Etiket: Bağdat

  • Bağdat’ta intihar saldırısı: 50 ölü

    Irak’ta Şiilerin yoğun olarak yaşadığı Sadr bölgesinde bulunan pazar alanında bomba yüklü patlatılması sonucu 50 kişi hayatını kaybederken, 60 kişi de yaralandı.

    Irak’ın başkenti Bağdat’ın doğusunda Şiilerin yoğun olarak Sadr bölgesindeki bir pazar alanında bomba yüklü aracın patlatılmasıyla intihar saldırısı gerçekleştirildi. İçişleri Bakanlığı yetkilileri, saldırıda 50 kişinin hayatını kaybettiğini en az 60 kişinin de yaralandığını ifade etti. TSİ 10:00 sıralarında gerçekleştirilen saldırıyı terör örgütü DAEŞ üstlendi. Aracın pazarın kalabalık olduğu dakikalarda patlatıldığı ve patlamanın etkisiyle de çevrede bulunan sivil araçlarda ve binalarda hasarın meydana geldiği öğrenildi.
    Sadr bölgesinde Şubat ayında gerçekleştirilen çifte saldırıda ise 70 kişi hayatını kaybetmişti. BM’nin Irak Destekli Heyeti UNAMİ raporlarına göre, Nisan ayında Irak’ta gerçekleştirilen terör saldırılarında 741 Iraklı hayatını kaybederken, bin 374 kişi de yaralandı.

  • Tahran Ve Bağdat, OPEC’in Sonunu Getirebilir

    Hazar Strateji Enstitüsü Ekonomi Merkezi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Macit, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün geleceği konusundaki soru işaretleri artarken, İran ve Irak’ın, sahip oldukları rezervler itibariyle uzun vadede OPEC’in sonunu getirebilme potansiyeli taşıdıkları vurguladı.

    Macit, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, “Petrol fiyatlarındaki düşük seviyelerin kısa ve orta devam edebileceğine ilişkin beklentilerin ağırlık kazanması ekonomileri petrol gelirlerine bağımlı olan ülkeler açısından iki faktörü ön plana çıkarıyor. Ekonomik aktivitede çeşitlendirmenin sağlanması ve üretimi artırarak petrol gelirlerindeki düşüşün sınırlanması petrol üreticisi ülkelerin gündemindeki konular olarak karşımıza çıkıyor. Ekonomik çeşitlendirmeyi sağlamak kısa vadede mümkün olmayacağı için üretim artışı ile gelirleri artırmak ülkelerin tek çözüm yolu olarak görünüyor. Bu da OPEC içindeki işbirliğini güçleştiriyor ve OPEC’in geleceği konusunda soru işaretleri ortaya çıkarıyor. Özellikle İran ve Irak sahip oldukları rezervler itibariyle uzun vadede OPEC’in sonunu getirebilme potansiyelini taşıyorlar” diye konuştu.

    IRAK, İRAN VE SUUDİ ARABİSTAN, OPEC’İN PETROL ARZ ARTIŞININ ANA NEDENİ

    Petrol fiyatlarının 2014 yılının ikinci yarısından itibaren düşüşe geçtiğinde bir kartel olarak OPEC’den üretimi azaltarak fiyatlardaki aşağı yönlü baskıyı kaldırması beklendiğini hatırlatan Macit, “Fakat aradan geçen bir buçuk yıldan fazla zamanda OPEC’in üretimi kısmanın tam tersine artırdığı görüldü. 2014 yılı sonunda 30,77 milyon varil civarında olan günlük üretim 2015 yılı sonunda 31,85 milyon varile, 2016 yılının Şubat ayı itibariyle de 32,28 milyon varile kadar yükseldi.

    Suudi Arabistan, Irak ve İran’ın üretim rakamlarındaki artışı, OPEC’in petrol arzındaki artışın ana nedeni olduğunu kaydeden Fatih Macit, “İran ve Irak toplamda 300 milyar varilin üzerinde bir rezervle Suudi Arabistan’ın sahip olduğu rezervlerden yüzde 15 daha fazlasına sahip bulunuyor. İran’a yönelik ambargoların kalkması ve Irak’taki üretimin son bir yılda olduğu gibi artmaya devam etmesi iki ülkenin toplam üretiminin uzun vadede Suudi Arabistan ile aynı seviyeye gelmesini sağlayabilir. İran ve Irak’ın üretimlerini artırma istekleri ve Suudi Arabistan’ın kendi üretimini kısmaya razı olmaması OPEC içinde önümüzdeki yıllarda tartışmaların daha da derinleşmesine neden olabilir” şeklinde değerlendirme yaptı.

    Petrol gelirlerine dayalı olarak ekonomik politika izleyen Suudi Arabistan’ın, OPEC içinde birliği sağlama noktasında çok fazla inisiyatif alma eğiliminde olmayacağına işaret eden Hazar Strateji Enstitüsü Ekonomi Merkezi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Macit, sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Suudi Arabistan, Aramco’nun halka arzını başarılı bir şekilde gerçekleştirerek buradan elde edebileceği 100 milyar doların üstünde bir kaynakla alternatif sektörlerin gelişimini halinde orta vadede OPEC içinde birliği sağlama noktasında çok fazla inisiyatif alma eğiliminde olmayacaktır. Bu da her ülkenin kendi rezerv potansiyelini dikkate alarak tavır aldığı bir yapı oluşmasına neden olup OPEC’in kartel yapısının kaybolmasına neden olabilir.”

    Petrol üretim kapasitesini günlük 400 bin varil artıran İran, ekonomik ambargoların kaldırılmasının ardından Asya ve Avrupa’da petrol ihracatını yükseltmeyi hedeflerken, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan, petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle geçen yıl bütçede 98 milyar dolar açık vermişti. Suudi Arabistan’da petrol satışından elde edilen para, ülkenin bütçedeki gelir kalemlerinin yüzde 90’ını oluşturuyor. Tek başına petrol gelirleriyle kalkınma hedefi güden Irak ise ülke çapındaki terör olayları ve mezhep eksenli politika nedeniyle istikrardan oldukça uzak görünüyor. Petrolün dışında başlıca ticaret ortakları arasında Çin, ABD, Türkiye ve Hindistan bulunan Irak, petrol fiyatının son yedi yılın en düşük seviyesine inmesine karşın, bu durum ülke ekonomisini petrole endeksleyen siyasi sorumluları zor durumda bırakıyor.

  • Tarihçi Yazar Mustafa Armağan: “Viyana Ve Bağdat Bizim Olmasaydı İstanbul’da Oturamazdık”

    Gaziantep’te devam eden TÜYAP Kitap Fuarı’nda konferans veren tarihçi yazar Mustafa Armağan, “Viyana ve Bağdat bizim olmasaydı, İstanbul’da oturamazdık” dedi.

    Konferansa Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya ve çok sayıda akademisyen ile üniversite öğrencileri katıldı. İngilizlerin Filistin’i satın almak istediğini belirten tarihçi yazar Mustafa Armağan, “İngilizler Sultan Abdülhamit’ten Filistin’in bir bölümünü satması karşılığında bütün Osmanlı dış borcunu ödemeği teklif etti. Abdülhamit han ecdadımız burayı kanlarıyla suladılar. Biz de ancak kanlarımızla suladıktan sonra size veririz” dedi.

    “VİYANA VE BAĞDAT BİZİM OLMASAYDI İSTANBUL’DA OTURAMAZDIK”

    Armağan, bazı tarih bilmeyenlerin, ’Sizin Viyana’da ne işiniz vardı’ dediklerini söyleyerek, “Bazıları sizin ne işiniz var Bağdat’ta, Viyana’da diyor. Yahu Bağdat’ta sizin Yemen’de, sizin Şam’da sizin burada iç dış ayırımı olmaz. Bağdat’ı savunmak, Gaziantep’i savunmaktır. Eğer Bağdat 1916 da düşmüş olsaydı, muhtemelen Gaziantep çok daha erken işgale uğramış olacaktı. Belki de çok daha kanlı çok daha büyük bir felaketle Anadolu halkı karşılaşmış olacaktı. Bizim Bağdat’ta, diğer yerlerde bu işgalleri geciktirmemiz Anadolu da toparlanmamızı, organize olmamızı sağladı. İstanbul’da öyle İstanbullu burada duruyorsa, Bağdat’ta ki zafer sayesinde duruyor. Çünkü savaşta bir an önce ulaşmak istedikleri hedefe, ulaşmak istedi. Çanakkale’yi geçmek istediler, olmadı. Bu sefer ikinci Çanakkale olan Basra körfezine girerek, Kut’ul Amare’yi ele geçirip, hilafet merkezi olan Bağdat’ı ele geçirerek, Anadolu’ya geleceklerdi. Bağdat düşse ne olacak, diyorlar. Yahu Bağdat düşse orada duracaklar mı, buraya geleceklerdi. Bu mantıkla bazı tarih okuduğunu sananlar maalesef bazı komutanlarda ne işimiz var, buralarda diyorlar. Bende o zaman şunu söyledim. Eğer Viyana olmasaydı, siz bugün İstanbul’da oturamayacak olurdunuz. Çünkü sınırımız bugünkü gibi olsaydı, o Haçlı dalgası geldiğinde bizi nereye atacaktı. Balkanda kurduğumuz için bu sınırı balkanlar yıllarca kendini feda ederek, bugün ki Meriç Nehrine geldik. Ecdadımızın gerçekleştirdiği o büyük çemberi görmemiz lazımdır” dedi.

    Armağan, esir alınan İngiliz Subayı ayakkabısını aldığı için tokat yiyen Mehmetçiğin hareketini görünce hayran kaldığını anlattı. Arma, “Esir alınan İngilizler atlar üzerinde Mehmetçik ise atın yanında yürüyordu. Ayakkabısı yırtılan bir Mehmetçik İngiliz subayının ayağındaki çizmeyi aldı. Bunun üzerine İngiliz Subay Mehmetçiği komutanına şikayet ediyor. Bunun üzerine komutan Mehmetçiği çağırarak, ’niye çizmesini aldın’ dedi. Mehmetçik de, ’komutanım onlar zaten at üzerinde geliyor, biz ise yürüyoruz ayakkabım yırtıldı, ondan aldım’ dedi. Komutan, ’olmaz öyle şey’ diyerek hemen ayakkabısını geri vermesini istedi. Ve Mehmetçiği tokatladı. İlk tokatta ’emredersiniz komutanım’ diyen Mehmetçik ikinci tokatta da aynı şekilde cevap verince İngiliz komutan, Mehmetçiğin hareketine hayran kalarak, komutana ’yahu biz ne kadar mert insanlarla savaşmışız, bırak giysin ayakkabıyı helal ediyorum’ demiş. İşte biz böyle bir ecdattan geliyoruz” diye konuştu.

    Programın sonunda Mustafa Armağan, Vali Ali Yerlikaya ve Fatma Şahin’le bir süre sohbet etti.

  • CHP’li Gençler, Bağdat Caddesi’ndeki Tecavüz Olayını Protesto Etti

    Kuşadası’nda CHP Gençlik Kolları, İstanbul Bağdat Caddesi’nde yaşanan tecavüz olayını protesto etti.

    CHP Kuşadası Gençlik Kolu tarafından düzenlenen protesto eylemine; CHP Aydın Gençlik Kolu Başkanı Yılmaz Tikli, CHP Kuşadası Gençlik Kolu Başkanı Mehmet Engin Şahin, Belediye Meclis Üyesi Ferah Sürekçi ile eski belediye başkanı M. Esat Altungün’ün eşi Sebahat Altungün, kadın kolu üyeleri, yönetim kurulu üyeleri ve gençlik kolu üyeleri katıldı. Kaya Şavkay Meydanı’nda “Kadına değil şiddete kaldır elini” pankartıyla toplanan CHP’liler kadın cinayetlerinin ve tecavüzlerin durmasına yönelik sloganlar attı. Eylemde konuşan CHP Kuşadası Gençlik Kolu Başkanı Mehmet Engin Şahin, Türkiye’de son 5 yılda bin 134 kadının öldürüldüğünü ve çok sayıda kadının da taciz edildiğini belirterek, Bağdat Caddesi’nde yaşanan olayın ardından sosyal medyada tecavüzü meşrulaştırmaya yönelik girişimlerin bulunduğunu ve bu girişimlere sessiz kalmayacaklarını söyledi. Şahin, “Biz Cumhuriyet Halk Partili gençler olarak her zaman bozuk düzene her zaman tepkimizi koyuyoruz ve bu tarz eylemlere her zaman karşı duracağız sanmasınlar ki bu tür olaylara ödün vereceğiz bu yönde Kuşadası gençlik kollarımızın başlatmış olduğu destek veriyoruz her zamanda vermeye devam edeceğiz. Kuşadası örgütümüzün yanındayız ve kadına karşı her zaman işlenen cinayet ve kadına yapılan her türlü şiddetin karşısındayız ve bozuk düzene karşı her zaman beraberiz” dedi.

  • CHP Ankara İl Kadın Kolları Üyelerinden, Bağdat Caddesindeki Tecavüz Olayına Gece Protestosu

    CHP Ankara İl Kadın Kolları üyeleri, İstanbul Bağdat Caddesi’nde 19 yaşında bir üniversite öğrencisinin tecavüze uğramasını ve bu olaya yönelik sosyal medyadaki paylaşımları protesto etti. Gece yarısı yapılan eylemde konuşma yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran, “Bizler, eşitliği esas alan Cumhuriyetin kadın-erkek eşitliğine canı gönülden bağlı nesilleriyiz ve asla bundan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    CHP Ankara İl Kadın Kolları üyeleri, İstanbul Bağdat Caddesi’nde 19 yaşında bir üniversite öğrencisinin tecavüze uğramasını ve sonrasında sosyal medyadan yapılan olumsuz paylaşımları protesto etti. Saat 03.00’te, CHP Ankara İl Başkanlığı önünde toplanan grup üyeleri, “Kadınlar artık susmayacaklar”, “Direne direne kazanacağız” şeklinde sloganlar attı ve “Tecavüz insanlık suçudur”, “Geceleri de, sokakları da, meydanları da terk etmeyeceğiz”, “Saat: 3, İnsanlık: 0” yazılı dövizler taşıdı. Kadına yönelik cinsel saldırıları protesto eden gruba, erkekler de destek verdi.

    Topluluk adına konuşma yapan CHP Ankara İl Kadın Kolları Başkanı Ferhan Özkara, “24 Ocak 2016 tarihinde, saat 03.00 sıralarında Bağdat Caddesi’nde evine dönerken tecavüze uğrayan üniversite öğrencisi bir kızımız, kendisini takip eden bir kişinin saldırısına uğradı. Saldırgan, mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bir potansiyel tecavüzcü Twitter kullanıcısı, kızımıza yönelik ’19 yaşındaki bir kız gece 03.00’te Bağdat Caddesi’nde ne tür bir eğlenceden dönebilir?’ diyerek anket başlattı. İstanbul’un en merkezi noktalarından birinde cinsel saldırıya uğrayan ve darp edilen kadının başına gelenleri, gecenin o saatinde dışarıda olmasına bağlayan zihniyeti protesto ediyoruz” diye konuştu.

    “ARTIK YETER!”

    CHP Ankara İl Kadın Kollarının bu ve benzeri olaylara sessiz kalmayacağını dile getiren Özkara, “Artık yeter! Ben fabrikanın gece vardiyasındayım, ben sağlıkçıyım, ben güvenlik görevlisiyim, polisim, ben bankacıyım, öğrenciyim, ben anayım, ben kadınım. Ey devlet erkini elinde tutanlar; sapıkları koruma, yargıla” ifadelerini kullandı.

    GÖZYAŞLARI İÇERİSİNDE İSYAN ETTİ

    Özkara’nın konuşmasının ardından gözyaşlarına boğulan bir kadın, “Kadınlara el kaldıranların elleri kırılsın. Nasıl bunu yapar? Kadınlarımıza yazık değil mi? Böyle olmaz; kaç gündür uyuyamıyor” ifadeleriyle tepkisini dile getirdi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran ise, “19 yaşında bir genç kızımızın tecavüze uğraması bizi derinden yaraladı. Bu yarayı daha da derinleştiren ise maalesef ‘gece 3.00’te bir genç kızın dışarıda ne işi var’ diyerek, olayı meşrulaştırma çalışması yapan cani ruhların, artık tamamen ruhlarını kaybetmiş olanların açıklamalarıdır. Bu, git gide toplumsal yapının ne kadar bozulduğunu, ne kadar tehlikeli boyutlar oluştuğunun bir göstergesidir. Bizler, daha da acısı, bu insanlık suçunu işleyenlerin gün geçtikçe daha cüzi cezalar alması karşısında direnişimize devam edeceğiz. Biz, hiçbir şekilde, kadını ötekileştiren, kadını cezalandıran, kadına vahşet uygulayan bir zihniyetle geri dönüşü kabul edemeyiz. Bizler, eşitliği esas alan Cumhuriyetin kadın-erkek eşitliğine canı gönülden bağlı nesilleriyiz ve asla bundan vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    “BU SALDIRGANLIK GERİCİLİĞİN BİR ÜRÜNÜDÜR”

    Kadınlara yönelik saldırganlığın, gericiliğin ürünü olduğunu belirten CHP Ankara Milletvekili Senal Sarıhan, şu ifadeleri kullandı:

    “Bugün kendi yurttaşlarımıza karşı, kendi aklı kendisinden alınmış ve gericiliğe teslim edilmiş olan kimi erkeklerin saldırganlığına karşı hep bir arada Türkiye’nin her yerinde, İstanbul’da, Adana’da, Edirne’de, Kars’ta hep birlikte direnmeye devam edeceğiz. Biz biliyoruz ki; bu saldırganlık gericiliğin bir ürünüdür. Gericilik öyle şeyleri empoze ediyor ki; kadını ikincileştiriyor, kadını cinsel bir meta haline getiriyor. Bu sebeple erkek, kadını gördüğü yerde öncelikle cinselliği anımsıyor.”

    “KADINLARI CİNSEL OBJE OLARAK GÖREN ZİHNİYETİN YOK OLMASI İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”

    Eylem alanında konuşma yapan CHP Ankara İl Başkanı Adnan Keskin, kadınların açamayacağı kapının olmadığına inandığını dile getirerek, “Bu saatte bakın nasıl bir araya geldik; birçok arkadaşımız buraya Ankara’nın çeşitli ilçelerinden geldi. Biraz önce kadın kolları başkanımız, ‘bizi sadece cinsel obje olarak görenler utansın’ dedi. Son zamanlarda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kadına yönelik açıklamaları maalesef bütün kadınları bir araya getirmeye devam edecek. Türkiye’de haksız yere kadınları suçlayan, kadınları cinsel obje olarak gören zihniyetin yok olması için Cumhuriyet Halk Partisi olarak elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullandı.