Etiket: Bağımlılığı

  • Ünlü doktordan “Madde bağımlılığı” uyarıları

    Doktor Ülkümen Rodoplu, CHP Çeşme İlçe Başkanlığı’nın davetlisi olarak geldiği İzmir’în Çeşme ilçesinde, “Madde bağımlılığı” konulu bir söyleşi gerçekleştirerek, önemli açıklamalarda bulundu.

    İzmir Alsancak Nevvar-Salih İşgören Devlet Hastanesi’nde başhekim yardımcılığı, Türkiye Acil Tıp Derneği Genel Başkanlığı, Avrupa Acil Tıp Birliği 2. Başkanlığı ve halen devam eden Avrupa Acil Tıp Birliği Konsey Üyeliği görevlerinde bulunan Doktor Ülkümen Rodoplu’nun, Reisdere Mahallesi’ndeki Neco’nun Kahvesi’nde gerçekleştirdiği söyleşiye, CHP Çeşme İlçe Başkanı Ekrem Oran, CHP Çeşme Kadın Kolları Başkanı Şeniz İridere, ADD Çeşme Şubesi Başkanı Veysel Ayhan, partililer ve mahalle sakinleri katıldılar.

    Söyleşinin açılış konuşmasını yapan CHP İlçe Başkanı Ekrem Oran, söyleşiye başlamadan önce, ülkenin huzuru için sınır ötesinde mücadele eden Mehmetçiklere başarı dileklerini ifade ederek, “Sağ salim ve bir an evvel dönmelerini istiyoruz. Herkes yurdunda güzel. Bugün buraya, siyaset konuşmaya gelmedik. Bugün siyasetin dışında, siyasetten çok daha önemli, bizim iktidar kavgamızdan, hizmet kavgamızdan çok daha önemli ve bizlerin geleceği olan çocuklarımızın sağlığı ve onların geleceği ile ilgili konuşmaya geldik. Türkiye’de ve bütün dünyada hızla ilerleyen uyuşturucu ve uyuşturucu bağımlılığı üzerine sizleri bilgilendirmeye, uzman bir doktorla birlikte geldik” diyerek Doktor Ülkümen Rodoplu’yu davet etti.

    “9 yaşında bir çocuğun bağımlı olmasının sorumluluğu hepimize ait”

    Söyleşisine kendisini tanıtarak başlayan Rodoplu, 30 yıllık doktorluk hayatının, bir doktorun çalışabileceği her alanda geçtiğini belirterek, “Madde bağımlılığı sorunu, her ne kadar halı altına süpürülmeye çalışılsa da, sorun biraz büyük. Geçtiğimiz hafta bir şehrimizdeki üniversitenin hastanesine, 9 yaşında bonzai bağımlısı olmuş bir çocuk götürdüler. Annesi babası, çocuklarının bonzai bağımlısı olduğunu söylediler. Hepimizin çocukları var. 9 yaşında bir çocuğun bağımlı olmasının sorumluluğu hepimize ait. O yaştaki bir çocuğun yeri spor sahasıdır, okuldur, evidir. O yaştaki bir çocuk bonzai ile karşılaşıyorsa, bir sorun var demektir. Hastanede, Acil Servis nöbetindeyken, bundan 12 yıl önce, 13 yaşında bir kız çocuğu getirdiler. Nabzını ölçtük, 180 atıyordu. Normalde nabız dakikada 100 atar. 180 nabız, çok kritiktir. Kalbi durmak üzereydi. Arkadaşları, doğum günü partisinden getirmişler. Alkol içmemiş. İçse nabzı yavaşlar. Alkol kokusu yok, çocuğun yüzü kıpkırmızı, korkunç bir terleme ve nabız 180. Erişkin olsa, iğneler yapar nabzı yavaşlatırız. Biz, hastanede bu olaya neyin neden olduğunu anlayamadık. Benim bonzai ile tanışmam böyle oldu. Oldukça varlıklı bir ailenin çocuğuydu. İyi bir okulda okuyordu. O yaş günü partisinde, ne olduğunu bilmedikleri tozu alan o kız çocuğunu, gözümüzün önünde, sebebini bilmeden kaybettik” diyerek bonzai ile acı tanışmasını anlattı.

    “Uyuşturucu madde, terör örgütlerinin geçim kaynağı”

    Bonzainin sentetik, kimyasal bir uyuşturucu madde olduğunu açıklayan Rodoplu, “Laboratuvarda yapılan bir madde. Eroin, haşhaş, kokain gibi birçok uyuşturucu madde var. Bunlar pahalı, herkes ulaşamıyor. ’Laboratuvarda geliştirelim. Ucuz olsun. Fakir fukara da alabilsin’ denilerek geliştirilmiş bir uyuşturucu. Üreten kişinin infazına kalmış. Eğer insaflıysa, içine bir kuru yaprak karıştırıyor. İnsaflı değilse, fare zehirine kadar akla gelen her şeyi koyuyor. Bonzainin en önemli özelliği; ilk kullanımda öldürmesi. Bonzaiye alışanlar sadece çocuklar, gençler değil, 7 yaşında da madde bağımlılığı için başvuran var, 107 yaşında da var. İstatistiklerden takip ediyoruz. Bonzai, uyuşturucu çetelerinin ve özellikle terör örgütlerinin geçim kaynağıdır. Ne yazık ki, sözde barış süreci içinde, hoşgörüyle karşılaşıp, bütün Türkiye’ye yayılmıştır. Edirne’de bir asker, nöbetteyken bonzai alıp öldü. Sorun, gerçekten tahminimizden çok daha büyük” diyerek uyarıda bulundu.

    “Eğer dozunu kaçırırsa, ilk kullanımda ölüyor”

    Özellikle gençlerin bonzaiye alışmasının nedenini açıklayan Doktor Ülkümen Rodoplu, “Birinci nedeni merak. İkincisi; şöyle bir yargı oluşuyor; eğer uyuşturucu madde alırsanız, özgüveniniz yerine geliyor. Rahat konuşuyorsunuz, rahat davranıyorsunuz, cesaretiniz artıyor. Ne yazık ki, bütün uyuşturucu madde bağımlılarında bu iki yargı var. Toplumda ve arkadaş grubu içerisinde yer bulmak için bu, gençlere cazip geliyor. ’Bir kere kullanmakla bir şey olmaz’ diyorlar. Denemek istiyorlar. Ama denediklerinde o etkiyi görmüyorlar. Bırakın cesaret almayı, tam tersi etkiler yapıyor. Nabız yükseliyor, yerinde duramıyor. Kendini kontrol edemiyor. Eğer dozunu kaçırırsa, ilk kullanımda ölüyor. Ani kalp durmasına neden oluyor. Ama artık uyuşturucu çeteleri, ölmesinler diye az dozda veriyorlar. Aslında bonzai ara ürün. Amaç; daha büyük dozlara, daha büyük ürünlere kişiyi bağımlı yapmak, satıcı yapmak, kullanıcı yapmak, gerekirse suç örgütünün içine girmesini sağlamak. Özellikle son 2-3 yıl içerisinde, fakir ailelerin çocukları, olanı biteni sorgulamasın, fakirliğini sorgulamasın, siyasete bulaşmasın, aman zenginlerin olduğu bölgeye girip de bela olmasın diye ne yazık ki biraz hoşgörülüyor” diye konuştu.

    “Maddenin uyarıcı etkisi olmadığını mutlaka anlatmalıyız”

    Tüm uyuşturucu maddelerin uyarıcı özelliği olmadığını vurgulayan Rodoplu, “Aksine kullanan kişi içine kapanır, çok tipik bir belirtisi bulantıdır ve kullanan kişi yavaş yavaş toplumdan soyutlanmaya başlar. Kılık kıyafeti bozulmaya başlar. Gözünün feri kaçar. Uyuşturucu kullanan kişiyi çok kolay tanırsınız. Sürekli su içme ihtiyacı duyar. İlk kullanımdan itibaren böbrek hasarı başlar. Uyuşturucu kullanmayı bıraksa bile, böbrek hastası olma olasılığı yüzde 50’den yüksektir. Madde bağımlısı kişilerde erken bunama, erken alzhemier, erken parkinson gibi nörolojik hastalıkları çok görüyoruz. Çevremizdeki kişilere, maddenin uyarıcı etkisi olmadığını mutlaka anlatmalıyız” uyarısında bulundu.

    “Spor tesisleri arttırılmalı”

    Ailelerin çocuklarına sevgiyle sarılması gerektiğini belirten Rodoplu, “Madde bağımlılığı tedavisi için gelenlerin tamamı, işi gücü olmayan ve gelecekle ilgili beklentisi olmayan kişiler. Tedavi olup gidiyor, tekrar uyuşturucu kullanıp tedaviye geliyor. Dolayısıyla bu bataklığı kurutmak da devletin görevi. Spor alanlarını çoğaltarak, gençleri spora yöneltmeliyiz. Çocuklarımızın tek sosyalleşme alanları sosyal medya. Devlete düşen görev; çocuklarımızın enerjilerini boşaltabileceği, boş zamanlarını geçirebilecekleri, sosyalleşebilecekleri spor tesislerinin artmasına ihtiyacımız var. Spor yapan kişi, sağlıklı olmayı erken yaşta öğrenecek ve mutlak surette madde bağımlılığından uzak kalacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Tatvan’da “Madde Bağımlılığı İle Mücadele” semineri verildi

    Bitlis’in Tatvan Belediyesi ile Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği (AYBUDER) tarafından, Bitlis’in Tatvan ilçesinde ailelere yönelik olarak “Madde Bağımlılığı İle Mücadele” semineri verildi.

    Tatvan Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen seminerde konuşma yapan Tatvan Belediye Başkanı Fettah Aksoy, ülkemizin en büyük problemlerinden birinin madde bağımlılığı konusu olduğunu söyledi. Her platformda bu konuyu dile getirdiklerini ifade eden Başkan Aksoy, şöyle konuştu:

    “Cumhurbaşkanımız, başbakanımız, bakanlarımız her zaman bu konuya değiniyor ve çalışmalar yürütülüyor. Bizler de bu toplumsal konuyu önemsiyoruz, belediye hizmetlerinden fazla önemsiyoruz. Çünkü geleceğimizin nesilleri olan çocuklarımız elimizin altında bir bir kayıp gidiyor. Gözlerimiz önünde cereyan eden bu duruma biz duyarsız kalamayız. Ailelerin de duyarsız kalmaması lazım. Hemen hemen her gün bize gelip dert yanan aileler var. Ama maalesef böyle önemli bir seminerde aileleri göremiyoruz. Dert yanan kendileri, ağlayan sızlayan kendileri, buradaki arkadaşlar onlar için buraya gelmişler, onları bilgilendirmek ve destek olmak için buradalar, bizler onlar için çalışmalar yürütüyoruz, ama maalesef güneşli havayı seçen ve gezme düşüncesi içinde olan onlar. Burada olacaklarına sahilde geziyorlar. Sivil toplum kuruluşlarını da görüyoruz, hiç biri yok, bu konuyu hep dile getiriyor, ama gördüğünüz gibi sadece dile getiriyorlar. Bu mesele her şeyden önemli bir meseledir. Merkezi Antalya’da bulunan AYBUDER ile bir protokol imzaladık ve dedik ki, bu protokol çerçevesinde Tatvan’daki aileleri nasıl bilinçlendirebiliriz, buradaki kardeşlerimize nasıl çare olabiliriz, dertlerine nasıl derman olabiliriz, bunları oturup konuşalım dedik. Uyuşturucu illetinden dolayı Tatvan’da dili yanmayan hiçbir aile yok. Ama mesele çareye geldiği zaman kendimizi saklıyor ve gizliyoruz. Diyoruz ki, oğlumun madde bağımlısı olduğu duyulsa ben toplum içinde ne yaparım. Dolayısıyla bu psikolojiyle kendi çocuğunun elinden tutup bir kanser veya bir lösemi hastası gibi hastane hastane dolaşıp kendi çocuğunun iyileşmesi için çaba sarf etmesi gereken anne ve babalar, sen bizim yüzümüzü kara çıkardın diyerek çocuklarını sahiplenmelerini bırakın şiddet uyguluyorlar veya kendi ailelerinden itiyorlar. Bunu bir hastalık olarak görmemiz lazım ve nasıl ki bir hastalıktan dolayı tedavi olmaya gayret ediyorsak, bunun için de tedavi olmayı seçmeliyiz. Bu sorun terörle eşdeğer bir sorundur ve hatta ötesinde bir hadisedir. Çünkü terörün de finans kaynağı buradan geçiyor. Ayrıca terör örgütlerinin çoğu gençlerimizi bir şekilde uyuşturarak kendilerine çekiyor. Terörün üstesinden geliniyor ve biz de bunun önüne geçmeyi başarırsak terörün hayat kaynağını da kesmiş oluruz. Biz bu konuda ailelere yardımcı olmak istiyoruz. İnşallah bu çalışma ilçemizde, ilimizde yayılacak, dolayısıyla ülkemizi saracak ve çocuklarımızı uyuşturucudan kurtarmış olacağız. Bu çalışmayı Tatvan’da oturtabilirsek, İnşallah Antalya’daki gibi bir merkez de burada açmaya çalışacağız ve AYBUDER ile birlikte bu faaliyeti yürüteceğiz.”

    “İlgili kurumlarının hiç biri yok burada”

    Seminere katılmayan ilgili kurumlara sitemde bulunan Başkan Aksoy, “Sözümün başında sitem ettim, nedeni de şu, biz burada 3 gün boyunca duyuru yaptık, broşürler dağıtıldı, davetiyeler gönderdik. Gençlik spor, milli eğitim, sosyal hizmetler, aile bakanlığı ve sağlık bakanlığı bu konunun bir ayağıdır. Hani neredeler, ilgili kurumlarının hiç biri yok burada. Konuyla ilgilenmeleri ve ailelere ulaşmaları gerektiği yerde maalesef yöneticilerimiz bu duyarlılığı göstermiyor. Her birimiz kadro peşine düşmüşüz, her birimiz müdürlük peşine düşmüşüz, her birimiz şeflik peşine düşmüşüz, her birimiz dünya malının peşine düşmüşüz. Biz bunların peşinde düştükçe çocuklarımız bir bir yok olur ve bu illet başını alıp gider. En büyük sorun ve sıkıntı budur. Allah rızası için, gençlerimizin elinden tutarak bu çalışmamızı yapacağız. Bu konuda ailelerden de destek bekliyoruz” dedi.

    Konuşmanın ardından slayt gösterileri yapıldı, AYBUDER üyeleri hayat hikayelerini anlattı ve uyuşturucu ile mücadele konusunda ailelere bilgiler verildi.

    Sunuculuğunu AYBUDER Tatvan Temsilciliği Başkanı M. Fatih Yüzügüler’in yaptığı seminere Antalya’dan canlı bağlanan AYBUDER Başkanı Yavuz Tufan Koçak, desteklerinden dolayı Başkan Aksoy’a teşekkür ederek, AYBUDER’in çalışmalarını anlattı ve ailelere nasihatlerde bulundu.

    Tatvan Belediye Başkan Yardımcısı Halis Başaran, Tatvan İlçe Emniyet Müdürü Tulga Uyar, AYBUDER üyeleri ve ailelerin katılım gösterdiği seminer, AYBUDER üyeleri tarafından Başkan Aksoy’a plaket verilmesiyle son buldu.

  • Tatvan’da “madde bağımlılığı ile mücadele semineri” verilecek

    Bitlis’in Tatvan Belediyesi ve Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği (AYBUDER) işbirliği ile ailelere yönelik “Madde bağımlılığı ile mücadele semineri” verilecek.

    1 Nisan 2018 Pazar günü saat 13:00’te Tatvan Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan seminer öncesi Tatvan Belediyesinde düzenlenen toplantıda, seminer ve yapılacak çalışmalar son kez gözden geçirildi. Düzenlenen toplantıda seminerle ilgili bilgi veren Tatvan Belediye Başkan Yardımcısı Halis Başaran, uyuşturucu ile mücadele noktasında birlikte hareket ettikleri Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği (AYBUDER) üyeleri tarafından 1 Nisan 2018 Pazar günü saat 13:00’te ailelere yönelik “Madde bağımlılığı ile mücadele semineri” verileceğini söyledi. Seminere tüm halkın davetli olduğunu kaydeden Başaran, “Madde bağımlılığıyla mücadele etmek amacıyla çalışmalar yürüten dernek ile anlaşma yaptık ve belediyemizin ek hizmet binasında temsilcilik açtılar. Uyuşturucu batağına saplanmış olan gençlerin uyuşturucudan kurtulması konusunda burada çalışmalar yürütecek olan dernek üyeleri, aynı zamanda bu konuda aileleri bilgilendirecek. Bu konularda daha fazla bilgi sahibi olmak isteyen veya desteğe ihtiyacı olan aileler derneğin Tatvan’daki temsilciliğine gelerek görüşme sağlayabilirler. Gençlerimizi, çocuklarımızı topluma kazandırmak ve onları sahiplenmek hepimizin sosyal sorumluluğudur. Bu nedenle bu konuyu önemsiyoruz. Gençlerin ve çocukların kötü alışkanlıklara sapmaması için çok dikkatli olmalıyız. Aynı zamanda batağa saplanmış olan gençlerimizi ve çocuklarımızı topluma kazandırmak, onları iyileştirmek ve sahiplenmek için elimizden geleni yapmalıyız” dedi.

    Merkezi Antalya’da bulunan ve Bursa ile İstanbul’da çalışma gurupları olan AYBUDER Tatvan Temsilciliği Başkanı M. Fatih Yüzügüler ise, “Derneğimiz ile Tatvan Belediye Başkanlığı arasında işbirliği protokolü imzalandı. Madde bağımlılarının iyileşme sürecine destek olmak için bireysel rehberlik ve grup destek çalışmaları yapılacak. Ben bağımlılara ve ailelerine danışmanlık yapıyorum. İnşallah imkanlar arttıkça daha fazla insana hizmet etmeyi düşünüyorum. Bu konuda bana ve derneğimize desteklerini esirgemeyen Tatvan Belediye Başkanı Sayın Fettah Aksoy’a teşekkür ediyorum” dedi.

  • İnönü Üniversitesinde teknoloji bağımlılığı paneli

    İnönü Üniversitesi Yeşilay Topluluğu tarafından Teknoloji Bağımlılığı paneli düzenlendi. Panel de konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Kızılay, teknoloji bağımlılığının giderek arttığına dikkat çekerek, “Teknoloji bağımlılığı giderek artan bir problem” dedi.

    Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleşen panele İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Durmuş, Rektör Yrd. Prof. Dr. Nusret Akpolat, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Önal, Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Hakan Parlakpınar, akademik ve idari personel ve öğrenciler katıldı.

    Panelde ilk olarak söz alan konuşmacılardan Tıp Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Sedat Akbaş, hayatın her aşamasına giren teknolojinin gündelik yaşamı da düzenleyen bir unsur haline geldiğini söyledi.

    Teknolojinin özellikle iletişim ve bilgi edinme alanındaki alışkanlıkları değiştirdiğini kaydeden Akbaş, “Eskiden bir bilgiye ihtiyacımız olduğunda ansiklopediye bakar, sözlük açardık, iletişimi yüz yüze veya mektuplarla yapardık. Şimdi ise bir bilgiye ulaşmak istediğimizde internette arama yapıyoruz, çocuklarımız evde sokakta oyun oynamak yerine telefon tablet ve bilgisayarlarda dijital oyunları tercih ediyor. Alışverişleri dahi internetten yapar hale geldik” ifadelerine yer verdi.

    Teknolojinin en önemli getirilerinden birisinin de zaman kazandırdığını da ifade eden Akbaş, “Ta ki bağımlılığa dönüşüp zamanımızı çalar hale gelene kadar. İnternet cep telefonu akıllı telefon uygulamaları ve dijital oyunlar maalesef hayatımızın merkezine yerleşmiş durumda bunlar olmadan hayatımızı sürdüremez hale geldik.” şeklinde konuştu.

    Daha sonra söz alan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay ise sigara, alkol ve madde bağımlılığının insanlık tarihinin çok geçmişlerine kadar giden alışkanlıklar olduğunu ifade ederek, bağımlılıklarla mücadele yöntemlerinin bilindiğini söyledi.

    Teknoloji bağımlılığının ise son yılların bir problemi olduğunu dile getiren Kızılay, “Belki de son 10 yılın problemi, giderek artan bir problem. Teknoloji şu anda neredeyse çocuklarımızı esir almak üzere. İlkokul çocuklarını, anaokulu çocuklarını hatta yürümeye yeni başlamış olan çocuklardan başlıyor. Cep telefonuyla ve teknolojinin ürünleriyle hayata başlıyorlar. Ondan sonra artık eski duygu yüklü eski sosyal ilişkiler, çevre ilişkileri, komşuluklar toplumun sağlam bağlılığı akrabalık ilişkileri hepsini bir tarafa bırakarak; yeni bireysel yalnızlık ve kendi dünyasını o teknoloji ürünleriyle toplamak kalıyor. Bunları da belki sembolik olarak cep telefonunda birleştirebiliriz” şeklinde konuştu.

    Akıllı cep telefonlarının neredeyse her alanı kapsadığını belirten Kızılay şunları söyledi:

    “Yani internete bağlı akıllı cep telefonu artık küçük çocuklarımızdan cep telefonunu bu şekilde kullanan ona zamanın büyük kısmını ayıran, ileri yaşlara kadar bütün nesilleri ya da yaş gruplarını boyunduruğu altına almaya başladı. Onun için bütün bunları yerli yerince insani özellikleri taşıyarak ve koruyarak; nasıl kullanacağız nasıl daha iyisini üreteceğiz nasıl bunu bizim insani ve erdemli değerlerimizi koruyarak ve yaşatarak sürdüreceğiz. İşte bunun çabası içinde olmamız toplum olarak ülke olarak bununla ilgili çok güzel güçlü iyi çalışmalar yapmamız gerekiyor”

    Panelde daha sonra söz alan Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Gürkan Gürok ise “Teknoloji sanırım öyle yani bizim hizmetimizdeyken çok faydalı ama bizim patronumuz olmaya başladığındaysa korkunç bir hal almaya başlıyor” ifadelerini kullandı.

    Gürok, madde bağımlılığını tanımlayarak şöyle konuştu:

    “Madde bağımlılığı, kişinin daha önce kontrol edebileceğini düşündüğü düşük düzeyde alabileceği maddeyi zamanla kontrol dışında psikolojik ve fizyolojik zorlanmalara bağlı olarak sürekli ve giderek artan miktarda ve zamanlarda almak zorunda kalmasıdır ve onun kötü etkilerini görmesine karşın hem hukuki hem sosyal hem de maddi anlamda onu bırakamaması onun kişinin yaşamını değiştirmesidir. Son yıllara kadar yani 2013’e kadar psikiyatri pratiğinde tanımsal olarak yeri yoktu; davranışsal bağımlılıkların madde bağımlılığı üzerinde duruyorduk. Biliniyordu fakat madde bağımlılığı toksik bir şey fizyolojik etkileri de var.”

    Panelin son konuşmacısı olarak söz alan İnönü Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vehbi Bayhan’da internet ve sosyal medya bağımlılığı konulu sunumu yaptı.

    Programın sonunda teknoloji bağımlılığı ödüllü yazı yarışmasında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.

  • İnternet bağımlılığı ebeveynlerin çocukları ile yaşadığı sorunların başında geliyor

    Bir zamanlar gelişmişliğin göstergesi gibi görülen internet, bilgisayar ve dijital cihazlar artık en önemli sorunların kaynağı haline gelmeye başladı. Türkiye’de interneti ilk kullanma yaşının son 5 yılda 2’ye düşmesi ve son birkaç yılda ortaya çıkan siber zorbalık çocuklar için tehlike oluşturmaya devam ediyor. Yapılan bir araştırmaya göre de, ebeveynlerin neredeyse yüzde 25’inin çocuklarının internette neler yaptığını bilmediğini çocukların da büyük bir kısmının kontrolsüz bir şekilde internette dolaştığını ortaya çıkardı.

    Çok küçük yaşlardan itibaren çocukların bilgisayar, telefon, tablet gibi teknolojik aletleri kullanmaya başlamalarının birçok önemli sorunu beraberinde getirdiğini belirten Aydın Bahçeşehir Anadolu Lisesi Rehberlik ve Psikolojik Danışman Öğretmenleri Suna Güler ve Aslı Deniz internetin de mutlaka kontrollü olması gerektiğini belirttiler. Çocukların ve gençlerin internet bağımlılığı ve siber zorbalığa karşı korunması için yapılması gerekenleri anlatan Aydın Bahçeşehir Anadolu Lisesi Rehberlik ve Psikolojik Danışman Öğretmenleri Suna Güler ve Aslı Deniz, “12 – 18 yaş döneminde yoğun olarak görülen internet bağımlılığının erkek çocuklarda kızlara oranla 2-3 kat daha fazla riskli bir dönem olarak kabul ediliyor. Bu dönemde internetten dolayı çocuklar, yaşamlarındaki alışkanlıklarından ödün verir. Bunlar yemek yememe, uyku düzeninde bozulma, arkadaşlar ve aile ile daha az vakit geçirme, insanlarla yüz yüze değil de internet üzerinden iletişim kurma gibi davranış biçimleri internet bağımlılığının göze çarpan belirtileri arasındadır. Bu süreçte bir başka çocuk veya ergen tarafından tehdit, aşağılanma ve taciz edilme şeklinde siber zorbalıkla karşılaşan çocuklarımızın oranı yapılan araştırmalara göre yüzde 20 civarındadır.” Diyerek çocukların internet kullanımında da mutlaka kontrol altında tutulması gerektiğini belirttiler.

    “Günlük 45 dakikadan fazla kalınmamalı”

    İnternet kullanımının yaş gruplarına göre belirli süreler aralığında olması gerektiğini vurgulayan Bahçeşehir Koleji Rehberlik ve Psikolojik Danışman öğretmenleri Suna Güler, “İlköğretim döneminde dersler haricinde oyun ve eğlenceye en fazla 45 dakika zaman ayrılmalı. Lise çağında ise 2 saati aşmamalıdır. Bağımlılık düzeyine gelmiş internet kullanımını bir anda tamamen kesmek yerine belirli program dahilinde kontrol altında tutup internet ve dijital dünyanın zararlarından uzak durulabilir. Çocuklarımız ve gençlerimiz internette saatlerce vakit harcamak yerine arkadaş ortamında sinema, tiyatro ve spor aktiviteleri gibi sosyal etkinliklerde bulunmalarını tavsiye ediyoruz. Bu gençleri hem bağımlılıktan kurtaracak hem de sosyalleştirecektir” dedi.

    “Şiddet içerikli ve on-line oyunları oynamayın”

    İnternet bağımlılığı, belirtileri ve kontrol altına alınması ile ilgili bilgiler veren Rehberlik ve Psikolojik Danışman Aslı Deniz ise gençlerin ve çocukların son yıllarda sıklıkla karşılaştığı sorunların başında yer alan siber zorbalığa değindi. Deniz, “Siber zorbalık, yüz yüze etkileşimden daha saldırgan bir tutumun sergilendiği ve anonim isimler kullanıldığı için karşınızdaki kişinin kim olduğunun oldukça zor tespit edilebildiği bir metod. Sosyal medya hesapları bu sorunun en çok karşılaşıldığı ortam. Ayrıca şiddet içerikli görevlerden ve talimatlardan oluşan çevrimiçi oyunlardan uzak durulması gerekiyor. O platformlarda mesaj şeklinde gerçek kişilerden gelen talimatları gerçekleştirmemeli ve böylesi bir durumla karşılaşan çocuklar anında durumdan ailesine haberdar etmeli” diye konuştu.