Etiket: Başkanlık

  • Hatay’da “Yeni Anayasa Ve Başkanlık Sistemi” Paneli

    Hatay Kutup Yıldızı Derneği tarafından “Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi Paneli” düzenlendi. Panelde konuşan AK Parti İstanbul Milletvekili Nureddin Nebati, “Bugün muhalefet partilerinin söylediği başkanlık sistemi diktatörlük getirir sloganı tamamen yanlış, anlamsız ve Türkiye şartlarına uygun olmayan, gerçekleri yansıtmayan cümlelerdir” dedi.

    Hatay’ın merkez ilçesi Antakya’da düzenlenen “Yeni Anayasa Ve Başkanlık Sistemi” panelinde konuşan AK Parti İstanbul Milletvekili Nebati, başkanlık sisteminin en son eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal zamanında gündeme geldiğini hatırlattı. Daha sonra AK Parti hükümeti döneminde başkanlık sisteminin tekrar gündeme geldiğini kaydeden Nebati, “Ancak bu tartışmalar ideolojik çerçevede yürütüldü ve anlamsız bir hale dönüştürüldü. Şimdi ilk defa Türkiye yeni anayasa ve başkanlık sisteminin ne olduğunu anlamaya çalışan bir toplumsal yapıyla karşı karşıya. Bugün muhalefet partilerinin söylediği Başkanlık sistemi diktatörlük getirir sloganı tamamen yanlış, anlamsız ve Türkiye şartlarına uygun olmayan, gerçekleri yansıtmayan cümlelerdir” dedi.

    Muhalefetin “başkanlık sistemi gelirse diktatörlük gelir” sözlerini eleştiren Nebati, “Diktatörlükte diktatörün ağzından ne çıkarsa o olur ama Türkiye’de her halükarda toplumsal geleneklerimiz, geçmişten gelen siyasi kültürümüz böyle bir şeye izin vermez” diye konuştu.

    Panelin moderatörlüğünü yapan Prof. Dr. Yakup Bulut ise, yaptığı konuşmada her toplumun kendine göre yapılarının olduğunu ve kültürel kodlarının birbirinden farklı olduğunu söyledi. Ancak dünya sistemlerinin incelenmesi gerektiğini ve onların olumlu ya da olumsuz yönlerinin de ele alınıp faydalı olan yönlerinden yararlanmak gerektiğini kaydeden Bulut, “Ama kendine özgü ve kendimize özgü bir sistemi de kurabilmeyi becermeliyiz. Bizim kuracağımız sistem bizde kalmayacaktır. Bölge açısından ciddi bir model oluşturacaktır” dedi.

    Panelistler Prof. Dr. Ensar Nişancı, Dr. Nurettin Nebati, Dr. Murat Yılmaz, Yard. Doç. Dr. Adnan Küçük, Prof. Dr. Şaban Tanıyıcı’nın konuşmalarının ardından panel sona erdi.

  • Başkanlık Sistemi Referandumu Araştırma Sonuçları Açıklandı

    Metropol Araştırma Şirketi kurucusu Özer Sancar, bu pazar başkanlık sistemi ile ilgili referandum yapılsa ve kararsızlar oransal olarak dağıtılsa evet diyenlerin oranının yüzde 45,5, hayır diyenlerin oranının ise yüzde 55,5 olduğunu söyledi.

    CHP İzmir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Cumhuriyet, Barış ve Demokrasi İçin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” konulu panele Metropol Araştırma Şirketi kurucusu Özer Sancar, eski İnsan Hakları Mahkemesi Yargıcı ve eski CHP Milletvekili Rıza Türmen ile Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhan Şenatalar konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü CHP AB Temsilcisi Kader Sevinç üstlendi. Panelde Nisan 2016 döneminde başkanlık sistemi ile ilgili yaptıkları araştırmaları paylaşan Metropol Araştırma Şirketi kurucusu Özer Sancar, “Bu pazar başkanlık sistemi ile ilgili referandum yapılsa ve kararsızlar oransal olarak dağıtılırsa evet diyenlerin oranı yüzde 45,5, hayır diyenlerin oranı ise yüzde 55,5” dedi.

    YÜZDE 74 BAŞKANLIK SİSTEMİNDEN HABERDAR

    2012 yılından bu yana başkanlık sistemi ile ilgili 14 araştırma yaptıklarını kaydeden Sancar, nisan ayında yaptıkları araştırmalarda halkın yüzde 74’ünün başkanlık sisteminden haberdar, yüzde 21’inin ise haberdar olmadığının görüldüğünü belirtti. Sancar’ın verdiği araştırma sonuçlarına göre başkanlık sistemi ile ilgili en fazla bilgi sahibi olan kitle yüzde 82 ile CHP’li seçmenlerden oluşuyor. Bunu yüzde 81 ile HDP’li seçmen takip ederken yüzde 77 ile AK Partili seçmeni en son sırada MHP’li seçmen takip ediyor. Sancar, AK Partili seçmenin 5’te 1’inin başkanlık sisteminden halen haberdar olmadığını kaydederek, “Başkanlık sisteminden en az haberdar olan kitle MHP. AKP’den ve MHP’den başkanlık sisteminden haberdar olmayan kitlenin bilgilendirilmesi, başkanlık sisteminin kabul veya reddedilmesi ilgili hayati öneme sahiptir” açıklamasında bulundu.

    Başkanlık sistemiyle ilgili olarak evet ve hayır diyenler arasındaki farkın düşük ve kritik olduğu kanaatinde olduğunu ifade eden Sancar, “2012 yılında başkanlık sistemi için evet yüzde 43, hayır yüzde 38. Bundan sonra başkanlık sistemine karşı duruş 56’ya çıkmış. Ocak 2016’dan itibaren yüzde düzenli ve azar azar azalma gösteriyor. Başkanlığa taraftar olanlar son 4 araştırmada ciddi değişiklik göstermemesine rağmen hayır diyenlerde anlamlı sayılabilecek bir düşüş var” diye konuştu.

    DOKUNULMAZLIĞIN KALDIRILMASI ARAŞTIRMASI

    Dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin yapılan araştırmalara da değinen Sancar şöyle konuştu:

    “Dokunulmazlığın kaldırılmasıyla bir alan açılmak isteniyor. HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasıyla AKP 15-20 milletvekili fazla alabilir. Güneydoğu’da yaşanan olaylar, Kilis’teki olaylar ve dokunulmazlık olayına bakıldığında iktidarın yakın gelecekte 2016’da baskın seçime gideceği şeklindedir. Kişisel kanaatim dokunulmazlığın sahneye getirilmesi olayını iktidarın referandumu sağlayacağı mekanizmanın sonucu olarak görüyorum. Halkımızın yüzde 45’i dokunulmazlıkların kaldırılması için evet derken, yüzde 41’i kaldırılmasına karşı çıkıyor. CHP seçmeninin yüzde 26’sı bu sahnede yer alıyor. Muhalefet partilerine mesajım var; suç işleyenin dokunulmazlığı kaldırılmalı ama suç işlediğinde yapılmalı.”

    Referanduma katılım konusundaki araştırmaları açıklarken CHP’li seçmene seslenen Sancar, “CHP’li seçmenler temmuz-ağustos aylarında güneşi terk edip sandığa gelmezler” derken, HDP’lilerin yüzde 15’inin bu pazar referandum olsa sandığa gitmeyeceğinin görüldüğünü kaydetti. Sancar, başkanlık sistemini destekleyenlerin en önemli üç faktörünün başkanlık sisteminin mevcut sisteme göre daha iyi olduğunun düşünülmesi, ülkenin daha iyi yönetileceğine inanılması ve Recep Tayyip Erdoğan’ın desteklenmesi nedeniyle olduğunu, bu üç faktörün toplamının yüzde 60’ı bulduğunu ifade etti. Araştırmalara göre başkanlık sistemine karşı olanlarda ise yüzde 25’lik bir kesim diktatörlüğe yol açacağını düşünüyor, yüzde 9,7 demokrasiye zarar vereceğine inanıyor ve yüzde 9,2’lik kesim ise parlamenter sistemi yeterli buluyor. Araştırmalara göre AK Parti seçmeninin yüzde 80,4’ü başkanlık sistemine evet derken, yüzde 8,3’ü hayır; CHP seçmeninin yüzde 3,6’sı evet ve yüzde 93,9’u hayır; MHP seçmeninin yüzde 7,6’sı evet ve yüzde 78,2’si hayır; HDP seçmeninin yüzde 4’ü evet ve yüzde 87’si hayır diyor.

    “GAFLET VE DALALET İÇİNDE SÖYLEDİ”

    Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren CHP İzmir İl Başkanı Alaattin Yüksel ise, “Yeni anayasa lafını çok duyar olduk. Fiili başkanlık sistemini başlatan Cumhurbaşkanı yasal alt yapısını gerçekleştirmek için yeni bir anayasa istiyor. Biz de önümüzdeki süreçte belki referandumlarda tüm yurt sathında bununla yüzleşeceğiz. Bu yüzden hazır olmamız gerekiyor. Hemen her gün yeni bir şeyle karşılaşıyoruz. Meclis Başkanı, yasama organının başkanı çıkıyor yeni bir anayasanın nasıl olması gerektiğinin işaretlerini veriyor. ‘Sınıflarda kız-erkek öğrencileri ayıracaklar’ derken, Meclis eski Başkanı Sadık Yakut çıktı ‘kız-erkek öğrencileri sınıflarda ayırmak gerekiyor’ dedi. Şimdi Meclis Başkanı ‘dindar anayasa yapmalı’ dedi. Kindar-dindar gençliği duyduk ama dindar anayasayı ilk kez duyduk. Laiklik din ve vicdan özgürlüğünün teminatıdır. Herkesin inancını özgürce yaşamasını sağlayacak sistemdir. Gaflet, dalalet, hatta hıyanet içinde kalktı böyle bir şey söyledi. Bizim çok donanımlı, bilinçli olmamız, bunları iyi anlatabilmemiz gerekiyor. Onun için buradayız” dedi.

    “PARLAMENTER SİSTEMİN DEMOKRASİYE YOL AÇMA OLASILIĞI ÜÇ KAT DAHA YÜKSEK”

    Panelde konuşan eski İnsan Hakları Mahkemesi Yargıcı ve eski CHP Milletvekili Rıza Türmen ise, başkanlık sistemi ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Türmen, “Başkanlık sistemi ile ilgili Türkiye’de bilgi kirliliği var. Başkanlık sistemi, yürütme gücünün halkın seçtiği başkana ait olan sistemdir. Araştırmalar gösterir ki parlamenter sistemin demokrasiye yol açma olasılığı başkanlık sistemine göre 3 kat daha yüksektir. 53 ülkede yapılan bir araştırmaya göre 53 ülkede başkanlık sistemini uygulayan 25 ülkeden sadece yüzde 5’si demokratik kalmış. Buna karşılık parlamenter sistemi uygulayan 28 ülkeden 17’si demokratik olarak kalmış. Bu araştırma daha sonra daha ayrıntılı şekilde tekrarlanmış. O zaman da aynı sonuç çıkmış. Ekonomist dergisinin 2013 yılında yaptığı Demokrasi Endeksi araştırmasında tam demokrasi olan 25 ülkeden 3’ü başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Otoriter rejim diye nitelendirilen kategoride 52 ülkenin 22’si başkanlık veya yarı başkanlık sistemi ile yönetiliyor” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE’DE PAYLAŞMACI DEMOKRASİYE İHTİYAÇ VAR”

    “Başkanlık sisteminde kazanan her şeyi alıyor, kaybeden her şeyi kaybediyor” diyen Türmen, başkanlık sisteminin kutuplaştırmayı artıran, uzlaşıcı bir rejimi zorlaştıran bir faktör olduğunu savundu. Türmen, şöyle devam etti:

    “Başkanlık sisteminin katılığı var. Başkan belirli süre için seçiliyor. Başarısız olsa dahi, halk desteğini kaybetse dahi o süre içinde devam ediyor. Ta ki süresi bitene kadar. Bu katılık iyi de kötü de olabilir. Halk desteğini kaybetmiş bir başkan görevine devam edebiliyor ya da başarılı bir başkan görevi bittiğinde devam edemiyor. Başkanlık, paylaşmacı demokrasiyi teşvik etmez, tam tersi çoğulcu demokrasiyi teşvik ediyor. Türkiye gibi kutuplaşmış ülkelerde paylaşmacı demokrasiye ihtiyaç vardır.”

    “TÜRKİYE’DE DEMOKRATİKLEŞMESİNİN YAPISAL SORUNLARI VAR”

    Başkanlık sisteminin Amerika’da başarılı olmasının sebeplerini de sıralayan Türmen, Amerika’da iki parti olduğunu ve bu iki partinin arasında ideolojik farlılıkların fazla olmadığını kaydetti. Amerika’nın kendi geliştirdiği bir demokrasi kültürü olduğunu kaydeden Türmen, şunları söyledi:

    “Türkiye’de demokratikleşmesinin yapısal sorunları var. Çok merkezi bir devlet yapısı var. Türkiye siyasetinde otoriter eğilimleri çok görüyorsunuz. Kutuplaştırma eğilimi var. AKP olunca bunlar kat be kat böyle oluyor. Bugün bütün kurumlar yürütmeye bağlı. Yargı da buna dahil. Buna karşılık istihbarat güçlendirildi. Güçler ayrılığı yok. Güçler birliğinden söz edebiliriz. Hukuk devleti Türkiye’de bugün çok zayıfladı. Türk siyasetin içinde taşıdığı yapısal sorunlar Başkanlığa elverişli değil.”

    “BÜYÜK, MEŞAKKATLİ VE ZOR BİR İŞ”

    Türk siyasetinin 1876’dan bu yana her zaman parlamenter sistemle geliştiğini, Türkiye’deki başkanlık sisteminde sadece etkilenecek olanın başkanlık olmayacağını ifade eden Türmen, “Bütün kurumları yeniden dizayn etmeniz gerekecek. Büyük, meşakkatli ve zor bir iştir. Bütün demokratik geleneklerinizi olduğu gibi değiştirmek zor bir iştir. Neden bu kadar büyük bir zorluğa gireceğiz ayrı bir soru” diye konuştu.

    “İYİ BİR BAŞKANLIK DAHİ TÜRKİYE’NİN YAPISINA UYGUN DEĞİL”

    İyi bir başkanlık sisteminin dahi Türkiye’nin demokratik gelişmesine, geçmişine ve Türk siyasetinin yapısına uygun olmadığını savunan Türmen, “Amerika’daki başarılı başkanlık sistemi modeli getirsek bile Türk siyasetinin yapısı başkanlık sisteminden tek adam yönetimi doğuracaktır. Bir de AKP’nin getirdiği başkanlık sistemi ise bir hükümet değişikliği değildir. Biz rejim değişikliğidir. Başkanlık sistemi çok katı bir güçler ayrılığı öngörmekteyken, AKP’nin önerdiği sistem, kuvvetler birliği sistemi getirmektedir. Burada ideolojik bir şey var. Tek tipçi bir Sünni İslamcı bir otoriteyi kabul ettirmek gibi bir amaç güdülmektedir. AKP’nin getirdiği öneri çoğulculuğa izin vermeyen, tek tipçi Türkiye, Sünni İslamcı rejim giydiren bir öneridir. Altında yatan temel ideolojiyi görebilmek lazım. Bu sistemde başkan aslında bir monarktır. Hem hükümetin, hem partinin, hem de bütün halkı kucaklayacak bir devlet başkanıdır” dedi.

    “ABESLE İŞTİGAL TARTIŞMA”

    Başkanlık sistemi tartışmalarını 2016 Türkiyesi’nde yapmanın abesle iştigal olduğunu ancak yapmaktan kaçılamayacağını belirten Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhan Şenatalar da, şunları söyledi:

    “Bu tartışmayı mecburen yapacağız. Çok donanımlı olarak yarın sahaya inmemiz gerekecek. Bir siyasi sistemde güç ne kadar merkezileşiyorsa demokrasiden o kadar uzaklaşırsınız. Güç yozlaştırır. Getirilen sistem Türkiye’de siyasi iktidarın paylaşılmasını getiriyorsa o zaman ciddiye alınır ama iktidarın yoğunlaşmasını getiriyorsa karşı çıkmak zorunludur. Yalan yanlış iddialarla karşılaşıyoruz. Eğitim, sağlık göstergeleri yukarıda olan ülkelere baktığınızda istisnai olarak başkanlık sistemi ile yönetilen ülkeler var. Bizim AKP’liler en başarılı olan Amerika’daki sistemi beğenmiyorlar.”

    “AKLINA ŞAŞARIM”

    Brezilya, Arjantin, Meksika ve Şili gibi başkanlık sistemi ile yönetilen ülkeleri sıralayan Şenatalar, “Bu ülkelerde ‘Başkanlık sistemi oldu diye demokrasi geldi’ diyen varsa aklına şaşarım. Başkanlık sistemi aslında kendi varlığını daha güçlendirmek için bir takım liderler için uygun bir sistemdir” dedi.

    Şenatalar, laiklik tartışmalarına ilişkin de şu ifadeleri kullandı:

    “Meclis’in başına gelmiş bizler için talihsizlik olan şahıs ‘Anayasa laiklik olmamalı’ dedi. Dine dayalı bir madde olmasının gerekli olduğunu söyledi. Yalan yanlış gerekçe ile dünyada üç tane anayasada laiklik varmış, öbürlerinde yokmuş; Türkiye, Fransa ve İrlanda. Yunanistan ve Danimarka anayasasında din yazar. Bu arkadaş laikliğin yazdığı anayasalar Türkiye, İrlanda ve Fransa demiş. Halbuki İrlanda anayasasında da din var. Dışındakilerde din yazmamış ama din ve vicdan özgürü yazmış ve ‘devlet dinler arası ayrım yapmaz’ demiş. Adına laiklik demiş olması gerekmiyor. İrlanda anayasası ‘dini eğitim verilen okullara giden çocuklar zorunlu din dersi almak zorunda değildir’ demiştir. AKP’nin projesi otoriterlik artı dinileştirilen bir toplum projesidir.”

  • Çakıcı: “Cumhurbaşkanı Terörü Bitirirse Yarı Başkanlık Sistemi Ona Helal Olsun”

    Edirne F Tipi Cezaevi’nde yatan Alaattin Çakıcı, gardiyanı Ekim ayında kalemle yaralamaktan hakim karşısına çıktı. Çakıcı, savunmasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Terörü bitirirse yarı başkanlık sistemi ona helal olsun. Ömrümde kedi gibi yatmadım. Şu anda Edirne F Tipi’nde kedi gibi yatmıyorum” dedi.

    Edirne 6’ncı Asliye Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan Çakıcı, savunmasında DKHP/C üyesi hükümlünün koridorda yumruk atmaya çalıştığını, çıkan arbedede infaz koruma memurlarının araya girdiğini, elindeki kalemi savurması sonucu bir memurun alnından yaralandığını ifade etti.

    16 Ekim’de Tekirdağ Yüksek Güvenli F Tipi Cezaevinden Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü kararıyla Edirne’deki Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’ne nakledilen Çakıcı, “Koridorda bir mahkum telefon görüşmesi yapıyordu. Arkasında da bir görevli vardı. Görevli bana telefon görüşmesi bitti, bir dakikası kaldı, istersen geçelim” dedi. Ben o şahısın DHKPC’li olduğunu bilsem daha tedbirli hareket ederdim. Ben de sahşi adli mahkum zannettim. Ben de ’benim için farketmez buyur’ dedim. Sonra içeri girdim o çocuk bana bakıp güldü. Beni daha müsait sol taraftan getirmesi gerekirken direkt onun hizasından getirdiler. O çocuk bana gülümsedi. Arkasını döndü ve kamerayı kapattı. Arkasında bir memur vardı. ’Bu Aleattin abi değil mi?’ dedi. O görevli de ’Bağıra bağıra Aleattin Çakıcı’dır’ dedi. Ben de gülüp merhaba dediği için ben de elimi uzatıp ’Merhaba’ dedim. Beni getiren gardiyan benim önüme bloke yaptı. O kişi bana gardiyanın omuzunun üzerinden yumruk salladı. Yüzümü çektiğimde yanağımı sıyırıp geçti. Ben de o arada tekme vurdum. Karşı duvara gitti. Bir anda 30 gardiyan çıktı. 3 tanesi bir kolumdan, 3 tanesi bir kolumdan tuttu. Diğerleri de 6-7 kişi diğer şahısı korumaya aldılar. Bir ara beni bıraktıklarında elimdeki cisimle yukarıdan aşağıya attım, gırtlağından aşağıya attım. 2 tanesini tutabildiler, 3’ncüsü ona geldi. Yerden kaldırmadan 4’üncü gardiyanın başına isabet ediyor ve ikisi birden yere düştü” ifadelerini kullandı.

    Mahkeme, duruşmayı 12 Temmuz 2016 tarihine ertelerken, cezaevindeki kamera kayıtlarını da incelemek istedi.

  • Burhan Kuzu, Başkanlık Sistemini Anlattı

    AK Parti İstanbul Milletvekili ve MKYK üyesi Prof. Dr. Burhan Kuzu, “Biz içinde başkanlık modeli olan yeni bir anayasayı mutlaka referanduma götürmek istiyoruz. Biz referandumsuz rakamı bulsak bile mutlaka halkın görüşünü almak isteriz” dedi.

    AK Parti İstanbul Milletvekili ve MKYK üyesi Prof. Dr. Burhan Kuzu, ’Her Yönüyle Başkanlık Sistemi ve Yeni Anayasa Kavramı’ konulu konferans ve kendisine verilecek fahri doktora töreni için Pamukkale Üniversitesi’ne geldi. PAÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferans öncesi basın mensuplarının sorularını cevaplayan Burhan Kuzu, yeni anayasa referandumu ve başkanlık sistemi ile ilgili açıklamalarda bulundu.

    Kuzu, “Bizim bir anayasa hazırlığımız var. Birkaç ay içinde bu anayasa hazırlığı tamamlanır diye düşünüyoruz. Ardından bunu tartışmaya açacağız. Komisyondan geçince de genel kurula getireceğiz. Bu konuda sayı sorunumuz var. 316 vekilimiz var. 14 vekilin tamamlanması gerekir. Gizli oylamada muhalefetten destek gelir mi gelmez mi ya da bizden fire olur mu bilmiyoruz. Oradan geçerse referandum gözükür. Ancak oradan geçmezse millete verdiğimiz sözü yapmış oluruz. Referandum için meclisten geçmesi gerekir. Anayasa yapmak için yeni bir seçim çalışmamız ise yok. Biz içinde başkanlık modeli olan yeni bir anayasayı mutlaka referanduma götürmek istiyoruz. Biz referandumsuz rakamı bulsak bile mutlaka halkın görüşünü almak isteriz” dedi.

    BURHAN KUZU’YA FAHRİ DOKTORA

    Daha sonra kongre salonuna geçen Burhan Kuzu konferans verdi. Programa, Denizli Valisi Şükrü Kocatepe, Denizli Büyükşehir Belediye başkan yardımcısı Ali Değirmenci, PAÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Denizli Emniyet Müdürü Hüseyin Namal, AK Parti Denizli İl Başkanı Necip Filiz, eski milletvekilleri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından PAÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Burhan Kuzu’ya cübbesini giydirip fahri doktorayı takdim etti.

    “BAŞKANLIK SİSTEMİNİ LİDERLER KENDİSİ İÇİN İSTİYOR SÖZÜ DOĞRU DEĞİL”

    Doktora töreninin ardından konferansa başlayan Prof. Dr. Burhan Kuzu, Başkanlık Sistemi ile ilgili bilgi verdi. Kuzu, “Hiçbir sistem bizim babamızın oğlu, halamızın torunu değil. Bunu şu yüzden söylüyorum. Başkanlık sistemini kendisi için istiyor falan deniyor. Eskiden Özal için söylerlerdi şimdi Tayyip Bey için söylüyorlar. Bu laf çok basit kalıyor. İnsanlar bunu mezara mı götürecek? Adam zaten Cumhurbaşkanı olmuş. Meseleyi sığ bir alana çekip orada boğmak doğru değil” dedi.

    “KOALİSYON GEÇİMSİZLİK DEMEK”

    Konuşmasında koalisyon hükümetlerini eleştiren Kuzu şunları söyledi: “Sürekli bankaların hortumlanması oluyordu. Nasılsa para devletin. Burada hantal bir yönetim vardı. 42 tane bakan vardı. Allah’tan korkun be. Bu masraf, bürokrasi, geçimsizlik demektir. Bunlarla toplantı bile yapamazsın. Bakanlar arasında güven olmadığı için işler yürümüyordu. Seçim gelince hemen koalisyondaki partiyi satıyorlardı. E dün kankaydınız ne oldu? Bizim bu coğrafyada koalisyon yürümüyor. 93 yılda 64 hükümet kurulmuş. Normalde bu kadar hükümeti 256 yılda kurmamız gerekirdi.”

    “Başkanlık sisteminde yüzde 10 barajı kalkacak” diyen Kuzu “Baraj sıfır olacak. Belki yüzde 1’lik bir baraj olur. Çok fazla dağılım olmasın diye. Bugünkü parlamenter modelde kuvvetler ayrılığı yok. Adı var kendisi yok. Buralarda düzelme olacak” ifadelerini kaydetti.

  • Başkanlık Sistemi Ve Erdoğan’a Destek İçin Türkiye Turuna Çıktı

    Türkiye’nin gündeminde olan Başkanlık sistemine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a destek vermek isteyen bir vatandaş, Cumhurbaşkanlığı arması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğraflarıyla süslediği aracıyla Türkiye turuna çıktı.

    Hükümet meydanında basın mensuplarına açıklama yapan Erol Özavcı, “Cumhurbaşkanlık seçiminden bu zamana kadar Cumhurbaşkanımıza destek vermek için Türkiye turuna çıkmıştım. Bugün tekrar Cumhurbaşkanımıza destek vermek için, Başkanlık sistemi için Türkiye turuna çıkıyorum. Türkiye’mizin en güzel ili Aksaray’dayım. Hemen hemen birçok kenti dolaştım. Buradan Niğde, Kayseri ve Malatya’ya gidip oraları bitirip Ege’ye çıkacağım” dedi. Vanlı olduğunu, doğma büyüme Kocaelili olduğunu anlatan Özavcı, şunları söyledi: “Kürdüm. Bir Kürt kardeşiniz olarak hepimiz birlik ve beraberlik içerisinde yaşayan insanlarız. Et ve tırnak olmuş insanlarız. Elhamdülillah Müslümanız. Müslümanlığımızı bildiğimiz içinde bizi kimse ayıramaz. Bu nedenle Türkiye’nin daha ileri gitmesi için, Cumhurbaşkanımız da iyi hizmetler verdiğini bildiğimiz için, Cumhurbaşkanımıza destek vermek için bugün buradayım. Özgürlükçü, şahsiyetli ve dik duruşlu. Bağımsızlığın anıt ismi. Yükselen yeni Türkiye’nin kurucusu. Memleketin kurtarıcısı. Milli çelik iradenin lokomotifi ve sembol ismi. Milletin evladı. Memleketin adamı Recep Tayip Erdoğan.” Eski demokratik sol parti genel başkan adayı Erol Özavcı olarak, yani bu milletin bir evladı olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir vatandaşı olarak bu milletin kadrini, kıymetini, değerini bilmek ve hakkını teslim etmek adına, ona destek olmak, kutlu yürüyüşüne katkı vermek adına yollarda olduğunu söyledi.

    Özavcı, Erdoğan’ın yürüyüşünün mazlumların, mağdurların, kısacası tüm dünya düşkünlerinin sesi, dirilişi, kalkışı ve direnişi olduğunu sözlerine ekledi.