Etiket: bağları

  • Üzüm yarışmasına başvuran üreticilerin bağları incelenmeye başladı

    Trakya Bağ Bozumu ve Ekoloji Festivali kapsamında düzenlenen Sofralık Üzüm Yarışması için başvuran üreticilerin bağları jüri heyeti tarafından incelenmeye başlandı.

    Sofralık Üzüm Yarışması için konusunda uzman isimlerden oluşturulan yarışma jürisinde Tekirdağ Ziraat Mühendisleri Odası’ndan Fehmi Yayla, Tekirdağ Süleymanpaşa Belediyesi’nden Seda Gökgöz, Süleymanpaşa İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nden Savaş Çelik, Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsünden Serkan Candar, Tekirdağ Ziraat Odası’ndan Salim Bulut ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nden bir temsilci bulunuyor.

    12 üretici 5 çeşit üzüm ile yarışacak

    Şu an için 12 üzüm üreticisinin katıldığı yarışmada jüri tek tek tüm bağları dolaşırken değerlendirmeye alınan üzüm çeşitleri ise Michel Palieri, Red Glop, Alfonse, Yapıncak ve Erenköy Beyaz’ından oluşuyor.

    Yapılan çalışmalarla ilgili açıklamalarda bulunan Jüri Başkanı Fehmi Yayla yarışmanın kriterlerinden bahsederken, “Tekirdağ Süleymanpaşa Belediyesi’nin düzenlemiş olduğu ‘En İyi Sofralık Üzüm Yarışması’ jürisi olarak yarışmaya katılan üreticilerin bağlarını geziyoruz. Bağın en az 3 dekar olması, Süleymanpaşa ilçesi sınırları içerisinde bulunması, aynı tip üzümlerin yer alması ve sofralık üzümlerden oluşması kriterlerimizin bazılarını oluşturuyor” dedi.

    Değerlendirme süreci ile sözlerine devam eden Yayla, “Üzümde kalite kriterlerini seçerken dikkat ettiğimiz şey tane ve salkım. Bağın genel durumunu da değerlendirip inceliyoruz. Bağın alan miktarı, köye uzaklığı ve konumu da yapacağımız değerlendirmeyi etkileyen noktalardan biri” diye konuştu.

    Tekirdağ Süleymanpaşa Belediyesi tarafından 3.’sü gerçekleştirilecek Trakya Bağ Bozumu ve Ekoloji Festivali kapsamında düzenlenen Sofralık Üzüm Yarışması sonuçları jürinin inceleme ve değerlendirmelerinin ardından 23 Eylül Cumartesi günü saat 18.00’de sahil dolgu alanında yapılacak ödül töreni ile sona erecek.

  • Antalya’da, 40 ülkeden 105 yabancı öğrenci ’Ankara’nın Bağları’ ile coştu

    Farklı kültürleri bir araya getiren ve ’Dünya Bize Katılıyor, Antalya’yı Keşfet’ temasıyla hayata geçirilen AIESEC ’Ülkeler Panayırı’ 40 ülkeden 105 öğrencinin katılımıyla tamamlandı. Yöresel kıyafetleriyle ülkelerinin kültürel değerlerini tanıtan öğrencilerin, ‘Ankara’nın Bağları’ şarkısı eşliğinde eğlenmeleri renkli görüntüler oluşturdu.

    Endonezya, Brezilya, Cezayir, Fas, Tunus, Rusya, Mısır, Avusturya, Rusya, Çin, Senegal, Güney Kore, gibi dünyanın 40 farklı ülkesinden turizmin başkenti Antalya’ya gelen gençler, pozitif enerjileriyle dünyaya barış mesajları gönderdi.

    Türkiye İktisadi ve Ticari İlimler Talebeleri Staj Komitesi Derneği (AIESEC) Antalya tarafından düzenlenen “Ülkeler Panayırı”, sergi ve dans gösterileriyle Konyaaltı Kent Meydanı’nda açıldı. Dünyanın dört bir yanından Antalya’ya gelen yabancı öğrenciler panayırda ülkelerinin kültürlerini tanıttılar. 40 ülkeden gelen 105 farklı öğrenci, ülkelerine ait giysi, yemek, bayrak ve el emeği eserlerini sergilediler. Büyük ilgi odağı olan yabancı öğrencilerin ülkelerine ait yaptıkları dans gösterileri, ilgiyle izlendi. Türk öğrencilerin de renk kattığı panayırda ülke öğrencileri birbirlerinin kültürlerini yakından tanıma fırsatı buldular. Farklı kültürleri bir araya getiren etkinlikte vatandaşlar ve yabancı öğrencilerle bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi.

    “Oyun havası oynadılar”

    Özellikle yabancı öğrencilerin, Türk öğrencilerle birlikte, ‘Ankara’nın Bağları’ isimli şarkı eşliğinde oynamaları büyük beğeni topladı.

    Etkinlik hakkında bilgi veren AIESEC Antalya Temsilcisi, Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü 4. sınıf öğrencisi Gizem Çam, AIESEC’in sosyal sorumluluk projeleri kapsamında yurt dışından davet ettikleri öğrencileri Antalya’daki Türk öğrencilerle bir araya getirdiklerini kaydetti.

    “40 ülkeden 105 öğrenci”

    Dünyanın genç liderler yetiştiren en büyük öğrenci organizasyonunun AIESEC olduğunu ifade eden Çam, “Etkinliğimizin ismi ‘Ülkeler Panayırı.’ Amacımız tüm ülkelerin birbirlerinin kültürleri hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak. Panayırımızda 40 farklı ülkeden 105 öğrencimiz var. Endonezya, Brezilya, Cezayir, Fas, Tunus, Rusya, Mısır, Avusturya, Rusya, Çin gibi birçok ülkeden stajyer öğrencilerimiz burada, yöresel kıyafetleriyle hem hem danslarını hem de yiyecek içecek kültürlerini tanıtıyorlar” dedi.

    “Turizm elçileri”

    AIESEC’in Antalya’da çeşitli projeleri olduğunu kaydeden Çam, “Şehrimizin turizm potansiyelini daha da geniş kitlelere ulaştırmak için projelerimiz var. Buradaki arkadaşlarımızda Antalya’nın tarihi ve doğal güzelliklerini sosyal paylaşım siteleri üzerinden dünya ile paylaşacaklar. Bir nevi ülkemizin tanıtım elçisi olacaklar” ifadelerine yer verdi.

    Etkinliğe katılan Meryem Altaş, yabancı öğrencilerle güzel bir arkadaşlık ortamı kurulduğunu belirterek, kültürler arası diyaloğun geliştiğini kaydetti.

    AISEC hakkında

    AIESEC, II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünya barışına katkıda bulunmak amacıyla Avrupalı öğrenciler tarafından 1948 yılında kurulan gençlerin kendi potansiyellerini keşfedebilecekleri ve geliştirebilecekleri uluslararası bir platformdur. Üyelerine hem gelişim hem de yurt dışı staj fırsatı sağlayan bu kurum, dünyanın en büyük öğrenci organizasyonudur. AIESEC Türkiye ise AIESEC Dünyası’nda en iyi ve en köklü ülkelerden biri olarak faaliyetlerini devam ettirmektedir.

  • Salihli’de Erkenci Bağları Don Vurdu

    Manisa’nın Salihli ilçesinde 28-29 Mart tarihlerinde gece saatlerinde sıfırın altında 2 dereceye kadar düşen hava sıcaklığı nedeniyle erkenci üzüm bağlarında don zararı meydana geldi.

    Salihli Ziraat Odası Başkanı Necati Aktürk, don olayının yaşandığı, Kabazlı Mahallesi’ndeki Mustafa Topçam’ın “superior” cinsi üzüm bağında ve diğer bağlarda inceleme yaptı. Özellikle Salihli’nin Kabazlı ve Yeşilova bölgelerinde don olayının erkenci üzüm bağlarında etkili olduğunu dile getiren Ziraat Odası Başkanı Aktürk, “Özellikle 28-29 Mart tarihleri arasında gece saatlerinde hava sıcaklığının sıfırın altında düştüğü yerlerdeki erkenci bağlarda yüzde 100 zararlar oluştu. Bu durum üreticilerimize çok büyük üzüntüye boğdu. Don olayının yaşanması bölgemizde çok büyük maddi kayıplara ve ülkemizin de milli gelirlerinde kayıplara sebep oldu. Özellikle her zamanki gibi Tarsim konusuna vurgu yapıyoruz. Çünkü Tarsim’in afet poliçelerinin önemi bu konuda ön plana çıkıyor. Ayrıca yaşanan bu don olayının ardından hükümetimize de görevler düşüyor. Önceki yıllarda ertelenen kredilerin, bölge çiftçilerimizin rahatlaması açısından, yine bu yılda ele alınmasını istiyoruz. Bu konuda bölge milletvekillerimize görev düşüyor” dedi.

    Tüm çiftçilere geçmiş olsun dileklerini ileten Aktürk, bu yıl ki don zararının önümüzdeki yılki verimi de etkileyeceğinden, verim kaybının yaşanacağını söyledi. Kabazlı Mahallesi’ndeki üzüm üreticisi Mustafa Topçam, “20 dönüm alanda ekili olan “superior” cinsi üzüm bağına don vurdu. Şuan çok mağdur durumdayım. Tarsimci’lerden ricam, acil olarak biran önce gelip, hasar tespitini yapmalarını istiyorum. Şuan perişan haldeyiz. Tüm çiftçilerimize geçmiş olsun” dedi.

  • “Güçlü Aile Bağları Organ Naklini Kolaylaştırıyor”

    Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, 22 bin 146 kişinin böbrek nakli bekleyenler listesinde olduğu Türkiye’de, özellikle kırsalda etkili olan güçlü aile bağlarının organ bulma şansını artırdığı bildirildi.

    Başkent Üniversitesi Adana Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne bağlı olarak faaliyet gösteren Şanlıurfa Diyaliz Merkezi Dahiliye ve Nefroloji Uzmanı Dr. Metin Singan, kentlerdeki çekirdek ve bireyselleşmiş aile yapısına karşın, Şanlıurfa gibi halen geniş aile yapısı ve güçlü aile bağlarının olduğu kentlerde bağışın kolaylaştığını söyledi.

    “BÖBREK BULUNMAMASI BÜYÜK SORUN”

    Türkiye’de böbrek yetmezliğiyle savaşarak nakil olacakları günü bekleyenlerin en büyük sorunlarının başında bağışların azlığı geldiği dikkat çekilirken, kadavradan organ bağışının istenilen seviyede olmaması, hastaların umutlarını başta birinci derece yakınlar olmak üzere vericilerden alınacak böbrekle yapılacak nakil operasyonlarına bağlıyor.

    Şanlıurfa bölgesindeki çok kardeşli geniş aile yapısının bu konuda bir avantaj oluşturduğunu belirten Dahiliye ve Nefroloji Uzmanı Dr. Metin Singan, “Bölgemizdeki böbrek yetmezliği hastaları bu açıdan şanslılar. Çünkü yöredeki geniş akrabalık bağları, kardeş sayısının fazlalığı ve aile yapısının kuvvetli olması organ naklinde işleri kolaylaştırıyor” dedi.

    2015 yılında Şanlıurfa’da 20’ye yakın hastanın böbrek nakli olduğunu kaydeden Dr. Metin Singan, “Bu konuda net bir istatistik bulunmamakla birlikte sadece diyaliz merkezi olarak bize başvurulardan biliyoruz ki, bir yılda 20 böbrek nakli yapıldı. Bu sayı diğer merkezler ve hastanelerdeki istatistikler incelendiğinde daha fazla olacaktır” şeklinde konuştu.

  • Güçlü Aile Bağları Organ Naklini Kolaylaştırıyor

    Sağlık Bakanlığının verilerine göre 22 bin 146 kişinin ’böbrek nakli bekleyenler’ listesinde olduğu Türkiye’de, özellikle kırsalda etkili olan güçlü aile bağlarının organ bulma şansını artırdığı bildirildi.

    Başkent Üniversitesi Adana Araştırma ve Uygulama Merkezine bağlı olarak faaliyet gösteren Şanlıurfa Diyaliz Merkezi’nin Dahiliye ve Nefroloji Uzmanı Dr. Metin Singan, kentlerdeki çekirdek ve bireyselleşmiş aile yapısına karşın, Şanlıurfa gibi halen geniş aile yapısı ve güçlü aile bağlarının olduğu kentlerde bağışın kolaylaştığını söyledi.

    BÖBREK BULUNMAYIŞI BÜYÜK SORUN

    Türkiye’de, böbrek yetmezliğiyle savaşarak nakil olacakları günü bekleyenlerin en büyük sorunlarının başında bağışların azlığı geliyor. Kadavradan organ bağışının istenilen seviyede olmaması, hastaların umutlarını, başta birinci derece yakınlardan olmak üzere vericilerden alınacak böbrekle yapılacak nakil operasyonlarına bağlıyor.

    Şanlıurfa bölgesindeki, çok kardeşli geniş aile yapısının bu konuda bir avantaj oluşturduğunu belirten Dahiliye ve Nefroloji Uzmanı Dr. Metin Singan, “Bölgemizdeki böbrek yetmezliği hastaları bu açıdan şanslılar. Çünkü yöredeki geniş akrabalık bağları, kardeş sayısının fazlalığı ve aile yapısının kuvvetli olması organ naklinde işleri kolaylaştırıyor” dedi.

    Dr. Metin Singan, böbrek nakli olacak hastaları bağlı bulundukları Başkent Üniversitesi Adana Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne sevk etiklerini belirterek, “Uzman ekibimizle böbrek nakli olacak hastalara ilgili gereken tüm hazırlıkları yapabilecek donanıma sahibiz. Gerekli hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra burada böbrek nakilleri başarıyla gerçekleştiriliyor ve sağlıklarına kavuşmuş olarak dönüyorlar” diye konuştu.

    BAZI BÖLGELERDE VERİCİ SIKINTISI ÇEKİLMİYOR

    Geride bıraktığımız 2015 yılında Şanlıurfa’da 20’ye yakın hastanın böbrek nakli olduğunu kaydeden Dr. Metin Singan, “Bu konuda net bir istatistik bulunmamakla birlikte sadece diyaliz merkezi olarak bize başvurulardan biliyoruz ki bir yılda 20 böbrek nakli yapıldı. Bu sayı diğer merkezler ve hastanelerdeki istatistikler incelendiğinde daha fazla olacaktır. Bu hastalara, Başkent Üniversitesi ile başka sağlık kurumlarında böbrek nakli operasyonları yapıldı. Hatta, diyalize girmeden, böbrek bulup nakil olan hastalarımız var” dedi.

    Dr. Metin Singan, Başkent Üniversitesi Şanlıurfa Diyaliz Merkezi olarak, program dahilinde 170 hastaya tedavi hizmeti verdiklerini, kent merkezinin yanı sıra 5 servis aracıyla Şanlıurfa’nın tüm ilçelerindeki böbrek yetmezliği hastalarına hitap edebildiklerini söyledi.

    Dr. Singan, bir nefroloji uzmanı, iki hemodiyaliz hekimi, 9 hemşire, 7 yardımcı personel ve 4 şoförün görev yaptığı merkezde, gece geç saatlere kadar tedavinin aksamadan sürdüğünü de kaydetti. Dr. Metin Singan, merkezin sosyal güvencesi bulunan hastalarla, yeşil kartlılara da tedavi imkanı sunduğunu sözlerine ekledi. Singan, hastaların servis araçlarıyla evlerinden alındığını ve tekrar servis araçlarıyla evlerine kadar bırakıldığını sözlerine ekledi.