Etiket: Azmin

  • ESKA Yönetim Kurulu Başkanı Şar: “Karadeniz’deki doğal gaz rezervi azmin, fedakarlığın ürünüdür”

    ESKA Yönetim Kurulu Başkanı Şar: “Karadeniz’deki doğal gaz rezervi azmin, fedakarlığın ürünüdür”

    Büyük ve güçlü Türkiye yolunda Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde büyük adımların atıldığını ifade eden ESKA Grup Yönetim Kurulu Başkanı Eren Şar,”Ülkemizle, devlet yönetimiyle hepimiz gurur duyuyoruz. Karadeniz’deki doğal gaz rezervi büyük bir çalışmanın, azmin, fedakarlığın ürünüdür.” dedi.

    Milli enerji, teknoloji, sanayi, üretim hamleleri ile Türkiye’nin daha da güçlendiğine vurgu yapan ESKA Yönetim Kurulu Başkanı Eren Şar: “Ülkemizle, devlet yönetimiyle hepimiz gurur duyuyoruz. Karadeniz’deki doğal gaz rezervi büyük bir çalışmanın, azmin, fedakarlığın ürünüdür. Ülkemizin her alanda tam bağımsızlık yolundaki çalışmaları, kazanımları geleceğimiz için büyük önem taşıyor. Dışa bağımlılığın azalması güçlü Türkiye yolunun perçinlenmesi anlamına geliyor. Türkiye, AK Parti ile başarıdan başarıya koşmaya, hayallerini gerçekleştirmeye devam edecektir. Artık hayallerini gerçekleştiren bir Türkiye var. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. İradesini yine gösterecek olan o güçlü millet biziz. O yüzden AK Parti tarafından Türkiye’de yapılmış yüzlerce, binlerce iş, yatırım, hizmet var. O da kazandığımız öz güvenin eseridir. Karadeniz’de bulunan doğal gaz yatağı ekonomik güvenliğimizi sağlam esaslara bağlarken stratejik gücümüze de güç katacaktır. Unutmayalım ki, enerji geleceğin stratejik anahtarıdır” dedi.

    Giresun’da yaşanan sel felaketinde yaraların kısa zamanda sarılacağını belirten Şar, ”Giresun ve bölge illerinde yaşadığımız sel felaketinde şehit olan kahramanlarımızla birlikte hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum. Yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum.” Dedi.

  • Azmin Zaferi: 8 Ameliyat, 4 Kitap

    Doğuştan kalça çıkığı nedeniyle peş peşe 8 ameliyat geçiren, “yürümesi imkansız” denilen genç kız, ailesinin de desteğiyle ayağa kalkıp yaşama tutundu. Gediz Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olan Gökçe Nas Oğuzlar, engellilerin zorlu dünyasını kağıda döktüğü 4 de kitap yazdı.

    ÖNCE ANNESİ SIRTLADI

    Gediz Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezuniyet töreni bu yıl ayrı bir heyecana sahne oldu.

    Doğuştan bedensel engelli 21 yaşındaki Gökçe Nas Oğuzlar, zamanında teşhis edilemeyen kalça çıkığı nedeniyle tam 8 kez bıçak altına yattı. Yürümesi imkansız, okuması ise hayal görülürken, ailesinin desteğiyle eğitim gördü. İlkokul 4. sınıfa kadar annesinin sırtında okula gidip geldi. Uygulanan tedavi sonucunda 9 yaşından itibaren destekle yürümeye başladı, yaşama sıkıca tutundu, hep başarılı bir öğrenci oldu.

    4 KİTAP YAZDI

    Yazar olmak isteyen ve bunun eğitimini almak için Gediz Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazanan Gökçe Nas, Ankara’dan İzmir’e taşındı. Engellerin nasıl aşılabildiğini gösterdiği azmi, yüksek not ortalaması ve yaşam sevgisiyle herkesi hayran bıraktı. Bir yandan da engellilerin eve hapsedilmemeleri, hayatın bir parçası olabilmeleri için yaşadıklarını ve duygularını kağıda döktü, 4 kitap birden yazdı. Diplomasını Gediz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyfullah Çevik’in elinden alan Gökçe Nas, tören alanını dolduran yüzlerce kişi tarafından ayakta alkışlandı.

    “DAHA YOLUN BAŞINDAYIM”

    Eğitim hayatının oldukça zorlu olduğunu anımsatan Gökçe Nas, “Yürüme engelliydim, benim farkım buydu. Türk toplumunda ‘Sen engellisin, okuyamazsın. Evinde otur’ diye bir görüş var. Ben annemin desteğiyle okudum. Önümde engeller oldu. Ben kendime inandım ve ailemin verdiği güç sayesinde okuyabildim” dedi.

    “Engellilerin neler yapabileceğini herkese göstermek istedim” şeklinde konuşan genç kız, “Daha yolun başındayım. Yapmak istediğim birçok proje var. Hedefim ölmeden önce bu dünyada bir iz bırakabilmek. 4 kitap yazdım. Kitabımda kendi hayatımdan izler var. Yazarken bazen ağladım, duygulandım” ifadelerini kullandı.

    Kendisi gibi engelli olan bireylerin ailelerine de seslenen Gökçe Nas, “Aileleri ‘sizin hayatınız bu’ deyip kestirip atmasınlar. İnsan kendi hayatını değiştirebilir. İnsanlar bu hayatta bir iz bırakmaya çalışsınlar” dedi.

    “SIRTIMDA TAŞIDIM”

    İleriki hayatında yazarlık veya senaristlik yapmak istediğini söyleyen Gökçe Nas’ın en büyük destekçisi ise annesi Sibel Oğuzlar. Emekli öğretmen olan Sibel Hanım, okul hayatı boyunca kızını bir an olsun yalnız bırakmamış.

    Gökçe Nas’ı 4. sınıfa kadar okula sırtında götürüp getirdiğini anlatan Sibel Oğuzlar, “Normal bir insanla kızımın okula gitmesi çok farklı. Türkiye’de götürmediğim hastane, doktor kalmadı. Yurtdışında ameliyat oldu. Sonra bastonlarla yürümeye başladı. Şimdi kendi ihtiyaçlarını gideriyor. Gökçe’deki azmi ne okuttuğum çocuklarda ne de çevremde görmedim. Böyle çocukların elinden tutulması lazım” dedi.

    Kızının bu durumundan hiç şikayetçi olmadığını kaydeden Oğuzlar, “Bu bize Allah’ın verdiği bir nimet. Hep ‘sen yapabilirsin’ dedim. Yanlış da yapsa hata da yapsa düzelttik, yaptık” diye konuştu.

    “EN BÜYÜK HAYALİ…”

    Gökçe Nas’ın en büyük hayalinin topuklu ayakkabı giymek olduğunu anlatan anne Sibel Hanım, eski günlere dair bir anısını ise şöyle anlattı; “Topuklu ayakkabı giyme sevgisi vardı. Düğünlerde küçük çocuklar gelinlik giyer ya ben de Gökçe’ye gelinlik aldım. Tabi ayakkabılar biraz yüksek. ‘Anne ben böyle giymek istiyorum’ dedi, aldım. Abisi ve babası elinden tuttu resimlerini çektim. ‘Büyüyünce daha kocaman giyebilecek miyim’ dedi, ‘evet’ dedim ama şimdi o sözümü tutamadığım için çok üzülüyorum.”

  • Azmin Zaferi

    Vatani görevi sırasında mayın patlaması sonucu sol bacağını kaybeden Nurettin Balkaya, bu acı olay sonrası yaşama adeta yeniden başladı. TSK Rehabilitasyon Merkezi’ndeki tedavi döneminde futbol oynamasını öneren komutanına “Tek bacakla futbol mu oynanır” sorusunu yönelten Nurettin, yanıtı yine kendisi müthiş bir kariyer ve sayısız başarıya imza atarak verdi.

    İzmir Büyükşehir Belediyespor Ampute Futbol Takımı ve Ampute Milli Takımı’nın kaptanı Nurettin Balkaya’nın hayatının seyri, 2002 yılında Şırnak 23. Jandarma Tümen Komutanlığı’nda vatani görevini yaparken yaşadığı talihsiz olayla değişti. Bir görev sırasında teröristlerce döşenen bir mayına basan Nurettin sol bacağını kaybetti. Ardından Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ndeki (GATA) uzun tedavi dönemi başladı. Takılan protez bacakla yeni yaşantısına alışmaya çalışan genç adam, tedavi sonrası evine kapandı, karamsarlık içinde, sıkıntılı günler geçirdi.

    BIR SORUYLA HAYATI DEĞİŞTİ

    Tedavisinin devamı için gittiği Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Rehabilitasyon Merkezi’nde tanıştığı asteğmenin, “Futbol oynamak ister misiniz?” sorusunu şaşkınlıkla karşılayan Nurettin Balkaya, cevabı yine başka bir soru cümlesiyle verir:

    “Tek bacakla futbol mu oynanır?”

    Önce komutanının şaka yaptığını düşündü. Ancak asteğmenin ampute futbolla ilgili bilgileri kendisiyle paylaşmasından sonra düşünceleri değişmeye başladı. Kendisiyle birlikte 6 gazi arkadaşı daha rehabilitasyon amaçlı futbol oynamaya başladı. Nurettin Balkaya, bu olayla birlikte hayatının ikinci kez değiştiğini ve yeni bir yaşama başladığını belirterek, “Bir süre sonra sayımız 12 kişi oldu. 2002, 2003 yıllarında Türkiye’nin çeşitli illerinden ampute futbol takımlarının kurulmasına yardımcı olduk. Kısa sürede 6 takım oluşturduk. Üç yıl süresince yılda iki üç kez buluşarak turnuvalar düzenledik. İngiltere ve Almanya’ya giderek turnuvalara katıldık. Futbola başladıktan sonra psikolojim düzeldi. İnsanlarla diyaloğum arttı” dedi.

    KUPALARA ABONE

    2007 yılında Ampute Futbol Milli Takımı’nı kurduklarını, Antalya’da yapılan, 12 takımın katıldığı Dünya Kupası’nda üçüncü olduklarını belirten Milli futbolcu, “Türkiye’de düzenlenen Avrupa Şampiyanası’nda da ikinci olduk. Daha sonra üç dünya üçünçülüğü, iki de Avrupa ikinciliği kazandık. Bu yıl Polonya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda ise birincilik kürsüsüne çıktık” diye konuştu.

    Şu anda Türkiye’de Süper Lig’de ve 1.Lig’de toplam 20 takımın yer aldığını hatırlatan Nurettin Balkaya, bu sezon başında İzmir Büyükşehir Belediyespor’a transfer olduğunu ve geçen sezon play-off serisinde gol yemeden şampiyon olan takıma geldiğini belirten Nurettin Balkaya, “Başkanımız Aziz Kocaoğlu, bize her konuda büyük destek veriyor. Bu da bizim moral ve motivasyonumuzu artırıyor. Ampute futbol Ankara’dan çıktığı için orada seyirci sayısı fazla. Bizim hedefimiz elde edeceğimiz başarılarla İzmir’de de bu kitleyi yakalamak” diye konuştu.

  • 84 Yaşındaki Stajyer Avukat Azmin Sembolü Oldu

    Aydın’ın Söke ve Kuşadası ilçelerinde ikamet eden ve yaklaşık 27 yıl öğretmenlik yaptıktan 1979 yılında emekli olan 84 yaşındaki Mustafa Genç, Aydın’da azmin sembolü oldu. 80 yaşından sonra 1955-56 yılında kayıt yaptırıp ekonomik nedenlerden dolayı okuyamadığı için yarım bıraktığı okulu Ankara Hukuk Fakültesi’ne yeniden başlayan Mustafa Genç 84 yaşında avukatlık mesleği için staja başladı. Genç, amacının para kazanmak ya da davadan davaya koşmak değil, gençlere örnek olmak olduğunu söyledi.

    Aynı zamanda Aydın Baro Başkanı olan ve nerdeyse torunu yaşındaki Gökhan Bozkurt’un yanında stajını yapan 1932 doğumlu stajyer avukat Mustafa Genç, sağlıktan sonra insan hayatında her kapıyı açan anahtarın ilim olduğunu belirterek “İçimde çok büyük arzuydu avukat olmak. O dönemlerde ekonomik nedenlerden dolayı okuyamadım. Ancak af gelince yaklaşık yarım asır sonra yarım bıraktığım okulumda kayıt yenileyip 84 yaşında en büyük hayalim olan Avukatlığa adım attım. Şimdi staj yapıyorum” dedi.

    “YÜZDE 90 GÖRME ÖZÜRLÜ OLMASINA RAĞMEN BAŞARDI”

    Kış aylarında Aydın’ın Söke İlçesi’nde yaşayan yazın ise Kuşadası Davutlar’da ikamet eden 1932 doğumlu Mustafa Genç, yüzde 90 görme özürlü olmasına rağmen özel aparatlarla ders kitaplarını okuyup Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olarak azmin elinden hiçbir şeyin kaçmadığını gösterdi. Gençlere örnek olmak ve azmettikten sonra başarıya ulaşılabileceğini göstermek amacıyla 80 yaşından sonra yeniden öğrenci olup üniversite okuduğunu belirten emekli öğretmen Mustafa Genç, Avukatlık cübbesini giyeceği günü dört gözle beklediğini söyledi.

    “İDEALİMDİ BAŞARDIM”

    Bugün Türkiye’de emekli olan pek çok kişinin kendisinin yanlış bulduğu emeklilik kültürü ile yaşamının geri kalan kısmını sürdürdüğünü kendisinin klasik emeklilerden olmamak için sürekli okuduğunu belirten 84 yaşındaki Mustafa Genç, çocuklarını okutup meslek sahibi yaptıktan sonra adeta yeniden hayata başladığını söyledi. Öğretmenlik yaparak 4 çocuğunu okutup büyüttükten sonra 80 yaşında yeniden öğrencilik hayatına başlayıp 84 yaşında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitiren Mustafa Genç “Emekli arkadaşları görüyorum. Pek çoğu kahve ve sokak kültürü ile yaşıyor. Ben böyle bir kültüre sahip değilim. Bir ideal uğruna okudum. 1932 yılında Aydın’ın Söke ilçesinde doğdum. Diyarbakır Öğretmen Okulu’ndan mezun olduktan sonra 1952 yılında öğretmen olup ülkenin değişik bölgelerinde 1979 yılına kadar görev yaptıktan sonra emekli oldum. Öğretmenlik yıllarında da sürekli okudum, öğrencilerime de sürekli okumayı tavsiye ettim. Öğretmenlik yaparken 1955-56 yıllarında Aydın Lisesi’ni bitirerek lise diploması aldım. 1956 yılında üniversite sınavına girip Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandım. 2’si kız 4 çocuğum vardı. O dönemlerde yaşadığım ekonomik sıkıntılar nedeniyle üniversiteyi okuyamadım. Bakanlar Kurulu kararı ile 1971-74 yılları arasında Yunanistan Dedeağaç Vilayet Merkezi’nde de görev yaptım. 1979 yılında emekli oldum. Çalıştığım dönemde hem ev idare etmek hem çocukları okutmak hem de üniversite okumak benim için ekonomik açıdan imkansızdı” dedi.

    “59 YIL SONRA KAZANDIĞI OKULU BİTİRDİ”

    Üniversiteyi kazandığı 1956 yıllarında 137 lira aylık ile hem ev geçindirip hem de çocuklarını okutmaya çalıştığını ve o dönemde ekonomik nedenlerden dolayı okuyamadığını ifade eden Mustafa Genç, “1998 yılında af çıkınca 1956 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne yaptırdığım kayıt ile okumaya karar verdim. Birçok kişi, ‘Okuyamazsın’ dedi. Yaşlandığım için gözlerim de yüzde 90 oranında görmez oldu. Özel aparatlarla ders kitaplarını okuyup sınavları başarı ile vererek 59 yıl önce kayıt yaptırdığım okulumdan mezun oldum. Diplomamı aldım. Şimdi de avukatlık için staj yapıyorum. Belki birilerine anlamsız gelebilir ama ben çok mutluyum” dedi.