Etiket: Bana?”

  • (Özel Haber) Sokak köpeklerini döven şahıs: “Özür dilerim, bana kumpas kurdular”

    Maltepe’de köpeği döverken görüntüsü çekilen Cemil B., görüntüleri çeken Arzu A’yı kendisine tezgah kurmakla suçlayarak, köpekleri dövdüğü için özür diledi. Maltepe Belediyesi zabıta ekipleri de şahsa para cezası kesti.

    Maltepe Başıbüyük Mahallesi’nde köpekleri döverken bir kadın tarafından görüntüleri çekilen ve sosyal medyaya yüklenen mahalle esnafı 62 yaşındaki Cemil B. konuştu. 3 yıldır dükkânının köpek kulübesine döndüğünü söyleyen Cemil B., görüntüleri çeken ve sosyal medyada yayınlayan Arzu A.’nın kendisine tezgah kurduğunu savundu. Uzun zamandır bölgede esnaflık yaptığını ve olayın 3 yıllık bir geçmişinin olduğunu aktaran Cemil B., “3 senedir benim dükkanımın önünde yem ve et verilmeye başlandı. Devamlı dükkanın içine girip çıkıyor köpek. Sadece dün 10 defa girdi. Burada kayıtlar da var. Gidiyor Arzu A. dükkanımın kapısını kapatıyor. Sen dükkanın kapısını kapalı tut diyor. Kapalı tutunca da müşteri girmiyor. Zaten işler yok. Ben 7-8 defa köpekleri dükkandan çıkardıktan sonra dükkanı süpürüyordum. Sonra fırçayla vurmuş bulundum sinirle. Ben çok özür dilerim, bunu yapmak istemezdim. 3 senedir kapımın önünde köpeklere katlanıyorum. Benim dükkanım köpek kulübesine döndü. Köpeklerin girip çıkması kayıtlarda var” dedi.

    “Hayvanseverlerden özür diliyorum”

    Kendisine tezgah kurulduğunu iddia eden Cemil B., “Bana kumpas, tezgah kurmuş. Köpeklerin dükkana girdiğini görünce benim çıkaracağımı anlayıp kamerayı hazırlamış. Birkaç defa laf attı. Şerefsiz dedi. Aldırış etmedim. Neticede akrabam benim. Sonra internete vermiş. Cep telefonumu, iş telefonumu bildirmiş. Ben akşam gittim karakola şikayetçi oldum. Fırçayla vurdum. Ama 10 defa çıkardıktan sonra bir daha gelmesinler diye. Belki dozajı fazla olmuştur, ben bunu da kabul ediyorum. Bundan dolayı özür de diliyorum. Tüm hayvan haklarından özür diliyorum. Benim bahçemde 20 tane kedi var şuanda, çekim yapabilirsiniz gelip” açıklamasında bulundu.

    Öte yandan, Cemil B’nin iş yerindeki güvenlik kamerası görüntülerine yansıyan olayda gün boyu köpeklerin dükkanın içine girip çıkması görülüyor. Arzu A. dükkanın çevresinde ve önünde köpeklere yem ve et atarken kameraya yansırken, zaman zaman Arzu A’nın dükkanın önünde ve içinde Cemil B.’ye bir şeyler söylediği görülüyor. Ayrıca köpeklerin dövülmesi de kameraya an ve an yansırken, köpekler dövülmeden önce Arzu A.’nın elinde telefonla beklediği ve olay esnasında da çekim yaptığı görülüyor. Olayı görüntüleyen kadının daha sonra sinirle şahsın dükkanına tekme attığı görülüyor.

    Dükkan sahibine ceza

    Maltepe Belediyesi, Başıbüyük Mahallesi’nde yaşanan ve infiale yol açan köpeklere uygulanan şiddetle ilgili olarak harekete geçerek, dükkan sahibine “1608 sayılı Belediye Zabıta Yönetmeliği”nin 4. maddesinin 5. bendine istinaden idari olarak para cezası uyguladı. Ayrıca ruhsatsızlıktan dolayı denetim raporu düzenlendi. İlgili işlemler 1 ay içerisinde gerçekleştirilmediği taktirde dükkan mühürlenebilecek.

  • Kayıp askerin annesi: “Oğlumu bana getirin”

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı Operasyonu’nda kayıp olduğu açıklanan 2 askerden biri olan Adanalı Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Muhammed Duran Keskin’in annesi Elife Keskin, oğluna bir an önce kavuşmayı istiyor.

    Babasını 4 yıl önce kaybeden ve kendisi gibi astsubay olan Gökçe Keskin ile geçen yıl evlenen 28 yaşındaki Muhammed Duran Keskin’in, kayıp olduğu bilgisini oturduğu Yeşiloba Mahallesi’nde askeri yetkililer tarafından alan anne Elife Keskin gözyaşlarına boğuldu.

    Oğlunun fotoğrafını elinden düşürmeyen anne, “Selvi boylu oğlumu bana getirin. O benim tek oğlum” diyerek gözyaşı döktü.

    “İki dakika sonra görüşürüz”

    Geçtiğimiz yıl Haziran ayında canından çok sevdiği oğlunu yine astsubay olan Gökçe Keskin ile evlendirdiğini anlatan Elife Keskin, “Kayıp olmadan 2 saat önce kendisiyle telefonla görüştüm. Birbirimizin hal hatırını sorduk. Bana çok iyi olduğunu söyledi. Hatta iki dakika sonra tekrar arayacağım dedi bir daha aramadı. Ondan sonra kayıp olduğunu öğrendik” diye konuştu.

    “Sesini duyup teselli oluyordum”

    Evlerine gelen yakınları tarafından teselli edilmeye çalışan 1’i kız 2 çocuk annesi Elife Keskin, “Sayın Cumhurbaşkanımızdan, Başbakanımızdan oğlumu bana geri getirmelerini istiyorum. O benim selvi boylumdu. Ben onsuz yaşayamam. Vatan için çalıştığı için kendisiyle fazla yüz yüze görüşemiyorduk. Telefonda sesini duyup teselli oluyordum. Gözümün nurunu teröristlerin elinde bırakmayın” şeklinde konuştu.

  • ’Sevmek bana ağır geldi’ dedi intihar etti

    Kocaeli’nin İzmit ilçesinde bir şahıs, “Sevmek bana ağır geldi. Herkes hakkını helal etsin” yazılı not bıraktıktan sonra intihar etti.

    Edinilen bilgiye göre, İzmit Yenidoğan Mahallesi Kayadibi Sokak’ta meydana gelen olayda bir fabrikada işçi olarak çalışan E.A. (30), evinde kendini iple asarak intihar etti. Sabah saatlerine işe gitmeyen E.A’yı yakınları merak etti. Kayadibi Sokak’ta bulunan 2 katlı evine giden yakınları ise genç adamı kendini iple asmış şekilde buldu. İntihar etmeden önce yakınlarına ‘Kimse ölümümden sorumlu değildir. Sevmek bana ağır geldi. Herkes hakkını helal etsin’ şeklinde not bırakan gencin intiharı ile ilgili polis soruşturma başlattı.

  • “Bana AB’yi Anlat” yarışmasının ödül töreni yapıldı

    ’Bana AB’yi Anlat’ konulu tesim, öykü ve slogan yarışmalarında dereceye giren öğrencilere, Kırklareli İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde düzenlenen törenle ödülleri verildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nce ‘Öğrenciler AB’yi öğreniyor’ proje yarışmaları kapsamında, ülke genelinde 7. 8. ve 9. sınıf öğrencilerine yönelik ’Bana AB’yi anlat’ konulu resim, öykü ve slogan yarışmalarında dereceye giren öğrencilere, Kırklareli İl Milli Eğitim Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen törende dereceye girenlere ödülleri İl Milli Eğitim Müdürü Murat Aşım tarafından ödülleri verildi.

    Törene, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Aşım, öğrenciler AB’yi Öğreniyor Projesi’nin il koordinatörü Fırat Yağdıran, okul müdürleri, danışman öğretmenler ve dereceye giren öğrenciler katıldı.

    İl Milli Eğitim Müdürü Aşım törende yaptığı konuşmada, “Kırklareli´nin eğitim, öğretimde başarılı bir kent olduğunu, Türkiye´de düzenlenen bir çok yarışmada da İlimizin başarı gösterdiğini kaydetti. Bu tür yarışmaları önemsediklerini “AB´yi sadece biz öğrenmiyoruz. Onlar da bizden bir şeyler öğreniyor. Bu karşılıklı akitlerin yerine getirilmesi ve AB denilen bu olgunun öğrencilerimiz tarafından yeterince tanınması için bu bir fırsattı. Ben öğrencilerimizi bu açıdan tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.

    Resim yarışması il birincisi Pınarhisar Kaynarca Ortaokulundan Asya Çalışır, slogan yarışması il birincisi Merkez Kavaklı Şehit Varol Çalışkan Ortaokulundan İrem Ezman ve kısa öykü yarışması il birincisi Remzi Yapıcı Sosyal Bilimler Lisesinden Sefa Enez Kayacık dizüstü bilgisayarla ödüllendirildiler.

    Resim yarışması il ikincisi Babaeski Ortaokulundan Sanem Öksüz, slogan yarışması il ikincisi Merkez İstiklal Ortaokulundan İrem Canan Kenar ve kısa öykü yarışması il ikincisi Lüleburgaz Lisesinden Selinay Gündoğan bisikletle ödüllendirildiler.

    Resim yarışması il üçüncüsü Merkez İstiklal Ortaokulundan Gülay Mayti, slogan yarışması il üçüncüsü Merkez Kavaklı Şehit Varol Çalışkan Ortaokulundan Ecem Orus ve kısa öykü yarışması il üçüncüsü Lüleburgaz Lisesinden Sibel Sürgüt satranç takımı ile ödüllendirildiler.

    Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği’nin mali işbirliği kapsamında 2011 yılı IPA-I programından finanse edilen ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın faydalanıcısı olduğu, kısa adı ile “Öğrenciler AB’yi Öğreniyor Projesi” 25 Aralık 2014 tarihinde Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü sorumluluğunda uygulanmaya başlanmış ve 25 Aralık 2016 yılında sona erecektir.

    İki yıl süren bu projenin hedefi, toplumun AB’nin değerleri, politikaları ve temel haklara yönelik uygulamaları konusunda yüksek düzeyde bilgi sahibi olmasını sağlamaktır. Proje, özellikle ortaokul ve lise öğrencilerinin AB konusundaki farkındalıklarını etkin eğitsel tedbirler yolu ile artırmayı amaçlamaktadır.

  • Tahliye edilen doktor Kuşhan: “Bu suçun bana yüklenmesi Adli Tıp Kurumu’nun kurduğu bir kumpastır”

    İstanbul Polonezköy’de zayıflama kliniğinde 19 yaşındaki Dila Kurt’un ölümüyle ilgili “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 yıl 6 ay 15 gün hapis cezasını alan doktor Muzaffer Kuşhan, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapalı ve açık ceza infaz kurumlarından tahliye edildikten sonra İHA’ya konuştu: “Bu suçun bana yüklenmesi Adli Tıp Kurumu’nun kurduğu bir kumpastır” dedi.

    19 yaşındaki Dila Kurt’a 45 günde 14 kilo verdirten diyeti uygulayarak ölümüne neden olduğu gerekçesi ile hapse atılan doktor Muzaffer Kuşhan, geçtiğimiz günlerde KHK kapsamında kapalı ve açık ceza infaz kurumlarından yaklaşık 38 bin kişi ile birlikte tahliye olmuştu. Tahliye sonrası ilk kez İHA’ya konuşan Doktor Kuşhan, bu suçun kendisine yüklenmesini, Adli Tıp Kurumu’nun kurduğu bir kumpas olarak değerlendirdi. İki kez cezasını ertelettikten sıonra geçtiğimiz Mayıs ayında ilk olarak Kartal’daki Anadolu Adliyesi’nde Cumhuriyet savcılarına teslim olan Kuşhan, önce Maltepe Cezaevi’ne, oradan da Kartal Yarı Açık Cezaevinde gönderildi. Tahliye haberi aldıktan sonra yaşadıklarını İHA’ya değerlendiren doktor Muzaffer Kuşhan, “Bir kişi mevcut kronik bir hastalıktan rahmetli oluyor. Acı bir olay. Ondan sonra size kumpas kuruluyor. Kumpası kuran da Adli Tıp Kurumu. Ondan sonra suçsuz yere hapse giriyorsunuz. Bu gibi durumlarda bile ben güçlü olmayı çok iyi bilirim. Ben şunu düşündüm; ilahi adalet mutlaka tecelli edecektir. Çünkü ben orada boş yere yatıyordum, hiçbir suçum olmadığı halde. Anladığım kadarıyla ismim ‘Kuşhan’ olduğu için bütün medya acayip şekilde beni ‘suçlu’ gösterdi. Bu çok büyük bir haksızlıktı. Zannedersem Adli Tıbbın yarısı boşaldı zannedersem. Bana ceza verenler de boşaldı. Dolayısı ile haksızlığı veya kumpası kesinlikle Adli Tıp’ta arıyorum. Şöyle arıyorum; ‘ölüm nedeni kendisinde mevcut kronik kalp-damar hastalığının önceden geçirilmiş kalp krizi’ diyor. Buraya gelen o kızcağız, o rahmetli kronik kalp hastasıydı. Bu benim tarafımdan ve hiç kimse tarafından bilinmeyen bir şeydi. Gençlerde görülen gizli kalp hastalığı bir anda gelir, kurtulanı yoktur, hemen hemen hepsi ölür. Dolayısı ile kendi hastalığından rahmetli olduğuna göre bu suçun bana yüklenmesi Adli Tıp’ın kurduğu bir kumpastır” diyerek İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndaki tabipleri işaret etti.

    Rapordaki değişiklikler

    Raporlardaki değişkenliklere işaret eden Kuşhan, “Dolayısı ile bir kumpastan içeri girdik. Yıkıldım mı? Hayır. Sadece bana çok zarar verdiler. İşyerimi kapattım. Daha sonra bu kanun çıktı. Kanun çıktığında tabii ki sevindim, ben suçsuz olduğumu biliyordum. Eğer vicdanınız rahatsa hiç suçluluk psikolojisine girmezsiniz” dedi.

    Bu durumun Adli Tıp Kurumu’nun gerçekleştirdiği bir kumpas olduğunu iddia eden Kuşhan, “Ben şunu soruyorum; bir bilirkişi ve İhtisas Kurulu’nun içinde olan bir doktor, burada ‘ak’, aynı dosyada öteki tarafta ‘kara’ diyebilir mi? Diyemez. Demek ki vicdanı yok bu doktorun. Demek ki bu insanı etkilemişler. Bu iki doktor acaba ne karşılığında ‘ak’ dedikleri şeye bir süre sonra ‘kara’ dediler. Dolayısı ile kimler etkilemişse bu Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’nu onlar işi halletmiş. Ama bunların kim olduklarını bilmiyorum. Tabii ki haklarımız arayacağız. Ama ortada bir gerçek var; ilahi adalet tecelli etti. Ben suçsuz yere oradaydım ve çok kısa bir zamanda dışarı çıktım” dedi.

    Gayri Meşru Diyet’in kitabını yazdı

    Cezaevi günlerinde kendine dinlediğini söyleyen doktor Muzaffer Kuşhan, cezaevinde kitap da yazdığını hatırlatarak, “Kitabın ismi Gayri Meşru Diyet. Gayri Meşru Diyet dendiği zaman, kilo alan insanların hep yemek istedikleri yemekler vardır. Mesela hamburger yemek isterler, mesela pizza yemek isterler, lahmacun yemek isterler, kebap yemek isterler. İsterler, isterler. İşte bu yemeklerin sağlıklı olanı nasıl olur. Benim evim deneysel mutfaktır. Cezaevine girmeden önce de 2 sene boyunca bunların deneylerini yaptım. Bunları tek tek çalışarak ortaya çıkardım. Hapishanede de onu bir kitap haline getirdim” şeklinde ifadeler kullandı. Kartal Cezaevi’ndeki personele de teşekkür eden Kuşhan, personelin kendisine çok iyi davrandıklarını kaydetti.

    Mesleğe devam edip etmeyeceğine ilişkin bir soruya da Kuşhan, şu anda buna hukukçulara danıştıktan sonra karar vereceklerini, yasak kalktığı takdirde mesleğe dönmek istediğini sözlerine ekledi.