Etiket: avukat

  • Elazığ’da genç avukat ağaca asılı halde bulundu

    Elazığ’da avukat Ö.T. ağaca asılı halde ölü bulundu.

    Olay, merkeze bağlı Beyyurdu köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Elazığ Barosu avukatı 33 yaşındaki Ö.T., köyün üst tarafında yer alan ağaçlık alanda ölü bulundu. Ağaçta asılı Ö.T.’yi gören vatandaşlar, polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, genç avukatın hayatını kaybettiğini belirledi.

    Cumhuriyet savcısı ve polis ekiplerinin yaptığı incelemenin ardından avukatın cansız bedeni, cenaze aracı ile otopsi yapılmak üzere Fırat Üniversitesi Hastanesine kaldırıldı.

  • Şarkıcı avukat anne, ölen otizmli evladına klip çekti

    Adana’da otistik oğlunu kaybeden avukat, bestekar ve ses sanatçısı annenin evlat acısı dinmiyor. Oğlu için bestelenen şarkıyı söyleyip klip çeken İkbal Özlem Arıoğlu, bütün otistik evlat sahibi ailelere örnek olmak istediğini söyledi.

    Avukat İkbal Özlem Arıoğlu (46) ile avukat İshak Arıoğlu’nun (48) 2 çocuğundan birisi olan Serhan’a (18), 2 yaşındayken otizm teşhisi konuldu. Teşhisin ardından ailenin yaşantısı tamamen değişti. Kendini oğlunun sağlığına adayan anne İkbal Özlem Arıoğlu, Adana Otizm Derneğini kurdu. Bu dernek sayesinde tüm dünyadan insanlara ulaşmaya çalıştı. Geçtiğimiz yıl Şubat ayında ise Serhan hayatını kaybetti.

    “Aşk senin adın”

    Bunun üzerine bestekar ve ses sanatçısı olan anne Arıoğlu, oğlu için ‘Aşk senin adın’ isimli şarkıyı bestelettirdi. Şarkıya bir de klip çeken Arıoğlu, klibinde oğluyla anılarına yer verdi. Klibin sosyal medyada ve müzik kanallarında yayınlanmasının ardından beğenildiğini belirten İkbal Özlem Arıoğlu, bütün otistik çocuk sahibi ailelere örnek olmak istediğini söyledi.

    “Herkes şok oldu”

    Arıoğlu, otizm ile tanıştıktan sonra hayallerini gerçekleştirmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

    “2 yaş 9 aylıkken oğlum otizm ile tanıştım. O beni çok geliştirdi. Her konuda sınırlarımı zorlamam gerektiğini ve hayallerimi gerçekleştirmem gerektiğini bana öğretti. Bir arkadaşımın yardımıyla ilk albümümü yaptım ve yaşadığım ilde çok beğenildi. Sonrasında kendimin beste yapabildiğinin farkına vardım ve bunları hayata geçirdim. Geçen yıl ‘Sihir gibisin’ albümünü yaptım. Daha sonra geçen yıl birden bire oğlumu doğal bir şekilde kaybettik. Doğal ölüm. Herkes şok oldu. Çünkü Serhan Adana’da maskot gibiydi. Otizm konusunda belirgin bir örnekti.”

    “Serhan ile Otizm Sınavı”

    İkbal Özlem Arıoğlu, “Serhan ile Otizm Sınavı” adlı bir kitap yazacağını da belirterek, “Engelli ailelerin çocuklarına rehberlik etmek istiyorum. Piyasada böyle bir kitap olduğunu sanmıyorum. Bir anne neler yapabilir, nasıl bir duruş sergilemelidir, nasıl duygularla karşılaşılır, nasıl bir yol izlenmelidir, aile kendini nasıl hissetmelidir, bunları anlatmak istediğim kendimce bir kitap olmasını istiyorum” diye konuştu.

  • Bylock’çu avukat tutuklandı

    Marmaris KOM Grup Amirliği tarafından yürütülen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü soruşturması kapsamında İzmir Barosuna bağlı avukatlık yapan H.D. isimli şahıs tutuklandı.

    FETÖ/PDY silahlı terör örgütü soruşturması kapsamında 6 Kasım Pazartesi günü 3 örgüt üyesini kiraladığı araç ile kaçıran, firari şüpheli İzmir Barosuna bağlı avukatlık yapan H.D. isimli şahıs Marmaris Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekipleri tarafından 23 Kasım Perşembe günü yakalandı.

    Yapılan araştırmada ByLock kullanıcısı olduğu anlaşılan H.D.’nin bu kapsamda Marmaris Cumhuriyet Savcılığı tarafından ifadesi alındı. H.D. daha sonra sevk edildiği sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

  • İstanbul Barosu’ndan öldürülen avukat Kudbettin Kaya için açıklama

    İstanbul Barosu başkanı ve bir grup avukat, geçtiğimiz günlerde bir restoranda uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen avukat Kudbettin Kaya için basın açıklaması yaptı. Avukat Kaya’nın bir sanığı savunduğu için öldürüldüğünü söyleyen İstanbul Barosu başkanı Mehmet Durakoğlu, “Bağıra bağıra, açıklana açıklana, duruşma zabıtlarına geçirilen bir cinayetin mutlaka aydınlatılması gerekiyor” dedi.

    Ergenekon Davası sürecinde yargıyı etkilediği iddiasıyla dönemin savcısı Zekeriya Öz’ün talimatıyla tutuklanan ve beraat eden Avukat Kudbettin Kaya, 31 Ekim 2017 akşamı Bakırköy’de ailesiyle gittiği balık restoranında uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

    İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve bir grup avukatın katılımıyla, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde avukat Kudbettin Kaya için basın açıklaması yapıldı. Grup adına açıklama yapan Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu sözlerine, “Bu ilk avukat ölümü değil ve maalesef biliyoruz ki son avukat ölümü de olmayacak” diyerek başladı.

    Avukat Kaya’nın bir sanığı savunduğu için öldürüldüğüne dikkati çeken başkan Durakoğlu, “Bu ülkede avukatların yaptıkları işi müvekkilleriyle özdeşleştiren, avukatların yaptıkları işi yargılama sırasında bir türlü kavrayamayan, avukatları da sanki kendi sorunlarının temelinde bulunuyormuş gibi gören anlayış, işi cinayete kadar götürebiliyor. Üstelik bu cinayet ‘Geliyorum’ diyerek yapılan bir iş. Avukat Kudbettin Kaya, sadece bir avukat olduğu için, sadece bir sanığı savunduğu için öldürüldü. Öyle olacağını da maalesef biliyordu. Üstelik bunu bir süre önce girdiği duruşmada zapta geçirtmişti. ‘Ben bir sonraki duruşmada olmayabilirim, ya birisi beni öldürecek ya da meşru müdafaa hakkımı kullanarak ben böyle bir şey yapacağım’ demişti. Bağıra bağıra, göz göre göre gelen bir cinayetten söz ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Biz taraf değiliz”

    Avukatlar olarak kendilerini müvekkilleriyle özdeşleştirmemeye özen gösterdiklerini kaydeden Durakoğlu, “Toplumun da, karşımızda bulunan insanların da bunu anlamasını bekliyoruz. Avukatlar olarak hiçbir zaman tartışmanın direkt tarafı değiliz. Biz yargılamanın yargılama olmasını sağlayabilmek için savunma görevini yerine getiren insanlarız. Bir tarafın yanında yer alıyor olmamız taraf olmamız anlamına gelmiyor. Herkesin bu tavrımızı ve mesleğimizi anlamasını bekliyoruz. Bu cinayet artık mutlaka aydınlatılması gereken bir önem kazandı. Bağıra bağıra, açıklana açıklana, duruşma zabıtlarına geçirilen bir cinayetin mutlaka aydınlatılması gerekiyor. Biz avukatlar olarak böyle bir katlin nasıl ve ne şekilde gerçekleştirildiğinin en kısa sürede aydınlatılması için bu işin peşinde olacağız. Bunun artık gelişen süreç itibariyle, özellikle de emniyet güçleri için çok önemli bir sınav olacağını söylemeye çalışıyoruz” dedi.

  • (Özel haber) Ayşe öğretmeninin ölümüyle ilgili avukat kardeşinden yeni iddia

    Bebeklerini kaybettikten sonra eşi intihar eden Türkçe öğretmeni Ayşe Güzel, geçen yıl ilaç içerek yaşamını yitirdi. Ayfer Yılmaz, “Ablam, üniversite hastanesinde yoğun bakıma alınmadığı için veya sakladığı ilaçları içtiği için hayatını kaybetmiş olabilir” diyerek olayla ilgili dava açtıklarını belirtti.

    Acı olay İzmir’in Urla ilçesinde yaşandı. 30 yaşındaki Türkçe öğretmeni Ayşe Güzel, önce böbrek yetmezliği ile dünyaya gelen 7 aylık oğlu Taylan’ı kaybetti. Bebeklerinin ölümüne dayanamayan baba ise oğlunun ölümünden üç ay sonra intihar etti. Yaşadıkları sonrasında depresyona giren Ayşe Güzel, oğlu ve eşinin ölümünden iki yıl sonra aracında ilaç içerek intihara teşebbüs etti. Polis ekiplerinin durumu fark etmesiyle devlet hastanesine götürülen genç kadının midesi yıkandı ve bir üniversite hastanesine sevk edildi. Ayşe Güzel’in kardeşi Ayfer Yılmaz, “Ablam, sevk edildiği üniversite hastanesinde yoğun bakıma alınmadan ve intihar etmiş bir hasta olmasına rağmen üzeri aranmadan 8 saat boyunca acil serviste bekletildi. Acil serviste bekletilirken, kıyafetlerinin içerisinde poşete konulmuş ilaçlar bulundu. Üniversite hastanesine sevk edilirken bilinci yerinde olan kadın, bu ilaçlar bulunduktan bir süre sonra fenalaştı ve özel bir hastaneye sevk edildi. Özel hastane doktorları, ablamın zaten ölmek üzere olduğunu söyledi. Ablam yoğun bakıma alınmadığı için veya hastanede bir daha ilaç içtiği için hayatını kaybetmiş olabilir” dedi.

    Ayşe Güzel’in ailesi olayla ilgili dava açtı.

    “Bebeklerini kucaklarında kaybettiler”

    Ablasının şiir ve tiyatro ile ilgilenen hayat dolu bir kadın olduğunu ifade eden kardeşi Ayfer Yılmaz, “Ancak ablam ve eşi 7 aylık bebeklerini kucaklarında kaybettikten sonra eniştem bu duruma dayanamayarak yeğenimin ölümünden üç ay sonra yaşamına son verdi. Ablam da İstanbul’dan İzmir’e gelerek burada öğretmenlik yapmaya başladı. Onun da psikolojisi bozuldu ve birkaç kez intihara teşebbüs etti. En son intihar ettiğinde devlet hastanesine götürdük ve midesi yıkandı. O hastanede malzeme eksikliği olduğu için üniversite hastanesine sevk ettiler. Sevk edilirken bilinci yerindeydi, bizimle konuşuyordu. Her şey yolunda görünüyordu ancak bir süre sonra doktorlar ablamın üzerine ilaç bulduklarını söyledi. İlaçlar bulunduktan sonra ablam morarmaya başladı. Yoğun bakımda yer olmadığı için de özel hastaneye sevk ettiler. Özel hastaneye gittiğimizde ablam zaten ölmek üzereymiş. İntihar girişiminde bulunan bir hastanın üzeri nasıl aranmaz. Biz acil servisteyken ablamın yeniden ilaç alma ihtimali üzerinde duruyoruz. İlaçlar bulunmadan önce bilinci açıktı, ilaçlar bulunduktan sonra fenalaştı. Yoğun bakımda tutulması gereken hastanın acil serviste bekletilmesi de ayrı bir skandal” ifadelerini kullandı.

    Acılı anne ise “Öleceğini hiç düşünmedim. Midesi yıkandıktan sonra bilinci yerindeydi. Eğer ilgilenselerdi kızım şu anda toprak altında olmazdı” diyerek gözyaşı döktü.

    “Hastaneye geldiğinde hayati tehlikesi yoktu”

    Ayşe Güzel’in aynı zamanda avukat olan kardeşi Aytekin Aktaş da şunları söyledi:

    “Ablam, gece 04.00 sularında sevk edildiği üniversite hastanesinde 8 saat kadar acilde bekletilmiş ve yoğun bakıma alınmamıştır. Hastaneye ilk geldiğinde kardeşi ve annesi kendisini iyileşmiş vaziyette görmüşlerdir. Doktorların da ilk başta verdikleri bilgi, hayati bir tehlikenin olmadığı ve durumunun iyiye gittiği yönündedir. Saatler sonra ise doktorların nöbet değişiminden sonra ablamın yanından bir poşet dolusu ambalajından çıkartılmış ilaç kapsülü çıkmış ve ablamın morarmaya başladığı görülmüştür. Bunun tespitinden sonra ablam gittikçe kötüleşmiş, ancak aileme bu yönde bir bilgi verilmemiştir. Yani intihar etmiş olan birisinin üzeri aranmamış ve bu kişi hastanenin gözetimi ve denetimi altındayken tekrardan ilaç kullanmak suretiyle intihar ederek hayatını kaybetmiştir. Ayrıca durumun kötüye gitmeye başlamasından sonra yoğun bakıma yer olmadığı gerekçesiyle yine alınmamış, buna rağmen başka bir hastaneye de sevk edilmemiştir. Resmiyetteki ölümünden sadece bir saat önce özel hastaneye belki de ölmüş bir vaziyette sevk edilmiştir.”

    Komisyon kuruldu

    Öte yandan, üniversite rektörlüğünde iddiaların araştırılması için komisyon kurulduğu, dosyanın hukuk müşavirliğinde bulunduğu ve konunun halen araştırıldığı öğrenildi.