Etiket: baklava

  • Güneydoğu’daki Asker Ve Polislere Baklava Takviyesi

    Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde PKK terör örgütüyle mücadele eden Özel Hareket Polisleri ile askerlere Kilis’ten 1 ton baklava gönderildi.

    Diyarbakır, Mardin ve Şırnak’ta terörle mücadele eden polis ve askerlere destek vermek için Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara’nın önderliğinde esnafın da katkısıyla toplanan 1 ton baklava törenle gönderildi.

    Belediye Başkanı Hasan Kara, sosyal sorumluluk projesi altında böyle bir etkinlik düzenlediklerini ifade ederek, “Yanı başımızda dün Irak’ta, bugün Suriye’de yaşanan vahşeti, insanlık dramını görmemek mümkün değil, kardeş kavgasının iç çatışmanın insanları nereye götürdüğünü ne vahim sonuçlar doğurduğunu hepimiz canlı şekilde yaşıyoruz. Biz vatanın, bayrağın ve ülke sınırlarının ne kadar kutsal olduğunu ve dokunulmaz olduğunu özellikle Suriye sınırında yaşayan bir il olarak daha canlı görüyoruz. Burada bu bayrak altında bu vatan toprağında biz rahat bir şekilde yaşarken her gün bomba sesinden yatılamaz durumdayken biz, bomba sesi altında nasıl yaşadıklarını tahmin bile edemiyoruz” dedi.

    Dış mihrakların ve hainlerin işbirliği neticesinde çok ciddi bir şekilde içlerinde yara meydana getirdiğini ifade edene Kara, “Biz bu vatanın kıymetini bilmemiz gerekirken, bu toprağın kıymetini bilmemiz gerekirken, güvenlik güçlerimize destek olmamız gerekirken, tam tersi devletin imkanlarını ellerindeki belediye imkanlarını, diğer ellerindeki tesisat ve imkanları bu milletin hayrına kullanmak varken, bu milletin hizmetine sunmak varken, hendek açmaya, bomba yerleştirmeye, güvenlik güçlerimizi şehit etmeye ve insanlarımızı rahatsız etmeye harcamaları şahsen benim ve buradaki Kilis halkının çok ağrına gidiyor. Bu yetmezmiş gibi aydın diye geçinen bazı insanların çıkıp da açıklama yapması, sanki teröre destek verir mahiyette taraf olmaları dış basında ve özellikle Türkiye’de bunların sesi çıkıyor diye o algıyı oluşturuyorlar. Bu noktada halk olarak, bizim devreye girmemizin zamanı geldiğini düşünüyorum. Sesi çıkanların Türkiye’yi temsil etmediklerini onların Türkiye’nin mevcut çoğunluğunun olmadığını asıl insanların bu topluluklar olduğunu evinde sessiz oturduğunu, sakin oturan insanlar olduğunu, evinde televizyon başında her şehit geldiğinde o şehidin annesi kadar ağlayan insan olduğunu, o şehidin babası kadar yüreği yanan insanlar olduğunu topluma göstermek için böyle bir adım attık” ifadelerini kaydetti.

    Polis Özel Timleri ile askerin, çocuklarından eşlerinden ayrı bir şekilde gece gündüz mücadele ettiğini ifade eden Kara, “Sadece bu vatanın daha yaşanabilir hale getirilmesi için çalışıyorlar. Bizim demokratik haklarımızı ortalığı bulandırmadan, ortalığı karıştırmadan öbürlerinin yaptığı açıklamanın karşısında olduğumu gösterecek şekilde bu vatanın sahiplerinin bizler olduğunu evinde oturan garip gureba olduğunu sesiz insanların olduğunu belirtmemiz lazım. Tarafımız belli olsun diye esnafımızla görüşerek, 1 ton tatlı Mardin’e, Cizre’ye, Silopi’ye, Sur’a özel hareket polislerimizin eşliğinde askerlerimize ve polislerimize dağıtılacak. Bu sembolik bir şeydir. Bizim tavrımızın örnek olmasını istiyoruz. Bugün akşam üzeri polislerimize, askerlerimize moral, motivasyon olmak üzere, yanlarında olduğumuzu göstermek üzere dağıtılacak. Özelikle Kilis olarak nüfusumuzdan fazla Suriyeli barındıran, Suriyeli kardeşlerimize bakarak gocunmuyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde yaşanmamış ensar, muhacir ilişkisi yaşıyoruz. Özellikle o teröristlere bir karşılığı olsun diye bu tatlıları gönderiyoruz” diye konuştu.

    Programa, İl Emniyet Müdürü Candemir Özdemir, Kilis Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Ömer Sevengül ve Yönetim Kurulu Üyeleri, AK Parti Kilis İl Başkanı İzzet Toprak, Belediye Başkan Yardımcıları Mehmet Ali Eryılmaz, Cuma Özdemir ile çok sayıda davetli katıldı.

  • Gökgöz: “İyi Baklava Soğukta Şekerlenir”

    Kısa sürede markalaşma yolunda hızla ilerleyen Antepsan Baklava, amaçlarının baklavayı önce Türkiye’ye sonra da dünyaya tanıtmak olduğunu belirtti.

    Baklavayı, doğal şeker pancarından yapılan şeker, doğal keçi sütü, köy yumurtası, Harran Ovası’nın sert buğday unu, Barak Ovası’nın orijinal Antep fıstığını, orijinal bakır tepsilerle buluşturarak, eski taş fırınlarda odun ateşinde imal ettiklerini söyleyen Antepsan Baklava Ortağı Gökhan Gökgöz, verdikleri hizmetle farklarını ortaya koyduklarını söyledi.

    “KUŞAKTAN KUŞAĞA BU LEZZETİ AKTARMAYI HEDEFLİYORUZ”

    Kuşaktan kuşağa bu eşsiz lezzeti aktarmayı hedeflediklerini ifade eden Gökgöz, yeni ustalar da yetiştireceklerini belirterek, “Büyümedeki hedefimiz, kaliteli ve sağlıklı baklavayı öncelikle tüm Türkiye, sonrasında ise dünyaya tanıtmaktır. Bildiğiniz üzere baklava ülkemizde Gaziantep’te coğrafi işaret olarak tescillenmiştir. Aynı zamanda Avrupa Birliği’nde de Gaziantep baklavası olarak tescillidir. Geçtiğimiz günlerde ise Gaziantep, gastronomi dalında, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) ’Yaratıcı Şehirler Ağı’na girmiştir. Gaziantep mutfağının hem Türkiye hem dünyada bu kadar ilgi görmesi ve takip edilmesi de firmamız üzerinde ayrı bir sorumluluk getiriyor. Bizler de firma olarak hem firmamızın adına hem de ilimizin sembollerinden olan baklavanın tanıtımı adına bu sorumluluğun bilincinde baklavayı en doğal haliyle yapmaya ve yeni ustalar yetiştirerek kuşaktan kuşağa bu lezzetin sürdürülmesine katkı sağlamak için çalışmaktayız” dedi.

    “EMEĞİN KAMPANYASI OLMAMALI”

    Gıda üzerinden yapılan kampanyalar hakkında da bilgiler veren Gökgöz, “Emeğin kampanyası olmamalı. Biz diğer firmaları rakip olarak görmüyoruz. Tüm firmalar baklava kültürüne hizmet eden bizim gibi aracılar. Temel olarak baklavanın yapılışı tüm firmalarda aynı. Kalite farkı bazı detaylarla ortaya çıkıyor. Kullanılan fıstıktan sade yağa, şerbetin sıcaklığından odun fırınında kullanılan odunların cinsine kadar çok ince ayrıntılar bulunuyor. Bazı ticari kaygılar nedeniyle bu ayrıntılara önem verilmediği de olabiliyor. Bizim öncelikli kaygımız müşteri memnuniyeti olduğundan ticari kaygılarımız en son sıralarda geliyor. Tüm girdilerimiz tek tek en hassas şekilde kontrolden geçiyor. Amacımız baklavayı yapılabilecek en doğal ve sağlıklı haliyle müşterilere ulaştırmak. Biz firma olarak kendi sektörümüzde belirli bir kampanya kültürü oluşmasına sıcak bakmıyoruz. Çünkü emek yoğun ve karlılık düşük bir sektör. Emeğin kampanyası olmamalı” şeklinde konuştu.

    “HALKIMIZIN SAĞLIĞI BİZİM İÇİN ÖNEMLİDİR”

    Baklava alırken dikkat edilmesi gereken konularda da vatandaşları uyaran Gökgöz, “Baklava alırken mutlaka glikozsuz ürünleri tercih etmelerini öneriyoruz. Firmamızda kesinlikle bu tip yapay tatlandırıcı gibi ürünler kullanılmaz. Müşterilerimiz baklavalarımızı dilediği laboratuvarda inceletebilir. Tamamen doğal girdilerle yapılmaktadır. Doğal glikozsuz baklava soğuk havalarda şekerlenir, fakat halk arasında şekerlenen ürünün bayat olduğu düşünülebilir. Glikozun başlıca etkisi şekerlenmeyi önlemektir. Evlerinizde de aldığınız baklava birkaç gün geçtiği halde şekerlenmiyorsa glikozlu olduğu düşünülebilir. Biz firma olarak güvenle yiyebileceğiniz ürünler üretiyoruz. Halkımızın sağlığı bizim için önemlidir. Önce sağlık” diye konuştu.

  • Malatya Denilince Kayısı, Gaziantep Denilince Baklava Akla Geliyor

    İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Işık’ın yaptığı ‘Şehirler ve İmajlar: Marka Şehir Olma Sürecinde Türkiye’de Malatya İmajı’ konulu araştırmanın sonuçlarını açıklandı. Araştırma sonuçlarında Malatya denilince kayısı, Gaziantep söylenince ise insanların aklına baklava geldiği ortaya çıktı.

    İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Işık Adana, Ankara, Artvin, Aydın, Bursa, Eskişehir, Giresun, Gümüşhane, Isparta, İstanbul, Kocaeli, Niğde, İzmir, Kayseri, Kırşehir, Konya, Rize, Sakarya, Sivas ve Van illerinde, bin 67 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen ‘Şehirler ve İmajlar: Marka Şehir Olma Sürecinde Türkiye’de Malatya İmajı’ konulu araştırmanın sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Bir aylık sürede elde edilen araştırmanın sonuçlarını açıklayan Metin Işık, Malatya halkının Türkiye’de nasıl algılandığı, sorusuna cevap arandığını ifade etti. Her 100 kişiden 85’inin zihninde Malatya kelimesinin olumlu çağrışım yaptığını kaydeden Işık, Malatya kelimesini duyunca ilk akla gelen şeyin yüzde 78,1 ile kayısı, yüzde 9,2 ile İnönü Üniversitesi olduğunu söyledi. Işık, “Araştırmaya katılanların yüzde 26,3’ü Malatya’yı ziyaret etmiş, katılımcıların yüzde 69,3’ü Malatya’nın hangi bölgede yer aldığını bilmektedir. Türk halkının yüzde 73,8’ine göre Malatya ilinin en önemli değeri kayısıdır” şeklinde konuştu.

    Araştırmaya katılanların yüzde 45’inin Malatya’yı modern bir şehir olarak gördüğünü dile getiren Prof. Dr. Metin Işık, yine araştırmaya katılanların yüzde 28,5’inin Malatya’yı bir sanayi şehri olarak gördüğünü ifade etti. Işık, “Araştırmaya katılanların yüzde 55’i Malatya’yı temiz bir şehir olarak görmektedir. Yüzde 64,1’i sakin bir şehir, yüzde 55,6’sı güvenli bir şehir, yüzde 40,5’i ucuz bir şehir olarak görüyor. Türkiye’de Malatya halkının imaj algısını da paylaşmak istiyorum. Araştırmaya katılanların yüzde 56,7’si Malatya halkının dindar olduğu kanaatini taşıyor. 61,5’i Malatya halkının hoşgörülü olduğunu, yüzde 62,1’i Malatya halkının sıcakkanlı olduğunu, yüzde 57,3’ü Malatya halkının yardımsever olduğunu, yüzde 42,9’u girişimci olduğunu, yüzde 50,7’si Malatya halkının çalışkan olduğunu düşünüyor. Araştırmaya katılanların yüzde 25,9’u Malatya’da yaşamak istediğini belirtti” ifadelerini kullandı.

    GAZİANTEP DENİLİNCE AKLA BAKLAVA GELİYOR

    Araştırma kapsamında elde edilen sonuçlar ile Gaziantep ilini de karşılaştırdıklarını söyleyen Prof. Dr. Metin Işık, katılımcıların Malatya deyince yüzde 85,2’sinin olumlu, Gaziantep deyince yüzde 81,2’sinin olumlu düşünceye sahip olduğunu aktardı. Gaziantep denilince de akla baklava geldiğini belirten Işık, “Malatya deyince yüzde 78,1’nin aklına kayısı, Gaziantep deyincese yüzde 47’sinin aklına baklava geliyor” ifadesini kullandı. Katılımcıların yüzde 26,3’ünün Malatya’yı ziyaret ettiğini dile getiren Işık, Gaziantep’i ise yüzde 42,5’inin gittiğini söyledi. Prof. Dr. Işık, coğrafi konumunun bilinirliği açısından Malatya’nın oranın yüzde 69,3, Gaziantep’in ise yüzde 84,2 olduğunu aktardı. Malatya’nın en önemli değerinin yüzde 73,8 kayısı, Gaziantep’inse yüzde 32,5 ile baklava olduğunu belirten Işık, “Katılımcıların yüzde 25, 9’u Malatya’da yaşamak istiyor. Gaziantep’te yaşamak isteyenlerin oranıysa yüzde 30,6” şeklinde konuştu.

    Prof. Dr. Metin Işık, modern bir şehir olarak nitelendirme açısından Malatya’nın yüzde 45, Gaziantep’in yüzde 54,7 oranında olduğunu ifade etti. Işık, “Gelişmiş bir şehir olarak nitelendirmede Malatya yüzde 28,5 Gaziantep yüzde 57, sakin bir şehir olarak nitelendirmede Malatya yüzde 64,1, Gaziantep yüzde 50,8, güvenli bir şehir olarak nitelendirme açısından Malatya yüzde 55,6, Gaziantep yüzde 47’dir. Ucuz bir şehir olarak nitelendirmede Malatya 40,5, Gaziantep yüzde 46, dindar olma algısı açısından Malatya yüzde 56,7 Gaziantep yüzde 64,3, hoşgörülü olmada Malatya yüzde 61,5, Gaziantep yüzde 60,6, sıcakkanlı olma algısı Malatya yüzde 61,2 Gaziantep yüzde 64,6 oranında. Yardımseverlikte Malatya yüzde 57,3 Gaziantep yüzde 65, girişimci olma algısında Malatya 42,9, Gaziantep yüzde 51,5, çalışkanlık algısında Malatya yüzde 50,7, Gaziantep yüzde 59,5 olarak görülüyor” diye konuştu.

    Daha sonra söz alan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik, araştırmayı gerçekleştiren Dekan Prof. Dr. Metin Işık’a teşekkür etti. Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik, “İnönü Üniversitesi 41. yaşına girerken fiziki ve çoğu alanda akademik çalışmalarını, ihtiyaçlarını tamamlamış bir üniversitedir. Bundan sonra üniversite artık toplumun, sivil toplumun, yerel yönetimlerin ve devletin ilgili kurumlarına raporlar hazırlayan projeler sunan, çıktıları olan bir kurum haline gelecek. İlahiyat Fakültesi’nden Tıp Fakültesi’ne kadar, İletişim’den Güzel Sanatlara kadar toplumda rol model olacak. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde üniversitenin asli görevlerinden bir tanesi budur. Ama bu işi yaparken üniversite yerelleşmeyecek ama sırça sarayında da yaşamayacak. Bunun ikisinin arasındaki dengeyi, düzeni kuracak. Ulusal ve evrensel düşünmek durumdasınız” sözlerini kaydetti.

  • Bayramda et ve tatlılara kanmayın

    Kurban Bayramı sürecinde fazla et ve tatlı tüketiminin mide, kalp hastalıkları, sindirim problemleri ve kilo alımı gibi ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirdiği, özellikle kronik bir hastalığı olan bireyler için ciddi riskler oluşturduğu bildirildi.

    Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Gizem Akgül, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, bu süreçte kalp, diyabet, obezite ya da hipertansiyon hastası olanlar, ileri yaştakiler, mide ve sindirim sorunları yaşayanların bayramda beslenmelerine çok daha fazla dikkat etmeleri gerektiğini söyledi. Akgül, “Kavurmasından haşlamasına yeni kesilmiş kurban etleri sofraları doldururken sağlığı da elden bırakmamak gerekiyor. Özellikle kronik hastalığı olanların bayram boyunca et ve tatlı tüketimine dikkat etmesi gerekiyor. Aksi halde bayramın tadı kaçıyor ve ciddi rahatsızlıklar görülebiliyor” dedi.

    Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Gizem Akgül, Kurban Bayramı’nı sağlıklı geçirebilmek için alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı:

    “Bayram sabahına ılık ve içine 1-2 damla limon damlatılmış su ile başlayabilirsiniz.

    Günün en önemli ve sağlıklı öğünü kahvaltıyı ihmal etmeyin. Hafif bir kahvaltı güne daha enerjik başlamanızı sağlayacaktır.

    Gün içerinde 8-12 bardak su tüketmeye özen gösterin.

    Kurban etleri kesildikten hemen sonra tüketilmemelidir. Bunun nedeni, kurbanın kesilmesiyle oluşan kas sertleşmesidir. Bu, hem etin sertleşmesine ve yeterli lezzetin alınamamasına hem de sindirim problemlerine neden oluyor.

    Yemek yemeğe başlamadan 10-15 dakika önce mutlaka 2 bardak ılık su için. Bu daha az yemek tüketmenizi sağlayacaktır.

    Kurban etlerinin doymuş yağ içeriği en yüksek kısmını sakatatlar oluşturuyor. Ancak kalp sağlığı için sakatat tüketiminden kaçınmak gerekiyor.

    Etlerinizi pişirirken yağda kızartmak veya kavurmak yerine fırınlama, haşlama veya ızgara gibi pişirme yöntemlerini tercih edin.

    Et yemeklerini pişirirken içerisine fazladan yağ ilave etmekten kaçının.

    Etlerinizin yanında bol yeşillikli salata, zeytinyağlı sebze yemeklerine yer verin. Salata ve sebze yemekleri bol posaları ile sindirim sisteminizin çalışmasına yardımcı olacaktır.

    Etinizin yanında asitli, şekerli içecekler yerine ayran, yoğurt veya cacığa yer açın. Bu, hem daha az kalori almanıza hem de daha çabuk tokluk hissinizin oluşmasına yarayacaktır.

    Gün içerisinde 1 bardak sade maden suyu tüketebilirsiniz.

    Ekmek seçimizi tam buğday, köy, çavdar ekmeği gibi saflaştırılmamış ekmeklerden yana yapın. Eğer yemeğinizin yanında pilav, makarna, çorba gibi lezzetler varsa ekmek yerine bunları tercih edin. 2 yemek kaşığı pilavın veya 1 kepçe çorbanın, 1 dilim ekmeğe eşdeğer olduğu aklınızdan çıkarmayın.

    Bayram ziyaretlerindeki ikramlardan şerbetli hamur tatlıları yerine daha hafif sütlü tatlıları veya meyveleri tercih edin.

    Gün içerinde çok fazla çay, kahve tüketmemeye dikkat edin. Bunların fazla tüketimi kalp çarpıntısı, uykusuzluk ve mide problemlerine neden olabilir. Bunların yerine hafif bitki çaylarını tercih edebilirsiniz, örneğin yeşil çay, ıhlamur, adaçayı, rezene gibi.

    Hareket etmeyi ihmal etmeyin. Gün içerisinde yarım saat süresince yapacağınız kısa yürüyüşler daha sağlıklı ve rahat bir bayram geçirmenizi sağlayacaktır.”