Etiket: Aza

  • Er: “Hukuki riski en aza indirmek, avukata danışmakla mümkündür”

    Mersin Barosu Başkanlığı tarafından, vatandaşların yasal konularda hak kaybına uğramamaları için avukatsız iş yapmamaları gerektiğini konusunda vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla, ‘avukatsız iş yapma, hak kaybına uğrama’ sloganıyla, başlatmış olduğu avukatın önemini anlatan billboardlı farkındalık çalışması ilçelerde de başladı.

    Baro Başkanı Ali Er, yaptığı açıklamada, Mersin merkezin en işlek yerlerinde yer alan ‘avukatsız iş yapma, hak kaybına uğrama’, ‘haklıyken haksız duruma düşme, avukatına danış’ yazılı bilboardlar ile vatandaşları bilinçlendirmenin amaçlandığını belirterek, yapmış oldukları farkındalık çalışmasının, Tarsus ve Erdemli’de merkezi yerlerdeki bilboardlarda da yer aldığının, çalışmanın tüm ilçelerde yapılacağını söyledi. Hukuki sorunların çözümünün dilekçeci, sigortacı ve aracı kurumlar tarafından değil, avukatlar tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Er, “Vatandaşların avukata başvurma ve davalarını avukat eliyle yürütmeleri konusunda toplumda farkındalık yaratmaya çalışıp, bu amaçla görsel ve yazılı iletişim yoluyla bilboardlarda, kamu spotlarıyla, broşürlerle tüm gücümüzü kullanarak vatandaşlarımızın meslektaşlarımıza yönelmesini sağlayacağız” dedi.

    Vatandaşların hukuki sorunlarını çözmek için avukata danışmadan hareket etmeleri ya da hukuki danışmanlık adı altında yasa dışı faaliyet gösteren şirket veya kişilere başvurmaları, bunun yanı sıra dilekçelerini avukat yerine arzuhalcilere ya da işin ehli olmayan kişilere yazdırmaları sebebiyle, kazanabilecekleri en basit davaları bile kaybederek, maddi ve manevi telafisi güç hatta telafisi olmayacak şekilde hak kaybına uğradıklarını vurguladı. Er, bunun önüne geçmek için de Mersin merkezde başlatmış oldukları farkındalık çalışmasını ilçelerde başlatarak, vatandaşları yasal haklarını ararken avukatlara danışarak hareket etmeleri konusunda bilinçlendirmeyi amaçladıklarını söyledi. Er, “Davalarınızdan olumlu sonuç elde etmek, hukuki riski en aza indirmek, ancak ve ancak avukata danışmakla mümkündür” diye konuştu.

  • ’Uyuşturucuya Hayır’ yürüyüşüne katılan aza, uyuşturucu ticaretinden tutuklandı

    Konya’da geçtiğimiz günlerde “Uyuşturucuya Hayır” yürüyüşüne katılan mahalle muhtar azası bir kişi, uyuşturucu madde ticaretinden tutuklandı.

    Edinilen bilgiye göre, geçtiğimiz günlerde Konya’da uyuşturucu satışıyla ön plana çıkan mahallelerden olan Doğanlar Mahallesi sakinleri, bir araya gelerek uyuşturucuya karşı mücadele etme kararı almıştı. Uyuşturucuya ‘hayır’ deyip mahalle arasında sloganlar atarak yürüyen mahalle sakinlerine mahalle muhtarlığında görevli birinci aza G.K. de yürüyerek destek vermişti. Emniyet Müdürlüğü Uyuşturucu ile Mücadele Şubesi ekipleri, yürüyüşü organize edenler arasında bulunan G.K.’nin evine uyuşturucu ile mücadele kapsamında baskın düzenledi. Yapılan baskın sonrası evdeki aramada çoğu yakılmış halde olan 540 gram esrar ele geçirildiği öğrenildi. Polisi karşısında görünce esrarları sobaya atarak yakmaya çalışan G.K., uyuşturucu ticari yapmaktan gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen G.K., tutuklanarak cezaevine gönderildi.

  • (Özel Haber) Düzenli yapıldığında kalp krizi riskini en aza indiriyor

    Akdeniz Üniversitesi Fizyoterapi Bölümü mezunu uzman masöz Nazik İnnice, düzenli masaj alımının masa başı ya da ayakta çalışanlar için boyun ve bel fıtığı riskini en aza indirebileceğini söyledi. Masöz İnnice, sağlıklı bir yaşam için kişilerin düzenli beslenme ve sporu yaşam tarzı haline getirmeleri gerektiğini belirtti.

    Trakya Bölgesi’nde, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne’de masaj ve terapi salonları işletmeciliği yapan Masöz Nazik İnnice, dünyada çok yaygın olan ve Türkiye’de de aileler tarafından tercih edilmeye başlanan bebek ve çocuk masajının, sağlıklı bir vücuda sahip olmak için önemine dikkat çekti.

    “Dünyada çok fazla çeşitlilik var”

    Akdeniz Üniversitesi Fizyoterapi Bölümü ve Niğde Sağlık Meslek Lisesi Laboratuar Bölümü mezunu olduğunu dile getiren fizyoterapist ve masöz Nazik İnnice, 3 yıldır da Trakya Bölgesi’nde masaj salonları işlettiğini belirterek, “Masaj konusunda Dünya’da özellikle çok fazla çeşit var. Türkiye’de ise 5-6 çeşit ile sınırlı kalabiliyor. Bunlar arasında en önemlilerinden lenf drenajı, klasik masaj, bali masajı, tai masajı, aroma terapi ya da bölgesel masajlarımız, benim gibi sağlık personellerinin işlettiği salonlarda da genellikle medikal masajı çok yaygın olarak uygulamasını yapıyoruz” dedi.

    “Masaj, 7’den 70’e herkes için gerekli”

    İnnice, düzenli masaj almanın vücut metabolizmasını da hızlandırdığına değinerek, “Toplumumuz da masaj ihtiyacı olan bebekte var, gençte var, 60 yaşında bir beyefendi de var, 80 yaşında bir hanımefendi de var. O yüzden 7’den 70’e masaj herkes için gerekli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    “Hayat kalitemizi yükseltmeliyiz”

    Sağlıklı bir yaşam için düzenli beslenme, düzenli spor ve kişinin vücudunu iyi tanıması gerektiğine vurgu yapan Masöz Nazik İnnice, “15-16 yıl masa başı ya da ayakta çalışmış bir insanın şu anda boyun fıtığı ve bel fıtığı olmama ihtimali neredeyse sıfırlarda. Çünkü toplumumuz genel olarak spor yapmıyor, kendine bakmıyor, iyi beslenmiyor. Ve vücut otomatikman ufak tefek böyle tepkiler vermesi çok normal. O yüzden 40-50 yaşına geldikten sonra boyun veya bel fıtığı oluyor insanlarımız. Sonrasında uzman doktorlara ve bizlere başvuruyorlar. Evet geç kalınmış değil, belirli bir yaştan sonra da spora başlanmalı, düzenli masaj alınmalı ve hayat kalitemizi yükseltmeliyiz” diye konuştu.

    “Fiyatlardan korkmalarına gerek yok”

    Türkiye’de, masaj salonları algılarında büyük bir ivme kat edildiğini ancak profesyonel, lüks ve kaliteli hizmet veren salonların yüksek fiyatlarda olduğu düşüncesinin yanlış bir algı olduğunu belirten işletme sahibi masöz Nazik İnnice, “Fiyatlar, Türkiye genelinde neredeyse aynı aralıklarda. Şu an en lüks yere de gitseniz, size 60 dakikalık bir seansı uçuk bir fiyatta yapamazlar. Bunu genelde klasik masaj için söylüyorum. Ama masaj türleri o kadar çok renklendirilebiliyor ki, tabi o da fiyat farklarını etkileyebiliyor. Genel olarak klasik ya da bali masajı alacağınız yer standarttır ve vatandaşlarımızı ekonomik anlamda yük olmayacak şekildedir” dedi.

    “Bebek ve çocuklar için özel seanslar uyguluyoruz”

    İnnice, masajın genel olarak kişi de gevşeme, rahatlama ve dinlendirme konularında hızlı etkiler gösterdiğini ve son dönemde bebek ve çocuk masajının da aileler tarafından tercih edilmeye başlandığını belirterek, “Bebek masajı çok önemli, annelerimize gösterip, çocuklarının o dönemlerde hayat standartlarını yükseltmelerini sağlamayı amaçlıyoruz. Yeni doğmuş bebeklere de masaj yapılabilir ancak annelerimiz o dönemlerde hassas oluyorlar. Biraz daha ele avuca gelmiş olmaları gerekiyor, 4 aylıktan itibaren diledikleri yaş gruplarında bebek ve çocuklar için düzenli masajlar alınabilir. Bu şekilde büyüme hormonları salgılanırken, masajla desteklenebilir, çok sağlıklı bir vücuda sahip olabilir çocuklarımız” şeklinde konuştu.

  • Liseli öğrencilerden depremde zaman ve can kaybını en aza indiren buluş

    TÜBİTAK 48. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Kayseri Bölge Yarışması’nın açılışı yapıldı. Yarışma kapsamında sergilenen ‘Engelsiz Ulaşım’ ve ‘Kimse Var Mı’ projeleri, katılanlardan tam not aldı.

    Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Süleyman Demirel Spor Salonu’nda 3 gün sürecek olan yarışmanın açılışı yapıldı. Açılışta konuşan TÜBİTAK Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Sebahattin Ünalan, sergilenecek olan projeler hakkında bilgi verdi. 7 ilden 754 proje başvurusu yapıldığını ve bu projelerden 98’ini sergiye davet ettiklerini söyleyen Ünalan, “Yarışmamız 48’incisini düzenlediğimiz yaklaşık 50 yıllık geçmişi olan bir yarışma. Şu anda 12 bölgede birlikte düzenlenmekte. Kayseri Bölgesi de bunlardan birisi. Kayseri merkez olmak üzere Sivas, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir, Niğde ve Aksaray bölgemize tabi olan iller. Bu illerden bu dönem 754 proje başvurusu yapıldı. Bu proje başvurularından 98 tanesini sergiye davet ettik. Bu sergi 3 gün devam edecek. 3 günün sonunda 17 projemizi finallere göndereceğiz. Ankara finallerinde başarılı olan proje sahipleri üniversite sınavlarında ek puan alacaklar. Özellikle fen bilimlerinde başarılı olanlar uluslararası yarışmalara katılacaklar” ifadelerini kullandı.

    “Geleceğin bilim adamlarını görmek mutluluk verici”

    Erciyes Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Doğan ise, “Bizim için de heyecan verici bir proje. 3 senedir ev sahipliği yapıyoruz, geleceğin bilim insanlarını burada görmekten mutluluk duyuyoruz. Söylenildiği gibi hepiniz üniversitemiz için de birer adaysınız. Ülkemiz son yıllarda bilim ve teknoloji alanında önemli yatırımlar yapıyor. Bu yarım asra yaklaşan bir yarışma ama devlet desteği her geçen gün artıyor” dedi.

    Konuşmaların ardından kurdele kesimi ile yarışmanın açılışı yapıldı. Açılışa katılanlar kurulan stantları gezerek projeler hakkında sahiplerinden bilgi aldı.

    ‘Engelsiz Ulaşım Aracı’ ile otobüse binmek artık çok kolay

    Yozgat Yerköy Mesleki Teknik Anadolu Lisesi 4. sınıf öğrencisi Yusuf Belkaya ve İbrahim Demir tarafından yapılan ’Engelsiz Ulaşım Aracı’nın, engelli vatandaşların otobüse binmelerinde hayli kolaylık sağlayacağı düşünülüyor. Otobüs durakları önünde kaldırıma kurulacak bir sistemle engelli vatandaşların kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan rahatlıkla otobüse binebileceklerini ifade eden İbrahim Demir projesini şu şekilde anlattı;

    “Projemizin ismi Engelsiz Ulaşım Aracı’dır. Engelsiz Ulaşım Aracımızı kaldırıma 0,40 metreküplük çukur açtıktan sonra sıfıra sıfır yanaştırarak bir platform tasarlamasıdır. Platforma engelli bireyimiz geldiğinde platformun üstüne çıkarak elindeki kumanda vasıtasıyla platforma biner ve otobüsün gelmesini bekler. Otobüs geldiğinde platformumuzu çalıştırarak otobüsüne biner. Her otobüsün yüksekliği aynı olmadığı için biz otomatik olanı tercih etmedik. Engelli bireyimiz platformu istediği yüksekliğe kadar kaldırıp, tekrar indirebilir, istediği kadar içeriye itebilir. Platform kaldırıma sıfıra sıfır olacağından dolayı vatandaş üzerinden geçebilir” dedi.

    ‘Kimse Var mı’ projesinde depremde can ve zaman kaybı önlenecek

    Türkiye’nin gündeminden düşmeyen deprem, geçmiş zamanlarda çok sayıda vatandaşı kaybetmemize neden olmuştu. Deprem gerçeğiyle yaşamaya alışan Türkiye’de, can ve mal kaybını azaltmak için çeşitli çalışmalar da yapılmaya devam ediyor. Bu kapsamda da Yozgat Yerköy Mesleki Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinden Mehmet Enes Şahin ve Beytullah Güler tarafından geliştirilen ‘Kimse Var mı?’ projesi, olası bir depremde can ve zaman kaybının önemli ölçüde önüne geçecek. Mehmet Enes Şahin, proje amacının depremden sonra yıkılan veya hasar görmüş binalarda insanların bulunup bulunmadığını azami şekilde tespit ederek kurtarma ekiplerinin boşa zaman harcamalarının önüne geçmek olduğu söyledi. Ayrıca deprem anında oluşabilecek doğalgaz tesisatı, şebeke suları ve elektrik tesisatından kaynaklanacak ölümlerin ve hasarın da en asgari seviyeye çekilmesine yardımcı olmak amacıyla düzenlenen proje hakkında bilgi veren Şahin, “Bu sayede hangi adreste hangi binada kaç kişinin göçük altında kaldığını belli ediyor. Zamandan kazanmış olduk ve kesmiş olduğu elektrik, doğalgaz ve su sisteminden de bunlardan çıkabilecek ölüm sayısını minimuma indirip hayattan kazandırmış olduk” dedi.

    Uygulanan sistemde doğalgaz, elektrik ve su tesisatının devre dışı kalmasının yanı sıra; bina girişine konulacak sensör ve depremi algılayacak sensör sayesinde gece oluşabilecek depremlerde dahi otonom tedbirler alınarak, binalara giren ve çıkan kişi sayısını sayarak bilgiler interaktif kurtarma ekiplerine aktarılacak.

    3 gün sürecek yarışma kapsamında dereceye girecek 17 proje, Ankara’daki finale katılmaya hak kazanacak.

  • Bakan Özlü: “Döviz kurundaki artışın ekonomiye etkisini en aza indireceğiz”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Birkaç haftadır, döviz kurundaki yükselişe odaklandık kaldık. İnşallah, Perşembe günü, son dönemdeki gelişmelerle ilgili aldığımız tedbirleri açıklayacağız. Bu tedbirlerle, döviz kurundaki artışın ekonomiye etkisini en aza indireceğiz. Küresel bir ekonomideyiz. Dünyadaki gelişmeler, diğer birçok ülkede olduğu gibi, bizde de bazı dalgalanmalara neden olabiliyor” dedi.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Uluslararası İstanbul Plastik Endüstrisi Fuarına katıldı. Beylikdüzü’nde düzenlenen fuarda katılımcılara seslenen Bakan Özlü, “Plastiklerin hayatımızdaki rolü ve ağırlığı her geçen gün artıyor. Teknolojik gelişmelerin de etkisiyle, plastik ürünler çok daha geniş bir sahada uygulama alanı buluyor. Geçmiş dönemlerde demirin, tahtanın, camın üstlendiği rolleri artık plastikler de ifa edebiliyor. Bir ekonomi için her sektör önemlidir, her ürün değerlidir. Ancak bazı sektörler ve bazı ürünler, diğer sektörlerinizin başarısını da etkiler. Mesela makine sektöründe iyiyseniz, bu makineleri kullanan diğer birçok sektörde de rekabet avantajı elde edersiniz. Günümüzde plastiklerin de böyle bir fonksiyonu bulunuyor. Hafif, çok yönlü ve dayanıklı plastikler; diğer birçok sektöre girdi teşkil ediyor. Dünyada plastik talebinin her yıl yüzde 4 civarında artıyor olması, bu sözlerimizi teyit ediyor” diye konuştu.

    “Türkiye, dünyanın ve Avrupa’nın en büyük plastik üreticileri arasında”

    Türkiye’nin miktar bazında bakıldığında dünyanın ve Avrupa’nın en büyük plastik üreticileri arasında olduğunu söyleyen Bakan Özlü, “Türkiye’nin plastik üretiminde de olumlu diyebileceğimiz bir eğilim olduğunu görüyoruz. GBS verilerine göre, 2015 yılında ülkemizde kauçuk ve plastik sektöründe faaliyet gösteren firma sayısı 10 bin 390’dır. Toplam 201 bin kişiye istihdam sağlayan bu firmaların faaliyet karlılığı yüzde 7,9’dur. Plastik üretimimiz, 2002’den sonra, dünya ortalamasından ortalama 3 kat daha hızlı büyüdü. Türkiye, miktar bazında baktığımızda, dünyanın ve Avrupa’nın en büyük plastik üreticileri arasındaki yerini aldı. 2015 yılında, 33 milyar dolar değerinde 8,6 milyon ton plastik mamul ürettik. 2,9 milyar dolar ithalata karşılık 4,3 milyar dolar ihracat yaptık. Yani plastik sektöründe dış ticaret fazlası verdik. 2015 yılında, ihracatımızda bir miktar düşüş yaşandı. Ancak bu düşüş, miktardan ziyade fiyatlardaki düşüşten kaynaklandı. Plastik sektörünün petrokimya endüstrisine bağımlı olması, sektörün yerlilik oranını ve karlılığını artırma noktasında bir sorun oluşturuyor. Bu noktada bize düşen, daha nitelikli ürünler üretmektir. Kısa dönemde girdi yapısını değiştirme ihtimalimiz yok” şeklinde konuştu.

    “Her firmanın kendi ölçeğinde bir Ar-Ge veya tasarım merkezi kurması gerekir”

    Bakan Özlü Ar-Ge ve tasarım merkezlerinin önemine dikkat çekerek, “Ar-Ge ve tasarım yoluyla çıktılarımızı daha yüksek katma değerli hale getirebiliriz. Bakınız, 2015 yılında ihracat ettiğimiz bir kilogram plastik için 2,75 dolar gelir elde etmişiz. Doğrusu bu rakamı yeterli bulmuyoruz. Bu rakamı artırmamız gerektiğini düşünüyoruz. Plastik sektörümüz, üretim konusunda gösterdiği başarıyı artık Ar-Ge konusunda da göstermelidir. Sektörün ve PAGEV gibi sektör temsilcilerinin bu konuda bizimle aynı fikirde olduklarını biliyorum. Bu açıdan, PAGEV’in Plastik Mükemmeliyet Merkezi kurmak için attığı adımı çok önemsiyorum. 18 Ağustos’ta bu merkezle ilgili bir protokol imzalamıştık. KOBİ düzeyindeki firmaların mevcut bilgi ve teknoloji seviyeleriyle gerçekleştiremeyecekleri Ar-Ge projeleri, bu merkezde ortaklık kültürü içinde yapılabilecek. Bu açıdan büyük önem taşıyan bu merkezle ilgili çalışmaları hızlandıralım. Ancak Plastik Mükemmeliyet Merkezi tek başına yeterli olmaz. Her firmanın da kendi ölçeğinde bir Ar-Ge veya tasarım merkezi kurması gerekir. Artık 15 kişiyle Ar-Ge Merkezi kurabiliyorsunuz.10 kişiyle de Tasarım merkezi kurabiliyorsunuz. Bu merkezlerde gerçekleştirdiğiniz projelerle ilgili çok ciddi desteklerden yararlanabiliyorsunuz. Protokol töreni için buluştuğumuzda sektörün Ar-Ge Merkezi sayısını az bulmuş ve yadırgamıştım. Artık bahane veya mazeret kalmadı. Plastik sektörümüz, Ar-Ge Reform Paketi’nin getirdiği avantajlardan istifade etmeli, daha fazla Ar-Ge merkezi kurmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “Döviz kurundaki artışın ekonomiye etkisini en aza indireceğiz”

    Birkaç haftadır, döviz kurundaki yükselişe odaklanıldığını söyleyen Bakan Özlü sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu söylediklerim, aslında sadece plastik sektörü için değil, tüm sektörlerimiz için geçerlilik taşıyor. Sanayi üretiminin kalitesini artırmak, ülkemizin ekonomik hedeflerine ulaşmamızda kilit noktadır. Bakınız, birkaç haftadır, döviz kurundaki yükselişe odaklandık kaldık. Dövizdeki gelişmeler elbette çok önemli. Ekonomi yönetimi olarak, bu gelişmeleri elbette yakından takip ediyoruz. İnşallah, Perşembe günü, son dönemdeki gelişmelerle ilgili aldığımız tedbirleri açıklayacağız. Bu tedbirlerle, döviz kurundaki artışın ekonomiye etkisini en aza indireceğiz. Burada esas önemli olan husus, bizim orta ve uzun vadeli hedeflerimizi muhafaza etmemizdir. Ana gündemimiz olan yatırım, üretim, ihracat ve teknolojinin önündeki yapısal problemleri çözmemizdir. Küresel bir ekonomideyiz. Dünyadaki gelişmeler, diğer birçok ülkede olduğu gibi, bizde de bazı dalgalanmalara neden olabiliyor. Bu tür gelişmelerden en az seviyede etkilenmek için, üretimin kalitesini artırmalıyız.”

    “Bugünlerde ülkemiz hakkında bir algı operasyonu yürütüldüğünü görüyoruz”

    Türkiye hakkında özellikle batı tarafından bir algı operasyonu yürütüldüğünüsöyleyen Bakan Özlü, “Dünya piyasalarının her koşulda talep edeceği ve kolay kolay alternatifini bulamayacağı ürünler üretebilmeliyiz. Böyle bir üretim yapısına geçebilirsek, küresel gelişmelerden yine etkileniriz, ama daha az etkileniriz. İşte Plastik Mükemmeliyet Merkezini kurmamız bu yüzden önemlidir. İşte Ar-Ge ve tasarım merkezleri bu yüzden önemlidir. Yine sizlerle birlikte hayata geçirmeye çalıştığımız Oyuncak OSB projesi de bu yüzden önemlidir. Oyuncak pazarına baktığımızda çok ciddi avantajlarımız olduğunu görüyoruz. Bu pazarın ihtiyacını yerli üretimle karşılamak, başta plastik olmak üzere diğer birçok sektörümüze de güç katacaktır. Bu konuda da sanayicilerimizden daha kararlı ve cesur bir duruş beklediğimizi ifade etmek isterim. Son olarak, buradaki yabancı dostlarımıza da kısaca seslenmek istiyorum. Türkiye, güçlü ekonomisiyle, coğrafi konumuyla, iç ve dış pazar şartlarıyla, sanayileşme seviyesiyle ve demokrasi kültürüyle, dünyanın en önemli üretim merkezlerinden birisidir. Bugünlerde, özellikle Batı kamuoyunda, ülkemiz hakkında bir algı operasyonu yürütüldüğünü görüyoruz. Özellikle Türkiye’de iş yapan veya Türk firmalarıyla ortaklığı olan dostlarımız, bu algının ne kadar yanlış ve haksız olduğunu gayet iyi biliyorlar. Hem yerli hem de yabancı yatırımcılarımız, Türkiye’ye güvenmeye devam etsinler. Türkiye’de iş yapanlar, orta ve uzun vadede muhakkak kazançlı çıkacaklardır” dedi.