Etiket: Başkanlık

  • Diriliş Osmanlı Başkanlığı, Başkanlık Sistemine Destek Verdi

    Diriliş Osmanlı Başkanlığı Kastamonu Şube Başkanı İsmail Aynacıoğlu, Başkanlık sistemine destek verdiklerini belirterek, 57 İl’de kuruluşlarını tamamladıklarını kaydetti.

    Diriliş Osmanlı Başkanlığı Kastamonu Şube Başkanı İsmail Aynacıoğlu, yeni anayasa çalışmalarının hızlı bir şekilde sürdüğünü belirterek, “Yeni anayasa içinde olması planlanan başkanlık sistemi bizler için büyük önem taşıyor. Çünkü günümüzde gelişmiş ülkelerin büyük çoğunluğu başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Ancak ülkemizde başkanlık sistemini istemeyenler, Türkiye’yi daha da güçlendirecek yeni yönetim modelini engellenmeye çalışılmaktadır. Başkanlık sistemini istemeyenler, ellerindeki medya organları vasıtasıyla ve diğer unsurlarla başkanlık sistemini karalıyorlar. Bürokratik engellemeler, devletin yatırımlarının önünü kesiyor. Başkanlık sisteminden sonra bu engeller kalkacak. Bürokraside daha hızlı kararlar alınacak ve bürokratik engellemelere son verilecek” dedi.

    Başkanlık sisteminin ülkede güçlü yönetim ortaya çıkaracağını belirten Aynacıoğlu, “Başkanlık sistemlerinde devlet başkanı yürütme organın başıdır ve belirli bir dönem için doğrudan halk tarafından seçilir. Uygulamada değişiklik göstermekle birlikte başkanlık sistemlerinde genel olarak başkanların ‘veto’ etme hakkı bulunmaktadır. Buna karşın meclisin de belli bir çoğunlukla ‘vetoyu veto etme’ yetkisi vardır; ama başkanlık sistemine itiraz edenlerde bundan korkuyor olmalılardır. Eğer ülkede güçlü yönetim olmazsa; bu yönetim boşluğundan faydalananlar ülkenin madenleri, ülkenin bankaları, ülkenin ürettiği katma değer, ülkenin bütün yer altı ve yer üstü insan kaynakları ülkenin çıkarlarına göre değil başka yapıların çıkarlarına uygun kullanılması sonucuna sebep olur” diye konuştu.

    Başkanlık sisteminde başkanın aynı zamanda silahlı kuvvetlerinin de başı olduğunu ifade eden Aynacıoğlu, “:una ilişkin de birçok yetki kullanır. Buna karşın parlamenter sistemde bu kadar yüksek seviyede yetkiler bulunmaz. Türkiye’nin demokratikleşme ajandasını sürdürmesi ve bu doğrultuda yeni bir sistemle yoluna devam etmesi gerektiğine olan inancımızdan dolayı başkanlık sistemine destek verdiğimizi belirtirim. Başkanlık sistemine destek veren tüm sivil toplum kuruluşlarının bu amaç doğrultusunda ortak platformda buluşmaya ve çalışmaya açık davet ediyorum” şeklinde konuştu.

    Aynacıoğlu, Diriliş Osmanlı Başkanlığının 57 ilde faaliyetlerini sürdürdüğünü ve 700 binden fazla üyeye ulaştığını belirterek, ayrıca Kastamonu’da da kuruluşun sürdüğünü ve 9 ilçede Diriliş Osmanlığı Başkanlığının kurulum aşamasında olduğunu belirtti.

    Osmanlı Ocakları ile herhangi bir bağlarının bulunmadığını söyleyen Aynacıoğlu, “Bizim Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ile herhangi bir hesabımız yok. Bizim tek amacımız, Osmanlı kültürünü ve Osmanlının adaletini genç nesillere aktarmak ve gençlerimizi bu doğrultuda yetiştirmektir. Allah’ın izniyle inşallah bu amacımıza da ulaşacağız. Bunun için derneğimize üye olmak isteyenlerin yani aramazı aldığımız kişilerin geçmişini çok iyi araştırıp, ondan sonra üye yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Şentop: “Yeni Anayasa İle Birlikte Başkanlık Sistemi De Türkiye İçin Gereklidir”

    AK Parti MKYK Üyesi ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, “Yeni Anayasa ile birlikte başkanlık sistemi de Türkiye için gereklidir” dedi.

    Canik Belediyesi’nin düzenlediği konferanslar serisinin ikincisi olan “Yeni Türkiye Yolunda Yeni Anayasa” konulu konferansa katılmak üzere Samsun’a gelen AK Parti MKYK Üyesi ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Canik Kültür Merkezi’nde sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, partililer ve vatandaşlarla kahvaltıda bir araya geldi.

    MİLLETİN ADAMINA VE BAŞBAKANA DESTEK

    AK Parti Milletvekili Fuat Köktaş ile birlikte AK Parti İl Başkanı Muharrem Göksel ve ilçe belediye başkanlarının da yer aldığı kahvaltının ardından konuşan Canik Belediye Başkanı Osman Genç, Türkiye’nin mutlaka Başkanlık Sistemi’ne geçmesi ve yeni Anayasa’yı gerçekleştirmesi gerektiğine işaret etti. Genç, “Yeni Türkiye yolunda değişim ve dönüşümü gerçekleştirmek üzere milli bir anayasa ihtiyacı olduğunun hepimiz farkındayız. 2023, 2053 ve 2071 hedeflerini ortaya koyan Milletin Adamı Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Başbakanımıza çıktıkları bu yolda katkı sağlamak amacıyla Canik Belediyesi olarak Yeni Türkiye Yolunda seri konferansları düzenliyoruz” şeklinde konuştu.

    “ANAYASA DEĞİL, SİYASİ İKTİDAR TARTIŞMASI”

    AK Parti MKYK Üyesi ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, yeni Anayasa’nın gerekliliğine dikkat çektiği konuşmasında, “Türkiye’de anayasalar devleti milletten tecrit etmek, milleti devletin haricinde devre dışı bırakmak için hazırlanmış metinlerdir. Anayasa tartışması bir hukuk tartışması değildir. Anayasa tartışması Türkiye’de siyasi iktidar tartışmasıdır. İktidarını sadece anayasadan alan iktidar odakları, yeni anayasa tartışmasından çok rahatsızlar. Bu tartışmayı ortadan kaldırmak istiyorlar. Ya da yeni anayasanın için boşaltarak yeni olmaması için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar” ifadelerini kullandı.

    “HAKİMİYETİN YEGANE KAYNAĞI MİLLETTİR”

    Milletten iktidar yetkisi alamayanların, anayasa üzerinden bunu aldığını ileri süren Şentop, şunları söyledi: “Bizim yeni anayasayla yapmak istediğimiz, hakimiyetin yegane kaynağının millet olduğu ve iktidar yetkisinin sadece milletten ve seçim yoluyla alınabileceği esasını anayasayla benimsetmektir. Anayasayı bir siyasi iktidar kaynağı olmaktan çıkarmaktır. Türkiye’de 140 yıldır var olan parlamenter sistem işletilemediği için yeni sistem ihtiyacı doğuyor. 2002’de halkımız AK Parti’ye Türkiye’nin değişimi sağlaması için görev vermiştir. Yeni Anayasa ile birlikte başkanlık sistemi de Türkiye için gereklidir.”

    ÇARŞAMBA’DA KONFERANS VERDİ

    TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Şentop, kahvaltının ardından Havza’da AK Parti Samsun İl Başkanlığı’nca Bayır Bucak Türkmenlerine yardım malzemesi götürecek 9 TIR’ı uğurlama törenine katıldı. AK Parti İl Başkanı Muharrem Göksel’i de ziyaret eden ve teşkilat üyeleriyle görüşen Şentop, Hukuk Fakültesi’nde de “Yeni Anayasa” konulu konferans verdi.

  • Kars’ta Başkanlık Sistemi Konuşuldu

    AK Parti AR-GE’den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Recep Akdağ, Kars’ta Sivil Toplum Kuruluşları ve Muhtarlarla yemekte bir araya geldi.

    AK Parti İl Başkanlığı’nca organize edilen yemeğe, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Recep Akdağ, AK Parti Milletvekilleri Ahmet Arslan, Selahattin Beyribey, İl Başkanı Adem Çalkın, Merkez İlçe Başkanı Yusuf Kaya, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Çitil, ilçe belediye başkanları, STK’lar ve muhtarlar katıldı.

    Akdağ, Başkanlık Sistemi anlattığı toplantıda, Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli ve Selahattin Demirtaş’a göndermelerde bulundu. Kılıçdaroğlu’na lider demenin zor olduğunu belirten Akdağ, Bahçeli’ye Alparslan Türkeş’in kitaplarında ‘başkanlık’ önerdiğini bilmediğini ve Demirtaş’ın da Kandil ne emrederse onu yapmak zorunda olduğunu söyledi.

    “DÜNYA’NIN EN ZENGİN, EN GÜÇLÜ ÜLKESİ AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ BAŞKANLIKLA YÖNETİLİYOR”

    Biz başkanlığı istiyoruz. Çünkü başkanlıkta çok daha güçlü bir istikrar elde edeceğimizi biliyoruz diyen Prof. Dr. Recep Akdağ, “Bugün Dünya’nın en zengin, en güçlü ülkesi Amerika Birleşik Devletleri başkanlıkla yönetiliyor. Biz başkanlığı istiyoruz. Çünkü başkanlıkta çok daha güçlü bir istikrar elde edeceğimizi biliyoruz. Düşünün işte 7 Haziran’daki tabloyu, 7 Haziran’daki tablo devam etseydi bugün halimiz ne olacaktı? Sıkıntı olmayacak mıydı hepimiz için? Ama başkanlık sisteminde böyle bir istikrarsızlık riski yok. 4 senede bir, 5 senede bir biz gidiyoruz, bize başkanlık yapacak kişi seçiyoruz. İki kademeli bir seçimle yapılıyor genelde bu ülkelerde, eğer bir turda seçememişsek, ikinci turda seçiyoruz. İstikrarlı bir başkan ve onun hükümeti ortaya çıkıyor. Öbür taraftan parlamentoyu seçiyoruz zamanı geldiğinde, parlamento başkanlık sistemini denetleyen, kanunları yapan, bir kurum olarak ayakta duruyor. Yada kendi vazifesini yapıyor. Şimdi bunu birden çıkıp da rejim değişiyormuş gibi, sanki demokrasiye bir zarar gelecekmiş gibi takdim etmeye çalışıyorlar” dedi.

    “KILIÇDAROĞLU’NA LİDER DEMEK ZOR”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na lider demenin zor olduğuna dikkat çeken AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Recep Akdağ, “Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin lideri, başındaki Genel Başkanı, lideri demek zorda, Sayın Kılıçdaroğlu, şöyle düşünüyor. Biz milletin karşısına çıkıp, bir başkan seçtiremeyiz. Aynı düşünce Bahçeli’de de var. O da diyor ki biz başkan seçtiremeyiz. O zaman bu iş olmaz. İyi ama meşhur bir laf var. Kamyonların arkasına yazarlar biliyorsunuz. “Nazar etme ne olur, çalış senin de olur.” Yani böyle düşünmek lazım. Sadece kendi partisiyle ilgili düşünerek memleketin geleceği inşa edilir mi? Bu memleket nasıl daha kolay kalkınacak, nasıl daha hızlı yürüyecek. Nasıl koşacağız. Buna bakmamız lazım. Bizim buna odaklanmamız lazım” diye konuştu.

    “BAHÇELİ, ALPARSLAN TÜRKEŞ’İN KİTAPLARINDA ‘BAŞKANLIK’ ÖNERDİĞİNİ BİLMİYOR MU?”

    Alparslan Türkeş’in kitaplarında ‘Başkanlık’ önerdiğini ifade eden Recep Akdağ, “Mesela Sayın Bahçeli, Başkanlığa karşı çıkarken, başkanlık sistemine karşı çıkarken, Alparslan Türkeş’in kitaplarında ‘başkanlık’ önerdiğini bilmiyor mu? Çıkıp bir şey söylemesi lazım. Bir taraftan biz Alparslan Türkeş’i takip ediyoruz diyeceksin, diğer taraftan onun kitaplarında, ‘başkanlık sistemi’ daha iyi bir sistemdir dediği sisteme karşı çıkacaksın. Bu yaman bir çelişki” şeklinde konuştu.

    “KANDİL YARIN DESE, ELİNDE KAZMA-KÜREKLE DEMİRTAŞ VE ARKADAŞLARI ÇUKUR KAPAMAYA GİDER”

    Selahattin Demirtaş ve HDP tarafını hiç kale almadığını belirten AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Recep Akdağ, daha sonra özetle şunları söyledi:

    “HDP tarafını da zaten hiç kale bile almıyorum. Çünkü benim nazarımda şuanda sicilleri bozulmuştur. Kandil’in emrinden dışarı çıkmıyorlar. Kandil ne emrederse onlar onu yapmak zorundalar. Hatırlıyorsunuz Ekim olaylarını 2014’de milleti sokağa dökmek için Kandil diyor gidin duyuru yapın, gelip milleti sokağa dökmek için duyuru yapıyorlar. Gidin çukurları savunun, gelip çukurları savunuyorlar. Yarın gidin çukurları kapatın deseler, elinde kazma-kürekle Demirtaş ve arkadaşları çukur kapamaya giderler. Kandil’in emrinden dışarı çıkmaları mümkün değildir. O zaman demokrasiye yönlerini dönünceye kadar zaten ben onları hiç kale almıyorum. Millette kale almıyor. Onu söyleyeyim, gün geçtikçe oyları eriyor. PKK’nın baskısı milletin üstünden kalktıkça göreceğiz ki ortada ne Demirtaş kalacak, ne HDP kalacak. Baskıyla geldikleri noktaya geldiler. Onun için tahammül edemiyorlar. Baskının kalması ihtimali bile onları büyük bir telaşa sevk ediyor. Çünkü baskı kalktığında kendi varlıklarının da yok olacağının farkındalar. Pek hala farkındalar.”

    Yapılan konuşmaların ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti. Toplantıda başkanlık sistemi, son günlerde yaşanan terör olayları masaya yatırıldı. STK ve Muhtarların sorunları dinlenerek fikir-alış verişinde bulunuldu.

  • CHP’li Böke: “Başkanlık Sistemi Tartışması İhtiyacı Olmayan Gündemi Suni Gündemle Tıkamaya Kimsenin Hakkı Yoktur”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, “Başkanlık sistemi tartışması ihtiyacı olmayan gündemi suni gündemle tıkamaya kimsenin hakkı yoktur. Buna engel olmak noktasında elimizden gelen her şeyi yapacağız” dedi.

    CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Yaklaşık 3 saat süren toplantının ardından Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke bir basın toplantısı düzenledi. Konuşmasına dün İstanbul’da bir inşaatta üç kişinin hayatını kaybetmesine değinerek başlayan Böke, “Bunlar birer cinayettir. Bunlar engellenebilir cinayetlerdir. Bu kayıplar, bu ölümler bu çağda asla kabul edilemez. Kaybettiğimiz işçilere Allah’tan rahmet, sevenlerine sabır diliyorum” dedi.

    Sur’da yaşanan çatışmalarda şehit olan askerlere de Allah’tan rahmet dileyen Böke, sevenlerine sabır diledi.

    “MESELE ANAYASADAN İBARET DEĞİLDİR, MESELE YASALARIN DARBE HUKUKUNDAN ARINDIRILMASI MESELESİDİR”

    “Türkiye geniş çaplı bir anayasa değişikliği tartışıyor” diyen Böke, şunları kaydetti:

    “CHP olarak biz bütün toplum kesimlerinden ortaya çıkan bu değişiklik ihtiyacının gerçek olduğunu kabul ediyoruz. Ancak Türkiye’nin asıl meselesinin bir anayasa değişikliği meselesi olmadığının altını çiziyoruz. Türkiye’nin asıl meselesi darbe hukukundan yasal sistemi arındırma meselesidir. Türkiye’nin asıl meselesi, evrensel değerlerde özgürlüklerin inşa edildiği, demokrasinin özgürlükçü bir yapıya kavuşması meselesidir. Yarın toplanmaya başlayacak olan uzlaşma komisyonunun çalışmalarını ve bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak olan süreci biz bu özgürlükçü demokrasinin inşasının parçası olarak görüyoruz. Mesele anayasadan ibaret değildir. Mesele yasaların darbe hukukundan arındırılması meselesidir. Mesele hukukun uygulanışına dair bir anlayış değişikliğine ihtiyaç meselesidir. Mesele bunlarla birlikte anayasada değişiklik meselesidir. Bu bir bütünün parçasıdır. Parçası olarak görülmediği takdirde de Türkiye’nin ihtiyacı olan özgürlükçü demokrasi çerçevesini inşa etmesi mümkün olmayacaktır. Ancak anlaşılıyor ki CHP’nin özgürlükçü demokrasi mücadelesine karşı saray vesayeti altında bulunan AKP’nin ise tek bir gündemi var. Bu gündem adına başkanlık denen tek adam yönetimini dayatma gündemidir. Geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanı kendi yetki ve sorumluluğunun dışına çıkarak, Meclis zeminini yok sayarak şunu ifade etmiştir; ’Parlamenter sistem bitti’ demiştir. Ülkemizin sorunları büyük.”

    “CHP TÜRKİYE’Yİ BİR TEK ADAM REJİMİNE TESLİM ETMEYECEKTİR”

    Siyasetin temel görevinin Türkiye’nin esas meselelerini konuşmak olduğunu söyleyen Böke, “Biz CHP olarak Türkiye’nin esas gündeminin ilk ve en önemli maddesi olan özgürlükçü demokrasi inşasında ‘önce Türkiye’ diyen yaklaşımla çalışmaya devam edeceğiz. ‘Önce ben, hep ben’ diyen saray ve saray vesayeti altındaki AKP’nin haykırışlarına karşı biz de ‘önce Türkiye’ diyen siyaseti vatandaşın sorununu çözme zemini olarak kullanan bir yaklaşımla Türkiye’yi bu ruh sıkışıklığından çıkaracağız. Sorunları çözen değil, sorun olan bir yaklaşımın karşısında sorunları tespit eden ve her soruna çözüm üreten yeni bir siyasetle Türkiye’ye nefes aldıracağız. Biz parlamenter sistemin olduğu söylenen aksaklıklarının giderilerek güçlendirilen mücadelenin takipçisi ve öncüsü olacağız. Buradan tüm vatandaşlarıma seslenmek istiyorum; CHP burada. CHP Türkiye’yi bir tek adam rejimine teslim etmeyecektir. CHP bunun olmaması için ne yapılması gerekiyorsa toplumun bütün kesimlerini kucaklayarak, hep birlikte yapılmasını sağlayacaktır. Bunun yolu da Türkiye’yi darbe hukukundan arındırmak ve özgürlükçü demokrasiyi inşa edecek bir süreci başlatmaktan geçmektedir. Biz yarın başlayacak olan Uzlaşma Komisyonu’na da bu kararlılıkla ve Türkiye’nin sorunlarını çözme ve özgürlükçü demokrasiyi inşa etme kararlılığıyla oturuyoruz. Belli koşullarla oturuyoruz” ifadelerini kullandı.

    “BAŞKANLIK SİSTEMİ MASAYA KESİNLİKLE GETİRİLMEMELİDİR”

    “Türkiye’nin bir siyasi sistem rejim sorunu yoktur” diyen Böke, şöyle konuştu:

    “Cumhurbaşkanının tek adam olmak gibi kişisel bir sorunu vardır. Bu nedenle tartışma mutlaka parlamenter sistemde gelişmek zorundadır. Başkanlık sistemi masaya kesinlikle getirilmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin milli mücadeleden kalma kuruluş iradesinin yansıması olan anayasanın ilk 4 maddesi bizim vazgeçilmezlerimizdir. Bu komisyonda oy birliğiyle karar alınması gerekliliği de aşikardır. Aynı zamanda güçlendirmek istediğimiz parlamenter sistemin işler hale getirilmesini de çok önemsiyoruz. İhtisas komisyonları çalıştırılmalı, Meclis zemini işler kılınmalı, var olan parlamenter sistemin çözüm üretmesi için imkan yaratılmalıdır. AKP bunları yapmayarak kendi 14 yılını inkar eden bir yaklaşım sergilemektedir. Siyaseten bu anlaşılmaz ve kabul edilemez bir durumdur. Türkiye’nin esas melesi anayasa meselesi değildir. Türkiye’nin esas meselesi özgürlükçü demokrasinin inşası gerekliliğidir. Anayasa burada araçlardan sadece bir tanesidir. CHP, özgürlükçü demokrasiyi inşa edecek, yargı bağımsızlığını, basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü, milletin iradesinin Meclis’e yansıdığı, seçim barajının ortadan kalktığı bir düzenin acilen, hızla, yasal düzenlemelerle ortaya konmasını talep etmektedir. Bütün bunlarla ilgili CHP, son iki yasama döneminde tekrar tekrar kanun önerisi vermiştir. Samimiyseniz gelin bu teklifleri yasalaştıralım. Samimiyseniz, gelin Türkiye’yi darbe hukukundan arındıracak bu düzenlemeleri vakit kaybetmeden Meclis’te yasalaştıralım.”

    Böke, MYK’da ayrıca Suriye başta olmak üzere Irak, İran ve Rusya ile ilişkilerin de kapsamlı olarak değerlendirildiğini bildirdi.

    “MUTFAĞIMIZ YANIYOR”

    Ekonomiyle ilgili değerlendirmede bulunan Böke, “Bu hafta açıklanan ihracat rakamlarına göre Türkiye’nin ihracatı Ocak ayında, geçtiğimiz yılın Ocak ayına kıyasla yüzde 14,4 düştü. Bu düşüşle 2011 yılında açıklanmış olan 2023 hedeflerinden sadece uzaklaşmakla kalmadık 2011 düzeyine doğru da hızla gerilemeye devam ediyoruz. Enflasyon yüzde 9,58’e çıktı. Bu artışın en önemli kısmı gıdada. Mutfağımız yanıyor. Gıda enflasyonu yüzde 11,7. Türkiye bunu hak etmiyor. Bunu düzeltebilecek bir potansiyele sahip. Ancak bunu düzeltecek bir reform iradesi olan vizyonu olan bir iktidara sahip değil” açıklamasında bulundu.

    “BU HAFTA İSTANBUL’DAKİ CHP’Lİ BELEDİYELER KENDİ ÇALIŞANLARININ ASGARİ ÜCRETLERİNİ NET BİN 500 LİRAYA ÇIKARDILAR”

    CHP’nin yeni siyaset anlayışını temsil ettiğini kaydeden Böke, “7 Haziran öncesi asgari ücretlilerimizin vahim durumunu ortaya koymuş ve asgari ücretin en az bin 500 liraya artması gerektiğini tespit etmiştik. Bu tespitimizin hayal olduğunu söyleyenler sonradan bu tespiti kopyalamaya karar verdiler. Bir öğretim üyesi olarak şunu ifade etmeliyim ki kopyalar anlaşılır. Kötü kopya çektikleri için de bin 500 lira değil, bin 300 lira dediler. Bütüncül bir çerçeve ortaya koyamadıkları için de o bin 300 liralık artışı da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Bu sebeple bu hafta İstanbul’daki CHP’li belediyeler kendi çalışanlarının asgari ücretlerini net bin 500 liraya çıkardılar. Biz verdiğimiz sözlerin arkasındayız. Çünkü bir samimiyiz” dedi.

    “PARTİ MECLİSİMİZ EN YAKIN TARİHTE TOPLANACAK”

    Gazetecilerin sorularını da cevaplayan CHP Sözcüsü Böke, Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevkedilmesi ile ilgili sorulara, “Parti Meclisimiz en yakın tarihte toplanacak. Karar ortaya çıktıktan sonra detaylı bir şekilde paylaşılacaktır” yanıtını verdi.

    “TOPLUMSAL MUTABAKATA BİR SON TARİH KONULAMAZ”

    Anayasa Uzlaşma Komisyonu’yla ilgili bir süre tartışmasına ilişkin soruya ise Böke, “Öncelikle yarın toplanacak olan komisyon Uzlaşma Komisyonu’dur. Bizim için bu komisyon Türkiye’yi darbe hukukundan arındırma komisyonudur. Anayasa bu bütünün bir parçasıdır sadece. Anayasaya dair yapılacak bütün değerlendirmelerin anayasanın temel unsurunu yansıtıyor olması gerekir. Anayasa toplumsal mutabakat gerektirir. Toplumsal mutabakata bir son tarih konulamaz. Biz bu prensibi öncelemeye devam edeceğiz” cevabını verdi.

    “BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞMASI İHTİYACI OLMAYAN GÜNDEMİ SUNİ GÜNDEMLE TIKAMAYA KİMSENİN HAKKI YOKTUR”

    “CHP hiçbir konuda kaygı ve endişe yaşamaz” ifadesini kullanan Böke, şunları kaydetti:

    “Durumu doğru tespit eder ve o durumu çözmek yönünde adım atar. Onun için kaygımız yok. Türkiye’nin gerçek meselelerinden onu uzaklaştıracak her tür suni gündeme karşı koyma yükümlülüğümüz olduğunun da farkındayız. Bu komisyonun amacı Türkiye’ye özgürlükçü demokrasiyi getirmek olmalıdır. Bunun ötesinde bir başkanlık sistemi tartışması ihtiyacı olmayan gündemi suni gündemle tıkamaya kimsenin hakkı yoktur. Buna engel olmak noktasında elimizden gelen her şeyi yapacağız.”

  • Meclis Başkanı Kahraman: “Türkiye Başkanlık Sistemi İle Daha İstikrarlı Hale Gelir”

    TBMM Başkanı İsmail Kahraman, başkanlık sistemiyle ilgili değerlendirmelerde bulunarak, “Türkiye başkanlık sistemi ile daha istikrarlı hale gelir. Türk toplumu zaten başkanlık sistemi ile yaşamaktadır. Köylerde muhtar, şehirlerde belediye başkanları idare ediyor” dedi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı İsmail Kahraman, Ekovitrin dergisinden Ahmet Alper Koçak’ın sorularını yanıtladı.

    1 Kasım genel seçimlerini değerlendiren TBMM Başkanı Kahraman, “Seçim sonuçlarını olumlu karşılıyorum. Türkiye’nin istikrara kavuşması için güçlü bir hükümete ihtiyacı var. Koalisyonlar bugüne kadar çare olmadı. Arzu edilen bir yöntem değil. En iyi koalisyonlarda bile çatışmalar meydana geliyor. Bu da istikrar açısından ülkeye zarar veriyor. Bu nedenle 7 Haziran genel seçim sonuçları kötüydü, ama 1 Kasım seçim sonuçları ile bu durum telafi edildi. Türkiye’nin önü açıldı. Olumlu bir tablo ortaya çıktı” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN YENİ ANAYASAYA İHTİYACI VAR”

    Yeni yasama döneminde Meclis’te öne çıkacak konularla ilgili soruya Kahraman, şu şekilde cevap verdi: “Şu anda Meclis’te 4 siyasi parti grubu yer alıyor. Bu partilerin tamamı seçim beyannamelerinde Anayasa değişikliği yapacaklarına dair taahhütte bulundular. Dolayısıyla Meclis 26. dönemde yeni bir Anayasa ortaya çıkartırsa bu önemli bir başarı olur. Bu başarı övünülecek bir başarıdır. Türkiye’nin yeni Anayasa’ya ihtiyacı var. Ayrıca Meclis’teki müzakerelerde iç tüzükle ilgili düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Meclis’teki görüşmelerin toplumda olumlu bir algı oluşturması gerekiyor. Bugüne kadar yaşanan olumsuz görüntülerin yeni düzenlemeyle ortadan kalkması lazım. İç tüzükteki düzenlemelerle bunun aşılacağını düşünüyorum. İç tüzüğün çağdaş demokrasiye uygun bir metin haline getirilmesi gerekiyor. Bir diğer husus da Meclis’teki gruplar arası konuşmalar da, temaslar da bir arkadaşlık, bir aile havası içinde olmalı. Kavga, konuşmasını bilmeyenlerin kaba hareketidir. Eğer sözlüğünüzde bol kelime varsa meramınızı ifade edersiniz. Kavgasız bir ortamın topluma yayılması Meclis’in öne alması gereken konulardan biri. Bu konular yeni dönemde ele alınacak.”

    “ÇALIŞMALARI 13 KİŞİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    “Meclis yeni Anayasa çalışmalarında nasıl bir yol haritası izleyecek?” sorusuna Kahraman, “Dört partiden üçer üye istedik. Bunlar toplanacaklar, bu yasama yılının bitimine kadar bir netice göreceğiz. Komisyon çalışmalarını yapacak. Mutabakat komisyonu olacak. Her parti eşit sayıda bulunuyor. Çünkü Anayasa’yı yapacak olan bu komisyon değil. Anayasa’yı Anayasa Komisyonu hazırlayacak. Bu centilmenlik anlaşması. Altyapı oluşacak. Anayasa’yı ben yaptım yetkisi yok. Anayasa komisyonu, bu anlayışla müzakereleri götürecek. Meclis Başkanı olarak komisyona başkanlık edeceğim. Benimle birlikte 4 parti üyeleriyle toplamda 13 kişi bu çalışmaları sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız aynı istikamette oldukları için bir sıkıntı olmuyor, ama yarın bir sıkıntı olduğunda ülke olarak açmaza girebiliriz. İstikrarı hedefleyen bir sistem şarttır” yanıtını verdi.

    “BAŞKANLIK TÜRKİYE İÇİN UYGUN BİR SİSTEM”

    Başkanlık sistemiyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Kahraman, “Ben hukuk mezunuyum. Şahsi görüşüm başkanlık sisteminin Türkiye için uygun olduğu yönünde. Yaptığım çalışmalarda gördüğüm o ki; Türkiye başkanlık sistemi ile daha istikrarlı hale gelir. Türk toplumu zaten başkanlık sistemi ile yaşamaktadır. Köylerde muhtar, şehirlerde belediye başkanları idare ediyor. Altyapıları var tabi. Kurumların da bir sahibi var. İki başlılık olmaz. Bugün Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız aynı istikamette oldukları için bir sıkıntı olmuyor ama, yarın bir sıkıntı olduğunda açmaza girebiliriz. İstikrarı hedefleyen bir sistem şarttır” ifadelerini kullandı.

    “2016 ekonomi, siyaset ve dış politikada test yılı olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin aşması gereken sorunlar nelerdir?” sorusuna Kahraman, şu şekilde cevap verdi: “Her yıl testtir. Her sabah güneş yeniden doğar, her sabah yeni bir başlangıçtır. 2015 de öyleydi. Ekonomi kendi kanununu kendisi yapar. Bugün dünya global köy haline geldi. Devletler birbirinden habersiz hareket edemezler. Bu kaidelere uyulacaktır ve ekonomi canlılığını sürdürecektir. Ekonominin canlı olması herkes için yarar sağlar. 2016’nın olumlu bir yıl olacağını düşünüyorum.”

    “DIŞ DEVLETLER TÜRKİYE’NİN GÜÇLÜ OLMASINI İSTEMİYORLAR”

    “Çözüm süreci güzel bir imkandı” diyen Kahraman, terör olaylarını değerlendirerek, “Dağda olanların silah bırakacağı bir ortama doğru gidiliyordu. Ancak anlaşılıyor ki; dış devletler Türkiye’nin güçlü olmasını istemiyorlar, güçlü bir ülkeyi tehlike olarak görüyorlar. Devletlerin dostu yoktur, menfaatleri vardır. Dış devletlerin bu olaya yaklaşımı ile bu konuda mesafe alınamadı. Başbakanımızın ve Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, silahlar gömülmeli ve huzur içinde yaşanmalıdır. Çünkü dün huzur içinde yaşıyorduk. Çözüm sürecine gidilecektir. Terörle bir yere varılamaz. Silahla bir şey yapılmaz. Silahın yenisi çıkar, bu işin sonu gelmez. Konuşarak, anlaşarak; akla ve mantığa hitap ederek hareket edilmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde bir çözüm sağlanır diye düşünüyorum. Zaten çözüm yoluna gidileceğine dair bir gidişat var. Terörün bir çözüm olmadığı anlaşılıyor artık” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE, AB’YE MUHTAÇ DEĞİL”

    Meclis Başkanı Kahraman, “2016, Avrupa Birliği ile ilişkiler açısından önemli bir yıl olacak. Fasıllar açılıyor, üyelikle ilgili önemli adımlar atılıyor. Türkiye-AB ile ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna; “Global bir köyde yaşıyoruz. Ekonomik olarak dünya ile bağlılığımız var. Kolay kolay her devlet diğerine kafa tutamıyor. Karşılıklı menfaatler söz konusu. AB bizi almakta yavaş davranıyor. Türkiye’yi 1960’da alacağız demişlerdi, ama hala bir sonuca varılmış değil. Serbest dolaşım imkanı bile yok. Biz AB için değil; çağdaş, demokratik hukuk devletine ulaşma noktasında aldığımız kararlarla yolumuza devam ediyoruz. İlla AB için değil ama, kalkınmış bir Türkiye için adımlar atılıyor. AB önceden üyelik konusunda birtakım zorluklar çıkartıyordu karşımıza. Ama şimdi anlaşılıyor ki; Türkiye’ye muhtaç. Türkiye, AB’ye muhtaç değil. Aynı ölçüde AB Türkiye’ye muhtaç. Bir uyuma doğru gidiliyor. Geçmişte Yunanistan’ın ve Kıbrıs’ın vetosu vardı. Bunlar da aşılır diye düşünüyorum. Türkiye güçlendikçe AB’ye girişimiz hızlanacaktır” diye cevap verdi.

    İsmail Kahraman sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de istikrarlı bir hükümet var. Son 13 yıldaki hamleler bugüne kadarki hükümetlerin yapamadığı kadar fazla. Gayet iyi gidiyoruz, 2019’da 3 seçim olacak. Ben inanıyorum ki; 2019’da istikrarlı bir hükümet çıkacak. Türkiye büyük bir devlet olarak kendisine ait yere ulaşacaktır. Ümitsizliğe kapılmamak gerekiyor. Eleştiriler olabilir ama, yapıcı yönde olmalı. Bardağın dolu tarafını görmemiz gerekiyor. Endişeye yer yok. Çetin Altan’ın ’Enseyi karartmayın’ diye önemli bir sözü vardır. Türkiye olarak enseyi karartmamamız gerekiyor. Şu anda iyi gidiyoruz. Kısa zaman içerisinde Türkiye olarak daha iyi bir seviyeye ulaşacağız diye düşünüyorum.”