Etiket: Bana?”

  • Terim: “Ben bana yakışanı yaptım” (2)

    Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, “Hata bana yapılmadı hata Türk halkına yapılmıştır benim üstümden. Kimseye de kapalı değil milli takım. Her oyuncuya da açık olduğu gibi dışarıda kalan oyunculara da açık” dedi.

    “Gereğini yaptım derken istifa mı ettiniz?” sorusuna Terim, “Çok net. Ben hatalıyım gerekirse diye net bir hamle. Çünkü öyle bir atmosfer oluşturuldu ki baş sorumlu ben gösterildim. Baş sorumlu olarak gereği neyse ben onu yaptım. Buradan ne anlarsanız. Ben bana yakışanı yaptım, net söylemlerin böyle. O günkü atmosfer içinde durum böyleydi. Türk Milli Takımı, Hollanda’nın olmadığı turnuvaya gidiyor, müthiş bir başarı. Herkes daha iyisini istiyor, bende oyuncularım da istiyor. Ama grubumuz hafif, buradan çıkmak büyük başarıdır dedim. Çıkarsak oradan sonrası daha kolaydır dedim. Bunu başarı değildir gibi göstermek doğru değildir. Israrla söylüyorum, Avrupa ve Dünya Kupası’nda Türkiye önemli başarı elde etmişti. Ayrıca bu ülke kimsenin parasını primini almıyor. Katıldığı zaman 8.5 milyona yakın aldığı prim kedisinin. TFF, devletten para almıyor. Her taraftan vurmanın manası yok. Bu başarıyı küçümsemeyin. Ama son ana kadar bunu da yaptık mı tamam. İnanın bana sorun başarı veya başarısızlık değil, sorun gereği gibi gerekli mücadele göstermemektir. Benim kızdığım alındığım budur. 13 maçta mağlup olmayan bir milli takım var, gurur duydum” dedi.

    “Kadroya alınmama ilkesel meseledir”

    “Arda Turan’ın kadroya alınmamasını açıklar mısınız? Bütün futbolcular aynı sebepten mi kadro dışında kaldı?” sorusuna tecrübeli teknik adam, şu cevabı verdi:

    “Açıkçası ben her oyuncum gibi onun da başarılı olmasını isterim. Ama bir başlarsam kimi almadıysam hepsini izah etmem lazım. Hepsini takip ediyorum. Hocam 6 ay oynamadı ama aldınız. Bu soruyu da beklerdim. Her oyuncunun kendine göre sebebi var herkesin sebebi aynı değil. Hakan Balta, Selçuk İnan bunlar hizmet etmiştir. Bunlarında ilk milli formayı giymeleri benledir. Ama neden alınıp alınmadıklarını benden iyi biliyorsunuz. Açıkçası bir tarif yaptım, buna uyan herkes burada olacaktır. Bunlar yine hizmet verebilirler. Zamanı ve zemin olduğunda yine hizmet verebilirler. Bugünkü seçimimiz budur. Onlarda yıllar önce başka yaşlı oyuncuların yerine oynamışlardır. Kişiselleştirmeden bakmak lazım olaylara bu bir kişisel değil ilkesel meseledir. Bundan emin olunuz.”

    “Kişisel değil,ilkesel”

    “Kadroya alınmayan oyunculara af gibi bir durum olur mu?” sorusuna Terim, “Hata bana yapılmadı hata Türk halkına yapılmıştır benim üstümden. Kimseye de kapalı değil milli takım. Her oyuncuya da açık olduğu gibi dışarıda kalan oyunculara da açık. Bunun ilkelerini de sıraladık. Kişisel değil ilkesel. Herkese açık. Türk Milli Takım forması bu değerleri üzerinde taşıyan herkese açık, taşımayan kimseye açık değil, net” cevabını verdi.

    “Elimizden geleni yapacağız”

    “Rusya maçı için neler söyleyecek siniz?” sorusuna Terim şu cevabı verdi:

    “Elemelerde zor takımlar var. Daha kolay bir takımla maç yapmak isterdik. Teknik olarak daha hafif bir takımla maç yapmayı düşünmüştük. Yeni sezona başlayan yorgunlukla çıkmış takımız. Antalya’da oynamak doğru bir karar, güçlü bir takımla oynayacağız. Onlar hazırlık maçı oynayacak. Beşli bir grup var. Kosova’yla altı olduk. Her milli maçta bir takım bay, her bay kalan Rusya ile hazırlık maçı oynayacak. Birinciler gidecek, 8 ikinci play-off oynayacak. Oradan 4 çıkacak, bir de Rusya. 13 takım Avrupa’dan Dünya Kupası’na gidecek. Dünya Kupası’nın ilk grupları kolay ama girişi zor. Burada olmak istiyoruz, kolay değil. Bunu deneyeceğiz ve yapacağız. Oyuncularıma güveniyorum. Kolay değil. Elimizden genin en iyisini yapacağız.”

    “İki ülke ilişkisine katkı sağlayacak”

    Terim, Rusya ile oynayacakları maçla ilgili olarak ise, “İki ülke ilişkilerine önemli katkıda bulunacak. Rusya bizim her zaman dostumuz. Zaten futbolda dünyada ne olursa olsun, spor ve futbol bunun dışında bırakılmaya özen gösterilmelidir. Futbolun birleştirici tarafı önde olmalıdır. Bu mesaj için alındı. Rus dostlarımızı burada ağırlamaktan memnunuz. Daha öncekinden daha güçlü bir sevgi içinde oluruz Rusya’ya karşı” ifadelerine yer verdi.

    “Arda ile görüşmedim”

    “Barcelonalı Arda Turan’ın sosyal paylaşım sitelerinden fotoğrafları var ve siz futbolcu ile görüştünüz mü?” sorusuna Terim, “Takip etmiyorum ne olduğunu da bilmiyorum. Kadroyu açıkladıktan sonra Arda ile konuşmadım. Ben gerçek dünyada yaşıyorum sana da tavsiye ediyorum, sanal dünyada kalma. Kişisel paylaşımlara karışmam doğru değil.”

    “Doğmamış bebeğe küfrettiler kırgınım”

    “Kırgınlığı olup olması şeklindeki soruya Terim, “Konu başarı veya başarısızlık meselesi değil. Ben belki ezber bozmuş olabilirim. Benim kırgınlığım mücadele meselesi dirençli bir mücadele ortaya koymama meselesidir. Bugün kaybettik çünkü benim oyuncularım hatalı dediğime hiç denk geldiniz mi? Tam tersi hiç suçlamadım. Kendimi suçlarım. O direnci görmediğim zamana nefesi yetene kadar gücü bitene kadar,son noktaya kadar zorlayan takım olalım dedim. Bunu görmediğim zaman üzülürüm. Biz bir görev yapıyoruz. Beğenmiyor olabilirsiniz. Ben bunları anlayışla karşılayabilirim. Alınan herhangi bir başarısızlık size henüz dünyaya gelmemiş bir yavruya ve annesine, aileme küfür etmenizi, beddua etmenizi gerektirmez. İnsanların bu enerjisini nefesini, varsa akıllarını toplum için, ülke için daha faydalı yerlerde, küfür etmeye değil, güzel şeylere verirlerse memnun olurum. Kırılıyorsunuz tabi ki. Bir çok şeye kırılıyorsunuz” dedi.

    “Mesele sadece prim değil”

    “Kamuoyu açıklamalarınıza tatmin olmuş mudur?” sorusuna Terim, “Ben buraya teknik direktör olarak çıktım, gerekçe, sebep, bahane ifade etmeye çıkmadım. Böyle bir mecburiyetim de yok. Bu kararı verdim. Açıkçası bir çok şeyi de açıkladım. Kararın gerekçesini ben herkesin bildiğini düşünüyorum. Benim söylemediğim milyonlarca şey var. Bu sadece prim meselesi değil. İstatistiklerin hepsinde gerideyiz. Bunu prim meselesine indirgemeyin. 2008’de ileride olduğumuz her şeyde 2016’da gerideyiz. Çünkü koşu mesafelerinde, birebirde, şutta, driplingde gerideyiz. Dolayısıyla olayı sadece oraya bağlamamak lazım. Ben ne zaman kendi mabedimizde yaşadıklarımızı dışarı ile paylaştım ki, biz böyle bir karakterde değiliz. O yüzden bu konunda anlayış bekliyorum” açıklamasını yaptı.

    Enes Ünal: “Hayallerime kavuştum”

    Milli futbolculardan Enes Ünal da hayallerine kavuştuğunu daha çok büyük hayallerinin bulunduğunu söyledi.

    Kendisini 19 yaşında ve yolun başında olduğunu kaydeden Ünal, 2. defa milli takıma katıldığını dile getirdi.

    Milli takımda elinden gelenin en iyisin yapmaya çalıştığını ifade eden Enes Ünal, “Eğer şans bulursam en iyi şekilde değerlendirmeye çalışacağım” dedi.

    “Hollanda’da genç oyuncular daha fazla şans buluyor”

    Hollanda ligi ile Türkiye ligi arasındaki farklılar hakkında soruya Enes Ünal, “Sosyal hayatımda, dışarıda, kendimi daha rahat hissediyorum. Daha rahat dolaşıyorum. İnsanlar daha az yargılıyor. Gençsiniz diye daha çok şans buluyorsunuz. Benim için en iyi tarafı Hollanda’dayım ve 19 yaşındayım. Genç oyuncuların çok şans bulduğu ve önemli forvetlerin çıktığı bir lig. Bu ligde kendimi kanıtlarsam daha farklı düşüncelerim ve daha farklı hedeflerim var” diye cevap verdi.

  • Çocuk Gelişiminde Söz Dr. Obengül Ejder’in, ‘’Anne Büyüyorum Bana Yardım ET’’

    İlk kitabı ‘’Anne Büyüyorum Bana Yardım Et’’i okuyucularla buluşturan Dr. Obengül Ejder, kitabında çocukların psikolojik ve cinsel gelişimlerine dair edindiği tecrübelere yer verdi.

    Aile ve evlilik terapistliği, çocuk ve ergen danışmanlığı, madde bağımlılığı danışmanlığı gibi alanlarda hizmet veren Dr. Obengül Ejder20 yıllık meslek yaşamında edindiği deneyimlerden çocukların cinsel ve psikolojik gelişimleri ile ilgili bölümleri kitaplaştırdı. Zorlu Center’da gerçekleştirdiği imza gününde ilk kitabı olan ‘’Anne Büyüyorum Bana Yardım Et’’in çıkış tarihinin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na denk gelmesinden dolayı çok mutlu olduğunu söyleyen Dr. Obengül Ejder, bu kitabı çocuklara ithaf ettiğini dile getirdi.

    ‘’ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİK VE CİNSEL GELİŞİMLERİYLE İLGİLİ SORUNLARA DEĞİNDİM’’

    Çocukların kişilik yapılanmasının daha çok 0-7 yaş arasında oluştuğunu dile getiren Dr. Obengül Ejder, ‘’Bu dönemde aile içinde, toplum içinde yaşanan her türlü travma çocukları etkiler. Ben de bu sebeple çocukların gelişim döneminde karşılaşabilecekleri psikolojik ve cinsel gelişim sorunlarına çözüm yollarını anlattım. Çocukların ergenlik döneminin sonuna kadar yaşabilecekleri sorunlara da kitabımda yer verdim. Çocuklarda parmak emme, tırnak yeme, üzerine tuvaletini kaçırma gibi gelişim problemleri olduğu gibi özellikle ergenlik itibariyle cinsel gelişimle alakalı sorunlar da ortaya çıkıyor. Ben, çocuklara 3 yaşından itibaren cinsel eğitim konusunda bilgi verilmesinin altını özellikle çizmek istedim. Anne babanın çocuğun cinsellikle ilgili sorduğu sorulara nasıl yanıt vermesi gerektiğine de değindim’’ diye konuştu.

    ‘’KİTABIMDA YAŞANMIŞ OLAYLARA DA YER VERDİM’’

    Son zamanlarda çocuk istismarı ile ilgili haberlerin medyada fazlaca yer aldığını belirten Dr. Obengül Ejder, ‘’20 yıllık hekimim ve meslek hayatım boyunca çocukların maruz kaldığı istismar, tecavüz, taciz gibi durumlarla sürekli karşılaştım. Çocukların karşılaştığı her türlü ihmal ve istismarı, anne ve babaların bu konuda neler yapabileceğini kitabımda anlatmaya çalıştım. Bununla birlikte çocukların özellikle ergenlik dönemlerindeki cinsel gelişimlerinde nasıl davranılması gerektiğine de değindim. Sıkıcı olmaması adına kitapta resimler kullandık. Ayrıca 20 yıl boyuca karşılaştığım vaka örneklerine elbette etik ilkeler çerçevesinde, isimleri kullanmadan ve olayları biraz değiştirerek yer verdim. Çünkü insanlar yaşanmış olaylardan daha fazla ders çıkarabiliyorlar. Ben elimden geldiğince bunları bir araya getirdim, bundan sonrası okuyucuya kalmış’’ diyerek sözlerini noktaladı.

    NİŞANTAŞI ÜNİVERSİTESİ’NDEN DESTEK

    ’’Anne Büyüyorum Bana Yardım Et’’ kitabına Nişantaşı Üniversitesi’nden de destek geldi. Düzenlenen imza günü etkinliğine katılan Nişantaşı Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Levent Uysal ve öğrenciler kitaplarını Dr. Obengül Ejder’e imzalattı. Özellikle bu tür konularda çalışan doktorlara ve yazarlara destek verilmesi gerektiğini vurgulayan Levent Uysal, ‘’Biz Nişantaşı Üniversitesi olarak bu konuda gereken desteği vermeye çalışıyoruz. Bu etkinlik çocuk gelişimi bölümümüzü kapsıyordu. Bu tür çalışmaları üniversitedeki arkadaşlarımıza aktarmak üniversitemiz için çok değerli’’ dedi.

  • Akşener: “Bana Paralel Diyenler Yamuk”

    Bursa’daki programının ardından İnegöl’e gelen Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Adayı Meral Akşener, İnegöl’de Başbakan sloganlarıyla karşılandı. Kendisine paralel diyenlere İnegöl’den cevap veren Akşener, “Hepimize paralel dediniz muhteremler. Eğer geometrinin kavramlarını kullanacaksak, siz de yamuksunuz, yamuk” dedi.

    Parti binası önünde toplanan kalabalığa taburenin üzerine çıkarak seslenen Meral Akşener, “Biz bir yola çıktık. Biliyorsunuz ki, demokratik hak kullanımı için yola çıktık. Partimizin 1 Kasım seçimlerinde aldığı 12 civarındaki oyun, bu sonucun bizim partimize, bizim geleneğimize yakışmadığını, potansiyelimizin daha büyük olduğunu ve MHP’nin bir önemli iktidar alternatifi olabileceğini, kuvvetli bir seçenek olduğunu, olabileceği iddiasıyla olağanüstü kongre istedik ve yola çıktık. Ben vatandaş nezdinde, halkımızın, milletimizin ve teşkilatımız nezdinde hadi çık, yürü, beraber gidelim sözleriyle muhatap olduğum için bugün burada karşınızdayım. Teşkilatımızın, tabanımızın ve milletimizin hadi bakalım, yürü dediği için bu yürüyüşe başladım. Dünde Bursa’da aday olduğumu kamuoyuna deklare ettim. Ama çıkmadan evvel Cenab-ı Hakka şöyle dua ettim; ‘Ya Rabbim, çıktığımız bu yolun hayırlı olmasını nasip eyle. Allah’ım hepimizi, başta beni, hayırlı hizmetlere vesile olmayı bizlere nasip eyle. Allah’ım hepimize hayırlı bir zafer nasip eyle.’ Kendimle ilgili sonrasında şöyle söyledim; ‘Ya Rabbi vicdanımı kaybedeceksem, kibirleneceksem, milletimi, arkadaşlarımı, dostlarımı unutacaksam, acımasız olacaksam, dinin direği merhamettir. Merhametten uzaklaşacaksam, çalmaya, çırpmaya yol açacaksam, göz yumacaksam, insanları birbirinin karşısına iktidarda kalabileyim, bu güç elimde kalsın diye Alevi veya Sünni, Cumhuriyet veya demokrasi, Cumhuriyet veya Osmanlı şeklinde tek tek insanları birbirine karşısına dikeceksem, Allah’ım bana nasip etme’ diye ettim” diye konuştu.

    “’YEMEZLER ABİ YEMEZLER’”

    Alınan olağanüstü kongre kararına değinen Akşener, “Bugün geldiğimiz yer, 8 Nisan’da Sulh Hukuk Mahkemesinin verdiği bir kararla çağrı heyetinin atanması ve 3 üst kurul delegesinin aldığı kararla 15 Mayıs’ta olağanüstü kurultayımız Allah’ın izniyle yapılacak. Şimdi bu bizim iç işimiz. Bizim iddiamız nedir? Biz MHP’yi iktidarın önemli bir alternatifi, önemli bir seçeneği haline getirebiliriz. Dolayısıyla iddiamız iktidar olmaktır. İktidarın karşısında ki güçlü iktidar alternatifi olmaktır. Bu nedenle dedim ki, ‘Ben Başbakan olacağım.’ Ve aziz milletimiz bu kararımızın, bu hissiyatımızı, bu hedefimizi uygun gördü ki, gittiğimiz her yerde büyük bir çabaya, paraya, pula ihtiyaç olmadan milletimiz kendi kendine hadi bakalım buyurun der oldu. Milletimiz ülkücü iradeye diyor ki, ‘Hadi yapın kongrenizi, yapın değişiminizi ve biz sizi bu defa iktidar olarak deneyeceğiz. Bu defa size destek olacağız.’ Bununla ilgili sokakta, mahallede, esnafta, ev kadınlarının içinde, gençlerimizde gördüğümüz o teveccühün birilerini korkuttuğunu hep beraber görüyoruz. Nasıl korkuttu? 8 Nisan’ın ertesi günü rutin bir işlemin kararının verildiği günün sonrasında 8 gazete bizim aleyhimizde manşetle çıktı. Sayın Cumhurbaşkanını seven, ölümüne koruyan yazar, çizer takımı, olmadık hakaretleri, iftiraları atar oldular. Biliyorsunuz eğer bir insana rakipleri bu derece de hakarete varan iftiralara kalkışırsa, bilin ki o kişi ve kişiler doğru yoldadır. O kişi ve kişiler kurulu düzenin, iktidarın, güç odaklarının korkulu rüyası olmuşlardır. Şimdi bir televizyon programında her ay araştırma yaptırdığımı ve bu araştırmaların ortalamasının yüzde 25 olduğunu, yani Genel Başkan olarak seçildiğim takdirde başlangıcımızın yüzde 25 olduğunu söyledim ve hiçbir araştırmacı bunun hakkında, aleyhte yalanlayıcı söz söyleyemedi. Ama majestelerinin araştırmacıları nereye gitti? Sayın Bahçeli’nin değişmesi halinde MHP’de asla bu oy değişiminin olmayacağını söylediler. Söylerler, yalandan kim ölmüş. Cumhurbaşkanının danışman kadrosuna giren bir başka araştırmacı, o da aynı minvalde kim geçerse geçsin, kim seçilirse seçilsin, MHP’nin oylarında bir puan bile oynama olmayacağını söyleyerek, televizyonlarda dolaşmaya başladı. Ben eski bir hocayım, gençlerin dili ile konuşayım; ‘Yemezler abi yemezler.’ Bu defa ülkücüler uyandı. Bu defa ülkücüler iktidar istiyor. Bu defa Türk milliyetçileri duruma vaziyet etmek istiyor. Ama en önemlisi asenalar, kadınlarımız duruma vaziyet ediyor ve Allah’ın izniyle bizi iktidara taşıyacaklar. Biz milletimizin sesine kulak verdik” dedi.

    “SİZ DE YAMUKSUNUZ, YAMUK”

    Akşener, “Çok ilginçtir bir siyasi partinin içişlerine bir başka siyasi partinin karıştığı vaki değil. Bizim dışımızda, üst kurul delegelerimizin dışında herkes konuşuyor. Başbakan konuşuyor, havuz medyası konuşuyor, akil adamlar konuşuyor. Hatta biri hızını alamadı, AK Parti milletvekili hızını alamadı eğer seçilirsem partiyi PKK’ya yaklaştıracakmışım. Tövbe estağfurullah. Onu yapsa yapsa siz yapıyorsunuz muhterem. Aynı muhteremin daha önceki yazılarına baktığınız zaman aynı muhterem Abdullah Öcalan’ı, bebek katilini bilge lider ilan etmişti, utanın, utanın. Yuhlamaya lüzum yok, onları millet süpürecek. Allah’ın izniyle, sizlerin iradesiyle bu kongreyi yapacağız. Anlıyoruz ki, bu kadar çok düşmanımız varmış gibi gözüktüğüne göre, bu kadar çok korkunun eseri iftiralar ortaya atılmış olduğuna göre, biz doğru yoldayız. Milletimizin sesini doğru duymuşuz. Milletimizin avukatı olma konusundaki kararlığımızı da milletimize doğru anlatmışız. Buradan bütün muhteremlere sesleniyorum; bana iftira atan, 548 delegemize, il başkanlarımıza iftira atanlara sesleniyorum, bize çeşitli sözler söylüyorsunuz. Biz onlara gülüp geçiyoruz. Hepimize paralel dediniz muhteremler. Eğer geometrinin kavramlarını kullanacaksak, siz de yamuksunuz, yamuk. Allah’ın izniyle önce partimizde demokrasiyi, sonrasında ülkemizde demokrasiyi gerçekleştireceğiz. Önce partimizde dostluğu, kardeşlik hukukunu, sonra da ülkemizde dostluğu, kardeşlik hukukunu ve huzuru gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

    “ASLA YOLSUZLUK VE HIRSIZLIĞA MÜSAADE ETMEYECEĞİM”

    Seçildiği takdirde asla yolsuzluğa ve hırsızlığa müsaade etmeyeceğini kaydeden Akşener, vaatlerini şu şekilde sıraladı:

    “Sizin çocuklarınız KPSS’den 85 puan bile alsa tayinleri yapılmıyor. Ama annelerinin dantel kefeniyle gezenler vardı ya, çakma kahramanlar, bu kişilerin ise 35 puanla rektörlerin, valilerin, belediye başkanlarının özel kalemliğinden bir ayda oturup, geçerek hepsi sizin çocuklarınızın hakkını, hukukunu çiğneyerek, kul hakkı alarak hepsi ballı maaşların, ballı ihalelerin peşinde. Meral Akşener’de hırsızlık yoktur, hırsızlığa müsaade de yoktur. Bu düzenin değişmesine ödleri patlıyor. Ama korkunun ecele faydası yok. Korku dağları beklemeye başladı. Anlıyoruz ki Tarzan zorda, Abbas yolcudur. Sonuç itibariyle bu yola çıktık. Her türlü iftira atanlara sesleniyorum; asla ve kat’a beni geri döndüremezsiniz. Benimle birlikte arkadaşlarımı da döndüremezsiniz. MHP’yi partinizin arka bahçesi yapamayacaksınız. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Bana Başbakan diyorsunuz, sonra Davutoğlu üzülüyor, sonra bana iftira atıyor. Pazar günü benimle olarak güç verdiniz. Bu sevgiyi, bana yaşattığınız heyecanı ölünceye kadar unutmayacağım. 2001 yılında sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın peşinden koşan insanların gözünde öfke vardı, bir diş sıkması vardı. Çünkü 28 Şubat’tan haksızlığa uğramışlardı ve bu haksızlığı kalplerinde derinlemesine hissetmişti insanlarımız. Şimdi bizimle beraber olan, bizimle beraber yol yürümeye başlayan kardeşlerimizin gözünde umut ve neşe görüyorum. Umudun, neşenin, gelecek umudunun çok daha geniş bir alanı kapladığını hep beraber biliriz. O öfkeyi maalesef AK Parti kalbimizden, vatandaşlarımızın gözünden alamadığı gibi 14 yılda tam tersine derinleştirdi. Muhteremler hem iktidar oldular hem muhalefet oldular. Ağlaya ağlaya bir 14 sene geçti. Bunlar evvel ezelden ağlıyor. Mübarekler küçük Emrah büyüdü, çoluk çocuğa karıştı. Bunlar hala ağlamaya devam ediyor. İki söz veriyorum; asla yolsuzluk ve hırsızlığa müsaade etmeyeceğim. İki, asla kimse beni kandırdı demeyeceğim. Ve buna bağlı olarak, varsa yanlışın sorumluluğunu alacağım, asla Allah’tan başka kimseye boyun eğmeyeceğim. Ve de kul hakkı yiyenlerin sonuna kadar peşinde olacağım.”

    Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği Akşener, konuşmanın ardından Eskişehir’e doğru hareket etti.

  • Meral Akşener: “Türkiye’deki Bütün Güç Odakları Bana Saldırıyor”

    MHP Genel Başkan Adayı Meral Akşener, kongreyi başarabilmenin kendisi için hayatının en önemli hedefi olduğunu belirterek, “Bu kadar önemli hedef ve bunları görerek bu hedef üzerinde yürümeye çalıştığım için şu andaki Türkiye’deki bütün güç odakları bana saldırıyor ama vız gelir, tırıs gider” dedi.

    MHP Genel Başkan Adayı Meral Akşener, Bursa’da bir otelde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. MHP’nin potansiyeli itibariyle iktidar partisinin en güçlü alternatifi ve seçeneği olduğunu ifade eden Akşener, “Bunu anlatmaya çalışarak yürüyorum ben 30 Kasım’dan beri. İnsanlar bana genellikle, ’Bunu normal şartlarda yapabilirsiniz ama Türkiye’nin şartları anormal. Dolayısıyla bu kongre olmaz. Siz ne yapacaksınız?’ diye soruyorlar. Ben de alternatifin, seçeneğin MHP olacağını, burada bu işi başaracağımızı söyledim. Bu kongreyi başarabilmek artık benim için hayatımın en önemli hedefi oldu. Bu kadar önemli hedef ve bunları görerek bu hedef üzerinde yürümeye çalıştığım için şu andaki Türkiye’deki bütün güç odakları bana saldırıyor ama vız gelir, tırıs gider” dedi.

    “BU MÜCADELE KALICI BİR MÜCADELE”

    Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in internet sitesinde kendisinin paralelci olduğunun yazıldığını ifade eden Akşener, “Fakat 1 Kasım seçimlerine giden hükümette bana resmi bir şekilde başbakan yardımcılığı teklif ettiler. Ben hemen reddettim, sayın Türkeş gitti. Sayın Türkeş ile giderdik, burada başbakan yardımcısı olarak oturuyor olurdum. Bursa’yı ziyaret etmişsem sizinle başka konular üzerinden konuşuyor olurduk ama bugün tırnaklayarak bir mücadele veriliyor. Bu mücadelenin arka planını anlatsam inanamazsınız. Bu mücadele kalıcı bir mücadele. Türkiye’nin buna muhtaç olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu.

  • Çocuğa “Hayır Bana Dokunma” Demesi Öğretilmeli

    Psikolog Şengül Demirsoy Böcü, “Çocuğunuza, kötü dokunmaya maruz kaldığında, ‘hayır bana dokunma’ diyebilmesini, gerektiğinde çevresinden yardım istemesini, bağırmasını ya da kötü dokunan kişiyi itip kaçmasını söyleyebilirsiniz” dedi.

    Son zamanlarda yaşanan olaylar, cinsel istismar konusunda daha duyarlı ve bilgili olunması gerektiğini belirten Özel FBM Tıp Merkezi Uzman Psikologu Şengül Demirsoy Böcü, “Ne yazık ki günümüzde her 5 çocuktan 1’i cinsel istismar ve şiddetin bir türüne maruz kalmaktadır. Ayrıca bu durum her yaştan, her dinden ya da her milletten çocuğun başına gelebilmektedir. Cinsel istismar konusunda, ne kişinin dini inançları, ne eğitim düzeyi, ne de sosyoekonomik düzeyi ayırt edici bir faktör değildir. Cinsel istismara hemen her türlü ailede rastlanabilmektedir” ifadelerini kullandı.

    ÇOCUKLAR CİNSEL İSTİSMAR KONUSUNDA YALAN SÖYLEMEZLER

    İstismarcıların tanınan ve bilinen kişilerden oluştuğunu ifade eden Böcü, “Çocuğu istismar eden kişilerin büyük çoğunluğu yani yüzde 80’i genellikle çocuğun tanıdık ve yakın çevresinden biri olmaktadır. Bu kişi bazen çocuğun arkadaşı ya da diğer bir çocuk da olabilmektedir. İstismarcılar genellikle sıradan, tanınan, bilinen ve güvenilir kişiler olduğundan şüpheli görünmezler. Bu nedenle aileler çocuklarını bu kişilere rahatlıkla emanet edebilir ya da çocuklarını bu kişilerin yanında rahatlıkla bırakabilirler. Anne baba olarak çocuğumuzun başına böyle bir olayın gelmemesi için dikkatli ve bu konuda bilgili olmamız şarttır. Bunun için öncelikle çocuğunuzla iyi ve güvenilir bir iletişim kurmanız gerekmektedir. İyi bir iletişim açık, güvenilir ve dürüst olmayı, kararlılıkla hareket etmeyi, iyi bir dinleyici olmayı, sevgiyle ve dostça yaklaşımı gerektirir. Çocukların cinsel istismar konusunda genellikle yalan söylemezler. Bu konuda yalan söyleme oldukça nadirdir ve ancak bir uzman görüşmesinde anlaşılabilir. Dolayısıyla böyle bir konuda çocuğa güvenmek ve inanmak çok önemlidir. Cinsel istismarın en çok parklarda, genel tuvaletlerde, karanlık, ıssız yerlerde ya da sokaklarda, boş inşaat alanlarında olacağını düşünerek bu gibi yerlerden korksak da, ne yazık ki cinsel istismara en çok evde, okulda ya da ev ile okul arasında kalan yol ve çocuğun çevresindeki alanlarda rastlanmaktadır” diye konuştu.

    Her yaştan çocuğun istismara maruz kalabileceğini belirten Böcü, “Dolayısıyla her çocuğa küçük yaşlardan itibaren iç çamaşırı kuralı öğretilmelidir. Çocuklarınıza vücutlarının kendilerine ait olduğunu ve hiç kimsenin, kendi izinleri olmadan, vücutlarına dokunamayacağını öğretmelisiniz. Onlara şu kuralı hatırlatmalısınız: Başkaları çocukların iç çamaşırlarına ve çamaşırın iç kısmındaki bedenlerine dokunamazlar. Çocuklar da aynı şekilde başkalarının bu yerlerine dokunmamalıdır. Doktorlar, anne-baba ya da bakıcılar gerekli durumlarda ayrıcalıklı olabilirler. Yine de en ufak bir rahatsızlık hissettiklerinde ‘hayır’ demeleri gerektiğini çocuğunuza açıklamalı ve gerektiğinde ‘hayır bana dokunma’ demeye teşvik etmelisiniz. Çocuğunuza sır tutmanın, iyi ve kötü sırların ne olduğunu da öğretmelisiniz. İyi sırlar mutluluk verir, kötü sırlarsa mutsuzluk verir. İstismarcılar, sıklıkla ‘bu bir sır, aramızda kalsın, sakın kimseye söyleme’ derler. Eğer çocuğunuza, kötü sırları saklamaması gerektiğini öğretmediyseniz, istismara uğradığı takdirde, ‘sır tutmak her zaman iyidir’ düşüncesi ve yanılgısıyla bunu size söylemeyebilir. Çünkü çocukların kural algısı yetişkinlere göre daha katı olabilmektedir. Bir kural koyduğunuzda, o kuralı bozabileceği istisna durumlarını ona öğretmezseniz, çocuklar ne pahasına olursa olsun o kurala bağlı kalabilirler. Benzer biçimde, ‘başkalarına bağırmak, başkasını itmek’ sıradan koşullarda çocuğunuzun yapmasını istemediğiniz davranışlardır ve ona öğrettiğiniz kurallardandır. Ancak bu kuralları, kendisine yaklaşılmasından rahatsızlık duyduğu, hoşlanmadığı bazı durumlarda bozabileceğini ona açıkça anlatarak öğretmelisiniz. Çocuğunuza iyi ve kötü dokunmaların neler olduğunu da öğretmelisiniz. İyi dokunmalar ailemizin, arkadaşlarımızın ve diğer tanıdık çevremizin bizi önemsediğini hissettirir. Kötü dokunmalar ise bize kendimizi kötü hissettirir. Kötü bir dokunma sezdiğimizde kendimizi öfkeli ve kirlenmiş hissederiz. Çocuğunuza, kötü dokunmaya maruz kaldığında, ‘dokunma’ diyebilmesini, gerektiğinde çevresinden yardım istemesini, bağırmasını ya da kötü dokunan kişiyi itip kaçmasını söyleyebilirsiniz” şeklinde konuştu.

    “ÇOCUKLARINIZI DUDAKLARINDAN KESİNLİKLE ÖPMEMELİ”

    Çocuklara mutlaka cinsel eğitimin verilmesi gerektiğini ifade eden Böcü şunları söyledi: “Cinsellik hakkında yaşına göre bilmesi gerekenden daha az bilgiye sahip olması çocuğunuzun cinsel istismara maruz kalma riskini de arttırır. Çocuğun olası tacizlere karşı kendini koruyabilmesi için sağlıklı bir cinsel bilgiye ihtiyacı vardır. Örneğin, çocuğunuz size ‘ben nasıl doğdum?’ sorusunu sorduğunda ona ‘seni leylekler getirdi’ demek doğru olmayan ve faydasız bir açıklamadır. Bunun yerine, çocuğun yaşına göre bir açıklama yapmak en doğrusudur. Örneğin, çocuğunuz küçükse ‘biz annenle veya babanla birbirimizi sevdik, evlendik. Daha çok sevdiğimizdeyse sen oldun’ denilebilir. Eğer çocuğunuzun yaşı bu açıklamadan tatmin olmayacak kadar büyükse açıklamayı yapan ebeveyne göre ‘annenin yumurtalarıyla benim tohumlarım birleşti ve bu birleşmeden yaklaşık 9 ay sonra sen doğdun’ denilebilir. Eğer çocuğunuzun yaşı daha büyükse, artık cinsel birleşmenin ne olduğunu, bu konuda yazılmış ve görsellik içeren kitaplardan yararlanarak onunla birlikte okumalı ve ona gerekli açıklamaları yapmalısınız. Unutmayın, çocuğunuza zamanında ve doğru bilgiler içeren cinsel eğitim vermek, çocuğunuzu cinsel istismardan korur, yetişkinlik döneminde daha sağlıklı bir cinsel hayatı olmasına da katkıda bulunur. Doğru bilgiye dayanan ve çocuğun yaşına göre cinsel eğitim vermek aynı zamanda her anne ve babanın annelik ve babalık görevidir. Çocuğunuz yaklaşık 2 yaşına geldiğinde yatağını ayırmalısınız. Bunun için gerekirse bir uzmandan bu konuda destek de alabilirsiniz. Çocuğunuzun özel yani mahrem alanı olduğunu ona öğretmeli ve o alana öncelikle siz girmemelisiniz. Çocuğunuz fiziksel yeterliğe ulaştığında genital bölgelerini, artık kendisinin temizleyebileceğini ona öğretmelisiniz. Özellikle erkek çocuklarının cinsel organını uygun olmayan yerlerde bir başkasına göstermesi için asla talepte bulunmamalısınız. Bunun için ısrar etmemeli ve çocuğunuzu kesinlikle zorlamamalısınız. Kız çocuğunun da erkek çocuğunun da genital bölgelerinin aynı derecede özel olduğunu unutmayın. Çocuklarınızı dudaklarından kesinlikle öpmemeli ve iyi niyetle ya da oyun amacıyla da olsa kimsenin onu öpmesine izin vermemelisiniz. ‘Bana bir öpücük verirsen sana şeker veririm’ gibi yanlış diyaloglarda duruma müdahale edip hemen düzeltmeli ve çocuğunuz istemediği takdirde kendisini öptürmesi için ısrar etmemelisiniz. Çocuk istemediği takdirde, hiç bir arkadaşınızın, komşunuzun ya da bir yakınınızın çocuğunuzu öpmesine asla izin vermemelisiniz. Özel alan ve özel bölge kavramlarını edinen çocuklar cinsel istismara karşı daha iyi korunmuş olacaklardır.”