Etiket: Avukatları:

  • Mersin Barosu avukatları baloda buluştu

    Mersin Barosu’na kayıtlı avukatlar, ’Geleneksel Avukatlar Günü Balosu’nda buluştu. Vali Ali İhsan Su’nun da katıldığı etkinlikte, ’Avukatlar Günü’ pasta kesilerek kutlandı.

    Mersin Barosu tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen ’Avukatlar Günü Balosu’ bu yıl renkli görüntülere sahne oldu. Vali Ali İhsan Su, Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Ercan, İl Emniyet Müdürü Mehmet Şahne, İl Jandarma Komutanı Yusuf Ziyaeddin Cavlak ile il protokolünün katıldığı etkinlikte konuşan Baro Başkanı Ali Er, Mersin Barosu’na kayıtlı yaklaşık 2 bin avukatla birlikte avukatlık mesleğini icra etmenin onurunu ve gururunu yaşadıklarını söyledi. Er, “Avukatlar, vatandaşlarımızın hak arama özgürlüğünün sesi ve teminatı, bağımsız yargılamanın en büyük güvencesidir. Savunma adaletin temelidir. Savunmanın temsilcisi avukatın olmadığı, savunma ve avukata gereken önemin verilmediği yerde, hak ve adaletten, adil yargılanmadan, hukuk devletinden söz edilemez” dedi.

    Mesleki sorunların büyük ölçüde çözüme kavuşması, meslektaşlarının maddi sorunlar ve gelecek kaygıları altında ezilmeden, hak ettiği değeri ve itibarı görerek mesleğini onuruyla sürdürebilmeleri, meslektaşlarının birlik ve beraberlik, sağlık ve huzur içinde yaşamaları en büyük dilekleri olduğunu kaydeden Er, “Demokrasiye, insan haklarına, bağımsız yargıya, hukuk devletine olan inancımız doğrultusunda çalışma ve çabalarımızı sürdürürken, zor şartlarda mesleğini icra eden savunmanın onurlu temsilcileri saygıdeğer meslektaşlarımın ’Avukatlar Günü’nü kutluyorum” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından, meslek hayatında 25, 30, 40, 50 ve 70. yılını dolduran avukatlara onur plaketi takdim edildi. Daha sonra pasta kesilen kutlamada, avukatlar ses sanatçısı Ahmet Mercan’ın seslendirdiği şarkılarla doyasıya eğlendi.

  • Yunan askerlerin avukatları itiraz için adliyeye geldi

    Türkiye sınırını geçerek girdikleri askeri yasak bölgede yakalandıktan sonra geçtiğimiz Cuma günü tutuklanan iki Yunan askerin avukatları, tutuklanmalarına itiraz etmek ve tahliyelerini istemek için adliyeye geldi.

    Türkiye’nin Yunanistan sınırında bulunan Meriç Nehri civarında yakalanan iki Yunan askeri geçtiğimiz hafta tutuklanarak, Edirne Yüksek Güvenlikli F tipi Cezaevi’ne konuldu. Güvenlik için bir koğuşun boşaltılarak sadece iki Yunan askerin bu koğuşa yerleştirildiği bildirildi.

    Tahliyelerini istemek için geldiler

    “Askeri casusluğa teşebbüs” ve “askeri yasak bölgeye girmek” suçlarından tutuklanan Teğmen Angelos Mitretodis ile Astsubay Çavuş Dimitris Kouklazis’in itiraz sürecini başlatmak üzere Edirne’nin Yunanistan Konsolosluğu tarafından tayin edilen avukatlar Hakan Yalçıntuğ ve Sinem Şandır, Edirne Adliyesine geldi.

    Çelişkili ifade veren askerlerin cep telefonları inceleniyor

    Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, Yunan askerlerin gözaltı ve savcılıktaki çelişkili ifadeleri nedeniyle soruşturmayı genişletti. Askerler, ilk ifadelerinde mevsim şartları nedeniyle yanlışlıkla geçtiklerini ancak savcılık ifadelerinde karda ayak izlerini takip ederek göçmenleri izlediklerini beyan etti. Öte yandan, gözaltına alındıklarında üzerilerinde bulunan silahlara ve cep telefonlarına el konulurken, cep telefonlarının da detaylı inceleme altına alındığı öğrenildi. Tutuklu Yunan askerlerin cep telefonlarında, gözaltına alındıkları gün çekilen sınır videoları ve fotoğraflarının olduğu belirtildi.

    Yunan medyası Edirne’de

    Türkiye sınırını geçerek girdikleri askeri yasak bölgede yakalandıktan sonra geçtiğimiz Cuma günü tutuklanan iki Yunan askerinin avukatları, tutuklanmalarına itiraz etmek ve tahliyelerini istemek için adliyeye geldi. Hafta sonu geldikleri öğrenilen bazı Yunan medya kuruluşlarının temsilcileri de gelişmeleri yakından takip ediyor.

  • Sosyal medyada randevulaşıp kavga eden kızların avukatları konuştu

    Trabzon’un Konaklar Mahallesi’nde geçtiğimiz Şubat ayında evlerine çağırdıkları kızları biber gazıyla etkisiz hale getirdikten sonra döven ve görüntüleri de sosyal medya hesabından paylaşan üniversiteli 3 genç kızın yargılandığı davanın 3. duruşmasında bugün karar çıkarken, müşteki avukatları maddi tazminat yönünden de hukuki sürecin takipçisi olacaklarını açıkladı.

    Davanın karar duruşması bugün 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Bugünkü duruşmaya Nurçin Ç., Hasibe H. ve Mihriban Y. Katılmazken, müşteki sanık Kübra T., ifadesinde sosyal medyadan yaptığı hakaretten dolayı pişmanlık duyduğunu belirterek “Yaşanan olaylar beni etkiledi. Twitter üzerinden yazdığım hakaretten dolayı pişmanım. Bu olay, karşı tarafın tehditleriyle gerçekleşti” dedi.

    Mahkeme heyeti, duruşmada Hasibe H. ile Mihraban Y.’ye “Hurriyeti tahdit” suçundan 3’er kez 3 yıl 4 ay hapis cezası olmak üzere toplam 10’ar yıl hapis cezası verirken, Nurçin Ç., Esra K. ve Kübra T ve Esra K, hakkında ise beraat kararı verdi.

    Davanın ardından darp edilen kızların avukatlarından İsmail Kaynar, müvekkilleri ile sosyal medyada randevulaşıp kendilerini darp eden üniversite öğrencisi kızlara verilen hapis cezasının Türk yargısı adına emsal oluşturduğunu söyledi. Kaynar “En baştan beri davada tutuksuz yargılanmalarından dolayı sanıklarda bir rehavet hakimdi. Görüyoruz ki Türk mahkemeleri bu yönde güzel kararlar da veriyor. Bugün verilen kararda her bir sanık için 10’ar yıl hürriyeti yoksun bırakmaktan ceza verildi ama hakaret yönünden müvekkillerimiz beraat etti. Kararı inceledikten sonra temyiz yoluna gidip gitmeyeceğimizi müvekkilimle görüşerek karar vereceğiz. Hürriyeti yoksun bırakmaktan verilen karar gayet yerinde ve emsal bir karardır. Asgari haklardan uzaklaşılıp azami bir karar verilmeseydi bu tür suça meyilli gençlere kötü bir emsal teşkil edecekti fakat mahkememiz yerinde bir kararla 10’ar yıl cezaya hükmetmiştir. Bu iki sanık için bu ceza verilmiştir. Video kayıdı yapan sanık için ise beraat verilmiştir. Bu konuda biz de savcılığa ayrıca şikayette bulunduk” dedi.

    Müşteki avukatlarından Doğukan Savaş ise “Bu sanıklar aynı zamanda özel hayatın gizliliği ihlal nedeniyle ayrıca yargılanacaklar ve bu suçtan da ayrı bir ceza alacaklar. Ceza muhakemesi Kanunu gereğince hapis cezaları kesinleşmeden uygulanamamaktadır. Sanıkların 7 gün içerisinde kararı istinaf mahkemesine göndermeleri gerekiyor. Onun ardından da Yargıtay incelemesi gerçekleşecek. Çünkü 10’ar yıl ağır bir ceza. Eğer bu kararlarda olumlu gelirse bundan sonra sanıklar hakkında savcılıkça yakalama emri çıkartılarak kendilerine hapis cezası çekilmek üzere teslimiyeti söz konusu” diye konuştu.

    Diğer bir müşteki avukatı Ali Can Kaynar da “Ceza yargılaması neticesinde sanıklar hakkında ceza hükmedilmiş. Bu nedenlerden dolayı da biz hukuk mahkemesine de maddi manevi tazminat yönünden hukuki sürecin takipçisi olacağız” ifadelerini kullandı.

  • Hakim ile Demirtaş’ın avukatları arasında ’sayın’ tartışması

    Siirt’te HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile milletvekilleri hakkında açılan dava duruşmasında, mahkeme başkanının Demirtaş’a hitap ederken “sayın” sözcüğünü kullanmamasına sanık avukatları tepki gösterdi. Bunun üzerine mahkeme başkanı ile avukatlar arasında kısa süreli tartışma yaşandı.

    Tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Diyarbakır milletvekili Nursel Aydoğan ve İstanbul milletvekili Pervin Buldan hakkında, 2011 yılında Siirt’te düzenlenen bir yürüyüşe katıldıkları gerekçesiyle açılan davanın duruşması görüldü. Siirt 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya Demirtaş, tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Kapalı Cezaevinden, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) katıldı.

    Duruşma, Demirtaş’ın ifadesine geçilmeden önce avukatı Mehmet Emin Aktar’ın söz almasıyla başladı. Aktar, yargılamanın Anayasanın 83’üncü maddesine aykırı olduğunu savunarak, “Haklarında dava açılan her 3 müvekkilim de olay tarihinde ve şu anda da milletvekilidirler. Bu nedenle Anayasanın 83. Maddesi uyarınca yasama dokunulmazlığına sahiptirler. Her üç müvekkilimin de anayasa ve gönderme yaptığı meclis iç tüzüğünde düzenlenen usule uygun yasama dokunulmazlığı kaldırılmış değildir. Müvekkillerim hakkında açılan bu davada yargılamanın durdurulmasına karar verilerek, anayasaya aykırılık iddiamızın Anayasa Mahkemesine gönderilmesini, müvekkiller hakkında yasama dokunulmazlıklarının usule uygun kaldırılması istemiyle TBMM Başkanlığına yazı yazılmasına talep ederiz” dedi.

    “Yargılamanın durdurulmasını talep ediyorum”

    Ardından söz alan Demirtaş ise, “Dokunulmazlıklarımız kaldırılırken bir hukuk ihlali yapılmıştır. Milletvekili dokunulmazlıkları geçmişe doğru değil, geleceğe doğru ve dönem sonuna kadar kaldırılır. Cumhuriyet tarihi boyunca bütün dokunulmazlık işlemi bu şekilde yapılmıştır. Ancak ilk defa böyle bir hukuka aykırı alelacele siyasi saiklerle yanlış bir karar verilmiştir. Şuanda ben mahkemenizin huzurunda dokunulmazlığı devam eden bir milletvekili sıfatıyla devam ediyorum. Siz de Anayasa değişikliği nedeniyle beni yargılamakla yetkili yargı üyesi olarak bulunuyorsunuz. Mahkemenin beni yargılama yetkisi vardır, benim de aynı zamanda devam eden bir dokunulmazlığım vardır. Yargı ve yasama erkleri arasında bir yetki çatışması vardır. Böylesi bir çatışma durumunda yargı yetkisinin yasama yetkisinden üstün olduğuna dair herhangi bir düzenleme yoktur. Sistemimiz güçler ayrılığı ilkesine dayanmaktadır. Bu durumda yargı yasama üyelerini işlemez ve görevini yapamaz hale getirmektedir. Bu durumun mahkemenizce değerlendirilerek yargılanmanın bu aşamada durdurulmasına, bekletici sorun yapılarak Anayasa Mahkemesine bildirilmesini talep ediyorum” diye konuştu.

    Demirtaş suçlamaları kabul etmedi

    Kendisine istinat edilen suçlamaları kabul etmeyen Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İddianamenin içeriğinden bizim işlediğimiz iddia edilen suç tam olarak nedir? Biz bu toplantıyı düzenlemiş miyiz? Çağrı mı yapmışız? Pankart mı açmışız? Konuşma mı yapmışız? Konuşma yapmışsak içinde suç unsunu var mıdır? Bu sorunun cevabı iddianamede bulunmamaktadır. Benim ve diğer sanıkları bu toplantı ve gösteri yürüyüşünü biz düzenlemişiz gibi hakkımızda iddianame düzenlenmesi esasa aykırıdır. Çünkü 2911 sayılı yasa gereğince yasa dokunulmazlığı bulunanlar siyasi faaliyetler dışında toplantı ve gösteri yürüyüşü için düzenleme komitesinde yer alamaz. Ve böyle bir talepte bulunamazlar. Bana yöneltilmiş olduğunuz iddianamede geçen sloganları veya pankartları bizim açtığımız yönünde herhangi bir suçlama yoktur. Sadece bu izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşünün bizim düzenlediğimiz şeklinde suçlama yapılmıştır. Ancak daha önce de belirtildiği gibi düzenleme komitesinde ismimiz geçmemektedir. Bu toplantı ve gösteri yürüyüşü Siirt ilinde bulunda sivil toplum örgütleri tarafından düzenlenmiştir. Biz de bu toplantıya iştirak ettik. Böyle bir toplantıya katılmak suç değildir. Toplantı esnasında birilerinin yasaya aykırı eylemde bulunmuşsa bunun bizim bilmemiz mümkün değildir. Ayrıca sorumluluğumuzda söz konusu değildir. Atılı suçları kabul etmiyorum. Ama maalesef söz konusu HDP ve HDP milletvekilleri olduğundan bir dava ve bir fezleke de benden olsun anlamında açılmış bir davadır.”

    Mahkeme başkanı uyardı

    Bu sırada araya giren mahkeme başkanı, savunmasının sonunda siyasi konuşma yaptığı gerekçesiyle Demirtaş’ı uyararak, “Siyasi konuşmayın, hakkınızda yapılan suçlamalara cevap verin” dedi ve siyasi konuşmaların tutanaklara geçmeyeceğini söyledi. Sanık avukatları ise, hakimin Demirtaş’a hitap ederken “sayın” sözcüğünü kullanmamasına tepki gösterdi. Mahkeme başkanı ile avukatlar arasında yaşanan üslup tartışması, mahkeme başkanın “Önce mahkemeye sonra da bir kadın olarak bana saygı gösterin” sözleriyle sona erdi.

    Tartışmanın ardından devam eden duruşma, ileri bir tarihe ertelendi.

  • Mavi Marmara davası avukatları: “Bu dava düşmemeli, düşmeyecek, düşemez”

    Mavi Marmara baskınına ilişkin davanın ertelenmesinin ardından açıklama yapan mağdur ve müşteki avukatları, “Bu dava düşmemeli, düşmeyecek, düşemez” dedi.

    Yaşanan gerginlik üzerine ertelenen Mavi Marmara saldırısına ilişkin davanın ertelenmesinin ardından salonda bulunanlar, tekbir ve sloganlar eşliğinde adliyeden çıktı. Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nın karşısındaki alanda toplanan grup adına avukat Gülden Sönmez açıklama yaparak duruşmada yaşananları anlattı.

    “Bugün hepimizi şaşkınlığa uğratan bir duruşma yaşadık” diyen avukat Sönmez, “Oldukça gergin bir duruşmaydı. Duruşmanın başından itibaren davanın düşürülmesi yönünde bir yargılamaya şahit olduk. Sorunlarımızdan biri bu dosyaya İsrail ile Türkiye arasında yapılan anlaşmanın orijinal metninin gelmemesiydi. Anlaşmanın sonuncu maddesine anlaşma metninin İngilizcesinin geçerli olduğunu söylüyor. Dosyada İngilizce metnin Türkçe tercümesi yer almadı. Bu yargılamanın devam etmesi gerektiği yönünde beyanlarda bulunduk. Neredeyse 12 saattir şehit aileleri ayakta duruşmayı takip ettiler. Şehit eşi Çiğdem Topçuoğlu fenalaştı ve hastaneye kaldırıldı. Duruşmada çıkan kargaşadan dolayı ara verilmişti, heyet dönünce mahkemenin 9 Aralık 2016 tarihine ertelenmesine karar verdi. 9 Aralık’ta dava düşmemeli, düşmeyecek, düşemez” diye konuştu.