Etiket: Balı

  • Anzer Balı üreticilerini sevindiren karar

    Rize’nin Anzer Yaylası’nda çiçek florasının korunmasına yönelik İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’ne bağlı Mera Komisyonu’nun aldığı karar Anzer Balı üreticilerini memnun etti.

    Anzer Yaylası’nda otlayan keçi ve koyun sürülerinin çiçek florasına zarar vererek bal üretiminin düşmesine neden olduğu gerekçesiyle yıllardır mücadele veren yöredeki bal üreticilerinin çağrısı üzerine bu yıl Ballıköy sınırları içindeki yaylakların göçer ailelere kiralama yapılmaması yönünde İl Mera Komisyonu’nda karar alındı.

    Dünyanın en şifalı ballarından bir tanesi olarak kabul edilen Rize’nin İkizdere ilçesine bağlı Anzer Yaylası’nda 3 bin rakımın üstündeki bölgelerde üretilen Anzer Balı’nın üretimi ile ilgili bal üreticileri, yıllardır bölgede otlayan keçi ve koyun sürülerinin çiçek florasını tahrip ettiği iddiasında bulunuyordu.

    Anzer balı keçi ve koyun tehdidinden kurtuldu

    Son yıllarda Anzer Balı üretimindeki düşüşü yaylada artan keçi ve koyun sayısına bağlayan bal üreticilerinin talepleri üzerine bu yıl Rize İl, Gıda Tarım ve Hayvancılık Mera Komisyonu bir karar alarak yaylayı göçer hayvancılık yapanlara kapattı.

    Alınan kararda “İkizdere ilçesi Ballıköy sınırları içinde bulunan yaylakları yöre halkı arıcılık yapmak için kullandığından Ballıköy sınırları içindeki yaylakların göçer ailelere kiralama yapılması durumunda göçer hayvancılık yapan çiftçi aileleri ile yaylak sakinleri için ‘can ve mal güvenliği ve asayiş açısından sakıncalı bulunduğu’, bu nedenle göçer büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık yapan ailelere kiralanmamasına, talep eden ailelere de ilimizin genelinde talep edecekleri başka meralar için İl Mera Komisyonu’na başvuru yapmalarına oy birliği ile karar verildi” denildi.

    Bal üretiminde artış bekleniyor

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Anzer Ballıköy Muhtari Remzi Güzel, Anzer Yaylası’nda 500’e yakın farklı çiçek türü bulunduğunu ve bunlardan 80 tanesinin ise dünyada sadece Anzer’de görüldüğünü hatırlattı. Güzel “Yörede üretilen bal da özelliğini bu çiçeklerden alıyor. Keçi ve koyunlar otlarken bu çiçekleri tahrip ediyor, ezilen çiçeklerdeki tozlar ve çiçek özleri kaybolduğu için bal üretimi olumsuz etkileniyordu. Bölgede daha önce 2 bin küçükbaş hayvan yaylaklarda otlatılıyordu. Bu yıl bu ortadan kalktı. Bu nedenle bu yıl bal üretiminde ciddi bir artış bekliyoruz. . Bu karar Anzer balı üreten köylülerimiz için olumlu sonuç verecektir” dedi.

  • Bali Adasında 6.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi

    Endonezya’nın Bali Adası’nda 6.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

    Endonezya Meteoroloji, Klimatoloji ve Jeofizik Ajansı (BMKG), depremin merkez üssünün Bali’nin başkenti Denpasar’a yaklaşık 23 kilometre uzaklıkta olduğunu açıkladı. Açıklamalara göre, depremde ölen ya da yaralanan olmadığı bildirildi. Depremin adada yaşayanlar tarafından hissedildiği belirtildi. Görgü tanıkları, depremin yaklaşık 20 saniye kadar sürdüğünü ve güçlü bir sarsıntının meydana geldiğini aktardı.

    Öte yandan, Bali’nin en önemli tapınaklarından biri olan Kehen Tapınağı depremde hasar gördü.

  • Bakan Tüfenkci’ye Anzer Balı

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’ye Rize Valiliği ziyaretinde Anzer Balı hediye edildi.

    Sabah saatlerinde havayolu ile Gürcistan’ın Batum Havalimanı’na gelen ve buradan karayolu ile Sarp Sınır Kapısı’na geçen Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Türkiye’nin en yoğun yaya giriş-çıkışı ile taşıt giriş-çıkışının yapıldığı gümrük kapılarından olan Sarp Sınır Kapısı’nda incelemelerde bulundu. Bölge Milletvekilleri ve ihracatçılar ile birlikte burada görüşmelerde bulunan Tüfenkci, sorunlar ve çözüm önerilerini dinledi.

    Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, burada Bakan Tüfenkci’ye “Kapının ihtiyaca verimli bir şekilde ve sorunsuz olarak cevap verecek şekilde genişletilmesi, peron sayısının giriş-çıkış yapan araç ve yolcu sayısı oranında arttırılması, günümüz teknolojilerinin el verdiği ölçüde var olan imkanların en verimli şekilde kullanılarak alt yapının ihtiyacı karşılayacak ölçüde yenilenmesi, eksikliklerin tamamlanması, yolcu-giriş çıkışlarında yaşanan beklemelerin asgariye indirilmesi için insan kaynakları açısından kapının kuvvetlendirilmesi ve personel sayısının attırılması” konularında gerekli tedbirlerin acilen alınması gerektiği yönündeki görüş ve önerilerini aktardı.

    Sorunların çözümü noktasında çalışmaların sürdüğünü ifade eden Bakan Bülent Tüfenkci, beraberindekiler ile birlikte Rize’ye hareket etti. Rize’de ilk olarak Rize Valiliği’ni de ziyaret eden Bakan Tüfenkci’ye Rize Valisi Erdoğan Bektaş, içinde Anzer Balı ve kuru çay çeşitleri bulunan bir sepet hediye etti. Bakan Tüfenkci, ardından Rize Valiliği Ayder Salonu’nda Rizeli iş adamları ile basına kapalı bir toplantı gerçekleştirdi.

  • 5. Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi

    Muğla’nın Fethiye ilçesinde Ölüdeniz Mahallesi’ndeki Liberty Hotels Lykia’de 5’inci Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi başladı.

    Ölüdeniz Liberty Lykia Hotels’de düzenlenen kongreye, Muğla Valisi Amir Çiçek, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcı İbrahim Çiftçi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Volkan Mutlu Coşkun, Fethiye Kaymakamı Ekrem Çalık, Seydikemer Kaymakamı Muammer Köken, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Mansur Harmandar, Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı ve Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ziya Şahin ile çok sayıda arıcı ve davetliler katıldı.

    Muğla Valisi Amir Çiçek, arıcılar ve davetliler kongre merkezinde açılan arıcılıkla ilgili stantları dolaştı.

    Muğla Valisi Amir Çiçek, kongrede bilim insanları ile sektörden katılımcıların arıcılığın “nasıl daha iyiye götürüleceğini” tartışacağını kongrenin sonucunda ortaya çıkacak bilgilerin herkese yarar sağlayacağını söyleyen Çiçek, Bu bildiri, üniversitelere, bakanlıklara ve tüm uygulayıcılara gönderilecek. Herkesin bunu değerlendirip, buna göre hareket etmesi gerekiyor. Bir işi iyi, akılcı ve bilim ışığına yapabilmek çok önemlidir dedi.

    – 2016 yılında 287 Adet Bal Ormanı Kurulu

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcı İbrahim Çiftçi ise konuşmasında ormanlardan odun dışı olarak nitelendirilen ürün ve hizmetler içerisinde hayvansal ürünlerin yanında bal ormanları, rekreasyon alanları ve eko turizm hizmetlerinin de bulunuyor. Çiftçi “Türkiye’nin yaklaşık 3 bin 600 endemik olmak üzere 11 bin 400 bitki türüne ev sahipliği yaptığını ormanlarımızın yüzde sekseni de bodurdur. Bakanlığımıza bağlı Orman Genel Müdürlüğümüzün gayretli çalışmaları sonucu 2002’de 30 bin ton olan kekik ve ada çayı gibi odun dışı üretim bu yıl 13 kat artarak 400 bin tonlara çıkmıştır. 2015 içerisinde odun dışı orman ürünlerinin orman ürünlerine katkısı aynı seviyede para olarak arttı. Bakanımızın talimatıyla Bakanlık Genelgesinde yayınlanan ormanlarda konaklayan arıcılardan konaklama ücreti almıyoruz.” Dedi.

    Çiftçi, bakanlık olarak arıcıların sorunlarıyla yakinen ilgileniyoruz. Arıcılığın desteklenmesi amacıyla ormanlık alanlarda, ballı bitkilerin yoğun olduğu yerlerde bal ormanları oluşturuluyor. Bal ormanlarını oluştururken Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile arıcılar birliği yetkilileriyle işbirliği içerisinde çalışıyoruz. Çiftçi “Bal ormanlarını, açık olan yer varsa yöreye uygun ballı bitkileri oraya dikerek bu bitkilerin çoğalmasını sağlıyoruz. 2013 ile 2017 yıllarını kapsayan bal ormanları eylem planı hazırlamış bulunmaktayız. Bu yıllar arasında 270 bal ormanı kurulmasını hedefledik. Şu anda ise 2016 yılına kadar 287 adet bal ormanı kuruldu.” dedi.

    – Arıcıların Tüm İhtiyaçları Yurt İçinden Sağlanıyor

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Volkan Mutlu Coşkun ise Anadolu’nun kendine özgü iklimi, bitkilerin kendine özgü yılın değişik dönemlerinde çiçeklenmesiyle ülkenin arıcılığa uygun bir ekolojiye sahip olduğunu söyledi. Çoşkun”Ülke ekonomisine önemli katkısı bulunan arıcılık, dünyanın çoğu ülkesinde yaygın olarak yapılmaktadır. Ülkemizde her geçen yıl arıcı, kovan, kovan başına elde edilen bal miktarı artmaktadır. Arıcılığa yapılan yatırımların farklı bir özelliği de yatırım tutarlarının düşük kalması ve yatırım için bütün ekipmanın yurt içinden karşılanabiliyor olmasıdır. Bundan nedenle arıcılıkta çok fazla dışa bağımlılık bulunmamaktadır. Arıcılık insanlara bal, polen gibi sağlıklı ürünler sağlayan ve ihracatı önemli bir potansiyeli bulunan bir faaliyettir.”

    Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün ise “Arıcılık ve çam balı, çam balı da deyince akıllara Muğla gelmektedir. Türkiye’deki çam ballarının yüksek bir miktarı Muğla’da üretilmektedir. Aslında Muğla’da şu an üretilen çam balını çok daha fazla ve kalite de üretebiliriz. Muğla ilimiz 13 Bin 274 metre karelik bir alana sahiptir. Geniş Muğla coğrafyasında yüzde 68 ormana sahibiz. O zaman ilimiz yüzde 68’lik bir ormana sahipse, orman ürünlerinden ve çam balından ekonomik olarak daha fazla girdi yapmak zorundayız” dedi.

    – Çam Balının Yüzde 70’i Muğla’dan Sağlanıyor

    Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı ve Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ziya Şahin de kongreye 21 ülkeden yaklaşık 2 bin kişinin katıldı.Muğla’nın ülke arıcılığında önemli bir yere sahip olduğuna söyleye Şahin; “Muğla’da arıcılığı öne çıkaran neden, çam balı üretiminde merkez konumunda olmasıdır. Ülkedeki arılı kovan sayısının yüzde 16’sını, bal üretiminin yüzde 17’sini, çam balı üretiminin de yüzde 70’ini Muğla sağlamaktadır. Kongrede sektörün, arıcıların ve bilim insanlarının aynı salonda tartışabildiği paneller düzenlenecek. Bugüne kadar arıcılıların bilim insanlarına soramadığı soruları burada tartışılacak.”

  • İş bankası Genel Müdürü Bali: “Yüzde 5 büyüme için yüzde 15 kredi büyümesi şart”

    İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, tüketici ve ticaret kredileri ile küçük işletme kredi faizlerinde indirime gittiklerini açıkladı.

    Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankacılık sektörü ve Türkiye ekonomisine ilişkin güncel gelişmeleri değerlendirdiği bir basın toplantısı düzenledi. Bali, İş Bankası’nın her zaman ülkenin zor dönemleri için özel sorumluluklar alan bir banka olduğunu belirterek, “Hiç beklemediğimiz hadiseler yaşadık ve bu olaylar karşısında milletimizin yanında olacağımızı belirterek bilançomuzun da kaynaklarımızın da bugünler için olduğunu söyledik. Yakın coğrafyamızda yaşanan olağanüstü gelişmeler, 15 Temmuz’da yaşananlar, finansal piyasalardaki oynaklık, global ekonominin durumu gibi nedenlerle doğal olarak bankalardan beklentiler artıyor ben bunun doğal ve haklı buluyorum” dedi.

    Üçüncü sınıf ülke olma riski ile karşı karşıya iken, birinci sınıf demokratik ülke durumuna geldik

    15 Temmuz ve sonrasını değerlendiren Bali, “Darbe girişimine karşı çok sağlam bir direnç gösterdiğimizi müsterihen söyleyebilirim. Olağandışı tedbirlere başvuracak hiç bir müşteri davranışı görmedik, daha açık söyleyim faiz oranlarını yükseltmeye zorlayan bir durum yaşamadık. Perakende müşterilerinden irili ufaklı satışlarla 11 milyar dolarlık satış gördük bu olağanüstü kıymetli bir reflekstir. Uluslararası toplantılarda muhataplarımıza bu durumu anlatınca anlamakta zorluk yaşadılar. Yüksek siyasi liderlik ve toplumsal bütünlükle üçüncü sınıf ülke olma riski ile karşı karşıya iken, birinci sınıf demokratik ülke durumuna geldik” dedi.

    Bugün bir kâr yarışı değil, feragat yarışı olması gerekir

    İş bankası Genel Müdürü Bali içinde bulunduğumuz dönemin özel bir dönem olduğunu vurgulayarak, “Bu dönem cari performansları en üst durumda tutacağımız normal bir dönem değil. Değişken ve dinamik bir ortam var. Bir refah dönemi yaşadık ama şimdi anlık gelişmelere hızlı ve pragmatik tepkiler verebilmeliyiz. Sahip olduğumuz imkanlar bir şeye lazımsa bugüne lazım. Bütün sermayemizi bütün özkaynağımızı bu ülkeden hatta bugün zorluk yaşayan müşterimizden kazandık. Kriz bekleyen politikalar krize neden olur. Refahı değil zorlukları da paylaşma zamanındayız. Şimdiye kadar iki-üç nesilde yaratılmış olan, sermayesi hala kıt olan bu ülkede değerler asla acur politikalarla çarçur edilmemelidir. Finans sistemi bu konuda son derece yapıcı davranmak zorundadır. Bankalar olarak yarışacaksak, bugünün koşullarında bunun bir kâr yarışı değil, feragat yarışı olması gerekir. Bu konuda sadece bankalara değil tabi ki, kamuya, reel sektöre ve tüm iş dünyasına büyük görev düşüyor” dedi.

    Tedbirlerin yorumlanmasında ulusal anlamda bir takım imkanlar ve yorumlar mümkün

    Bali, kitabi bir anlayışla uluslararası uygulamaları olduğu gibi Türkiye’ye kopyalamanın bu dönemin ihtiyaçları ve öncelikleri ile uyumlu olmayabileceğini belirterek, “Bunu söylerken maksadım bunları uygulamayalım, dış dünyanın standartlarından hariç kendimize özgü bir düzen kuralım gibi ifadeyi asla çağrıştırmak değil.Bu tedbirlerin önceliklendirilmesi ve yorumlanmasında daima ulusal anlamda bir takım imkanlar ve yorumlar mümkündür. Bunu yapabilecek becerisi olan bir ülkeyiz. Son dönemde makro ihtiyati tedbirlerde bir kısım esneklikler bu yönde bir etki görmektedir. Bunu son derece doğru bir politika olarak görüyoruz. Aynı şekilde devam etmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

    Bir taraftan faiz oranlarından şikayet edeceksin, diğer taraftan fahiş vade farkları uygulayacaksın

    Reel sektörden de aynı olgunlukta bir yaklaşım beklediklerini belirten Bali, “Bir taraftan bankacılık sisteminin faiz oranlarından şikayet edeceksin, diğer taraftan fahiş vade farkları uygulanmamalıdır. Vadelerde muhataplarını güçlükler içerisine sokacak imkanlarınız var diye bu güçler kullanılmamalıdır. Biz bankacılık sektörü olarak hangi olgunlukta davranıyorsak, aynı olgunluğu muhataplarımızdan beklemek zorundayız” dedi.

    Yüzde 5 büyüme için yüzde 15 kredi büyümesi şart

    Adnan Bali, Türkiye ekonomisi ile banka kredileri arasında direkt bir korelasyon bulunduğunu belirterek, “Yüzde 5 civarında büyümeyi hedefleyecekseniz, en az yüzde 15 ve üzeri bir kredi büyümesi sağlamanız lazım” ifadelerini kullandı.

    30 Haziran itibarıyla bugün yeniden yapılandırılan kredi bakiyesi 5,5 milyar TL

    Daralan ekonomik koşullarda firmaların ve bireylerin borçlarının ödenmesi konusunda çok özel sorumluluklar alındığını belirten Bali, “30 Haziran itibarıyla bugün yeniden yapılandırılan kredi bakiyesi 5,5 milyar TL düzeyinde, bunun 2,9 milyar TL’sinin ticari kredilerden oluşuyor” dedi.

    “Borcuna sadık, sözünün eri insanlar”

    İş Bankası olarak bölge, segment ayrımı yapmadan her kesime kredi imkanı sunduklarını vurgulayan Bali, Van’da yeni bir ticari şube açtıklarını belirterek, “Bölge insanı yaşadıklarına rağmen borcunu ödeme gayretinde oldu her zaman. Borcuna sadık, sözünün eri bu insanlara biz de aynı şekilde davranmalıyız” ifadelerini kullandı.

    İş Bankası, faizleri düşürdü

    Bali, esnafa, tüketiciye, bireye dokunan kararlar aldıklarını belirterek,”Bu kapsamda yıl sonuna kadar esnaf ve küçük işletmelere (azami 50 çalışanı ve cirosu 8 milyon işletmeler) yeni taleplerinde azami 100 bin TL’ye kadar aylık yüzde 0,99, bugünkü yıllık bileşik maliyetlere bakıldığında 3 puandan daha fazla aşağıya tekabül eden bir yeni kredi paketini sunuyoruz. Ağustos ayında konut kampanyası başlatılmıştı. Biz de buna destek vermiştik. Şimdi bu konut kredisi faiz oranını yüzde 0,95’ten yüzde 0,90’a çekiyoruz. Taşıt kredilerini sıfır kilometre araçlarda yüzde 1,18’den yüzde 1,10 seviyesine indiriyoruz. İhtiyaç kredilerini çeşitli vadelerde değişmek üzere en düşük faiz oranını yüzde 1,20’den yüzde 1,15 seviyesine çekiyoruz. Kredi kartlarında tavan faiz oranını yüzde 2,02’den yüzde 1,90 seviyelerine indiriyoruz. Fonlama ve aracılık maliyetlerinde düşüş gözlememiz halinde indirimlerimize devam edeceğiz” dedi.

    Türkiye avantajlarının farkında olmalı

    Adnan Bali sözlerine şöyle devam etti: “Gelişmiş ülkeler olağan dışı genişletici para politikalar uyguluyor buna rağmen sonuç alamıyor. Şimdi bunların maliye politikaları desteklenmesi isteniyor ancak bu ülkelerin maliye politikasında genişleme oluşturacak kapasiteleri yok. Türkiye hem büyüme açısından görece bu ülkelerden farklı bir noktada hem de disiplinli maliye politikası nedeniyle ekonomiye ivme kazandırabilecek hareket alanına sahip. Avrupa’da bazı ülkelerde zorunlu krediler rasyosu çift basamaklı ve Türkiye’nin üç katından fazla. Türkiye avantajlarının farkında olmalı. Ülke olarak bu bakımdan gereksiz karamsarlığa kapılmaya da yol açmaya da gerek yok. Belli başlı makro ekonomik verilere bakıldığında olumlu yönde ayrışma imkanımız varken, maalesef önümüze çıkan öngörülen, öngörülemeyen badireler nedeniyle olumlu ayrışmayı yaşayamadık. Çünkü Türkiye ekonomisi 27 çeyrektir büyüyen bir ülke. Bu yıl bile yüzde 3’ün üzerinde büyüme gerçekleştirebileceği öngörülüyor”.