Etiket: Başkanlık

  • (Özel haber) Erdoğan’a yazdığı ‘Başkanlık’ şarkısı tıklanma rekoru kırıyor

    Tasavvuf müziği sanatçısı Muharrem Aygün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için şarkı yazdı. ‘Seni Başkan Yapacağız’ isimli eser, internette tıklanma rekorları kırdı.

    İzmir’de yaşayan tasavvuf müziği sanatçısı Muharrem Aygün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şarkı yazdı. Eşinin gördüğü bir rüyadan etkilenerek duygularını söze döktüğünü anlatan Aygün, ardından sözleri besteledi, stüdyoya girip şarkıyı seslendirdi. Aranjesi Hakan İzmir’e, müzik yönetmenliği Miraç Yılmaz’a ait olan şarkı ise sosyal ağlarda da paylaşım rekorları kırmaya başladı.

    Eşinin gördüğü rüyadan sonra şarkıyı yazdı

    Binlerce kez tıklanan şarkının çıkış hikayesini anlatan Sanatçı Muharrem Aygün, “Eşimin gördüğü bir rüyayla bu parçayı yapmaya karar verdim. Rüyasında Cumhurbaşkanımızı bir evde kendi babası olarak görüyor. Eşim, ‘Babacığım sen niye buradasın, sen Cumhurbaşkanısın’ diyor. Sayın Cumhurbaşkanımız da ‘Çok yoruldum artık’ diyor. Böyle olunca gündemimizde de şu an referandum, yeni Anayasa var. Kalbimizden geçen de büyük Türkiye için güzel şeylerin olması. Bende böyle bir parça yazmayı düşündüm. Dilimizde, kalbimizde olanı kağıda döktük. Bunu da okumaya çalıştık” dedi.

    Tehditler almaya başladı

    Şarkıyı bir hafta önce sosyal paylaşım sitesi youtube’a yüklediklerini ve beklemedikleri bir şekilde tıklanma aldıklarını belirten Aygün, olumlu beğenilerin yanı sıra tepkiler de aldıklarını ifade etti. Birçok kişiden eleştiri mesajları almasının yanı sıra tehditler de aldığını aktaran Muharrem Aygün, şunları söyledi:

    “Bu parçayı kaldırmazsam, eşimin çalıştığı kurumdan ayrılacağına kadar söylüyorlar, gece belirli telefonlar geliyor. Örneğin bir tane özel numara aradı ve kendisi hakkında da zaten savcılığa şikayette bulunduk. Dedi ki, ‘Eşin çalıştığı kamu kurumunda eskisi gibi çalışamayacak. Bu şarkıyı kaldırın, bunu kaldırmak zorundasınız’ dedi ve kapattı.”

    “Mitinglerde şarkımın çalınmasını çok isterim”

    Gelen tehditlerin kendisini yıldıramayacağını belirten Aygün, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ayrı bir gönül muhabbeti duyuyorum. Zindanlardan çıktı, ‘muhtar bile olamayacak’ denilen bir şahsa bir bakıyorsunuz başbakan, cumhurbaşkanı. Zindanlardan çıktı, hapishanede kaldı, sonra milleti toplaması, Türkiye’nin istikrar yakalaması. Türkiye dediğiniz zaman Recep Tayyip Erdoğan deniliyor. İşte tüm bu duygularla bu parçayı yaptım” diye konuştu. Hayalinin, yaptığı şarkının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın referandum ve başkanlık yarışında çalması olduğunu belirten Muharrem Aygün, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Normalde ben tasavvuf müziği sanatçısıyım ve tasavvuf müziği icra ediyorum. Alllah’ı, Resulü, ashabı kiramı anlatan ilahiler okuyoruz. Bu şarkıyı ise gittiğimiz her mekanda okuyamayacağız. Tamamen siyasi ve bir dava adamını anlatan bir parça olduğu için okuyamayabilir. İsteriz ki her yerde okuyalım. Ben isterim mitinglerde benim parça çalsın, herkes hep bir ağızdan dönmeyeceğiz bu yoldan desin. ‘Seni başkan yapacağız Recep Tayyip Erdoğan’ desin. Çok isterim.”

    İşte “Seni Başkan Yapacağız” şarkısının sözleri:

    ” Zindanlardan milyonlara lider olan yiğit adam

    Hak aşkıyla iman ile kefen giyip yola çıkan

    Dört düveli Allah için titreterek korku salan

    Milletin kabul olan duası sen Erdoğan

    Seni başkan yapacağız Recep Tayyip Erdoğan

    Ümmet senin hep yanında, sen vazgeçme hiç davandan

    Korkmuyoruz ne tüfekten ne de tanktan

    Bütün dünya hep bir olsa dönmeyeceğiz bu yoldan

    Ülke ülke bucak bucak mazlumlara kucak açan

    Tüm inanmış gönüllere barış olup umut saçan

    Ülkesine ışık olan her zillete hep dik duran

    Ebu Leheb ordusuna demir gibi yumruk vuran

    Selalarla darbeleri yıkan asil komutan

    Bir sözü ile milletini meydanlara dolduran

    Vatan için hep bir olup zalimleri durduran

    Son sözümüz sende olsun, bütün dünya bunu duysun.”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rajaonarimampianina heyetlerararsı görüşmeye başkanlık yaptı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Madagaskarlı mevkidaşı Hery Rajaonarimampianina heyetler arası görüşmeye başkanlık yaptı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi karşılama töreninin ardından Madagaskar Cumhurbaşkanı Hery Rajaonarimampianina ile baş başa görüştü. İkili daha sonra heyetler arası görüşmeye başkanlık etti. Görüşmede iki ülke ilişkilerinin yanı sıra küresel konular ele alındı.

  • Canpolat’tan Başkanlık Sistemi hakkında açıklama

    Osmanlı Ocakları Kurucu Genel Başkanı Kadir Canpolat yaptığı yazılı açıklamada Başkanlık Sistemi hakkında “Bu sistem yiğidin bin yaşadığı, fırsatın bir düştüğü sistemdir” dedi.

    Osmanlı Ocakları Kurucu Genel Başkanı Kadir Canpolat, Başkanlık Sistemi ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Canpolat sistem için “Bin yıllık tarihi bir fırsattır, yiğit bin yıl yaşar fırsat bir düşer” dedi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Cumhurbaşkanlığı sistemi tarihi bir fırsattır. Asırlardan beri arzu edilen yönetim sistemi yapılacak olan referandumla yürürlüğe gireceğini Ümit eriyoruz. Halkımız da karşılığı olan ve heyecanla arzulanan bu sisteme geçmek için oylarımızı biz Osmanlı Ocakları derneği olarak yurt genelinde ki teşkilatlarımızla istişare sonucu yapılacak olan referandum da ’evet’ oyu kullanacağız.

    Biz geçmişten gelen liderlik sistemine alışkın bir sistem ile kendimizi ve gelişen dünya sistemi içinde ülkemizi bu şekilde temsil edebiliriz.Türk tarihi hanlık, hakanlık ile başlamış, padişahlık sistemiyle buluşmuş nihai Cumhuriyet rejimine kavuşmuştur. Cumhuriyet rejimiyle de devam edecek olması bizim için önemlidir. Cumhurbaşkanlığı sistemi rejim değişikliği değil, Aksine Cumhuriyet rejimini taçlandırarak Cumhurbaşkanlığı sistemiyle devletimizin yönetimde hızlı karar alma ve uygulama yapabilme manevraları ile keskin ve netice alıcı bir yönetim sistemi gücümüze güç katacaktır.

    Devlet yönetiminde tek kişinin egemen olduğu rejim, mutlak monarşi; tek kişinin, kralın, imparator yada padişahın yetkilerini meclisle paylaştığı rejim meşruti (meşrutiyet yönetimi) monarşi; yönetimde belirli bir sınıfın, kesimin, yada zümrenin söz sahibi olduğu rejim oligarşi; yöneticilerin, devlet yönetiminde iktidarların seçimle değiştiği rejim cumhuriyet rejimidir. Cumhuriyet rejimi otoriter cumhuriyet ve demokratik cumhuriyet olmak üzere ikiye ayrılır. Çoğulcu, katılımcı, çok sesli ve halkın karar alma mekanizmalarına katıldığı rejimler demokratik cumhuriyet (Fransa, Türkiye); adında sadece cumhuriyet olan, baskıcı ve yönlendirmeli seçimlerin yapıldığı, herkese seçme ve seçilme hakkının verilmediği, kısıtlamaların olduğu rejimler otoriter cumhuriyettir (Mısır, Suriye). Yani yukarıda ifade edilen eleştiri bağlamında sistemin değişmesi ile rejim değişikliği söz konusu olmaz, sistem değişikliği ile rejim değişikliğini, sapla samanı birbirine karıştırmamak, öküz altında buzağı aramamak gerekmektedir.

    Cumhurbaşkanlığı sistemi, devlet başkanlığı ile hükümet başkanlığının Başkanın kendisinde toplandığı, Başkana güçlü ve etkin görev ve yetkilerin verildiği, yürütmenin Başkana ait olduğu bir yönetim sistemidir. Yürütmeyi oluşturan Başkan ve Bakanlar Parlamento üyesi değildir. Başkan kendi ekibini kendisi, Parlamento dışından oluşturması çok değerlidir. Başkan yürütme yetkisini tek başına kullanması ayrı bir güçlü yetkiyi elde ederek Dış politika, savunma ve ekonomi konularında politikaları belirleme, askeri, sivil ve yargı alanında üst düzey atamaları yapma yetkisi çok yerinde olacaktır. CumhurBaşkanı yalnız, yasama ve yargı alanlarına asla müdahale edemez, talimat veremez. Ulusal güvenlik politikaları, önemli ve stratejik meselelerle ilgili Parlamentoya mesaj gönderebilir. Cumhurbaşkanlığı sisteminde, Demokratik Parlamenter sistemde olduğu gibi (Cumhurbaşkanı, Başbakan) çok başlılık söz konusu değil, tüm yürütme yetkisi Cumhurbaşkanında toplanacaktır. Bu bağlamda, devlet yönetimde etkinlik, verimlilik, hızlı karar alma, alınan kararların hızla uygulanması ve hızlı reform süreci ile hızlı kalkınma söz konusudur. Yani siyasi istikrar, güçlü yönetim, hızlı kalkınma, ekonomik istikrar mevcut olacaktır.

    Cumhurbaşkanlığı sisteminde set güçler ayrılığı ilkesi olacaktır. Bu ilke gereğince güçlü bir denetim ve denge (check and balance) mekanizması işlemekte, devlet erkleri (Yasama, yürütme, yargı) arasında keskin bir ayrım vardır. Yani erkler arasında ilişki, iletişim veya yönlendirme, talimat mutlak surette söz konusu değildir. Cumhurbaşkanı’nın Parlamentoyu fesih yetkisi, Parlamentonun da yürütmeyi düşürme yetkisi yoktur. Cumhurbaşkanı’nın Parlamento’dan çıkan yasaları veto yetkisi, Parlamento’nun da önemli atamaları, Bütçe yasasını denetleme, gerektiğinde onaylamama yetkisi bulunmaktadır. Yürütme de, yasama da beş yıllığına göreve gelir, erken seçim söz konusu değildir. Bu sistemde parti disiplini olmadığından, grup kararı alma yöntemi bulunmadığından, Bakanların meclis üyeleri arasından seçilmemesi nedeniyle meclis üyelerinin Bakanlık hedefi bulunmadığından, ayrıca meclis üyeleri ön seçimlerle belirlenerek seçildiğinden ve Demokratik Parlamenter sisteminde olduğu baskıcı, ceberrut liderler sultası bulunmadığından meclis üyeleri, hür iradeleri ile hareket edebilmektedirler. Çünkü sert güçler ayrılığı ilkesi vardır. Çoğulcu demokrasinin gereği de budur.

    Demokratik Parlamenter sistemde ise yumuşak güçler ayrılığı ilkesi vardır. Bu sistemde sıkı parti disiplini ve lider sultası ve hakimiyeti nedeniyle millet iradesinin meclise tam olarak yansıdığını görmek, Milletvekillerinin bağımsız hareket edip hükümet üzerinde denetim fonksiyonu sağladığını söylemek mümkün değildir. Çünkü bu sistemde hükümetin istediği yasalar meclisten geçmekte, parti liderlerinin yönlendirmesi yönünde meclis üyelerince irade beyanında bulunulmaktadır. Bu durum ise son derece demokrasinin ruhuna aykırıdır. Demokratik Parlamenter sistemde erkler arası yumuşak ilişki nedeniyle siyasi ve ekonomik istikrardan bahsetmek olanaklı değildir. Çünkü yürütme yasamayı, seçimlerin yenilenmesine karar vererek, fesih edebilir, yasama da yürütmeyi düşürebilir. Tek başına iktidarların çıkmadığı dönemlerde her zaman hükümet değişikliği, seçimlerin yenilenmesi söz konusu olabilir.

    Cumhurbaşkanlığı sisteminin dünyada uygulanmasında, ilk ve tek kullanılacak ülke Türkiye’dir. Buna yakın en başarılı uygulandığı ülke Başkanlık sistemiyle Amerika’dır. Başkanlık sisteminin bir başka versiyonu Yarı Başkanlık sistemidir. Yarı Başkanlık sistemi günümüzde Fransa’da uygulanan sistemdir. Bu sistemde ise Devlet Başkanının dış politika, savunma, ekonomi ve üst düzey bürokratların atanmaları konusunda önemli yetkileri vardır. Yürütme erki Devlet Başkanı ile Bakanlar Kurulundan oluşur. Başbakanın yetkileri ise daha kısıtlı ve sınırlıdır.

    Türkiye’de Başkanlık sistemi ile ilgili tartışmalara baktığımızda Başkanlık sistemini savunanlar, karşı çıkan olduğu gibi, uygulamalar dikkate alındığında farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Rejimin adı Cumhuriyet olmakla birlikte Cumhuriyetin ilk yıllarında güçlü liderlik, topluma ışık tutma, belirleyici olma bakımından fiiliyatta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Cumhurbaşkanlığında Başkanlık sistemi güçlü bir şekilde uygulanmıştır.

    Türkiye’de Başkanlık sistemine geçilmesi gerektiğini, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel güçlü bir şekilde ifade etmişler, günümüzde ise 12. Cumhurbaşkanı ve 15 Temmuz’u yaşayan lider Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun bir şekilde belirtmektedir. Bu arada Alparslan Türkeş tarafından bu konuda belirtilen söz oldukça anlamlıdır. 1978 yılında yayınlanan ikinci baskısı yapılan kitabında : “Milliyetçi Hareket Tek Başkan Tek Meclis sistemini savunur. Çağımız kuvvetli, adil ve hızlı icra çağıdır. Türk Milleti dünya Devletleri kurduğu devirlerde kuvvetli, adil ve hızlı icra sistemini uygulamıştır. Kuvvetli ve hızlı icra, icra gücünün tek elde toplanmasıyla mümkündür. Bunun için Tarih ve Töremize uygun olarak Cumhurbaşkanlığı Sistemini savunuyoruz”( A. Türkeş, Dokuz Işık, İstanbul 1978, s. 267).

    Cumhurbaşkanlığı Sistemi, eski Türkiye’nin kokuşmuşluğunun giderilmesini, prangalardan kurtulmak suretiyle köklü reformların yapılmasını ve yeni Türkiye’nin inşasının yolunu açacaktır. Ülkemiz için öngörülen Başkanlık Sistemi, eyalet sistemi (federasyon) ve demokratik özerklik olmaksızın tek meclisli, Türk Tipi Cumhurbaşkanlığı Sistemi’dir. Bu sistemde yerel yönetimlere idari,mali ve ekonomik özerklikler tanınabilir, yerel hizmetlerin yerinden yürütülmesi sağlanabilir. Bu da çağdaş kamu hizmeti anlayışının bir gereğidir”.

    Canpolat, Türkiye’de Başkanlık Sistemi’ne geçilmesini gerektiren faktörleri şu şekilde sıraladı:

    “1-Türkiye’nin 2. dünya savaşına girmemesine, Almanya ve Japonya gibi yerle bir olmamasına rağmen, onların fersah fersah gerisinde bulunması, her alanda istenilen kalkınma hamlesini gerçekleştirememesi,

    2-Sürekli olarak iç siyasi, askeri, sosyal çatışma, kamplaşma ve didişme sürecinin devam etmesi (Dinli- dinsiz, laik-anti laik, Türk-Kürt, Alevi-Sünni, sağcı-solcu, darbeci- darbe karşıtı…),

    3-Yaklaşık her on yılda bir ekonomik krizler ve askeri darbelerinin yaşanması, askeri vesayetin söz konusu olması ile gerçek anlamda egemenliği, son on yıla kadar, askeri-sivil oligarşik azınlığın elinde bulundurması,

    4- Siyasi istikrarsızlıkla birlikte ekonomik istikrarsızlığın da yaşanması,

    5- Etkin, verimli, güçlü, hızlı karar alabilen ve aldığı kararları hızla uygulayabilen yönetimlerin çok az işbaşında kalması, etkisiz ve verimsiz yönetimlerin işbaşında olması, siyasi didişmelerin yaşandığı koalisyon hükümetleri dönemlerinin sık sık söz konusu olması,

    6- Cumhuriyet tarihi boyunca, rüşvet, ihtilas, irtikap, adam kayırma, yolsuzluk, yağma, talan ve hortumlamaların hiç eksik olmaması; kamuda ve siyasette vazifemi yaparım gözümü kaparım, salla başı al maaşı, devletin parası deniz yemeyen domuz politikalarının yürütülmesi,

    7-Devlet yönetiminde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.” ilkesinin tam olarak hakim kılınamaması,

    8- Tam cumhuriyet ve tam demokrasinin uygulanamaması,

    9- Sorunların hızla çözülerek siyasi, ekonomik, idari, yargısal vb. köklü yapısal reformların bir türlü gerçekleştirilememesidir.

    Canpolat, Başkanlık Sistemi’ne geçilmesi ile öngörülen amaçları da şöyle belirtti:

    1- Devlet yönetiminde güçlü, etkin, verimli bir yapının oluşturularak istikrarın sağlanması ,

    2-Tam cumhuriyete geçilmesi, tam ve çağdaş demokrasinin uygulanması,

    3- Devletin ve Milletin enerjisini tüketen sorunların hızla çözülmesi, köklü yapısal reformların hızla tamamlanması ve kalkınma sürecinde çok hızlı yol alınması,

    4- Yürütme erki içindeki (Cumhurbaşkanı, Başbakan) çok başlılığın ortadan kaldırılması,

    5-Siyasi Partiler Kanununun değiştirilerek liderler sultasına son verilmesi, meclis üyelerinin bağımsızlığının sağlanması,

    6- Seçim Kanununun değiştirilerek, 1982 Anayasasının 67. maddesinde belirtilen “Seçim kanunu temsilde adalet, yönetimde istikrar unsunu sağlayacak şekilde düzenlenir” hükmünün gerçek anlamda hayata geçirilmesi ile bu kapsamda seçim sisteminin değiştirilip D, hont nispi temsil sisteminden vazgeçilerek % 0 barajlı, dar bölgeli mutlak çoğunluk sistemine geçilmesi,

    7- Millet iradesinin gerçek anlamda devlet yönetimine yansıtılması,

    8- Gerçek anlamda Milli birlik ve beraberliğin sağlanması, toplumsal uzlaşmanın gerçekleştirilmesi,

    9- Atanmışların değil, seçilmişlerin hakimiyetinin sağlanması,

    10- Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Türkiye Milletinin veya Türk Milletinin 2023, 2053, 2071 ve 2123 hedeflerine aksamadan ve eksiksiz ulaşmasını temin etmektir.

    Sonuç itibariyle Türkiye için, Başkanlık sistemine geçmek kaçınılmaz bir zorunluluktur. 15 Temmuz darbe girişimimden sonra Türkiye’nin sorunlarını hızla çözerek köklü reformlarını yol kazasına uğramadan tamamlamasını, 2023 Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılında dünyada her alanda en gelişmiş 10 ülke, 2053 İstanbul’un fethinin 600. yılında dünyada her alanda en gelişmiş 5 ülke, 2071 Malazgirt Meydan Muhaberesinin-Anadolu’nun yurt edinilişinin ve İslamlaştırılmasının 1000. yılında dünyada her alanda en gelişmiş 3 ülke ve nihayetinde 2123 Cumhuriyetin kuruluşunun 200.yılında dünyada Süper Güç Ülke Türkiye hedefine ulaşmasını sağlayacaktır.Bu bir tarihi fırsattır yiğit bin yaşamakta fırsat ise bir düşmektedir. Bu yüzden ’evet’ diyeceğiz”.

  • Egemen Bağış: “Atatürk dönemi örtülü başkanlık sistemiydi kimse buna itiraz edemez”

    Eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, dün Meclis’te kabul edilen anayasa değişiklik paketinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Güçlü, bölgesinin umudu, lideri ve etkili bir Türkiye ortaya çıkıyor. Bizdeki mevcut sistem parlamenter sistemde değil. Bizdeki aşure sistemidir. Atatürk dönemi örtülü başkanlık sistemiydi kimse buna itiraz edemez. İnönü’nün ilk dönemi de başkanlık sistemidir, sonradan sulandırılmıştır” dedi.

    Eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, Akil Gençler Platformu tarafından Mersin’de gerçekleştirilen “15 Temmuz Sonrası Türkiye” ve “Gençler Yeni Anayasa’dan Neler Bekliyor” konulu konferansa katıldı. Dia Center’de düzenlenen konferansa AK Parti Mersin İl Başkanı Cesim Ercik, platform üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Burada konuşan Bağış, eskiden dış güçlerin Türkiye’ye farklı baktığını ifade ederek, “AK Parti öncesindeki Türkiye, Batı, NATO, AB ve ABD için çantada keklik bir müttefikti. Yani onlar emreder, Türkiye harfiyen yerine getiren bir yapıya sahipti. Son dönemde Türkiye büyüdü, güçlendi. Onun verdiği öz güvenle bu çantada keklik olarak gören aşağılık akıl zihniyeti temsilcilerinin talimat vari taleplerine benim halkımın hassasiyetleri var. Bölgemizin beklentileri var. Ulusal çıkarlarımız var demeye başladık” şeklinde konuştu.

    “Türkiye ‘one minute’ dedi”

    Türkiye’nin tehditlere karşı ‘one minute’ dediğine vurgu yapan Bağış, “Türkiye’nin ’one minute’ demesini kabullenemeyenler oyunlar üstüne oyun kurmaya başladılar. İlk hamleleri Gezi Parkı olaylarıydı. Gezi Parkına giden vatandaşlarımızın yüzde 99’u belki çok iyi niyetliydi ama onları farklı algılarla oraya sürükleyen zihniyet, çok kötü niyetliydi. Şimdi bakıyoruz. Onlara çadırları yakın talimatını verenlerle, 15 Temmuz’da TBMM’yi bombalayın diyenler aynı hainler. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düşmesinin arkasındaki karanlık güçlerle Rus uçağını düşürten karanlık zihniyet aynı yerden talimat alıyor. Ama bu sistemi denedikleri Ukrayna’da, Şili’de, Cezayir’de, Libya’da, Tunus’da hep hükümetler düştü. Ancak bu millet enteresan bir millet. Gezi olaylarından sonra liderine, iktidarına, istikrarına daha çok sahiplendi” diye konuştu.

    “17-25’in asıl hedefi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dı”

    Yapılanların faiz lobisinin saldırısı olduğunu kaydeden Bağış, “AK Parti iktidara geldiğinde devletin borçlanma oranı yüzde 69’du. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hazinemiz 100 lira borç alıyordu, bir yıl sonra 169 lira geri ödüyordu. Ama Mayıs 2013’de, yani Gezi olaylarından önce 64’den 4,75’e kadar indi. Aradaki 58 lira vatandaşın cebinde kaldı. Bu paralar vatandaşa hizmet olarak geri döndü. Bundan rahatsız oldu birileri. Çünkü faizleri düşen, Türkiye’ye para satan malum lobi, sizin cebinize giren paranın onun cebine girmesine alışmıştı. Alışmış kudurmuştan beterdi. Türkiye’den istediklerini alamadıkları için geziyi peydahlamışlardı. Ancak tutmadı. Ondan sonra 17-25 Aralık darbe girişimini yaptılar. Asıl hedefleri günün Başbakanı, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dı. Bu olayda da millet bekledikleri tepkiyi vermedi, yine liderine kenetlendi. 30 Mart yerel seçimlerinde bunlara ve işbirlikçilerine şamar vurdu” ifadelerini kullandı.

    “FETÖ, PKK, DEAŞ aynı beyin tarafından yönetiliyor”

    FETÖ, PKK ve DEAŞ’ın aynı beyin tarafından yönetildiğinin altını çizen Bağış, “Kullandıkları kimyasal maddelere, kullandıkları silahlara, zamanlamalara bakıyorsunuz, böyle bir organizasyon ancak aşağılık aklın ürünü olabilir diyorsunuz. 15 Temmuz’da bir kalkışma gerçekleşti. Bundan önce 8 ay boyunca haftada en az 2-3 saldırı gerçekleştiren PKK, 14 gün boyunca tek bir mermi bile atmadı. FETÖ’nün içinden ordumuza sızmış asker kıyafetli hain teröristlerde sınırlarda onların rahat girip çıkması için her türlü desteği verdi. Bakın ne zaman ki TSK’dan Başkomutanımız FETÖ’cü asker bozuntularını temizledi, yıllardır konuşulup, yapılamayan Türkiye’nin sınırlarında bir tampon bölgesi oluşturduk. Artık terörle bizim aramıza bir set çekildi. Yıllarca bu dış güçlerin piyonu olmuş yerli hainler maalesef bizi birbirimize düşürmek için kukla gibi kullanıldılar” şeklinde konuştu.

    “Atatürk dönemi örtülü başkanlık sistemiydi kimse buna itiraz edemez”

    Anayasa paketinin çok önemli olduğunu vurgulayan Bağış, “Aslında sorunu iyi irdelediğimizde içimize fitne sokabilmeleri için adete davetkar bir hükümet sistemimiz olduğunu görüyorsunuz. Bunu değiştirmek için bu sabaha karşı kabul edilen Anayasa değişikli paketi çok önemli. Siz bir iş yerinde iki patron olursa orada fitne çıkarırsınız. Bir gemide iki kaptan olursa, orada birbirlerine düşürebilirsiniz. Ancak onu teke düşürdüğünüz zaman kişiyi kendisiyle kavga ettiremeyeceğine göre o olasılık ortadan kalkmış olur. Şu andaki mevcut hükümetimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin 65. hükümeti. 93. yıllık Cumhuriyetin 65. hükümeti. Hesap ortada. Eğer biz istikrarlı başkanlık sistemini koruyabilseydik, 65. hükümete gelmek 325 yıl sürerdi. Atatürk dönemi örtülü başkanlık sistemiydi kimse buna itiraz edemez. İnönü’nün ilk dönemi de başkanlık sistemidir, sonradan sulandırılmıştır. Biz 65. hükümete 93 yılda geldik. Yani sistemin bize attığı 262 yıllık bir kazık var, kayıp var. Hizmet verebilmek, bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız en az 5 yıllık sürelerde imkanınızın, planınızın, programınızın olması lazım. Bizdeki sistem parlamenter sistemde değil. Bizdeki aşure sistemidir. Yasama, yürütme ve yargı arasında kontrol, yok. Uydurmuş muhalefet diyor ki denetim ortadan kalkıyor. Tam aksine şu anda denetim yok. Yeni sistemde yasama, yürütme ve yargı arasındaki çizgiler çok net bir şekilde ayrılıyor. Meclisin görevi yasa yapmak ve denetlemek” dedi.

    “Trump’ın kimin taktiklerini kullandıklarını siz anlamışınızdır”

    ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump’ın dünkü konuşmasını da hatırlatan Bağış, “Artık elitlerin değil milletin iktidarı olacak Amerika dedi. Biz 15 yıldır sözde, kararda milletindir diyoruz. Trump’ın kimin taktiklerini kullandıklarını siz anlamışınızdır. Anayasa değişikliğinde CHP’nin dediği gibi bir sistem değişikliği yoktur. Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Bunu değiştirmeye ne kimsenin niyeti vardır, nede kimsenin gücü yeter. Ama Türkiye milletin iktidarını, milletin iradesinin artık geçerli olduğu bir hükümet sisteminde değişikliğe gidiyor. Bu asla bir rejim değişikliği değil. Türkiye’yi bölecekler, eyaletler oluşturacaklar gibi palavralara ufacık çocuklar bile güler. Milletin vicdanında yargılanıp, müebbet hapisle yargılanan CHP zihniyeti en sonda kendilerini müebbete kelepçelemeye de kalktılar. İflah olmaz. Onlar her gün yeni bir ders alıyor. Onların okulu bitmeyecek. Devamlı çarpıtmaya çalışıyorlar. Halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı gücünü direk halktan alacak. Görevini iyi yaparsa ikinci dönem seçilecek. Aynı sistem bugün Fransa’da var. Hiçbir siyasi tecrübesi olmayan Trump, medyaya, iş dünyasına, siyasi elitlere, kendi partisinin içindeki bazı güçlerine, sanat dünyasına rağmen söke söke geldi başkanlığı aldı. Ne dedi. Ben dedi ’siyaseti milletimle yaparım’. Aynı bizim iktidara geldiğimiz dönem gibi” diye konuştu.

    “Türkiye’de medya konusunda çok ciddi sorunlarımız var”

    Türkiye’de medya konusunda ciddi sorunlar olduğunun altını çizen Bağış, “Türkiye’de asıl yapılması gereken hani diyorlar ya gazetecilerin bağımsızlığı ve özgürlüğü. Siz önce medya sektörünü iş dünyasının tahakkümünden kurtarmamız lazım. Bir adamın hem sanayisi hem bankası hem inşaat firması hem sigorta şirketi hem enerji şirketi olacak sonrada aklınca hükümete dayak atabilmek için 2 tane televizyon, 3 tane gazete ile kendini iktidar ortağı zannedecek. Seçilmiş iktidarı pijama ile karşılayacak. Bitti artık o dönem. Artık milletin iktidarı var. Bunlar zannettiler ki bir iki saldırıyla bunları bezdiririz. 17 Aralık’ta bize atılmadık iftara kalmamıştı. Bize iftira atanlar bugün nerede. Ya yurt dışına kaçtılar ya da içerideler. Biz ham dolsun alnımız ak, başımız dik şekilde milletimizle kucaklaşabiliyoruz. Onlar rezil oldular. Çünkü onların ne kadar hain olduğunu 15 Temmuz’da herkes gördü. Meclisimizi düşman bile bombalamamıştı. Bu ülkenin insanı 15 Temmuz’da namusu, şerefi, bayrağı ve vatanı için gerekirse canımı veririm dedi. Artık bu hainlerin ne olduğunu herkes anlıyor. Meclis’te anayasa görüşülürken doların bu kadar yükselmesi nedir. Darbe oldu, savaş oldu, deprem oldu bu kadar yükselmedi. Anayasa’da birkaç madde değişiyor diye mi bu kadar yükseliyor. İşin içinde başka işler var. Her defasında bu millet onların oyununu bozdu” ifadelerini kullandı.

    “Asıl cevabı Nisan başında vereceğiz”

    Konuşmasında CHP’ye de yüklenen Bağış, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Halen CHP’nin içindeki tuzlukçular kurcalıyor. En son gidip, MHP’yi de ikna etmeye çalıştılar ama Devlet Bey onlara gereken cevabı verdi. Çok net rakamlar ortada. Geziden evvel doları 1.80’dı. İşsizlik oranı yüzde 6’lara inmişti. Devletin borçlanma oranı yüzde 4,75’e inmişti. Mayıs 2013 Cumhuriyet tarihinin en başarılı ayıdır. Türkiye her alanda önemli hamleler gerçekleştirirken adeta el frenini çekmeye kalktılar. Bu millet de o frene uzanan eli tuttu ve gereken cevabı verdi. İnşallah Nisan başında asıl cevabı vereceğiz. İnşallah Türkiye’nin önü çok aydınlık. Artık bu milletin seçtiği Cumhurbaşkanı hem etkili hem de yetkili olacak. O kendi ekibiyle Türkiye’nin önünü açacak kararlar alacak. Bir tarafta FETÖ, PKK, HDP ve CHP. Diğer tarafta AK Parti, MHP, merkez sağ, merkez sol, vatanseverler, Özal, Demirel, Erbakan,Türkeş jenerasyonu. Yani Türkiye’ye takoz olanlarla Türkiye’ye hizmet edenler. Ayrım çok net ortada. Bir daha bu ülkede kimse inşallah koalisyon kelimesini kurmak zorunda kalmayacak. Çünkü Cumhurbaşkanlığı sisteminde koalisyon yok. Bu ülkede ne zaman koalisyon olsa bu ülke geriye gitmiştir. Ne zaman tek parti olmuştur, ileri gitmiştir. Bundan sonra biz hep ileri gideceğiz. 2023 hedeflerimize bu şekilde ulaşacağız. Evet sıkıntılar yaşıyoruz. Bunlar kutlu bir doğumun sancıları. Güçlü, bölgesinin umudu, lideri ve etkili bir Türkiye ortaya çıkıyor. İnşallah çok farklı bir noktaya gidiyoruz. Dünyadaki güçlü ülkelerin tamamının istikrarını güvence altına almış sistemlerle yönetilen ülkeler olması bir tesadüf değil. Bizdeki gibi fitne mekanizmasına açık hükümet modellerinde hep gerileme var.”

    Konuşmaların ardından Bağış’a konferansa katılımlarından dolayı plaket verildi.

  • Trump, top atışıyla Başkanlık görevini devraldı

    ABD’nin 45’inci Başkanı Donald Trump, Kongre’de 21 pare top atışının ardından görevi resmen devraldı.

    ABD’nin 45’inci başkanı seçilen Donald Trump. Beyaz Saray’da Başkan Barack Obama ve eşi Michelle Obama tarafından karşılanmasının ardından yemin töreni için Kongre’ye geçti. Törende Trump’tan önce Başkan Yardımcısı Mike Pence yeminini etti. Trump ise, geniş katılım gerçekleştirilen törende 21 para top atışı esnasında yemin etti. “Ant içerim ki ABD Başkanlığı görevini sadakatle yürüteceğim. ABD anayasasını var gücümle savunacak, müdafaa edeceğim. Tanrı yardımcım olsun” diyerek yemin ettikten sonra konuşmasını gerçekleştirdi. Başkan olarak ilk konuşmasını gerçekleştiren Trump, konuşmasına Obama’ya teşekkür ederek başladı. “Biz ABD vatandaşları olarak şuanda ulusal bir çabanın içindeyiz” diyen Trump, “Ülkeyi yeniden yapılandıracağız. Uzun bir süre boyunca ABD hakkında karar vereceğiz. Zorluklarla karşılaşacağız. Ama bu işi işli başaracağız. Her yıl basamaklarda bir araya geliyoruz. Başarılı bir şekilde görev değişikliğini gerçekleştiriyoruz. Obama ve First Lady’ye geçiş döneminde gösterdiği çabaları için teşekkür Bugünkü seremoni ancak son derce önemli bir anlama sahip. Bugün sadece görevin bir yönetimden diğerine geçişini gerçekleştirmiyoruz. Washington’dan aldığımız yönetimi halka geri veriyoruz” dedi.

    Fabrikaların kapanmasından, halkın fakirlik içinde kaldığından bahseden Trump, “Bunun hepsi değişecek. Burada atma tam şimdi değişim başlayacak. Bu an sizin anınız, bu an size ait. Bugün sizin gününüz kutlama, sizin kutlamanız. ABD sizin ülkeniz. Asıl önemli olan hükümeti hangi partinin kontrol ettiği değil. Hükümetin halk tarafından kontrol edilmesi. 20 Ocak 2017 tarihi her zaman halkın bu ülkenin tekrar yöneticileri olduğu olarak akıllara kazınacak” dedi.

    ABD’nin ekonomisinin güçlendirileceğini, sınırlarının korunacağını kaydeden Trump, “Radikal İslam’ı dünyada yok edeceğiz” diye konuştu.

    “Bugünden itibaren, yeni bir vizyon yurdumuzu yönetecek. Bugünden itibaren sadece öncelik ABD olacak. Verdiğimiz her karar, öncelikle ABD halkını ve çalışanlarını korumak için verilecek. Sınırlarımızı diğer ülkelerden koruyacağız işlerimizi elimizden alan ülkeler koruyacağız. Korunma büyük bir refaha ve güce gidecek. Sizin için mücadele edeceğim. Son nefesime kadar sizin için mücadele edeceğiz. ABD yine kazanmaya başlayacak. Daha önce hiç olmadığı kadar kazanmaya başlayacak. Sınırlarımızı geri getireceğiz, refahımızı geri getireceğiz, hayallerimizi geri getireceğiz. Yeni yollar yapacağız, köprüler, havaalanları, tüneller inşa edeceğiz”. “Boş sözlerin vakti geçti, artık hareket geçmenin vaktidir” diyen Trump, “Hepimizin kanı aynı kırmızıdır” ifadelerini kullandı.