Etiket: Bağımlılık

  • Vali Deniz Başkanlığında İl Tütün Kontrol Ve Bağımlılık Yapıcı Maddeler İle Mücadele Kurulu Toplantısı Yapıldı

    İl Tütün Kontrol ve Bağımlılık Yapıcı Maddeler İle Mücadele Kurulu Toplantısı, Ardahan Valisi Ahmet Deniz başkanlığında yapıldı.

    Valilik Toplantı Salonu’nda, tütün ve bağımlılık yapıcı maddelere yönelik önleyici tedbirler hakkında değerlendirmelerde bulunan Vali Deniz, Ardahan’da bağımlılık yapıcı maddeler konusunda çok fazla sorun bulunmadığını, alınacak olan tedbirlerle de bu maddelere yönelik kullanım oranlarının artmaması için çalışmaların sürdüğünü bildirdi. Vali Deniz, okul önlerinde kolluk birimleri tarafından sürekli olarak denetimlerin yapıldığını ifade etti.

    Sigara denetimleri konusundaki hassasiyetini dile getiren Vali Deniz, ilgili birimlerin denetimler konusunda titiz davranmalarını, Ardahan’da tütün kullanımı konusunda yasak olan alanlarda denetimlerin aralıksız sürdürüleceğini ve bu konuda asla taviz verilmeyeceğini belirtti.

    Adli suçlar konusunda Ardahan’ın ülke genelinde en iyi illeri arasında olduğunu belirten Vali Deniz, il genelinde bu suçların artmaması ve daha aza indirilmesi amacıyla yürütülen çalışmaların yoğun bir şekilde devam edeceğini kaydetti.

  • Bağımlılık Tedavisinde Koma Yöntemiyle Etkin Çözüm

    Alkol ve uyuşturucu bağımlılarının tedavi edildiği sıra dışı bir metot olan koma yöntemiyle 23 yılda 16 binden fazla bağımlının tedavi edilerek binlerce aileye umut oldu.

    Kırgızistan’daki Nazaraliev Sağlık Merkezi’nde 3 farklı aşamada uygulanan yöntemin birinci aşamasında bağımlıların alışkanlık isteklerinin bastırılması ve ihtiyaçlılık sendromundan kolaylıkla kurtulmaları için hastanın organizması temizlenerek psikofarmokolojik ve merkezi kolinolitik blokaj metodu uygulanıyor. Merkezi kolinolitik blokaj sırasında bağımlılara düşük dozda atropin verilerek birkaç saatliğine komaya sokuluyor. Yoğun bakım ünitesinde yapılan bu işlemde uzmanların gözetiminde bağımlılara koma halindeyken psikoterapi uygulanıyor.

    Kliniğin Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Natalie Subbotina hastaların tedaviyi kabul ederek kliniğe gelmelerinin tedavinin başarısına etkisine büyük olduğunu belirterek, “Hastalarımız kardeşi, eşi, babası, annesi veya yakın bir arkadaşı gibi muhakkak bir yakınıyla beraber kliniğimize gelmeli” dedi. Subbotina, 25 yıldır uygulanan bu yöntemin insan üzerinde hiçbir olumsuz zihinsel etki bırakmadığını veya vücut metabolizmasına olumsuz bir etkisi yapmadığını belirtti.

    Birinci aşamada ek olarak hastanın normal metabolik sürecine ulaşmasına yardımcı olmak için, nerotik belirtilerinden kurtulması ve genel fiziksel sağlığının güçlendirilmesine yardımcı olan plasmaferez ve hiperbarik oksijen, transkronial elektrostimülasyon, akupunktur, medikal masaj, elle terapi, bağışıklığı yatıştırıcı terapi, medikal beyaz çamur ve sauna tedavisi gibi prosedürler uygulanıyor.

    Tedavinin ikinci aşamasında hastanın kendine güvenini ve yeteneklerini yeniden keşfetmesi ve ruh sağlığını güçlendirerek psikolojik durumunu sürdürmesi için bilinç bütünlüğü elde etmesini sağlama amaçlı psikoterapik sentez olarak adlandırılan “MindCrafting” tedavisine geçiliyor. Issık Gölü kıyısında bir çeşit rehabilitasyon kampına katılan hastalar temiz hava, doğal güzellikler ve organik gıdalarla baş başa kalıyorlar. Klinikte doktorlar buna ek olarak grup ve bireysel psikoterapilere rehberlik ediyorlar.

    Üçüncü ve son aşamaya geçmeden önce medikal komisyon kararı ile stress-enerji psikoterapi ve HAC uygulamasına hastalar yönlendiriliyorlar. Sadece nöroloji departmanındaki hastalar HAC’a yönlendiriliyorlar. Tedavi sonucunun kalıcılığını ve sürdürülebilirliğini sağlamak olan bu aşamada hastaların, negatif olumsuz anıları ve tecrübeleri yerine kendilerini olumlu ve verimli bir hayata bırakması amaçlanıyor.

  • Kalça Ve Diz Protezleri İle Eve Bağımlılık Sona Eriyor

    Vücuttaki eklemlerde bulunan kıkırdakların birçok nedene bağlı olarak işlevini yapamaz hale gelmesi sonucu ortaya çıkan ’eklemin yıpranma hastalığı’ veya ’dejeneratif eklem hastalığı’ tedavisinde uygulanan kalça ve diz protezlerinin hastaları hem ağrılarından kurtardığı hem de sosyal yaşama yeniden kazandırdığı bildirildi.

    Memorial Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın, diz ve kalça protezi ameliyatlarının hastaların yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini anlattı.

    “EKLEM KIKIRDAK KAYIPLARININ GERİ DÖNÜŞÜ OLMUYOR”

    Eklemlerin zarar görmesi ve aşırı yıpranmasının, kıkırdak kayıpları sonucu kemiklerin birbirine sürtünerek aşınmalara neden olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aydın, eklem kıkırdağının kaybı ile ortaya çıkan durumun, çok ilerleyici ve geri dönüşümü olmayan bir hastalık halini aldığına dikkat çekti.

    Çocukluk çağında geçirilmiş enfeksiyonlar, romatizmal hastalıklar, tümörler, travmalar, genetik yatkınlık, fazla kilo, ağır yük taşıma ve özellikle kalça, diz ve ayak bileği gibi eklemlere baskı ile yaşlanma gibi faktörlerin bu soruna yol açtığını hatırlatan Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın, “Kişi eklem sorunları nedeniyle yürüyemez, merdiven inip çıkamaz, yatağından kalkamaz ve günlük kişisel ihtiyaçlarını yerine getiremez hale gelmektedir. Hastanın günlük aktiviteleri ileri derecede sınırlandığından bazen yatağa bağımlılık ve sakat bırakıcı etkiye yol açmaktadır. İleri yaşta olan, sigara içen, istirahat sırasında ağrı duyan, gece ağrı nedeniyle uykusundan uyanan, tuvaleti kullanamayan, dizlere yük bindiren hiçbir hareketi yapamayan, yerden eğilerek bir şey alamayan ve 100 metreden fazla yol yürüyemeyen hastalar için protez ameliyatları gerekli olmaktadır” dedi.

    “HASTANIN YAŞAM KALİTESİ DEĞİŞİYOR”

    Protezlerin, yaşam kalitesine doğrudan etkileri olan ameliyatlar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aydın şu ifadeleri kaydetti: “Protezler, titanyum, krom kobalt ve molibden gibi özel alaşım, çelik, seramik alaşımlı özelliklere sahiptir. Protezlerde bugün 3 ayrı kayma yüzeyi bulunmaktadır. Metal, seramik ve plastik yüzeylerin her biri arzu edilen 20-25 yıllık bir yaşamı sağlayabilmektedir. Hasta için en uygun protez kullanılmaktadır. Özellikle 50-55 yaşın altındaki genç hastalarda seramik protezler tercih edilmektedir. Protez ameliyatları sonrası hastanın diz ve kalça eklemlerindeki ağrılar ortadan kalkmaktadır. O bölgede hareket kabiliyeti artmakta, taşıma yüzeyleri düzgünleşmekte, şekil bozuklukları ortadan kalkmakta, hareket genişliği artarak hastanın günlük normal aktivitelerini yapması sağlanmaktadır.”

    “DİZ VE KALÇA PROTEZİ OLAN HASTALAR NELER YAPABİLİR”

    Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın, diz ve kalça protezi olan hastaların hareketli durumda ya da istirahat sırasındaki ağrılarının ortadan kalkacağını, ameliyat sonrası 2’nci ya da 3’üncü gün hastanın bacağının üzerine basarak yürüteçle yürüyebileceğini, oturup kalkabileceğini dile getirerek, “Hasta bir hafta içinde yürüme periyoduna gelebilir, yürüyüş ve spor için 3 ay gerekir. Eve bağımlılık sorunu ortadan kalkar, ameliyat sonrası hasta günlük ihtiyaçlarını dışarıya çıkarak da giderebilir. Kalça ve diz protezli hastalar seyahat edebilir, gemi yolculuklarına çıkabilir, uçağa binebilir, golf oynayabilir, hafif yol yürüyüşü yapabilir, yüzebilir ve bisiklete binebilir. Özellikle kalça protezi uygulanan hastaların özel yaşamları da olumlu etkilenmektedir. Genç hastalar ameliyat sonrası mutlu olabilecekleri bir rahatlığa kavuşmaktadır” dedi.

    Protezi olan hastaları öncelikle oturma şekline dikkat etmesi gerektiği konusunda uyaran Prof. Dr. Aydın, “Kalça protezi olan hastaların bacak bacak üstüne atması, bağdaş kurarak oturması, çömelerek iş yapması sakıncalıdır. Hem diz hem de kalça protezinde, arabaya binerken ve arabadan inerken, merdiven inip çıkarken çok dikkatli olunmalı, mümkünse asansör tercih edilmelidir” açıklamasında bulundu.

  • ’Hazza Doymak Mı, Bağımlılık Mı?’ Konferansı

    Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Aydın Üniversitesi’nde bağımlılık ve haz ilişkisini anlattı. Tarhan, ortada madde olmadan, uyuşturucu olmadan da oluşan sanal bağımlılıklar olduğunu söyledi.

    Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İstanbul Aydın Üniversitesi Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin düzenlediği “Hazza Doymak mı, Bağımlılık mı?” başlıklı konferansa konuşmacı olarak katıldı. Psikoloji lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile akademisyenlerin katıldığı programda Prof. Dr. Tarhan bağımlılık ve haz ilişkisini anlattı.

    Bağımlılık konusundaki bilgilerin devamlı değiştiğinin altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Son iki senedir sınıflandırma kitaplarına giren sanal bağımlılıklar var. Yani ortada madde olmadan, uyuşturucu olmadan oluşan bağımlılıklar var. İnternetten tutun da kumara kadar. Toplama biriktirmeye kadar. Beyindeki ödül ceza sistemini bozan bir sürü bağımlılık türü var” dedi.

    Bağımlılığın bir beyin hastalığı olduğuyla ilgili bilgilerin artık doğrulandığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, Bağımlılığın beyin hastalığı olduğu, kişinin durduramadığı anlaşılınca biyolojik kanıt çalışması yapıyoruz. Beyinde ne gibi değişiklikler oluyor. Kişide zarar algısı oluşuyor. Zarar göreceği ile ilgili arabayı nasıl kullandığında kaza yapacağını görüyorsa bu durumu da somut olarak görebiliyor. Biyolojik kanıt, beyin görüntüleme tekniğini kullandığımız için fikri oluyor. Tedavi uyumu daha yüksek oluyor” şeklinde konuştu.

    Bağımlılıkta on iki adım tedavisinden de söz eden Tarhan açıklamalarına şöyle devam etti: “Bağımlılık alanında ülkemizde devlet tarafından Ankara ve Adana’da özel merkezler açıldı. Çünkü hasta çok ve talep var. Böyle bir durumda bir şeyler yapılması gerekiyor. Aslında ilk başta detoks denilen vücuttan toksinleri atmakla ilgili tedavi bir şekilde oluyor. Ancak bağımlılıkta asıl 12 adım tedavileri uygulayabilmek. Kişinin tekrar bağımlı olmaması için neler yapmalı? Yaşam biçimini nasıl şekillendirmeli? Bununla ilgili grup terapileri tarzında tedaviler var. Merkezler ihtiyaçlara yeterli değil, ekip çalışmasına ve saha çalışmasına ihtiyaç var. Hastaneden çok, bu kişiler ayakta yapılabilecek tedaviler, takipler ve takip grupları çıktıktan sonra sosyal ağlarının yeniden yapılandırmaları gerekiyor.”

  • İmece Projesiyle Uzayda Bağımlılık Sona Eriyor

    Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığında düzenlenecek Uzay Kalifiye Malzeme Teknolojileri Sempozyumu’nda uzaya bağımlılığı bitirecek adımlar ele alınacak.

    Uzay Kalifiye Malzeme Teknolojileri Sempozyumu, Milli Savunma Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK Başkanlığı ve TÜBİTAK MAM Başkanlığı koordinesinde, 14-15 Aralık 2015 tarihleri arasında düzenlenecek.

    Sempozyumda, Yer Gözlem Uydu Teknolojilerinin Geliştirilmesi İMECE Alt Sistem Projeleri kapsamında yer alan Güneş Paneli, Güneş Hücresi ve Lityum İyon Batarya Geliştirilmesi Alt Sistem Projelerinin Protokol/Sözleşme imza töreninin yapılması, Uzay Kalifiye Uydu Alt Sistem Teknolojileri alanında yurt içinde tamamlanmış projeler ve yürütülmekte olan projelerin tanıtımının yapılması, Türkiye’nin uzay kalifiye malzeme teknolojileri alanında geldiği mevcut durumun ortaya konulması ve bu kapsamda kısa ve uzun vadeli hedeflerin belirlenmesi, yurt içi uzay kalifiye malzeme teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik ihtiyaçların belirlenmesi, ilgili kamu kurum/kuruluşları, sanayi ve üniversiteler arasında bilinç düzeyinin artırılması ve yurt içi teknolojik hazırlık düzeyinin yükseltilmesi, ARGE projeleri ve alt yapı kurulumu kapsamında yapılan devlet teşvikleri ve bu kapsamdaki mevcut planlamaların paylaşılması hedefleniyor.

    Sempozyum kapsamında ayrıca, Milli Savunma Bakanlığı ARGE ve Teknoloji Dairesi Başkanlığı koordinesinde çalışmaları devam eden ve Kalkınma Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile TÜBİTAK Başkanlığı tarafından desteklenen Yer Gözlem Uydu Teknolojilerinin Geliştirilmesi İMECE Alt Sistem Projelerinin de tanıtımı yapılması planlanıyor.

    TUSAŞ, TÜBİTAK UZAY, TÜBİTAK MAM Enerji ve Malzeme Enstitüleri, ODTÜ ve Gazi Üniversitesi’nin de görev aldığı projelerle uzayda artık tamamen milli sistemler geliştirilmesi için sona gelinmesi amaçlanıyor.

    Ayrıca yürütülen projeler kapsamında akademik çalışma yapma imkanı bulan Hava Kuvvetleri Havacılık ve Uzay Teknolojileri Enstitüsü, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Atatürk, Batman, Gazi, Gaziantep, İTÜ, Karadeniz Teknik ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi ile uzay teknolojilerine yönelik insan kaynaklarının gelişimi sağlanması hedefleniyor.