Etiket: Bankalara

  • KOSGEB Başkanı Recep Biçer: “Bankalara 100 TL’den fazla ödemeyin”

    KOSGEB Başkanı Recep Biçer, KOBİ’lere verilen faizsiz krediden yararlanacak olan esnafların bankalara 100 TL’den fazla ödeme yapmamalarını istedi.

    Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Recep Biçer, Kastamonu’yu ziyaret etti. KOSGEB Başkanı Biçer, KOSGEB İl Müdürlüğünü ziyaret ederek İl Müdürü Nevzat Erol ile görüştü. KOSGEB İl Müdürü Erol’dan çalışmalar hakkında bilgiler alan KOSGEB Başkanı Recep Biçer, ayrıca KOSGEB tarafından 0 faizli 20 bin TL’den 50 bin TL’ye kadar kredi kullanan KOBİ’leri ziyaret etti. Ziyarette MÜSİAD Kastamonu Şube Başkanı Oğuz Fındıkoğlu da yer aldı.

    KOBİ ziyaretlerinin ardından değerlendirmede bulunan KOSGEB Başkanı Recep Biçer, KOBİ denilince genelde küçük esnafın insanların aklına geldiğini belirterek, “Türkiye’deki toplam işletmelerin yüzde 99.8’i bu anlamda KOBİ sayılıyor. Son yaptığımız 0 faizli işletme kredi desteklerinin yaklaşık KOSGEB’e maliyeti 2.5 milyar lira olacak. Yani bunu üç yıla göre faizsiz bir şekilde bankaya parasını yatıracak. Dolayısıyla yıllık ödemesi 850 milyon lira civarında olacak. Bunu da üzerine koyduğumuz zaman bu yılki KOSGEB’in bütçesini de üzerine eklediğinizde 2017 yılı itibariyle yaklaşık 5.5 milyar lira civarında bir toplam ödemeyi 2003 yılından itibaren KOBİ’lere yapmış olacağız. KOSGEB ile asıl amaçlanan KOBİ’leri genişletmek, büyütmek, ihracat kabiliyetlerini arttırmak, yurt dışına aşmak, kurumsallaştırmak, kendi markalarını oluşturmalarını sağlamaktır. Bizden destek alan KOBİ’lerimizi biraz daha kendilerini geliştirip, satış kabiliyetlerini arttırarak belki sadece Türkiye’de değil dünyada bir marka haline getirecekler işletmelerini, biz bunu sağlamaya çalışıyoruz. Bizim, KOBİ’lerden böyle bir ümidimiz de var. Bizim KOBİ’lerden beklediğimizde tam olarak budur aslında. Yani yeni girişimci dediğimiz sıfırdan işe başlayan KOBİ’lerden dünyaya ihracat yapan KOBİ’ler haline gelmeleridir. Bu yelpazeyle hem Türkiye’ye hem de ekonomimize büyük katkı sağlamalarıdır” dedi.

    “460 bin KOBİ’nin üzerinde işletmeye destek sağlıyoruz”

    KOSGEB tarafından çıkartılan kredinin yararlarından bahseden Biçer, “Bir seferde KOSGEB bütçesinin 2,5 katı kadar bir bütçeyle sadece bir program yapıyoruz. Bu programda yaklaşık 460 bin KOBİ’nin üzerinde işletmeye destek sağlamış olacağız. 20 bin TL’den 50 bin TL’ye kadar değişik seviyelerde işletmelerin ağırlığı mikro işletme diyebileceğimiz işletmelere inşallah desteğimiz olacak” diye konuştu.

    “Bankalara 100 TL’den fazla ödemeyin”

    KOSGEB’in 0 faizli krediden yararlanacak olan KOBİ’lere 9 tane farklı banka alternatifi sunduğunu hatırlatan Biçer, “Kefalet yönünden Kredi Garanti Fonu ve TESKOMB da kefil olması hasebiyle protokole taraftardır. Burada bir taraftan KOBİ’lerimize, mümkün mertebe değişik banka alternatiflerini kullanmalarını öneriyoruz. Çünkü bankadan bankaya bazen şartlar değişebiliyor. Yani tanıdık bankada kredi daha kolay çıkabiliyor. Biz, bankalarla yaptığımız protokolde bankaların alabileceği masraflarını 100 TL ile sınırladık. Bankanın 100 lira dışında KOBİ’den başka bir para alamaması gerekiyor. Ama bize gelen bazı şikayetlerde bazı bankaların şubelerinden şu anda sayısı çok fazla olmasa da 100 liranın dışında masraflar istendiği şeklinde şikayetler geliyor. Bu tür kendilerinden fazla masraf isteyen işletmelerimizi olursa, mutlaka müdürlüklerimize bunları bildirsinler, biz de ilgili şubelere hatta genel müdürlüklere kadar ulaşıp bu bilgileri kendileriyle paylaşırız. Bu gibi hareketlerde bulunan, protokolün dışında hareket eden personeli ya da şubeyi bir şekilde uyarıp gereğini yapmalarını sağlıyoruz” şeklinde konuştu.

    KOSGEB’in verdiği kredi oranının 11 milyar lirayı tuttuğunu aktaran Biçer, “Kredi hacmi itibariyle piyasaya girecek olan para, 11 milyar lira tutuyor. Türkiye’nin özellikle çevresinde epeyce bir sıkıntı olduğu bir dönemde tabi haliyle bu sınırlarımızda yaşanan savaşlar ülkemizi kısmi de olsa etkiliyor. Her şeye rağmen dünya ekonomileri arasında Türkiye olarak yine ön sıralarda bulunuyoruz. Ekonomik gidişat diğer ülkelere göre daha iyi ama bunlara rağmen tabii ki de sıkıntılı olan esnaflarımıza 11 milyar liralık tutarın bir şekilde çare olabileceğini, kendi ihtiyaçlarını karşılayabileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kulandı.

    “26 bin üniversite mezunu gencimizi iş sahibi yaptık”

    Üniversitelerden mezun olmuş yaklaşık 26 bin genci iş sahibi yaptıklarına dikkat çeken Biçer, şunları söyledi:

    “Cumhurbaşkanımızın istihdam seferberliği ile ilgili çağrısına KOSGEB özelinde biz, genel desteğin altında diğer destek programları nitelikli eleman desteği dediğimiz bir istihdam modelimiz var. Özellikle üniversite veya yüksekokul mezunu gençlerimize yönelik olarak işletmelerinde nitelikli eleman istihdamı dediğimiz işletmelerde istihdam edilen personelin maaşlarının yarısına kadar ödüyoruz. Bu genel destek programında 3 yıllık bir program olduğu için şu anki limitlerde 50 bin TL’ye kadar ödeme yapabiliyoruz. Yani 3 bin TL’lik bir eleman istihdam ederseniz maaşının yarısı olan bin 500 TL’yi aylık KOSGEB veriyor. Bin 500 TL hangi ayda tamamlanırsa 50 bin TL dolana kadar 36. aydan sonra bu program tekrar sıfırlanıyor bir daha baştan başlıyor. Diğer destek programlarımızın içinde de buna benzer nitelikli eleman destekleri bulunuyor. Son 5-6 yıldır 26 binin üzerinde elemanı bu yolla değişik KOBİ’lerimizde istihdam ettirdik. Bu hakikaten ciddi bir rakam. Çünkü üniversite ve yüksekokul mezunu gençlerimizin bir şekilde özel sektörde istihdamını teşvik ediyoruz. Çünkü üniversite mezunlarının birçoğunda ve ailelerinde mezun olduktan sonra devlette iş bulma ümidi var. Bunun mutlaka kırılması gerekiyor. Herkesin her üniversite mezununun devlette istihdamı mümkün değil, aslında bu yolla özel sektördeki istihdamın biraz engellemiş oluyoruz. Özel sektörde iş imkanlarını göstermek için bu nitelikli eleman desteği modelimiz önemli bir rol oynuyor. Bunun diğer özel sektör veya kamu kurum eliyle yaygınlaştırılması gerekiyor.”

    Kastamonu özelinde de son 6 yıldır KOSGEB’in faaliyetlerde bulunduğuna dikkat çeken Biçer, şunları kaydetti:

    “Belli bir gelişme seyrinde devam ediyoruz. Kastamonulular, KOSGEB’e daha fazla başvurabilir. Yavaş yavaş desteklerimizden istifade edebilirler. Biz, bu manada sivil toplum kuruluşlarına, örgütlerimize, iş adamları derneklerine KOSGEB ile daha fazla çalışmalarını irtibatta olmalarını öneriyoruz. Sonuçta bu milletimiz için olan destekler. Bu manada devletimizin sağladığı bu desteklerden olabildiğince fazla istifade etmek gerekiyor. Bizim KOSGEB olarak şöyle bir anlayışımız yok. Devletimizin verdiği ödemeleri tasarruf edelim, artıralım değil, bilakis bunu harcayalım vadesi gelmeden daha fazlasını Maliye Bakanlığından yedek ödenek olarak alalım ve devletimize, milletimize daha fazla faydamız olsun düşüncesindeyiz. Bizim amacımız bu, inşallah bundan sonrada KOSGEB olarak KOBİ’lerimizin hizmetinde olacağız.”

    “5 milyar dolar için Avrupa kapılarında beklerken şimdi esnafa dağıtıyoruz”

    Türkiye’nin 2001’li yıllarda 5 milyar dolar kredi alabilmek için Avrupa kapılarında beklediğini belirten MÜSİAD Kastamonu Şube Başkanı Oğuz Fındıkoğlu ise şöyle konuştu:

    “2001’li yıllarda ülkemiz, 5 milyar dolar için Avrupa’da kapı kapı dolaşırken şu anda KOSGEB’in 11 milyar lirayı piyasaya dağıtması aynı zamanda yaptığı desteklerle eleman desteği istihdam gibi çok büyüktür. Aslında KOSGEB’in bu görünenin dışında bir 11 milyar lira daha destekleri var. Ülkemizin istikrarının ve refah seviyesinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Sayın Başkanımızın, Kastamonulu olması ve İl Müdürümüzün de bize hemşehrilik yapması sebebiyle KOSGEB artık kurumsal bir yapı halinden çıkmış halkın içinde KOBİ’lere yardım eden bir yapı haline gelmiştir. Kapısını rahatça açıp girebileceğimiz, ulaşımı kolay, bürokrasinin olmadığı ve esnafımıza yardımcı olan bir kurum olarak şehrimize hizmet vermektedir. KOSGEB’in son olarak açıkladığı desteklerden de MÜSİAD’a bağlı 13 üyemiz sıfır faizsiz krediden yararlanmıştır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.”

    KOSGEB’in kendilerine adeta dost kredisi verdiğini söyleyen YÜKSEKPEN şirketinin sahibi Orhan Yüksek de şunları kaydetti:

    “Ben, en son KOSGEB’in sıfır faizsiz esnaflara sunmuş olduğu krediden yararlandım. Zaman olarak gerçekten sıkıntımız olduğu bir dönemde denk gelmesi, şartlar kış olduğu için piyasa durgun ve çok kolay bir şekilde bu 50 bin liralık krediyi kullandık. Şimdiye kadar kullandığımız krediler arasında en anlamlısıydı. Aslında bu kredi değil bize verilen emanet bir para. Yani al ihtiyacını gör ve çok rahat bir şekilde zamanı geldiğinde elin rahatlayınca bize geri öde diye olan dostane bir dostumuzdan alacağımız tarzında bir paraydı. Herkesten Allah razı olsun, teşekkür ediyoruz. Bu tür kredilerin ilerleyen zamanda da tekrarlanmasını ümit ediyoruz.”

  • Bakan Müezzinoğlu’ndan emeklilere müjde: “Gerekli talimatlar bütün bankalara gönderildi. Hiçbir şart öne sürmeyecekler”

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, emeklilerin maaşlarını hangi bankadan almak istiyorlarsa problem yaşamadan alabileceklerini söyledi. Bankalara gerekli talimatın gönderildiğini belirten Bakan Müezzinoğlu, “Bankalar, yalnız maaşını o bankadan çekme protokolü evrakı dışında başka hiç bir evrak istemeyecekler. Onun dışında hiç bir şart öne sürmeyecekler” dedi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu Türkiye İşverenler Sendikası tarafından düzenlenen etkinliğe katıldı. Bakan Müezzinoğlu, Şişli’de bulunan Wyndham Hotel’de düzenlenen etkinliğin sonunda basın mensuplarının sorularını cevapladı. Daha önce açıklanan istihdam rakamlarıyla ilgili bir soruya yanıt veren Bakan Müezzinoğlu, bu rakamların işten çıkarılmış işçilerin de göz önünde bulundurularak hesaplandığını belirtti. Bakan Müezzinoğlu “Bu rakam, içinde işten çıkarılmış olanlardan sonra kalan rakam. Yani işten farz edelim 10 bin kişi çıkarılmış. 10 bin kişi işten çıkarılmış olmasaydı rakam 113 bin olacaktı. Dolayısıyla eksileni görmeyen bir rakam değil bu. Eksilenden sonraki artı istihdam. Dolayısıyla 103 bin rakamı 1 Şubat- 20 Şubat arası rakam. Ama 24 Şubat’ta esas Aralık ayında bizim ne kadar sigortalımız vardı. Ocak ayı itibariyle ne kadar sigortalı çalışanımız oldu. Dolayısıyla biz artı istihdama net rakam olarak ocak ayında ne verdik? Onu inşallah 25’inde söyleyeceğiz. Bu bizim Şubat ayı itibariyle yeni yaptığımız İŞKUR olarak programdan düşen ve programa giren yeni çalışanlar veya eski çalışıp da işinden ayrılanların net rakamı. Yanılmıyorsam 13 bin yaklaşık rakam” dedi.

    “Emekliler hangi bankadan maaşlarını almak istiyorlarsa o bankalarla yalnız bir protokol yapacaklar”

    Bakan Müezzinoğlu, emeklilerin maaşlarını almak istedikleri bankalarla yaşadıkları problemlere çözüm getirildiğini söyledi. Gerekli talimatların bütün bankalar gönderildiğini söyleyen Bakan Müezzinoğlu, “Şuanda bugünden itibaren tüm emeklilerimize şunu söylüyorum. Hangi bankadan emekli maaşlarını almak istiyorlarsa o bankalarla yalnız bir protokol yapacaklar. ’Ben 3 yıl süresince maaşımı senden çekeceğim’ Yalnız maaşını o bankadan çekme protokolü evrağı dışında başka hiçbir evrak istemeyecekler. Öyle bir evrak isteyen bankayla da emekli maaşı protokolü yapmasınlar. Bugün biz gerekli talimatı bütün bankalara gönderdik. Ve emeklilerimizden promosyonla ilgili ’ben maaşımı 3 yıl süresince A bankadan çekmek istiyorum ve bununla ilgili protokole imza atarım.’ Onun dışında hiçbir şart öne sürmeyecekler. Dün akşam yaptığımız görüşmelerden sonra dolayısıyla bürokrasi yok” diye konuştu.

    “Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde emeklilik yaşı 65’in altında olan tek bir ülke yok”

    Emeklilik yaşı ve meslek liselilerin yaptığı staj sürelerinin de sigortalı sayılması konularındaki sorulara da cevap veren Bakan Müezzinoğlu, “Şu kampanya, şayet ben erken yaşta emekli olayım kampanyasıysa yanlış. Şimdi biz artık emeklilik yaşını önce 2036’da erkeklerde 60’a kadınlarda 58’e taşımayı hedefliyoruz ve 2048’ler de de 65’e geçmeyi hedefliyoruz. Bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerinde emeklilik yaşı 65’in altında olan tek bir ülke yok. Halbuki bizde 38’den tutun ağırlıklı ortalama 52. Biz yavaş yavaş bunu 53’e sonra 54’e sonra 55’e taşımaya çalışıyoruz. Ve emeklilikte yaşa takılan kardeşlerimizin büyük çoğunluğu farz edelim ki 48 yaşında gününü doldurmuş, iki sene beklemek durumda. 2 sene sonra 50 yaşında olacak. 50 yaşını beklemek için de biraz sabırlı olacak ki bizim ortalama hedeflerimiz bozulmasın ve emeklilikleri emeklilik döneminde mağdur etmeyelim. Staj dönemi bir eğitimidir. Şimdi staj dönemini de çalışan statüsüne koyduğumuz zaman o zaman lisedeki öğrencileri de çalışan statüsüne koyalım. Staj çıraklık eğitiminin bir parçasıdır. Çıraklığı yapmadığı için zaten bugün biz nitelikli elemen sorunu yaşıyoruz ve biz onun çıraklığına maddi destek veriyoruz ama bir de bunu hem çalışıyormuş gibi emekliliğe yansıtılırsa yani biz çok vicdani görmüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Bizim işverenimize verdiğimiz destek, özü itibariyle işçimize verdiğimiz destektir”

    İşçi sendikalarının işçilere de vergi desteği verilmesi hakkındaki taleplerini değerlendiren Bakan Müezzinoğlu, “Şuanda bizim işverenimize verdiğimiz destek özü itibariyle işçimize verdiğimiz destektir. Çünkü iş veren işçimize o payı aktarıyor. Yani o nedenle bu verdiğimiz destek işverenimizin cebine girmiyor. Bunu sendikalarımız da istedi. Türk-İş ve Hak-İş ve DİSK’in ortak talepleridir bu verdiğimiz destek. Dolayısıyla bu anlamda çalışanlarımızı destekliyoruz. Diğer taraftan da az önce de söyledik askeri ücret bin 404 lira. Vergi dilimi yükseldikçe ekim-kasım aylarında bu 404’ün altına inmesi gerekir normalde ama onun da inmeyeceği sözünü verdik. Sayın başbakanımız o sözü verdi. Hiçbir askeri ücretlimiz vergi diliminde ne kadar kesintinin muhatabı olursa olsun 404 liranın altına inmeyecek maaşı” ifadelerini kullandı.

  • BTSO başkanından bakanların önünde bankalara çağrı

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı İbrahim Burkay; Maliye Bakanı Naci Ağbal ve Çalışma Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun da katıldığı toplantıda, bankaların en kısa sürede teminat düzenlemesine uymasını talep etti.

    BTSO, 43. kez düzenlediği ‘ortak akıl ve istişare toplantısı’nda Maliye Bakanı Naci Ağbal ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nu Bursa iş dünyası ile buluşturdu. İş dünyası temsilcilerinin görüşlerinin aktarıldığı toplantıda konuşan BTSO Başkanı İbrahim Burkay, son dönemde yapılan düzenlemelerle işverenler üzerindeki yükleri hafifleten ve süreçleri basitleştiren yenilikçi adımlar için her iki bakana da teşekkür etti. Burkay, Başbakan Binali Yıldırım’ın açıkladığı cazibe merkezleri programının Doğu ve Güneydoğu illerini de ekonomik kalkınma hamlesine dâhil edeceğini söyledi. Burkay, KDV’deki yüzde 18’lik genel oranın düşürülmesi, sosyal güvenlik prim oranının aşağı çekilmesi, ÖTV’nin güncel ihtiyaçlara göre gözden geçirilmesini istedi.

    “Finans kurumları anlayışlı ve esnek olmalı”

    Bankalara yönelik taleplerini de dile getiren İbrahim Burkay, şöyle devam etti:

    “1 Ocak itibariyle ticari işlemlerde taşınabilir varlıkların da teminat gösterilebileceği hakkındaki kanuni düzenleme yürürlüğe girmiştir. Geniş bir kesimin teminat sorununa çözüm olacak bu düzenlemeye tüm bankaların en kısa sürede uymasını bekliyoruz. Kur artışı nedeniyle ihracatçı şirketlerimizin döviz kredilerinde teminat farkı oluşmuş durumda. Bu sorunun giderilmesinde finans kurumlarını daha anlayışlı ve esnek davranması gerektiğini de özellikle vurgulamak istiyorum.”

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde başlatılan ‘Nefes Kredisi Programı’na sadece 18 bin başvuru yapıldığını söyleyen İbrahim Burkay, “Bu desteğin daha geniş bir kitleye ulaşabilmesi için kredi derecelendirme notları mutlaka esnetilmelidir” dedi. Başkan Burkay, hükümetin açıkladığı 250 milyar TL’lik kredi paketinin de biran önce hayata geçmesinin öncelikli beklentileri arasında olduğunu belirtti.

    BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, kredi derecelendirme kuruluşları S&P’nin Türkiye’nin görünümünü negatife çevirmesi ve Fitch’in de kredi notunu yatırım yapılabilir seviyenin altına indirme kararlarına da değinerek, “Kredi derecelendirme kuruluşları, gerçekleri yansıtmayan açıklamalar ve tespitler ile ülke ekonomimize yönelik algı operasyonlarını da yine boşa çıkaracağımızın özellikle bilinmesini isterim. Hiçbir güç ülkemize olan inancımızı sarsamayacak. Millet olarak hedeflerimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Zaferin cephanesi üretimdir anlayışıyla inadına üreteceğiz, inadına büyüyeceğiz” diye konuştu.

    “Bursa’ya 1 verirsek 10 alırız”

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, Türkiye’nin 2002 yılından itibaren güçlü bir büyüme performansı yakaladığını belirterek, “Büyümenin arkasındaki itici güç, reformlardır. Reformlar devam ettikçe büyüme hikâyesi de sürecektir” dedi. Bursa gibi üretimin, yatırımın ve istihdamın merkezi olan kentlerin daha fazla yararlanabileceği ‘Süper Teşvik Sistemi’ni hayata geçirdiklerini belirten Ağbal, sistemin Türkiye’nin arz güvenliğine, dışa bağımlılığının azalmasına ve yüksek teknoloji hedeflerine katkı sağlayacağını ifade etti. Yeni yatırımlar için ücretsiz arsa tahsisinden, enerji maliyetlerindeki indirime, altyapı yatırımlarından istihdam desteklerine olağanüstü vergi indirimleri getirdiklerini dile getiren Ağbal, “Bursa bizim için büyük bir şans. Bu kente 1 verirsek 10 alırız. Teknoloji ile haşır neşir olan, yatırım ekosistemini her geçen gün daha da geliştiren Bursa’dan yoğun talep bekliyorum. Bursalı firmaların yerinde olsam bu destekleri kaçırmazdım” diye konuştu. Ağbal, “Bursa Büyürse Türkiye Büyür” vizyonuyla çalışmalarını yürüten BTSO’ya da kent ve ülke ekonomisine sağladığı katkılardan dolayı teşekkür etti.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da bakanlık olarak başlatılan “çalışma hayatında milli seferberlik” projesi çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. Müezzinoğlu, ’büyükanne’ projesi hakkında ise “Özel sektör, bir gün gelip bir gün gelmeyen anneyi istihdamda tutar mı? Tutmaz. Kadın istihdamdan kopmasın, maaşını tam alsın diye annesi veya kayınvalidesi varsa bir proje geliştirelim istedik. Bu projede, hem anne, çocuğu güvenilir adrese bıraksın, hem işinden kopmasın, hem de bu büyükanneye destek verelim dedik. Şu anda 1 yıllık bu projeye, bin aileyle başladık. Toplam 5 bin aileye çıkacağız” dedi.

    İbrahim Burkay, iş dünyasının taleplerini içeren raporu Bakan Ağbal’a iletti. Burkay, Meclis Başkanı Remzi Topuk ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Maliye Bakanı’na, adına dikilmiş 16 fidan sertifikası ile mumluk hediye etti.

  • İşadamları bankalara yönelik çağrılara destek verdi

    MAGİDER Başkanı Ayberk Aloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın devletin katılım bankalarına yönelik esnaf ve işadamlarına destek olmaları yönündeki çağrılarına destek verdi.

    Manisa Genç İşadamları Derneği (MAGİDER) Başkanı Ayberk Aloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın devletin katılım bankalarına yönelik esnaf ve işadamlarına destek olmaları yönündeki çağrılarına destek verdi. Aloğlu, yaptığı açıklamayla özellikle devletin katılım bankalarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın yaptığı çağrıları dikkate almaları durumunda üretimde artış sağlanacağını belirtti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın devletin katılım bankalarına yönelik çağrılarını destekleyen MAGİDER Başkanı ve İşadamı Ayberk Aloğlu, “Öncelikle ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durumu şu an herkes biliyor. Ama biz burada kesinlikle hiç kimsenin karamsarlığa kapılmasını istemiyoruz. Görüyoruz ki hem hükümet yetkilileri hem de vatandaş olarak topyekun bir ekonomik krizden çıkma çabası içerisindeyiz. Bunun da karşılıksız kalınmayacağına inananlardanız. Hem bankaların hem de üretim yapan ticaret adamlarının illaki ellerini taşın altına koyup üretimi teşviklendirecek, istihdamı teşviklendirecek aynı zamanda da ihracat kapılarını açacak kapsamlı bir politika izlemesi gerekiyor. Bunda Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım’ın çağrısına da kulak vermemek imkansız. Gayet güzel bir yere değinmiş. Çünkü bu işin içerisinde bankalar ve bankaların vermiş olduğu mevduat ve aynı zamanda kredilerle bunları gerçekleştirmek mümkün olacaktır. İnşallah bu yaza doğru hatta yazın girişinde ekonomiye bir hız ivme kazanacağını düşünüyoruz” dedi.

    Dövizin yükselmesinden kaynaklı bir maliyet artışı olduğunu sözlerine ekleyen Aloğlu, “Bunu da üstesinden geleceğimize inanıyoruz. İnşallah güzel günler göreceğiz. Burada karamsarlığa, ’Bu iş olmaz’ demeye getirmememiz gerekiyor. Biz inanıyoruz. Türk toplumu bu ekonomik krizin içerisinden de en kısa zamanda çıkacaktır” diye konuştu.

    “Krediyle birlikte para akışı olması gerekiyor”

    Dövizdeki artışın ihracattaki eksikliklerden kaynaklandığını ve bankaların vereceği kredilerle birlikte piyasada para akışının olması gerektiğini söyleyen Aloğlu, “Şu anki dövizin yükselmesinin sebebi ihracattaki eksikliklerimizden dolayıdır. Tabi ki bir krediyle beraber para akışı olması gerekiyor. Çünkü üretimin hızlanması, üretime ivme kazandırma ancak ve ancak bir paranın ortada bulunmasıyla, o şablonun içerisindeki paranın üretime geçmesiyle mümkün olacaktır. Bunu bankalardan da bekliyoruz. İnşallah hükümet ve devletin yapmış oldukları ticari politikalara destek verirler. Her şeyi hükümetten ve devletten beklememekte de gerekiyor. Bunda işadamları olarak üretime hız veriyoruz. Hiç bir zaman durdurmadık. Bizim hiç bir zaman büyük kaygılarımız olmadı. Çünkü büyük kaygılarla birlikte işin içine önyargılar da işin içine giriyor. Önyargıyı yıkmak daha sonra zor olacaktır. O yüzden biz yaz başı, yazın ilk çeyreğinde ekonominin daha da iyiye gideceğini, yükselen bir ivme kazanacağını düşünüyoruz” dedi.

    Bazı katılım bankalarının müşterilerin çektiği kredileri erken çağırdığı yönünde duyumlar aldıklarını da dile getiren Aloğlu, “Bankaların izlediği politikalarla ilgili duyumlarımız oldu. Bankaların da şimdi kendi kanaatidir. Ama bu şekilde verilen bir kredi karşılıklı sözleşmeler içinde yapılıyor. Bu sözleşmeye göre de biz işadamları bir üretim planı hazırlıyoruz. Üretim planı içinde tekrar bir maliyet eklenmesi durumunda, tekrar bizden verilen kredileri geri istemek üretimde aksaklıklara sebep oluyor. Bu da hem ihracatta hem de ürünün marjinal faydasına ulaşmasında sıkıntı yaşatıyor. Ticarette de aynı zamanda siyasette de bizce istikrar önemlidir” diye konuştu.

  • Başbakan Yıldırım’dan teminat konusunda bankalara sert uyarı

    Başbakan Binali Yıldırım, taşınır malların teminata konu olmasının çok büyük bir rahatlık olduğunu belirterek, “Bazı bankalar görüyorum ki bunu anlamamışlar. Ne yazık ki bunlardan birisi de kamu bankası. Bununla ilgili nazlanıyorlar, efendim bu teminat olur mu, altından hava geçiyor, bu geçiyor diye mazeret” dedi.

    Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde (TOBB) gerçekleştirilen ‘Dünya Gümrük Günü’ kutlama programında konuştu. Tek pencere sistemine değinerek sistem hakkında bilgi veren Başbakan Yıldırım, “Elektronik ortamdan istifade ederek internetin yaygın kullanılmasından istifade ederek, bütün verilerin bir yere toplanılmasıyla beraber tek pencereden işleri birkaç dakika içinde halledebiliyorsunuz. 2006’da biz bu işin öncüsü olduk, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile protokolle başlattık. Dedik ki bizim orada adamımızın durmasına gerek yok, gerekli sertifikaları var mı, bizim adamımızın işi o. Polis, sağlıkçı orada. Vatandaş gidip tek tek hatırını soruyor, onların gönlünü razı etmeden geçemiyor. Şimdi kafayı uzatacak pencere, pencerede bir adam. 14 kişinin hatırını soracağına, bir kişinin hatırını soracak geçip gidecek. Vatandaşa da, memura da kolaylık. Ticaret yapana da kolaylık. İnsanın müdahalesi ne kadar fazla olursa o kadar sorun olur. İşlerin elektronik ortamda yapılmasının önünü açmak, gelecekteki başarının sırrı buradan geçiyor” ifadelerini kullandı.

    Özellikle Bulgaristan geçişlerinde kuyruklar olduğu şikayetlerine dikkati çeken Yıldırım, “Şikayet var, özellikle Bulgaristan geçişlerinde kuyruklar artıyormuş, tırcıların talebi orada konaklama yerleri istiyorlar. Buradan Rifat Bey’e söylüyorum, kısa zamanda buraya orada tır parkını büyütelim, genişletelim, beklerken insanlar arabaların içinde, orada burada sefillik çekmesinler. Ne lazımsa arsa, yer biz verelim, kısa zamanda bunu halledelim. Keşke bu olmasa. Ama niye oluyor, sizin geçişleri iyi yapmanız yetmiyor, öbür tarafın da iyi olması lazım. Aynı hassasiyet gösterilmediği zaman bu sefer hiçbir işe yaramıyor. Ticaretin tek yolu var, kalite ve rekabet. Bunun dışındaki yollar yol değildir” dedi.

    Yıldırım’dan bilgi toplumu vurgusu

    Başbakan Yıldırım, önemli olanın altyapı değil, zihniyet değişimi olduğunu vurgulayarak, bilgi toplumuna geçişin önemine değindi. Orta ve genç kuşakların bilgi toplumunun tam da ortasında olduğuna dikkati çeken Yıldırım, şu anda bilgi toplumu konusunda dünya ortalamasının üzerinde olunduğunu dile getirdi.

    Yıldırım, çek sistemine ilişkin de değerlendirmede bulunarak, çek yazıp altına imza atıldıysa gereğinin yapılması gerektiğine dikkati çekti. Yıldırım, anayasa değişikliğine imza attıklarını ve gereğini yaptıklarını söyledi.

    Bankalara sert çıktı

    “Ticareti rahatlatmak için taşınır rehni kanununu çıkardık” diyen Başbakan Yıldırım, “Teminat sorunu en büyük sorundu. Taşınır rehni, yanı taşınır malların teminata konu olması çok büyük bir rahatlık. Bazı bankalar görüyorum ki bunu anlamamışlar. Ne yazık ki bunlardan birisi de kamu bankası. Bununla ilgili nazlanıyorlar, efendim bu teminat olur mu, altından hava geçiyor, bu geçiyor diye mazeret. Kardeşim, kanun çıktıysa uygulayacaksınız. Bunun lami cimi yok, uygulamazsanız irade gereği neyse yapar. Size demiş miyiz, orada büyükbaş hayvanı varsa, küçükbaş hayvanı varsa, torna tezgahı varsa, hepsini teminat alacaksınız, malı mülkü ne varsa teminat. Menkul, gayrimenkul. Biraz da taşın altına elinizi koyun. Hep neden milletten bekliyorsunuz? Efendim şimdi dolar kurunda dalgalanma var, ben teminatı aldığım zaman dolar kuru şuydu, şimdi hesap ediyorum şu kadara düştü. Şu kepazeliğe bak. Milleti yaşatmak varken bir tekme de ben vurayım. Olur mu böyle şey? Bunlar gelip geçici şeyler. Evelallah, Amerika Başkanı da oturdu yerine, şimdi kısa sürede herşey daha da netleşecek, dünya piyasalarındaki bu dalgalanmalar da sona erecek. Önümüzdeki aylarda Türkiye’nin önünde büyük fırsatlar var. Ekonomik göstergeler bize benzer ülkelerden çok daha iyi durumda. Peki niye böyle, 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’cülerle bölücüler kardeş oldular, ittifak kurdular. Türkiye ekonomisi kötü olacak diye, himmet diye topladıkları paraları oluk oluk lobi şirketlerine aktarıyorlar ama unutmasınlar hazırın ardı tez gelir, burunlarından lime lime bu millet getirir” açıklamasında bulundu.

    “Önümüzde yeni bir dönem var” diyen Başbakan Yıldırım, “Önümüzdeki 75 gün önemli. Bir halk oylaması yapacağız. Meclis anayasa değişikliğini 339 oyla kabul etti. Meclis anayasa değiştirmedi. Anayasa değişikliğinin millete gideceğini kabul etti. Milletin önüne sandık konulacak, kararını verecek. Biz millete gidişin önünü açtık ama aslanlar gibi bu değişiklik vatandaşın önüne gitmesin diye her yolu deneyenler oldu. Ana muhalefet partisi, bölücülerle dirsek teması yapan HDP’yi de alarak hayır kampanyası yaptı. 339 arkadaşımız, biz milletin iradesine karşı çıkamayız diye vekil olarak üzerlerine düşen görevi yaptılar. Memleketin temel konuları için uzlaşma kültürünü ortaya koyan MHP ve grubuna teşekkür ediyorum. Bu bir sorun, bu sorun ne zaman ortaya çıktı? 2007” şeklinde konuştu.

    2007’de 367 icadının çıkarıldığını anlatan Yıldırım, “367 icadı, bizim memlekette buna tilki fıstığı diyorlar” dedi. Sistem ve rejim tartışmalarına milletin gülüp geçtiğine işaret eden Yıldırım, “Bu yaptığımız düzenlemede vekillerini de, Cumhurbaşkanını da aynı anda aynı sandıkta seçecek. İki zarf, birinde Cumhurbaşkanı, birinde milletvekilleri. İktidar, sandıkla başlayacak sandıkla bitecek. İki sandık arasında kesintisiz iktidar olacak. Güçlü iktidar olacak. Vatandaşa verdiği sözleri yerine getirecek. Güçlü bir ülkenin sağlayacağı faydaları düşünün” diye konuştu.

    Başbakan Yıldırım, Cumhurbaşkanlığının hükümet sistemi, istikrar, ekonominin hızlı büyümesi, bürokrasinin azalması, vesayetlerin ortadan kalkması, ülkenin birliği, bekası, kardeşliğinin ilelebet sağlanması demek olduğunu ifade etti. ‘Meclis zayıflıyor’ tartışmalarına işaret eden Yıldırım, “Bu CHP’yi Allah ıslah etsin. Mevcudu da değişikliği de bilmiyorlar” dedi.

    Yeni anayasa değişikliğine ilişkin bilgi veren Yıldırım, “Denetim zayıflıyor, kim demiş? CHP. Okumadıkları oradan belli. Genel görüşme, yazılı soru, Meclis soruşturması aynen devam ediyor. Ama bunların hepsinden daha önemlisi, şudur. Önemle dikkat çekiyorum, vatandaşımız bilsin. Mevcut sistemle Cumhurbaşkanını yargılamak hemen hemen imkansız. Neden imkansız diyorum. Çünkü, Cumhurbaşkanı bu kadar çok yetkiye rağmen suçlanamıyor. Sorumsuz. Yetki kullanıyorsan sorumluluk da olacak” dedi.

    Yıldırım, konuşmasında şunları kaydetti:

    “Cumhurbaşkanı, bakanları, yardımcıları her suçtan dolayı suçlanabilecek. Mecliste haklarında soruşturma açılabilecek. Başlangıçta soruşturma açılacak. Soruşturma komisyonları kurulacak. Yüce Divana gönderilip gönderilmemesi üçte iki çoğunlukla belirlenecek. Parlamentonun zayıfladığını söyleyenler kulakları çınlasın, bunu iyi dinlesin. Parlamento bütçe konusunda tam yetkili. Burada mevcut sistemin olumsuzlukları gözden geçiriliyor.”

    Millet iradesinin gücüne işaret eden Yıldırım, “Millete ram ol, itaat et” dedi. Milletin 15 Temmuz’da ülkeyi karanlıktan kurtardığını hatırlatan Yıldırım, milletin önümüzdeki halk oylamasında da Türkiye’de vesayetçilere, statükoculara, değişime karşı direnenlere gereken cevabı vererek, sandıkta ‘evet’ diyerek son görevini de yapacağını ifade etti.

    Programa Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da katıldı.