Etiket: Bağımlılığa

  • Çark Caddesinde bağımlılığa dikkat çekmek için yürüdüler

    Adapazarı İlçe Sağlık Müdürlüğü, ‘Bağımlılıkla Mücadele’ kapsamında farkındalık oluşturabilmek için Çark Caddesi’nde yürüyüş etkinliği düzenledi.

    Tütün, alkol, uyuşturucu, teknoloji ve kumar bağımlılığı gibi konularda bireylere sağlık alışkanlığı kazandırabilmek, fiziksel aktiviteyi teşvik etmek ve farkındalık oluşturabilmek için gerçekleştirilen yürüyüşe öğrenciler de destek verdi. Etkinliğe, İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ali Güvey, İlçe Gençlik Hizmetleri ve Spor Müdürü Yavuz Salman, İlçe Mal Müdürü Mustafa Özkişi, İlçe Nüfus Müdürü Ali Osman Kontaş, Erenler İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ömer Balcı, Adapazarı İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Tekin Karatepe, Atatürk İlkokulu, Atatürk Lisesi, Ahmet Akkoç Ortaokulu öğretmenleri, öğrencileri ve velileri, Adapazarı İlçe Sağlık Müdürlüğü personelleri ve Yeşilay Sakarya Şubesi üyeleri katıldı.

    Yürüyüşte taşınan pankart ve dövizlerle bağımlılığa karşı mesajlar verildi.

  • Avcılar’da bağımlılığa karşı mücadelede güç birliği

    Avcılar Belediye Başkanı Dr. Handan Toprak Benli öncülüğünde Avcılar’da bağımlılığa karşı aktif mücadele eden kurumlar ve bağımlı yakınları Avcılar Belediyesi Danışmanlık ve Takip Merkezinde, destek almaya devam ediyor.

    Avcılar Belediyesi, bağımlılıkla mücadele kapsamında çalışmalarını sürdürüyor. Bağımlılar, Avcılar Belediyesi Danışmanlık ve Takip Merkezinde, destek almaya devam ederken ailelere de danışmanlık veriliyor. Gençlerin uyuşturucu ve madde bağımlılığına karşı “Yaşama Umut olmak için’’ sloganıyla Avcılar’da kurduğu rehabilitasyon merkezi ve kültür, sanat alanındaki çalışmalarıyla gençlerin sesi olan Başkan Toprak; ‘Avcılar’da göreve geldiğimizde ilk olarak gençlerimiz için bu çalışmaları başlattık. İlçe Kaymakamlığı ve İlçe Emniyet Müdürlüğümüz ile birlikte koordineli bir şekilde bu toplantıları yapıyoruz. Daha sağlıklı bir toplum ve ülkemizin geleceği için gençlerimizin bu tür maddelere bulaşmaması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.’’ açıklamalarında bulundu. Bunlara ek olarak Başkan Toprak, “Gençlerimize yönelik Avcılar Belediye Konservatuarı’nda müzik, tiyatro ve halk dansları branşlarında eğitimler vermekteyiz. Belediyemiz bünyesinde çocuklarımıza ve gençlerimize yönelik açtığımız, fitness, atletizm, basketbol, voleybol, futbol, satranç, masa tenisi kurslarımızda spor alışkanlığını aşılıyoruz. Kent Evleri ve Kültür Merkezlerimizde gençlerimize yönelik kültür, sanat ve eğitimlerine destek oluyoruz. Bu doğrultuda, ilk olarak uyuşturucuya bulaşmamış kişileri koruyarak Avcılar’da uyuşturucu ve madde bağımlının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Bu konuda kamu kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışmalar yapacağız” dedi.

  • Tarım ilacında dışa bağımlılığa son

    Milyonlarca Euro verilerek yurt dışından temin edilen zirai ilaç artık Türkiye’de de üretilmeye başlandı. Kuraklık nedeniyle zeytin yanıklarının da önüne geçen ilaç, artık düşük fiyatlarla temin edilebilecek.

    Bitki özü üreticisi Faruk Durukan, yurt dışından yüksek maliyetlerle getirtilen bir tarım ilacını Balıkesir’in Edremit ilçesinde üretmeyi başardı. Bitkilerin güneş ışığından ve diğer tüm zararlılardan korunmasını sağlayan ’kaolin’ maddesi üzerinde Balıkesir Üniversitesi Edremit Meslek Yüksek Okulu (EMYO) ile çalışmalar yürüten Faruk Durukan, kaolini zirai ilaç elde edilebilecek değerlere taşıdı ve kullanıma hazır hale getirdi. Bitkiler üzerinde koruyucu etkisi bulunduğu uzun yıllar önce onaylanan kaolin, sulandırılarak zeytin ağaçları üzerinde uygulanıyor. Bu sayede ağaçlar zeytin zararlılarına maruz kalmamakla birlikte güneş yanıklarından da etkilenmiyor.

    “İlacın seri üretimi artık tesislerimizde yapılabilmektedir”

    Konuyla ilgili konuşan Faruk Durukan, “Kaolin madeni ülkemizde büyük ölçüde Balıkesir’de çıkmakta. Fakat ülkemizde kaolin işlemesi bu güne kadar 60 mikronun altına indirilemiyordu. Bu yüzden tarım alanında kullanılamıyordu ve bu maddeyi yurt dışından yüksek fiyatlarla temin ediyorduk. Ayrıca pahalı olduğu için de ağaçlarımızda uygulaması çok olmuyordu. Şu anda biz kaolini dünya standartlarına uygun olarak 4-5 mikronlara kadar indirmeyi başardık. Ağaçlar üzerinde uygulamalar yaptık. Biz bu madde ile ilgili 4-5 yıl önce Balıkesir Üniversitesi ile ortaklaşa çalışma gerçekleştirmiştik. Fakat seri üretime geçilmediği için kullanılamıyordu. Şu anda bu ilacın seri üretimi artık tesislerimizde yapılabilmektedir. Kaolin, yaz aylarında ağaçları güneşin zararlı ışınlarından koruyor ve ağacın daha az su kullanmasını sağlıyor. Yani bitkiler yaz aylarında, kış ayındaymış gibi su kullanacak. Ayrıca, özellikle zeytinde büyük problem olan zeytin sineği problemini ortadan kaldırıyor. Kaolin ile kaplanmış bir ağaca gelen zeytin sineğinin karnı yarılıyor ve ağaca zarar veremiyor. Bu ilaç, organik tarım şeklinde, yan etkisi hiç olmayan bir üründür” dedi.

    ABD’nin güney eyaletlerinde, Fransa, Alman Demokratik Cumhuriyeti, İngiltere ve Çekoslovakya ile birlikte Balıkesir, Bilecik, Bursa, Eskişehir, Çanakkale ve Kütahya’da kaolin yatakları bulunuyor.

  • Lise Öğrencilerinden “Bağımlılığa Hayır” Yürüyüşü

    İstanbul’da lise öğrencileri “Bağımlılıkla Mücadelede Önleme Projesi” kapsamında bağımlılığa hayır yürüyüşü gerçekleştirdi.

    İstanbul Kalkınma Ajansının desteğiyle İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğünün yürüttüğü, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesinin de proje ortağı olduğu “Fark Et, Fark Ettir” Projesi; gençleri, madde kullanımı ve davranış bağımlılığı riskinden uzak tutmayı amaçlıyor. Proje kapsamında madde kullanımının zararlarına yönelik çeşitli farkındalık arttırma çalışmaları ve eğitimlerle bilinçlenen lise öğrencileri, ellerindeki pankartla “bağımlılığa hayır” sloganları eşliğinde Zeytinburnu’da yürüdü. Zeytinburnu İTO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve Merkez Efendi Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin yürüyüşü Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Topkapı Yerleşkesinde sona erdi.

    Milli Eğitim Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün de katkılarıyla sürdürülen “Fark Et, Fark Ettir” Yaşam Becerileri Eğitim Programı Bağımlılıkla Mücadelede Önleme Projesinin verileri, 27 Eylül’de Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Topkapı Yerleşkesindeki “Bağımlılıkla Mücadele Sempozyumu”nda değerlendirilecek.

  • Zayıf Benlik Algısı Bağımlılığa Yol Açıyor

    Psikoterapist Aile Çift ve Evlilik Terapisti Uzman Psikolog Naciye Tokaç, zayıf benlik algısının bağımlılığa yol açtığını söyledi.

    Tokaç konuyla ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede, “Sigara, alkol, uyarıcı maddeler, uçucu maddeler, hallüsinojenler, bahis oyunları, internet, teknolojik ürünler gibi birçok farklı alanda karşımıza çıkan bağımlılık; her iki cinsiyette görülmekte ve oldukça küçük yaşlarda karşımıza çıkmaktadır” dedi.

    “Bağımlılık; kullanılan psikoaktif maddenin kişiye zarar verici sonuçlar doğurmasına karşın, zorlantılı bir şekilde maddeyi arama ve sürekli kullanma ile karşımıza çıkan, tekrarlayan bir bozukluktur” diyen Uzman Psikolog Naciye Tokaç, “Bağımlılık Nörobiyopsikososyal bir bozukluktur. Buradan anlaşılmaktadır ki; bağımlılığa sadece Nörolojik bir sorun olarak bakılamamakta, aynı zamanda psikoaktif madde kullanımının biyolojik işleyişi etkilerinden de bahsetmekteyiz. Psikoaktif maddeleri kullanmaya başlamak ve sürdürmekle ilgili Psikolojik faktörler çok önemlidir. Bağımlı kişinin; sadece kendisi durumdan etkilenmekle kalmaz, aynı zamanda sosyal çevresi de olumsuz etkilenmektedir. Kişiyi bağımlılığa iten sebeplere baktığımızda ise; oldukça fazla etkenin rol oynadığını söyleyebiliriz. Bağımlılığın özellikle genç yaşlarda başlandığı durumlarda gencin ilgisinin akran gruplarına yönelik olduğu ve kabul edilme, beğenilme dürtüsünün yoğunluğu etkilidir. Özellikle sigara ve uyuşturu / uyarıcı madde kullanımının bu etkenlerden beslendiğini söyleyebiliriz” diye konuştu.

    Psikoaktif madde kullanımını etkileyen en önemli etkenin kişilik özellikleri olduğunu anlatan Uzman Psikolog Naciye Tokaç, “Çoğunlukla kullanılan “zayıf kişilikli” tabiri bu kişileri yeterli tanımlamaya uymayan ve oldukça inciten bir tabirdir. Bu kişiler; yaşadıkları hazzı ertelemek istemeyen, anında ve çocuksu hazlar deneyimleyerek böylece yetişkinliğin sorumluluk ve mücadelesinden bilinçdışı kaçmak isteyen kişilerdir. Bu kişilerde doğal hayatın getirdiği olumsuzluklarla baş etme mekanizmasında yetersizlik düşünülmektedir.

    Psikoaktif madde kullanımına kişiyi yönelten bir diğer etken ise özellikle çocukluk yıllarından itibaren devam eden ve artan şiddetli aile içi çatışmalar ile sosyal çevrenin kişiyi destekleyici olmaktan uzak olmasıdır. Aile içerisinde ebeveynleri başta olmak üzere yeterli sevgi ve ilgiyi göremeyen bireyler, ilgi arayışını dış dünyada yapmaktadır. Bu kişilerin daha çok içe dönük, duygularını kolaylıkla ifade edemeyen, sevgiyi gösteren değil, sevginin gösterilmesini bekleyen, sosyal uyumlu, hayır deme becerisinde yetersizlik olan bireyler olduğu düşünüldüğünde; psikoaktif madde kötüye kullanımına yönlendirilmeleri kolay olacaktır.

    Psikoaktif madde kullanımının en kötü durumu ise kişinin korku ve merak duygusuyla başladığı maddeye bağımlılık kazandığını geç fark etmesidir. Psikoaktif madde kullanımı bir kısırdöngü halinde devam eder. Kişi “bir kereden bir şey olmaz” diyerek başladığı maddeyi kullanmaya “bir daha asla” diyerek devam etmek istemese de, kendisinin bağımlı olmayacağına, istediğinde bırakabileceğine dair yanlış inançları nedeniyle devam eder. Ve bu kısır döngü daima böyle devam eder” dedi.

    Bağımlılık çok yönlü bir bozukluk ise tedavisinin de aynı şekilde sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Uzman Psikolog Naciye Tokaç, daha sonra şunları kaydetti “Öncelikle psikoaktif madde kullanan kişinin kullandığı maddenin kendisini kötü etkilediğini kabul etmesi ve tedavi olmak için gönüllü olması gerekmektedir. Buradaki gönüllüden kasıt; kesinlikle tedaviyi kendisinin onaylaması ve bu yönde istekli olmasıdır. Ardından bağımlılık tedavisi konusunda uzman Nörolog, Psikiyatrist ve Psikoloğun bir takım olarak çalışması ve bağımlı ile sosyal çevresinin de bu tedaviye katılımı, bozukluğun tedavisi için çok önemlidir. Son yıllarda bağımlılık bozukluğunun tedavisi konusunda oldukça fazla yol katedilmesiyle birlikte; bu tedavinin sadece bağımlı kişiyi ilgilendirmediği, ailesi, sosyal çevresi, okul – iş yaşamı ve arkadaşlarının da tedavide destekleyici rol oynaması gereklidir. Tedavideki en önemli nokta ise psikoterapi ile kişinin zayıf benlik algısının ve yetersizlik hislerinin çalışılarak, kişinin değerlilik algısının yükseltilmesidir.”