Etiket: Avukatından

  • Cumhurbaşkanının avukatından ’suikast davasıyla’ ilgili açıklama

    FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’a suikast planlayan askerlerin yargılandığı davayla ilgili konuşan Erdoğan’ın Avukatı Hüseyin Aydın, “Sanıkların o geceki eylemlerini dikkatle değerlendirdiğimizde burada alıkoyma iradesinin Cumhurbaşkanımızı ortadan kaldırmaya yönelik bir suikast iradesinin olduğu konusunda bizim hiçbir tereddütümüz bulunmamaktadır” dedi.

    Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’nün 15 Temmuz darbe girişi sırasında, darbeci askerlerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otelde suikast planlamasına ilişkin dava Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinde başladı. Davaya 47 sanıktan tutuklu 44 sanık katılırken, duruşma kimlik tespitleri ve iddianamenin okunması ile devam etti. Davanın Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine alınması talebi ise mahkeme heyeti tarafından reddedildi. Öte yandan, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’a yönelik davada, Erdoğan’ı iki avukatın temsil ettiği öğrenildi.

    Erdoğan’ın dahil olduğu tek dava

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dahil olduğu tek dava hakkında bilgi veren Avukat Hüseyin Aydın, davayı sonuna kadar takip edeceklerini söyledi. Aydın, delillere bakıldığında Cumhurbaşkanına bir suikasttan tereddüt olmadığını ifade ederek, “Şimdi bu dava aynı zamanda bir darbe davası. Sanıklar sadece Cumhurbaşkanımıza suikasttan değil, darbeye teşebbüsten dolayı da yargılanıyorlar; ancak darbe kapsamında Cumhurbaşkanımızın şahsına yönelik doğrudan eylemler bu dava kapsamında işlenmiş durumda. Dolayısıyla Cumhurbaşkanına suikast suçlaması sadece bu davada olacak. Biz Cumhurbaşkanımızın şahsına yönelik doğrudan doğruya bir eylem olması hasebiyle, zaten savcılık aşamasında şikayetçi olmuştuk. Davayı sonuna kadar takip edeceğiz. Sanıkların savunmaları Cumhurbaşkanımızın sadece alıkonulup başka bir yere götürülmesi yönünde; ancak biz dosyayı incelediğimizde dosyadaki delilleri baktığımıza sanıkların o geceki eylemlerini dikkatle değerlendirdiğimizde burada alıkoyma iradesinin Cumhurbaşkanımızı ortadan kaldırmaya yönelik bir suikast iradesinin olduğu konusunda bizim hiçbir tereddütümüz bulunmamaktadır” dedi.

    Aydın, şöyle devam etti:

    “Şimdi davanın en kısa sürede sonuçlandırılması için mahkemenin en kısa sürede kesintisiz olarak devam etme iradesi var. Buna rağemen davanın ne kadar süreceğini tahmin edemiyoruz. Savunma stratejisinin ne olacağı savunmalarının ne kadar uzun süreceğini görmek lazım. Onları tabi şu aşamadan kestiremiyorum; ama en kısa sürede sonuçlanacağını ümit ediyoruz.”

  • Katil Zanlısının Avukatından Mide Bulandırıcı İddia

    Manisa’nın Turgutlu ilçesinde 22 Eylül 2015 tarihinde M.D. tarafından boğazından aldığı bıçak darbesiyle öldürülen Betül Erkenci cinayetinin 3. duruşması Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. M.D.’nin avukatı Muhittin Doğan, Betül Ekinci ile annesinin aynı erkekle cinsel ilişkilerinin olduğunu iddia etti.

    Betül Erkenci’nin annesi Gülay Tok ile ilişkisi olduğu iddia edilen ve Gülay Tok’un ayrılmak istediğini belirttiği M.D. ailenin ikamet ettiği evde anne Gülay Tok’u bıçakla ağır yaralamış ve kızı Betül Erkenci’de araya girmek isterken boğazına aldığı bıçak darbesiyle ölmüştü. Konuyla ilgili olarak üçüncü duruşmada da karar çıkmadı ve mahkeme 28 Nisan 2016 tarihine ertelendi.

    24 yaşındaki Betül Erkenci cinayetini işleyen katil zanlısı M.D. bugün üçüncü kez hakim karşısına çıktı. Betül Erkenci’nin cinayet davası Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesinde görülürken Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platform ise adliye önünde basın açıklaması yaptı. Ayrıca üçüncü duruşmayı Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platform üyeleri, Yaşamder üyeleri takip etti.

    Öte yandan katil zanlısı M.D.’nin avukatı Muhittin Doğan, mahkeme çıkışı açıklamalarda bulundu. İlginç iddialar ortaya atan Muhittin Doğan, olayın bir kadın cinayetini olmadığını ifade ederken, merhum Betül Erkenci ve annesi Gülay Tok’un aynı erkekle cinsel ilişkilerinin olduğunu iddia etti. Avukat Muhittin Doğan, “Müvekkilim bu olayda kasten adam öldürme suçundan yargılansa da, bu olayda kasıt bulunmamaktadır. Söz konusu suç aleti bıçak, ölen maktulun annesi tarafından eve getirilmiştir ve daha sonra maktule bıçak verilmiştir. Maktul sanığı öldürme kastıyla hareket ederken, bıçağı elinden almıştır ve annesinin itmesiyle iki birlikte üst üste koltuğa düşme suretiyle bıçak omuz bölgesine saplanmıştır. Gerçekten kişi öldürme kastıyla eve gitmiş olsaydı, birden fazla bıçak darbesi olayı gerçekleştirirdi. Çünkü burada tamamen öldürmeye yönelik bir eylem değil ve sanık daha sonra bıçağı bırakıp evden kaçmıştır. Olay sıradan, basit bir kadın cinayeti gibi görünmektedir ama mahkeme tarafından taleplerimiz değerlendirilmedi. Eksik bir soruşturma ile dava açıldı ve eksik bir inceleme ile de dava bitirilmek istenmektedir. Müvekkilin hiç bir şekilde kastı yoktur, olayda ölen kadın ve kadının annesi birlikte aynı kişiyle cinsel birliktelikleri olan kişilerdir. Dolayısıyla müvekkil bu durumu öğrenip, bunun vermiş olduğu psikolojik ıztırap ve baskı ile 3’ü birlikte tartışmışlardır. Tartışmanın akabinden öldürme gerçekleşmiştir, müvekkil bu konuyu tasarlayarak olay yerine gitmemiştir. Müvekkilin bu olayı daha önceden tasarladığı gibi bir belge yoktur. Mahkemede zaten eksik inceleme ile zaten yargılamayı bitirmek istemiştir. Bu yönde savcıdan esas hakkında mütalaa istemiştir. Dosya aydınlanmadan, dosyadaki tahrik hükümleri hiç bir şekilde irdelenmeden bu olay kapatılmak istenmektir. Sosyal medya ve kadın derneklerinin tavırları bu yargılamanın bu boyuta gelmesinde etken olmuştur” dedi.

    Mahkeme çıkışında Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu basın açıklaması yaptı. Kadın cinayetlerinde iyi hal ve pişmanlık ilkesinden uzak durulması gerektiğini ifade eden platform üyeleri hükümeti, yetkilileri ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanını eleştirdiler.

  • Münevver Karabulut Cinayeti Davasının Avukatından Çarpıcı İtiraf:

    İZMİR (İHA) – Cem Garipoğlu tarafından vahşice öldürülen Münevver Karabulut’un ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, “Cem Garipoğlu’nun intihar ettiğine eminim. Ancak eşimi bile ikna edemiyorum, insanlar kaçtığını düşünüyor” dedi. Özgecan Aslan davasında da görev alan Epözdemir, son celsede kravat takıp düğme iliklediği için sanıklara ceza indirimi yapıldığı sürece kadın cinayetlerinin önüne geçilemeyeceğini de söyledi.

    Gediz Üniversitesi 3’üncü Hukukta Kariyer Günleri, ülkenin tanınmış hukukçularını bir araya getirdi. Açılışını Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Atalay’ın yaptığı etkinlikte Galatasaray Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, İzmir Barosu Başkanı Avukat Aydın Özcan, Hakim Murat Aydın, Gediz Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Soner Hamza Çetin ile avukatlar Barış Kaşka ve Rezan Epözdemir konuşma yaptı.

    Hunharca öldürülen Münevver Karabulut’un ve Özgecan Aslan’ın ailelerinin avukatı Epözdemir, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Avukat Rezan Epözdemir, Münevver Karabulut cinayetinden aldığı cezasını çekerken intihar eden Cem Garipoğlu ile ilgili soru üzerine, “Ben öldüğüne ikna oldum. Tüm deliller intihar ettiğini ortaya koyuyor. Ancak eşimi bile ikna edemedim, ’Ölmedi değil mi?’ diyor. İnsanlar cezaevinden kaçtığını, hayatta olduğunu düşünüyor. Ne yazık ki geldiğimiz nokta bu. Bir hukukçu olarak bu durum karşısında üzülüyorum” dedi.

    Kadın cinayetlerinde sosyal sorumluluk kapsamında mağdur aile vekilliği yapan Avukat Rezan Epözdemir, acı olayların önüne geçilememesinin en önemli nedenlerinden biri olarak sanıklara uygulanan ceza indirimlerini gösterdi.

    “ADALET TECELLİ ETMİYOR”

    Yürürlükteki mevzuatta bir sıkıntının olmadığını dile getiren Epözdemir, “Canavarca, hunharca, kan gütme veya tasarlama sureti ile cinayetin ceza kanunumuzdaki karşılığı ağırlaştırılmış müebbet. 15 günde bir yakınlarınla görüşüyorsun, günde 1 saat havalandırma boşluğuna çıkabiliyorsun ve tek kişilik hücrede kalıyorsun. Bundan daha ağır ceza yok. Sorunumuz ise cezanın bireyselleştirilerek uygulanmasında. Burada sancılı 2 husus var. Birincisi haksız tahrik indirimi, diğeri de takdiri indirim. ’İzlediğim açık bir filmde eşime benzettim, öldürdüm’ diyene, ’Kıskandım’ diyene, ’Erkekliğime laf söyledi’ diyene tahrik indirimi uygulanıyor, kanunun amacına çıkılıyor. Hiçbir yerde böyle bir şey yok. Failin geçmişi, sosyal ilişkileri, yargılama sırasındaki davranışları da takdiri indirim sebebi olabiliyor. Adam mahkemeyi yanıltmış, yalan söylemiş; son celseye güzel bir kıyafetle gelip düğme ilikleyerek ’Pişmanım’ diyor, cezası indiriliyor. Bir cinayet sanığını sırf son celsede kravat takıp düğme ilikledi diye ağırlaştırılmış müebbet yerine 6 yıl cezaevinde tutup salıverirseniz, kamu vicdanını rahatsız edersiniz, adalet de tecelli etmez” ifadelerini kaydetti.