Etiket: Bağımlılığı

  • Alaşehir’de ’Madde Bağımlılığı ile Mücadele’ paneli

    Manisa’nın Alaşehir ilçesinde madde bağımlılığı konusunda farkındalık oluşturabilmek amacıyla Alaşehir İlçe Müftülüğü tarafından “Madde Bağımlılığı ile Mücadele” paneli düzenlendi.

    Alaşehir Şehit Fethi Sekin Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirilen konferansa konuşmacı olarak Manisa Müftülüğü Cezaevi Vaizi ve Bağımlılıklar İl Koordinatörü Dr. Ahmet Erdinçli, Manisa İl Emniyet Müdürlüğünden Murat Kişin ve Manisa İl Milli Eğitim Müdürlüğünden Rehber Öğretmen ve Psikolojik Danışman Esin Türkoğlu katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasının ardından konuşma yapan Alaşehir İlçe Müftüsü Necati Kara, “Yüce dinimiz alkol, uyuşturucu ve sarhoşluk eden maddelerin hepsini yasaklamıştır. İnsana zarar veren bu tarz maddeler Kur’an tabiriyle şeytanın pisliklerindendir. Bu maddeler kişileri ve toplumu maddi manevi felakete götürür. Gençlerimize bunların zararlarını iyi anlatmalı, onlara sevgi ile yaklaşmalı ve sahip çıkarak korumalıyız. Bu amaçla düzenlediğimiz bu seminer inanıyorum ki bu konuda bize rehberlik yapacaktır. Uyuşturucu maddelerinden korunmanın yegâne yolu hiç başlamamaktır” dedi.

    Yoğun katılımın olduğu konferansta söz alan Dr. Ahmet Erdinçli, “Günümüz dünyasının en önemli sorunlardan biri uyuşturucu. Dünya ticaretinde uyuşturucu önemli bir yer tutuyor ve Türkiye, sahip olduğu genç nüfusuyla bu pazarın cazibe merkezlerinden birisi” dedi.

    Gençleri uyuşturucudan uzak tutmakta en büyük rolün aileye düştüğünü vurgulayan Erdinçli, ayrıca uyuşturucu kullanımının nasıl anlaşılacağını da şöyle paylaştı:”Çocuğunuz eve geç geliyorsa, durmadan para istiyorsa, yemek yemiyorsa, gözleri mosmor olmuşsa, normalden daha az konuşmaya başladıysa, dalıp gitmeler ve unutkanlık başladıysa dikkatli olunmalıdır. Özellikle, uçucu maddelerin beyne zararı çoktur. Çocuk eve geldiğinde hemen odasına gidip yatıyorsa, durmadan abur cubur yiyorsa, banyoda fazla duruyorsa, ani kusmalar varsa ve ağızda diklemesine yaralar varsa, ağız ve çenesi kayıyorsa hap kullandığının belirtileridir. Arkadaşında kalacağını söylüyorsa bu da takip edilmelidir”

    Konferansta polis memuru Murat Kişin ise toplumsal huzuru sağlamanın ancak yardımlaşarak mümkün olacağını dile getirerek, aile bağlarının sağlam olmasına, bireyler arasında sağlıklı iletişimin kurulmasının önemine değindi. Rehber öğretmen ve psikolojik danışman Esin Türkoğlu da sinevizyon eşliğinde, aile içi iletişimin öneminden, aile eğitimlerinden, eğitimle iletişimin nasıl olması gerektiğinden ve çocukların bağımlılıklardan nasıl korunacağından bahsetti.

    Programa Alaşehir Kaymakamı Abdullah Uçgun, Alaşehir Belediye Başkanı Gökhan Karaçoban, Alaşehir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Müslüm Boğa, İlçe Jandarma Komutanı Selim Kasacı, siyasi parti temsilcileri, daire amirleri, okul müdürleri, öğretmenler, imam hatipler, müezzinler ve kayyımlar ile çok sayıda vatandaş katıldı.

    Programın sonunda Alaşehir İlçe Müftüsü Necati Kara katılımcılara teşekkür etti.

  • Aşkale’de madde bağımlılığı konferansı

    Erzurum’un Aşkale İlçesi’nde Aile Eğitimi Programı kapsamında Madde bağımlılığı konulu konferans düzenlendi.

    İlçe Halk Eğitim Merkezi toplantı salonunda gerçekleştirilen konferansa, İlçe Emniyet Müdür Vekili Osman Sakçı, İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Semih Karakaş, İlçe Yazı İşleri Müdürü Mücahit Artuç, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü Aziziye Sosyal Hizmetler Müdürü Gül Genç, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.

    Konferansta Aziziye Sosyal Hizmetler personelleri Arif Aslan ve Özlem Nezor’un sunumları ile Madde Bağımlılığı, belirtileri ve önlemleri hakkında sunumlar yapıldı.

    Arif Aslan, konuşmasında, “Bağımlılığı tehlikeli kullanımdan ayırmak gerekir. Tehlikeli kullanım, madde kullanımının kişinin kendine hayatına ve çevresine zarar vermesidir. Bunlar içinde çeşitli zararlar sayılabilir. Madde kullanımına bağlı olarak kişi işine gitmez, okula devam etmez, işinde başarısızlıklar ortaya çıkar, ailesini ve çocuklarını ihmal eder ya da bedeninde fiziksel bozulmalar olur. Madde kullanımı nedeni ile tartışma, kavga gibi yineleyen kişilerarası ve toplumsal sorunlar, madde taşımak ve bulundurmak ya da madde etkisi ile gelişen davranış bozuklukları dolayısıyla yasal sorunlar ortaya çıkabilir. Bağımlılık bir süreç içinde gelişir. Kişi önce maddeyi dener. Ardından düzenli kullanmaya başlar. Onunda kişide bağımlılık gelişir. Bu nedenle her madde kullanan kişiyi bağımlı olarak adlandırmak yanlış olacaktır. Bağımlıların büyük çoğunluğu kontrol edebileceği inancı ile madde kullanmaya başlar. Hiçbir zaman bağımlı olabileceğini düşünmez. Amaç ara sıra kullanmaktır. Ancak sonuçta kişi bağımlı hale gelir. Çünkü, bağımlılık madde kullanımının kaçınılmaz sonucudur. Kişi bağımlı olduğunun farkına varamaz. Hayatta her nesne bağımlılığa yol açabilir. İnsan herhangi bir maddeye bağımlı hale gelebilir. Herşeyin bağımlılık riski vardır. Ancak bazı maddelerin bağımlılık potansiyeli daha yüksektir. İşte bu bağımlılık potansiyeli yüksek olan maddelere insanlar daha kolay ve sık olarak bağımlı olmaktadır. Kişi madde kullanmaya başladıktan ne kadar sonra bağımlılık gelişeceğine ilişkin yeterli veri elimizde yoktur. Bağımlılık gelişme riski kullanılan madde cinsine, maddenin saflığına, kullanılan kişinin fiziksel ve ruhsal yapısına göre değişir. İnsan bir kez bağımlı oldu mu artık bir daha tam olarak bu bağımlılıktan kurtulamaz.” diye konuştu.

    Sunum sonrası bağımlılık konusu ile ilgili film ve slayt gösterimi yapıldı.

  • Genç Yeşilay Üyeleri madde bağımlılığı ile mücadele edecek

    Kayseri Yeşilay Şubesi, Erciyes Üniversitesi Genç Yeşilay ve Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Genç Yeşilay üyeleri kahvaltıda bir araya geldi.

    Kayseri Yeşilay Şubesi Başkanı Ömer Faruk Çöl, öğrencilerin Akran Eğitimi aldıklarını ve bu yaşta büyük bir sorumluluk üstlendiklerini ifade etti. Başkan Çöl, toplanmalarının amacının bir motivasyon sağlamak olduğunu belirterek, ”Kayseri Yeşilay Şubesi, Nuh Naci Yazgan Genç Yeşilay ve Erciyes Genç Yeşilay olarak hep birlikte motivasyon toplantısı yapıyoruz. Bunu kahvaltı olarak tertip ettik. Sevgili öğrenci arkadaşlarımız Akran Eğitimlerini aldılar. Bu akran eğitimleri sayesinde kendi yaşıtları ve kendi arkadaşlarına bağımlılık ile mücadele konusunda onları aydınlatacaklar. Bağımlı olan, madde, tütün, alkol almış arkadaşlar var ise onları doğru mercilere yönlendireceklerdir. Türkiye Milletinin beşeri hazinesi olan muhafazasına katkıda bulunacaklar. Bu yaşta bu sorumlulukları aldıkları için teşekkür ediyorum” dedi.

    Kayseri’de Yeşilay Danışmanlık Merkezinin kurulması için çalışmaların devam ettiğini belirten Kayseri Yeşilay Cemiyeti Başkanı Ömer Faruk Çöl, Kayseri’ye yakışır bir danışmanlık merkezi kazandırmak istediklerini söyledi. Başkan Çöl, “Bildiğiniz gibi bağımlılık fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik bir sorundur. Bunun fizyolojik sorunlarını klinikler, psikolojik sorunlarını psikiyatrisler ve psikologlar, sosyolojik sorunun da Yeşilay Danışmanlık Merkezi gibi merkezler rehabilite edebiliyor. Türkiye’de bu tip danışmanlık merkezlerinin yaygınlaştırılmasını uygun buluyoruz. İnşallah önümüzde ki süreçte de Kayserimize danışmalık merkezinin kazandırılması için gerek kamu kurumları ile gerek bu konuya özen gösteren özel kuruluşlar ile temaslarımız devam ediyor. İnşallah Kayserimize Yeşilay Danışmanlık Merkezini kazandıracağı” şeklinde konuştu.

    Yapılan kahvaltının ardından hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

  • Siber polisten öğrencilere internet bağımlılığı semineri

    Adana Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli polisler, öğrencilere internet bağımlılığı konusunda seminer verdi.

    Son yıllarda cep telefonu ve internetin yaygınlaşmasıyla birlikte neredeyse herkesin cebinde internet olmasından dolayı bağımlılığı da bir hayli arttı. Artık cep telefonları sayesinde internet bağımlılığının yaşı 3’e kadar düştü. Buna dikkat çekmek ve internet bağımlılığının önüne geçmek için Adana Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, okullarda internet bağımlılığı bilinçlendirme semineri vermeye başladı. Polisler toplantı salonlarında yüzlerce öğrenciye internetin insan hayatına getirdiği sayısız faydaları olduğunu ancak kişinin teknoloji kullanımı üzerinde kontrolünün kaybolması ve teknolojiyi ölçüsüz ve sınırsız kullanmasının çok ciddi zararlara sebep olabildiğini, internet ve teknoloji bağımlılığının diğer bağımlılıklarda olduğu gibi kişinin bağımlısı olduğu teknolojik ürüne ulaşamadığında yoksunluk yaşadığı bir durum olarak tanımlandığını söyledi. Polis, teknolojik bağımlılığın belirtilerini şöyle anlattı:

    “Yalnızca birkaç dakika diyerek saatler harcamak. Çevrenizdekilere ekran karşısında geçirdiğiniz zaman hakkında yalan söylemek. Uzun süre bilgisayar kullanmaktan dolayı fiziksel sorunlardan şikayet etmek. Anonim bir kişiliğe bürünmek, insanlarla internet üzerinden konuşmayı yüz yüze konuşmaya tercih etmek. İnternete girmek için yemek öğünlerinden, derslerden ya da randevulardan ödün vermek. Bilgisayarınızın başında çok fazla zaman geçirdiğiniz için suçluluk duyuyorken bir yandan da büyük bir zevk almak ve bu iki duygular arasında gidip gelmek. Bilgisayarınızdan uzak kaldığınız zaman gergin ve boşluktaymış gibi hissetmek. Gece geç saatlere kadar bilgisayar başında kalmak.”

    İnternet bağımlılığının neden olduğu sorunlar ise şöyle sıralandı:

    “Gözlerde yanma, boyun kaslarında ağrı ve sertleşme, beden duruşunda bozukluk, elde uyuşukluk, halsizlik, akademik başarıda düşüş, kişisel, aile ve okul sorunları, zamanı idare etmede başarısızlık, uyku bozuklukları, yemek yememe, aktivitelerde azalma, internet arkadaşları dışında izolasyon.”

    Yetkililer, bağımlılığı kontrol altına alma yöntemlerinin de olduğunu belirterek, “Günlük internet kullanım saatlerini değiştirin. Haftalık internet kullanımı çizelgeleri hazırlayıp, uyulmasını sağlayın. Destek grupları ya da aile terapisi gibi yöntemleri hayata geçirin. Yapmayı isteyip de fırsat bulamadığı faaliyetleri bir deftere yazmasını sağlayın, internet kullanmak için yoğun istek duyduğunda yazdıklarından birini yapmasını isteyin” dedi.

    Çocuk ve ergenlerde bağımlılığı önlemenin yolu ise şöyle özetlendi:

    “2 yaşından küçük çocukların internet, TV ya da bilgisayarla karşılaşması uygun değildir. Okul öncesi yaş grubu için günde 30 dakikayı geçmeyecek şekilde internet kullanımı yeterlidir. İlköğretimin ilk 4 yılında ödev haricinde oyun ve eğlence için günlük 45 dakika zaman ayrılmalıdır. Sonraki yıllarda hafta sonu daha esnek olmakla birlikte günde 1 saat kullanım uygundur. Lise çağında da günlük 2 saat yeterlidir.”

  • Dışa bağımlılığı azaltmanın yolu ‘kömür’

    Eskişehir’de Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı tarafından düzenlenen ’Türkiye’nin Gerçeği ve Kömürün Önemi’ konulu panele katılan Türkiye’nin farklı üniversitelerinden gelen profesörler, madenciliğin ülke açısından önemine değinerek, enerji üretiminde kömürün rolünden bahsetti. Katılımcılar, petrol ve doğalgaz kaynakları yönünden fakir olan ülkenin en önemli enerji üretim kaynağının kömür olduğunu da anlattı.

    “Türkiye’nin tek kaynağı kömür”

    Düzenlenen panelde konuşan Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Başkanı Prof. Dr. Güven Önal, vakfın amacının Türkiye’de madenciliği çevreye, insan sağlığına duyarlı olarak geliştirmek ve Türk insanın refah düzeyini arttırmak olduğunu belirtti. Önal, “Bu vakıf tabii ki şunu anlatıyor, madencilik kültürü oluşturmaya çalışıyor. Türkiye’de madenler işletilmeden, Türkiye hiçbir zaman tam bağımsız olamaz. Kendi kaynaklarını kullanmak zorunda. Yıllar önce altın madenciliği için yaptık bu mücadeleyi ve altın madenciliği başladı. Bugün 12 altın madeni Türkiye’de çalışıyor. Bir o kadar da devreye girecek. Türkiye, Avrupa’nın en büyük altın üreticisi oldu. Şimdi aynı şekilde Türkiye yüzde 75 gibi bir rakamla enerjide dışa bağlı. Bunu aza indirelim, cari açığımız azalsın. Türkiye’nin tek kaynağı kömür. Petrolü, doğalgazı Allah vermemiş. O zaman kömürü en etkin şekilde ve insan sağlığına en riayet eder şekilde üretelim ve bundan elektrik üretelim. Kimse karanlıkta kalmak istemiyor. Her şey elektrik dolasıyla elektriğin üretimi için de kaynak lazım. Yüzde 75’i azaltalım diyoruz, ama vatandaşı yanıltıcı bazı görüşler çıkıyor. ’Kömürü kullanmayalım diyorlar’ başka bir şey yok ki ne kullanalım. Güneş rüzgar akarsuyumuz var. Tamam onları da kullanalım ama bunlarla hiçbir zaman biz yeterli enerji elde edemeyiz. Hala dünyada da bu böyle. Bugün dünya elektriğin yüzde 38’ini kömürden elde ediyor. ABD yüzde 33, Almanya Avrupa’da yüzde 43 oranında enerjisini kömürden elde ediyor” ifadelerini kullandı.

    “Bölgede 25 bin kişiye iş yeri açacak”

    Ayrıca Önel, Türkiye’nin kendi kaynaklarını üretmek zorunda olduğunu hatırlatarak, “Biz kendi kaynaklarımızı üretmek zorundayız. Dolayısıyla biz vakıf olarak işimiz, Türkiye’nin kaynaklarını, madenlerini en üst düzeyde işleyelim üretelim. Bu hem bir istihdam kaynağıdır hem de para kaynağıdır. Eskişehir’deki projelere göre, bu Alpu bölgesinde kurulacak enerji santrali ile kömür madenlerinde 25 bin kişi fiilen çalışacak. Bir kişinin 4 kişiyi daha beslediğini düşünürsek, 100 bin kişi ekmek yiyecek. Yani bölgede 25 bin kişiye iş yeri açacak, Türkiye’nin enerjisine katkıda bulunacak bir işi ‘bu olmaz istemeyiz’ demenin bir anlamı yok” şeklinde konuştu.

    “Kömür diğer alternatif enerji kaynaklarından daha az zararlı olduğunu gösteriyor”

    Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahtiyar Ünver ise, dünya ülkeleri dışında sadece Türkiye’de kömür teknolojileri için kirli ve kötü teknoloji sınıfında değerlendirildiğinden bahsederek, “Gelişmiş ülkelerde kömür teknolojileri, bizim ülkemizdeki gibi kirli ve kötü teknoloji sınıfında değerlendirilmiyor. Gerçekten de yapılan iş, bilimsel ve teknik şekilde yapıldığı zaman kömürün diğer alternatif enerji kaynaklarından daha az zararlı olduğunu gösteriyor. Günümüzde en önemli enerji kaynaklarından biri doğalgaz. Doğalgaz santralleri, kömür santrallerinden daha tehlikeli olabilir bacadan çıkan kirleticiler açısından” diye belirtti.

    “Kalkınmanın temeli ancak öz kaynaklar ile mümkün”

    Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedat Arslan ise, ünlü diyetisyen Canan Karatay’a göndermede bulunarak, “Hepimizin tanıdığı bir tıp hocamız var. Televizyonlara çıkıyor. ‘Ekmek yemeyin, zehirdir’, ‘Zeytini yağ dışında kullanmayın’, ‘Sakın tavuk eti yemeyin, kuzu yiyin’ gibi önerilerde bulunuyor. Bunlar güzel öneriler, ama ülkemizin de bir gerçeği var. Ekmek bizim ana besinimiz. Olaya bu çerçeveden bakılması lazım. Kalkınmaya çalışan bir ülkeyiz. Kalkınmanın temeli de ancak öz kaynaklar ile mümkün. Öz kaynaklarımızı kullanmadığımız takdirde keşke çok zengin olsak, akıl üretsek kuzey Avrupa ülkeleri gibi de hammaddelerimizi gelecek nesillerimize, çocuklarımıza bıraksak da onlar değerlendirse. Biz şuanda onları kullanmak zorundayız. Çünkü onların karşılığını dışarıdan satın alabilecek başka bir ürettiğimiz gelir kaynağımız yok” dedi.

    Öte yandan yapılan konuşmaların ardından panel, davetliler ile katılımcıların soru-cevap kısmının ardından sona erdi.