Etiket: Ayırt

  • ATB Başkanı Ali Çandır: “Karaborsacılık ile depoculuk ayırt edilmeli”

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) Kasım Ayı Olağan Meclis Toplantısında konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, karaborsacılık ile depoculuğun ayırt edilmesi gerektiğini söyleyerek, “Mallarını her depolayanı karaborsacı ilan edersek tarımı tamamen bitiririz” dedi.

    ATB Kasım Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışması hakkında üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te, sektörel konular da gündeme geldi. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Meclis’te yaptığı konuşmada, ekonomiye ve tarım sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Son dönemde yapılan komite toplantılarında üyelerin, ürün hastalıklarını ve buna bağlı verim ve kalite düşüklüğü sorununu çok sık dile getirdiğini bildiren Ali Çandır, soğandaki küf hastalığı, zeytindeki zeytin sineği hastalığı, domatesteki tuta zararlısı, susamda kelebek zararlısı, yer altı sularının çekilmesi gibi çok sayıda sorunla mücadele edildiğine dikkat çekti. Başkan Çandır, son dönemde soğan fiyatının artmasıyla gündeme gelen depoculuğu da değerlendirdi. Türkiye’de tarımsal hasadın ortalama 2 ayda yapıldığını belirten Çandır, “Hasatla birlikte önümüzde iki seçenek vardır. Ya hasadı doğrudan tüketeceğiz ve sonraki aylarda ithalat yapacağız. Ya da gelişmiş ülkelerde olduğu gibi uygun ve yasal koşullarda saklayıp, stoklayıp malların zaman faydasını artıracağız. Karaborsacılık ile depoculuk iyi ayırt edilmelidir. Mallarını her depolayanı karaborsacı ilan edersek tarımı tamamen bitiririz. Sorun baskınlarla çözülemeyecek kadar derindir” diye konuştu.

    Çandır, konuşmasında vatani görevini yerine getirirken şehit olanları saygıyla andı. Hafta başında İstanbul’da eğitim uçuşu yapan helikopterin düşmesi nedeniyle şehit olan askerler ile Batman’da şehit olan polise Allah’tan rahmet dileyen Çandır, Türk milletine baş sağlığı diledi.

    Asya Pasifik Ticaret ve Sanayi Odaları Konfederasyonu (CACCI) Başkan Yardımcılığı görevine yeniden seçilen TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nu da tebrik eden Çandır, “Desteğini her zaman yanımızda hissettiğimiz TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu, Asya Pasifik Ticaret ve Sanayi Odaları Konfederasyonu (CACCI) Başkan Yardımcılığı görevine yeniden seçildi, kendisini tebrik ediyorum, başarıları daim olsun” dedi.

    “Zorlukları aşmak için çaba sarfediyoruz”

    Sonbaharın tarım ve ticarette zorlu geçtiğini belirten Çandır, “Zorlu bir sonbaharı ardımızda bırakırken, umudumuzu koruyarak kış mevsimine giriyoruz. Kasım ayı, tarım sektörü için sancılı geçti. İçerisinde bulunduğumuz zorluklara karşı bir yılgınlık ya da teslimiyet içinde değiliz. Zorlukları aşmak için hep birlikte canla başla çalışıyoruz, çalışacağız. Çünkü stratejik sektör olan tarımı, el birliğiyle hak ettiği yere getirmeli, tarıma itibarını yeniden kazandırmalıyız” diye konuştu.

    Tarımın enflasyonun baş sorumlusu olarak gösterildiğine dikkat çeken Çandır, tarımsal üretim ve ticaretin enflasyonunun (ÜFE) yıllık yüzde 16 civarında olduğunu, buna karşın yurt dışı üretici enflasyonunun (YD ÜFE) yüzde 55’ten fazla, yurt içi üretici enflasyonunun ise yüzde 40’tan fazla olduğunu belirtti. Çandır, şunları kaydetti:

    “Bu fiyat artışlarını yaşamış olan üretici ve ticaret kesimi, tüketiciye bunu yüzde 25 olarak yansıtabilmiştir. Bu dönemde tarımsal üretim ve ticaret ile uğraşanlar ilan edilen tüketici enflasyonunu aşağıya çeken bir görev üstlenmiştir. Eğer bu karşılaştırmayı yıllar boyunca yaparsak göreceğiz ki aslında tarım sektörü, diğer sektörlerden çok daha az düzeyde enflasyonu etkilemiştir. Tarım sektöründen çekilme eğiliminin bir sebebi de budur. Maliyetlerini, fiyatlarına yansıtamayan bir sektör büyüyemez. Nitekim son açıklanan büyüme rakamlarında küçülen tek sektör tarım sektörüdür. Herkes şundan emin olsun ki, bu küçülme üreticinin tembelliğinden değildir.”

    Karşılıksız çekte artış

    Son açıklanan verilerinin Antalya ekonomisi açısından önemli uyarılar içerdiğini kaydeden Çandır, “Özellikle karşılıksız çek ve protestolu senet adetleri ve tutarları konusunda şimdiye kadar karşılaşmadığımız sonuçlarla yüz yüzeyiz” dedi. Çandır, resmi verilere göre karşılıksız çek adedinde yüzde 50 artış varken, karşılıksız çek tutarında yüzde 150’lik artış yaşandığını bildirirerek “Yani büyük tutarlı çeklerde ödeme zorluğu daha çok yaşanmıştır. Karşılıksız çekte, Türkiye ortalamasının altında kalmamız bizlere teselli olmuştur. Borcuna sadakatte bildiğiniz gibi kentimiz öteden beri hep ön sıralarda bulunmuştur. Yani zorluklara karşın, borçlarımız konusunda hala nispi yüksek ödeme oranlarına sahibiz. Kentimizin borcuna sadık olma özelliği, kredi talep etme eğiliminde de etkisini göstermektedir. Ülkemiz ortalama kredi büyümesi yüzde 30 iken kentimizde bu oran yüzde 32 olarak gerçekleşmiştir. Sektörel kredilerde, kentimizde en yüksek büyüme toptan ticarette yüzde 140 ile gerçekleşmiştir. Ziraatte ise yüzde 20’lik bir artış olmuştur” ifadelerini kaydetti.

    “Karaborsacılıkla depoculuk ayırt edilmeli”

    Başkan Çandır, son dönemde soğan fiyatının artmasıyla gündeme gelen depoculuğu da değerlendirdi. Türkiye’de tarımsal hasadın ortalama 2 ayda yapıldığını belirten Çandır, “Hasatla birlikte önümüzde iki seçenek vardır. Ya hasadı doğrudan tüketeceğiz ve sonraki aylarda ithalat yapacağız. Ya da gelişmiş ülkelerde olduğu gibi uygun ve yasal koşullarda saklayıp, stoklayıp malların zaman faydasını artıracağız. Çünkü malların zaman faydasını artırdığınızda, oluşturduğunuz katma değer de artar. Katma değeri en fazla artıran yöntem, mesela lisanslı depoculuktur. Yine meyvelerimizin pek çoğu soğuk hava depolarında, hububat ve benzeri ürünlerimiz depolarda stoklanır ki yıl boyu tüketebilelim” diye konuştu.

    Stoklama faaliyetinin manipülasyon ya da rant aracı olarak kullanılması halinde mutlaka cezalandırılması gerektiğini kaydeden Çandır, “Stoklama faaliyeti, karaborsacılığa giriyorsa o bir suçtur ve cezası sonuna kadar verilmelidir. Burada dikkat edilmesi gereken hayati konu; suç işleyenle yasalara uygun olarak emeği, alın teri ve namusuyla çalışanları kesin ifadelerle ayrı tutabilmektir. Mallarını her depolayanı karaborsacı ilan edersek tarımı tamamen bitiririz. Sorun baskınlarla çözülemeyecek kadar derindir. Tarımda hastalıklarla mücadele, planlama, üretim ve ticaretin yeniden ele alınması gerekmektedir” dedi.

    “Önümüzdeki dönemde tarımsal hastalıkları çok konuşacağız”

    Son dönemde yapılan komite toplantılarında üyelerin, ürün hastalıklarını ve buna bağlı verim ve kalite düşüklüğü sorununu çok sık dile getirdiğini bildiren Ali Çandır, soğandaki küf hastalığı, zeytindeki zeytin sineği hastalığı, domatesteki tuta zararlısı, susamda kelebek zararlısı, yer altı sularının çekilmesi gibi çok sayıda sorunla mücadele edildiğine dikkat çekti. Çandır, “Uzmanlara göre, iklim değişikliklerinin de etkisiyle önümüzdeki yıllarda bu tür zararlıları ve hastalıkları daha fazla konuşur hale geleceğiz. Zaten türlü zorlukları yaşayan tarım sektörünün bir de bu hastalıklarla karşı karşıya kalması başta Tarım ve Orman Müdürlükleri olmak üzere herkesi önlem almaya, yeniden bilgileri ve paylaşımları gözden geçirmeye zorunlu hale getiriyor. Bu konuda karar vericilerin iş işten geçmeden önlem alacağına inanıyorum” diye konuştu.

    “Hal yasa tasarısında sektörün görüşü alınsın”

    Değiştirilmesi gündemde olan Hal Yasası’yla ilgili de konuşan Çandır, Hal Yasasının en çok değiştirilen yasalardan biri olduğunu belirtti. Her değişiklikte, mevcut sorunların giderileceğinin belirtilmesine rağmen sorunların daha derinleştiğini kaydeden Çandır, “Yeni düzenleme ile hal sistemi içerisindeki komisyonculuğun kaldırılması öngörülüyor. Yapılan düzenlemeyi sektörün diğer paydaşları gibi bizler de ikinci, üçüncü ağızdan öğreniyoruz. Hazırlanan taslağın, önce sektörün görüşüne sunulması, geri bildirimler de dikkate alınarak yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Borsa tarafından düzenlenen ve sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirildiği ’Yaş Meyve- Sebze Sektörü Sezona Başlarken’ başlıklı sektörel analiz toplantısına katılanların, yerine daha iyi bir sistem getirilmeden komisyonculuğun kaldırılmasına tepki gösterdiğini anımsatan Çandır, “Sektör temsilcileri, yeni tasarının sektörü daha da sıkıntıya sokacağını hatta çiftçiyi üretimden vazgeçireceğini belirtiyor. Bu görüşlerin karar vericiler tarafından dikkate alınacağına inanıyor, aileleriyle birlikte binlerce insanımızı ilgilendiren komisyonculuk mesleğinin tek kalemde bitirilemeyeceğine inanıyorum” diye konuştu.

    “Hayvan borsası ticaretin merkezi olacak”

    Canlı Hayvan Borsası’nın Borsa gündeminde olduğunu belirten Çandır, ilk etap çalışmalarını Kurban Bayramı öncesinde tamamlanan Kömürcüler’deki Canlı Hayvan Borsası’nın, hayvan ticaretinin merkezi olması için yoğun şekilde çalıştıklarını bildirdi. Çandır, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve Antalya Hayvancılık Ticaret Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Birol Ekici ile üyelerin ve sektör paydaşlarının katılımıyla alanda bir toplantı gerçekleştireceklerini kaydetti. Çandır, “Toplantıya katılan arkadaşlarımın önerileri ve göstereceği ilgi, Hayvan Borsası’nın etkin olarak çalışmasına katkı sağlayacaktır. Hayvan Borsası’nın 2. etabıyla ilgili ise proje fiyatlandırma çalışmalarımız devam etmektedir” dedi.

    “Aile tarımı desteklenmeli”

    Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, dünyadaki tarımsal üretimin yaklaşık yüzde 56’sının, toplam gıdanın yüzde 80’inin küçük çiftçiler tarafından üretildiğini bildiren Çandır, “Bizde ise küçük üretici her geçen gün üretimden elini çekmek zorunda kalıyor. Bunun tarımın sürekliliği ve devamı açısından risk olarak görüyoruz, başta kooperatif modeli olmak üzere küçük üreticinin bir an önce örgütlenmesi gerekiyor. Kooperatif sisteminin yenilenerek etkili performans kriterleriyle denetiminin sağlanması, örgütlenme modelinin başarıya ulaşmasını sağlayacaktır” diye konuştu.

    Çandır, şunları söyledi:

    “Tarımsal biyoçeşitliliğin sürdürülmesine yardımcı olan aile çiftçiliği, geleneksel ürün ve gıdaların korunmasını sağlıyor, yerel ekonomilerin gelişmesine katkı sunuyor. Çünkü onlar, tarımı sadece ekonomik faaliyet olarak görmüyor, yaşam biçimi olarak da görüyor. Tarımdaki depremleri yapısı nedeniyle daha hafif atlatan aile çiftçiliğinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir olması için pazarlara erişimin kolaylaştırılması, teknoloji ve yayım hizmetlerine erişimin sağlanması, sosyo-kültürel koşulların geliştirilmesi gerekiyor. Bu nedenle aile çiftçiliği destekleyen politikaların acilen hayata geçirilmesi gerekiyor. Küçük çiftçi yaşatılmalı, aile tarımı desteklenmelidir.”

    Çandır, her ay düzenli olarak düzenlenen komite toplantılarında üyelerin, sektörlerinde yaşanan gelişmeleri ve sorunları değerlendirdiğini belirtirken, “Bizim de yol göstericimiz olan komite üyelerimize buradan teşekkür ediyorum” dedi.

    Mecliste, üyeler sektörel konularda değerlendirmelerde bulundu.

  • AK Parti’li Özdağ: “Yargı cemaat saiki ile buraya gelenlerle baştan beri terörist olanları ayırt etmek zorundadır”

    AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, “Yargı cemaat saiki ile buraya gelenlerle, bir diğer FETO saikiyle ’Darbe yapacağız, ihtilal yapacağız’ diyerek baştan beri terörist olanları ayırt etmek zorundadır” dedi.

    AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve Türkiye’de faaliyet gösteren cemaatlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Cemaatlerin asla siyasallaşmaması gerektiğini söyleyen Özdağ, “Cemaatler olacaktır. Ancak cemaatler siyasallaşmayacaktır. Tarikatlar olacaktır. Tarikatlar de cemaatleşmeyecektir. Türkiye’de hiçbir cemaat, hiçbir tarikat, hiçbir ekol devlet olmayacaktır. Devlete sahip olmakla, devleti sahiplenmek veya devleti korumak ayrı şeylerdir. Türkiye’de her ideolojinin, her fikri yapının iktidar olma imkanı vardır. Bunun yolu meşruiyetten ayrılmadan seçimlerle, sandıkla gelmektir” dedi.

    “1969’dan itibaren darbe yapmak için kodlanmış”

    FETÖ’nün ilk kurulduğu yıllardan itibaren darbe yapmak amacıyla kodlandığını söyleyen Özdağ, “Bu yapının kısım ve katmanlara ayrıldığını görüyoruz. Daha öncesinden de vardı. Bu yapı 1969 yılından itibaren ilerde bir ihtilal yapacak, bir darbe yapacak şekilde kodlanmış ve bu kodlanmayla beraber de bu işin içerisine girmiş bu zihniyetle, bu hayalle, ’ileride ihtilal yapacağız’ diye terör örgütüne dolaylı veya dolaysız destek olanlar var. Ta ki 15 Temmuz’a kadar. Belki hala daha. Ama bu yapıya dini heyecanla, dini hassasiyetleriyle, yardımseverlik duygusuyla ve sosyolojik olarak bir yere yaslanmak, bir yere dayanabilmek, dayanışma ruhunu canlandırma amacıyla buraya girenler vardı. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylemiş olduğu gibi bunun alt kısmı ibadet, ortası ticaret ve bu ticaretin bir kısmı samimi ticaret, bir kısmı ise ihanet ticareti. Yani darbeye giden yolda, darbeye giden yolun taşlarını döşeyen, parasını döşeyen, kadrosunu döşeyen insanlar var. O nedenle burada yargı cemaat saiki ile buraya gelenlerle, bir diğer FETO saikiyle, ’Darbe yapacağız, ihtilal yapacağız’ diyerek baştan beri terörist olanları ayırt etmek zorundadır” diye konuştu.

    Yargının bu noktada hassas olması gerektiğini belirten Özdağ, “Yargı iki noktada çok hassas olmak mecburiyetindedir. Bunu yaptığınız takdirde de hukuk devleti kazanır. Türkiye kazanır” dedi.

    FETÖ yapısına dini duygularla girenlerin olduğunu ve FETÖ’nün bir terör örgütü olduğunu anlayanların bu yapıdan uzaklaştığını belirten Özdağ, “Bir yandan da bu yapının içerisinde şu veya bu saikle yani Allah diyerek, peygamber diyerek girenler, vatan diyerek, dini severlik diyerek girenler, daha sonra deccal çıktığında, daha sonra şeytan çıktığında, daha sonra bu yapının hiç iyiliksever bir yapı olmadığını, sadece egemen güçlerin kirli emellerine alet olma noktasında kendilerini kullandığını görenler ayrılmaya başladılar. Ama onlara da bir çağrım var. İbadet saikiyle girenler veya dini hassasiyetlerle bu yapının içinde olanlar, bu yapının içerisindeki terörist yapıyı bildikleri kadar anlatmak mecburiyetindeler. Çünkü Türkiye çok büyük bir badire atlattı. Hala daha yurt dışında bu insanlar Türkiye’nin aleyhine çalışma yapıyorlar. Bu yapıyı desteklemek akılsızlıktır. Bu yapıyı desteklemek aynı zamanda bir noktada ferasetsizliktir. Bu yapıyı desteklemek demokrasiye, cumhuriyete, devlete, millet iradesine aynı zamanda ihanettir, çok ciddi şekilde ket vurmaktır. Buna karşı da dikkatli olmak mecburiyetindeyiz” şeklinde konuştu.

    “Yargının hassas tartmasında fayda var”

    FETÖ yargılanmalarında yargı mensuplarının hassas olması gerektiğini belirten Özdağ, “Burada özellikle yargı mensuplarının ve kolluk kuvvetlerinin çok hassas bir şekilde doğru tartmasında fayda vardır. Artık 15 Temmuzlar bir daha olmasın. İkinci FETÖ’ler çıkmasın. Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandıralım. Bir yandan Allah nasip ederse hukuku adaletle taçlandıralım. Bir yandan da devletimizi liyakatle, ehliyetle buluşturarak ay-yıldızlı bayrağı hür, Ezan-ı Muhammed’i hür olarak okunmasını ve özgür bir ülke olarak gelecek kuşaklara taşınmasını temenni ediyorum. Bunu yapabilecek bir Türkiye var. Bunu yapacak siyasi irade partilerdir. Bunu yapacak irade siyasi partiler olduğu kadar sivil toplum kuruluşlarıdır. Bunu yapacak olan 80 milyon Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin şerefli vatandaşlarıdır. Akıllarımızı hiçbir kimseye ipotek etmemek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü İslam hür aklı emreder. İslam itikatta birlik ister. Cumhuriyet de fikirlerin çarpışmasını ister. Farklı fikirlerin bir arada yaşaması sanatının adı demokrasidir. Biz farklı fikirlerimizle bir arada yaşayacağız” dedi.

  • MHP’li vekil Özdağ: “FETÖ operasyonlarında suçlu ile suçsuz ayırt edilmelidir”

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, FETÖ ile mücadele ederken suçlu ve suçsuz ayrımı konusunda hassas davranılması gerektiğini vurguladı.

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, Gaziantep’te düzenlenen Siyaset, Strateji ve Liderlik Okulu İstihbarat ve İstihbarat Örgütleri sertifika programına katıldı. Basın mensuplarına açıklama yapan Özdağ, FETÖ ile yapılan mücadelede suçlu ve suçsuz ayrımına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

    “Geç kalmış bir mücadele”

    Ümit Özdağ, devlet içerisinde FETÖ’cü yapı ile mücadelenin devam ettiğine dikkat çekerek, “Bu mücadele çok geç kalmış bir mücadeledir. İktidar bir terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetlerinde , Dışişleri Bakanlığında, Emniyet Genel Müdürlüğünde, İşçileri Bakanlığında ve üniversitelerde örgütlenmesine müsaade etmiştir. Hatta uzun yıllar boyunca teşvik etmiştir. Hükümet hatasını 15 Temmuz’da Türk milletine de ağır bir bedel ödetecek şekilde gördü. O günden beri yapılan etkili tasfiye hareketleri vardır. Bunlar devam etmelidir ama suçluyla suçsuz muhakkak birbirinden ayırt edilmelidir. Bu konuda daha itinalı davranılmalıdır. Ortaya suçsuz olduğu için çıkan mağdurlar var. Bu mağdurların bir an evvel göreve dönmeleri için çalışılmalıdır” dedi.

    Atatürkçü ve ülkücülere FETÖ tasfiyesi iddiası

    Özdağ, terör örgütünün mağduriyetleri bahane edilerek bir taban oluşturulması çalışmalarının da önüne geçilmesi gerektiğini belirterek, “Gaziantep Üniversitesinde sözde FETÖ ile mücadele adında bazı Atatürkçü, ülkücü, Türk milliyetçisi bilim adamlarına karşı rektör tarafından bir tasfiye operasyonu başlatılmış durumdadır. Gaziantep Üniversitesinde yapılmaya çalışılan bu hukuk dışı, kanun dışı FETÖ kokan bu tasfiye operasyonun karşısında duracağım. Bu konuyu meclise ve YÖK’e taşıyacağım. Türk milliyetçileri, Atatürkçüler, tasfiye edilirken kripto FETÖ’cülerin korunup kollandığı hususunu da Türkiye’nin gündeminden düşürmeyeceğim. Kimin ne olduğunu Türkiye çok iyi biliyor. Bir zaman FETÖ’cü olanların itirafçı olduktan sonra sağda solda yine FETÖ’cüleri koruyarak ülkücülere yönelik nasıl bir tasfiye operasyonuna girdiklerini biliyoruz. Bu açık kalacak bir hesap değil bu hesabı kapatacağız” diye konuştu.

  • İzol Grup Yönetim Kurulu Başkanı İzol: “Suçlu suçsuz ayırt edilmeli”

    İzol Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan İzol, iş adamlarına yönelik devam eden FETÖ operasyonlarına değindi. İzol, bu süreçte suçlu ve suçsuzun çok iyi ayırt edilmesi gerektiğini ifade ederek, “Cumhurbaşkanımızın dediği gibi Türkiye’de at izi it izine karışmış durumda. İş adamlarına yönelik devam eden FETÖ operasyonlarında çok dikkatli olmak, suçluyu ve suçsuzu ayırt etmek gerekiyor. FETÖ ile bağlantısı olmayanlar mağdur edilmemeli” dedi.

    15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye ekonomisine etkilerini değerlendiren İzol Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan İzol, “Öncelikle tüketicilerin tüketmekle ilgili bir endişesi yok. Dolayısıyla üreticilerin de üretmekle ilgili bir endişesi yok. Ancak iş sahipleri şartlardan dolayı ekonomik hareketlerini biraz kısıtlamış durumdalar. Aslında Türkiye’de bir ekonomik kriz yok. Yatırımcılar ise temkinli. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi Türkiye’de at izi it izine karışmış durumda. İş adamlarına yönelik devam eden FETÖ operasyonlarında çok dikkatli olmak, suçluyu ve suçsuzu ayırt etmek gerekiyor. FETÖ ile bağlantısı olmayanlar mağdur edilmemeli” dedi.

    “Yastık altındaki paraları çıkaralım”

    Türkiye ekonomisinin hiçbir zaman krize girmeyeceğini ifade eden İzol, “15 Temmuz’dan sonra halkımız biraz telaşa kapıldı. Bu süreçte 200 kişi bankamatiklere koşarken, 2 milyon kişi sokaklara koştu. Bu tablo ülkemizin hiçbir zaman geriye gitmeyeceğini bize gösterdi. Bu bizim için çok önemli bir mesajdır. Bizler yarına umutla bakıyoruz. Bugün Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde terör saldırıları ile sağ sol çatışmasını başlatmak istiyorlar. Ama Türkiye bu oyuna gelmeyecek. Bizim halkımız iradesini 15 Temmuz gecesi ortaya koymuştur. Bizim tek menfaatimiz vatan, bayrak ve topraktır. Sağ sol çatışması ya da mezhep çatışması bu ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Bu süreçte vatan ve bayrak için tek çatı altında birleşmemiz çok önemli. Provokasyonlara çok dikkat etmeliyiz. Vatandaşlarımız hiç korkmasın, Türkiye hiçbir zaman ekonomik krize girmez. Vatandaşlarımıza bir tavsiyede bulunmak istiyorum, bir an önce yastık altındaki paralarımızı dışarı çıkarıp ticarete dökelim. Vatanımıza daha faydalı olabilmek için yatırım yapalım. Geleceğe umutla bakalım” diye konuştu.

    “Siyasi partilerin bir araya gelmesi önemli”

    Darbe girişiminin ardından başlayan demokrasi nöbetlerine değinen İzol şunları söyledi:

    “Darbe girişiminin ardından başlayan demokrasi nöbetlerinde bizde bulunduk. Bu süreçte insanların sağ sol demeden, birlik ve beraberlik içerisinde meydanları doldurmaları çok önemli. Biz meydanları bırakamayız. Çünkü o meydanlar hepimizin meydanı. Özellikle Yenikapı mitingi ülkemiz için dönüm noktasıydı. Ne mutlu bize ki böyle bir ülkede yaşıyoruz ve böyle bir tabloyu yaşadık. O gün dostlarımız sevinirken hainler somurtuyordu. Demokrasi nöbetleri bugün meydanlarda sona ermiş gibi gözükse de o nöbet yüreklerimizde hala devam ediyor. O nöbet aslında yüzyıllardan beri kalbimizde. Bizim gönlümüzdeki nöbet hiçbir zaman bitmeyecek. Bu saatten sonra bütün dünya Türkiye’nin birlik ve beraberliğini biliyor. Yeni bir sürece girdik. Bu bozmaya kimsenin gücü yetmez. OHAL ile birlikte Türkiye’de 3 ay içerisinde çok şey değişeceğine inanıyorum. Darbe girişimi ile gördük ki devlet içinde başka bir devlet yapılanması varmış. Bu süreçte halkımızı ve siyasi partilerin bir araya gelmesi çok önemli. Bu tablonun değişmemesi gerekiyor. Birlik ve beraberlik çağrıları daima yinelenmeli.”

    “Gülen iade edilmeli”

    FETÖ terör örgütü elebaşı Fethullah Gülen’in mutlaka Türkiye’ye iade edilmesi gerektiğini söyleyen İzol, “Fethullah Gülen bir maşadır. Bu kalkışma sadece bir kişinin planlamasıyla olabilecek bir şey değil. Bunun içinde birçok yapılanma vardır. Bunun adı bir gölge oyunu. Amerika mutlaka Fethullah Gülen’i Türkiye’ye iade etmelidir. Bu girişim halkın iradesi ile başarısızlığa uğratıldı. Yanlış insanları hayatınızdan çıkardığınız zaman doğru şeylerle karşılaşmaya başlarsınız. Ülkemizde kim yanlış kim doğru tam olarak bilemiyorduk. Ama 15 Temmuz’dan sonra ak ve kara ortaya açıkça çıkmıştır. Deniz dalgalanınca pisliklerini atar. Bu da ülkemiz için bir dalgadır diye düşünüyorum. Bu deniz bundan sonra daha da temizlenecek” diye konuştu.

    “Çakıcı’dan mektup aldım”

    Cezaevinde bulunan Alaattin Çakıcı’dan mektup aldığını ifade eden İzol, “Alaattin Çakıcı vatanı ve milleti için çok mücadele etti. Cezaevinde bulunduğu süreçte şahsıma iki tane mektup yolladı. Mektubunda adaletsizliğe uğradığını söylüyor. Adaleti savunan bir insanın adaletsizliğe uğraması hoş karşılanmaz. Alaatin Çakıcı aynı suçtan iki kez ceza almış. Böyle bir şey olamaz. Ve Çakıcı’yı yargılayan savcılar ve hakimler şu an FETÖ’den cezaevindeler. Bunu göz önünde bulundurmak lazım. Alaattin Çakıcı’nın cezası gerçekten bitmişse ve Çakıcı’yı adaletsizliğe uğratanlar şu an FETÖ’den cezaevinde ise kendisinin cezaevinden çıkması gerekmektedir diye düşünüyorum. Kendisinin böyle bir talebi yok. Bu tamamen benim şahsi fikrim. Önemli olan adaletin sağlanması” diye konuştu.

  • Temad Genel Başkanı Keser: “Terör, Terörist Ve Halk Ayırt Edilmeli”

    Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Başkanı Ahmet Keser, doğu bölgelerinde terör, terörist ve halkı ayırt etme gerekliliğinin olduğunu söyledi.

    TEMAD Genel Başkanı Ahmet Keser, Kırşehir’de il temsilciliğini ziyarete geldi. Burada bir konuşma yapan Keser, yapılan operasyonları değerlendirdi. Keser, “Bazı bölgelerde uzun süren sokağa çıkma yasakları olmuştu. Bizi tatmin eden ve umutlandıran şey, halk sokağa çıkmıyor” dedi. Bölge halkının devletin almış olduğu kararları uyguladığını anlatan Keser, şöyle konuştu:

    “Halk devletin kararına uyarken, teröristler bölge halkını sokağa çıkartmaya çalışıyor. Burada halkın en sıkışık zamanda terörün yanında mı devletin yanında mı durduğu çok önemli sokağa çıkma yasağını ihlal etmemek halkın devletin yanında olduğunu gösterir. Bu bizim için umut verici bir durum. Halkı teröristten izole etme anlamında da çok önemli bir gelişme yaşanan olayların en önemli boyutu bu bizim de buradan bakmamız gerekiyor. Halk içeride kalarak devlete ’tamam ben buradayım temizle’ diyor. Sokağa çıkma yasağının olduğu yerlerde halk yürüyüşleri yok. Masumane hareketlerle yapılan olayların nereye geleceğini biz zamanında kamuoyu ile paylaşmıştık. Bölge milletvekilleri Türkiye’nin bölünmeye başladığını söylemeye başladı. Önemli olan bunun karşılığının olup olmadığıdır. Devletin otoritesi de bölgede kendini hissettiriyor.”

    Genel Başkan Ahmet Keser, basına kapalı olan bölümde de yönetimiyle birlikte astsubayların özlük haklarının düzelmesi noktasında istişare toplantısına katıldı.