Etiket: Ayağa

  • Hami Mandıralı: “TEK Düşüncemiz Kulübü Ayağa Kaldırmak”

    Trabzonspor, Teknik Direktör Hami Mandıralı ile 1 yılı opsiyonlu olmak üzere 1,5 yıllık sözleşme imzaladı. Hami Mandıralı, tek düşüncelerinin bordo-mavili kulübü ayağa kaldırmak olduğunu söyledi.

    Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde düzenlenen imza töreninde, Kulüp Başkanı Muharrem Usta ve Futbol Koordinatörü Yılmaz Büyükaydın hazır bulundu.

    Mandıralı, imza töreninde yaptığı konuşmada, tekrar yuvasına geldiği için mutlu olduğunu belirterek, “Bizim katkımız alacağımız sonuçlarla sadece sahada olacak. Bu sonuçlarla belki yönetim kurulumuzu, başkanımızı, Trabzonspor’u sevenleri bir nebze rahatlatacağız diye düşünüyorum” dedi.

    “TEK DÜŞÜNCEMİZ KULÜBÜ AYAĞA KALDIRMAK”

    İşlerinin sahada çalışıp başarılı olmak olduğunu dile getiren Mandıralı, “Tek düşüncemiz Trabzonspor’u bu düştüğü yerden ayağa kaldırmak. Çok önemli oyuncularımız var fakat zaman içinde bunları kıymetli hale getirmemiz, harekete geçirmemiz lazım. Bu işin sorumluluğu bizde, bizler yapacağız. Oyuncu arkadaşlarımızla birebir terapiler, konuşmalar da yapacağız ama öncelikle hedeflerin Trabzonspor’u daha ileriye taşımak olduğunu anlatacağız. Dokunuşlarla, yakınlaşmayla, ilişkilerle bunu yapmamız lazım diye düşünüyorum. Bir önceki dönemle öyle yapmıştık, güzel şeyler olmuştu” diye konuştu.

    “OYUNCULAR KARARLARI ELEŞTİRMEYECEK”

    47 yaşındaki teknik adam, yüreği kendileriyle olan, forma için atan, savaşmak isteyen oyunculara yüreklerinin açık olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kimseye ön yargımız yok. Bütün oyuncular bizim için çok kıymetli, değerli. Çünkü Trabzonspor forması giyen her oyuncu kıymetlidir. Onlar da kıymetli olduklarını sahada çalışmalarla bize hissettirecekler. Biz de ona göre kararlarımızı vereceğiz. Tabi bütün oyuncular oynamak ister ama 11 kişi oyuna başlar. Dolayısıyla herkesin herkese saygısı olması lazım. Oyuncular kararları eleştirmeyecek, öyle hakları yok. Futbolcuların bir defa konuşma hakkı vardır, o da transfer zamanı en iyi parayı almak için. Ondan sonra ağzını değil ayaklarını çalıştıracak. Biz de ona göre kararımızı verip Trabzonspor’u tekrar bu yerden havaya sokup ayağa kaldırmaya çalışacağız.”

    Yüreklerinin herkese açık olduğunu belirten Mandıralı, “Bir tek yönetim kurulu değil hepsi bir ucundan tutmalı. Bir Trabzonspor var hep birlikte ayağa kaldıralım. Mutlaka eleştiriler olacaktır, onların uyan tarafını da alacağız. Bu süreçte sağlıklı olursanız çok katkı sağlamış olursunuz. Biz de ekibimizle bütün mesaimizi Trabzonspor’a vereceğiz çünkü takımımızın buna ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

    Hami Mandıralı’nın yardımcılıklarını yapacak olan Turgay Karslı, Çağatay Şalap da imza töreninde hazır bulundular.

  • Erdoğan: “Asım’ın Neslini Ayağa Kaldırmanın Mücadelesini Veriyoruz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Asım’ın neslini ayağa kaldırmanın mücadelesini verdiklerini söyledi.

    “Asım’ın Neslinden Bir Usta Recep Tayyip Erdoğan” programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz son 13 yıldır bu ülkeye faydalı bir nesil yetiştirmenin Asım’ın neslini ayağa kaldırmanın mücadelesini veriyoruz. Bu mücadelemizi de 78 milyonun tamamı için yapıyoruz” dedi.

    Programa, Emine Erdoğan’ın yanısıra AK Parti MKYK üyesi, İstanbul Milletvekili ve ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Burhan Kuzu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker, İçişleri Bakanı Efkan Ala, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, AK Parti Milletvekili Aziz Babuşçu ile çok sayıda davetli katıldı.

    Program, Sanat Düşünce Eğitim Derneği(SADED) Başkanı Tahir Fatih Andı’nın açılış konuşmasıyla başladı. Fatih Andı, konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan için dua okudu ve salondaki misafirler de yapılan duaya hep birlikte ’amin’ dedi. Duanın ardından günün anlam ve önemine binaen hazırlanan ve Erdoğan’ın siyaset hayatından kesitlerin sunulduğu sinevizyon gösterimi yapıldı. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 61’inci yaşına ithafen, Tenzile Erdoğan İmam Hatip Lisesi’nden 31 kız öğrenci ile Üsküdar İmam Hatip Lisesi’nden 30 erkek öğrenci olmak üzere toplam 61 öğrenci sahneye davet edildi. Sahnede davet edilen öğrenciler hep bir ağızdan Asım’ın Nesline Bağlılık Yemini etti.

    Daha sonra kürsüye davet edilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstiklal Marşımızın şairi merhum Mehmet Akif Ersoy’u anarak sözlerine başladı. Erdoğan, “Yarın vefatının 79’uncu yıldönümünü idrak edeceğimiz vatan şairimiz, İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u bir kez daha rahmetle, hürmetle minnetle yadediyorum. 27 Aralık 1936 tarihinde soğuk bir kış akşamında İstiklal Caddesindeki Mısır Apartmanında yorgun bir beden son nefesini verdi. Mehmet Akif; ‘Ya Rabbi bu millete bir daha istiklal Marşı yazdırtma’ niyazını bizlere vasiyet bırakarak hayata gözlerini yumdu. O istiklal Marşı’nı bu millete özellikle de gençlere emanet bıraktı. Allah ondan razı olsun” diye konuştu.

    Programı hazırlayanları da tebrik eden Erdoğan, “Bu akşam bizleri bir araya getiren, böylesi bir atmosferi yaşamamıza vesile olan Sanat Düşünce Eğitim Derneği’nin (SADED) yöneticilerine, geceye katılan öğrencilerimize teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum” dedi.

    Mehmet Akif Ersoy’un hayatından kesitler anlatarak sözlerini sürdüren Erdoğan, Ersoy’un zorlu yaşamından ve tüm olumsuzluklara rağmen verdiği kutlu mücadelesinden uzun uzun söz etti. Erdoğan salondaki gençlere bakarak; “Edirnekapı Şehitliğini ihmal etmeyin, uğrayın. Mehmet Akif’i orada hayırla, bir de kabri başında yadedin. Burada özellikle tarihine, medeniyetine, kültürüne sahip çıkan bu birikimi batının fenni ile bilgisi ile tekniği ile teşhis eden, tahkim eden bir gençlik peşindeydi Akif. Bu gençlik; ‘zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem, gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem’ diyen cesaret abidesi bir gençliktir” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir tarafta yerli ve milli olan vardır, diğer tarafta belli mahfillerin taklitçiliğini aydınlık sananlar vardır, geziciler vardır. Bir tarafta bu milleti tahkir edenler aşağılayanlar vardır, bir tarafta hakimiyet milletindir diyenler, diğer tarafta milleti mümeyiz görmeyen vesayetçiler vardır. Bir tarafta bu milletin gençliği için canını siper diğer tarafta gençliği kör ideolojilerini kurban edenler vardır. İşte şuanda Doğu’da, Güneydoğu’da yaşananlar… Orada gençlerimiz için örülen ağlar. Bir tarafta ihya ve imar edenler vardır, diğer tarafta yakıp yıkanlar vardır. Bir tarafta her kez için hak, adalet ve özgürlük mücadelesi verenler, diğer tarafta sadece kendi grupları, çıkarları için çalışanlar vardır. Tüm bunlar gençler size ne kadar tanıdık geliyor di mi.. Bugünün Türkiye’sinde de aynı saflarda aynı mücadele devam etmektedir. İşte biz son 13 yıldır bu ülkeye faydalı bir nesil yetiştirmenin Asım’ın neslini ayağa kaldırmanın mücadelesini veriyoruz. Bu mücadelemizi de 78 milyonun tamamı için yapıyoruz. Bu ülkenin hiçbir gencinin heba olmasını gönlümüz razı değil” dedi.

    Güneydoğu’da yaşanan ve basına yansıyan olaylara dikkat çeken Erdoğan, “Dün TV ekranlarından izlemişsinizdir. Güneydoğu’da bir kültür merkezini ateşe veriyorlar. İçinde genç yavrularımız var. Bunlar yanarak şehit olabilirlerdi. Okulları yaktılar. Bu okullarda da yavrularımız gidebilirdi. Camilerimizi yakıyorlar ve lafa gelince de utanmadan, sıkılmadan barış kelimesini hiçte yakışmıyor ya ağızlarına alıyorlar. Ve şimdi bir de bu ülkede topraklarımızı böleceklerinden bahsediyorlar. Allah’ın izniyle bu ülkede herhangi bir operasyona herhangi bir ameliyata kesinlikle izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    “BU ÜLKENİN GENÇLERİ OLAYLARDA PİYON OLARAK KULLANILDI”

    Erdoğan, “Hiç endişeniz olmasın, zira biz sadece Rabbimizin huzurunda eğiliriz başka eğilmek yok bize. Gençler bu millet geçmişte çok acı yaşadı. Bu ülke en değerli sermayesi olan gençlerini kışkırtmalara, provokasyonlara kurban verdi. Bir dönem bu ülkenin gençlerini sağ sol diye bir birine kurşun sıktı. Maalesef bu ülkenin kimi kandırılmış gençleri gezi olaylarında olduğu gibi sokaklarda ve meydanlarda bir piyon gibi kullanıldı. Bu ülkenin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’sundan binlerce genç, kandilde kurulan insan pazarında bozuk para niyetine harcandı. Aynı şekilde ekmeğinin peşinde yurtdışına giden vatandaşlarımızın evlatlarından en alt kısımdaki benliğinden kopan ve yitip gidenler oldu. İşte bu günde üniversitelerimizde ODTÜ’de namaz kılan gençlerin üzerine saldırıyorlar. Ve ben buradan sesleniyorum. Yönetici kadrolar bunlar lafa geldiği zaman özgürlükçüyüz diyorlar sizin neyiniz özgürlükçü yav. Ellerine geçirdikleri bir dokunulmazlık zırhını bunlar maalesef bu tür aleyhte kullanma gayreti içerisine giriyorlar. Böyle bir şey olamaz. Gereği neyse bununda YÖK tarafından yapılması gerekiyor” dedi.

    “ÜNİVERSİTELERDE VE SOKAKLARDA ŞİDDET UYGULAYANLAR FİKİRLERİ OLMAYAN ZAVALLILARDIR”

    Erdoğan, “Bizler Cumhurbaşkanlığı makamı olarak bununda takipçisi olacağız. Ama bunlar yönetim olarak hiçbir zaman özgürlükçüyüz diyemezler. Aynı şekilde doğu ve Güneydoğu Anadolu’muzda pek çok çocuğumuz, gencimiz evladımız asla kendilerinin olmayan bir kavganın içerisinde birer ikişer kaybolup gidiyorlar. Halbuki biz Mehmet Akif gibi elindeki çivili sopalarla eğitim görenlere, namaz kılanlara değil, elindeki molotofla, kaleşnikoflar, roketatarlar devletine kendi halkına saldıran değil, Asım’ın gençliği bir nesli görmek istiyoruz. Ben şunu her fırsatta ifade ediyorum. Gençlerimizin farklı olması, farklı fikirlerden, farklı düşüncelerden dünya görüşünün olması bizim için daima bir zenginliktir. Bu ülkenin en büyük hazinesi, üniversite kürsülerinde, amfilerinde, sınıflarında gençlerimizin görüşlerinin özgürce ifade edebilmesi, tartışabilmesidir. Fikri olmayan insan sadece şiddete sığınabilir. Üniversitelerde ve sokaklarda şiddet uygulayanları, fikirleri olmadığı için bu yola başvuran zavallılar olarak görüyorum” diye konuştu.

    “KÜRT KARDEŞLERİME ASIL ZULMÜ KENDİLERİNİ TEMSİL ETTİKLERİNİ SÖYLEYEN BU TAKIMLAR YAPIYOR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu durumda karşımızdakiler birer genç olmaktan, üniversite öğrencisi olmaktan, mazlum olmaktan çıkar sadece birer adli suçlu haline gelir. Benim gönlüm böyle bir manzaraya asla razı değil. Gerek üniversitelerde, gerekse hendeklerin gerisindeki gençlerin en kısa zamanda, kendilerine, ailelerine ve milletimize insanlığa faydalı bireyler haline dönüşmesini temenni ediyorum. Tabi bu arada bölgenin belediyelerine de tekrar hatırlatıyorum. Bu tür hendekler kazmayı bırakın da temsilcisi olduğunu iddia ettiğiniz benim Kürt kardeşlerime o belediyenin iş makineleriyle lütfen hizmet veriniz. Onların çöplerini toplayınız, suyu olmayan o Kürt kardeşlerimin evlerine lütfen suyunu götürünüz, atık sularını taşıyacak kanalizasyonunu yapınız. Bunlar var mı yok. O sayılan ilçelerde bugün kanalizasyonlar maalesef açıktan akıyor. Kürt kardeşlerime asıl zulmü kendilerini temsil ettiklerini söyleyen bu takım yapıyor” şeklinde konuştu.

    “ÖĞRENCİLER BANA ’ASIMIN NESLİNİN’ HAYAL DEĞİL HAKİKAT OLDUĞUNU GÖSTERİYORSUNUZ”

    Erdoğan, “Uzun bir dönem medeniyetin merkezinde yer almış ülkenin aydını, yazarı, sanatçısı olmak elbette zordur. Bu bilhassa Türkiye gibi eskiye dair ne değer varsa ötelendiği, tahkir edildiği bir dönemde ona sahip çıkmak için hareket eden bir mütefekkir için çok daha zordur. Mehmet Akif hayatı boyunca bu ağır yüke talip olmuştur. “Hayır hayal ile yoktur benim alışverişim, inan ki her ne demişsem görüp de söylemişim” onun çileyle, mücadeleyle kimi zaman sürgünlerle yoğrulmuş hayatı nasıl bizden önceki nesillere ve bize örnek olmuşsa inşallah gelecek nesillere rehberlik edecektir. Biz tıpkı Mehmet Akif’in özlemini çektiği gibi geçmişimizden aldığımız dersle, ilhamla, aşkla geleceğe yürüyen bir milletiz. İşte şu karşımda gördüğüm manzara, Çanakkale’de, Anadolu’da akan kanların suladığı fidanların bugün meyveye durduğunu işaret ediyor. Şu karşımdaki coşku, Asımın neslinin bir hayal değil, bir hakikat olduğunu gösteriyor. 28 Şubat oldu, bu günde İmam Hatip Liselerinde 600 bin öğrenci vardı. İktidara geldik bu öğrenci sayısı 60 bine düşmüştü. Şimdi hamdolsun bir milyon 200 bin öğrenci var. O güzeller güzeli ifadede, ’sabreden kişi, kimse zafere ulaşır’ diyor. Sabrettik ama sonunda zafer mukadder oldu. İnşallah istikbali 2053 Türkiye’sini bunu biz göremeyeceğiz, ama temenni ve dua ediyorum ki bu nesil görecek.2071 Türkiye’sini inşallah evlatlarınız ve torunlarınız olarak beraber sizler inşa edeceksiniz. Bu düşüncelerle sözlerimize son verirken, bu istiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle ve minnetle yad ediyorum. Yedi güzel adamdan ebediyete intikal etmiş kişileri rahmetle yadediyorum” diyerek sözlerini sonlandırdı.

  • Ölümü Türkiye’yi Ayağa Kaldıran Genç Kız Kaza Kurbanı Çıktı

    Antalya’da 17 yaşındaki Hülya Seyyar’a çarparak ölümüne neden olan sürücü yakalandı. Ehliyetsiz olduğu belirlenen sürücü H.K.’nın, Hülya Seyyar’ın ailesinin televizyon programına çıkması ve Özgecan cinayeti olayının ardından yaşananları göz önünde bulundurarak büyük korku yaşadığı öğrenildi.

    Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin olayın ardından yaptığı geniş çaplı soruşturmada, Hülya Seyyar’ın olay gecesi evden amcasına gideceğini söyleyerek ayrıldığı ve yoldan yaya geçerken nişanlısının telefonla aradığı ve konuşma esnasında çığlık sesi sonrası telefonun kapandığı belirlendi. Olayın trafik kazası olduğunun tespit edilmesinin ardından kazanın meydana geldiği bölgedeki MOBESE ve 30’u aşkın işyerinin güvenlik kameraları detaylı olarak incelendi. Yapılan incelemede Hülya Seyyar’a Hal Caddesi üzerinde hızla seyir halinde olan bir aracın çarptığı daha sonra arkadan gelen gri renkli bir aracın genç kızı altına alarak yaklaşık 100 metre ara sokağa sürüklediği belirlendi. Kamera kayıtlarından genç kızı altına alarak sürükleyen gri renkli aracın Güneş Mahallesi’nde bir otomotiv işyeri sahiplerince kullanıldığı kaza anında ise sürücü belgesi olmayan H.K’nın kullandığı tespit edildi.

    Dün öğleden sonra aracın bulunduğu işyerinde gözaltına alınan şüpheli H.K., ifadesinde kazaya karıştığını itiraf etti.

    ÖZGECAN CİNAYETİ KORKUSU

    H.K.’nın ifadesinde kaza anında korkarak paniğe kapıldığı ve ehliyetsiz olması nedeniyle kaçtığını söylediği ileri sürüldü. İfadesinde gelişmeleri haberlerden takip etiğini söyleyen H.K., Hülya Seyyar’ın ailesinin bir televizyon programına çıkması ve daha önce yaşanan Özgecan cinayeti gibi bir olay mı diye düşündüğü öğrenildi. H.K.’nın, olayların daha fazla büyümemesi nedeniyle teslim olmayı düşündüğü belirtildi.

    H.K., Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki ifadesinin ardından adliyeye sevk edildi.

  • Kaybolmaya Yüz Tutan Meslekleri Yıldırım Belediyesi Ayağa Kaldırıyor

    Yıldırım Belediyesi, ilçede kaybolmaya yüz tutan mesleklerin korunması için adım attı.

    Yıldırım Belediyesi, gelişen teknolojiye rağmen mesleklerini azimle sürdüren zanaatkarlara vergi muafiyeti kolaylığı getirdi. Yıldırım Belediye Meclisi toplantısından çıkan karar ile el dokuma işleri, bakırcılık, ahşap oyma, çini ve çömlek yapımı, yorgancılık, yemenicilik, bastonculuk, yazmacılık, oymacılık gibi kültürel ve sanatsal değeri olan meslek dallarında faaliyette bulunanlar, Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan ek düzenlemeyle gelir vergisinden ve çalışma ruhsatından muaf oldular.

    ‘KÜLTÜRÜMÜZE SAHİP ÇIKIYORUZ’

    İlçe esnafının her zaman yanında olduklarını söyleyen Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali, “Kendi ürettikleri ürünleri satanlara münhasır olmak üzere, geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanları, esnaf muaflığı kapsamına alarak mesleklerini yaşatma fırsatı sunuyoruz. Bu sanatlarla uğraşanlar ustalaştıkça, daha güzel eserler ortaya koydukça sanat tutku haline dönüşüyor. Bunun yanında YIL-MEK kurslarımız sayesinde unutulmak üzere olan çok sayıda geleneksel sanatımıza da yeni zanaatkarlar kazandırarak kültürümüze sahip çıkıyoruz. Restore ederek hanımlarımızın kullanımına sunduğumuz Hançerli Hamamı Kültür Merkezi’ndeki atölyede de Osmanlı sanatları eğitimi veriyoruz” dedi.

  • Belinden Aşağısı Felç Olan Kıbrıs Gazisi Ameliyatla Ayağa Kalktı

    Konya’da, araba garajından düşerek belinden aşağısı felç olan Kıbrıs Gazisi Muzaffer Bağlama, yapılan ameliyatın ardından yeniden ayağa kalktı.

    Konya’da yaşayan 62 yaşındaki Kıbrıs Gazisi Muzaffer Bağlama, iki ay önce Seydişehir ilçesindeki evine gittiğinde asmadaki üzümler için araba garajına çıktı. Dengesini kaybederek iki metre yükseklikten belinin üzerine düşen Bağlama’nın belinde kemik kırılması ve omuriliğindeki zedelenme nedeniyle belinden aşağısı felçli hale geldi. Konya Hospital’da Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Tunç Cevat Öğün’e başvuran Bağlama, hemen ameliyata alındı. Bağlama, başarılı geçen bir operasyonun ardından iki ay sonra yeniden yürümeye başladı.

    “ALLAH O ACILARI KİMSEYE YAŞATMASIN”

    Köyde üzüm toplamak için araba garajının üzerine çıktığını ve iki metre yükseklikten düşerek belindeki T12 kemiğinin kırıldığını anlatan Muzaffer Bağlama, “Omurilikte biraz ezilme olmuş. Araştırdık Konya Hospital’a geldik. Tunç hocamı öğrendik. Çok başarılı bir ameliyat geçti. Kendisine ve ekibine teşekkür ederim. 55 günde ayağa kalktım yürüyorum. Belimden aşağısı felçliydi. Son 15 gündür yürümeye başladım. Düştükten sonraki 15 gün kendimde değildim. Her tarafım şişti. Ağrıdan buradaki çalışanları bile gözüm görmüyordu. Ama şimdi hepsi benim canım, ciğerim. Allah o acıları kimseye göstermesin, şimdi çok iyiyim” dedi.

    1974 Kıbrıs Barış Harekatına katıldığını ifade eden Bağlama, “Kıbrıs Barış Harekatına katılmış bir kişiyim. Allah razı olsun devletimizden, ayrıca Gaziler Derneği, Genel Merkezimiz çok ilgilendi. ’Hemen GATA’ya getirin dediler’. Ama burada ‘biraz dur, bir iki adım atarsan seni oraya gönderelim’ dediler. Daha sonra oraya gerek kalmadığını öğrendim. İnşallah evime çıkacağım. Bir ihtiyacım olursa yine Tunç hocama başvuracağım” ifadelerini kullandı.

    Ameliyat hakkında bilgi veren Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Tunç Cevat Öğün de şunları söyledi: “Muzaffer amca iki ay önce yüksekten düşme sonucu bacaklarında felç durumuyla bize başvurdu. Hemen aynı gün ameliyata aldık. Omurga kırığını düzelttik. Hasarlanan omuriliği serbestleştirip baskıdan kurtardık. Ameliyattan sonraki gün bacaklarındaki felç halinden geriye dönüş başladı. Önce hissetmeye başladı. Ardından ayak diz ve kalçada hareketler geri gelmeye başladı. İyi bir fizik tedavi sürecinin ardından bugün itibariyle bağımsız olarak kendi kendine yürüyüp dolaşabilir hale geldi.”