Etiket: bağıştan

  • Egemen Bağış’tan Fransa’ya Gezi göndermesi

    Eski Avrupa Birliği ve Devlet Bakanı Egemen Bağış, Fransa’daki Sarı Yeleklilerin eylemcilerini Türkiye’de 2013 yılında yaşanan Gezi olaylarına benzeterek, “Gezide bize yaşatılanları şimdi Fransa ve tüm Avrupa yaşıyor, yaşayacak” dedi.

    Eski Avrupa Birliği ve Devlet Bakanı Egemen Bağış, Gaziantep’te Diriliş Gençlik Federasyonu tarafından organize edilen “Birlikte Engelleri Aşalım” isimli engellilere tekerlekli sandalye dağıtım programına katıldı. Bağış, burada yaptığı açıklamada 2013 yılında Türkiye’de yaşanan Gezi olaylarının aynısını son dönemlerde “Sarı Yelekliler” olaylarıyla Fransa’nın yaşadığını söyledi. Fransa’da yaşanan sürecin Türkiye’ye çok tanıdık geldiğine vurgu yapan Bağış, “Şuanda zaten Avrupayı kasıp kavuran bir dalga var. Fotoğraflara, görüntülere baktığınız zaman biz bu filmi daha önce görmüştük diyoruz. Aynı kareler, aynı olaylar, su püskürtmeleri, biber gazları ve kargaşa. Yani demek ki birileri bu stratejiyi çok iyi kurguluyor. Zamanında Tunus’ta, Libya’da, Cezayir’de, Şili’de, Ukrayna’da ve bizde yaşanan olaylar oldu ama bir fark var, bizde diğerlerinde olduğu gibi hükümet çökmedi, devlet çökmedi. Şuanda Avrupa’da olduğu gibi devlet ve hükumet bizde geri adım da atmadı. Çünkü bunun suni bir kalkışma olduğu anlaşılmıştı” dedi.

    “Kenetlenerek biz bu işleri aştık”

    Egemen Bağış, yaşanan süreci Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan etrafında kenetlenerek aştığını söyleyerek, “Ne oldu, nasıl oldu bir anda bir kıvılcımla bu kadar sarı yelek nereden çıktı. Bu kadar insanın kumanyası, yeme içme ihtiyacı, doğal ihtiyaçları hepsi bir şekilde hallediliyor. Demek ki burada bir organizasyon var. Şimdi bunların nasıl olduğunu anlamaya çalışıyorlar ama biz bunu gördük, 2013 Mayıs’ında Türkiye bunun benzerini yaşadı. Ama Allah razı olsun milletimizin dirayetiyle, liderimiz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın etrafına kenetlenmesiyle biz bu işi aştık. O günlerde bunu kazasız, sıkıntısız aşan ilk ülke de Türkiye olmuştur” ifadelerini kullandı.

    “Olaylar tüm Avrupa’ya yayılacak”

    Fransa’da yaşanılanların tüm Avrupa’ya yayılacağını savunan Bağış, Türkiye’ye yaşatılanların aynısını tüm Avrupa devletlerinin yakından göreceğini kaydetti. Olayların pek çok ülkeye daha sıçramaya başladığını belirten Bağış, “Olaylar Fransa’dan Belçika’ya, Hollanda’ya ve Avusturya’ya doğru yayılıyor. Bize o zaman çok fazla şiddet kullanıyorsunuz, çok fazla biber gazı kullanıyorsunuz, tazyikli suya ne gerek var diyenlerin şimdi nasıl mücadele ettiğini en son gece gördük. Ben şimdi Gaziantep’ten Avrupalı liderlere çok önemli bir tavsiye’de bulunmak istiyorum. Zannetmeyin ki dün bize olan yarın size de olacak derken biz sizi ürkütmek istiyorduk. İşte yaşıyorsunuz aynı süreci. Ama sizi zorda bırakacak iki belanız daha var. Biri PKK, diğeri de FETÖ. Bize yaptıklarının çok daha beterini size yapacaklar. Ayağınızı denk alın, bunları korumayı bırakın” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Bağış, 2018 Dünya Bilek Güreşi Şampiyonu Zeynep Yılmaz’a tekerlekli sandalyesini verdi.

    Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Onat Kutlar Tiyatro Salonun’da yapılan törene AK Parti MKYK Üyesi Hatice Merve Tatar, kent protokolü, Diriliş Gençlik Federasyonu yetkilileri, engelli vatandaşlar ve aileleri katıldı.

  • Egemen Bağış’tan Vali Zorluoğlu’na ziyaret

    Avrupa Birliği ve Devlet Eski Bakanı Egemen Bağış, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Van’da, Vali Murat Zorluoğlu’nu makamında ziyaret etti.

    Egemen Bağış, beraberindeki Başbakan Müşaviri Sadettin Kılıç ve Diriliş Gençlik Federasyonu Genel Başkanı Berivan Algın ve federasyonun Van İl Başkanı Berrin Sürmeli ile ziyaret ettikleri Vali Zorluoğlu tarafından vilayet önünde karşılandı. Valilik şeref defterini imzalayan Bağış, daha sonra makama geçti.

    Nazik ziyaretleri için teşekkür ettiği eski Bakan Bağış ve beraberindeki heyeti ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu ifade eden Vali Zorluoğlu, bir süre hasbıhal ettiği Bağış’a günün anısına hediye takdim etti.

    Avrupa Birliği ve Devlet Eski Bakanı Egemen Bağış da, Vali Murat Zorluoğlu’nun jestine teşekkürle karşılık vererek, Van programındaki diğer ziyaretlerini gerçekleştirmek üzere vilayetten ayrıldı.

  • Prof. Dr. Haydar Bağış’tan SMA hastalığında ‘akraba evliliği’ uyarısı

    Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haydar Bağış, genetik bir hastalık olan SMA ile ilgili, “Akraba evliliklerinden uzak durulması gerekiyor” dedi.

    Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Başkanı ve Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Haydar Bağış, tıbbi genetik polikliniğine SMA hastası olan birçok ailenin başvurduğunu ve bunlara genetik analiz yaptıklarını kaydetti.

    SMA Hastalarının tedavisinde kullanılan ilacın dozunun 125 bin dolar olduğuna işaret eden Genetik Uzmanı Prof. Dr. Haydar Bağış, SMA’nın genetik bir hastalık olduğunu ve bu ölümcül kas erime hastalığını engellemenin yollarından birinin ise akraba evliliklerinden uzak durmak olduğunu vurguladı.

    Prof. Dr. Haydar Bağış, “Aile içinde ve yakın akrabalarında bu tür SMA hastası bebek ve çocuklar varsa mutlaka genetik test yaptırmaları gerekir. Bu gibi aileler kontrollü çocuk sahibi olabilirler. Bunun için SMA hastalığını taşımayan embriyoların genetik analizi yapıldıktan sonra annelere transferinin yapılması gerekir. Spinal musküler Atrofi (SMA) ilerleyici kas güçsüzlüğü ve felçle sonuçlanan motor nöronların kaybı ile karakterize ciddi bir nöromüsküler kas hastalığıdır. SMA, motor nöronların hayatta kalması için gerekli olan bir protein olan SMN’yi kodlayan SMN1 genindeki genetik bir kusurdan kaynaklanır. SMA insidansı yaklaşık 10 bin canlı doğumda biridir. En öldürücü tipi SMA1 olup bebeklik çağında hastayı tutar. Kalıtım otozomal resesif geçişlidir. SMA’lıların yaklaşık yüzde 95’inde SMN1 gen defekti vardır. SMA, bebek ölümlerinin önde gelen genetik hastalıklarından biridir. Çoğu SMA vakası, SMN (motor nöronların sağkalımı) adı verilen özel bir proteinin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Motor nöronların çalışması için bu proteine ihtiyaç duyar. Bu proteini kodlayan genin adı SMN1’dir. Mutasyona uğramış veya eksik SMN1 mutant geni homozigot olarak taşıyan bireyler SMN proteinini üretemez ve böylelikle motor nöronlar ölür ve SMA’ya hastalığına yol açar. SMA tip I-IV olmak üzere 4 tipi vardır. Eğer bir çocuk sadece bir ebeveynden mutasyona uğramış SMN1 genini alırsa, çocuk bir SMA taşıyıcısı olacaktır. Bu, muhtemelen çocuğun SMA belirtisi göstermeyeceği, ancak daha sonra kendi çocuğuna aktarabileceği anlamına gelir. İki SMA taşıyıcısı birey evlenirse, yüzde 25 sağlam çocuk, yüzde 50 SMA taşıyıcısı ve yüzde 25 SMA hastası çocuk sahibi olabilirler. SMA taşıyıcısı olmak nispeten yaygındır” dedi.

    Bağış açıklamasının devamında, “Akraba evlilikleri ileri kuşaklarda hastalık oluşma riskini artırır. İki taşıyıcı anne babanın her birinin otozomal resessif kalıtsal SMA formlarından etkileneceği yüzde 25’lik bir risk vardır. Genetik test prenatal olarak SMN gen delesyonlarını (prenatal genetik teşhisi) aramak için amniyosentez ve koryonik villus örneklemesi ile yapılabilir. Ebeveynler daha sonra etkilenmiş bir cenini iptal etme kararı alabilir. Embriyonun implantasyon öncesi genetik test, ailelerin bir önceki SMA hastalığından etkilenmiş çocukları olması durumunda da yapılabilir. Embriyoların, SMA’dan etkilenip etkilenmediklerini anlamak için test edilir ve SMN1 mutant olmayan embriyolar uterusa transfer edilebilir. Transfer sonrası gebelerde prenatal test ile fötüsün mutant SMN1 genini taşıyıp taşımadığı kontrol edilir.

  • Egemen Bağış’tan Darülaceze sakinlerine bayram ziyareti

    Eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, Ramazan Bayramı dolayısıyla Darülaceze sakinlerini ziyaret etti. Darülaceze’de kalan yaşlıların elini öperek bayramlarını kutlayan Bağış, “14 yıllık bir aile geleneğimiz oldu. Her Ramazan burada bir iftar verip, bayramda da büyüklerimizi ziyaret etmeye çalışıyoruz” dedi.

    Eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, eşi Beyhan Bağış ve kızıyla birlikte Ramazan Bayramı dolayısıyla Darülaceze’yi ziyaret etti. Darülaceze’de kalan yaşlılara lokum ikram ederek bayramlarını kutlayan Bağış, yaşlıların elini öptü. Darülaceze sakinleriyle bahçede kısa sohbetler eden Bağış, eşiyle birlikte Darülaceze Ziyaret Merkezi’ni gezerek görevlilerden bilgi aldı.

    Her yıl Darülaceze’ye bayram ziyaretine geldiklerini dile getiren Bağış, “14 yıllık bir aile geleneğimiz oldu. Her Ramazan burada bir iftar verip, bayramda da büyüklerimizi ziyaret etmeye çalışıyoruz. Bugün yine geldik. Bütün milletimizin bayramını kutluyorum. İnşallah daha aydınlık yarınlarda, güzel günlerde nice Ramazanlar yaşamayı Allah bu ülkeye nasip etsin” dedi.

    Eşi Beyhan Bağış ise, “Biz buranın enerjisine çok inanıyoruz. Bu bahçe gerçekten farklı bir enerjiyle dolu. Buradaki çocuklarımızı ve yaşlılarımızı ziyaret etmeyi çok seviyoruz. Hiç tanımadığımız bir insan olsa bile bayramlaşmak ve selamlaşmak çok güzel. Biz de bunu her sene yaşatmaya gayret ediyoruz” diye konuştu.

  • Organ bekleyen hasta sayısı bağıştan hızlı artıyor

    Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Organ Nakli Koordinatörü Dr. Ferit Erdoğan, organ bekleyen hasta sayısının, organ bağışı sayısından hızlı arttığını söyledi. Organ bağışının yapılabilecek en büyük iyiliklerden biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, hastanın beyin ölümü gerçekleştikten sonra kalbi durana kadarki sürecin organ bağışı için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekti.

    Dr. Ferit Erdoğan, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, organ nakli ile ilgili toplumu aydınlatıcı bilgiler aktardı.

    Tedavisi mümkün olmayan hastalıklar nedeniyle görev yapamayacak derecede hasar gören organların yerine, canlı veya kadavradan alınan sağlam organın naklinin yapılarak hastanın tedavi edilmesine “organ nakli” denildiğini ifade eden Erdoğan, organ nakillerinin; canlıdan veya kadavradan olmak üzere ikiye ayrıldığını vurguladı.

    Kadavradan nakillerin; trafik kazası, beyin kanaması vb. nedenlerle yoğun bakımda tedavi edilirken beyin ölümü gerçekleşen kişilerin organlarının bağışlanması ve bağışlanan organın nakledilmesi sonucu gerçekleştiğini anlatan Erdoğan, hastanın eşi veya yakın akrabalarının veya etik kurul kararıyla akraba olmayanların organ bağışı yapması sonucu yapılan nakillerin ise canlıdan nakilleri oluşturduğunu kaydetti. Erdoğan, “Böbrek, karaciğer ve akciğer hem canlıdan hem de kadavradan nakil yapılabilen organlardır. Kemik iliği canlıdan nakil yapılan dokudur. Bahsi geçen organ ve dokular haricindeki nakiller ise sadece kadavradan yapılabilir” diye konuştu.

    Ülkemizde mevcut yasalara göre canlıdan organ bağışının 4. dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından yapılabildiğini aktaran Organ Nakli Koordinatörü Dr. Ferit Erdoğan, şunlar söyledi:

    “Alıcının 4. dereceye kadar kan ve kayın bağı olan yakınlarını yasalarımız şu şekilde tanımlamıştır: 1. derece akrabalar; anne, baba, eş, çocuk. 2. derece akrabalar; kardeş, torun, dede, nine, büyükanne, büyükbaba. 3. derece akrabalar; yeğen, torun çocuğu, dayı, teyze, amca, hala. 4. derece akrabalar ise 3. derecedekilerin çocuklarıdır. Akrabalık ilişkisi bulunmayan alıcı ve vericinin durumu ise, 27512 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmelik değişikliğine göre kurulan etik kurul ile belirlenir. Etik kurul kararıyla akraba olmayanlardan nakil yapılabilir. Bu kurul İl Sağlık Müdürlüğünün bünyesinde bulunur.”

    Kadavra bağışlar yetersiz

    Kadavradan ve canlıdan organ nakillerinde ülkemizin durumunu da değerlendiren Dr. Ferit Erdoğan, “Türkiye’de böbrek naklinin yüzde 75’i canlı verici dediğimiz anne, baba, kardeş veya diğer akrabalardan; yüzde 25’i ise kadavra donör dediğimiz vericilerden alınmaktadır. Oysaki diğer ülkelere baktığımızda durumun tam tersi olduğunu görüyoruz. Örneğin; İngiltere’nin genel durumuna baktığımızda yüzde 20’sini canlı vericiden, yüzde 80’ini kadavra vericilerden sağladığını görüyoruz. Canlıdan organ nakli istenen bir şey değildir. Kadavra bağışlar yeterli olmadığından canlıdan nakiller zorunlu olarak yapılmaktadır” açıklamasını yaptı.

    Sağlık Bakanlığının ülkemizde organ bağışının arttırılması konusunda yoğun çaba içerisinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Ülkemizde son yıllarda beyin ölümü tespitleri ve organ bağışı konusunda artışlar sağlanmıştır. Bazı rakamlar vermek gerekirse 2015 yılında ülkemizde tespit edilen beyin ölümü sayısı bin 965’tir. Bunlardan 471 kişide aile organları bağışlamıştır. Aile izni oranı kabaca yüzde 24’tür. Ancak hasta sayısı organ bağışı sayısından daha fazla artmaktadır. Canlıdan organ nakli sayısı 2015 yılında 3 bin 405, kadavradan organ nakli sayısı ise bin 491’dir” dedi.

    Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Organ Nakli Koordinatörü Dr. Ferit Erdoğan, ülkemizin organ nakli konusunda dünyadaki durumunu da şu ifadelerle değerlendirdi:

    “Ülkemiz organ nakli konusunda başarılı ülkelerden biridir. Çok iyi hekimlerimiz çok iyi sağlık hizmeti veren hastanelerimiz bulunmaktadır. Özellikle dünyada canlıdan organ naklini en fazla yapan ülkelerden biriyiz. Burada Kurucu Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Haberal hocamızı anmadan geçemeyeceğim. Hocamız öncü ve vizyoner kişiliği ile ülkemizde organ naklinde birçok ilklere imza atmış ve ilgili yasaların çıkartılmasını sağlamıştır. ‘Erken yola çıkan yol alır’ ifadesini doğrularcasına ülkemiz organ nakli konusunda çok aşama kaydetmiştir.”

    Herkes bağış yapabilir

    Organ naklinin, tıbbın en gelişmiş ve ileri konularından olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bazı hastalıkların tek tedavi şansıdır. Nakil sonrası hastaların hayat kalitesi ve ömrü uzar. Nakilden sonra hastalar çalışabilir, evlenebilir, çocuk sahibi olabilir. Kişilerin hastalıktan kurtulup üretken hale gelmeleri ülke ekonomisine de katkı sağlar. Organ bağışı; kişinin hayatta iken kendi iradesiyle, organlarının bir kısmını veya tamamını ölümünden sonra başkalarının tedavisi için kullanılmak üzere izin vermesidir. 18 yaşını aşmış, akıl sağlığı yerinde ve mümeyyiz olan herkes organ bağışı yapabilir. Bağış yapılabilecek yerler; aile sağlığı merkezleri, tüm kamu ve özel hastaneler, sağlık müdürlükleridir. Prosedür olarak bir form doldurulup organ bağış kartı verilmektedir. Daha sonra bu bilgiler Türkiye Organ ve Doku Bağış Sistemi’ne kaydedilmektedir” ifadelerini kullandı.

    Beyin ölümü ile bitkisel hayat arasındaki farkı da açıklayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Beyin ölümü, beyin fonksiyonlarının geriye dönüşümsüz şekilde kaybıdır. Beyin ölümü hem dini açıdan hem de hukuki acıdan gerçek ölüm olarak kabul ediliyor. Kişide beyin ölümü gerçekleştikten sonra kalbi durana kadar ki süre organ bağışı konusunda fırsat yaratır. Beyin ölümü nöroloji veya anestezi uzmanından biri, beyin cerrahi veya yoğun bakım uzmanından biri olmak üzere 2 hekim imzasıyla onaylanır. Beyin ölümü bitkisel hayattan farklıdır. Bitkisel hayatta beyin fonksiyonları geri dönebilir, hasta komadan çıkabilir. Beyin ölümünde ise bu mümkün değildir.”

    İslam dininin organ bağışına bakışına da açıklık getiren Erdoğan, “Dinimiz ve tüm büyük dinlerin organ bağışına bakışı olumludur. İslam dininin yaygın olduğu ülkemizde İslam dininin organ bağışına bakışı Diyanet İşleri Başkanlığının yaptığı açıklamaya dayandırılır. Diyanet İşleri Başkanlığının açıklaması, belirli şartlar sağlandığında organ bağışı yapılabileceği yönündedir” dedi.

    Dr. Ferit Erdoğan, organ bağışının yapılabilecek en büyük iyiliklerden bir olduğunun altını çizerek, “Bağışla birkaç kişinin hayatı kurtulabilir. Yaşamak güzeldir, yaşatmak ise sonsuz. Bağış yapalım, organlarımız toprak olmasın” sözleriyle açıklamasını tamamladı.