Basın özgürlüğüyle birlikte kişisel hak ve özgürlük alanının genişletilmesi ve Anayasadaki toplum üzerindeki tüm kısıtlayıcı unsurların kaldırılması gerekir.”

    “DİKTATÖR DOĞURACAK BİR SİSTEMİ ASLA KABUL ETMİYORUZ”

    Geçen yıl Aralık ayında düzenlenen Anayasa toplantılarını hatırlatan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz eğer iktidar partisi bir önceki gibi masadan kaçmayacaksa; çünkü geçen sefer Anayasa masası 3 yılın sonunda 15-18 ve 25 Aralık 2014 tarihinde o toplantıya katılmaması sonucu CHP, MHP ve HDP’nin tuttuğu ortak tutanaklar sonucunda masa dağılmıştı. Herkes masadaydı çünkü iktidar yoktu çünkü başkanlık sistemi istiyorlardı. Çünkü muhalefet partilerinin hepsi karşı çıktığı için AKP masayı devirmişti”

    Yeni dönem Anayasa toplantıları için başkanlık sistemini kabul etmeyeceklerini dile getiren CHP’li Özel, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bugün tekrar bir Anayasa masası kuruluyor. Çok net olarak söyleyelim başkanlık sistemini dayatacaklar ise o masayı hiç baştan kurmasınlar. Devrilir o masa. Ama ülkenin huzuru, refahı ve yarınları için iyi bir şeyler yapacaklarsa biz o masanın en daimi en devamlı üyeleri olmaya ve o masaya en ciddi katkıları sunmaya devam edeceğiz. Dünyada özgürlükçü Anayasaları Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasi akrabaları kazandırıyor. CHP bu konuda üzerine düşen sorumluluğu biliyor. Ama başkanlık sistemi gibi Türkiye’yi ileriye değil geriye götürecek, başkanlık sistemi gibi tek adam rejimini yasal hale getirecek, adeta parlamenter sistemden diktatör doğuracak bir sistemi asla kabul etmiyoruz”

    “BAŞKAN BİZİM GENEL BAŞKANIMIZ OLSA YİNE RET EDERİZ”

    Yeni Anayasa için 5 temel şartlarının bulunduğunu anlatan Özel, “5 tane kırmızı çizgimiz var Anayasada. Anayasa’nın ilk 4 maddesi ve parlamenter sisteme dokunacaklar o masaya hiç oturmaya gelmesin. Onun dışında her şeyi konuşmaya ve Türkiye’yi rahatlatmaya ve Türkiye’ye nefes aldırmaya AKP’nin tıkadığı damarları hep birlikte açmaya hazırız. Bunun için de çalışıyoruz” dedi.

    MHP’nin yeni Anayasayla ilgili değerlendirmelerine cevap veren Özel, sözlerine şöyle devam etti:

    “Sadece kişisel bir talep var. Görün bakın ’Cumhurbaşkanı aday olmazsa başkanlığı istemez’ demeye getiriyor. Tabi bu tip analizler bu tip sorgulayıcı yaklaşım siyasette olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi çok net bir şey söylüyor: Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olacak olsa da biz başkanlık sisteminden yana olmayız. Biz parlamenter sistemi kişilerden bağımsız olarak savunuyoruz. Biz bu ülkenin gerçekten doğru yönetim biçimini parlamenter sistemi olduğunu düşünüyoruz. O MHP’li arkadaşa da AKP’nin 300 milletvekilini de bize insanlar ’1 Kasım günü yetkiyi alın birilerine devredin birilerine peşkeş çekin’ diye vermedi. ’Bizi doğru yönetin’ diye verdi. Cumhuriyet Halk Partisi başkanlık sistemine kişilerden bağımsız olarak karşıdır. Doğru bulmadığı için karşıdır. Başkan bizim Genel Başkanımız olacaksa da ve bunu yarın da önümüze koysanız teklif etseniz ret ederiz. MHP’nin yaklaşımı meseleyi tamamen kişilere indiren bir yaklaşımdır. Öyle sübjektif yaklaşımla devlet yönetilmez.”

  • Başbakan Davutoğlu, Yeni Anayasa Ve Başkanlık Sistemini Değerlendirdi

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Başkanlık Sistemi’ni CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yaptığı görüşmelerde de dile getirildiğini söyledi. Davutoğlu, “Şimdi vakit, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun yaptığı çalışmalar çerçevesinde en doğru olan yöntemi, yapıyı hep beraber inşa etmektir” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, NG Güral Otel’de düzenlenen ’24. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, AK Parti’nin aldığı oy oranlarına değerlendirerek, 81 ilin 78’inde milletvekili çıkarırken sadece üç ilde milletvekili çıkaramadık ama geçen MYK’da karar aldık. Bu illerimizdeki vatandaşlarımız da müsterih olsunlar. AK Parti olarak onları da sahipsiz bırakmıyoruz. Aldığımız kararla Tunceli, Şırnak ve Hakkari illerimize Meclis Grubundan iki milletvekili atayarak onları görevlendiriyoruz. Büyük illerimizden diğer şehirlerimizden iki milletvekili tayin ettik. Bu arkadaşlarımızın isimlerini sizlere duyuracaklar. Vakitlerini Hakkari ve Tunceli’de geçirecekler. Bütün milletvekilleri Türkiye’nin milletvekilleri, parlamenter sistemin sonucu bu. Bütün Türkiye’yi temsil ediyoruz hepimiz. Bu arkadaşlarımız da İstanbul Milletvekili, Hakkari milletvekili. Rastgele söyledim. İstanbul milletvekillerimiz büyük mutluluk duyuyorlardır inşallah bu piyango bize çıkmıştır diye. Eminim İstanbul milletvekilleri sıraya girecekler gönüllü müsünüz Hakkari milletvekili olmaya? Oradaki vatandaşlarımız sahipsiz bırakılmayacak. İstanbul dışındaki milletvekillerimizde bir hüzün var merak etmeyin oraya da bir nasip çıkacak. Nereden gelirsek gelelim biz Türkiye’nin her taşına, ırmağına aşığız, aramızdaki fark bu. Edirne milletvekili olabiliriz ama Ağrı’da oluruz, bizim aramızda bölgesel, ayrımcı etnik milliyetçiliği olmaz. Bizim tek milliyetçiliğimiz var o da Türkiye milliyetçiliği. Tek bir zerre toprak için başımızı vermeye hazırız. Terörün en çok acısını çeken bölgelerde de oyumuzun artması bizi ayrıca sevindirdi” ifadelerini kullandı.

    YENİ ANAYASA KONUSU

    Yeni anayasa konusuna değinen Davutoğlu, “Yeniden dönemde siyaseti ve demokrasiyi güçlendirmek adına gerçekleştirmeyi planladığımız önemli hedeflerimiz var. Bunların en önemlisi de yeni bir anayasayı hazırlamak ve milletimize sunmak olacaktır. Bütün toplumsal kesimden, siyaset kesiminden yeni bir anayasa bekliyorum. Yeni anayasa bütün siyasi partilerin birinci gündem maddesi olduğunu düşünüyorum. Bu konu günübirlik politikalarla tartışılmasını asla istemediğimiz bir konudur. Türkiye’nin meselesidir, tüm partilerimizin de meselesi olmak durumundadır. Bu millete hala darbe anayasalarına mahkum edenler tarihin önünde hesap veremezler. Artık düşünülmesi gereken anayasa gerekli mi değil, yeni anayasa hangi temelde inşa edilecek sorusu olmalıdır. Nasıl bir ülke olmak istiyoruz sorusunu yeni anayasa metnine, lafzına ve ruhuna yansıtmak durumundayız” dedi.

    Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yeni anayasada millet olmamızın ruhu da lafzı da yer almalıdır. Bir anayasa ne kadar özgürlükçü ve kuşatıcı ise toplumsal ve siyaset hayatta o ölçüde sağlıklı ve huzurlu olurlar. Millet olma bilincimizi yükseltmek ve geleceğe taşımak için ayrıştırıcı ve dışlayıcı bütün kanalları toplumumuzdan silmek için yeni bir anayasaya ihtiyaç duyuyoruz. Yeni anayasa millet devlet için değil, devletin millet için varolduğu bir anlayışla yazılmalıdır. Yeni anayasa insanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesinin hukuki ve siyasi güvencesi olmalıdır. AK Parti olarak bundan asla bir adım dahi geri atmayacağız.”

    Geçtiğimiz hafta yeni anayasa görüşmeleri kapsamında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve TBMM Başkanı İsmail Kahraman ile biraraya geldiğini hatırlatan Davutoğlu, “Meclis Başkanı ile görüşerek yeni anayasa sürecini başlattık. Görüşmelerimiz olumlu bir atmosferde gerçekleşti. Muhalefet liderleri de bu anlamda teşekkür ediyorum. Yeni Anayasa Uzlaşma Komisyonu kurulması, Meclis Tüzüğü’nde değişiklik yapılması, yasalarımızın 12 Eylül etkisinden arındırılması ve AB reformları olmak üzere 4 konuda mutabakata vardık. Bu mutabakatlardan sonra Meclis Başkanımızı ziyaret edip kendisine bu mutabakatları takdim ederek bu süreci başlatması konusunda bilgilendirmede bulundum. Biz, AK Parti olarak adımlarımızı attık, bundan sonraki süreç Meclis Başkanımızın ilerleteceği bir süreçtir” diye konuştu.

    BAŞKANLIK TARTIŞMALARI

    “Anayasa tartışmaları başladığından bu yana muhalefetin bazı açıklamalarında konuyu sadece başkanlık tartışması eksenine çekerek bir polemik konusu haline getirmeye çalıştığını da üzülerek görüyorum” diyen Davutoğlu, “Emin olun ki bu tarz siyasetin ne ülkeye, ne millete hatta ne de kendilerine faydası vardır. Bu tavrın 2011 yılında gündeme gelen anayasa değişikliği esnasında söylenen ’Bu Meclis anayasa yapamaz’ tutumundan farkı yoktur. 2011 yılındaki referanduma ’Hayır’ diyenler artık toplumsal talebi yok sayamadıkları için dolaylı yollardan ’Hayır’ demenin peşine düşmemeliler. Milletimiz, bu küçük siyasi ayak oyunlarını farketmez diye düşünenler büyük bir yanılgı içindeler. Biz, AK Parti olarak Başkanlık Sistemi’nin Türkiye için gerekli bir sistem olduğunu seçim beyannamelerimizde de diğer açıklamalarımızla da sürekli dile getirdik. Ancak bunun Sayın Cumhurbaşkanımızın ve makamının şahsı etrafında tartışılan bir konu haline getirilmesi çabasını nezaketsiz bir tutum, sağlıklı bir tartışma zeminini sabotaj etme girişimi olarak görürüz. Buradan bir kez daha siyasi partilere, akademik çevrelere, sivil toplumu kuruşlarına çağrıda bulunuyorum, gelin zihninizdeki bütün ön yargılardan arınalım, gelin konjonktürel ortamın dışına çıkalım, küçük hesaplar yapmayalım. Hep beraber değil bizlerin, değil çocuklarımız torunlarımızın torunlarının da gururla yaşadığı dedelerimiz bize böyle özgürlükça anayasa bıraktı diyebileceği bir anayasa yazalım. AK Parti olarak hiçbir ön yargımız yok, her türlü tartışmaya açığız. İnandığımız doğruları dile getiriyoruz. Hiçkimsenin Cumhurbaşkanımız ve makamı üzerinden siyaset yapması kabul edilemez. Bilinsin ki biz bütün bu yıpratma çabalarının karşısında dimdik durduk, durmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Başkanlık Sistemi’nin doğru olduğunu Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ile yaptığı görüşmelerde de dile getirildiğini anlatan Davutoğlu, “Şimdi vakit, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun yaptığı çalışmalar çerçevesinde en doğru olan yöntemi, yapıyı hep beraber inşa etmektir” dedi.

    “BU ÜLKENİN KARDEŞLİĞİNE BARİKAT KURAMAZLAR”

    “Ancak bu ülkede bazıları siyaseti sorun üretmenin aracı haline getirme çabası içindedir” diyen Davutoğlu, “Hiç kimse, hiçbir kesim siyaset kurumunun meşruiyetini gölgeye düşürecek, güvensizlik üretecek bir tutum içinde olmamalıdır. Meclis çatısı altında bulunan siyasetçilerin buna çanak tutması kabul edilemez. Siyaset kurumu ve siyasetçi güçlü olmasın diye çeşitli vesayet odakları tarafından küçümsenirdi, şimdi bunu bazı siyasi partilerin temsilcileri yapıyor. Terör örgütü sözcülüğü ile kendilerine siyasi güç devşireceklerini düşünüyorlarsa buradan bir kez daha ifade ediyorum, yanılıyorlar. Güç geçtikçe meşruiyetlerini yok ediyor, varlıklarını anlamsızlaştırıyorlar” dedi.

    Davutoğlu, “Bu ülkeye kötülük yapmaya kimsenin gücü yetmez. Hendekleri, barikatları, çukurları savundukça kazdıkları çukurlara kendileri düştüler. Bu ülkenin kardeşliğine barikat kuramazlar, kuramayacaklar. Kirli hesaplar bozulacaktır. Kimsenin toplumsal düzenimizi bozmasına müsaade etmeyeceğiz. Dünyanın hiç bir ülkesinde şiddeti bu kadar savunan bir tutum kabul edilemez, terör siyasetçiler tarafından böylesine yüceltilemez” diye konuştu.

    ÜÇ BEŞ TERÖR ŞAKŞAKÇISI”

    AK Parti teşkilatlarının terör olaylarına karşı sergilediği dik duruşa dikkati çeken Davutoğlu, “AK Parti darbecilere vesayetçilere boyun eğmez, üç beş terör şakşakçısına hiç boyun eğmez. Bütün illerimize, teşkilatlarımıza kadar bütün kardeşlerimize teşekkür ediyorum. AK Parti bütün fertleriyle omuz omuza durdukça Türkiye’nin birliği ve beraberliğini kimse bozamayacak. Şehirlerimizin tamamında kamu düzeni sağlanana kadar demokrasi ve huzur operasyonları devam edecektir. Kararlarımızdan geri adım atacağımızı hiçkimse düşünmesin” dedi.

    BAŞİKA KAMPINA SALDIRI

    Kuzey Irak’taki Başika Kampı’na düzenlenen saldırıya dikkati çeken Davutoğlu, “Başika Kampı’nın kuruluş gayesi bellidir. Riskler gözönüne alınarak gerekli düzenlemeler yapılı. Dün de saldırı girişimine aynı şekilde mukabele edilmiştir. Musul, arap, kürt, türkmen kardeşlerimizin kendi şehirlerini korumaları için eğitim faaliyeti veriliyor. Biz terörle mücadelede hiçbir zaman taviz vermedik ve Irak’ın toprak bütünlüğüne de sonuna kadar saygılıyız. Orada bulunuşumuz Irak’ın toprak bütünlüğü ve egemenliğini korumak, destek olmak içindir” dedi.

    Davutoğlu, “Orada bulunmamazın asıl nedeni, Musul’un DEAŞ’tan kurtarılması, Irak’ın toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır. ırak’ın meşru güçleri geldiğinde kendilerine büyük bir memnuniyetle oradaki eğitim kampını tevdi ederiz. Bilinsin ki artık Irak ve Suriye’de yaşananlardan sonra türkiye kendi ulusal güvenliği PKK ve DEAŞ’a karşı korumak için ve oradaki kardeş halkları fark gözetmeksizin bu faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedir. Çok manidardır ki DEAŞ’a karşı mücadele ettiğini iddia eden ülkeler bizim DEAŞ’a kadar sahada etkinlik sağlayacak bu eğitim faaliyetimizden rahatsız oldular. Bizim diplomatlarımız rehin haldeyken, Türkiye’nin DEAŞ’a karşı yeterince mücadele etmediğini iddiasıyla uluslararası kampanya yürütenler şimdi Türkiye en uç noktada DEAŞ’a doğrudan mücadele ederken Türkiye’yi eleştiriyorlar, bu da samimiyetsiz bir tutumdur” ifadelerini kullandı.

    “BÜTÜN SAHİLLERDE İNSANLIK ÖLÜYOR”

    Suriyeli mülteciler konusuna değinen Davutoğlu, Türkiye’nin hiçbir ayrım gözetmeksizin Suriyeli mültecileri bağrına bastığını ve mültecilerin bulunduğu illerde vatandaşları gösterdiği tutum dolayısıyla vatandaşlara teşekkür etti. Davutoğlu, bütün sahillerde insanlığın öldüğünü ifade etti. Kampların bulunduğu şehirlerin hepsine selamlarını ileten Davutoğlu, “Allah başımızı eğdirmesin. Allah bizi değil namerde merde bile muhtaç eylemesin. Biz, mazlum milletlerin hamisi, kaderdaşı olacağız, hiçbir mazlum milleti kaderlerine teslim etmeyeceğiz. Kendilerine, her alanda daha iyi imkanlar sunmak için gayret edeceğiz” şeklinde konuştu.

    AB ÜYELİĞİ

    Davutoğlu, AB üyeliği için görüşmelerin daha da sıklaştırılacağını anlatan Davutoğlu, Türkiye-AB zirvesinde 11 yıl aradan sonra biraraya gelindiğini ve enerji, ekonomi başta olmak üzere gümrük birliği ile ilgili kritik konularda mutabakat varıldığını ifade etti. AB müktesebatına uyum için çalışmaların sürdürüleceğini belirten Davutoğlu, ulusal eylem planının titizlikle uygulanacağını ifade etti.

    Davutoğlu, konuşmasının sonunda milletvekillerine seslenerek, “Lütfen açık sözlülükle fikir ve önerilerinizi zihninizde sorun olmadan açık ve net dile getirin. Teklif eleştiri önerileriniz önümüzdeki 4 yıla ışık tutacaktır. Katkılarınız için teşekkür ediyorum” diye konuştu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Yeni Anayasa Ve Başkanlık Sistemine İlişkin Açıklama

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yeni Anayasa ve başkanlık sistemi konusunun milletimize mal olduğunu gittiğim her yerde görüyorum, kamuoyu araştırmalarında da görüyoruz. Siyasi partilerimiz ve Meclisimiz kendi üzerine düşeni yaptıktan sonra nihai kararı verecek olan yine milletimizdir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Antalya, Çanakkale, Çankırı, Denizli, İstanbul, Kayseri, Şanlıurfa, Tokat ve Trabzon’dan gelen muhtarlarla 18. Muhtarlar Buluşması’nda bir araya geldi. Erdoğan, konuşmasında memur istihdamında yaşanan sıkıntılara işaret ederek, “Dolayısıyla 657’nin elden geçirilmesi gerekiyor ama ’Tayyip Erdoğan bunu söyledi diye istemezük’ diyenler de çıkacaktır, onu da söyleyeyim. Mesele bu devlete, bu millete faydalı olur mu olmaz mı bunun üzerine gitmek lazım. Muhtarlar noktasında göreve geldiğinden itibaren sürekli olarak özlük haklarından tutunuz, hepsini A’dan Z’ye ele aldık. Şimdi de bu aynı şekilde kararlı bir şekilde sürüyor ve sürecek” dedi.

    “NE YAPTIYSAM HEPSİ DE ANAYASAYA, YASALARA UYGUNDUR”

    “Sizden ricam şu; özellikle İçişleri Bakanlığımızın bizlere dağıtmış olduğu formları, taleplerinizi en ince hassasiyetinizle yazın ve İçişleri Bakanlığımızın oluşturduğu bir ofisle bu işleri takip ediyor. Tüm ilgili bakanlıklarla bu işleri kovalıyor. Dolayısıyla Sayın Bakanımız da heyetiyle şu anda buradalar. Onlar, bugün bu toplantımızı sizlerle birlikte takip ediyorlar. Bugün ’Cumhurbaşkanı şuna karışmasın, buna karışmasın’ diyenlerin hepsi de bu duruma mevcut sistemin yol açtığını aslında bal gibi biliyorlar. Cumhurbaşkanı olarak bugüne kadar anayasanın şahsıma vermediği hiçbir yetkiyi, tanımadığı hiçbir imkanı kullanmadım ve hangi yetkiyi veriyor, hangisini vermiyor bunları da gayet iyi bilirim. Zira, gökten zembille inmiş bir Cumhurbaşkanı değilim. Siyasetin içinde ömrümün en verimli yılları geçti, hala da içindeyim. Ne yaptıysam hepsi de anayasaya, yasalara uygundur. Buna rağmen sürekli şahsımı eleştirenler, ’Yönetim sistemimizi tartışmalıyız’ teklifime de karşı çıkıyorlar. Bazı medya gruplarının ahlaki olmayan şekilde saldırılarını sizler de görüyorsunuz, izliyorsunuz. Acaba, bu medya mensupları hiç ahlaktan nasipleri olmadı mı, olmaz mı? Bu ülkede yüzde 52’ye yapılan saygısızlığın ne olduğunu, bunlar ne anlama geldiğini biliyorlar mı? Bunlar, kendi isteklerinin, kendi arzularının yerine gelmeyişi sebebiyle çılgına dönüyorlar. Ya, senin gazetenin tirajı ne? Sen, bu yüzde 52’nin düşüncesine, iradesine bu kadar ahlaksızca nasıl saldırabilirsin? Nasıl onlara bu saygısızlığı gösterebilirsin? Tabii, biz bütün hukuk yollarımızı sonuna kadar kullanacağız, kullanıyoruz” şeklinde konuştu.

    “Mevcut sistemden bu kadar memnunsanız o zaman beni niye eleştiriyorsunuz? Mevcut sistemden memnun değilseniz alternatiflerinin tartışılmasına niye karşı çıkıyorsunuz?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimiz böyle durumlarda ne der, ’Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?’. Elbette, ben bu eleştirilerin de karşı çıkışların da mevcut anayasayı sahiplenişin de herhangi bir siyaset, ilke ürünü değil günlük reflekslerden ibaret olduğunu 40 yıllık siyasi tecrübeme dayanarak gayet iyi biliyorum. Her zaman ve her konu da olduğu gibi yeni anayasa ve başkanlık sistemi hususlarında ben milletime, milletimin temsilcileri muhtarlarıma güveniyorum. Şunu iyi bilin, milletin talepleri önünde kimse duramaz. Yeni anayasa ve başkanlık sistemi konusunun milletimize mal olduğunu gittiğim her yerde görüyorum, kamuoyu araştırmalarında da görüyoruz. Siyasi partilerimiz ve Meclisimiz kendi üzerine düşeni yaptıktan sonra nihai kararı verecek olan yine milletimizdir” ifadelerini kullandı.

    “PARLAMENTER SİSTEM GÖKTEN ZEMBİLLE İNMEMİŞTİR”

    Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Siyasi parti önce ’buna milletim ne diyor’ diye sorması lazım. Biz, partimizi kurarken 42 bin vatandaş üzerinde kamuoyu araştırması yaptık. Nerede yaptık, 81 vilayette yaptık ve birçok soruları sorduk. Türkiye’nin yeni bir siyasi partiye ihtiyacı var mı yok mu? 42 bin denek üzerinde bunu yaptık, ondan sonra kurma kararı verdik. Yoksa, parti kurmak için kurarsın ama ondan sonra da geldiğin gibi gidersin, çöpe atar. Zaten, partiler çöplüğü böyle oldu ama biz böyle yapmadık ve 16 ay sonra milletimiz iktidara getirdi. Türkiye’nin değişik alanlarda adeta sistemini yenileme noktasında tazelenmeye, yeni bir başlangıca ihtiyacı var. Ne diyor Yunus Emre, ’Her dem yeni doğarız, bizden kim usanası’. Evet, yeni doğmamız lazım. Bu millet, bu ülke, değişime yeniliğe daha iyiyi, daha güzeli aramaya hiçbir zaman kapalı olmamıştır. Her kim ki bu gerçeğe sırtını dönmüşse o tarihin tozlu raflarındaki yerini almıştır. Parlamenter sistem gökten zembille inmemiştir. Bu sistem, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarındaki ihtiyacının çok daha gerisinde, Fransız sistemi örnek alınarak karşılanmasının ürünüdür. Daha sonraki yıllarda örnek aldığımız Fransa, yarı başkanlığa geçerken biz, parlamenter sistemi fetiş hale getiren anlayışa saplanıp kalmışız. Başkanlık sisteminin en ideal yönetim sistemi olduğunu kimse zaten söyleyemiyor. Ben, sadece başkanlık sisteminin Türkiye’nin ihtiyaçlarını bugünden daha iyi karşılayacağını ifade ediyorum. İnşallah, 2016 yılı diğer hususlarla birlikte bu konuda da önümüzün açıldığı, ufkumuzun aydınlandığı bir yıl olacaktır diye düşünüyorum.”

    “MEZHEP GÖRÜNTÜSÜ ALTINDA SERGİLENEN TAVIRLARIN GERİSİNDE BÖLGESEL İKTİDAR İNŞA ETME ÇABASI OLDUĞUNU BİLİYORUZ”

    Suriye’deki insanlık durumuna dikkati çeken Erdoğan, “Rejimin ve onu destekleyen Rusya’nın bombaladığı yerleşim alanlarında sürekli çocuklar, kadınlar, yaşlılar yani masum insanlar hayatlarını kaybediyor. Rusya, yüzde 10 itibarıyla DAİŞ’i bombalarken, yüzde 90 itibarıyla Lazkiye’nin kuzeyindeki Türkmen köylerini vuruyor. Bombardımanlar sonucu yıkılan evler, fırınlar, okullar, tahrip olan altyapı yüzünden insanlar sefalete mahkum ediliyor. Akdeniz’in ve Ege’nin soğuk sularında hayatını kaybeden masumların haberleri günlük hayatımızın adeta bir parçası haline dönüştü. Avrupa’da dövülen, itilen, kakılan, kovulan mültecilerin dramları artık dikkatleri çekmiyor ama ülkemizde hamdolsun biz bunlara müsaade etmiyoruz. Acı ve ölüm istisna olmaktan çıkıp rutin hale gelerek insanlığın yüreğini her gün biraz daha nasırlaştırıyor. Diğer taraftan mezhep fitnesi bir kez daha İslam dünyasını sarsıyor. Müslümanları karşı karşıya getiriyor. Bunu bir üst akıl aslında idare ediyor. Bunu, bilmemiz lazım. Mesele, İslam dünyasında bir mezhep çatışması olsun ve İslam dünyası kendi içinde paramparça olsun. Suriye, Irak, Yemen, Lübnan yaşanan görüntülerin gerisindeki sebeplerin mezhep fitnesi olduğunu biliyoruz. Biz, Peygamber Efendimizin tüm sahabelerine ve Ehli Beyt’e aynı derecede saygı duyan, hepsini aynı sevgiyle bağrına basan bir anlayışa sahibiz. Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Ömer’in tahkirine asla razı olmayız, bizde böyle bir şey yok, tersine de asla rıza göstermeyiz. Mezhep görüntüsü altında sergilenen tavırların gerisinde bölgesel iktidar inşa etme çabası olduğunu biliyoruz” şeklinde konuştu.

    Erdoğan, “Suudi Arabistan’ın büyükelçiliğinin roketatarlarla yakılması, aynı şekilde İran’daki Suudi Arabistan’ın büyükelçiliğinin yakılıp yıkılması asla uluslararası münasebetler açısından kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Biz bunu tasvip etmiyoruz demek o ülkenin yönetimlerini de kurtarmaz. Niye? Sen gerekli tedbirleri aldın mı acaba? Atılmış bir adım vardır, 47 kişi idama mahkum edilmiştir. Türkiye’de bir idam müessesi yok, doğrudur veya yanlıştır, ayrı bir mesele ama Suudi Arabistan’da bu müessese var, İran’da da bu müessese var. Amerika’da, Rusya’da, Çin’de var, buralarda hala idam çalışıyor. Buralarda yapılan idamlar noktasında ses soluk çıkmıyor ama şu anda Suudi Arabistan’da atılan bir iç hukuk meselesidir bana göre, almıştır böyle bir kararı, bunlardan 46’sı Sünni’dir, El-Kaide ile bağlantılı olduğu için idam edilmişlerdir. Bir tanesi de Şian, bunun kararı da daha önceden verilmiştir. Bunun adımına bu şekilde Suudi Arabistan atmıştır. Bunların kararıdır. Tasvip edip etmemek ayrı bir konu. Mısır’da bini aşkın insan hakkında idam kararı verildi. Neredesin, niye bunlarla ilgili konuşmuyorsunuz? Hele hele bunlardan birisi de Mursi’dir. Mursi ki yüzde 52 oyuyla işbaşına gelmiş bir Cumhurbaşkanıdır. Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan bir insan idama mahkum edilmiştir. Bir terörist miydi o? Değildi. Bir darbe, darbeyi yapan kim? Sayın Mursi’nin Milli Savunma Bakanı olan bir general. Kime yapıyor bunu? Kendi Cumhurbaşkanına. Buna yönelik tüm dünyanın sesi çıktı mı, bir şey söylediler mi? Tek konuşan biz olduk, niye çünkü adaletle hükmetmek bizim görevimiz onun için. İslam’ı ve Müslümanları böyle bir zilletle karşı karşıya getirenleri Allah ıslah etsin diyoruz” dedi.

    Suriye’de 400 bin insan öldürüldüğünü belirten Erdoğan, “Buna sessiz kalanlar bakıyorsunuz şimdi bir kişinin idamı ile ilgili her tarafı ayağa kaldırmaya çalışıyorlar. Niye oraya sesiniz çıkmıyor? 400 bin insan öldürülüyor. Her türlü oraya örtülü örtüsüz destekler veriyorsunuz. Para, silah her şeyi veriyorsunuz, kime? Katil Esed’e. Hiçbir zaman kendinizi kurtaramaz, aklayamazsınız. Bu gerçeği görmek gerek. 2016 yılında başta Suriye olmak üzere Müslümanların acı, gözyaşı ve kan içinde yaşadıkları tüm coğrafyaya barış, huzur, istikrar gelmesini temenni ediyorum” diye konuştu.

  • Eskişehirspor’da Başkanlık Seçimine Doğru

    Eskişehirspor’da yapılacak olan kongrede başkan adayı olması beklenen Halil Ünal, takımın bulunduğu yerden kurtulması için şehrin maddi, manevi birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğini söyledi.

    Eskişehirspor’da 9 Ocak’ta yapılacak olan kongrede aday olması beklenen eski başkan Halil Ünal, basın toplantısı düzenledi. Toplantıda adaylığı hakkında da konuşan Ünal, anlaşılarak seçime tek bir listenin girmesi gerektiğini belirtti. Eskişehirspor’un içinde bulunduğu durumun üzücü olduğunu dile getiren Ünal, “Çok üzülerek belirtiyorum ki, inanılmaz vahim bir durum içerisinde bu toplantıyı gerçekleştiriyoruz. Süreç açısından da sıkıntılı, bir saate bile ihtiyacımızın olduğu şu günlerde; bütün Eskişehirspor sevdalılarının, sevenlerinin, kamuoyunun, büyük taraftarın, çok büyük takımın içinde bulunduğu desteklerinde inanılmaz bir sessizlik var. Sanki bu şehrin üzerine bir ölü toprağı serpilmiş. Halbuki Eskişehirspor’u kelimelerle tarif edemezsiniz. Anadolu’da futbolun devrimini yapan, deplansmanlara on binleri taşıyan, dünya yıldızı oyuncular, başarıdan başarıya koşan 1965 ruhu bir Eskişehirspor; maalesef bugün çok ciddi bir ilgisizlikle karşı karşıya. O halde gün, birlik ve beraberlik günü. Hepimize çok büyük görevler düşüyor. Artık Eskişehirspor’u hep birlikte kucaklamamız gerekiyor. Kavganın gürültünün olmadığı, herkesin ucundan tutacağı çok kısa bir süreçte, o uyuyan büyük devi hep birlikte tekrar uyandırarak, o Eskişehirsporluluk duruşunu hep beraber sergilemek zorundayız. Buradan devlet büyüklerimize, belediye başkanlarımıza, taraftar derneklerimize, büyük taraftara ve basın mensuplarına ayrı ayrı, tek tek çağrıda bulunuyorum. Bütün Eskişehirspor sevdalıları bu Cuma’ya kadar, birlikteliğini ve camianın büyüklüğünü göstermelidir” dedi.

    “ESKİŞEHİRSPOR BENİM İÇİN BİR SEVDADIR”

    Yaptığı çağrının tarihi bir çağrı olduğunu dile getiren Halil Ünal konuşmasına şu şekilde devam etti:

    “Tek listeli, tüm kamuoyunun kabul ettiği, gerekiyorsa referandumların yapıldığı, büyüklerimizin saygı duyduğu, basın mensuplarının sahip çıktığı bir birliktelik sergilemek zorundayız. Değerli tüm büyüklerimizi ve Eskişehirspor sevdalılarını hepinizin huzurunda göreve davet ediyorum. Bu öyle bir çağrıdır ki, inanın tarihi bir çağrıdır. Bakın beyler, geçmişini unutan toplumların geleceği olmaz. Eskişehirspor bazıları için bir markadır, bazıları için de bir simgedir. Benim için bir sevda. Onun için bu sevdamızın ezilmesine, hayallerimizin hiç olmasına, çok kaba olacak ama; sevdamızın ortasına kimsenin geçmesine müsaade etmeyiz. Kavganın ve gürültünün bittiği, geçmişin çok az konuşulacağı, hep geleceğin ve başarıların konuşulacak olan o birlikteliği hep beraber oluşturmalıyız. Evet, benim üzerime düşen ne varsa, ben sonuna kadar hazırım. Bu kadar ekonomik sıkıntıda, çok özür dilerim, hem düşmüş hem de batmış bir noktadaki bir kulübe herhalde adayım demek bir delilik. Öyle bir deli aranıyorsa, o deli benim ama ben yalnız bir adam değilim. Ben arkadaşlarımla var olmak durumundayım. Herkesin kabulleneceği bir ortamda olmak durumundayım. Ben yada başka bir arkadaş. Ben lafının bittiği, biz kelimelerinin ortaya çıktığı, camianın birlikte olduğu yönetim yapmak zorundayız.”

  • Bursaspor’da Başkanlık Koltuğuna 7 Aday

    Bursaspor’da 11-19 Ocak tarihlerinde yapılacak Olağanüstü Genel Kurul’da başkanlık adaylığı için Divan Başkanlık Kurulu’na 7 aday başvuru yaptı.

    Yeşil-beyazlı takımda başkanlık için 7 aday yarışacak. Yeşil-beyazlı takımda ilk başkan adaylık başvurusunu Burhan Ilgın yaptı. Ilgın’ın ardından sırasıyla Cevdet Yılmaz, Ersin Kurtuluş, Recep Günay, Ali Ay, Timur Noyan ve Burhan Vatan adaylık için başvurusunu yaptı. Divan Başkanlık Kurulu Başkanı İdris Sevinç, tüm adayların başvurusunu kabul ettiklerini dile getirerek, Bursaspor için hayırlı olmasını diledi.