Etiket: Ayşe

  • Doç. Dr. Ayşe Tekdal Fildiş: ‘’Mültecileri Damgalıyorlar’’

    İSTANBUL (İHA) – Galler’in Cardiff kentinde sığınmacılara renkli bileklik takma zorunluluğu getirilmesi ve İngiltere’nin Middlesbrough şehrinde sığınmacıların olduğu evlerin kapılarının kırmızıya boyanmasını değerlendiren Haliç Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Tekdal Fildiş bu durumu, ‘’Mültecileri resmen damgalıyorlar’’ şeklinde yorumladı.

    Galler’in Cardiff, İngiltere’nin Middlesbrough şehrinde mültecilere uygulanan ayrımcı uygulamalar tepki çekmeye devam ediyor. Middlesbrough kentinde sığınmacıların bulunduğu evlerin kapılarının kırmızıya boyandığı haberlerinin duyulmasının ardından İngiltere İçişleri Bakanlığı inceleme başlatmıştı. Benzer bir olayın, yaklaşık bir aydır Galler’in başkenti Cardiff’te de yaşandığı ortaya çıktı. Şehirde bulunan mültecilerin renkli bileklikler takmaya mecbur bırakılması ve bu bileklikleri takmayanlara günde 3 öğün verilen yemeklerin verilmeyecek olması tartışmalara neden oldu. Daha önce kadın ve çocuk göçmenlerle ilgili konularda çalışmalar yapan Haliç Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Tekdal Fildiş yaşanan olayları değerlendirdi. Özellikle İngiltere’yi pek çok açıdan iyi bildiğini söyleyen Fildiş, mültecilerin resmen damgalandığını ifade etti.

    “MÜLTECİLERİ TAMAMEN KONTROL ALTINDA TUTMAK İSTİYORLAR”

    İngiltere’deki evleri mültecilere kiralayan şirketin devletten ve Dünya Bankası’nın mülteciler için ayırdığı paradan aldığını belirten Fildiş, “Ama evlere bakıldığında kapılar kırmızı ve insanlar hedef tahtası gibi. Ya da Galler’deki duruma bakıldığında insanlara takılan bu renkli bileklikler yemenizi, içmenizi biz karşılıyoruz, o yüzden her şeyinizi kontrol ediyoruz şeklinde düşünülebilir. Sığınmacılarda tamamen bize bağımlısınız algısı oluşturuluyor ve insanlar resmen damgalanıyor” dedi.

    “YASALAR MÜLTECİLERİ ORADAN ORAYA SÜRÜKLÜYOR”

    Uygulamalarla ilgili soruşturma açılsa ve iyi niyetli insanlar bu soruşturmaları yürütse bile sonucunda herhangi bir yaptırım olmadığına dikkat çeken Fildiş, “Yasalar mültecileri oradan oraya sürüklüyor. Sığınmacıların kalacak yer bulması için şirketlere ihaleler açılıyor. Şirketler de ez az parayı harcayarak çok sayıda insanı bir bölgede tutmaya çalışıyor” diyerek konuşmasını sürdürdü.

    “AVRUPA, DIŞARIDAN GELENİ SİSTEMİNE BİR TEHDİT OLARAK GÖRÜYOR”

    İnsan haklarının İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı’da gelişen bir kavram olduğunu söyleyen Doç. Dr. Ayşe Tekdal Fildiş, “Batı, kendi yaşadığı toplumda demokrasi, insan hakları, eşitlik, adalet, hukuk gibi kavramların geçerli olmasına canı gönülden inanıyor. Ancak bu sistemi bozabilecek, dışarıdan gelen farklı bir dine, kültüre, ırka, coğrafyaya sahip insanları, sistemlerini tehdit eden birer unsur gibi düşünüyor. Zaten Avrupa’nın değerlerinin gerçekten insani değerler mi olduğu yoksa sadece kendileri için mi geçerli olduğu Avrupa’nın kendi içinde de tartışma konusu olmuş durumda” ifadelerinde bulundu.

    “MÜLTECİLERİ BAŞKA ÜLKELERE GİTMEYE ZORLUYORLAR”

    Mültecilerin Avrupa’ya bir şekilde girdiğini ama sıkıntıların bununla bitmediğini dile getiren Fildiş, “Çünkü her ülke onları bir başka ülkeye göndermeye çalışıyor. Zaten mültecileri ülkelerine almak istemedikleri için verdikleri yemekleri azaltarak, yaşamlarını zorlaştırarak onları başka yerlere gitmeye zorluyorlar. Kısacası, kendi sosyal sistemlerinin çökmemesi, kendi insanlarının haklarını sürdürebilmesi için mültecilerin haklarını dikkate almıyorlar” dedi.

  • Ayşe Kulin Bursa’da Okurlarıyla Buluştu

    Yazar Ayşe Kulin, yeni kitabı Tutsak Güneş’in imza gününde Bursalı okurlarıyla bir araya geldi. Kitap imzalatmak isteyen okurlar uzun kuyruklar oluşturdu.

    Yazar Ayşe Kulin, son romanı ‘Tutsak Güneş’in imza gününde Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’ndaki Bursa Kitap Merkezi’nde okurlarıyla bir araya geldi. Tutsak Güneş isimli kitabıyla Kulin, okurlarını yakın gelecekte, yeryüzünde bir ülke’ye götürecek. Okurlar, polisler ordusundan oluşan ve demir yumrukla yönetilen bir ülkede bilim kadını Yuna ile tanışacak. Yuna’yı okurları için tanıtan Kulin, “Geçmişine, kaderine ve en önemlisi de, bir kadın olarak tutkularına sahip çıkarak, beklenmedik bir şekilde gerçekleri sorgulamaya başlayan Yuna, sorumluluğunu üstlenip, deyim yerindeyse, güneşe açılan kapıyı aralamayı göze alacak” dedi.

    Okurlarının isteği üzerine eski yeni tüm kitaplarını imzalayan Kulin, okurlarıyla fotoğraf çekilmeyi de ihmal etmedi. Yeni kitabı hakkında açıklamada bulunan Kulin, “Tutsak Güneş’in ardından öykü türünde eser vermeye devam edebilirim. Ayrıca Bursalı okurlarım beni çok memnun etti. İlgiden memnun kaldım. Biz edebiyatçılar okurlarımız sayesinde varız” dedi.

  • Demirtaş’tan Beyaz Show’da Konuşan ’Ayşe Öğretmen’ Açıklaması

    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Beyaz Show’da konuşan Ayşe öğretmenle ilgili, “O program yapımcısını linç ediyorlar. O kadını arıyorlar. Buna terör örgütü propagandası diyorlar” dedi.

    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Çağlayan’daki Figora Düğün Salonu’nda düzenlenen İstanbul İl Konferansının açılışını gerçekleştirdi. Demirtaş, Beyaz Show’a bağlanarak Diyarbakır’da yaşananlara dikkat çeken ve kendisini öğretmen olarak tanıtan kadınla ilgili açıklama yaptı. Demirtaş, “Bir partinin, vatan haini, terörist, şiddet yanlısı olarak gösterilebilmesinin en büyük nedeni Türkiye’deki basın, medyadır. Bunun bir örneğini 2 gün önce bir show programında yaşanan durumda gördük. Bir kadın telefonla show programına bağlanıyor. İnsanlar ölüyor, sessiz kalmayın, anneler ağlamasın, çocuklar ölmesin, barış olsun bu ülkede diyerek barış mesajı veriyor. Konsept o kadar sert ki. Bir merkez medya canlı yayınından barış mesajının verilmesi, devletin bütün mekanizmalarını harekete geçiriyor. O program yapımcısını linç ediyorlar. O konuşmayı yapan kadını arıyorlar. Buna terör örgütü propagandası diyorlar. Bu kadar yoğun bir şekilde saldırmalarının nedeni denir. ’Ülkemde barış istiyorum’ derken neden bu kadar yoğun saldırıya uğruyorlar. Geri kalanları korkutmak istiyorlar Ayşe öğretmeni değil. Televizyon programcıları ürkmeli, korkmalı. Saldırının bu kadar yoğun ve orantısız olmasının nedeni bu. İnsan anlam veremiyor. Kadın ne yaptı ki bu kadar saldırıya uğradı. Bu televizyon ne yapıyor? Pişmanlık beyannamesi yayınlıyor. Medyanın hali budur” dedi.

    “Asla hiçbir medya grubundan pozitif destek almadık Doğan Medya grubu da dahil” diyen Demirtaş, “O dönemlerde biz bir defa o televizyonlarda gazetelerde bir kez çıktıysak AK Parti 100 kez çıkmıştır. Bize pozitif ayrıcalık yapılmadı, hep bize saldırdılar. 7 Haziran öncesi 6 televizyon programına çıktık. Rakiplerimiz 100-110 televizyon programına çıktı. Gene de Doğan medya HDP arasında uzlaşma varmış gibi bir operasyon yürütülüp operasyon devam ettiriliyor” ifadesini kullandı.

  • Alanya’da Yılın İlk Bebeği Ayşe Eker Oldu

    Antalya’nın Alanya ilçesinde yeni yılın ilk bebeği olan Ayşe, 3 kilo olarak dünyaya geldi.

    Alanya’da 2016 yılının ilk bebeği Ayşe oldu. Alanya Devlet Hastanesi’nde yeni yılın ilk dakikalarında hayata merhaba diyen Fatma ve Ramazan Eker çiftinin ikinci çocukları olan kızlarına Ayşe adı verildi. 3 kilo olarak doğan Ayşe’nin ardından yeni yılın ilk dakikalarında 2 bebek daha dünyaya geldi.

  • ERÜ İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Akademisyeni Doç. Dr. Ayşe Aslıhan Çelenk:

    Kayseri Küçük Millet Meclisinin her ay olağan olarak gerçekleştirdiği toplantılardan Aralık ayı toplantısı yapıldı. Toplantıya konuşmacı olarak katılan Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Akademisyeni Doç. Dr. Ayşe Aslıhan Çelenk, “Türkiye’de ulusal ve uluslararası bir terör tehdidi vardır” dedi.

    Kocasinan Belediyesi Meclis Salonunda gerçekleştirilen toplantıya birçok sivil toplum kuruluşu katıldı. Toplantıda ‘Uluslararası İlişkiler ve Terör’ konusu anlatmak üzere katılan Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası ilişkiler Bölümü Akademisyeni Doç. Dr. Ayşe Aslıhan Çelenk, terörün güncel, önemli ve ülkeler için tartışılır hale gelmesinin iki temel sebebi olduğunu belirterek, “Bu sebeplerden ilki geleneksel güvenlik ve savaş kavramının değişikliğe uğraması ve insan güvenliği isimli yeni bir kavramın ortaya çıkmasıdır. Türkiye geçiş noktası, toplanma noktası ve terör eylemlerine maruz kalan bir ülkedir. Türkiye’de ulusal ve uluslararası bir terör tehdidi vardır. Ulusal terörden kastımız en fazla muhatap olduğumuz için PKK’dır, diğeri de IŞİD’tir. PKK 1978 tarihinde kurulmuş bir örgüttür. İlk silahlı eylemini 1984 yılında gerçekleştirmiştir. Özellikle 80 ve 90’lı yıllar çok ciddi anlamda şehitlerin verildiği masum insanların kaybedildiği yıllardır” dedi.

    ’Türk Hükümetinin resmi Suriye politikası en başından beri ısrarla Esad gidecek, Esad’sız bir Suriye olacaktır’ diyen Çelenk, sözlerine şu şekilde devam etti: “Türkiye’nin Suriyeli muhaliflere karşı açık bir desteği var. IŞİD hakkında ise bir araştırma yapılmıştır. Araştırma Türkiye’de insanların IŞİD’e karşı ne kadar sempati duyduklarıyla ilgili yapılmıştır. IŞİD’e sempati duyan ciddi bir oran olmuştur. Bunun da sebebi biraz mezhep meselesine gelmiştir. Çünkü Suriye’de İran tarafından da açıkça desteklenen Şii bir rejim vardır ve bu Şii rejimini devirmeye çalışan ve Şii rejimine karşı savaşan bütün Sunni gruplara da belirli bir sempati vardır. Bu da olayların diğer bir boyutudur. Türkiye açılım süreciyle birlikte kendi içerisinde PKK terörüyle ve terör eylemleriyle bir noktaya kadar başa çıkabilirken diğer taraftan Suriyeli muhalifleri destekleyen oradaki muhaliflerle Suriyeli Kürtler arasında, diğer unsurlar arasında ve diğer devletler olan ilişkilerde bir denge tutturabiliyordu. Bu durum bir yere kadar devam etti fakat belli, bir yerde bozuldu. Bu durumda Haziran seçimlerinden sonra oldu. Haziran seçimlerinden sonra ciddi bir terör dalgasıyla karşılaştık. Dolayısıyla PKK sorunuyla , siyasal yöntemlerle baş etmek ya da bu sorunu bu şekilde çözmek projesi rafa kalktı. Bunun sebepleri ise HDP’nin beklenenden fazla oy alması, hükümet boşluğunun yaşanması, tekrar seçim yapılmasına karar verilmesi gibi nedenlerdir.”