Etiket: Bakımından

  • Rektör Ünal: “OMÜ’nün tarım bakımından stratejik bir önemi var”

    Rektör Ünal: “OMÜ’nün tarım bakımından stratejik bir önemi var”

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, “Aynı anda, aynı coğrafyada birbirinden farklı tatları ve özellikleri bulabilme zenginliğine sahibiz. Samsun ve dolayısıyla OMÜ’nün de tarım bakımından stratejik bir önemi var” dedi.

    Tarımsal eğitime başlamanın 175. Yıl dönümü nedeniyle, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Özcan ve beraberindeki Ziraat Fakültesi yetkilileri, Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal’ı makamında ziyaret etti.

    Türkiye’nin ve Ziraat Fakültesi’nin, güçlü bir tarım geçmişine sahip olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal, “Ülkemiz, bitki ve hayvan çeşitliliğinin en yüksek olduğu ülkelerden bir tanesi. Aynı anda, aynı coğrafyada birbirinden farklı tatları ve özellikleri bulabilme zenginliğine sahibiz. Samsun ve dolayısıyla OMÜ’nün de tarım bakımından stratejik bir önemi var. Ürün çeşitliliği ve ürün ıslahı açısından üreticinin sonuç alabileceği ikincil, üçüncül ürünler üreterek ürün kültürünü geliştirmek gerekiyor. Bu noktada Ziraat Fakültesine büyük sorumluluk düşüyor” diye konuştu.

    OMÜ’nün mevcut kampüslerinin Ziraat Fakültesi’nin kullanımına uygun yerlerinde deneme alanlarının oluşturulması gerektiğine dikkat çeken Rektör Ünal, “Deneme alanlarında üretilen ürünlerin, üretiminden tezgâha kadar süreçlerinin takip edilmesi gerekiyor. OMÜ Ziraat Fakültesi’nde buna benzer uygulamalar olsa da iyi organize edilerek sistemleştirilmesi şart. Sonuçta Fakültemizin müthiş bir potansiyeli, bölgeyi ve sahayı domine edebileceği bir gücü var ve bunu değerlendirmemiz lazım. Bunun için de yapılması gereken, Ziraat Fakültesi’nin proje ve politikalarında sonuç almaya odaklanmasıdır. Yürütülen projelerle birçok kıymetli ürün çeşidi yetiştirildi ancak doğru yatırımcıyla bu ürünlerin sanayiye ve ekonomiye kazandırılması lazım. Bu noktada yönetim olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

    Çitçilerden gelen talepleri geri çevirmediklerini kaydeden Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Özcan da ülkenin ve bölgenin sorunlarına yönelik çalışmalar yaptıklarını kaydetti. Ziyaretin sonunda Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Özcan, Rektör Prof. Yavuz Ünal’a çiçek takdim etti.

  • İçişleri Bakan Yardımcısı Çataklı: “Erzurum hem göç, hem de afet yönetimi bakımından önemli bir merkezimiz”

    İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, ” Bakanlığımızın görmüş olduğu hizmetleri daha etkin, verimli, hızlı ve yüksek kalitede vatandaşın memnuniyetini esas alarak sürdürebilmesi maksadıyla bir izleme ve değerlendirme çalışması yapıyoruz. Erzurum sadece güvenlik açısından değil hem göç, hem de afet yönetimi bakımından önemli bir merkezimiz ” dedi.

    İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, İçişleri Bakanlığınca başlatılan İZDES Projesi çerçevesinde yürütülen çalışmaları incelemek üzere Erzurum’a geldi. Bakan Yardımcısı Çataklı, Vali Okay Memiş ve protokol üyeleri tarafından valilik önünde karşılandı. Karşılamanın ardından, valiliği ziyaret eden Bakan Yardımcısı Çataklı, Valilik Şeref Defteri’ni imzaladı.

    İmza sonrası basına açıklamalarda bulunan Bakan Yardımcısı Çataklı, “İçişleri bakanlığımız, başta terörle mücadele olmak üzere emniyet, asayiş, nüfus ve vatandaşlık hizmetleri, göç, afet ve acil durumlar başta olmak üzere insanımızın hayatını doğrudan ilgilendiren önemli görev ve sorumluluklar üstleniyor. Bu kapsamda sayın bakanımızın talimatları doğrultusunda bakanlığımızın görmüş olduğu hizmetleri daha etkin, verimli, hızlı ve yüksek kalitede vatandaşın memnuniyetini esas alarak sürdürebilmesi maksadıyla bir izleme ve değerlendirme çalışması yapıyoruz ” dedi.

    Bakan yardımcılarının başkanlığında oluşturulan heyetlerin bütün illeri dolaştığını ve değerlendirdiğini ifade eden Bakan Yardımcısı Çataklı, tespit ettikleri iyi uygulama örneklerini de ülkenin her yerine yaymayı amaçladıklarını söyledi.

    Erzurum’da düzenlenecek toplantı öncesinde güvenlik ve asayişle ilgili bir değerlendirme yapacaklarını dile getiren Bakan Yardımcısı Çataklı, sözlerine şu ifadelerle devam etti:

    “Güvenlik ve asayiş ile ilgili değerlendirmenin akabinde içişleri bakanlığımızın görev yürüttüğü diğer alanlardaki sorumlu arkadaşlarımızla da bir araya gelerek bir çalışma yapacağız. Sonrasında bakanlığımızın yürüttüğü çalışmaların nasıl görüldüğü, vatandaşlarımız tarafından nasıl değerlendirildiğiyle ilgili sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcilerinden görüş ve önerilerini alacağız. Sonrasında da doğrudan bu hizmetlerimizden yararlanan vatandaşlarımızın iş yerlerini ziyaret etmek suretiyle onların değerlendirmelerini de almak isteyeceğiz. Erzurum sadece güvenlik açısından değil hem göç, hem de afet yönetimi bakımından önemli bir merkezimiz. Burada iki geri gönderme merkezimiz var. Yasa dışı göç bakımından önemli bir görev üstleniyor Erzurum. Bu kapsamda bu geri gönderme merkezlerimizi de görme imkânı bulacağız. Yine jandarma bölge komutanlığımızın düzensiz göç ile ilgili üniversitemizle yaptığı bir göç çalıştayı var. Onun sonuçlarını değerlendirme fırsatı elde etmeye çalışacağız. Son tahlilde de AFAD’ın burada biliyorsunuz arama kurtarma birlik müdürlüğü var. Lojistik depoları var. Afet hazırlık durumlarını AFAD’daki arkadaşlarımızla bir değerlendirme şansı bulacağız. İnşallah hayırlı bir çalışma yürütürüz.”

    Vali Okay Memiş de Bakan Yardımcısı Çataklı’yı Erzurum’da ağırlamaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “İçişleri Bakanlığı’nın önemli hizmetlerinden göç idaresi, nüfus hizmetleri, jandarma, emniyet iş ve işlemlerinin takip ve değerlendirilmesiyle maksadıyla kurulan İZDES için düzenlenecek programa katılmak için bakan yardımcımız İsmail Çataklı Erzurum’a teşrif etti. Bakan yardımcımız, bugün bizim sorumluluk alanlarımızda olan bu konularla ilgili olarak yerinde denetleme, değerlendirme yapacaklar ve akabinde yapılan çalışmalarla ilgili olarak bir takım bilgilendirmelerde talimatlarda bulunacaklar” şeklinde konuştu.

    Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, daha sonra Valilikteki toplantı salonunda bakanlığa bağlı kurum müdürleriyle basına kapalı değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi.

  • (Özel Haber) Zeytinyağı kalite bakımından 3 sınıfa ayrılıyor

    Zeytinyağının kalitesine ve kimyasal yapılarına göre; natürel sızma, natürel birinci ve Riviera olarak üç ayrı sınıfa ayrıldığı belirtildi.

    Türkiye’nin önemli zeytinyağı üretim merkezlerinden olan Balıkesir’in Edremit ilçesinde uzmanlar, vatandaşların farklı fiyatlarda zeytinyağını raflarda gördüğünü, bunun nedeninin de zeytinyağında 3 farklı sınıfın olmasından kaynaklandığını ifade ediyorlar. Natürel sızma yağların çiğ olarak tüketilmesini tavsiye eden uzmanlar, natürel birinci yağın asit değerleri nedeniyle yemeklik olarak tüketilmesini tavsiye ediyorlar. Riviera yağların ise yüksek asit değerine sahip zeytinyağlarının rafine edildikten sonra belli oranlarda natürel sızma zeytinyağları ile karıştırılması ile elde edildiğini ifade ediyorlar.

    Balıkesir Üniversitesi Edremit Meslek Yüksek Okulu Zeytin ve Zeytin Teknolojileri Öğretim Görevlisi Mücahit Kıvrak, “Zeytinyağımızın çeşitleri natürel sızma zeytinyağı 0.8’e kadar. Ama biz burada çeşitleri hem kimyasalda hem de duyusalda analiz yaparak belirliyoruz. Ama halkımızın bildiği daha çok asitlik derecesine göre bir sınıflandırma yapılıyor. 0.8’e kadar olanlar natürel sızma, 0.8 ile 2.0 arasında natürel birinci. İkinin üzerinde yemeklik sınıfından çıkıp rafinajlık sınıfa geçiyor. O rafinajlık sınıfında yağlarını rafine edildikten sonra içerisine yüzde 15 kadar natürel sızma zeytinyağı koyduktan sonra bunun adına da Riviera diyoruz. Halkımızın bildiği, tüketicilerin rafta gördüğü 3 tane farklı zeytinyağı sınıfına ait ürünümüz var. Natürel sızma, natürel birinci ve Riviera” dedi.

    3 farklı zeytinyağı sınıfı arasında fiyat farklılıklarının olduğunu ifade eden Kıvrak “Eğer tüketicilerimiz yemeklerde ayrı, çiğden salatalara tüketecekleri, sabah aç karına içecekleri zeytinyağlarını ayrı tüketirler ise bu ekonomi anlamında kendilerine bir katkı sağlayacaktır. Yemeklik zeytinyağlarını ve natürel zeytinyağlarını bence ayırmalılar” dedi.

  • Samsun, donör sayısı bakımından Türkiye’de ilk sırada

    Samsun İl Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Güney, Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezinin Türkiye’de milyon başına donör sayısında (pmp) ilk sırada bulunduğunu söyledi.

    Samsun İl Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Güney ve Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Dr. Mehmet Kazak organ bağışı ve nakli konusunda basın açıklaması yaptı. Sağlık İl Müdürlüğü Toplantı Salonunda yapılan açıklamada 2017’nin ilk altı aylık durum değerlendirmesi yapıldı.

    21 bin 588 hasta böbrek bekliyor

    Türkiye’de yaklaşık 25 bin hastanın organ beklediğini belirten Güney, “Herhangi bir nedenle organ yetmezliğine giren hastaların tüm dünyada geçerli ve sağlıklı tek tedavi yöntemi organ naklidir. Yeterli organ bağışı olmaması nedeniyle organ nakli olamayan hastalar kısa süre içerisinde organ yetmezliğine bağlı hayatlarını kaybetmektedirler. Böbrek yetmezlikleri için diyaliz bir seçenek olsa da asla tam olarak bir tedavi yöntemi değildir. Organ nakline ihtiyaç duyan hasta sayısı da her geçen gün artmaktadır, 31 Temmuz 2017 itibariyle Türkiye genelinde organ bekleyen hastaların sayısı 24 bin 779’dur. Nakil olmayı bekleyen hastaların dağılımını şu şekilde: Böbrek 21 bin 588, karaciğer 2 bin 110, kalp 870, akciğer 52, pankreas 281, böbrek-pankreas 11, ince barsak 5, kalp kapağı 3. Organ bağışı konusunda toplumumuzda önceki yıllara nazaran artış görülmekle birlikte nakil bekleyen hasta sayıları göz önüne alındığında ve diğer Avrupa ülkeleri ile karşılaştırma yapıldığında hala istenen düzeylere ulaşılamamıştır. Türkiye genelinde 2010 yılında toplam beyin ölümü sayısı bin 36 iken bunlardan 272’sinin organ bağışına aileleri izin vermiştir. 2016 yılında ise 1 bin 998 beyin ölümden ve 564’ünün organ bağışı olarak gerçekleşmiştir. Son beş yıldaki yoğun ve kapsamlı çalışmalar sonucu yüzde 100’e yakın artış sağlanabilmiştir. Genel olarak bu vakalarda ailelerin organ bağışına izin verme oranları yüzde 25 düzeylerindedir” dedi

    Organ Nakil Merkezlerinde alanlarında uzman cerrahlar görev yapıyor

    Sağlık Bakanlığı tarafından organ bağışı ve organ nakli konusunda bir çok çalışmanın yapıldığını söyleyen Güney, “Sağlık Bakanlığımız tarafından tüm bu çalışmalara devam edilmekte olup organ bağışı ve organ naklinin toplumsal bütün boyutlarıyla ilgili çalışmalar yürütülmektedir. Bu kapsamda Bakanlık düzeyinde medya konusu ele alınmış ve dizi yapımcıları, sanatçılardan destek alınmıştır. Ayrıca konunun dini boyutu da unutulmamış ve Diyanet İşleri Başkanlığı nezdinde tüm din görevlilerine bilgi verilerek konuya gereken hassasiyetin sağlanması desteği alınmıştır. Bakanlığımız organ bağışı ve organ naklinin tüm boyutlarına tam destek vermektedir. Türkiye genelinde 100’ün üzerinde bakanlık onaylı ve ruhsatlı organ nakli yapan merkezimiz vardır. Bu merkezlerimizde yurt dışında eğitim almış başarılı cerrahlarımız görev yapmaktadır. Organların çıkarılmasından hastalara nakline kadarki sürecin tüm aşamalarında organizasyonu sağlayan Ulusal Koordinasyon Sistemimiz, dünyada başarı ile uygulanan nadir sistemlerden birisidir. Organların transportunda da bakanlığımız tarafından gereken tüm imkanlar seferber edilmektedir. Kara ve deniz ambulanslarının yanı sıra, 3 uçak ve 18 helikopterle faaliyet gösteren hava ambulans sistemi, bir yandan asli görevlerini yaparken, diğer taraftan organların ve nakil ekiplerinin transportunun sağlanmasına destek vermektedir” şeklinde konuştu.

    105 organ ve doku insanlara umut oldu

    Her yıl donör sayısının arttığını belirten Güney, “Samsun İl Sağlık Müdürlüğü, Ondokuzmayıs Üniversitesi(OMÜ), Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği ve Halk Sağlığı Müdürlüğünün yaptığı çalışmalar sonucunda düzenlenen paneller, eğitimler, sempozyumlarla her geçen yıl donör sayılarının arttığını görmekteyiz. Beyin ölümü sonrası organları bağışlanan kişi sayısı 2016 yılında 14 donör iken 2017 de bugün itibari ile 17 donör olmuştur. Bunun sonucunda 105 organ ve doku ülkemizin çeşitli organ ve doku nakil merkezlerinde sağlık bakanlığımızın sağladığı uçak, helikopter ve kara ambulansları ile ivedilikle organ ve doku bekleyen insanlarımıza umut olmuştur. 8 ilin bağlı olduğu Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi 30 Temmuz 2017 tarihi itibari ile Türkiye’de milyon başına donör sayısında (pmp) ilk sırada bulunmaktadır. Tabi ki bunda da Sağlık Bakanlığımızın, Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezinin ve tüm sağlık müdürlüklerimizin büyük emeği vardır. Buradan bölgemizdeki organ bağışlayan tüm ailelerimize bu ulvi davranışlarından dolayı tekrar teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

    OMÜ hastaneler arasında birinci sırada

    2016 yılında OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde donör sayısının 8 olduğunu belirten Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Dr. Mehmet Kazak, “OMÜ’de 8 olan donör sayısı bu sene şimdiden 13 oldu ve Türkiye’deki hastaneler içinde birinci sıraya ulaştı. Bütün bu çalışmalarda OMÜ Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç’in, hastane yönetiminin, yoğun bakım üniteleri çalışanlarının, organ nakil koordinatörlerinin ve nakil hocalarımızın büyük emeği vardır. Çünkü bu organizasyon yoğun bir emek ve özveri gerektirir. Buradan organ bekleyen hastalar adına bütün emeği geçenlere şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.

  • Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin: “Mart ayı turizm bakımından iyi bir dönem olmadı”

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, Mart ayının Antalya turizm ve tarım açısından iyi bir dönem olmadığını belirtti. Çetin, turizmde sert bir düşüşle karşılaştıklarını, Tarım ihracatında ise Ocak ve Şubat aylarında yüzde 45’lik bir artış gerçekleşmesine rağmen Mart ayında ise yüzde 8’lik bir düşüş olduğunu kaydetti. İstihdam konusunda da konuşan Başkan Çetin, Türkiye’de 350 bin ek istihdam oluşturulduğunu ve bunun 30 bininin Antalya tarafından karşılandığını söyledi.

    ATSO Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis üyelerinin yoğun katılımıyla yapıldı. Meclis Başkanı Süleyman Özer başkanlığında gerçekleşen toplantıda konuşan ATSO Başkanı Davut Çetin, Mart ayında turizmde sert bir düşüş yaşadıklarını, tarım ihracatında da geçen aylara nazaran yüzde 8’lik bir düşüş yaşandığının kaydetti. Turizmdeki düşüşün sebebini Avrupa olarak gösteren Çetin, tarımdaki ihracat düşüşünü ise Rusya’nın yasağını kaldırmadığı domatese ve salatalığa bağladı. İstihdam konusunda da konuşan Çetin, Antalya’nın Türkiye’de gerçekleşen 350 bin kişilik ek istihdam artışına yüzde 7 ila 8 arasında destek sağladığını söyledi.

    Antalya’da 30 bin istihdam artışı

    Türkiye’de başlatılan istihdam seferberliği ile ilgili konuşan ATSO Başkanı Davut Çetin, haftasonu Çalışma Bakanlığı ve İşkur yetkilileriyle birlikte bir toplantı gerçekleştirdiklerini söyledi. Çetin yetkililerin verdiği bilgileri paylaşarak, “Hafta sonu Çalışma Bakanlığımız ve İşkur ile birlikte istihdam seferberliği toplantısı yaptık. Her iki kurum yetkililerine gıyaben tekrar teşekkür ediyorum. Yetkililer Türkiye’de 350 binden fazla ek istihdam oluşturulduğunu, bunun yüzde 7-8’inin Antalya’dan kaynaklandığını söylediler. Yani ilimizde 30 bin civarı bir istihdam artışı teşvik edilmiş oldu. Biz zaten en az 100 bin istihdam artışı olacağını bekliyor ve söylüyoruz. Çünkü kış aylarında turizm ve tarımdaki işsizlik, doğal olarak azalmaya başlamaktadır. Yaz aylarına kadar istihdamın artması doğaldır. Asıl önemli olan yılsonunda bu istihdamın kalıcı olmasıdır. Yatırım teşvik belgelerine bakacak olursak, ülkemizde 1 kişilik istihdam için 460 bin liralık yatırım gerekmektedir. İmalat sanayinde 1 kişilik istihdam için gerekli yatırım 330 bin liradır, turizmde 500 bin liradır. Antalya’da bu rakamlar biraz daha düşük. Bizim teşvik belgelerimiz bir kişilik istihdamın yatırım bedeli ortalama 370 bin lira” diye konuştu.

    “Türkiye’de 1 saatlik çalışmayla 28 dolarlık üretim yapılıyor”

    Konuşmasının devamında Türkiye’de emeğin veriminin düşük olduğuna dikkat çeken Çetin, “Türkiye’de 1 saatlik çalışmayla 28 dolarlık üretim yapılmaktadır. ABD, Fransa’da 1 saatlik emek 68 dolarlık üretim yapıyor. Benzer ülkelerde 40 doların üzerinde. Emek verimliliği eğitim sistemi ve sektörlerin yapısıyla ilgili büyük bir konudur” dedi.

    İstihdam teşviklerinin ardından iki sektöre gelen KVD indirimleri sayesinde tüketici güveninin Mart ayında artışa geçtiğini kaydeden Çetin, “Bazı sorunlara çözüm bulunması için çok konuşulması ve çözüm yolu üzerinde bir fikir oluşması gerekmektedir. İşyeri ruhsatlarını çok söyledik, sonunda bazı adımlar atıldı. İstihdam desteğini sürekli söyledik, nihayet istihdam desteği verildi. KDV indirimleri çok söylendi ve iki sektöre gelen indirimler sayesinde tüketici güveni Mart ayında artışa geçti ve bu sektörlerde %25 gibi satış artışları sağlandı. Ancak şunu da unutmayalım, vergi indirimleriyle piyasa canlanması ancak kısa sürelerle olur. Nisan ayından sonra mobilya ve beyaz eşya satışları eski hızında devam etmeyecektir. Dolayısıyla geçici çözümleri, kalıcı çözüm gibi görme hatasına düşmeyelim. Ayrıca, ekonomi yönetimi iç pazarı ve yerli üretimi canlandıracak, ithalatı artırmayacak desteklere öncelik veriyor. Sektörlerimizin bu hususa dikkat etmesinde yarar var” ifadelerini kullandı.

    “KOSGEB kredi paketinden Antalya 1,5 milyara yakın pay almıştır”

    KOBİ’lerin finansman sorununun önemine de değinen Çetin, şunları söyledi:

    “Bildiğiniz gibi, Şu aşamada en önemli konulardan birisi KOBİ’lerin finansman sorunudur. Nefes kredisi desteğimiz iyi bir model oldu ve Hükümet bunu model alarak KOSGEB kredilerini geliştirdi. KOSGEB kredilerinden Türkiye çapında 400 bin civarında Antalya’da 20 bine yakın işletme yararlandı. Nefes kredisi Türkiye çapında 5 milyarlık bir paketti, KOSGEB kredisi 11 milyar lira civarında. Antalya bu kredi paketlerinden 1,5 milyara yakın bir pay almıştır diye tahmin ediyorum. Antalya olarak son bir yılda kredi miktarımız 10 milyar lira arttı, 1.5 milyar lira kredi az görünebilir, fakat ticaret, tekstil gibi sektörlerde kredi az olduğu için esnafa katkısı önemli oldu. Bildiğiniz gibi, geçen yıl %43 oranında düşüşle 4 milyon 700 bin turist kaybettik. Tarımda ihracat ve gelir kaybını eklersek, bu paranın dönüşünü de hesaba katarsak 20 milyar liraya yakın bir para kaybımız oldu. Antalya’ya kalan kısmı daha az olsa bile önemli bir kriz yaşadık.

    Çok daha fazla iflas görmemiz mümkündü, neyse ki, turizm ve tarım sektöründe krediler yeniden yapılandırıldı. Birçok kişi geçen yılı krediyle, daha önceki birikimlerini kullanarak geçirdi.

    Ticaret sektöründe, özellikle küçük işletmelerin kredilerinde sıkıntı devam ediyor. Bankaların kredi limitleri ve risk sınırları yüzünden ticaret sektörüne kredide sorun yaşanmaktadır. Kredi garanti fonunun kefalet koşullarıyla ilgili Bakanlar Kurulu kararı 10 Mart’ta yayınlandı.

    Hazine Müsteşarlığı Kredi Garanti Fonu’na 25 milyar lira aktaracak ve böylece 250 milyar liralık bir krediye kefalet sağlanmış olunacak. Hazine 25 milyarı nasıl, ne zaman aktarır, bu kadar kredi ne zaman verilir, henüz belli değil. Türkiye’de kredi hacmi son durumda 1.8 trilyon liraya ulaştı. Bunun içinde KOBİ kredileri 430 milyar lira. Dolayısıyla bu kredi paketi KOBİ’lere yarar sağlayacaktır”

    “Turizmde geçen yıla göre ilk üç ayda 25 düşüş var”

    Turizm konusunda Mart ayının Antalya için kötü bir ay olduğu belirten Çetin, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Turizm sezonuna çok az kaldı, hatta İran pazarının Nevruz tatili ile sezonun kısa bir açılışı da yapıldı. Turizmdeki durumu hafta sonu konuştuğumuz için burada tekrar etmeye gerek yok. Mart ayında turist sayısında sert bir düşüşle karşılaştık. Uç ayda geçen yıla göre %25 eksideyiz. Bu düşüş daha çok Avrupa kaynaklıdır. İlerleyen günlerde Rusya ile birlikte yükseliş başlayacağını bekliyoruz. Rusya pazarında Antalya ilgisinin canlı olduğunu basından siz de okuyorsunuz. Rus turist sayımız 2014’te 3.5 milyondu, 2015’te 2 milyon 800 bine indi, geçen yıl 486 bin oldu. Bu yıl 2015’e döneriz. Kazakistan, Beyaz Rusya, Ukrayna gibi pazarlar da daha canlı olacaktır. Dolayısıyla bu pazarlarda sorun yok, fakat asıl sorun Avrupa cephesinde. Almanya bizim 3 milyonluk pazarımızdı, geçen yıl 1 milyon kaybettik, maalesef bu düşüş devam ediyor. Hollanda, Belçika, Danimarka, Norveç, Avusturya, Fransa, İsveç, İsviçre, Polonya, Çek Cumhuriyeti her biri eskiden 150 bin-400 bin kişi arasında ziyaretçinin geldiği ülkelerdi. Geçen yıl 100 binli rakamlara inmişlerdi, bu iniş hepsinde devam edecek gibi görünüyor. İngiltere 400 binlik bir pazardı, geçen yıl 334 bine geriledi, Londra’daki son terör saldırısı orada da bir etki yaratabilir. Sonuç olarak Rusya tarafında 2.5 milyon civarında kazanırken, Batı Avrupa’da kaybedeceğiz. Ukrayna gibi ülkelerle birlikte 7.5-8 milyon bandına yükseliriz. Geçen yıla göre turist sayısı açısından daha iyi bir sezon olacaktır. Önemli bir konu turizm sektöründe fiyat indirimleridir. Otellerimiz aşırı fiyat indirimi yapmamalıdır. Böyle bir durum Antalya imajına zarar verdiği gibi, uzun dönemli etki de yaratmaktadır.”

    “Almanya gibi önemli partnerlerle işbirliğini korumanın formüllerini bulmalıyız”

    Avrupa Birliği’nin 2018 yılını Çin turizm yılı ilan ettiğini söyleyen Çetin, dünyanın sürekli yenilik peşinde olduğunu ve turizm pazarını çeşitlendirdiğine dikkat çekti. Bakanlığı gerçekleştirdiği Kültür Şurası’nın, turizmde de olması gerekiğini kaydeden Çetin, “Bu arada Hükümetin 2019 yılını Türk-Rus kültür ve turizm yılı ilan etmesi olumlu bir gelişmedir. Bu uygulamayı Almanya gibi klasik pazarlarla ve Hindistan, Çin gibi yeni ülkelerle de yapmak gerekir. Almanya gibi önemli partnerlerle işbirliğini korumanın formüllerini bulmalıyız. Geçen hafta Almanya eski Cumhurbaşkanı Wulff Bursa’da güzel bir konuşma yaptı. Eğer sorunları çözmek yerine büyütürsek sonu gelmez. ABD ve İngiltere THY uçaklarına kısıtlamalar koydular. İngiltere Dış İşleri Bakanı geçen hafta Antalya’da bir toplantıdaydı. Cumhurbaşkanı ile görüşme de yaptı. Hollanda’da olan olaylar kabul edilir olaylar değildir. Her tür diplomatik ve demokratik protesto yapılması doğaldır. Bununla birlikte, Antalya’da fahri konsolos olan işadamımızın, üyemizin bürosu önünde protesto gösterisi yapıldı. Büyükelçilik olsa anlarım, ama fahri konsolosluk adı üzerinde fahridir. Antalya’nın bu tür konularda çok daha hassas olması, sağduyu ve itidal içinde olması gerekir” şeklinde konuştu.

    Ocak – Şubat ihracatında büyük artış, Mart’ta ise düşüş

    Tarım ihracatı konusunda rakamlar veren Davut Çetin, 2017 ihracatının ilk iki ayda yüzde 45’lik bir artış gerçekleştiğini ancak bu artışın Mart ayı için geçerli olmadığını belirtti. Çetin, “Tarımda da şu ana kadar olumlu bir gelişme yaşıyoruz Meyve sebze ihracatımızda 2 aylık ihracatta yüzde 45 artış gerçekleşti fakat Mart ayında artış yüzde 8’e düştü. Rusya pazarı narenciyede ve patlıcan, biber gibi ürünlerde geç de olsa açıldı, domatese ve salatalığa açılmadı. Geçen hafta Moskova’da domates fiyatı 3 dolardı, bizim ihracat fiyatımız 60 sent. Rusya yeni yatırımlara girişti ve bu nedenle domates gibi ürünlerde korumacılıktan vazgeçmedi. Hükümetimiz buğday, mısır, ayçiçek yağı ve küspesi ile misilleme açıkladı. Oysa bu tür müdahalelerde herkes kaybeder. Bunun yerine kazan-kazan politikaları tercih edilmelidir. Şubat ayı ihracatına baktığımızda Avrupa’da Ukrayna, Almanya, Hollanda’ya sebze meyve ihracatında da yavaşlama görülüyor. Şubat ayında en çok meyve sebze ihracatını Irak’a yapmışız, hatta Hindistan’a 700 ton meyve göndermişiz. Yani ihracatçı yeni pazarları deniyor, yan yolları deniyor. Meyve sebze ihracatı Nisan-Haziran döneminde önemli olacak. Umarım ki, artış devam eder, aksi halde tarım sektörünü çok daha fazla konuşmamız gerekecek” diye konuştu.

    “Hata yapma lüksümüz yok”

    Ekonomi piyasası hakkında bekle döneminde olduklarını belirten Çetin, kredi ve vergi indirimlerinin geçen yıla nazaran bu yıl canlanma geldiğini söyledi. Antalya’nın karşılıksız çek oranının Ekim ayında yüzde yüzde 8’e çıktığını belirten Çetin, “Şubat ayında yüzde 4.1’e düştü. Çek hacmi geçen yıl ile aynı kaldı, yani reel olarak artmadı, yine de karşılıksız çek oranındaki düşme de olumlu bir gelişmedir. Ekonomi bültenimizi incelerseniz vergi artışında, kredi ve mevduat artışında Türkiye ortalamasının çok altında kaldığımız görülmektedir. Bu nedenle bu sezonun iyi geçmesi için herkes elinden geleni yapmalıdır, artık hata yapma lüksümüz yok” dedi.

    Konut satışında Antalya 4’üncü

    Konut satışında Antalya’nın Bursa ile yarıştığını ifade eden Çetin, “2015 yılında Antalya’da 64 bin konut satılmıştı, geçen yıl 60 bin konut satıldı. Burada Bursa ile karşılaştırdık, çünkü konut satışında Antalya dördüncü, Bursa bizden sonra beşinci sıradadır. Sanayi kenti olduğu için gelişme farkı daha iyi anlaşılır. Görüldüğü gibi geçen yıl yaz döneminde konut satışlarında Bursa Antalya’yı yakalamış. Son Aralık, Ocak döneminde de sayılar çok yakın, Şubat’ta Antalya’da canlanma biraz daha fazla olmuş. Antalya’da satışlar her şeye rağmen aylık 5 bin civarında devam etti.Bununla birlikte faiz indirimlerinde sona gelindi. Turizmde yavaşlama iç göçü ve nüfus artışını da yavaşlatıyor. Geçen yıl yapı ruhsatları 6 milyon 600 bin metrekareye çıktı, ama yapı izinleri 3 milyon 300 bin metrekareye geriledi. Dolayısıyla seyir faize bağlı olarak devam edecek gibi görünüyor” diye konuştu.

    Çetin’in konuşmasının ardından meclis, sektörel konuların görüşülmesiyle devam etti.