Etiket: Aydemir’in

  • Leyla Aydemir’in cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı

    Leyla Aydemir’in cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı

    Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’le ilgili şok edici bir gelişme yaşandı. Avukat Ayşegül Aydoğan, “Bugün şok edici bir evraka ulaştık. 2018 tarihli bir adli tıp raporunda geçen bir ibare neticesinde Leyla kızımızın üzülerek cinsel istismara maruz kaldığını açık bir şekilde söyleyebiliyoruz” dedi.

    Ağrı şehir merkezinde yaşayan Şükran ve Nihat Aydemir çiftinin 7 çocuğundan 6’ncısı olan Leyla Aydemir, 2018 yılında Ramazan Bayramı dolayısıyla geldikleri dedesinin yaşadığı Bezirhane köyünde 15 Haziran günü kayboldu. Tüm Türkiye’nin bulunması için seferber olduğu Leyla’nın 18 gün sonra, köye 3 kilometre uzaklıktaki Kurudere mevkiinde cansız bedeni bulundu.

    Bilirkişi raporunda ’istismar yok’ denilmişti

    4 yaşındaki Leyla Aydemir’in ölümünün ardından hazırlanan bilirkişi raporunda, otopside cilt bütünlüğünün korunduğu, kafa, göğüs ve batın boşluğunda kanama, iç organ ve büyük damar yaralanmasının tanımlanmadığı ifade edilmiş, cesedin iskelet sisteminin sağlam bulunduğu ancak çürüme nedeniyle yumuşak dokularda ayrıntılı travmatik değişim analizi yapılmadığı, istismara ve farklı bir DNA’ya yönelik herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtilmişti.

    Ancak bugün ortaya çıkan Adli Tıp Raporu’nda “Anal ve genital bölge muayenesinde hymen açıklığının 1 cm olduğu, duhule müsait olmadığı, hymen üzerinde belirgin yırtık yada çentik gözlenmedi, posterior forşette (genital bölgede) zorlama izi olabilecek kırmızı renkli lezyonlar olduğu görüldü” ibaresi yer aldı.

    “Leyla kızımız cinsel istismara uğramış”

    Saadet Öğretmen Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneği Genel Başkan Danışmanı Avukat Ayşegül Aydoğan, “Ağrı’da katledilen Leyla kızımızın davası için UCİM avukatları olarak elbirliğiyle çalışıyoruz ve bugün şok edici bir evraka ulaştık. 2018 tarihli bir adli tıp raporunda geçen bir ibare neticesinde Leyla kızımızın üzülerek cinsel istismara maruz kaldığını açık bir şekilde söyleyebiliyoruz. Dosyadaki adli tıp raporunda açıkça diyor ki ‘posterior forşette zorlama izi olabilecek kırmızı renkli lezyonlar olduğu’ genital bölge muayenesinde yani açık bir şekilde Leyla’nın cinsel istimara gözler önüne sermekte. Bu evrakı detaylı bir şekilde incelerken fark ettik” diye konuştu.

    “Bu resmen bir hukuk faciasıdır”

    Bu konunun takipçisi olacaklarını ifade eden Av. Aydoğan, “Neden bu evrak sonrasında, böyle bir ibare sonrasında, böyle bir muayene sonrasında neden tüm sanıklardan DNA örneği alınmamış? Neden bu dosyanın içerisinde hiçbir şekilde geçmemiş? Neden diğer adli tıp raporunda ‘suda ki erime sebebiyle hiçbir bulgu bulamadı’ ibaresi geçmekte? Neden savcımız mütalaasında buna yer vermemiş? Biz bunun peşini hiçbir şekilde bırakmayacağız. Leyla davası bizler sayesinde aydınlanmak üzere. Burada bir cinsel istismar var, Leyla’ya kim ne yaptı? Belki de cinsel istismara meyil edip, zorlama gerçekleştirip, bunu gerçekleştirememiş olsalar dahi Leyla’nın genital bölgesinde bir zorlama olduğu ibaresi varken, neden bununla ilgili bir araştırma yapılmamış. Bu resmen bir hukuk faciasıdır. Biz sorumluların ilgili şekilde soruşturulmasını düşünüyoruz. Tüm Adalet Bakanlığına, hakimlere, savcılara sesleniyoruz bunun peşinin bırakılmaması ve buna sebep olanların, bunun dosyaya girmemesine sebep olan herkesin de soruşturulması gerektiği kanaatindeyiz. Leyla istismara uğramış ve biz çok üzgünüz” dedi.

    “Sanıklardan DNA örneği alınıp, yeniden otopsi yapılmalı”

    Hızlı bir şekilde bununla ilgili bir soruşturma yapılması gerektiğini kaydeden Av. Aydoğan, “Çünkü bu örtbas edilecek, üzeri örtülecek bir konu değil. Yaklaşık 2,5 senedir süren yargılama neticesinde Leyla’nın açlıktan öldüğüne dair ibareler verilmişti, basında da geniş çaplı yer bulmuştu ve hepimiz böyle zannediyorduk ki ta ki bu ibareyi görene kadar. Şimdi yeni bir soruşturma yapılmalı, hızlı bir şekilde sanıklardan DNA örneği alınmalı ve gerekirse de yeniden otopsi yapılmalıdır. Leyla’nın katilleri, Leyla’yı bu iğrenç şekilde ölüme götüren herkesin cezalandırılması ve dosyanın bu hale gelmesine sebep olanlarında soruşturulması gerekmektedir” açıklamalarında bulundu.

    Ne olmuştu?

    Ağrı şehir merkezinde yaşayan Şükran ve Nihat Aydemir çiftinin 7 çocuğundan 6’ncısı olan Leyla Aydemir, 2018 yılında Ramazan Bayramı dolayısıyla geldikleri dedesinin yaşadığı Bezirhane köyünde 15 Haziran günü kayboldu. Tüm Türkiye’nin bulunması için seferber olduğu Leyla’nın 18 gün sonra, köye 3 kilometre uzaklıktaki Kurudere mevkiinde cansız bedeni bulundu. Su içinde bulunan küçük kızın babası Nihat Aydemir’in kuzeni Mehmet Ali Aydemir (33), 18 Temmuz günü ’kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.

    7 sanığa dava açılmıştı

    Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca Mehmet Ali Aydemir’in de aralarında olduğu 7 sanık hakkında çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, iştirak halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da 14’er yıla kadar hapis cezası istemiyle 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.

    Davanın 20 Eylül 2019 günü görülen ilk duruşmasında, baba Nihat Aydemir sanıklardan şikayetçi olmamış anne Şükran Aydemir ise şikayetçi olmuştu. Mahkeme heyeti, Leyla’nın amcası Yusuf Aydemir’i ’suçu işlediğine yönelik somut deliller bulunduğu ve dinlenilmeyen tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimali olduğu’ gerekçesiyle tutuklarken, 19 Aralık 2019 günü, dosya üzerinden yapılan tutukluluk değerlendirmesinde ise Mehmet Ali Aydemir, ’mevcut delil durumu ile tutuklulukta geçen süre ve dosyanın geldiği aşama’ dikkate alınarak, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

    Korona virüs tedbirleri kapsamında 3 Temmuz 2020’ye ertelenen davada cumhuriyet savcısı, esas hakkında mütalaasını mahkemeye sundu. Baba Nihat Aydemir ile sanık Besim Dursun’un oğlunun Kanada’ya gönderilmesinden kaynaklı para meselesi olduğu anlatılan mütalaada, sanık Dursun’un olaydan birkaç yıl önce Aydemir’e, “Yemin olsun ben sana ciğer acısını yaşatacağım, ben seni ciğerinle terbiye edeceğim” diye sözler söylediği kaydedildi. ’Yiğit’ kod adlı gizli tanığın, taziye ziyareti sırasında Yusuf Aydemir ve Besim Dursun’un evden sık sık çıkıp, geri döndüklerini bildirdiği ifade edilen mütalaada, Leyla’nın sanık Dursun’un evinin önünden kaybolduğunun diğer tanıkların ifadeleriyle de sabit olduğu vurgulandı. Mütalaada, “Yapılan HTS incelemesinde, sanık Yusuf ve Besim’in maktul Leyla’ya ait cesedin bulunduğu sırada görüşme gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir” denildi.

    Baba ile amca arasında husumet

    Baba Nihat Aydemir ile Leyla’nın amcası Yusuf Aydemir arasında da miras ve alacak meselesi yüzünden husumet olduğu ifade edilen mütalaada, tutuklu amcanın teknik takibe takılan telefon kayıtlarına da yer verilirken şöyle denildi:

    “Sanık Yusuf Aydemir’in sanık Besim Dursun ile yakın arkadaşlığının olduğu, maktul Leyla’nın kaybolduğu gün taziye evinde sanık Yusuf ve Besim’in sürekli bir yerlere gidip tekrar döndüğü, maktul Leyla’yı, sanık Yusuf’un ortadan kaybolduğu yere doğru yönlendirdiği ve Leyla’nın kaybolmadan önce sanık Yusuf’un yanında olduğu tanık beyanlarından anlaşıldığı, Yusuf’un tape kayıtlarında, kolluk görevlilerine bir şey anlatmadığını, diğerlerinin de anlatmamaları ile kolluk ekiplerine dikkat etmeleri yönünde konuşmalar yaptığı saptandı.”

    “Sanığın maktulün bulunması için çalışan görevlileri yanılttığı ve yanlış yönlendirdiği de sabittir”

    Sanık Mehmet Ali Aydemir’in ise Leyla’yı ablası Ayşe Artam’ın evine bıraktığı kaydedilen mütalaanın devamında, “Maktulün cesedine ulaşıldığı sırada kolluk ekiplerince tutulan tutanağa göre, cesedi jandarma ekipleri dışında kimsenin görmemesine rağmen sanık Mehmet Ali, Leyla’nın kıyafetsiz olduğunu ve kıyafetlerini arayacağını ekiplere bildirdi. Sanık Mehmet Ali’nin maktulün kıyafetsiz bulunduğunu bilmesi, hayatın olağan akışına aykırıdır. Sanığın ayrıca maktulün bulunması için çalışan görevlileri yanılttığı ve yanlış yönlendirdiği de sabittir” denildi.

    Cumhuriyet savcısı amca Musa Aydemir ile ilgili olarak da mütalaada, “Her ne kadar sanık Musa’nın telefonunda, maktulün videosu olsa da sanığın müştekilerin evinde yaşamış olduğu, aralarında hiçbir husumet bulunmayışı, sanığın videoyu çekmekteki amacının sosyal medyada paylaşmak olduğu, bu hususun aleyhte delil olarak kullanılmasının olağan hayat akışına uygun olmadığı, sanık hakkında diğer sanıkların aksine ve olay tarihinde 3 yaşında olan ve yargılama aşamasındaki uzman raporuyla beyanına itibar edilemeyecek olan Üzeyir’in ifadeleri dışında aleyhine hiçbir tanık beyanının bulunmayışı dikkate alındığında sanık hakkında şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğrultusunda, delil yetersizliğinden beraatına karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir” dedi.

    Tutuklanmaları istendi

    Yargılama aşamasında müştekilerin şikayetlerinden vazgeçtikleri ancak söz konusu suçun şikayete bağlı olmadığının hatırlatıldığı mütalaada, Yusuf Aydemir, Mehmet Ali Aydemir ve Besim Dursun’un fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, üzerlerine atılı ve eylemlerine uyan ’kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme’ suçlarını iştirak halinde işledikleri bildirildi. 3 sanığın ağırlaştırılmış müebbet ve 4 yıldan 14’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi.

    Ayşe Artam ve Yıldırım Artam’ın da ’cinayete ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yardım’ suçlarından 29 yıl 4’er ay hapisle cezalandırılmalarını isteyen savcı, amca Musa Aydemir ve Hatun Dursun hakkında ise delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesini talep etti. Cumhuriyet savcısı, tutuksuz sanıklar Mehmet Ali Aydemir, Besim Dursun, Ayşe Artam ve Yıldırım Artam’ın, hükümle birlikte tutuklanmalarına karar verilmesini de talep etti.

    Amca Yusuf Aydemir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almıştı

    Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 2 Ekim 2020 günü görülen Leyla Aydemir öldürülmesi ile ilgili karar davasında tutuklu sanık amca Yusuf Aydemir hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilirken, tutuksuz 6 sanık hakkında beraat kararı verildi.

    3 ay sonra amca Aydemir’e tahliye

    Minik Leyla’nın karar davasından 3 ay sonra ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla tutuklanan amca Yusuf Aydemir tahliye edildi. Verilen karar dilekçesinde “Yusuf Aydemir’in tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin ileride telafisi güç mağduriyetine sebebiyet verebileceği, tutuklamanın bir ceza değil tedbir niteliğinde olduğu gözetilerek tahliyesine, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse derhal tahliyesinin sağlanması için Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı Esas Masasına müzekkere yazılmasına, karar kesinleştiğinde dosyanın mahkemesine gönderilmesine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, (I) bendindeki red kararı ve tahliye kararı yönünden kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Dairemize dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunulması, bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi veya İlk Derece Ceza Mahkemesi aracılığıyla dilekçe gönderilmesi suretiyle, nihai olarak Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere Dairemiz nezdinde itiraz yolu açık, bozma kararı yönünden ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere 21/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi” denildi.

  • Leyla davasında müdahil olan avukatların da amca Yusuf Aydemir’in tahliyesine itirazları reddedildi

    Leyla davasında müdahil olan avukatların da amca Yusuf Aydemir’in tahliyesine itirazları reddedildi

    Ağrı’da 2018 yılında cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan amca Yusuf Aydemir’in tahliye kararıyla ilgili davaya müdahil olan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Ağrı Baro Avukatları ile Erzurum Barosu ve UCİM’in itirazı mahkeme tarafından reddedildi. Konu ile ilgili açıklama yapan UCİM Erzurum Hukuk Koordinatörü Av. Oğuzhan Akyüz, “Kamuoyunun vicdanı rahatlayana kadar dosyanın peşini bırakmayacağız” dedi.

    Ağrı’da 2018 yılında dedesinin köyüne gittikten sonra kaybolan ve 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in ölümüne ilişkin davada yerel mahkemece “kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılan amca Yusuf Aydemir tahliye edildi. Tahliye kararı üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığı’nın ardından davaya müdahil olan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Ağrı Baro Avukatları ile Erzurum Barosu ve UCİM avukatları tarafından da, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, sanık hakkında mahkumiyete yeter deliller, atılı suçun Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddede yer alan katalog suçlardan olması, sanık tarafından yaşadıkları çevre ve ailevi durumları da dikkate alınarak tanıklara yönelik baskı, delilleri gizleme faaliyetlerinde bulunma ihtimali de dikkate alınarak verilen tahliye kararının kaldırılması yönünde itirazda bulunuldu. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin istinaf incelenmesi sonucu sanık Yusuf Aydemir’in tahliyesine yönelik kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Ağrı Baro Avukatlarının itirazı Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından reddedildi.

    Konu ile ilgili açıklama yapan Erzurum Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Üyesi ve Saadet Öğretmen Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneği (UCİM) Erzurum Hukuk Koordinatörü Avukat Oğuzhan Akyüz, “Ağrı’da vahşice katledilen Leyla Aydemir davasına Ağrı Barosunun katılma kabulü talebi üzerine müdahil olduk. Yargılama boyunca davaya ilişkin birçok çalışma yürüttük. En son yerel mahkemenin vermiş olduğu karara karşı Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi talebinde bulunduk. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda tutuklu sanık Yusuf Aydemir’in tahliyesine ve daha önce kabul edilmiş olan Ağrı Barosu Başkanlığının katılma talebinin de kaldırılması yönünde karar verildi. Bölge Adliye Mahkemesince tahliyeye ilişkin verilen karara karşı savcılık, Erzurum Barosu, UCİM ve Aile Sosyal Politikalar Bakanlığınca itiraz edildi. Bu itirazlarımız yine mahkeme tarafından reddedildi. Tahliyeye ilişkin itirazlarımız, şu aşamada tutuklama tedbirinin ağır olacağı gerekçesiyle reddedildi. Yerel mahkemece yürütülen yargılamada ailenin insan kaçakçılığı konusu da gündeme gelmişti. Yine yerel mahkemede dinlenen tanıkların ifadelerini tamamen değiştirdikleri görüldü. CMK 100. Maddesine göre tutuklamayı gerektiren suçlardan olduğu ve ailenin daha önce insan kaçakçılığı yaptığından kaçama şüphesi barındırdığı, tanıkların beyanlarını değiştirmesinden dolayı delilleri karartma şüphesi olacağından tutuklama tedbirinin yerinde olduğu kanaatindeyiz. Buna ilişkin itirazımız Bölge Adliye Mahkemesince

    reddedildi” diye konuştu.

    “Kamuoyunun vicdanı rahatlayana kadar dosyanın peşini bırakmayacağız”

    UCİM olarak kamuoyu güvenliğini tehlikeye sokacağından yargı yerinin değiştirilmesi talebinde bulunduklarını ifade eden Av. Akyüz, “Bu talebimiz henüz değerlendirmeye alınmadı. Yargılama ister Ağrı’da ister başka bir mahkemede devam etsin biz bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız, Leyla’nın katillerinin mahkemece tespit edilip cezalandırılmasını sonuna kadar talep edeceğiz. Kamuoyunun vicdanı rahatlayana kadar dosyanın peşini bırakmayacağız” açıklamalarında bulundu.

    Öte yandan, UCİM Genel Başkanı Saadet Özkan ve Genel Başkan Yardımcısı Yücel Ceylan da bu işin sonuna kadar takipçisi olacaklarını, Leyla’nın katillerinin dışarıda ellerini kollarını sallayarak gezmemeleri için ne gerekiyorsa tüm UCİM avukatları olarak yapacaklarını belirttiler.

  • Minik Leyla davasında amca Yusuf Aydemir’in tahliyesine itiraz reddedildi

    Minik Leyla davasında amca Yusuf Aydemir’in tahliyesine itiraz reddedildi

    Ağrı’da 2018 yılında cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan amca Yusuf Aydemir’in tahliye kararıyla ilgili cumhuriyet savcısının itirazı mahkeme tarafından reddedildi.

    Ağrı’da 2018 yılında dedesinin köyüne gittikten sonra kaybolan ve 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan amca Yusuf Aydemir, istinaf mahkemesinin kararıyla tahliye edildi. Tahliye kararı üzerine cumhuriyet savcısı tarafından, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, sanık hakkında mahkumiyete yeter deliller, atılı suçun Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddede yer alan katalog suçlardan olması, sanık tarafından yaşadıkları çevre ve ailevi durumları da dikkate alınarak tanıklara yönelik baskı, delilleri gizleme faaliyetlerinde bulunma ihtimali de dikkate alınarak verilen tahliye kararının kaldırılması yönünde itirazda bulunuldu. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin istinaf incelenmesi sonucu sanık Yusuf Aydemir’in tahliyesine yönelik kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından cumhuriyet savcısının itirazı Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesi tarafından reddedildi.

    “Sanık Yusuf’un üzerine atılı suçları işlediğine dair kesin delil elde edilemediği için tahliyesine karar verilmiştir”

    Karara ilişkin yapılan açıklamada, “02.07.2018 tarihinde maktulün dere kenarında bulunduğunun ihbar edilmesi üzerine görevlilerce köye yaklaşık 3 km, köy yoluna ise 1 km uzaklıkta olan olay yerine gidildiği, maktulün cesedinin Bezirhane Köyünde bulunan ve halk arasında kuru dere olarak bilinen Eşkik Deresindeki su birikintisinde yüz üstü yatar şekilde ve çıplak halde bulunduğu, suyun çocuğu sürükleyebilecek bir hızda akmadığı, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporlarda, kafa, göğüs ve batın boşluğuna nafiz olacak herhangi bir yaralanma tanımlanmadığı, kafa içi kanama, beyin doku harabiyeti, beyin kanaması, iç organ ve büyük damar yaralanması tanımlanmadığı, iskelet sisteminin sağlam olduğu, otopside genital bölgede anüs ve vajen çevresinde travmatik değişim tanımlanmadığı, mevcut verilerle çocuğun ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediğinin belirtildiği, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 21.12.2020 tarih, 2020/2803 Esas ve 2020/2781 sayılı kararı ile tutuklu sanık Yusuf’un üzerine atılı suçları işlediğine dair mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin delil elde edilemediği ve bu nedenle sanığın tahliyesine karar verildiği, Dairemizce dosya üzerinde yapılan incelemede; gizli tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğu, maktulün sanık tarafından alıkonulduğu ve akabinde öldürüldüğüne ilişkin görgüye dayalı doğrudan, açık ve kesin herhangi bir beyanlarının olmadığı, gizli tanıkların somut olayın gerçekleşme şeklinden ziyade aile içerisindeki husumete dair ayrıntılı beyanlarda bulundukları, katılan Şükran, mağdur Nihat ve diğer tanıkların olayın gerçekleşme şekline dair iddiayı destekler mahiyette herhangi bir beyanda bulunmadıkları bu nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 21.12.2020 tarih, 2020/2803 Esas ve 2020/2781 Kararı ile sanık hakkında verilen tahliye kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, cumhuriyet savcısının itiraz dilekçesinde belirttiği hususların dosya kapsamına uymadığı ve maddi delillerle desteklenmediği anlaşılmakla; itirazın reddine karar vermek gerekmiştir” denildi.

  • Av. Aydoğan: “Tahliye edilen Yusuf Aydemir’in Kanada’ya kaçma ihtimali çok yüksek”

    Av. Aydoğan: “Tahliye edilen Yusuf Aydemir’in Kanada’ya kaçma ihtimali çok yüksek”

    Ağrı’da 2018 yılında cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan amca Yusuf Aydemir tahliye kararıyla ilgili UCİM Genel Başkan Danışmanı Avukat Ayşegül Aydoğan, “Tahliye edilen Yusuf Aydemir’in Kanada’ya kaçma ihtimali çok yüksek. Tüm sanıkların Leyla’yı el birliğiyle katletmesine rağmen verilmiş olan bu tahliye kararını hiçbir şekilde kabul etmiyoruz” dedi. Ayrıca UCİM üyeleri Leyla Aydemir davasının Ağrı’dan alınması için CİMER’e başvuruda bulundu.

    Ağrı’da 2018 yılında dedesinin köyüne geldikten sonra kaybolan ve 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan amca Yusuf Aydemir, istinaf mahkemesinin kararıyla tahliye edildi. Tahliye kararına bir tepki de UCİM’den geldi. Türkiye geneli başlattıkları kampanyayla UCİM üyeleri Leyla Aydemir davasının Ağrı ilinden alınarak daha sağlıklı bir yerde görülmesi için CİMER’e başvuruda bulundular.

    “Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi hepimizin vicdanını kanatan bir karara imza attı”

    İstinaf mahkemesinin vicdanları kanatan bir karar verdiğini belirten Saadet Öğretmen Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneği Genel Başkan Danışmanı Avukat Ayşegül Aydoğan, “Biz bugün çok üzgünüz. 2 sene önce Ağrı’da katledilen Leyla Aydemir davasında yerel mahkeme 6 sanığa beraat vermesine rağmen diğer sanık olan Yusuf Aydemir için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermişti. Biz diğer sanıkların da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmaları için istinaf başvurusunda bulunmuştuk. Fakat dün istinaf mahkemesi olan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi hepimizin vicdanını kanatan bir karara imza attı. Dün ağırlaştırılışmış müebbet hapis cezası beraata çevrilen Yusuf Aydemir’in tahliyesine karar verdi. Diğer 6 sanık için de beraat kararının bozulmasına hükmetti. Biz bunu hukuken hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Toplum vicdanını yaralayan bir karara imza atıldı dün itibariyle, biz gerekli itirazlarımızı yapacağız tahliye kararına ve bu davanın hiçbir şekilde peşini bırakmayacağız. Bizim adalete olan inancımız tam. Dosyada somut veriler olmasına rağmen, herkesin, tüm sanıkların el birliğiyle bu suçu işlemesine, Leyla’yı el birliğiyle katletmesine rağmen verilmiş olan bu kararı hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Biz Adalet Bakanımıza, savcılarımıza ve hakimlerimize sesleniyoruz, onlara güvenimiz tam, adalete olan inancımız tam” dedi.

    “Davanın Ağrı ilinden alınması için kampanya başlattık”

    Tüm UCİM üyeleri, tüm UCİM avukatları olarak CİMER’e başvuruda bulunduklarını ifade eden Av. Aydoğan, “Adalet Bakanlığına hitaben bir dilekçe gönderdik. Bu dilekçe de ceza mahkemesi kanunu madde 19 gereğince Adalet Bakanlığımızın kararıyla dosyanın Ağrı ilinden alınarak başka bir yargı yerinde görülmesini talep ettik. Bunun gerekçesi olarak da Ağrı ilinin küçük bir il olması, sanıkların hepsinin birbirini tanıyor olması, hepsinin akraba, kardeş olması ve hem yargılama esnasında hem de yargılama dışında haricen sanıkların yapmış oldukları davranışlar kamu güvenliğini tehlikeye düşüreceği için sağlıklı bir yargılama yapılamayacağı kanaatindeyiz. Bu nedenle dosyanın Ağrı’dan bir an önce çektirilmesi gerekmekte, başka bir yargı yerinde daha sağlıklı bir şekilde yürütülmelidir. Leyla’nın katilleri şu anda dışarıda ellerini, kollarını sallayarak geziyorlar. Bu cinayet faili meçhul bir cinayet değil, bu cinayet örtbas edilecek bir cinayet değil. Biz UCİM olarak sonuna kadar bu davanın peşini bırakmayacağız. Leyla’nın katilleri bulunana kadar hiçbirimize uyku yok” diye konuştu.

    “Kanada’ya kaçma ihtimalleri çok yüksek”

    İstinaf kararında tutuklamanın bir tedbir olduğu, güvenlik gerekçesiyle sadece Yusuf Aydemir’in tutuklu olduğuna dair bir ibarenin geçtiğini kaydeden Av. Aydoğan, “Bu hiçbir şekilde kabul edilebilir değil, evet tutuklama bir tedbirdir. Fakat sanıkların kaçma şüphesi var ise ortada kuvvetli bir suç şüphesi var ise sanıklar salıverilemez. Ceza kanunumuz da bunun hükmü gayet açıktır. Buna rağmen insan kaçakçılığı yaptıklarını hem duruşma esnasında hem duruşma dışında rahatça söyleyen bir ailenin ferdi olan sanığın tahliye edilmesi kabul edilebilir değildir. Kanada’ya insan kaçakçılığı yapan bir aileden bahsediyoruz. Bunların kaçma imkanı çok yüksek ve resmen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi bunun önünü açtı gibi hissediyoruz. Kafamızda çok fazla soru işareti var ve biz bu soru işaretlerinin giderilmesi için, adalete olan inancımızı sağlam tutmak için Adalet Bakanımıza ve hakimlerimize güvenerek yol almaya devam edeceğiz” açıklamalarında bulundu.

    Ne olmuştu?

    Ağrı’da şehir merkezinde yaşayan Şükran ve Nihat Aydemir çiftinin 7 çocuğundan 6’ncısı olan Leyla Aydemir, 2018 yılında Ramazan Bayramı dolayısıyla geldikleri dedesinin yaşadığı Bezirhane köyünde, 15 Haziran günü kayboldu. Tüm Türkiye’nin bulunması için seferber olduğu Leyla’nın 18 gün sonra, köye 3 kilometre uzaklıktaki Kurudere mevkiinde cansız bedeni bulundu. Su içinde bulunan küçük kızın babası Nihat Aydemir’in kuzeni Mehmet Ali Aydemir (33), 18 Temmuz günü ’kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.

    7 sanığa dava açılmıştı

    Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca Mehmet Ali Aydemir’in de aralarında olduğu 7 sanık hakkında çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, iştirak halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da 14’er yıla kadar hapis cezası istemiyle 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne dava açıldı.

    Davanın 20 Eylül 2019 günü görülen ilk duruşmasında, baba Nihat Aydemir sanıklardan şikayetçi olmamış anne Şükran Aydemir ise şikayetçi olmuştu. Mahkeme heyeti, Leyla’nın amcası Yusuf Aydemir’i ’suçu işlediğine yönelik somut deliller bulunduğu ve dinlenilmeyen tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimali olduğu’ gerekçesiyle tutuklarken, 19 Aralık 2019 günü, dosya üzerinden yapılan tutukluluk değerlendirmesinde ise Mehmet Ali Aydemir, ’mevcut delil durumu ile tutuklulukta geçen süre ve dosyanın geldiği aşama’ dikkate alınarak, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

    Korona virüs tedbirleri kapsamında 3 Temmuz 2020’ye ertelenen davada cumhuriyet savcısı, esas hakkında mütalaasını mahkemeye sundu. Baba Nihat Aydemir ile sanık Besim Dursun’un oğlunun Kanada’ya gönderilmesinden kaynaklı para meselesi olduğu anlatılan mütalaada, sanık Dursun’un olaydan birkaç yıl önce Aydemir’e, “Yemin olsun ben sana ciğer acısını yaşatacağım, ben seni ciğerinle terbiye edeceğim” diye sözler söylediği kaydedildi. ’Yiğit’ kod adlı gizli tanığın, taziye ziyareti sırasında Yusuf Aydemir ve Besim Dursun’un evden sık sık çıkıp, geri döndüklerini bildirdiği ifade edilen mütalaada, Leyla’nın sanık Dursun’un evinin önünden kaybolduğunun diğer tanıkların ifadeleriyle de sabit olduğu vurgulandı. Mütalaada, “Yapılan HTS incelemesinde, sanık Yusuf ve Besim’in maktul Leyla’ya ait cesedin bulunduğu sırada görüşme gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir” denildi.

    Baba ile amca arasında husumet

    Baba Nihat Aydemir ile Leyla’nın amcası Yusuf Aydemir arasında da miras ve alacak meselesi yüzünden husumet olduğu ifade edilen mütalaada, tutuklu amcanın teknik takibe takılan telefon kayıtlarına da yer verilirken şöyle denildi:

    “Sanık Yusuf Aydemir’in sanık Besim Dursun ile yakın arkadaşlığının olduğu, maktul Leyla’nın kaybolduğu gün taziye evinde sanık Yusuf ve Besim’in sürekli bir yerlere gidip tekrar döndüğü, maktul Leyla’yı, sanık Yusuf’un ortadan kaybolduğu yere doğru yönlendirdiği ve Leyla’nın kaybolmadan önce sanık Yusuf’un yanında olduğu tanık beyanlarından anlaşıldığı, Yusuf’un tape kayıtlarında, kolluk görevlilerine bir şey anlatmadığını, diğerlerinin de anlatmamaları ile kolluk ekiplerine dikkat etmeleri yönünde konuşmalar yaptığı saptandı.”

    “Sanığın maktulün bulunması için çalışan görevlileri yanılttığı ve yanlış yönlendirdiği de sabittir”

    Sanık Mehmet Ali Aydemir’in ise Leyla’yı ablası Ayşe Artam’ın evine bıraktığı kaydedilen mütalaanın devamında, “Maktulün cesedine ulaşıldığı sırada kolluk ekiplerince tutulan tutanağa göre, cesedi jandarma ekipleri dışında kimsenin görmemesine rağmen sanık Mehmet Ali, Leyla’nın kıyafetsiz olduğunu ve kıyafetlerini arayacağını ekiplere bildirdi. Sanık Mehmet Ali’nin maktulün kıyafetsiz bulunduğunu bilmesi, hayatın olağan akışına aykırıdır. Sanığın ayrıca maktulün bulunması için çalışan görevlileri yanılttığı ve yanlış yönlendirdiği de sabittir” denildi.

    Beraat edilmesi istendi

    Cumhuriyet savcısı amca Musa Aydemir ile ilgili olarak da mütalaada, “Her ne kadar sanık Musa’nın telefonunda, maktulün videosu olsa da sanığın müştekilerin evinde yaşamış olduğu, aralarında hiçbir husumet bulunmayışı, sanığın videoyu çekmekteki amacının sosyal medyada paylaşmak olduğu, bu hususun aleyhte delil olarak kullanılmasının olağan hayat akışına uygun olmadığı, sanık hakkında diğer sanıkların aksine ve olay tarihinde 3 yaşında olan ve yargılama aşamasındaki uzman raporuyla beyanına itibar edilemeyecek olan Üzeyir’in ifadeleri dışında aleyhine hiçbir tanık beyanının bulunmayışı dikkate alındığında sanık hakkında şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğrultusunda, delil yetersizliğinden beraatına karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir” dedi.

    Tutuklanmaları istendi

    Yargılama aşamasında müştekilerin şikayetlerinden vazgeçtikleri ancak söz konusu suçun şikayete bağlı olmadığının hatırlatıldığı mütalaada, Yusuf Aydemir, Mehmet Ali Aydemir ve Besim Dursun’un fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, üzerlerine atılı ve eylemlerine uyan ’kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme’ suçlarını iştirak halinde işledikleri bildirildi. 3 sanığın ağırlaştırılmış müebbet ve 4 yıldan 14’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi.

    Ayşe Artam ve Yıldırım Artam’ın da ’cinayete ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yardım’ suçlarından 29 yıl 4’er ay hapisle cezalandırılmalarını isteyen savcı, amca Musa Aydemir ve Hatun Dursun hakkında ise delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesini talep etti. Cumhuriyet savcısı, tutuksuz sanıklar Mehmet Ali Aydemir, Besim Dursun, Ayşe Artam ve Yıldırım Artam’ın, hükümle birlikte tutuklanmalarına karar verilmesini de talep etti.

    Amca Yusuf Aydemir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almıştı

    Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 2 Ekim 2020 günü görülen Leyla Aydemir öldürülmesi ile ilgili karar davasında tutuklu sanık amca Yusuf Aydemir hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilirken, tutuksuz 6 sanık hakkında beraat kararı verildi.

    3 ay sonra amca Aydemir’e tahliye

    Minik Leyla’nın karar davasından 3 ay sonra ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla tutuklanan amca Yusuf Aydemir tahliye edildi. Verilen karar dilekçesinde “Yusuf Aydemir’in tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin ileride telafisi güç mağduriyetine sebebiyet verebileceği, tutuklamanın bir ceza değil tedbir niteliğinde olduğu gözetilerek tahliyesine, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse derhal tahliyesinin sağlanması için Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı Esas Masasına müzekkere yazılmasına, karar kesinleştiğinde dosyanın mahkemesine gönderilmesine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, (I) bendindeki red kararı ve tahliye kararı yönünden kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Dairemize dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunulması, bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi veya İlk Derece Ceza Mahkemesi aracılığıyla dilekçe gönderilmesi suretiyle, nihai olarak Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere Dairemiz nezdinde itiraz yolu açık, bozma kararı yönünden ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere 21/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi” denildi.

  • Aydemir’in talebine Bakan Selçuk’tan onay

    Aydemir’in talebine Bakan Selçuk’tan onay

    AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’in, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Milli Eğitim Bakanlığı etabı görüşmelerinde talep ettiği, Erzurum’da Tarım ve Hayvancılık Meslek Lisesi açılması önerisi kabul edildi.

    Milletvekili Aydemir yaptığı açıklamada, ‘Milli Eğitim Bakanlığı Bütçe görüşmelerinde Erzurum için talepte bulunduğumuz Tarım ve Hayvancılık Meslek Lisesi, Sayın Bakanımız Ziya Selçuk’un kabul müjdesiyle karşılanmıştır. Hayırlı olsun inşaallah. ‘ dedi.

    Aydemir Beklentileri Seslendirdi

    AK Parti Erzurum Milletvekili, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi İbrahim Aydemir Milli Eğitim Bakanlığı 2021 Yılı Bütçesi görüşmelerinde Erzurum’a yönelik talepleri dile getirdi, yapımı devam eden eğitim ve öğretim projelerine yönelik beklentileri aktardı, Atatürk Üniversitesi ve ETÜ ile ilgili paylaşımda bulundu.

    Eğitimde Erzurum Projeleri

    Milletvekili Aydemir, Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesi sunumunda, Erzurum Tarım ve Hayvancılık Meslek Lisesi kurulması, Atatürk Üniversitesi Çoklu Otopark Projesi, Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi Kampüsü Projesi, Açık Öğretim Fakültesi Hizmet Binası Projesi, Atatürk Üniversitesi Batı Kampüsü Projesi, ETÜ Dijital Eğitim Projesini gündeme getirdi. Milletvekili Aydemir, Hınıs, Tekman, Palandöken, Yakutiye, Aziziye ve Köprüköy ilçelerinde yeni derslik ve okullara ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.

    Aydemir YÖK’e Talepleri İletti

    Atatürk Üniversitesi ve Erzurum Teknik Üniversitesi’nin ülke ve bölgenin iki yüz akı yüksek eğitim kurumları olduğunu belirten Milletvekili Aydemir, Milli Eğitim Bakanlığı Bütçe görüşmelerinde projelere dönük beklentileri dillendirip, YÖK Başkanı Yekta Saraç’tan müzaharet istedi.

    Eğitimde Ak Reform

    AK Parti iktidarı döneminde Milli Eğitim odağında da reformlar gerçekleştirildiği, hayati yatırımlar yapıldığı, ülkenin her ilinde olmak üzere 200’ü aşkın üniversitenin kurulduğunu belirten Milletvekili Aydemir, ‘Noksanlarımız yok mu? Elbette var. Hayat her gün önümüze başka sayfalar açıyor. Biz okullaşma oranlarını çok artırdık ama yetmiyor, kifayet etmiyor, bugün yine ihtiyaç var. ‘ dedi.

    İlçelerin Okul Ve Derslik Talebi

    Milletvekili Aydemir, ‘Erzurum bağlamında söyleyeyim: Erzurum’da şu anda Hınıs’ta, Tekman’da, Palandöken’de, Yakutiye’de, Aziziye’de, Köprüköy ilçelerimizde okullara ihtiyaç var. Bunu söyleyeceğiz, konuşacağız, siz de söylüyorsunuz. Yani her şey mütekâmil demek doğru değil, elbette ki kâmil hâle getirmeye çalışıyoruz. ‘ kaydını düştü.

    Aydemir’den Tarım Ve Hayvancılık Meslek Lisesi Talebi

    Erzurum’da mekân ve adreslerin bir hususiyet ifade ettiğine vurgu yapan Milletvekili Aydemir, ‘Erzurum tarım ve hayvancılığın zirve bulduğu bir il. Burada bir okula ihtiyacımız var, okulun adı “Tarım ve Hayvancılık Meslek Lisesi.” Bunun yeri de var, şu anda Aziziye ilçemizde yatılı okul var, orada çok az sayıda öğrencimiz var, onlar bir başka yere plase edilerek, yönlendirilerek burası pekâlâ bu mevzuda eğitime açılabilir. Böyle bir ihtiyacımız var, hususen talep ediyorum. ‘ dedi.

    ‘Atatürk Üniversitesi özel ve güzide bir yüksek öğretim kurumu’

    Atatürk Üniversitesinin yaklaşık yetmiş yıla varan bir serencamı olduğu, ülke çapında bir yüz akı eğitim kurumu hüviyetini taşıdığını belirten Milletvekili Aydemir, ‘Bütün üniversitelerimiz öyledir. Elhamdülillah, 200 küsurun üzerine çıktık, hepsi de nitelik ifade ediyor, hepsinde de bir özel gayret var, hepsi de milletin gönlünde, yüreğinde özel yer etti. Ama Atatürk Üniversitesinin ismi de özeldir, eğitim zemini de çok özeldir. Dolayısıyla, birtakım projelerimiz var, geliştiriyoruz, yapıyoruz. ‘ diye konuştu.

    Erzurum Üniversitelerinin Yürüttüğü Projeler

    Yürütülen projelerle ilgili destek talebinde bulunan Milletvekili Aydemir, Atatürk Üniversitesine yönelik olarak, ‘Bir çoklu otopark projemiz var. Kâzım Karabekir Eğitim Fakültemiz var. Kampüsün içerisinde yeni bir bina lazım. Böyle bir projemiz var, özellikle müzahir olmanızı istirham ediyoruz.

    Yine, Açıköğretim Fakültesi, kendi parasıyla yapacak; bir idari bina ve depo projesi yürütülüyor. Onda bir talebimiz yok. Bunlar tabii, size söylerken Maliye Bakanlığına yönlendirme adına ben bunları özellikle söylüyorum ve o bütçelerde de konuşacağız. Batı Kampüsümüz var, büyüdü üniversitemiz, orada yemekhane ihtiyacımız var, ona dönük bir not düşüyorum. Yine kütüphane ihtiyacımız var.

    Erzurum Teknik Üniversitesi; Erzurum’da, Doğu Anadolu Bölgesi’nde çok özel bir anlam ifade ediyor ve epeyce de bir mesafe aldı, şimdi dijital eğitime dönük bir gayretleri var. Bir proje gelmesi durumunda, hususi bir sahiplenme üzere olursak çok memnun oluruz. ‘ dedi.