Etiket: Bağımlılığına

  • İlkokul öğrencilerinden ‘Madde Bağımlılığına Hayır’ etkinliği

    Gaziantep’te bir ilkokulda ‘Madde Bağımlılığına Hayır’ etkinliği kapsamında video yarışması düzenlendi.

    Şahinbey İlçesine bağlı Fehmi Kasapoğlu ilkokulunda düzenlenen etkinlik kapsamında kısa video yarışması düzenlendi. Yarışmada dereceye giren öğrenciler ödüllerini ise Şahinbey Kaymakamı Celalettin Yılmaz’ın elinden aldı.

    Ödül törenine Şahinbey İlçe Milli Eğitim Müdür Vekili Erkan Akalp, Şube Müdürü Hüseyin Kaya ve çok sayıda davetli katıldı.

  • Hiperaktivite madde bağımlılığına davetiye çıkarıyor

    Uzmanlar, çocukluk döneminde tedavi edilmeyen dikkat eksikliği ve madde bağımlılığına davetiye çıkardığını söyledi.

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin (DEHB) çocukluk döneminde başlayan ve erişkenlik döneminde de devam edebilen bir bozukluk olduğunu ifade eden VM Medical Park Bursa HastanesiÇocuk Psikiyatristi Uzm. Dr. Volkan Şan, “Kendiliğinden geçer, büyüyünce düzelir diye düşünmek yanlış. Bunlar tedavinin gecikmesini erteleyen en büyük yanılgılardandır. Türkiye’deki ilkokul dönemindeki her 10 ile 20 çocuktan biri DEHB teşhisi almaktadır. DEHB tedavisinde odaklanılan nokta, vakanın sadece akademik başarısı ya da başarısızlığı değildir. Çünkü DEHB semptomları akademik başarının yanında çocuğun sosyal etkileşimini ya da iletişimini de olumsuz etkiler. Tedavinin ertelenmesi veya geciktirilmesiyle arkadaş ortamından, sınıf ortamından dışlanmalar ve şımarık, yaramaz, söz dinlemez gibi olumsuz etiketlenmelerle çocuğun kendilik algısı zedelenmektedir” dedi.

    Tedavinin ertelenmesinin depresyon, anksiyet bozuklukları, davranış bozuklukları, karşı gelme bozukluğu gibi psikiyatrik bozukluklarının tabloya eklenmesine sebep olduğunu ifade eden Şan, “Çocuğun kişilik gelişimi olumsuz etkilenir. Ergenlik dönemine geldiğinde madde deneyimlemesi daha sıktır ve bu durum madde kullanım veya bağımlılığı riskini arttırır. Başlangıçta madde denemesi DEHB semptomlarını kısa süreli azaltabilir. Kısa süreli düzelmeler, maddeyi daha sık kullanmaya sebebiyet verir. Bu durum hastanın kendi çabasıyla tedaviye ulaşma isteğinin sonucudur. DEHB teşhisi konulmuş ve tedavi edilmemiş hastaların yüzde 50’sinin madde bağımlısı olduğu tahmin edilmektedir” diye konuştu.

    DEHB tedavisinde kullanılan ilaçların uyuşturucu olduğu ve bağımlılık yaptığına dair toplumdaki yanlış algılar yüzünden çocukların birçoğunun tedavisiz kaldığını belirten Şan, “DEHB tedavisinde kullanılan ilaçlar çocuğu bağımlı yapmaz, bağımlılıktan korur. Anne ve babaların çocuklarındaki değişimleri yakından takip edip, uzman bir doktorla görüşmesinde fayda vardır” şeklinde uyarıda bulundu.

  • Madde bağımlılığına çipli tedavi yöntemi

    Psikiyatri Uzmanı Dr. Burak Toprak, madde bağımlılığı tedavisinde uygulanan çipli tedavi yöntemi ile bağımlıların eroin isteği azalttığını ve eroinden uzaklaşmasını sağladığını belirtti.

    Dr. Burak Toprak, madde bağımlılığında çipli tedavini etkisi ve hastaların yaşadıkları sorunlar hakkında bilgiler verdi. Dr. Toprak, bağımlılık yapıcı maddeler içerisinde en tehlikelilerinden biri olan eroinin, kullanıldığı zaman hızlı bir şekilde beyni etkilediği için tek kullanımda dahi kullanıcıları bağımlı yapabildiğini söyledi.

    Kullanıcılar, yaşadıkları olumsuz olaylarından dolayı yaşamış oldukları içsel acıları bastırabilmek için eroin gibi bağımlılık yapıcı maddeleri kullanıyor. Dr. Toprak, “Madde bağımlıları genellikle ilk madde kullanımlarında yaşamış oldukları içsel çatışmaları bir nebze madde ile bastırdıklarını ancak bir sonraki kullanımlarda aynı etkiyi sağlayabilmek için gün geçtikçe daha fazla ve sıklıkta madde kullanmak zorunda kaldıklarını ve hiçbir zaman aynı etkiyi elde edemediklerini söylüyor. Bir müddet sonra neredeyse tüm zamanlarını madde bulmak, kullanmak ya da maddenin etkisinden kurtulmak için harcadıklarını bu nedenle ailelerine, sosyal aktivitelere ve mesleklerine zaman ayırmadıklarını ve tüm sosyal çevrelerini kaybettiklerinden yakınıyorlar. Bağımlı hastalar toplum tarafından dışlandıkları gibi ailelerini, iş yaşamlarını ve arkadaşlıklarını kaybediyorlar ve bu acıları bastırabilmek için daha fazla maddeye yöneliyorlar” dedi.

    “Bağımlılık umutsuzluğa neden oluyor”

    Bağımlılık umutsuzluğa neden oluyor diyen Dr. Toprak, “Bağımlı hastalar ve aileleri yeniden bağımsız bir hayata kavuşmanın özlemini çekmekte aynı zamanda her gün uyuşturucu maddenin pençesinde bağımlı hastaların ölüme bir adım daha yaklaştığını görmüyor. Her yeni günde hem iç dünyalarında maddeyi bırakmakla ilgili bir umut aynı zamanda kurtulamayacaklarına dair umutsuzluk yaşıyorlar. Maddeyi bırakmak için büyük çaba sarf etmekte ancak her defasında bu çabaların boşa gittiğini gören hastalar ve aileler her geçen umutlarını kaybediyor” ifadelerini kullandı.

    “Eroin vücut fonksiyonlarının iflas etmesine ve ölüme sebep oluyor”

    Dünyada uyuşturucuya bağlı gelişen hastalık ve ölümlere en fazla eroin neden olduğu bilgisini veren Dr. Toprak, “Dünya uyuşturucu raporuna göre, nüfusun yaklaşık yüzde 5’inin en az bir uyuşturucu madde kullandığı tahmin ediliyor. Madde bağımlısı olan her 6 kişiden sadece 1’i tedavi için başvuruyor. Eroin kullanımı koklama, sigara gibi içme ya da damar yolu ile olabiliyor. Eroin kullananlarda karaciğer yetmezliği, böbrek hastalıkları, kalp kapak hastalıkları, depresyon, psikoz gibi psikiyatrik hastalık riskinde ciddi artışlar görülüyor. Özellikle damardan kullanım sonrasında çeşitli bulaşıcı hastalıklara yakalanma riski yüksek olduğu saptandı. Sokakta satılan eroinin saflık oranı bilinmediği için kullanıcılar her kullanımda ölüm riski ile karşı karşıya kalıyor. Avrupa uyuşturucu raporuna göre son yıllarda uyuşturucu kullanım yaşının düştüğü ve eroine bağlı ölümlerde ciddi artışlar yaşanıyor. Türkiye’de maddeye bağlı ölümlerde yüzde 43 oranında eroinin sorumlu olduğu belirtiliyor” diye konuştu.

    “Eroin mantıklı kararlar almayı engelliyor”

    Bağımlılık yapıcı maddelerin kişilerin doğru karar verme mekanizmasını bozarak mantıklı karar almalarını engellediği, daha agresif, kontrolünü kaybetmiş, ani kararlar veren bireyler haline dönüştürdüğü yapılan çalışmalarda ispatlandığını dile getiren Dr. Toprak, “Bağımlı hastaların genellikle bağımlılığı kabul etmedikleri ve tedavi olmayı reddettikleri ya da uzun süreli tedaviye uyum sorunu yaşadıkları görülüyor. Ara ara tedavi olmaya dair motivasyonları artmakta ancak profesyonel destek olmadan uzun süreli motivasyonları devam edemiyor. Özellikle yaşamı ile ilgili ani karar değişiklikleri yaşayan bağımlı hastalar bir an da tedaviyi reddedebiliyor” şeklinde konuştu.

    “Bağımlılık çipi isteği azaltıyor ve uzun süreli koruma sağlıyor”

    Madde bağımlılığı tedavisinde uygulanan bağımlılık çipi yöntemi hakkında bilgi veren Dr. Toprak, “Uzun yıllardır bağımlılıkta kullanılan ağızdan alınan ilaçlar mevcut. Bağımlılıkta en az en az 1 yıl tedavi öneriliyor ancak ani karar değişikliğini sık sık yaşayan bağımlı hastalar bir müddet sonra tedaviyi reddetmekte ilaçlarını ve terapi sürecini yarıda bırakıyordu. Diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi bağımlı hastaları da sık sık ilaç almayı reddediyor, unutuyor ya da ben düzeldim diyerek tedaviyi yarıda bırakabildikleri için uzun etkili ilaçlar (bağımlılık çipi) geliştirildi. Son yıllarda giderek kullanımı artan bağımlılık çipi olarak adlandırılan implant yönteminde kişilerin alt karın bölgesine cilt altına bu çipler yerleştirilmekte ve yaklaşık 3 ay boyunca etkilerini göstererek eroin bağımlılığı tedavisinde yüz güldürücü sonuçların alınmasını sağlıyor” açıklamalarında bulundu.

    “Bağımlılık çipinde bulunan ilaç yılda 4 kez yenileniyor”

    Dr. Toprak, “Bu çiplerin Türkiye’de Sağlık Bakanlığının onayladığı 3 aylık formları bulunuyor ve bu tedavi yöntemi ile bağımlıların eroin isteği azalıyor, eroini kullansa dahi isteği hazzı alamadığı için eroinden uzaklaşmasını sağlıyor. Bağımlı hastalarının uzun süreli ağızdan ilaç kullanmak istemediği için genellikle bu yöntemi kullanarak gayet başarılı sonuçlar alabiliyoruz. Çip tedavisi özellikle ağızdan ilaç alımını tercih etmeyen hastalarda uygulamakta ve kliniğimizde gayet başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz. Hastalarımıza 1 yıl boyunca 4 kez bu çip tedavisini yenilemesini öneriyoruz. Bağımlılık çipinde bulunan ilaç 3 ay boyunca vücuda yavaş yavaş salınmakta ve kullanıcıların beyinlerinde eroinin bağlandığı kısımlara bağlanarak vücudun eroin isteğini büyük oranda azaltıyor. Son yıllarda bağımlı hastalar için sık sık kullanılan bu yöntemin uygulanabilmesi için kişinin vücudunda eroin olmaması gerekmektedir. Bu yüzden hastalarımızı en az 4 gün hastaneye yatırarak takip ediyoruz ve bu süreçte eroin kesilmesine bağlı oluşacak kriz dönemini ilaçlar sayesinde hafif bir şekilde atlatmasını sağlıyoruz. Bağımlılık çipini vücuduna yerleştirmeden önce yaptığımız idrar tetkiki ile vücudunda eroin olmadığından emin oluyoruz” dedi.

    “Çip tedavisine eklenen psikoterapi başarı oranını artırıyor”

    Çip tedavisi ile birlikte uygulanan psikoterapi tedavisinin başarı oranını artırdığını belirten Psikiyatri Dr. Toprak şu bilgileri verdi: “Yatış süresince bir yandan hastanın kriz dönemini atlatmasını sağlarken bir yandan da hasta ve ailesini bağımlılık konusunda eğitimden geçiriyoruz. Kişiyi maddeye iten nedenleri bir ekip ruhuyla saptıyoruz, yaşamış oldukları çatışmaların nedenleri ve nasıl çözebilecekleri ile ilgili terapi sürecini de başlatıyoruz. Bağımlılık çip tedavisine ek olarak uyguladığımız terapi programları ile eroin bağımlılığından bir ömür kurtulmanın zor olmadığını gözlemlemekteyiz. Bağımlılık hastalarının umutlarını kaybetmeden bir an önce tedavi için profesyonel bir destek alması bağımlılığa bağlı gelişen iş kayıplarını önlemekte aynı zamanda bağımlılar ve ailelerin hayatını kurtarıcı olabiliyor”.

  • Çocuklarda internet bağımlılığına dikkat

    Uzman Psikolog Merve Demir, çocuklarda internet bağımlılığı konusunda uyardı.

    Nişantaşı Psikiyatri Merkezinden Çocuk-Ergen Psikoterapisti Uzman Psikolog Merve Demir, teknolojinin ilerlemesiyle, çok küçük yaşlardan itibaren çocukların bilgisayar, tablet, telefon gibi teknolojik aletlere erişiminin kolaylaştığını belirterek, “Aileler tarafından çocuğun ödevlerine destek olması gibi sebeplerle satın alınan bu ürünlerin, yanlış kullanımı da bazı sorunları beraberinde getirmekte” dedi.

    Çocuğa çok küçük yaşta tablet, bilgisayar ya da telefon alınmasının ilk hatalardan biri olduğunu söyleyen Uzman Psikolog Merve Demir, “Erken yaşlarda bu tip teknolojik ürünlerin kullanımı, çocuk için bazı becerilerin gelişmesini geciktirebilir. Örneğin; küçük yaşta yoğun bir şekilde tablet kullanmaya başlayan bir çocuğun, konuşma becerileri yaşıtlarının gerisinde kalabilir. Çünkü çocuklar tabletle oynarken konuşma ihtiyacı hissetmezler. İnternet kullanımının içeriğinin, anne-babanın kontrolünde olmaması diğer hata. Çocuğunuzun hangi sitelere girdiğini kontrol etmediğinizde, kötü niyetli insanların ona ulaşma riskini de arttırmış olursunuz. Çocuk için güvenli internet hizmeti gibi bir uygulamanın kullanılmamasına dikkat etmek gerekiyor. Çocuklar internette hangi sitelerin kendileri için uygun, hangilerinin uygun olmadığını bilemezler. Hatta pek çok oyun sitesinde küfür, pornografik görüntüler gibi uygunsuz içerikle karşılaşabilirler. Bu tip programlar sayesinde çocuğunuzu bu olumsuz içerikten korumuş olursunuz. Çocuk kendisi için eğlenceli olan bir oyunu oynarken, ne zaman durması gerektiğini bilemez. Bu sebeple günlük belirli bir sürenin olmaması, çocuğun tabletle uzun süre vakit geçirmesine sebep olabilir” ifadelerini kaydetti.

    “Bağımlılık geliştirebilirler”

    “Çok uzun süreler internette vakit geçiren çocuklar, bağımlılık geliştirebilirler” diyerek aileleri uyaran Uzman Psikolog Merve Demir, “Çocuklar oynadığı oyunu bitirmek istemezler, yemek yemek yerine bilgisayarda oyun oynamayı tercih edebilirler. Tabletle oynamak için daha az uyumaya, sizinle daha az sohbet etmeye, ödevlerini yapmamaya başlayabilirler. Arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirmek, okula gitmek istemeyebilirler. Toplumsal yaşamdan kaçıp, içine kapanabilirler. İnternet kullanması engellendiğinde aşırı tepkiler verebilirler. Çocuğa sorun çıkardığı zamanlarda tablet, telefon verilmesi yanlış davranışın ödüllendirilmesi anlamına gelir. Bu şekilde çocuk hangi davranışın doğru, hangisinin yanlış olduğunu öğrenemez. Çocuğa yemek yedirirken dikkatini dağıtmak için eline tablet ya da telefon vermek sıklıkla yapılan bir hata. Bu şekilde çocuk yediği yemeğin farkında olamaz. Ne kadar ne yediği üstünde kontrol sahibi olamaz. Bu da gelecekte görülebilecek yeme sorunlarına örneğin şişmanlığa zemin oluşturur. Ayrıca bu şekilde yemek yedirildiğinde çocuk, annesi tarafından kandırılmış olur. Bu da aralarındaki güven ilişkisini zedeler Anne ve babasının çocukla oynaması, çocuğun hem zihinsel hem de duygusal gelişimi için çok önemlidir. Bunun yerine konulabilecek bir teknolojik alet de yoktur. Bu sebeple anne babalar, diğer işlerinden vakit ayırıp çocukları ile oyun oynamalıdır” açıklamasında bulundu.

    “İnternet kullanımı sınırlı olmalıdır”

    İnternetin çocukla pazarlık aracı olmaması gerektiğini dile getiren Demir, “Anne-babalar; çocukla ilgili net sınırlara sahip olmadıklarında, sıklıkla çocukla pazarlık yapmaya başlarlar. Bu pazarlık da çoğu zaman, internet kullanımı üzerinden olur. ’Ödevini yaparsan istediğin kadar tabletinle oynayabilirsin’ gibi konuşmalar oldukça yanlıştır. Çünkü bu tutum karşısında çocuk da anne ve babasıyla pazarlık yapmaya başlayabilir. Çoğu okulda teknolojik aletlerin, özel durumlar dışında okula getirilmesi yasaktır. Çünkü bu tip teknolojik aletler, çocuğun teneffüste bahçeye çıkıp arkadaşları ile oynamak yerine, sınıfta hareketsiz kalıp tabletle oynamasına sebep olabilir. Sosyalleşmesine engel olabilir. Ayrıca tablet ya da telefonu olmayan çocuklar açısından da kıskançlığa sebep olabilir. Çocuğu teknolojik aletlerden tamamen uzak büyütmek de günümüzde çok gerçekçi bir tutum değildir. Bu, çocuğun çağın dışında kalması, arkadaşlarından bazı konularda eksik olması anlamına gelir. Ancak internet kullanımı sınırlı olmalıdır” dedi.

    Uzman Psikolog Merve Demir, internet kullanımına sınır getirebilme yollarını ise şöyle açıkladı:

    “Öncelikle internet kullanımı ile ilgili çocuğunuza doğru model olun. Kendi internet kullanımınızı gözlemleyin. Telefonla, tabletle çok fazla vakit geçiriyorsanız, çocuğunuzdan önce kendinizi sınırlamaya çalışın. Çocuğunuzla daha fazla vakit geçirmeye çalışın. Onunla oyun oynayın, sohbet edin. Çocuğunuzla teknolojik aletlerin yanlış kullanımının zararları üzerine konuşun. Örneğin: görme sorunları, duruş bozuklukları, radyasyon, hareketsizlik, şişmanlama riski, uykusuzluk, sinirlilik gibi. İnternet kullanımı için günlük bir süre belirleyin. Çocukla bu konuda anlaşma yapın. Çocuğunuzun arkadaşları ile daha sık görüşmesini sağlayın. Sosyalleşebileceği ortamlarda bulunması için fırsat yaratın. Çocuğunuzun bilgisayarına bir güvenlik filtresi olmasını sağlayın. Sosyal paylaşım sitelerinde iletişim kurduğu kişilerin kimler olduğunu öğrenin. Çocuğa bu tip sitelerde kötü niyetli insanlar da bulunabileceğini, bu sebeple konuştuğu kişileri sizin bilmeniz gerektiğini açıklayın. Mümkünse tabletle oynarken yakınlarında olun. Çocuğun oynadığı oyunlar hakkında bilgi edinin. Bazı oyunlar onun yaşı için uygun olmayabilir.”

  • Sanatçı Mehmet Aslan uyuşturucu bağımlılığına karşı öğrencilere bilgi verdi

    Sanatçı Mehmet Aslan, İnönü Üniversitesi’nde düzenlenen söyleşiye katılarak uyuşturucu bağımlılığı hakkında öğrencilere bilgiler verdi.

    Malatyalı Üniversite Öğrencileri Platformu (MÜNÖP) tarafından Hoca Ahmet Yesevi Kongre Merkezinde düzenlenen söyleşide Türkiye’nin sevilen sanatçılarından Mehmet Aslan, uyuşturucuya karşı başlatmış olduğu ve yürütücülüğünü üstlendiği “Bağımlılığa Karşı Gel Kardeşim” isimli sosyal sorumluluk projesi hakkında bilgi verirken, Türkiye’de sentetik uyuşturucu kullanımının artmasının oluşturduğu büyük tehlikeye dikkat çekti. Proje dahilinde üniversite ve liseleri gezerek gerçekleştirdikleri söyleşilerde gençleri uyuşturucu kullanımına karşı bilinçlendirmeyi amaçladıklarını anlatan Aslan, “Bağımlığa Karşı Gel Kardeşim Projesi bir hayat kurtarma projesidir. Uyuşturucuya karşı mücadele projesidir. Bu proje kapsamında gençlerimizi bilinçlendirmek, akabinde bu problemi yaşayan insanları hayata geri kazandırmak arzusundayız” dedi. Yaklaşık 2 saat süren söyleşide öğrencilerle sık sık sohbet de eden Aslan, gençlere uyuşturucu bağımlısı olmamaları için dikkat etmeleri gereken hususlarda da uyarılarda bulundu. Mehmet Aslan söyleşi sonunda öğrencilerle fotoğraf çekmeyi de ihmal etmedi.