Etiket: Bankası

  • Merkez Bankası Başkanı’ndan, Elitaş’a Ziyaret

    Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş’ı makamında ziyaret etti.

    Geçtiğimiz ay Merkez Bankası başkanlığına atanan Murat Çetinkaya, Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş’ı makamında ziyaret etti. Gerçekleşen nezaket ziyaretinde genel ekonomik konjonktür, faiz oranlarında indirim ve diğer ortak politikalar ön plana çıkan başlıklar oldu. Bu konularda atılacak adımlar için değerlendirme yapıldı.

  • İş Bankası Genel Müdürü Bali: “Esas Başarı, Her Şeyden Önce Mutlu Olmaktır”

    Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Adnan Bali, esas başarının her şeyden önce çok mutlu olmak olduğunu söyledi.

    Girne Üniversitesi, Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Adnan Bali’nin “Kariyer ve Başarıya Giden Yoldaki Basamaklar” konferansına ev sahipliği yaptı.

    Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Adnan Bali’yi Girne Üniversitesi’nde Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat Günsel, Girne Üniversitesi Kurucu Rektörü Cemre S. Günsel Haskasap, Girne Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlkay Salihoğlu, Girne Üniversitesi Genel Sekreteri Hürmüs Refiker ve Girne Üniversitesi Vakfı Müdürü Mutlu Soykurt karşıladı.

    Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Adnan Bali’nin Girne Üniversitesi‘nde “Kariyer ve Başarıya Giden Yoldaki Basamaklar” konulu bir konferansına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı, kamu kuruluşları, sivil toplum örgütlerinden temsilciler, Girne Üniversitesi akademik personel ve öğrencilerinin yoğun katılımı oldu. Adnan Bali verdiği konferansta, 30 yıllık kariyer deneyimlerini, karşılaştığı güçlükleri nasıl başarıya çevirdiğini ve tüm bu başarıları deneyimlerken izlediği deneyim basamaklarını anlattı.

    “ESAS BAŞARI, HER ŞEYDEN ÖNCE MUTLU OLMAKTIR”

    Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü mezunu olan Adnan Bali, 1986 yılında İş Bankası Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda Müfettiş Yardımcısı olarak başladığı kariyerinde dolu dolu 30 yılı anlatırken, kendi yaşamından örnekler verdi. Başarının basamaklarını sıralayan ve kendi deneyimleriyle tek tek örneklendiren Bali, sözlerine esas başarının her şeyden önce mutlu olmak olduğunu söyleyerek başladı. “Bunun bilinen bir kimyası yok. Bütünüyle sizi oluşturan, kimyanın bir bütünüdür” dedi.

    “SIRADANLIĞA RAZI OLMAYIN, KAPASİTENİZİ KULLANIN VE ONUN ÜZERİNE ÇIKIN”

    Başarının gerisindeki motifler sıralayan Adnan Bali, “Sıradanlığa razı olmayın, size bahşedilmiş olan kapasiteyi kullanın ve onun üzerine çıkın” vurgusunu yaptı. Bali, “Kısıtlı imkanlarla bir yerden bir yere gelmeye çalıştığımız için mahcup oluruz. Maddi imkansızlıklardan dolayı utanıyoruz, utanmayın, sonuç olarak bu motifler sizi bir yerlere taşıyor. Bugün sizin özeneceğiniz şeyler kişisel gelişiminiz için olsun ve topluma faydalı olun. Olması gereken şey önce, kişisel gelişiminizdir. Ani fikirlere kapılmayın” tavsiyelerinde bulundu.

    “BAŞARIDA DİSİPLİNLİ ÇALIŞMANIN ÖNEMİ ZEKADAN DAHA FAZLADIR”

    Adnan Bali tavsiyelerine ek olarak, “Günlük hayatımızdaki çoğu davranışlarımız mükemmeliyetçiliğe izin vermez. Uygulanabilir doğruları mükemmeliyetçiliğin içine koyabilmeniz gerekir. Yapacağınız işi, en iyi yapabileceğiniz şekilde yapın. Başarı açısından kapasiteniz değil, kapasitenizi kullanma oranınız önemlidir. Bana, ‘Zeka mı, disiplin mi?’ dediklerinde ben hiçbir zaman doğuştan gelen zekaya değil, disiplinli çalışmanın önemli olduğunu savundum. Çünkü kimse çalışmadan özel bir kademeye gelmiyor” şeklinde konuştu.

    “BİLGİYE ERİŞİM İMKANI ARTTI, BU İMKANI KULLANIN”

    Bilgiye erişimin önemine ve imkanların fazlalığına dikkat çekerek sözlerine devam eden Adnan Bali, “Değerli öğrenciler, sizler bilgiye çok rahat erişme imkanına sahipsiniz. Bilgiye erişim imkanları son iki yıl içinde oldukça artmıştır. Bilgilerin %98’i elektronik ortama yüklenmiş durumdadır. Özgürce istediğiniz her konuda derinleşebilme imkanına sahipsiniz, bunu en etkili şekilde kullananın. Başarılı olmak almayı, vermeyi bilmek demektir. Başarınızın gıpta hissi yaratması gerekir. Başarınızı içselleştiriniz, içselleştirerek düşünür ve kendinize hedef koyarsanız yapamayacağınız şey yoktur” diyerek sözlerini tamamladı.

    Konferans sonunda Girne Üniversitesi Kurucu Rektörü Cemre S. Günsel Haskasap, günün anısına Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Adnan Bali’ye teşekkür plaketi sundu.

  • Tarih Ve Dil Araştırmaları İçin Ayrılan İş Bankası Hisselerinin Amacı Dışında Kullanıldığı İddiası

    Karadeniz Teknik Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Üçüncü, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye İş Bankası hissesinden tarih ve dil araştırmaları için ayırdığı payın amacında kullanılmadığını öne sürdü.

    Prof. Dr. Üçüncü, Türk Ocağı’nın davetiyle geldiği Hatay’ın Dörtyol ilçesinde “Tarihten Günümüze Türk Kültürü” adlı bir konferans verdi. Gelişmiş ülkelerde kültürel kırılmalara bakıldığında ortak kültüre siyasetin etki etmediğini anlatan Prof. Dr. Üçüncü, şöyle devam etti:

    “Gelişmekte olan ve bizim ülkemizde tarih ve kültür şuuru gelişmediğinden siyasi ayrışmalar etkili olmaktadır. Politik kimlikler yüzeyseldir. Kültürel kimlikler kalıcıdır. Zengin tarihi ve kültürel kimliğimizi oturtamadık. Kitap ve gazete okumada çok gerilerdeyiz. Batı ile doğuyu karşılaştırmak gerekirse; Avrupa, 6-7 bin yazma kitabı varken, Rönesans ve Reform dönemini yaşamış; Türk ve İslam ülkelerindeki yazma kitap sayısı 90 bin civarında iken, bir atılım yoktur. Günümüzde Türk Üniversitelerinde 14 milyon kitap varken, sadece ABD’deki Şikago Üniversitesinde 16 milyon kitap vardır. İlk yüze giren bir kütüphanemiz yok. Bir milyonun üstünde kitabı olmayan kütüphaneler, sıralamaya girmiyor. Günümüzde finanstan önce proje gelmektedir. Proje de kültürel eğitimden ve bilgi birikiminden geçer. Bugünkü eğitim sistemimizle yeni teknolojilere sahip olamaz ve gerileriz. Dünya, hastalıkları ortadan kaldıracak teknolojilere sahip olurken ve 2090 yılında dünya nüfusunu 2,5 milyara indirmeyi planlarken; bizim hiçbir planımız yok. Bu, tükenen ve kirlenen dünyayı kurtarma projesidir. Kişi olarak da millet olarak da kim ve ne olduğumuzu sorup, öğrenmek zorundayız. Türkiye, bu eğitim sistemiyle ortaçağa dönüş halindedir.”

    Eski dünyanın 85 milyon metrekare olduğunu ve bunun 55 milyon metrekaresinin Türk Dünyası olduğunu kaydeden Prof. Dr. Kemal Üçüncü konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Şu anda bile 12 milyon kilometrekare alanda Türkler var. Macaristan’dan Hindistan’a bu alan ‘Aşk ve Gönül Medeniyeti’dir. Bu alanın yüzde 40’ında Türkler özgür ama yüzde 60’ında esirdirler. Bu coğrafya, Türk Hafızası mekanıdır. Kutuplara kadar. İngilizce’nin yayıldığı alandan sonra 2. sıra Türk Dili alanıdır. Türk dili 6. konuşulan dildir. Türk Kültür ve medeniyeti çok geniş iklim ve alana sahiptir. İran’ı bile 1040 tan 1928 e kadar Türkler yönetti. Türk Kültürü 1000-1200 yıllarında Harezm Akademisi en parlak dönemindedir. Türk Kültürünü İngilizler 300; Rusya 250 yıldır araştırırken; biz, 100 yıldır araştırmaya başladık. ‘Çadırdan Saraya; Çin’den Avrupa’ya 5000 yıllık Türk Sanatı’ müzesini beş saatte gezdim. Avrupalıların kökenini arayan İtalyan Mario, Karadeniz Türklerinden etkilendiklerini öğrenmiş. İskitlerin Türklükten çıkarılması, Avrupa’nın yayılmacılığındandır. Arkeogenetik üniversitelerin araştırma alanıdır. Bizim üniversitelerimizde böyle şeyler yok. Rusya’da varken, Türkiye’de ‘Türk Arkeoloji Bölümü’ yoktur. Atatürk, İş Bankası hissesinden Tarih ve Dil araştırmaları için ayırdığı pay, amacında kullanılmıyor. Araştırmaları destekleyecek burjuvalarda yok. ‘Altın Elbiseli Adam’ 3 bin yıl önceden kalmadır. Dünyada ilk halıyı Türkler milattan önce 5. yüzyılda dokumuştur. Türk Kitabelerini 300 yıl tartıştıktan sonra Türkler, tesadüfen öğrenmişlerdir. İmkan ve potansiyelimizin olduğunu gören Atatürk, Balkanlarda, Kafkaslarda ve Ortadoğu’da nüfuz edinmiştir. Avrupa, 1950 yılında Çelik Birliği ile yola çıkıp bütünleşmiştir. Bizler, politik ayrışmadan uzaklaşmak ve kültürel birleşmeyi sağlamak zorundayız. Ülkemizi, Eğitim-Bilim ve Sanatta ileriye götürmek zorundayız. Televizyonlar talep edilenleri programa koyar. Bilimsel bir talebimiz olmadığı için evlenme programları koyuyorlar. Suriye Savaşını henüz okuyamadık. Çin, Rusya, İran, AB, amaçları okunmalıdır. AB’nin Çin’e uzanacak bir demiryolu Türkiye’den geçsin istiyor. 2 Trilyonluk bir lojistikten payını alacak bir Türkiye, ileriye daha güvenle bakabilir. Bilgi, bilim, uygulamada tutarlılık olmalı. Hayatın merkezinde bilim, kültür ve sanatı koymak zorundayız.”

    Çok sayıda davetlinin dinlediği konferansa sonunda Türk Ocağı Dörtyol Şubesi Başkanı Sami Ocak tarafından katılımlarından dolayı Prof. Dr. Kemal Üçüncü’ye çiçek ve plaket verdi.

  • Ziraat Bankası Ahlat Şube Müdürlüğü’ne Kaya Atandı

    Bitlis’e tayini çıkan Ziraat Bankası Ahlat Şube Müdürü Yalçın Çiftçi’nin yerine İlksev Kaya atandı.

    Ziraat Bankası Ankara Bilkent Plaza Şubesi’nden Bitlis’in Ahlat ilçendeki Ziraat Bankası Şubesi’ne müdür olarak atanan İlksev Kaya, yaklaşık 18 yıldır bu meslekte olduğunu belirterek, Ahlat gibi tarihi misyonu yüksek bir şehirde göreve başladığı için ayrıca mutluluk duyduğunu söyledi.

    Yeni göreve başlayan İlksev Kaya, Ahlat’ın nadide ilçelerden biri olduğuna değinerek, “1998 yılından Bingöl’ün Genç ilçesinde göreve başladım. 4 yıl burada görev yaptıktan sonra Ziraat Bankası Ankara Necatibey Şubesi’nde görev yaptım. Daha sonra bazı muhtelif bankalarda da çalıştım. Son olarak Ziraat Bankası Ankara Bilkent Plaza Şubesi’nden Ziraat Bankası Ahlat Şube Müdürlüğü’ne atandım. Ahlat’ın insanları oldukça sıcakkanlı. Ahlat, ülkemizin nadide ilçelerinden ve tarihte iyi bir ihtişamı var. Kısa bir süre önce göreve başladım. İlçeyi tamamiyle gezemedim, ama tarihi ve doğal güzellikleri son derece zengin olan bir şehir. Ahlat’ta göreve başladığım için mutluyum” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Halk Bankası Katılım İşini Ağırdan Alıyor”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Halk Bankası katılım işini ağırdan alıyor. Seçim öncesi Halk Bankası da buraya girecekti. Bir oyalamadır gitti. Halk Katılım sektöre giremedi. Halbuki onun da girmesi ile çok daha güçlü bir şekilde gelişecekti. Temennim suratle bu adımı atar. Böylece katılım sektöründeki bu gelişme hızla artar” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen ’Vakıf Katılım Bankası’nın açılış törenine katıldı. Program Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra İstanbul Valisi Vasip Şahin, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan katıldı.

    Erdoğan programda yaptığı, “Devlet bankalarının İstanbul’a merkezlerini taşıyacağız. İlk adımlarını attık. Şu anda Anadolu yakasında bir taraftan fiziki mekanlar yükseliyor, özel sektör oralarda inşa ediliyor. İstiyoruz ki, bir finans sektörü olarak Amerika’da New York neyse Türkiye’de de İstanbul bu görevi üstlenmiş olsun”dedi.

    “HALK BANKASI KATILIM İŞİNİ AĞIRDAN ALIYOR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Halk Katılım’ın sektöre giremediğini ifade ederek, “Halk Bankası katılım işini ağırdan alıyor. Seçim öncesi Halk Bankası da buraya girecekti. Bir oyalamadır gitti. Halk Katılım sektöre giremedi, halbuki onun da girmesi ile çok daha güçlü bir şekilde gelişecekti, temennim suratle bu adımı atar. Böylece katılım sektöründeki bu gelişme hızla artar” diye konuştu.

    “ŞU ANDA ZİRAAT BANKASI BİR NUMARA”

    “Gerek hukuki alt yapı gerek kurumsallaşmanın teşviki bakımından üzerimize düşenleri yapıyoruz” diyen Erdoğan, “Bundan sonraki görev sizlere düşüyor. Sizlerden hem ülke içindeki çalışmalarınızı yaygınlaştırmanızı hem de finansal derinliğe kavuşturmanızı, hem de uluslararası alanda güçlü ilişkiler kurmanızı bekliyoruz. Bu mesele aynı zamanda medeniyet ihyası gayretidir. Vakıf Katılım nereye destek verecek. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne Milli bütçeden verdiğimiz destekle tüm vakıf eserlerimizi taşıdık. Vakıf Katılım tüm desteğini bundan sonra üniversitelere, okullara, burslara, vakıf eserlere destek verecek. Küresel sisteme karşı değerlerimize uygun çözüm alternatifleri geliştirmek zorundayız. Vakıf katılımın görevi hiç bir şeyle mukayese edilemeyecek kadar önemlidir. Katılım finans sistemini bu anlayışın bir ürünü olarak görüyorum. Hem kamu hem özel sektörümüzün gayet başarılı bankaları zaten var. Şu anda Ziraat Bankası bir numara. Ama bizim derdimiz başka; biz şimdi yıllar yılı bu sektöre gençlerimiz muhafazakar kesimin gençleri girmedi. Biz faizle uğraşamayız dediler girmediler. Ama şimdi bu sistemle bunun önü açılmış oldu. İyi çalışacaklar, iyi yetişecekler finans sektörü için farklı bir nesil yetişmek olacak” ifadesini kullandı.

    “DERDİMİZ BİR BANKANIN YANINA İSİM HİLESİ İLE YENİ BİR BANKA DAHA KOYMAK DEĞİLDİR”

    Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü.

    “Derdimiz bir bankanın yanına isim hilesi ile yeni bir banka daha koymak değildir. Neyse işin hakkını verelim. İşin başında olanlar bunu hassasiyetle değerlendirmesi gerekir. Tek başına paraya para edecek kaynaklara sahip olmak yetmiyor. Finans sitemine de sahip olmak gerekiyor. En çok parayı kazananlar finans sektörü. Risk nerede, real sektörde. Böyle bir anlayış olur mu? Çoğunun da öz sermaye gibi bir şey yok orada. Vatandaştan topla parayı öz sermaye diye sür piyasaya. Böyle bakıyorsun karınca gibi bir sözleşme. Bunu kredi çekecek olan okur mu. Zaten adamcağız sıkışmış. At imzayı buraya atıyor. Sonra yandım Allah. Genel müdürler de rahatsız oldu tabi.”

    “BU ÜLKEDEKİ SAVAŞ SURİYELİLERİN KENDİ SAVAŞLARI OLMAKTAN ÇIKALI ÇOK OLDU”

    Suriye’deki savaşa da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayınız, küresel sistemdeki çarpıklıkların ve adaletsizliklerin gerisindeki en önemli sebeplerden biri; finans araçlarının sadece belirli ülkelerin değil aynı zamanda belirli bir anlayışın adeta tekelinde bulunduğunu görürsünüz dünyada, isim vermeyeceğim. Sadece Asya Pasifik Bölgesi’nde yarım milyardan fazla insan açlık tehlikesiyle karşı karşıyayken, Batı ülkeleri başta olmak üzere dünyada aynı sayıda insanın obezlik sorunu yaşıyor olmasının suçunu hiç kimseye atmaya hakkımız yoktur. Dünyanın ekonomik ve askeri bakımdan güçlü ülkelerinin çıkar çatışmalarının bedelini başta Müslümanlar olmak üzere geri kalmış toplumların ödüyor olmasının muhasebesini önce kendi nefsimizde yapmalıyız. İşte hemen yanı başımızdaki Suriye’de yaşananlar ortada. Bu ülkedeki savaş Suriyelilerin kendi savaşları olmaktan çıkalı çok oldu. Onların savaşı değil, dünyadaki egemen güçlerin savaşıdır. Sahip olduğumuz güç ve imkanları bir araya getirmeliyiz. İşe önce finans sisteminden başlamalıyız. Vakıf Katılım’ın gücü çok fazla” şeklinde konuştu.

    Vakıf Katılım’ın ilk hesabı ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adına açıldı. Programın ardından Erdoğan’ın adına açılan hesabın cüzdanı kendisine takdim edildi. Bu sırada Erdoğan’ın yaptığı espri ise katılımcıları güldürdü.