Etiket: Bağlı

  • SGK Başkanı Mehmet Selim Bağlı:

    Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Mehmet Selim Bağlı, SGK’nın yönetilemez kara delik olarak kabul edilebilecek açığının bulunmadığını söyledi. SGK bünyesinde yeniden yapılandırmaya tabi tutulan 67.7 milyar TL bulunduğunu ve şu ana kadar yapılan müracatların beklentilerinin üzerinde olduğunu söyleyen ancak rakam vermeyen Bağlı, bürokrat olarak yapılandırmada son gün olan 31 Ekim’in uzatılıp uzatılmayacağı konusunda bir şey söylemesinin doğru olmayacağını da kaydetti.

    Kurum alacaklarının tahsil ve takibine ilişkin 2 hafta devam edecek olan bir eğitim programı için Antalya’ya gelen SGK Başkanı Mehmet Selim Bağlı, basın toplantısı düzenledi. Kurum binasında düzenlenen toplantıda yeniden yapılandırma konusunda bilgi veren ve sigortalı vatandaşları yapılandırma için müracaat etmeye davet eden Bağlı, rakam vermedi ancak yeniden yapılandırmaya tabi tutulan 67.7 milyar TL için geri dönüşlerden umutlu olduklarını söyledi.

    Gelir İdaresi Başkanılığıyla Sosyal Güvenlik Kumu alacaklarının yeniden yapılandırmasına ilişkin kanunun TBMM’ de kabul edildikten sonra Cumhurbaşkanı onayıyla resmi gazetede yayınlandığını, SGK’nın 67. 7 milyar TL alacağının yeniden yapılandırılmaya tabi tutulduğunu hatırlatan Bağlı; ” Bütün borçlulara mutlaka ulaşılması konusunda sayın bakanımızın talimatı vardı. Kanun çıkarmak siyasilerin göreviyse bu kanunu yararlanacak vatandaşlara iletmek de bizim görevimizdir. Son 1,5 aydır yoğun bir tanıtım kampanyamız var başta bakan ve bakan yardımcımız olmak üzere Ankara dışındaki illere giderek yasayı tanıtmaya çalışıyorlar.

    Vatandaş için önemli çünkü yeniden yapılandırma SGK’ nın dengeleri açısından, finansal dengeleri,nakit akışı açısından önemli olduğu kadar velinimetimiz olan işverenlerin ödeme kapasitelerinin artırılması, blançodaki borç tutarının düşmesi , bizim blançodaki alacaklarımızın düşmesi ve işverenlerin durumlarını daha iyiye götürmek açısından önemli. Antalya bizim için önemli, çok ciddi sigortalı sayısı olan tarımıyla turizmiyle Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağlayan ender illerimizden biri. Bizim temel ilkemiz vatandaş odaklıdır. Bize sayın bakanımız dairede oturup işverenlerin bize gelmesini değil, bizim onlara gitmemiz talimatını verdi. Yerel medyanın imkanlarını da mümkün mertebe kullanarak tanıtım kampanyası yürüttük. Son bir hafta. 31 Ekim’e kadar gelip müracaat ettiğinizde sizden ilk taksit ödemenizi beklemiyoruz ilk taksiti 2 Ocak’ ta ödeyeceksiniz. Genel sağlık sigortası borcu olanlar 31 Ocak 2017 ye kadar müracaatlarını yapsınlar borcum yok diyenler gelir testine girsinler, gelir testinde pirim ödemesi gerekmiyorsa geçmişe dönük bütün borcu silinecektir” dedi.

    67,7 milyar TL tutarındaki yeniden yapılandırmaya giren alacak stoku bulunduğunu da kaydeden Bağlı, şu ana kadar gelen talebe bakıldığında beklentilerin üzerinde olduğunu ancak genelde son güne bırakıldığı için bugün ve yarının da önemli olduğunu ifade etti. Bağlı, halen yapılanma devam ettiği için rakam telaffuz edemediğini ancak geri dönüş konusunda önümüzdeki hafta tablonun netleşeceği bilgisini verdi. Bağlı, son müracaat tarihinin uzatılıp uzatılmayacağı şeklindeki bir soruya da bürokrat olarak uzatılacak demesinin doğru olmayacağını, bütün planlamalarını 31 Ekim tarihine göre yapıp uygulamakla yükümlü olduklarını kaydetti.

    ” SGK’da kara delik yok”

    Bir gazetecinin SGK’nın sürekli artan açıklarıyla ilgili bir çalışma yapılıp yapılmayacağı şeklindeki sorusunu da cevaplandıran SGK Başkanı Bağlı, SGK’nın açıklarının sürekli arttığı şeklindeki yanlış algının düzeltilmesi gerektiğini belirterek, “SGK şu anda altını çizerek söylüyorum sadece AVrupa Birliği ülkelerinin değil dünyanın sosyal refah devleti anlamında örnek ülkeleri olan İskandinav ülkeleri düzeyinde bir genel sağlık sigortası paketine sahiptir. SGK’ nın şu anda yönetilemez kara delik kabul edilebilecek herhangi bir açığı söz konusu değildir, SGK özellikle 2006 ve 2008 de yapılan reformlarla tamamen kendi imkanlarıyla ayakta kalma imkan ve kabiliyetine kavuşmuş bir kurumdur.Yaptığımız çalışmalar bakınımız talimatıyla yaptığımız çeşitli değişkenlere bağlı usul ve esaslara baktığımızda da 2070’e kadar çok ciddi bir açığı, bütçe üzerinde yük olması söz konusu değil böyle bir görüntüye de sahip değiliz SGK çökmüş, yönetilemez bir kurum, ya da bütçedeki açıklarıyla bütçenin sırtında yük olan bir kurum değildir. Reform olumlu sonuçlarını vermeye başlamıştır” dedi.

    “SGK’nın bütçesi ve açığı devlet sırrı değil”

    2017 yılında SGK’nın orta vadeli programda önlerine konulan hedefler bulunduğunu, çalışmaları olduğunu söyleyen Bağlı ” 2016 yılında SGK’daki açık 11 milyar TL olarak açıklanmıştı. Kamuoyuna açık bir bütçemiz var, 2017 bütçemizi de bu parametrelerle hazırlanıp kamuoyuna açıklanacaktır. Bütün vatandaşlar toplanan pirim miktarını da nerelere harcandığını da net bir şekilde görebiliyorlar. 30 milyar TL’lik bir açık aslya söz konusu değlidir. SGK açığı ya da blançosu devlet sırrı değil, siteye girdiğinizde çıkan rakamdır. Primi sizden toplayıp sizin için harcıyoruz, hesabını da net bir şekilde vermekle yükümlüyüz” diye konuştu.

    Gazetecilerin itibari hizmet süreleri

    Gazetecilerin itibari hizmet süreleriyle ilgili yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı şeklindeki soruyu da cevaplandıran SGK Başkanı Mehmet Selim Bağlı, anayasal bir hukuk devleti içinde düzenleme yapmakla yetkili mercinin TBMM olduğunu hatırlattı. Bağlı, genelgeyle çözüme kavuşturulup kavuşturulamayacağı şeklindeki soruya ise genelgeyle esasın üzerine geçilemeyeceğini ve parlamentonun önlerine koyduğu parametrelere göre hareket etmekle yükümlü olduklarını kaydetti.

    “2016’da emekliye dört zam rutin uygulama “

    SGK Başkanı Mehmet Emin bağlı, 2016 yılında emekli olanlara dört zam şeklindeki haberlerle ilgili olarak da “Bu bilinmeyen bir şey değil, rutin uygulama. Malum TBMM bütçe süreci önümüzdeki hafta başlayacak burada bizim önümüze enflasyon rakamlarıyla birlikte nasıl bir tablo çıkacak bilemeyiz, biz verilen görevi yapmakla yükümlüyüz, bunu dışındaki konular siyaset mekanizmasını ilgilendirir, onların yerine geçip görüş beyan ettiğimizde yetki gaspında bulunmuş oluruz, düzenleme ve açıklama TBMM’den gelir. Uygulama aşamasında gelen problem varsa muhatabı biz oluruz. 100 tl genel zam, enflasyon farkı, 2017 de verilecek zam toplam dört yapıyor zaten. Dört zam verilecek deyip milleti ayağa kaldırmayalım. Buradaki maksat kişilere maaş bağlandıktan sonra güncellenerek ödenmesi.Bu da normal işleyiş” şeklinde konuştu.

    Toplantıda bazı daire başkanları ve SGK Antalya İl Müdürü Nejat Deniz de hazır bulundu.

  • Tarımın geleceği solucanlara bağlı

    Organik tarımın giderek yaygınlaşmasıyla adından sıkça söz edilen solucan gübresi üretimi de artıyor. Üreticiler, Türkiye’de toprak kalitesi ortalamasının 1,7’nin altına düştüğünü, bunun ıslahı içinse uzun zaman gerektiğini savunuyor. Solucan gübresi üreticisi İbrahim Doğuş, “Çiftçiler henüz yeni tanıyor. Biz en az 15-20 sene bu ülkemizdeki açığı kapatmak için çalışacağız” dedi.

    Organik tarım uygulamaları alanında başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde hızla yayılan solucan gübresi üretimi, Türkiye’de de yaygınlaşıyor. Toprak solucanlarının yapılarında onları zararlı patojenlerden korumak için sölem sıvısı adı verilen bir çeşit vücut salgısı bulunuyor. Bu salgı dışkılarına da geçiyor. Bu canlıların dışkıları organik solucan gübresi olarak tarım arazilerinde kullanıldığında, sölem sıvısı tıpkı solucanları koruduğu gibi o toprakta yetişen bitkileri de koruyor. Böylece üretilen zirai ürünler herhangi bir kimyevi bileşene ihtiyaç duymadan hastalıklara karşı çok daha dirençli bir yapıya sahip oluyor. Aslında tabiatta bulunan bütün toprak solucanları, kendi yaşadıkları alanda bu görevi yerine getiriyor ve tarım açısından faydalı oluyor. Yapılan çalışmalar, toprak solucanlarının yoğun olduğu zirai alanlarda verimin çok daha fazla olduğunu ve özellikle bitki köklerinde oluşan hastalıkların yok sayılacak kadar az olduğunu gösteriyor.

    Toprak solucanlarının sindirim sisteminden geçerek tekrar toprağa karışan bileşenlerin tarım açısından fenni gübrelere nazaran çok daha faydalı olduğu ifade ediliyor. Bu bileşenlerin yüzde 100 organik olması sebebiyle ekolojik dengeye ve insan sağlığına hiçbir zararı olmayışı bilim adamlarını bu alanda daha fazla çalışmaya itiyor. Toprak solucanları tarafından tüketilen organik atıklar, bu canlıların sindirim sisteminden geçerek dışkı olarak dışarı çıkmasıyla elde edilen toprak rengindeki kokusuz bileşene organik solucan gübresi deniyor. Toprak renginde olan solucan gübresinin, rahatsız edici bir görüntüsü ve kokusu da bulunmuyor.

    “Solucan, toprak yapar”

    Gönen’de solucan gübresi üretimi yapan İbrahim Doğuş, solucan gübresinin hiç bir bitki ayırt etmeden işe yaradığını söyledi. Doğuş, “Solucan gübresi çok önemli bir gübredir. Solucan gübresi bir bitkinin ihtiyacı olan, bütün bitkilerin daha doğrusu ağaçla ve ya sebzeler hiç fark etmez bütün bitkilerin ihtiyacı olan mikrofloraları, amino asitleri içine bulundura bir gübre çeşididir. Daha doğrusu toprağın özüdür. Yani buna gübre dememiz aslında biraz yanlış. Çünkü solucan toprak yapar, Türkçesi bu. Dünyada kabul edilen en kaliteli toprak çeşidi nedir, humustur. Solucanın gübresi humustur yani Türkçesi humustur. Humusunda içinde bir bitkinin ihtiyacı olan makro, mikro, izolomentler ve bunun haricinde ilave olarak doğal antibiyotik ve doğal büyüme hormonu mevcuttur. Kimyasal gübrelerle üretilen ürünler daha sağlıksız, dayanımı az, gıda değeri düşük ürünlerdir. Bunu tüketen insanlar, canlılar kendilerini halsiz hissederler ve çabuk hastalıklara kapılırlar. Bugün gelinen nokta bunu zaten çok açık bir şekilde ispatlıyor” dedi.

    “Organik ürünler tornadan çıkmış gibi olur”

    Solucan gübresinin üretime de etkisi olduğunu söyleyen Doğuş, “Kimyevi gübreyle bir çiftçimiz araziye diyelim ki 10 kilo azot atar 10 fosfor, potasyum gibi elementler atar. Fakat solucan gübresi canlı mikro organizmalardan oluşur. Bu canlı mikro organizmaların görevi havada, suda, toprakta farklı fazlarda olan azot, fosfor, potasyum gibi elementleri tutup, parçalayıp bitkinin alabileceği forma çevirmektir. Solucan gübresinin içinde yaşayan mikro organizmalar için, o bitkinin hiç bir önemi yoktur. Organik gübreyle üretiyorsanız, işte çürükse organiktir, yumuşaksa organiktir, gevşekse organiktir, buruşuksa organiktir, kurtluysa organiktir bunların tamamı yanlış. Büyük küçükse organiktir, bunların tamamı yanlıştır. Ben bunların tamamını isteyen herkese ispat etmeye hazırım. Bizim ürünlerimiz, bizim gübremizle ürettiğimiz ürünler tornadan çıkmış gibi olur” diye konuştu.

    “Toprak kalitesi giderek düşüyor”

    Solucan gübresi üretiminin yaygınlaşmasına rağmen bu alanda talebi karşılayacak seviyede olmadığını da savunan Doğuş, “Türkiye’de solucan gübresi son 10 yılda her geçen gün artıyor. Ben burada çok açık bir şekilde halkımıza şunu söylemek istiyorum, Türkiye’de herkes solucan gübresi üretse dahi 20 sene kimse kimseye rakip bile olamaz. Bunun sebebi çok basittir. Bir İsrail’i düşünün, çölün ortasında kurulmuştur, çöl dediğimiz şey toprağın içinde yaşayan canlı mikro organizmaların olmamasıdır. Yani çölün içinde canlı bir yaşam yoktur. Türkiye’de yani bu sıfır seviyesidir. Yani bu nedir organik madde seviyesi sıfır. Düşünün 60 küsur senede İsrail kendi topraklarını solucan ve solucan gübresiyle ıslah etti. Bugün dünyaya tarım ürünleri satıyor ve gerçekten çok ciddi rakamlarda. Yani bizim en az sekiz on kat fazla bir ciroda. Fakat bizim ülkemizde toprak kalitesi kimyasal gübreler sebebiyle ve kullanılan ilaçlar sebebiyle her geçen sene daha düşüyor. Niğde’de bazı bölgeler karantina altına alınmış. İşte 40 sene patates yasaklı ve ya hiç adımınızı dahi atamayacağınız bölgeler var. Bu bölgelerde ki mantık şudur, organik madde seviyesi sıfıra düşmüş ve kimyasal gübre ve ilaçlarla toprak yapısı bozulmuş demektir. Bugün ekilemez yani çölden bir farkı yok. Bugün Türkiye’de bir merdiven düşünün toprak kalitesi sıfırla on arasındaysa bizim artık kalitemiz artık düşmüş, 1.7’dir Türkiye ortalaması. Bununda yüzde 22’si 1’in altında artı yüzde 4’ü 2’nin altında artı yüzde 29’u 3’ün altındadır. Yani yüzde 95’i 3’ün altındadır. Buradan şunu söylemek istiyorum, bir İsrail’in ıslah için 50-60 sene gibi bir süre geçti. Bir Türkiye’nin bunun 20 kat büyüğü bir ülkenin ıslahını düşünün, bunun sadece Türkiye’nin ıslahı topraklarının ıslahıyla da kalmıyor. Bu civar ülkeleri de düşünelim. Yani ben çok açık bir şekilde söylüyorum, solucan ve solucan gübresi üretimine giren arkadaşlara rahat olun diyorum, çiftçimiz bu ürünü bu solucan gübresini tanımaya yeni yeni başladı. Yakında çok çok daha büyük bir talep olacak. Ve biz en 15-20 sene bu ülkemizdeki açığı kapatmak için çalışacağız” dedi.

  • Vince bağlı sepet düştü: 2 ölü

    Kocaeli’nin Derince ilçesinde vince bağlı sepetin halatı koptu. Yaklaşık 25 metre yükseklikten yere çakılan iki işçi hayatını kaybetti.

    Edinilen bilgiye göre olay, 14.30 sıralarında Derince Belediyesi’nin Harikalar Sahili’nde yaptırdığı sosyal tesisin inşaatında meydana geldi. İnşaatı tamamlanan sosyal tesisin bir kulesindeki parçaları kontrol etmek isteyen müteahhit firmada görevli işçiler Ferdi Karagül (31) ile Sinan Dinç (31), vinç sepetine bindi. Yaklaşık 25 metre yükselen vincin sepetinin bağlı olduğu halat, bilinmeyen bir sebepten dolayı koptu. Halatın kopması neticesi sepet içindeki işçiler yaklaşık 25 metre yükseklikten yere çakıldı. Mesai arkadaşlarının haber vermesi üzerine olay yerine 112 ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Ferdi Karagül ve Sinan Dinç’in öldüğü belirlendi. Arkadaşlarının ölümüyle büyük üzüntü yaşayan işçiler gözyaşlarını tutamadı. Polis ekipleri olay yerinde inceleme yaptı.

    Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • Elleri arkadan bağlı bulunan cesetle ilgili 1 kişi tutuklandı

    Afyonkarahisar’da geçtiğimiz hafta sonu elleri arkadan bağlı toprağa gömülü halde bulunan cesetle ilgili gözaltına alınan 3 kişiden biri tutuklandı. Tutuklanan şahsın avukatı, mahkemede şok edici bir iddiada bulunarak, ölen kişinin eşinin de cinayeti işlemiş olabileceğini öne sürdü.

    Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesine bağlı Akin köyünde 7 Ekim 2016’da bir taş ocağının atık malzeme bölümünde köpeklerin bir bölgeyi sürekli eşelediğini fark eden işçiler ve vatandaşlar, köpeklerin bulunduğu yere gidince korkunç bir manzara ile karşılaşmışlardı. Toprağa gömülü halde bir ceset olduğunu gören işçiler, durumu hemen jandarmaya bildirmişlerdi. Kısa sürede olay yerine gelen ekipler cesedi olduğu yerden çıkarırken, yapılan DNA çalışmasının ardından cesedin yaklaşık 4 ay önce bir anda ortadan kaybolan 46 yaşındaki Ramazan Şendur’a ait olduğu ortaya çıkmıştı. Olayın ardından cinayetle ilgili Şaban Y., V.Y. ve Y.Ş. isimli şahıslar, Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Cinayet Büro Amirliği tarafından gözaltına alınmışlardı. Zanlılar bugün geç saatlerde adliyeye sevk edildi. Zanlılardan Y.Ş. savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılırken, Şaban Y. ve V.Y. ise “tasarlayarak öldürme” suçundan mahkemeye sevk edildi. Zanlılardan Şaban Y. çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanırken, V.Y. adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

    Mahkemenin dava tutanağında zanlılardan Şaban Y. ve V.Y.’nin cesedi bulunan Ramazan Şendur ile bir çay ocağında çay içerek sohbet ettikleri iddia edildi. Mahkemede ortadan kaybolduğu gece Ramazan Şendur’un evinden çıkarken eşi Hicran Şendur’un “Nereye gidiyorsun?” sorusuna verdiği “Sıvacı Şaban ile Kusura köyüne tarla bakmaya gidiyoruz” beyanı hatırlatılınca Şaban Y., “Şahıs yalan söylemektedir, böyle bir durum yoktur. Ben kesinlikle ölen ile birlikte Kusura köyüne veya başka bir yere gitmedim” yanıtını verdi.

    “Dinar’da işimi hallettikten sonra köfte ekmek yedim”

    Diğer yandan zanlı Şaban Y.’nin, Ramazan Şendur’un kaybolduğu gece aracını sattığı da ortaya çıktı. Şaban Y., bunu reddederek Ramazan Şendur ile o gün birlikte olmadığını öne sürdü. Şendur’un kaybolduğu gece Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kayıtlarına göre gece geç saatlerde Dinar ilçesine gittiği öğrenilen zanlı Şaban Y. ifadesinde, ilçeye bir işi olduğu için gittiğini belirtti. Yolda giderken otostop çeken tanımadığı bir şahsı da aracına aldığını aktaran Şaban Y., o kişi ile birlikte Dinar’da işlerini hallettikten sonra köfte ekmek yediğini ifade etti.

    “Diğer şüpheliler ve tanıklar yalan söylüyor”

    Zanlı Şaban Y., suçlamaları kabul etmediği mahkemede verdiği ifadede şunları söyledi:

    “Dosyanın diğer şüphelisi V.Y., beni çarşıda gördüğü esnada bana hitaben maktulün evinde 200-250 bin TL’lik senet olduğunu, bu senetler incelendiği taktirde öldürmenin hangi sebepten ortaya çıkacağını söyledi. V.Y., maktul ile çok yakın arkadaş olması dolayısı ile kendisinin bir takım sırlarına vakıf olması sebebiyle bunu bildiğini düşünmekteyim. Senetlere ilişkin bilgisi olduğunu düşünmekteyim. Diğer şüpheliler ve tanıklar yalan söylemekte. Ben Ramazan Şendur’un kaybolması, elleri ve kolları bağlanarak Akin köyüne gömülmesi olayı hakkında herhangi bir eyleme katılmış değilim. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Serbest bırakılmamı talep ediyorum.”

    Cinayet zanlısının avukatı tutuklamaya itiraz etti

    Mahkeme sonunda Şaban Y.’nin avukatı ise müvekkilinin tutuklanma gerekçesinin olay gecesi sadece Dinar ilçesine gitmek olduğunu öne sürerek, tutuklanmaya itiraz etti. Avukat, maktulün hangi zaman aralığında kaybolduğunun ve öldürüldüğünün bilinmediğini kaydetti. Maktulün eşinin de olaydan dolayı şüpheli durumunda olduğunu dile getiren zanlının avukatı, maktulün eşi Hicran Şendur’un da cinayeti işlemiş olabileceğini öne sürdü.

    Polis zanlının görüntülenmemesi için yoğun çaba gösterdi

    Mahkemenin ardından tutuklanan Şaban Y. cezaevine gönderilirken, polis ile olayı görüntülemek isteyen basın mensupları arasından adeta köşe kapmaca oynandı. Polis, basın mensuplarının görüntü çekmemesi için yoğun bir çaba içerisine girişti. Polis zanlıyı sağlık kontrolü için götürdüğü Devlet Hastanesi’nde araçtan indirmezken, polis muayeneyi gerçekleştirecek doktoru zanlının bulunduğu araca getirdi. Sağlık kontrolünden geçirilen zanlı, daha sonra Sandıklı Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

  • Afyonkarahisar’da elleri arkadan bağlı bulunan cesedin sırrı çözülmeye başlandı

    Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde dün elleri arkadan bağlı toprağa gömülü halde bulunan erkek cesedinin, yaklaşık 4 ay önce bir anda ortadan kaybolan 46 yaşındaki Ramazan Şendur’a ait olduğu ortaya çıktı. Cenaze ailesine teslim edilirken, olayla ilgili 3 kişinin gözaltına alındığı kaydedildi.

    Sandıklı ilçesi Akin köyünde bir taş ocağının atık malzeme bölümünde dün köpeklerin bir bölgeyi sürekli eşelediğini fark eden işçiler ve vatandaşlar, köpeklerin bulunduğu yere gidince korkunç bir manzara ile karşılaşmışlardı. Toprağa gömülü halde bir ceset olduğunu gören işçiler, durumu hemen jandarmaya bildirirken, kısa sürede olay yerine gelen ekipler cesedi olduğu yerden çıkarmışlardı. İlk belirlemelere göre bir erkeğe ait cesedin ellerinin arkadan bağlı olduğu, kağıt ve poşete sarılarak gömüldüğü belirlenmişti. Sandıklı Devlet Hastanesi morguna kaldırılan cesedin kimliğinin belirlenmesi için akşam saatlerinde DNA çalışma başlatılmıştı.

    Cenaze bugün toprağa verilecek

    Yapılan DNA çalışmalarında cesedin Sandıklı ilçesinde yaklaşık 4 ay önce kaybolan Ramazan Şendur isimli vatandaşa ait olduğu belirlenirken, ceset yapılan otopsi çalışmalarının ardından bugün sabah saatlerinde Şendur’un ailesine teslim edildi. Sandıklı Belediyesinden, Ramazan Şendur için cenaze ilanı verilirken, ayrıca defin işlemlerinin de Şendur adına düzenlendiği kaydedildi. Şendur’un cenazesinin Sorkun köyünde öğlen namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verileceği öğrenildi.

    2 Temmuz da eşinin kaybolduğunu yaşlı gözlerle anlatmıştı

    2 Temmuz 2016 tarihinde Ramazan Şendur’un eşi Hicran Şendur, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine eşinin bir anda ortadan kaybolduğunu ve kaçırıldığını öne sürerek gözyaşları içerisinde yardım istemişti. Eşim Ramazan Şendur’u, Şirinevler mahallesi eski otogar karşısındaki evinden gece saat 22.00 sıralarında telefon ile çağrıldığını, ardından da ’biraz sonra gelirim’ diyerek evden ayrıldığını iddia etmişti. Daha sonra eşinden haber alamayan kadın telefonla eşine ulaşamadığını, kaçırılmış olabileceğini düşünerek polis ve Cumhuriyet Savcılığına başvuruda bulunmuştu.

    Soruşturmayı Cinayet Büro Amirliği devraldı

    Ramazan Şendur’un eşi Hicran Şendur’un başvurusu üzerine polis tarafından geniş çaplı bir soruşturma başlatılmış ve halen devam eden soruşturmada bir takım ipuçlarına ulaşılmıştı. Ancak soruşturmada dün üzücü haber alınırken, bu defa devreye Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Cinayet Büro Amirliğinin girdiği ve soruşturmayı onların devraldığı kaydedildi.

    Cesedi bulunan adamın aile üyeleri eşinden şikayetçi olmuş!

    Edinilen son bilgilerde, cesedin bulunmasının ardından 3 kişinin gözaltına alındığı ve emniyetteki işlemlerinin halen devam ettiği öğrenildi.

    Olayda ilginç bir detay ortaya çıkarken, Ramazan Şendur’un aile üyelerinin geçtiğimiz aylarda eşi Hicran Şendur’dan şikayetçi oldukları öne sürüldü.

    Olayın ardındaki sır perdesinin aralanması için başlatılan geniş çaplı soruşturmanın sürdüğü bildirildi.