Etiket: Barolar

  • Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu’dan Dokunulmazlık Ve Çocuk İstismarı Açıklaması

    Edirne Barosu binasının açılışına katılan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, dokunulmazlık ve çocuk istismarı konularından açıklamalarda bulundu.

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu, Edirne Barosu’nun binasının açılışı için Edirne’ye geldi. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Feyzioğlu, “PKK dokunulmazlığın kaldırılmasını pek bir istiyor. İlk kendimize soracağımız şey düşman bir şeyi yapmanızı istiyorsa niçin istediğini çözmek. Bu sorunun cevabı bulunmalı. Çünkü düşman PKK, dokunulmazlığın kaldırılmasını hevesle bekliyor. Dokunulmazlık kaldırıldığı zaman yapılacak yargılama belki gelecek tutuklamalar, siyasi iktidarın talimatıyla oldu diyecek. Yani siyaset yapan milletvekillerini siyasi iktidarın talimatıyla tutukladılar. Dolayısıyla PKK açısından silahlı mücadele meşru savunma hareketine dönüşmüştür iddiasını ortaya koyacak” dedi.

    “YABANCI İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİ BUGÜNDEN ÇOK DAHA RAHAT OLARAK TERÖR ÖRGÜTÜNÜ DESTEKLEMEYE BAŞLARLAR”

    Kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığa gerek olmadığını belirten Feyzioğlu, “Yani bir vekilin statüsüyle, bir başka vatandaşın statüsünü farklı tutmaya, ayrıcalıklı kılmaya gerek var mı? Bu yapıldıktan sonra. Hiçbir ihtiyaç yok. Dokunulmazlığın varlık sebebi, yargıya duyulan güvensizlik. Bunu düzeltecek adım atılmadan dokunulmazlık kaldırılır, vekiller tutuklanmaya başlarsa söylenecek söz, iktidarın talimatıyla oldu bunlar dolayısıyla Türkiye’de siyaset yolu kapandığı için PKK’nın savaşı bir terör değil, uluslar arası hukuka göre özgürlük savaşıdır diye önümüze gelecek. Bu yabancı kamuoylarının PKK’ya meşruiyet affetmesine, meşru olarak tanımasına yol açar ki yabancı istihbarat örgütleri bugünden çok daha rahat olarak terör örgütünü desteklemeye başlarlar. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin müdahalesine kadar iş uzayabilir” dedi.

    “PKK’NIN C-4 YAPMASI MÜMKÜN DEĞİL”

    Terör örgütü PKK’nın patlayıcılarının nereden temin ettiğini belirlemenin mümkün olduğunu vurgulayan Feyzioğlu, “Bugün PKK katliamlarında C-4 kullanıyor. C-4 öyle maden kazılarında kullanılan bir madde değil. O askeri malzeme çok açık yabancı devletler tarafından temin ediliyor PKK’ya. PKK’nın C-4 yapması mümkün değil. Gramının nerden geldiğinin takip edilmesi mümkün. Bütün bu destek açıktan verilmeye başlanırsa bu akıl tutulmasının bize karşılığı daha fazla şehit olarak gelir. Teröristle silahla savaşılır. Terörle akılla savaşılır” ifadelerini kulandı.

    “ÇOCUKLAR CİNSEL İSTİSMARA UĞRUYOR, KONU KAÇTI”

    Ülkede son günlerde gündemde yer alan çocuk istismarıyla ilgili de açıklama yapan Feyzioğlu, “Cinsel sapıklığın siyaseti, dini mezhebi olmaz. Cinsel sapık her zaman cinsel sapıktır. Her dünya görüşünden, her mezhepten, her dinden her kesimden çıkabilir. Buna tedbiren bu çocukları devletin yurtlarında yatırıp kaldırmak lazımdır. Devletin güvencesinde barındırmak lazımdır. Bu güvenceler boşuna getirilmemiştir. Bizim sistem olarak buna müdahale etmemiz lazım. Yoksa o onun önüne mi yattı, o onun arkasında mı durdu. Bu böylemi yaptı. O ona öyle mi sövdü. Bu millet bu atışmadan, bu sövmeden bıktı. Bu arada çocuklar cinsel istismara uğruyor konu kaçtı. Gündem tamamen değişti siyasilerin atışmasına döndü. Biz ilgilenmiyoruz siyasilerin atışmasıyla, biz çocuklar güven içerisinde okusun diyoruz. Salı günlerin gurup toplantılarında bir birlerine nasıl hakaret ettikleri bizi artık bıktırdı” diye konuştu.

  • Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu:

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül hakkındaki kararının doğru olduğunu savundu.

    Metin Feyzioğlu, ‘Hukuk ve Demokrasi’ konulu konferansa katılmak üzere geldiği Çanakkale’de baroyu ziyaret etti. Çanakkale Barosu Başkanı Bülent Şarlan ve yönetimi ile görüşen Feyzioğlu, burada gazetecilerin sorularını cevapladı.

    Feyzioğlu, yeni anayasa ile ilgili bir soruya, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, kuruluş temelleri ‘ilk üç maddede değişmez’ bir şekilde mermere kazılmıştır. Lafı çarpıtıp, eğip büküp demagoji yapanlara sözümüz şudur: O temel ilkeleri, askeri darbe zamanlarında bile değiştirmeyi kimse ne aklına getirebilmiştir, aklına getiren de cesaret edememiştir. O temellerden vazgeçen Türkiye Cumhuriyeti’nden vazgeçer” dedi.

    Feyzioğlu, gazetecilerin, Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül hakkındaki kararı ile ilgili soruya da, “Doğru. Anayasa Mahkemesi, dün ne karar verdiyse, evvelki gün ne karar verdiyse, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne zaman ne karar veriyorsa, aynı şekilde karar vermiştir. Bir sorun yoktur. Sorun, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararını siyasi gözlükle okuyanlar. Biz Anayasa Mahkemesi’ni eleştiren insanlarız da aynı zamanda. Yanlış yaptığı zaman yanlışını da söylüyoruz. Doğruya da teşvik ediyoruz. Ama kullanılan lisanın düzgün olması lazım. O tartıların ayarını bozmamak lazımdır. Bakınız cemaat denilen yapı, sarmal bir koalisyon içindeyken tartının ayarını bozmuştu. Şimdi bozuk ayarlı tartı, kendilerini tartıyor. Biz o gün de aynı doğrultudaydık, bugün de aynı şeyi söylüyoruz. Bizler, hukukçuyuz. Bizi dinlemeyenler, sonunda ‘haklıymışsın’ noktasına geliyorlar” dedi.

  • Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu: “Bugün Hepimizin Birbirine İhtiyacı Var”

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, bugünlerde herkesin birbirine ihtiyacı olduğunu söyledi.

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Türkiye Barolar Birliği Avukat Hakları Merkezi İç Anadolu Bölge Çalıştayı’na katıldı. Çalıştay öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Feyzioğlu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Feyzioğlu, “Doğrudan o niye böyle dedi, bu niye böyle dedi diye gündemi değiştirecek açıklamalar yapmak yerine ya da Türkiye’nin suni gündemini konuşmak yerine ben başka bir şey söyleyeceğim. Türkiye yabancı istihbarat örgütlerinin cirit attığı, yabancı istihbarat örgütlerinin tetiklediği, kullandığı terör örgütlerinin katliamlara boğduğu, her tarafı düşmanlarla ve ateş çemberi ile sarılı bir durumda. Böyle bir halde milli birlik ve beraberliğimizin sağlanması, Türk milleti olarak varlığımızın sıkılaştırılması bizim bekamızla ilgili yani Türkiye Cumhuriyeti olarak yaşamamızı sağlayacak bir ön şarttır. Böyle bir durumda 78 milyon vatandaşımızı mutlaka hukukun üstünlüğü ve adalet paydasında buluşturmamız lazım. Hukukun üstünlüğü ve adalet paydasında buluşturmak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin bu ülkede yaşamaktan gurur, bu ülkede yaşamaktan güven ve bu ülkede yaşamaktan mutluluk duymasını sağlamakla olur. Bunu ancak ve ancak hukukun üstünlüğünü tesis ederek yapabiliriz. Şu halde siyasi iktidarı ile siyasi muhalefeti ile, her bir bireyi ile içeride kutuplaştırıcıyı arttırıcı değil, içeride ortak aklı üretecek ve Türk milleti oluşumuzun altını çizecek şekilde birliktelikler sağlayarak yürümek zorundayız. Bu çerçevede ben artık birbirimizi ihanetle, düşmanlıklarla suçlamak yerine oturup doğruyu yapmamız gerektiğini söylüyorum. Elbette öncelik devleti yönetenlerden başlayarak hepimizin üstüne düşer. Siyasi iktidarında, siyasi muhalefetinde her söylemini çok düşünerek ifade etmesi gerektiğinin altını çiziyorum” dedi.

    Dün Boydak Holding’e yapılan operasyonu değerlendiren Feyzioğlu, “Bugün Kayseri’de önemli iş adamlarımızın gözaltına alınması konuşuluyor. Bu gündem maddesi. Çünkü yargıya güvenin şuanda maalesef dip yaptığı bir dönemdeyiz. Türkiye’de yargının tarafsızlığına, adil yargılama yapabilirliğine güven olsaydı, savcılığın yaptığı bir operasyonun böylesine tartışılması, insanların kamplara ayrılıp bir taraftan diğer tarafa ihanet suçlamalarını yapması söz konusu bile olmazdı. Demek ki hepimizin görevi ama öncelikle siyasi iktidarını görevi hakimleri ve savcıları bağımsız ve adil yargılama yapabilir hale getirmektir” ifadelerini kullandı.

    Feyzioğlu, “Anayasa değişikliğini yaparken, ilk atılması gereken adım anayasa değişikliği tartışmasından önce Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nu yargının bağımsızlığını ve adil yargılama yapabilmesini sağlar şekilde el birliği ile değiştirmemiz, Türkiye’de düşünce özgürlüğünü güvence altına almamız, basın özgürlüğünü güvence altına almamız ve ondan sonra konuşa konuşa uzlaşarak anayasayı yapabilecek hale gelmemizdir. Bunu yapmadığımız takdirde her türlü baskı, her türlü iç siyasi savaşmaya yönelik adım Türkiye’yi içerde kutuplaştırır. İçeride kutuplaşmış bir ülkenin dışarıya karşı birliğini sağlaması mümkün değildir. Bugün hepimizin birbirine ihtiyacı vardır. Devletin en üst makamı olan sayın Cumhurbaşkanının da 78 milyonun desteğine bu anlamda ihtiyacı vardır. Dolayısıyla kutuplaştırmak yerine kucaklaştırmayı denemesi gerekir kanaatindeyiz” şeklinde konuştu.

    Zaman Gazetesi’nde atanan kayyum hakkında da konuşan Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, “Eğer yargının tarafsızlığından ve bağımsızlığından şüphe edilmiyor olsaydı, bunu sorma gereğini hissetmezdiniz ama yargının siyasi iktidar tarafından telkin ve talimatlara açık olduğu düşüncesi yaygınlaştıkça sizlerin bu soruları sorma hakkınızda oluyor. Söyleyeceğim bu. Kayyumun görevi ceza muhakemesi kanuna göre teslim aldığı şirketleri aynı verimlilik ile işletmek ve yargılamanın sonunda öyle gelişirse tekrar sahiplerine iade etmektir. Yoksa alıp da bir tavır ve politika değiştirtmek, kapısına kilit vurmak değildir. Bunların her biri soru işaretleri ile karşılanıyor. Bizim ihtiyacımız olan yargının hepimizin güvendiği bir hale getirelim, ondan sonra inanın dünya hangi ciddi meseleler ile uğraşıyorsa, bizde onlarla uğraşıyor hale geleceği. Bu münferit olaylar yüzünden düşmanlıkla suçlamaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

  • Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu:

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, “Kanlı terör örgütü PKK’ya bir cümlecik dahi aleyhte konuşmadan sürekli ama sürekli Türkiye Cumhuriyeti’ne söz söyleyenleri mütareke döneminin işgal altındaki sözde aydınlarının kalıntıları olarak niteliyorum” dedi.

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Çorum Barosu’nun 64. kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlenen gala yemeğine katıldı. Çorum Baro Başkanı Av. Altan Akpınar, Çankırı, Amasya, Tokat baro başkanları ve avukatların katıldığı yemekte konuşan Feyzioğlu, birlik ve beraberlik mesajları verdi. Uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Tahir Elçi’yi anarak konuşmasına başlayan Feyzioğlu, görevlerinin onu yanlış tanıtmak isteyenlere rağmen doğruyu söylemek olduğunu ifade etti.

    Elçi’nin sağduyunun sesi olduğunu dile getiren Feyzioğlu, “Bakmayın onun öldürülmesi ve cenazesi üzerinden birilerinin bir kısım propaganda yapmaya çalıştığını, önemsiyorum duruşunu. Çünkü bu duruş 79 baro başkanının ve Barolar Birliği’nin Türkiye’yi kenetleyen duruşudur. Her konuda ayrı düşünmek zorunda değiliz. Hatta mümkünse çok farklı farklı düşünelim. Ama birbirimizle aynı terimlerden aynı hususları anlayacak şekilde anlaşalım, konuşalım. Birbirimizi dinleyelim. Konuşmazsak bu ülkeyi bir arada tutamayız. Birbirimize değer vermezsek, anlamaya çalışmazsak birliğimizi, beraberliğimizi sağlayamayız” dedi.

    Zor bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Feyzioğlu, “Kararlıkla şunu hep birlikte söylemek zorundayız. Devlet yıkılırsa hepimiz altında kalırız. Devlet yıkılırsa hepimiz ne adaletten, ne gelecekten, ne refahtan, ne insan haklarından, ne aydınlık bir gelecekten söz ederiz. Şu halde devleti yıkmak isteyen her güce karşı tek vücut olmak zorundayız. Kanlı terör örgütü PKK’ya bir cümlecik dahi aleyhte konuşmadan sürekli ama sürekli Türkiye Cumhuriyeti’ne söz söyleyenleri mütareke döneminin işgal altındaki sözde aydınlarının kalıntıları olarak niteliyorum” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından meslekte 40 ve 50 yıllarını dolduran avukatlara plaket verildi.