Etiket: Ayında

  • Muğla’nın Kasım ayında ihracatı yüzde 24,1 arttı

    Muğla’nın Kasım ayında ihracatı yüzde 24,1 arttı

    Türkiye İstatistik Kurumu 2020 yılı, Kasım ayı Dış Ticaret İstatistiklerini yayımladı. Dış ticaret istatistikleri genel ticaret sistemi ve özel ticaret sistemi olmak üzere iki farklı ticaret sistemine göre hesaplandı. TÜİK Denizli Bölge Müdürü Özer Coşkun’un verdiği bilgiye göre, Muğla’da genel ticaret sistemine göre ihracat yüzde 24,1 arttı, ithalat yüzde 7 arttı.

    İhracat 2020 yılı Kasım ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,1 artarak 55 milyon 89 bin dolar, ithalat ise yüzde 7 artarak 22 milyon 253 bin dolar olarak gerçekleşti. Kasım ayında Muğla bu değerlerle Türkiye genelinde en fazla ihracatın gerçekleştiği 26’ncı il olurken, ithalatta ise 28’inci sırada yer aldı.

    İhracatta en yüksek pay imalat sektöründe

    2020 Kasım ayında ekonomik faaliyetlere göre ihracatta en yüksek payı alan ilk üç sektör sıralamasında ilk sırada imalat sektörünün payı yüzde 50,95 (28 milyon 70 bin dolar) oldu. Ardından gelen tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 40,23 (22 milyon 162 bin dolar) madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 8,82 (4 milyon 857 bin dolar) oldu.

    İthalatta en yüksek pay imalat sanayii sektöründe

    2020 Kasım ayında ekonomik faaliyetlere göre ithalatta en yüksek payı alan sektörler sıralamasında ise ilk sırada imalat sanayinin payı yüzde 99,58 (22 milyon 158 bin dolar) oldu. Ardından tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 0,41 (92 bin dolar) ve bilgi ve iletişim sektörünün payı yüzde 0,01 (2 bin dolar) oldu.

    En fazla ihracat yapılan ülke Rusya Federasyonu oldu

    Muğla’dan, 2020 yılı Kasım ayında en fazla ihracat yapılan ülke Rusya Federasyonu oldu. Bu ülkeye yapılan ihracat 8 milyon 292 bin dolar olarak gerçekleşti. Rusya Federasyonu’nu sırasıyla 5 milyon 495 bin dolar ile ABD ve 4 milyon 775 bin dolar ile Yunanistan izledi.

    En fazla ithalat yapılan ülke Fas oldu

    Muğla’ya, 2020 yılı Kasım ayında en fazla ithalat Fas’tan yapıldı. Bu ülkeden yapılan ithalat 6 milyon 837 bin dolar olarak gerçekleşti. Fas’ı sırasıyla 3 milyon 619 bin dolar ile Moritanya ve 1 milyon 785 bin dolar ile Norveç izledi.

  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: “Ekim ayında ihracatımız Cumhuriyet tarihimizin en yüksek rakamına ulaştı”

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: “Ekim ayında ihracatımız Cumhuriyet tarihimizin en yüksek rakamına ulaştı”

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Salgın döneminde dahi Ekim ayı ihracatımızın Cumhuriyet tarihimizin en yüksek rakamına ulaşmasıyla sanayi üretimi artışında dünya ikincisi oluşumuzla hep birlikte gurur duyduk” dedi.

    TBMM Genel Kurulundaki 2021 Merkezi Yönetim Bütçe Teklifi ve 2019 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerinde konuşan

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bugüne kadar her şartta olduğu gibi salgın şartlarında da millete hizmetle dolu bir yıl geçirdiklerini söyleyerek, “Milletimizin ve milli iradenin temsilcisi Meclisimizin desteğiyle tüm engelleri birer birer aşarak bugünlere geldik. Bu yıl içinde hidroelektrik santrallerinden şehir hastanelerine, büyük otoyol projelerinden teknoloji merkezlerine pek çok yeni dev eserin açılışını gerçekleştirdik. Fatih sondaj gemimizin keşfettiği 405 milyar metreküplük doğalgaz rezervi keşfinin mutluluğunu 83 milyon hep birlikte hissettik. Salgın döneminde dahi Ekim ayı ihracatımızın Cumhuriyet tarihimizin en yüksek rakamına ulaşmasıyla sanayi üretimi artışında dünya ikincisi oluşumuzla hep birlikte gurur duyduk” ifadelerini kullandı.

    Oktay şöyle konuştu:

    “Özellikle Suriye, Doğu Akdeniz, Libya ve Azerbaycan ile ilgili konularda ülkemiz söz sahibi oldu ve diplomasi kanalları etkin şekilde kullanıldı. Bölgemizde yeni çatışmalar ve insani trajedilerin yaşanmaması için elimizden geleni yapacağımızı ve sınırlarımızın güvenliği konusunda da asla geri adım atmayacağımızı hükümet olarak her platformda açıkça dile getirdik. Doğu Akdeniz ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ilgili meselelerde Türkiye’nin dışlandığı ve Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarlarını gözetmeyen hiçbir senaryonun hayata geçme ihtimali olmadığını bütün dünyaya ilan ettik.”

    Oktay, yılın üçüncü çeyreğinde ekonomik faaliyette başlayan canlılığın Yeni Ekonomik Programı hedefi olan yüzde 0,3 oranındaki büyüme oranının aşılabileceğine işaret ettiğini belirterek, “Covid-19 salgınına yönelik önlemlerin hafifletildiği Haziran ayından itibaren sanayi üretiminde yüksek artışlar kaydedilmiştir. Toplam sanayi üretim endeksi üçüncü çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 8,4 oranında artış göstermiştir. Salgına rağmen Nisan ayında 8 milyar 971 milyon dolar olan ihracatımız hemen her ay artış göstermiş ve Ekim ayında da bu yükseliş sürerek 17 milyar 329 milyon dolar seviyesine ulaşmıştır. Böylece ihracatımız, salgın öncesi seviyelerini de aşarak 2020 yılının en yüksek ihracat değerine ulaşmıştır” şeklinde konuştu.

    “Geniş bir istişare sürecinden sonra insan hakları konusunda yol haritamız olacak Eylem Planı’nın taslağı oluşturulmuştur”

    Oktay, şunları kaydetti:

    “Adalet hizmetlerinde altyapı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, yargıda dijitalleşme ve dinamik mevzuat değişiklikleri gibi alanlarda önemli reformlara imza attık. Geçtiğimiz süreçte Anayasa ve başta temel yasalar olmak üzere gerçekleştirilen değişikliklerle sistemimize birçok yenilik kazandırılmıştır. Kişisel verilerin korunması, çocuk haklarının anayasal koruma altına alınması, sendikal özgürlüklerin geliştirilmesi, kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkının getirilmesi, bilgi edinme ve bireysel başvuru hakkı gibi sosyal ve demokratik haklara odaklı yenilikler anayasal bir zeminde hayata geçirilmiştir. Yargı, hiçbir kişi, kurum veya merciden emir, talimat, tavsiye ya da telkin almaz. Yargının kurumsal varlığı hukuk devleti ve hukukun üstünlüğünü gerçekleştirmenin, korumanın da güvencesidir; böyle olmaya da devam edecektir. Uyuşmazlıkların arabuluculuk ve uzlaştırma yollarıyla mahkeme süreci öncesinde kısa sürede ve daha az masrafla dostane yöntemle çözülmesini sağladık.”

    Yargı ile ilgili Adalet Bakanlığının İnsan Hakları Eylem Planı üzerindeki çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, “Geniş bir istişare sürecinden sonra insan hakları konusunda yol haritamız olacak Eylem Planı’nın taslağı oluşturulmuştur. Buna ilave olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Merkez Bankası başta olmak üzere ekonomik hayatın tüm paydaşları ile bir araya gelinmekte ve İnsan Hakları Eylem Planı Taslağı ve mevzuat ihtiyaçları gözden geçirilmektedir. Bu çerçevede yatırım ortamı, mülkiyet hakkı, sözleşme serbestisi gibi konularda adalet sistemine ilişkin yeni politikalar belirlenecektir. Toplumun tüm kesimlerinin yaklaşımlarının dikkate alındığı yeni bir reform sürecini başlatmış bulunmaktayız. Önümüzdeki aylarda hukuk devleti ilkesini güçlendirme, öngörülebilir kolay erişilebilen hızlı ve etkin işleyen yargı sistemi yönünde yeni adımlar atacağız” diye konuştu.

    “Sonuna kadar insanlarımızın güvenliğini ve haklarını koruyacağız”

    Oktay, kadın cinayetlerine ilişkin olarak, “Kadın katillerine, kadına ve çocuğa karşı suç işleyenlere, istismarda bulunanlara gelince sizler bunları iyi tanırsınız. Dağa kaçırılan çocuğuna kavuşmak isteyen Diyarbakır annesini evinde diri diri yakmak isteyenleri sizler iyi tanırsınız. Mağdur olan bu kadınlarımızı, çocuklarımızı size kurban etmeyeceğiz. İnsani güvenlik mi dediniz? Sonuna kadar insanlarımızın güvenliğini ve haklarını koruyacağız. Demokrasinin de, insanlığın da en büyük düşmanı terördür. Terörle, katillerle mücadelemizi Kürtlerle mücadele gibi yansıtmak tek kelimeyle art niyetliliktir, insafsızlıktır. Tüm Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi gibi konuşmanız gerçeği çarpıtmaktır ve asla doğru değildir” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’de yaşanan deprem felaketlerine ilişkin olarak Oktay, “Başta İzmir, Elâzığ, Malatya ve Giresun olmak üzere doğal afetlerden etkilenen şehirlerimizin yanında olduk, vatandaşlarımızın yaralarını en hızlı şekilde sardık. Afetten etkilenen bölgelere bu yıl toplam 165 milyon lira kaynak sağladık. 3 bin 34 afet konutunun yapımını tamamladık, 20 bin 858 afet konutunun da yapım süreci devam etmektedir. Bildiğiniz gibi İzmir, Ekim ayı içinde 6,6 büyüklüğünde bir depremle sarsıldı ve 116 vatandaşımızı bu depremde kaybettik. Depremin hemen ardından arama kurtarma ekiplerimiz, ilgili kamu kurumlarımız ve gönüllü ekipler gece gündüz demeden büyük fedakârlıkla çalışarak 107 vatandaşımızı enkazdan kurtarmış ve afetten etkilenen vatandaşlarımızın yaralarını sarmıştır. Deprem, sel ve diğer doğal afetlerde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum” diye konuştu.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bütçenin haramzadelerin bütçesi olduğunu iddia ettiğini hatırlatan Oktay, “Bu bütçe, BM insani gelişmişlik endeksinde en yüksek insani gelişmişlik sınıfına çıkardığımız milletimizin bütçesidir. Bu bütçe, Dünya Bankası üst orta gelirler grubuna yükselttiğimiz halkımızın bütçesidir. Bu bütçe, satın alma paritesine göre 2009 yılında 15 bin 457 dolar cinsinden kişi başına geliri 2019 yılında 28 bin 424 dolarla ikiye katlanan insanımızın bütçesidir. Bu bütçe, Türkiye’ye karşı ortaya konulan tüm engellemelere rağmen küresel kriz sonrasında 2010-2019 döneminde ortalama yüzde 5,8 oranında büyüyen ekonomimizde çiftçimizin, esnafımızın, işçimizin, memurumuzun artan vergileriyle oluşturduğumuz milletimizin anasının ak sütü gibi helal bir bütçedir. Bu bütçeye faiz bütçesi, haramzadelerin bütçesi diyenler, bu topraklara tek bir çivi çakmamış, bu ülkenin insanını yıllarca hor görmüş ve bu yüzden de bu milletimiz tarafından ebediyen muhalefetle görevlendirilmiş, muhalefete mahkum edilmiş olanlardır” dedi.

  • Gayrimenkul buluşması Aralık ayında dijital ortamda yapılacak

    Gayrimenkul buluşması Aralık ayında dijital ortamda yapılacak

    Gayrimenkul sektörünün önde gelenleri salgın nedeniyle Aralık ayında gerçeklesek olan dijital buluşmayla farklılık, yenilik, sürdürülebilir bir gelecek ve ortak yarar adına bir araya gelecek.

    Pandemi nedeniyle gayrimenkul sektörü 8-9-10 Aralık tarihlerinde dijital ortamda bir araya geliyor. Yeni nesil iş yapış şekillerinin tartışılacağı online platform Digital Network Alkaş’ta gerçekleşecek. “RE360 Gayrimenkul Buluşması” öncesinde online basın toplantısı gerçekleşti. Alkaş Yönetim Kurulu Başkanı Avi Alkaş ve Alkaş Genel Müdürü Yonca Aközer ev sahipliğinde gerçekleşen online basın toplantısında gayrimenkul sektörünün güncel konularına değinildi.

    RE360’ta bu yıl Forbes’a göre 21. yüzyılın en önemli iş düşünürleri arasında yer alan Salesforce Global İnovasyon Lideri Brian Solis de olacak. Konuyla ilgili Avi Alkaş, “Gayrimenkulün Büyük Buluşması olarak adlandırdığımız RE360, gayrimenkulü 360 derecelik bakış açısıyla, her açıdan tüm paydaşlarıyla birlikte irdeleyerek ve ortak akıl bulmaya çalışarak bir araya getirmeyi hedeflediğimiz bir çalışma. 8-9-10 Aralık tarihlerinde RE360 Gayrimenkul Buluşması’nı tamamen online platforma taşıdık. Birçok etkinlikte olduğu gibi ALKAŞ olarak etkinliklerimizi dijitale taşımak adına Digital Network Alkaş’ı geliştirdik. Böylece katılımcıların birbirleriyle iletişim ve ticari ilişkiler kurabilmeleri, birebir görüşmelerle profesyonel ağlarını genişletebilmeleri için önemli bir network ortamı oluşturuldu” dedi.

  • Rusya Devlet Başkanı Putin: “Ekim ayında ateşkes için Aliyev ikna oldu, Paşinyan olmadı”

    Rusya Devlet Başkanı Putin: “Ekim ayında ateşkes için Aliyev ikna oldu, Paşinyan olmadı”

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ anlaşması öncesinde Ekim ayında Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’i anlaşma konusunda ikna ettiğini, fakat Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın itiraz ettiğini açıkladı.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Rus devlet televizyonu Rossiya 24’te özel röportajı yayınlandı. Röportajda Putin, en çok Dağlık Karabağ’da imzalanan ateşkese yönelik konuştu. Türkiye’nin doğrudan Azerbaycan’ı desteklediğini belirtmekten hiçbir zaman çekinmediğini söyleyen Putin, “Türkiye’nin rolü çok iyi biliniyor, bu Azerbaycan’da defalarca söylendi ve Türk tarafı bunu asla gizlemedi. Onlar tek taraflı olarak Azerbaycan’ı destekledi” dedi. Putin, çatışmaları değerlendirerek, “Bunlar Sovyetler Birliği’nin çöküşünün jeopolitik sonuçları. Biz bu konuyu her zaman genel olarak ele alıyoruz. Burada genel bir durum değil, şu anda tanıklık ettiğimiz oldukça somut olaylar söz konusu” ifadelerini kullandı.

    “Azerbaycan toprakları iade edildi”

    Ermenistan işgali altındaki Dağlık Karabağ’ın Ermenistan dahil hiçbir ülke tarafından tanınmadığına işaret eden Putin, “Hiçbir ülke hatta Ermenistan bile Karabağ’ın bağımsızlığını tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından ne anlama geliyor? Azerbaycan’ın kendi topraklarını, Azerbaycan’ın ve genel olarak tüm dünya toplumunun Azerbaycan’ın toprakları olarak gördüğü toprakları iade ettiği anlamına geliyor ve bu bağlamda, bu konuda kendisine yardımcı olacak bir müttefik seçme hakkına sahipti. Azerbaycan egemen bir devlettir ve kendisine uygun gördüğü ülkeyi müttefik seçebilir. Bu anlamda onu kim bu hakkından mahrum edebilir ki?” diyerek Dağlık Karabağ konusunda Azerbaycan’ın doğrudan haklı olduğuna vurgu yaptı.

    “Dağlık Karabağ’ın statü sorunu var”

    Dağlık Karabağ’da statüsü sorununun devam edip etmediği ile ilgili soruyu yanıtlayan Putin, “Evet, böyle sorun var. Karabağ’ın nihai statüsü çözüme kavuşturulmadı. Şu anki statükoyu mevcut durumu koruyacağımız konusunda anlaştık. Sonra ne olacak, bu gelecekte, ya gelecekteki yöneticiler, bu sürecin gelecekteki katılımcıları tarafından çözülecek. Ama benim görüşüme göre eğer yaşamın normalleşmesi için, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki ilişkilerin, özellikle çatışma bölgesindeki insanlar arasındaki ilişkilerin normalleşmesi gereken koşullar oluşturulursa Karabağ’ın statüsünü belirlemek için gereken koşullar oluşacak” şeklinde konuştu.

    “Rus-Türk gözlem merkezinde İHA’lar kullanılacak”

    Rusya lideri Putin, Dağlık Karabağ’da kurulan gözlem merkezlerinin işleyişi ile ilgili ayrıntılara da değinerek, “Türkiye ile Orta Doğu’da çok iyi bir iş birliği deneyimimiz bulunuyor. Suriye’de İdlib bölgesinde de, Suriye-Türkiye sınırında da ortak devriyeleri, konvoyları birlikte organize ediyoruz. Burada böyle bir iş birliği gerekmiyor. Ancak biz İHA’ların kullanılacağı ortak bir merkez oluşturacağımız, bu araçların yardımıyla temas hattında durumu birlikte izleyeceğimiz, birlikte bilgi alacağımız, birlikte analiz edeceğimiz konusunda anlaştık” ifadelerini kullandı.

    “Rusya ve Türkiye’nin pozisyonları her zaman örtüşmüyor”

    Dağlık Karabağ konusunda Türkiye’nin rolü ile ilgili önemli ifadeler kullanan Putin, “Barışı koruma görevine gelince, hem Azerbaycan hem de Türkiye daima Türkiye’nin barışı koruma operasyonlarına katılabileceğini söylüyordu. Yine de Türk ortaklarımızı da Azerbaycan’daki meslektaşlarımızı da anlaşmanın bozulması için ortam ve ön koşul, akit taraflardan birini birtakım aşırı önlemlere ve aşırı eylemlere kışkırtabilecek koşullar oluşturmanın gerekli olmadığına ikna etmeyi başardığımızı düşünüyorum” diyerek Rusya’nın bu konuda ikna edici bir konumda bulunduğunu söyledi.

    “Ekim’de Aliyev ikna oldu, Paşinyan olmadı”

    Putin 19-20 Ekim’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile bölgede ateşkes için telefon görüşmeleri yaptığını, Aliyev’i Şuşa’ya Azeri sığınmacıların geri dönmesi şartıyla askeri operasyonu durdurmaya ikna ettiğini, ancak Paşinyan’ın buna karşı çıktığını açıkladı. Putin, “Paşinyan bana açık açık Azeri sığınmacıların Şuşa’ya geri dönmesini, Ermenistan ve Karabağ’ın çıkarlarına yönelik tehdit gördüğünü söyledi” dedi.

    “Paşinyan’ın da dürüstçe söylediği gibi durum Ermeni tarafı için çok kritikti”

    10 Kasım’da yapılan anlaşmanın Ermenistan tarafından imzalanmama ihtimali ile ilgili konuşan Putin, “Bu, ülke için intihar olurdu” dedi. Putin, “Azerbaycan ordusu Şuşa’yı kontrol altına aldı. Paşinyan’ın da dürüstçe söylediği gibi durum Ermeni tarafı için çok kritikti. Artık saatleri sayıyorlardı. Hankendi alınmak üzereydi, ilerleme sürebilirdi. Bu koşullarda derhal ateşkesin sağlanması Ermeni tarafının çıkarınaydı. Aksi takdirde intihar olurdu. Başbakan Paşinyan elbette çok zor durumdaydı, zaten üçlü açıklama öncesindeki ve bugünkü gerçek tabloyu, gerçek durumu anlattı. Buna ekleyecek bir şeyim yok. Gerçeği söyledi” diyerek Ermenistan’ın savaşta ağır kayba uğrasına dikkat çekti.

    “Her iki tarafta da her cümle, her madde, hatta her virgül için mücadele vardı”

    10 Kasım’da imzalanan anlaşma öncesinde oldukça fazla çaba sarf ettiklerini söyleyen Putin, Paşinyan ve Aliyev ile art arda görüşmeler yaptığını ve bu süreçte arabulucu görevini üstlendiğini hatırlattı. Putin, “Bunun her yönden zor, enerji tüketen bir süreç olduğunu düşünüyorum. Üçlü istişareler sonucu böyle bir şey oldu. Aslında ben iki liderle de ayrı ayrı konuşurken taleplerini, metinle ilgili şikayetlerini dinlerken, bazı değişiklikler yaparken, karşı tarafla temasa geçerken, onun da isteklerini dinlerken ve ardından tekrar birinci tarafa dönüp önerinin uygun olup olmadığını yeniden istişare ederken arabulucu rolünü üstlenmiş oldum. Her iki tarafta da her cümle, her madde, hatta her virgül için mücadele vardı. Anlaşmanın detaylandırılması neredeyse 1 gün sürdü” dedi.

    “Ermenistan’daki protestolar onların iç meselesi”

    Anlaşmanın imzalanmasından sonra Paşinyan’ın ülkesinde eleştiri oklarının hedefi olması ve muhalifler tarafından protesto edilmesi neticesinde ülkenin anlaşmadan çekilip çekilmeyeceği ile ilgili soruyu yanıtlayan Putin, “Anlaşmaya uyulup uyulmama meselesi taraf ülkenin kendi işi. Ama yükümlülüklerin yerine getirilmemesi büyük bir hata olur. Umarım böyle bir durum olmaz. Ermenistan’daki politik duruma gelince bu bizim işimiz değil, bu Ermenistan’ın işi. Ermenistan bağımsız, egemen bir devlet ve bu devlet kendi iç meselelerini uygun gördüğü şekilde halletme hakkına sahip” diye konuştu.

    Ermenistan muhalefeti ve iktidarı arasındaki siyasi krizin toplumun bölünmesine neden olabileceğini işaret eden Putin, “Savaşan veya savaşın yeniden başlama tehlikesiyle karşı karşıya olan bir ülke, iktidar organizasyonu alanında dahil bu şekilde davranmayı göze alamaz, toplumu içte bölemez. Bence bu kesinlikle kabul edilemez, verimsiz ve son derece tehlikeli” şeklinde konuştu.

  • Kerevitaş’ın konsolide cirosu yılın ilk 9 ayında 2,16 milyar TL oldu

    Kerevitaş’ın konsolide cirosu yılın ilk 9 ayında 2,16 milyar TL oldu

    Türkiye’nin taze dondurulmuş gıda ve margarin pazarının lider şirketlerinden Kerevitaş’ın 2020 yılı ilk 9 aylık konsolide cirosu, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,4 oranında artışla 2,16 milyar TL olarak gerçekleşti.

    Türkiye’nin taze dondurulmuş gıda ve margarin pazarının lider şirketlerinden Kerevitaş, 2020 yılının ilk dokuz aylık finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) açıkladı. Buna göre, şirketin dokuz aylık konsolide cirosu, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,4 oranında artarak 2,16 milyar TL olarak gerçekleşti. Konsolide brüt kâr, ilk dokuz ayda 512 milyon TL’ye yükselirken, FAVÖK ise yılın ilk dokuz ayı itibariyle 312,4 milyon TL oldu.

    Perakendede yüzde 66’lık ciro büyümesi gösterdi

    Kerevitaş, dondurulmuş gıda sektörünün lideri SuperFresh markasıyla yılın ilk dokuz ayında inovatif ürünlerle büyüme stratejisini sürdürdü. Bu dönemde SuperFresh, perakendede yüzde 66’lık ciro büyümesiyle dondurulmuş gıda pazarının üzerinde bir performans gösterdi. İlk dokuz aylık dönemde yaklaşık 400 bin yeni haneye giren SuperFresh, pazar payını iki puan artırarak dondurulmuş gıda sektöründeki liderliğini güçlendirdi. Bu dönemde SuperFresh, Pizza Tost, Tava Böreği, Taş Fırın Pizza, Piliç Döner & Patates, Kasap Köfte ve 7/24 Fırından Ekmek, Simit, Poğaça ürünlerini tüketicilerle buluşturdu.

    Sektörün açık ara lider firması Besler de, yılın ilk dokuz ayında Türkiye’de markalı margarin pazarında yüzde 66 ciro payına ulaşarak pazardaki pozisyonunu daha da güçlendirdi. Bizim Yağ ve Teremyağ markalarının ortaya koyduğu başarılı performansla Besler, perakendede geçen yılın aynı dönemine göre cirosunu yüzde 20 artırarak pazardan daha fazla büyüme elde etti.

    “Hem SuperFresh hem de Besler’de çift haneli büyüdük”

    Kerevitaş ve Yağ İş Birimi CEO’su Şükrü Çin, ilk dokuz aylık dönemde elde edilen performansa ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Pandemi döneminin başından itibaren SuperFresh ve Besler’de üretim, pazarlama ve satış faaliyetlerimize kesintisiz olarak devam ediyoruz. Gerek SuperFresh gerekse Besler’de yılın ilk dokuz ayında, çift haneli ve toplam pazarın üzerinde gerçekleşen büyüme performansımızla pazar liderliğimizi tartışmasız bir konuma ulaştırdık. Özellikle SuperFresh’te pazara bu yıl sunduğumuz yeni ürünlerin kısa sayılabilecek bir sürede, büyük ilgi görmesi bizleri memnun etti. Aynı şekilde Bizim Yağ ve Teremyağ’da hane penetrasyonumuzu her geçen gün artırarak, marka bilinirliğimizi yüzde 100 oranında korumayı başardık. Önümüzdeki dönemde de inovasyon çalışmalarımıza aynı hızla ağırlık vererek, pazardaki güçlü pozisyonumuzu korumaya ve büyütmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.