Etiket: Bakanlıktan

  • Söke Belediyesi’nin kentsel tasarım projesine Bakanlıktan tam destek

    Söke Belediyesi tarafından yürütülen kentsel tasarım projesi çalışmaları kapsamında ‘Söke Mekansal Vizyon Buluşması, Kentsel Tasarım Proje Sergisi ve Paneli’ gerçekleştirildi.

    İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü, Şehir Bölge Planlama Bölümlerinin işbirliği ile Kentsel Tasarım Projeleri yerel paydaşlara sunuldu.

    Gerçekleşen buluşmanın konukları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü Erdal Kayapınar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kentsel Tasarım Daire Başkanı Ayşegül Dinçyalçın da yer aldı. ADÜ Söke İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatma Neval Genç, Söke’nin sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, belediye meclis üyelerinin de katılımıyla gerçekleşen etkinlikte projeye destek veren üniversitelerin akademisyen ve öğrencileri de katıldı.

    Söke Mekansal Vizyon Buluşmasının açılış konuşmasını gerçekleştiren Söke Belediye Başkan Yardımcısı Mine Aşçı; “Söke’nin değişim yolculuğu dedik. Söke büyüyor ve değişiyor. Söke’nin büyümesi ve değişmesiyle birlikte insanların beklentileri, ihtiyaçları değişiyor ve artıyor. Bizim yıllardır yürüttüğümüz çalışmaların ana temeli insan, insan ihtiyaçlarının mekanlara ve planlara aktarılması. Söke’nin 2010 yılında yapılan 2025 yılı vizyonu çevre düzeni planı Söke’ye birçok vizyon yükledi. İçinde üniversite, organize sanayi, ticaret-sanayi ve tarım bölgeleri vardı. Fakat kent merkezimiz gelişen ve büyüyen Söke’ye hizmet verecek konumda değildi. Bizde bu nedenle 2014 yılında planlama çalışmalarına başladık. Bugüne kadar yapılan birçok çalışma sadece Söke sınırlarında kalmadı. En başında bir yarışma yöntemiyle ülke genelinde konusunda uzman meslek mensupları Söke’yi çalıştı. Üniversite işbirlikleri yapıldı ve yapılmaya da devam ediliyor. Bakanımız Mehmet Özhaseki ve tüm bürokratları çalışmalarımızda yanımızdaydılar. Kentsel dönüşüm projemiz Bakanlıkça üç ayda onaylandı. Ve yerel aktörlerimiz her çalışmada yanımızda oldular. Bu toplantının amacı da yine yerel paydaşları bir araya getirmek, yapılan çalışmaları paylaşmak, herkes için herkesle birlikte karar almak” dedi.

    Söke Belediye Başkanı Süleyman Toyran ise; “Toplantının katılımcılarına baktığımda oda başkanlarımız, STK temsilcilerimiz, Söke’de yaşayan ve Söke’de yaşamayan Sökelilerin bir arada olduklarını görüyorum. Buda Sökelilerin bu projeyi ne kadar önemsedikleri ve sahiplendiklerini n bir göstergesidir diye düşünüyorum. Söke’nin coğrafi ve içinde barındırdığı değerler bakımından çok avantajı bir kent. Söke’nin sahip olduğunu bu avantajlarından sadece birine sahip kentler başarı olarak gösterirken Söke 5-6 tanesine sahip bir coğrafyada yaşamaktayız. Söke tarım, sanayi, eğitim, turizm yönünden çok avantajları var. Ayrıca Kuşadası ve Didim gibi iki turistik kentin lojistik destekçisi konumunda. Doğru zamanda doğru adımları attığımız takdirde kısa bir sürede Söke’yi şu anki bulunduğu konudan çok daha ileriye götürebileceğimizi biliyorum. Tüm bunları isterken gelecek nesillere bırakabileceğimiz çağdaş, yaşanabilir ve modern bir kent yaratmak da önceliklerimizin arasında olmalı diye düşünüyorum. 2014 yılında yola çıkarken ya Söke’yi olduğu gibi bırakacaktık, ya şehri başka bir yere taşıyacaktık, ya da Söke’yi kendi içinde yenileyecektik. Biz kendi içinde yenileme modelini seçtik. Söke’yi yönetenler olarak büyük bir sorumluluk aldık. Kentsel yenileme deyin, kentsel dönüşüm deyin bu şekilde Söke’yi kendi içinde yenilemeyi uygun gördük. Söke’nin büyük bölümünde yapı stoğunun eski, heyelan riskinin yüksek olduğu görülüyor. Bu yönde başlattığımız çalışma sonuna geldi. Yüksek Teknoloji Üniversitesi ile belirli alanlarda çalışmalar yapıldı. Amacımız kağıt üzerinde kalmaması, hayata geçirilmesi. Söke çayı eksenli çalışmaları önemsiyoruz. İleri zamanlarda Söke’nin ticari aks ve yeme içme mekanlarının Sökeçayı etrafında planlanacağı bir alan olarak görmek istiyoruz. Çalışmalarda epey mesafe aldık ama asıl işin zorluğu bundan sonra başlıyor. Bakanlığımızın bu konuda bizlere desteği var, kendilerine teşekkür ediyorum. Projeye katılımları ve görüşleriyle destek veren herkese de teşekkür ediyorum” dedi.

    “Projeye destek verilmesi gerektiğine inanarak buralara kadar geldik” diyerek sözlerine başlayan arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü Erdal Kayapınar’da; “Hakikaten önemli ve emek verilen çalışmalar yapıyorlar. Dolayısıyla Bakanlıkta yapılan çalışmaların yerelde yansıma bulduğuna inanarak Söke’ye geldik” dedi.

    Geleceğin en büyük problemlerinden birinin kentleşme olduğuna dikkat çeken Kayapınar; “Değişim karşısında Çevre ve Şehircilik bakanlığı olarak en temel görevlerimizden bir tanesi insan odaklı, özgün ve kimlikli şehirlerin geliştirilmesi ve geleceğe taşınması. Hepimizin kaygısı ve çabası bu yönde. Bakanlığımız üst politikalar belirliyor, yerel yönetimlerde bu politikalar bir ışık uyandırmıyorsa, istediğiniz kadar politikalar belirleyin, istediğiniz kadar plan yapın bir anlamı olmuyor. Ben görüyorum ki 100 Bin nüfuslu Söke ilçemizde bir hareket ve farkındalık olduğunu görüyorum. Bunu da gönülden destekliyoruz. Hem dünya standartlarına uygun, hem de mekânsal zenginliklerin korunarak kent kimliklerinin geliştirilmesi için kentsel tasarım projeleri, kentsel tasarım rehberleri ve standartlarının belirlenmesi hakikaten önem taşıyor. Onun için şehirlerde ufak dokunuşlarla estetiği korumak, kentsel tasarımla insan odaklı çalışmalar yapmak önemli. Bugün şehirler hayatın sosyal yaşama yansımasıyla oluşuyor. Dolayısıyla şehir bize emanetse ki emanettir; bizlerde bu emanete hep birlikte sahip çıkmaz zorundayız. Burada da görüyorum ki Sökeliler şehrine, kentine sahip çıkıyor. Bakanlık olarak yeni şehir vizyonu temelinde insan, yerel kimlik değerleri ve kimliği her şart altında muhafaza etmek ve geleceğe taşımak var. Bu çalışmalara dönük olarak şehirlerimizde yeni dönemde planlama süreci içerisinde öncelikle kentsel tasarımın yer aldığını hep birlikte göreceğiz. Sadece imar planlarına dayalı olarak yapılaşmanın sonuçlarını görüyoruz” dedi.

    Kentsel Dönüşümün de Bakanlığın önem verdiği ve gündeminde olan bir konu olduğunu dile getiren Erdal Kayapınar; “Şehirlerin afetlere karşı daha dirençli hale gelmesi, estetik açıdan daha insana yakışır şekilde olabilmesi için bir fırsat. Söke’ye bu toplantı için heyecanla geldim. Söke’de de kentsel dönüşün alanı ile ilgili bir plan onayladık. Bunun kentsel tasarımla birlikte ele alınması bizi memnun ediyor. Söke Belediye Başkanımız ve belediye çalışanlarına, projeye heyecanlarını ve emeklerini katan herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Yapılan konuşmaların ardından panele geçildi. Panelde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kentsel Tasarım Daire Başkanı Ayşegül Dinçyalçın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Emekli Genel Müdürü Feridun Duyguluer, Yüksek Teknoloji Üniversitesi’nden Koray Velibeyoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Levent Ünverdi, Söke Belediye Başkan Yardımcısı Mine Aşçı konuşmacı olarak yer aldı.

    Panelin ardından katılımcılar Yüksek Teknoloji Üniversitesi Mimarlık Bölümü, Şehir Bölge Planlama Bölümleri tarafından hazırlanan proje sergisi gezdi, projeler hakkında bilgiler aldı.

  • Adana OSB’nin Tekstil Kümelenmesi bakanlıktan onay aldı

    Adana Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) tekstil sektöründe faaliyet yürüten firmaların katılımıyla oluşturulan “Tekstil Kümelenmesi” Ekonomi Bakanlığı’ndan onay aldı.

    Ekonomi Bakanlığı’nın, Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi (UR-GE) Projesi kapsamında; Adana OSB Başkanlığı’nca tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmaların kümelenmesine yönelik proje hazırlandı. Adana OSB Başkanlığı’nın hazırladığı “Adana Tekstil Kümelenmesinin Uluslararası Rekabet Kapasitesinin Geliştirilmesi” başlıklı UR-GE Projesi, Ekonomi Bakanlığı tarafından kabul edildi.

    Yaklaşık 3 milyon dolarlık bütçeye sahip proje kapsamında, tekstil kümelenmesi için ihtiyaç analizi, pazar araştırmaları, eğitim ve danışmanlık desteği sağlanacak. Ayrıca, 10 yurt dışı iş gezisi yapılacak, 10 alım heyeti Türkiye’de ağırlanacak. Katılımcı firmaların bireysel danışmanlık hizmetlerinden de faydalanacağı projeye bakanlık yüzde 75 hibe desteği verecek.

    “Tekstil Kümelenmesi” projesinde yer alan firmalar, Adana OSB Başkanlığı öncülüğünde bir araya geldi.

    Projenin ilk aşamasındaki toplantıda, firmalar için ihtiyaç analizi yapıldı ve ortak vizyon çalışması gerçekleştirildi. Katılımcı firmaların görüş ve önerileri alınarak, stratejik yol haritası belirlendi.

  • Hayalet ağlara bakanlıktan dev darbe

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesindeki Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından su ürünleri avı sırasında; zemin yapısı, hava koşulları, ağ çakışması, veya kullanım hataları gibi nedenlerle denizlerde terk edilmiş av araçlarının temizlenmesi amacıyla çalışmalar tüm hızıyla sürüyor.

    Çalışmaların bu yılki etabının başlangıcında; Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay, Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı, Ayvalık Kaymakamı Gökhan Görgülüaslan, Ayvalık Belediye Başkanı Rahmi Gençer, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Kaynak Yönetimi ve Balıkçılık Yapıları Daire Başkanı Ramazan Çelebi, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Zekeriya Erdurmuş, Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Mehmet Uysal, Ayvalık Ziraat Odası Başkanı Hasan Kıtay, bakanlık personeli hazır bulundu.

    Yapılan çalışmaları izleyen Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay gazetecilere yaptığı açıklamada, “Denizlerimizde kaybolmuş yada bir şekilde deniz dibinde takılıp kalmış ağların, balıkçıların korkulu rüyası olan ‘hayalet ağ’ olarak etki göstermemesi için doğal resif niteliğinde bulunan kayaların üstünde açılması ve balıkların diğer su ürünleriyle birlikte tekrar bu bölgede saklanabilecekleri ve üreyebilecekleri alanları tekrar kazandırabilmek için av faaliyetleri sonrasında takılmış ağları denizlerimizden çıkarıyoruz. Bu faaliyetimiz; İstanbul, Çanakkale, Bursa açıkları, Mersin, Adana açıklarında etti. Bugün de Ayvalık açıklarındaki deniz dibi kaylıklarını bu ağlardan temizliyoruz. Özellikle kırmızı mercanların bulunduğu bu alanlar bizim için, ekolojik denge için son derece önemli bölgelerdir. Bu çalışmalar için Tarım Bakanlığı’mızın bütçesinden yaklaşık 2 milyon lira harcanarak, 15 bin dekar alan denizlerimizde tarandı. Bu çalışmalarda yaklaşık 300 bin metrekare ağ temizlendi. Ayrıca 2 bin civarında ‘pinter’ ve ‘sepet’ dediğimiz doğaya, denizlere zararlı olan malzemeler temizlendi. Bu sayede Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı misyonu çerçevesinde sadece üretime değil, çevreye, balıkçılığa ve denizlerimize olan olumlu etkileri olan projeleri destekliyor ve sürdürüyoruz” diye konuştu.

    Söz konusu çalışmaların tüm hızıyla süreceğini anlatan Mustafa Altuğ Atalay, “Bakanlık olarak önümüzdeki senede bu çalışmaların bütçesine devam edeceğiz. Bizim özellikle halkımızda ve balıkçılarımızdan, çevreye duyarlı dalgıçlarımızdan istirhamımız; bu tür ağları buldukları zaman il ve ilçe müdürlüklerimize haber vererek bizim işimizi kolaylaştırmaları bizim için çok büyük avantaj sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

    Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı da yaptığı açıklamada, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın güzel bir uygulamasına ait çalışmada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

    Denizlere terk edilmiş av malzemelerinin denizin doğa yapısını da bozduğuna işaret ede Vali Yazıcı, “Bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak adına, ağ ve benzeri av malzemelerinin denizin altındaki yaşama ve üreme alanlarını olumsuz etkilemesini ortadan kaldırmak adına Tarım Bakanlığı’mızın sürdürmüş olduğu bu çalışmalara teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yapmış olduğu çalışmanın son derece güzel bir çalışma olduğunu kaydeden Ayvalık Kaymakamı Gökhan Görgülüaslan ise; “Deniz dibi canlılarının yaşam alanlarının temizlenmesi adına çok güzel bir çalışma. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Ama bence buradaki asıl sorumluluğun denizden ekmeğini kazanan insanlarımızın hassasiyetlerinde saklı olduğuna inanıyorum” dedi.

    Ayvalık Belediye Başkanı Rahmi Gençer ise; yapılan çalışmalardan duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Bugün gerçekten çok güzel bir deniz dibi temizliği oldu. Biliyorsunuz ki; denizde bırakılmış olan ağlar deniz dibindeki canlılara çok büyük zararlar veriyor. Bunların temizlenmesi çok önemli. Ayvalık bu konuda çok özel bir bölge. Çünkü kızıl mercanlarımız dünya çapında bir değer sahip. Ayvalık’ta yaşayan bir deniz ve su altı var. Bunun popülasyonu gayet güzel. Balıkçıları ‘hayalet ağ’ olarak isimlendirdikleri deniz dibindeki atıl durumdaki ağlar deniz dibindeki balıklara çok zarar veriyor. Bu yüzden de bu çalışmayı başlayan bakanlığımızı ve çalışanlarına çok teşekkür ediyorum” dedi.

    Ayvalık’taki çalışmalar 3 yıldan bu yana sürdürülüyor

    Ayvalık’ta yapılan söz konusu çalışmalar kapsamında; 2015 yılında 16 lokasyonda çalışmaların yapıldı bu çalışmalarda da 69 dalış yapılarak deniz dibindeki 40 hektar alanın tarandığı bu taramaların ardından da 3 bin 500 metre kare ağın çıkarıldığı öğrenildi.

    Aynı çalışmaların 2019 yılındaki etabında ise; 9 lokasyonda yapılan çalışmalarda 2 bin 350 dekar alanın tarandığı, 4 bin 50 metre kare ağın deniz dibinden çıkarıldığı bildirildi. Bu çalışmalarda; 2 adet trol takımı ve 500 metre parakete ağın deniz dibinden temizlendiği açıklandı.

    Yapılan çalışmaların bu yılki etabında ise; 8 bin 500 metre kare ağ, 3 parça uzatma ağı, 1 adet gırgır ağının 10 ayrı dalışla çıkarıldığı belirtildi.

    Deniz dibinin balıkçılar tarafından ‘hayalet ağ’ olarak niteledikleri denizlerde terk edilmiş av araçlarının temizlenmesinin tüm hızıyla sürdürüleceği de gelen bilgiler arasında.

  • Bakanlıktan “Sürmene Çamburnu” örtü yangınına ilişkin açıklama

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in Sürmene’de çıkan orman yangını ile alakalı olarak yaptığı açıklamalarla halkı yanlış yönlendirmekte ve kışkırtmakta olduğunu dile getirdi.

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından, Sürmene’de çıkan orman yangını ile ilgili bir açıklama yapıldı. Açıklamada, Pekşen’in yanan alanlarda villa inşa edildiği iddiasının halkı yanlış yönlendirmekten ve kışkırtmaktan ibaret olduğu kaydedildi.

    Bakanlığın konu ile ilgili açıklaması şu şekilde:

    “Öncelikle Sürmene’de çıkan örtü yangını neticesinde bazı ağaçların gövdelerinde kararmalar meydana gelse de, bütün ağaçların sürgün verme kaydıyla yaşamsal faaliyetlerine devam ettiği tespit edilmiştir. Pekşen’in yanan alanlarda villa inşa edildiği iddiası ise halkı yanlış yönlendirmekten ve kışkırtmaktan ibarettir. Villa olarak zikredilen yapılar yöre mimarisine uygun ahşap orman köşküdür. 29 Eylül 2015 tarihinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğümüzce onaylanan vaziyet planı doğrultusunda, eski orman köşklerinin yerine yapılmaya başlanmıştır. Buradan da anlaşılacağı gibi bu yapılar hem iddia edildiği gibi villa değildir, hem de yapımına yangından çok daha önce başlanmıştır.

    Yöre mimarisine uygun olarak yapımı sürdürülen ahşap orman köşklerinin bulunduğu alan 5,2 hektarlık bir tabiat parkıdır ve yangın alanı ile hiçbir alakası bulunmamaktadır. Ayrıca bu orman köşklerinin yapımında tabii bütünlük korunmuş, bir tek ağaç bile kesilmemiştir. Açıklamada yapılaşma için tıraşlandığı söylenen alan ise heyelan olan sahadır. Karayolları yolu tek şeride düşürerek söz konusu alanda heyelan temizleme yapmış ve kafes tel sermiştir. Haluk Pekşen vekili olduğu Trabzon’a ne kadar yabancı olduğunu göstermiş ve baltayı bir kez daha taşa vurmuştur. Haluk Pekşen bir milletvekiline yakışmayacak sözler sarf etmiş, Bakanımız Prof. Dr. Veysel Eroğlu’nu da hedef alarak, daha önceki iftiralarına yenilerini eklemiştir. Sayın Bakanımız ve Bakanlığımız tarafından yapılan açıklamalarda, Anayasamızın yanan orman sahalarının yeniden ağaçlandırılması yönündeki 169. Maddesi ve Orman Kanunu’nun yanan alanların başka maksatla tahsis edilemeyeceği yönündeki kararları kamuoyuna duyurulmuştur. Yanan orman alanlarının başka maksatla kullanımına tek bir misal dahi gösterilemez. Bütün bunlara rağmen Pekşen asılsız iddialarını sürdürmekte; Bakanımızın şahsına ve Bakanlığımıza ahlak sınırlarını aşan suçlamalarda bulunmaktadır. Sürmene Çamburnu yangını gibi kamuoyunun son derece hassas olduğu bir konuda yapılan bütün açıklamalara rağmen mesnetsiz iddialarını ve yalanlarını devam ettiren Haluk Pekşen’i iddialarını ispata davet ediyoruz. İspat edemediği takdirde ise hem gözünün içine baka baka yalan söylediği milletten, hem de tarafımızdan özür dilemesini bekliyoruz. 7 Mayıs 2017 tarihinde söz konusu bölgede çekilen fotoğrafları da bu iddiaların asılsız olduğunun ispatı olarak sunuyoruz.”

  • Bakanlıktan Başkan Alıcık’a kentsel dönüşümde tam yetki

    Nazilli’de depreme yüzde 98,2 oranında dayanıksız olduğu belirlenen Eski Sanayi Sitesi’nin kentsel dönüşümle yenilenmesi için Çevre Şehircilik Bakanlığından Belediye Başkanı Haluk Alıcık’a tam yetki geldi.

    Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık, başkanlık makamında yaptığı haftalık değerlendirme toplantısında 2 yıldır uğraştığı ve 363 depreme dayanıksız binayı ilgilendiren kentsel dönüşüm projesi için kentsel dönüşüm yetkisi aldığını açıkladı. Alıcık, “Nazilli’nin çehresini tamamen değiştirecek olan 105 dönümlük arazide planlanan kentsel dönüşüm projesi 7 yılda tamamlanacak” dedi.

    Depreme yüzde 98,2 oranında dayanıksız

    Nazilli Belediye Başkanlığı makamında düzenlenen basın toplantısında Belediye Başkanı Haluk Alıcık; Çevre Şehircilik Bakanlığı ile 2 yıldır süren görüşmelerinin ardından Bakanlar Kurulu’ndan imzalanarak Resmi Gazetede yayınlanan kentsel dönüşüm için hafta içinde imzalanan protokol ile yetki belgesini aldığını müjdeledi. Depreme yüzde 98,2 oranında dayanıksız olduğu tespit edilen ev ve işyerlerinin TOKİ marifeti ya da açılacak ihale ile kentsel dönüşümün sağlanarak bölgeye değer ve güven kazandıracak olan ve yaklaşık 2 yıldır uğraştıkları projeyi başlatacaklarını ifade eden Belediye Başkanı Haluk Alıcık, “TOKİ başkanı buraya bir ziyaret için geldiğinde eski sanayi alanını göstermiştim. Burası Büyükşehir sürecinden önce başlamış olan bir projeydi. 2014’den sonra da baktığımızda gerçekten Nazilli’nin kanayan yarasının olduğu bir yer. Depreme dayanıksız bir yer olan bu alanda 363 adet bina tehlike altındaydı. 105 dönüm bir alan içerisinde bunu yapıyoruz. Bu proje 7 yıllık bir süreci kapsıyor. İnşaat sözleşmesi yapılması 1,5 yıl, tahliye yıkım süreci 2 yıl, yapım süreci de 3,5 yıl olmak üzere toplam 7 yıllık bir proje. Biz istiyoruz ki biran önce başlasın, biran önce bitirelim” dedi.

    “Belediye olarak herkesin önünü açıyoruz”

    Başkan Alıcık; “Burada Çevre Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki ve altındaki bürokratlarıyla beraber, bizimde büyük çaba sarf etmemizle beraber burası kentsel dönüşüm alanı olarak kabul edildi. Nazilli gibi bir yerde 105 dönüm gibi böyle bir yerin tekrar imar edilmesi Nazilli’ye farklılıkta kazandırır. Burada geniş dükkanlar ve cami yapılacak. Belki de okul yaparak buraya katma değer de kazandırmış olacağız. Vatandaşında kazancı olacak. En önemlisi de ömrünü tamamlamış binaların yenilenmesi olacak. Bu bence Nazilli’nin çehresini değiştirecek. Belediyenin yüzde 33’lük hissesi olan mülklerinin katma değerlerini artması burada mülk sahibi olan vatandaşa da yarayacak. Bizim en büyük gayemiz belediyenin menfaatlerini arttırmaktır. Belediye olarak sosyal belediyecilik yapıyoruz. Herkesin önünü de açıyoruz. Bunu yanında da belediyenin menfaatlerini de düşünmek zorundayız. Aksilik olmazsa bu işi büyük bir ihtimal TOKİ ile yapacağımızı sanıyorum. Burada artık bina yapılamayacak. Çünkü herşeye Çevre ve Şehircilik Bakanlığı karışıyor. Benim zamanımda böyle bir şey yapılması beni çok mutlu eder. Burada vatandaşımızın da hayır diyeceğini zannetmiyorum. Çünkü biz Nazilli Belediyesi olarak rüştümüzü ispat ettik. Birçok proje yaptık. Biz sermaye düşmanı falan da değiliz. Bizim en güzelini yapmamız gerekiyor. Hem bizim menfaatlerimiz doğrultusunda, hem de halkımızın menfaatleri doğrultusunda bu hizmetin sunulmasını sağlayacağız” dedi.