Etiket: bağış

  • 30 Bin Bağış, 10 Bin Geri Dönüşüm

    Keçiören Belediyesi’ne bağlı Fatih Kütüphanesi 5.900 üyesiyle kitap severlerin en çok tercih ettikleri kütüphanelerden biri olmayı sürdürüyor.

    Merkezi konumunun da etkisiyle çok sayıda kişinin tercih ettiği Kütüphaneye isteyen kitap bağışında da bulunabiliyor. Aynı kitaplardan olması halinde başka kurumlara gönderilen kitaplar, böylece değerlendirilmiş oluyor. Son 6 yılda 30.000’in üzerinde bağış alan kütüphane, arşivinin yüzde 80’ini böyle oluşturmuş.

    Kullanılamayacak kadar yıpranmış kitaplar ise geri dönüşüme kazandırılıyor. Geri dönüşüme gönderilecek kitapların sayısı ise 10.000’i geçmiş durumda…

    En çok okunan kitaplar, yaş ve öğrenim durumu istatistikleri gibi birçok verinin dijital ortamda takip edildiği 3 katlı kütüphane, ders çalışmak isteyen öğrencilerin de tercihi konumunda. Okuma salonlarından faydalanan gençler, sessiz bir ortamda ve zengin bir arşivin arasında kitap okumanın tadını çıkarıyorlar.

    YAŞLILARA KİTAP OKUMAYA DEVAM

    Fatih Kütüphanesinin bir diğer uygulaması da 5 yıldır devam eden “Yaşlılara Kitap Okuma Günleri…”Gençler her perşembe bir saat, özenle seçtikleri hikayeleri yaşlıların hayattan kopmamaları için okuyorlar. Böylece hem yaşlılarla gençler arası duygusal bağlar güçleniyor hem de onların yeni hikayelerle nitelikli vakit geçirmelerine aracı olunuyor.

  • Görmez’den “Hediyem Kur’an Olsun” Kampanyasına Büyük Bağış

    Diyanet İşleri Başkanı ve Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Görmez, 100 adet Kur’an-ı Kerim bağışı yaparak “Hediyem Kur’an Olsun” kampanyasına destek verdi.

    Türkiye Diyanet Vakfı Genel Merkezi’ndeki birimleri ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, çalışanlarla hasbihal edip, yapılan çalışmalar ve projeler hakkında bilgi aldı. Kaynak Üretim Müdürlüğü ziyaretinde Hediyem Kur’an Olsun kampanyasına ilişkin son bilgileri alan Görmez, dün kendisine bir mail geldiğini, New Kaledonya’dan Pasifik-Asya toplantısına katılan Müslümanlar’ın, “Biz şu kadar Müslümanız, elimizde hiç Kur’an-ı Kerim yok. Bize Fransızca meali olan birkaç Kur’an-ı Kerim gönderemez misiniz?” diye talepte bulunduklarını söyledi. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı işbirliği ile Ramazan ayında bu amaçla “Hediyem Kur’an Olsun” kampanyası başlattıklarını hatırlatan Görmez, bu çerçevede New Kaledonya’daki Müslümanların taleplerinin karşılanacağını belirtti.

    Görmez, “Hediyem Kur’an Olsun” kampanyasına destek vermek amacıyla 100 adet Kur’an-ı Kerim bağışında bulundu.

    “DAİMA VAKIF BİLİNCİYLE HAREKET ETME DURUMUNDAYIZ”

    Diyanet İşleri Başkanı ve TDV Mütevelli Heyeti Başkan Mehmet Görmez, bütün birimleri ziyaret ederek, yeni göreve başlayanlara hayırlı olsun deme imkânı bulduğunu, diğer işletme ve iştiraklere uğrayarak oradaki çalışanlarla da biraraya geleceğini söyledi. “Çalışma mekânlarımız TDV nezahetine uygun hale getirildi. Hamdolsun bütün arkadaşlarım gayet huzurlu bir ortamda çalışmalarını sürdürüyor. Bunu görmekten büyük bahtiyarlık duydum” diyen Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye Diyanet Vakfı sizin ortaya koyduğunuz performansla yedi kıtada bütün insanlığın hizmetinde sloganıyla çalışmalarını yeniledi. Yeni göreve başlayanlara tekrar hayırlı olsun diyorum. İnşallah bir aile bütünlüğü içerisinde yeni arkadaşlarımız bu bayrağı çok önceden devralanlarla birlikte hareket edecek.”

    Vakıf konusunun çok hassas bir konu olduğunu belirten Görmez, “Vakıf müesseselerinde çalışan her arkadaşımızın hem zamanını kullanırken, hem imkanlarını kullanırken vakıf bilinci ve şuuruyla hareket etmesi gerekiyor. Daima vakıf bilinciyle hareket etme, bu vakfı yüksek yerlere nasıl taşıyabiliriz düşüncesi ile hareket etmek durumundayız. Vakfı kendisinden daha fazla düşünen, vakfın hukukunu kendi hukukundan daha fazla düşünen bilinçli arkadaşlardan müteşekkil bir heyetin oluştuğunu görmekten büyük bir mutluluk duyuyorum” diye konuştu.

    “TÜRKİYE VE İSLAM DÜNYASI ÇOK ZOR BİR SÜREÇTEN GEÇİYOR”

    “Türkiye ve İslam dünyasının çok zor bir süreçten geçtiğini” ifade eden Görmez, şunları söyledi:

    “Bunu hep birlikte takip ediyoruz. Son yarım asırda herhalde İslam dünyası bu kadar kuşatılmamıştı. İslam dini bu kadar tehdit altına girmemişti, içeriden ve dışarıdan. Kurduğumuz medeniyetler bir bir yok oldu. Endülüs medeniyeti, 8 asır bütün dünyaya ışık saçmıştı kaybettik, hiçbir şey kalmadı. Maveraünnehir’de kurulan medeniyet şarkı aydınlattı. 10 asırlık bir hakimiyetten sonra komünizm döneminde tamamen yok oldu. Afrika’da çok farklı bölgelerde Afrika İslam medeniyeti kurulmuştu. Ama bunlar da son 2-3 asırda adım adım tamamen yok edildi. Hicaz, bizatihi İslam medeniyetinin doğduğu yerler, bu yüzyılın başında genleriyle oynandığı için İslam’ın ana yolundan başka bir tali yola saptırıldı. Son yıllarda Bağdat ve Şam’daki medeniyet de yerle bir oldu. Balkanlar’da birlikte inşa ettiğimiz İslam medeniyeti yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor. Hindistan ve Pakistan son yüzyıl içerisinde hiçbir zaman rahat olmadı. Tabi çok karamsar bir tablo. Bu karamsar tablo içerisinde Allah’ın kesin vaadi var; bütün bu zorluklardan sonra dahi Cenab-ı Hakk, kim ne derse desin bu din kıyamet sabahına kadar insanlığa rabbimizin gönderdiği rahmet ve hakikattir. Eninde sonunda bu rahmet ve hakikat daima önde ve hakim olacaktır. Bundan şüphe etmiyoruz.”

    “İBRAHİM’İN ATEŞİNİ SÖNDÜRMEYE GİDEN KARINCA MİSALİ”

    “Unutmamamız gereken diğer bir husus ise bütün bu dünyalarda umudunu yitirmiş bütün Müslümanların umut bağladığı yer Türkiye” ifadesini kullanan Görmez, şöyle devam etti:

    “Sürekli İslam’ı ve İslam dünyasını kuşatan güçler, neticede Türkiye’yi de kuşatmak için ellerinden gelen her türlü gayreti sarf ediyorlar. Her gün bu kuşatma daralıyor. Bir taraftan içeriden terör hadisesi ile ve başka hadiselerle etraftan bir kuşatılma söz konusu. Kısaca bugün ümmetin ocağına ateş düşmüş vaziyette. Bu ateşi hasbelkader elindeki küçücük itfaiyelerle de olsa İbrahim’in ateşini söndürmeye giden karınca misali Türkiye’nin söndürme potansiyeli kaldı sadece. O da güçle değil, barışla, adaletle, merhametle, doğru bir temsil ile ancak bunu yapabilir.”

    “NEW KALEDONYA’DAKİ MÜSLÜMAN’A DA, HAİTİ’DEKİ MÜSLÜMAN’A DA ULAŞMAK ZORUNDAYIZ”

    Latin Amerika ülkesi olan Bolivya’dan Müslümanlar’ın temsilcisinin bu sabah Ankara’ya geldiğini ifade eden Görmez, şöyle konuştu:

    “Bizden talebi şuydu; öldüğümüzde ölülerimizi defnedecek bir mezarımız yok, bize bir mezarlık alın. Sonra da bir cami yapın diye geldi. Yine dün bana bir e-mail gelmişti. New Kaledonya’dan Pasifik-Asya toplantısına katılan Müslümanlar, ‘Biz şu kadar Müslümanız, elimizde hiç Kur’an-ı Kerim yok. Bize Fransızca meali olan birkaç Kur’an gönderemez misiniz?’ diye bir mesaj almıştım. Dünyanın her tarafından mağdur, mazlum, mahrum, umudunu yitirmiş nice Müslümanlar, umudunu bu topraklara bağlamış, bu ülkeye, Diyanet İşleri Başkanlığı’na, Türkiye Diyanet Vakfı’na bağlamış. Böyle bir dünyada hepimiz bu müessesede hizmet ediyoruz. Umutların bize bağlandığı bir zamanda bu hizmetleri yapıyoruz. Çalışmalarımız yürütürken daima bunu dikkate almalıyız. Elbette kendi milletimizi, kendi halkımızı dikkate alacağız. Bizim de mağdurlarımız çok. Kendi ülkemizde bir taraftan da milyonları bulan muhacirlerimiz var ama biz New Kaledonya’daki Müslüman’ın da ihtiyacını karşılamak zorundayız, Haiti’deki Müslüman’a da ulaşmak zorundayız, Afrika’daki, Kafkasya’daki bütün kardeşlerimize de ulaşmak zorundayız. Bütün bunları dikkate alarak biz çok daha güçlü olmalıyız.”

  • Malatya’ Kan Bağış Kampanyası Düzenlendi

    Malatya’da, Birlik Vakfı Malatya Şubesi Hanımlar Komisyonu Genç Birlik Vakfı Malatya Şubesi ve Türk Kızılayı Malatya Kan Bağış Merkezi ortaklaşa kan bağışı kampanyası düzenledi.

    Kan bağışının önemine vurgu yapmak ve sosyal duyarlılığı arttırmak adına düzenlenen kan bağışı kampanyasına MalatyaPark Alışveriş ve Yaşam Merkezi ev sahipliği yaptı. Katılımın yoğun olduğu kampanyada Birlik Vakfı Malatya Şube Başkanı Sadi Ergül de kan bağışında bulundu. Kan bağışı kampanyası hakkına bilgi veren Birlik Vakfı Malatya Şubesi Hanımlar Komisyonu Başkanı Ebru Yiğitvar, her yıl binlerce insanın bir kaza ya da hastalık sonucu kan bulamadığı için hayatını kaybettiğini ifade ederek “Tıp ve teknoloji alanındaki tüm gelişmelere rağmen kan ve kandan elde edilen ürünlerin yerine geçebilecek tedavi aracı bulunamaması, kan bağışının önemini ortaya koyuyor” diye konuştu. Düzenledikleri kan bağışı kampanyasının sosyal sorumluluk ve duyarlılık açısından çok önemli olduğunu belirten Yiğitvar “Kimin ne zaman kana ihtiyacı olacağını bilemeyiz ancak hastanelerimizde her an, onlarca kişi acil kana ihtiyaç duymakta. Kan vermek için acil bir ihtiyaç haberi beklemeye gerek yok. Kan bağışı yapmak, kısa bir azman alır ancak karşılığında bir insanın hayatını kurtarabilirsiniz. Kan vermek sosyal bir sorumluluk ve insani bir görevdir. Biz sağlıklı bir insanın kan bağışında bulunmasını bir gereklilik ve zorunluluk olarak görüyoruz. Kan bağışı hem kişinin sağlığı hem de toplumun sağlıklı yaşamı açısından büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.

    Yiğitvar konuşmasının sonunda desteklerinden ötürü Türk Kızılay’ı Malatya Kan Bağış Merkezi’ne, Birlik Vakfı Şube Başkanı Sadi Ergül’e, Malatya Park AVM Genel Müdürü Yılmaz Arslan’a ve kan bağışına katılan bütün vatandaşlara teşekkür etti.

  • Kan Bağış Aracının Camlarını Kırdılar

    Samsun’da Türk Kızılayı’na ait kan bağış aracının camları kimliği belirsiz kişi veya kişilerce kırıldı.

    Kurtuluş Yolu’nda Türk Kızılayı’na ait olan kan bağışı aracının gece saatlerinde camları kırıldı. Sabah saatlerinde işe gelen kan alma personeli aracın camlarının kırıldığını görünce polisi aradı. Sabah işe gelince olayı fark ettiklerini söyleyen kan alma personeli Özkan Sayım, “Sabah gelince aracı böyle gördük. Olayı kimin yaptığı henüz belli değil. Ama bu noktayı gören güvenlik kameraları var. Kimin yaptığı oradan anlaşılabilir” dedi.

    Kan bağış aracının camlarının kırılmasına tepki gören vatandaşlar, insani bir görev yapan Türk Kızılayı aracının böyle bir saldırıya uğramasını şaşkınlıkla karşıladıklarını ifade ettiler.

    Kan bağış aracının kırılan ön camının önü, Kızılay çalışanları tarafından kapatıldı. Polisin olayla ilgili incelemeleri devam ediyor.

  • Cemaat Öğrencilerine Bağış Yapmadığı İçin 4 Yıldır Devlet Ödeneği Yapılmıyor İddiası

    Muş’un Malazgirt ilçesinde 2012 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından uygun görülen ve S.S. Malazgirt İlçe Merkezi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin ‘300 Baş Süt Sığırcılığı Projesi’ ödeneğinin bir kısmının, cemaat öğrencilerine bağış yapılması istemi nedeniyle yatırımın 4 yıldır çeşitli bahanelerle engellendiği iddia edildi.

    2012 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yüzde 3 faizle 7 yıl geri ödemeli ‘300 Baş Süt Sığırcılığı Projesi’ni yürüten S.S. Malazgirt İlçe Merkezi Tarımsal Kalkınma Kooperatif Başkanı Cemal Şahin Tekin, projeyi takip eden memurların cemaat öğrencilerine bir kısım bağış yapılmasını talep ettiğini ve bu talebi ret edince, 4 yıldır çeşitli bahanelerle mağdur edildiğini iddia etti.

    Muş Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’ndeki yetkili memurların sırf bağış yapmadığı gerekçesiyle kendisine hakaret edip evraklarını yüzüne fırlattığını iddia eden Tekin, çalmadık kapı bırakmadığını ve hiçbir sonuç alamadığını söyledi. Cumhurbaşkanı ve Başbakana sesini duyurmaya çalıştığını kaydeden Tekin, “Avrupa düzeyinde hizmet vermeyi düşündüğümüz büyükbaş hayvan yetiştirme çiftliğimiz ve süt üretim tesisimiz yetkililer tarafından ödenmeyen krediler yüzünden şimdi atıl duruma geldi. Hem teknolojik açıdan hem de hijyen açısından dünya standartlarında bir tesis. Bu tesis ilçemize maddi olarak katkı yapar, hem de halka sağlıklı et ve süt ürünlerinin ulaşmasını sağlardı. Biz bu milyonluk tesis için bütün maddi imkanlarımızı kullandık. Devletimizin Doğu Anadolu Bölgesi’ne yaptığı yatırımları takip ediyor ve takdirle karşılıyorduk. Bizde Malazgirt ilçesine yatırım gelmesi için bir kooperatif kurarak ve modern bir tesis projesi hazırlayarak devletimiz yetkililerine verdik. Projemiz kabul gördü. Devletimizin bize bu projemiz için uygun gördüğü yaklaşık maliyeti 9 milyon 100 bin TL idi. Bize proje için verecekleri 9 milyon 100 bin TL tamamıyla geri ödemeli bir destek olarak verilecekti. Bizler kooperatif olarak bu şartları kabul ettik. Bizde bu gelecek paraya güvenerek hiçbir şeyden kaçınmayarak Avrupa standartlarında bir tesis yaptık” dedi.

    “HER DEFASINDA ÇEŞİTLİ BAHANELERLE PARAMIZI TENKİS EDİYORLAR”

    Yapılan kontrol ve denetimlerde tesisin istenilen kriterlerin üzerinde olduğunu kaydeden Tekin, “Bizim kooperatifimize gelen para yetersiz kalınca biz kooperatif üyeleri aramızda para toplayarak tesise yaklaşık faturalı ve tespitli olarak 7 milyonun üzerinde bir masrafımız oldu. Bizlerde kooperatif olarak tükendik artık. Tesisi idame edecek bir kuruş paramız kalmadı. Yetkililere sesleniyoruz, bize projede öngörülen paranın tamamının verilmesidir. Bize bu paraları ödemedikleri halde, bize gelip ‘size ödediğimiz paranın birinci taksiti geldi’ diyorlar. Biz devletimize güvenerek böyle büyük bir projeye kalkıştık” ifadelerini kullandı.

    “Devletimize güveniyoruz, devletimiz doğudaki tüm yatırımcılara destek sunmaktadır” diye iş ve işleyişleri yürüten personelden duydukları rahatsızlığın altını çizen Tekin, “Fakat devletimizin bu işlerle yetkili kıldığı birim amirleri ve çalışanları. işlerini layıkıyla yerine getirmiyorlar. Bize verilecek paranın tamamını verseler. bizde hayvan alımı yapsak. O zaman, zamanı gelen geri ödemeli taksitlerimizi rahatlıkla yerine getirebiliriz. Hem bize paralarımızı ödemiyorlar hem de bankalar yoluyla bize haciz göndermeye çalışıyorlar. Bu milyonluk tesis faaliyete geçse burada yaklaşık 40 aile ekmek sahibi olacak. Üreteceğimiz et ve süt ürünlerinden elde edeceğimiz gelirler tümüyle yatırım olarak ilçemizde kalacak” diye konuştu.

    Daha önce bağış talebinde bulunan ve kooperatiflerine gelen ödenekleri çeşitli bahanelerle 4 yıldır engelleyen kişiler hakkında şikayetçi olduğunu vurgulayan Tekin, “Biz kooperatif olarak verilmeyen sözler ve verilmeyen paralarımızı tenkis eden yetkililer hakkından dava açtık. Davamız şu an sürüyor. Dava süreci başladığı için kişiler hakkında elimizde delil olan belgelerimiz şimdilik avukatımızdadır. Fakat davanın seyrine göre elimizdeki tüm belgeleri basın yoluyla kamuoyuna sunacağız. Muş ilimizde paralel yapı ve uzantıları halen mevcuttur ve bunlar vatandaşın iş yapmasını engelliyorlar. Bu kişi ve şahısların isimlerini avukatıma verdim. Dava süreci sonrasında kişilerin isimlerini basın yoluyla kamuoyuna açıklayacağım” şeklinde konuştu.

    Muş Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkilileri ise iddiaların tamamen asılsız olduğunu, proje ile ilgili gerekli tüm iş ve işleyişlerin belirtildiği gibi yapıldığını belirtilerek, “Söz konusu projede belirtilen tüm çalışmalar yapılmıştır. Projelerle ilgili gerekli tüm yazışmalar İl Müdürlüğümüz ve Bakanlığımız tarafından eksiksiz bir şekilde yapılmıştır. Proje ile ilgili adli bir soruşmada, tüm iş ve işleyişler hakkında gerekli resmi belgeler sunulabilir” denildi.