Etiket: Avrupaya

  • Cumhurbaşkanı’ndan Avrupa’ya Sert Eleştiri

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği toplantısının yapıldığı Brüksel’de terör örgütünün paçavralarının dalgalandırılması ve posterlerinin asılmasına izin verilmesini eleştirerek, “Buradan bir kez daha terör örgütlerine, doğrudan veya dolaylı kucak açan destek veren ülkelere sesleniyorum, koynunuzda yılan besliyorsunuz” dedi.

    18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferinin 101. yıldönümü, Çanakkale 18 Mart Stadyumu’nda törenlerle kutlandı. Törenler, Çanakkale Valisi Hamza Erkal, Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Serdar Ahmet Gündoğdu ve Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın, 1994 yılında Çanakkale şehrine verilen ve üzerinde ‘Çanakkale geçilmez’ yazan altın madalyayı Türk bayrağına takması ile başladı. Çanakkale şiirinin okunması esnasında, sahada yap-boz şeklinde hazırlanan Türkiye haritası üzerinde “Biz birlikte Türkiye’yiz” yazısı yazıldı. Yap-bozun son parçası olan ’Çanakkale’ bölümünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yerleştirdi.

    Bir asır evvel Çanakkale’de destan yazan gazileri, şehitleri ve evlatlarını hiç düşünmeden vatan için ölüme gönderen aileleri rahmetle yad ettiğini söyleyen Erdoğan, “Çanakkale zaferini bilmeyenler, bu savaşın hangi şartlarda yapıldığını anlamayanlar bugün yaşadıklarımızın manasını da kavrayamazlar. O havayı teneffüs etmeyen hiçbir evladımız kalmamalıdır. Bugün ortaokuldan liseye, liseden üniversiteye geçişte sınavlar var. Ben Çanakkale’nin ziyaret edilmesini aynı şekilde önemli bir hadise olarak görüyorum. Çanakkale destanını okuyan yavrumuzu gözlerinden öpüyorum. Bu destanı bu nesil de aynı şekilde yazacaktır. Mili Savunma Bakanlığı’mızdan, Milli Eğitim Bakanlığı’mızdan, ilgili tüm kurumlarımızdan bunu öncelikli bir mesele olarak görmelerini istiyorum” dedi.

    “ŞAHADET BİZİM İÇİN KORKULACAK BİR MAKAM DEĞİL, ULAŞILMASI GEREKEN BİR MAKAMDIR”

    ‘Çanakkale geçilmez destanıyla düşmana dur diyen Çanakkale boğazı, Çanakkale 1915 köprüsüyle Cumhuriyet’in inşallah 100. yılına geçecek’ diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hükümetimizi bu noktada inşallah 23’e bu köprüyü yetiştirme azmiyle o gayret içerisinde temennimiz o ki, daha önceden bunu bitirerek artık buradan Gelibolu’ya, gemilerle değil, araçlarımızla rahatlıkla geçelim ve bu merasimlerimizi çok daha farklı bir şekilde kutlayalım. Çanakkale’nin anlamını öğretemediğimiz, bu mücadelenin geçmişi ve bugünümüz için ifade ettiği manayı zihnine ve gönlüne nakşedemediğimiz her evladımızın vebali bu işin sorumluların üzerindedir. Biz şehitlerin suladığı bu topraklarda yetişmişiz. Şahadet bizim için korkulacak bir makam değil, ulaşılması gereken bir makamdır. Onlar ölü değildir. Onlar diridirler ama siz bilemezsiniz. Onların rızkının kefili Allah’tır ve bu müjdeyle onlar yürürler. Kabrinden sonra da oradaki halini görünce 10 kez tekrar bu dünyaya dönmek isterler ama birileri anlamaz. Onlar tabutta götürülen cenaze zannederler ama değil. Bunu anlamamız lazım. Burası önemli. Çanakkale’de verilen mesaj sadece milletimize değil, tüm dünyaya hitap etmektedir. Dünyada tüm savaş yöntemlerinin en üst seviyede kullanıldığı Çanakkale’de asıl gücün teknoloji değil, inanç olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Gözü olup da bunu göremeyenler var”.

    “BENİM POLİSİMİN, MEHMETÇİĞİMİN KARŞISINA DİKİLENLER KİMLER?”

    Erdoğan, “Buraya gelen Avusturyalılar, Yeni Zelandalılar ‘Biz buraya niye geldik?’ diye soruyorlardı. Senegal’den aldatılmış buraya getirilen Müslüman kardeşlerimiz ezan seslerini duyunca ‘Nereye geldik?’ deyip, saf değiştirip gerçek yerlerine döndüler. Ben ‘Müslüman kardeşime nasıl silah çekerim’ dediler ama bugün 6-7-8 Ekim tarihlerinde benim Kürt kardeşimi sokağa dökenler, Kürt kardeşimi öldürenler kimler? Benim polisimin, Mehmetçiğimin karşısına dikilenler kimler? Millet olmak kolay değil, ama illet olmak kolay. Bölgemiz bugün tarihi bir yol ayrımında bu önemli süreçte yollar bir kez daha Türkiye’ye yönelmiştir. Karşımızdaki zorluklar ne kadar büyük olursa olsun, başarıya ulaşmak bizim için en önemli vasfımızdır. Biz bir ölür bin diriliriz. Bunu böyle biliriz. Onun için tek millet diyoruz. 97 milyonuyla tek bayrak diyoruz. Bayrağımızın dışında bir bayrak tanımıyoruz. Paçavraları bu milletin evladına bayrak diye sunanlara karşı bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır toprak eğer üstünde ölen varsa vatandır. 780 bin kilometre kareyle tek vatan. Devlet içinde devlet tanımıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nden başka devlet tanımıyoruz. Yok paralel devletmiş, oymuş buymuş tanımıyoruz. Dün Çanakkale’ye en modern toplarıyla, eğitimli askerleriyle gelenler hiç ummadıkları bir mağlubiyetle karşılaşmışlardır. Çanakkale’nin mezarları olacağını herhalde hiç düşünmemişlerdi” diye konuştu.

    “ZOR OYUNU BOZAR”

    “Çanakkale savaşının o dönemde nasıl çok önemli sonuçlara yol açtığını tarih kitaplarından biliyoruz” diyen Erdoğan, “Şu anda bölgemizde yaşananların kimler için ne tür değişimlere vesile olacağını hep birlikte inşallah göreceğiz. Zor oyunu bozar diye bir sözümüz var. Bölgemizde ve üzerimizde oynanan oyunları bozan en büyük kozumuz, 2023 hedeflerimizdir. Şayet bu rotadan sapmaz, projelerimizden taviz vermezsek, Allah’ın izniyle Çanakkale 2015 köprüsünü de yaparız. İstanbul’da 150 milyon yolcu kapasiteli havalimanıyla da dünyaya bir örnek koyarız. Ülke olarak yeni bir destan yazmamıza kimse engel olamaz. Yeter ki birlik ve beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlü şekilde muhafaza edebilelim. İşte bayrağımızın önüne Türkiye haritası yerleştirildi. Üzerinde de ‘Birlikte Türkiye’yiz’ yazıyor. Yeter ki rengini kanımızdan alan bayrağımızın indirilmesine, şahadetleri dinimizin temeli olan ezanların susturulmasına izin vermeyelim. Yeter ki devletimizi yaşatalım, büyütelim, güçlendirelim, müreffeh hale getirelim. Dün Çanakkale geçilmez diyerek üzerimizde oynanan oyunları bozmuştuk. Bugün de yeni Türkiye’yi 21. Yüzyılın büyük ülkesi haline getireceğiz” şeklinde konuştu.

    “BU MANKURTLARIN AŞAĞILIK EYLEMLERİ KARŞISINDA ÖFKEYE KAPILMAMAK MÜMKÜN DEĞİL”

    Erdoğan, Türkiye’nin terörle mücadele ederken yılmayacağını, korkmayacağını, mücadeleden kaçmayacağını belirterek, “Biz millet olarak karşımıza mertçe çıkan kim olursa olsun, ne kadar güçlü olursa olsun yılmayız, korkmayız, mücadeleden kaçmayız. Ama terör denen ve karşımıza en alçak en sinsi en ahlaksız en insanlık dışı yöntemlerle çıkan musibet işimizi gerçekten zorlaştırıyor. Son örneğini geçtiğimiz Pazar günü Ankara’da Kızılay Meydanı’nda yapılan bombalı saldırı ile yaşadık. Masum insanların arasına giren bir bombalı araç 35 vatandaşımızın hayatına mal oldu. Mankurt olarak nitelendirdiğim bu aşağılık varlıkların hainlikleri karşısında öfkeye kapılmamak mümkün değil. Bölgemiz ve ülkemizde faaliyet gösteren ne kadar terör örgütü varsa hepsi de Türkiye’ye karşı birleşti. Buna karşılık başta batı ülkeleri olmak üzere pek çok devlet hala bu örgütler karşısında ilkeli bir tavır ortayak koyamıyor” dedi.

    “KOYNUNUZDA YILAN BESLİYORSUNUZ”

    Belçika’da bugün toplantı olduğunu hatırlatan Erdoğan, Brüksel’de toplantının yapıldığı yerin arkasında bölücü terör örgütü PKK’ya ait çadırın kurulmasına izin verildiğini ifade ederek, “Belçika orada kalkıp onların paçavrasını dalgalandırmak suretiyle çadır kurmalarına izin verebiliyor. Bunlar dürüst değil, bunlar samimi değil, bunlar ikircikli davranıyorlar. Bugün bayrağı indirmişler, posterleri kaldırmışlar. Kimi aldatıyorsunuz ya, dürüst olun dürüst, samimi olun. Karşınızda aldanacak bir Türkiye yok, bir Türk Milleti yok bunu böyle biliniz. Bunun adı teröre teslim olmaktır, bunlar teröre teslim oldular. İşte Ankara’da patlayan bombanın şehrin göbeğinde terör örgütü yandaşlarına şov yapma imkanının sağlandığı Brükselde patlamaması için hiç bir sebep yok. Bu açık gerçeğe rağmen Avrupa ülkelerinin hala aymazlık içinde hareket etmeleri mayın tarlasında dans etmek gibidir. Ayağınızın ne zaman mayına basacağını asla bilemezsiniz. Ama bunun kaçınılmaz bir son olduğu da açıkça ortadadır. Buradan bir kez daha terör örgütlerine, doğrudan veya dolaylı kucak açan destek veren ülkelere sesleniyorum, koynunuzda yılan besliyorsunuz. Beslediğiniz o yılan her an sizi de sokabilir. Türkiye’de patlayan bombaları televizyon ekranlarından seyretmek size birşey ifade etmeyebilir. Aynı bombalar sizin şehirlerinizde patlamaya başladığında bizim ne hissettiğimizi mutlaka anlayacaksınız. Ama o zaman herşey için geç olacak. Kendi ülkenizi hedef aldığınızda asla tahammül edemeyeceğiniz faaliyetleri sırf Türkiye’ye yönelik oldukları için desteklemekten vazgeçin” diye konuştu.

    “AVRUPA EMPATİ YAPSIN”

    Türkiye’nin hukuk devleti ilkelerinden taviz vermeden batı ülkelerine göre çok daha hoşgörülü mücadele ettiğini kaydeden Erdoğan, “Ülkenizde bombalı saldırı olduğunda, sizin bir milletvekiliniz bombacının taziye çadırına gittiğinde, akademisyen sıfatı taşıyanların ülkenizin birliğine yönelik eylem yapan terör örgütüne destek verdiğinde sizin tavrınızın ne olacağını da gayet iyi kestirebiliriz. Türkiye bugüne kadar benzer bir tehdide maruz kalacak batılı ülkelere göre çok daha hoşgörülü, çok daha hukuk devleti ilkelerine uygun mücadele pratiği ortaya koyuyor. Biz bundan sonra da yolumuza devame deceğiz. Avrupa ülkeleri biraz empati yapsınlar. Bizdeki terörle mücadele yöntemleri, Fransa, Amerika’dakilerinden çok daha insaflı, temel hak ve özgürlüklere çok daha uygundur. Biz ne yaptığımızı nasıl mücadele, kimlere karşı mücadele ettiğimizi gayet iyi biliyoruz. Avrupa Birliği’nin diğer uluslararası kurumların eleştirilerine bakarken, gerçekten adilse kulak veririz, değilse kusura bakmasınlar. Ülkemizin bekası olduğunda hiç kimse kusura bakmasın” diye konuştu.

    “AVRUPA UTANÇ VERİCİ HALDE, BİR AVUÇ MÜLTECİYE YER BULAMADILAR”

    Erdoğan, Türk tarihinde kıyım ve katliam olmadığını vurgulayarak, “Bizim tarihimizde insanların ve toplumların iliğini sömürme anlayışı hiç yoktur. Bizim terörle mücadelemizin de bir ahlakı, bir ölçüsü, bir meşruiyeti vardır. Birileri bizi zorladığı talep ettiği için değil, zaten kendi kültürümüzde var olduğu için bu şekilde davranıyoruz, davranmayı sürdüreceğiz. Türkiye 3 milyonu aşkın sığınmacıya ev sahipliği yaparken, bir avuç mülteciye yer bulamayıp Avrupa’nın ortasında bu mazlumları utanç verici şartlara mahkum edenler önce dönüp kendilerine baksınlar. Bizler, Çanakkale’deki kahramanları olarak onların şanına şerefine mücadelesine gölge düşürecek en küçük yanlışın içinde olmayız. Şehitlerimizin ruhlarını muazzeb etmedik etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Genel Kurmay Başkanlığı Mehteran Bölüğü gösterisinin ardından resmi geçit töreni ile buradaki törenler sona erdi. Törenlere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Aile, Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan yardımcısı Mehmet Daniş ve bazı milletvekilleri katıldı.

  • (Özel Haber) Dündar, Avrupa’ya İnsanlık Dersi Verecek

    Bursa Belediyeler Birliği ve Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, Suriyeli mültecilerle ilgili Avrupa Konseyi’nde sunum yapacak. Sadece Osmangazi ilçesinde 70 binden fazla Suriyeli’nin yaşadığını hatırlatan Dündar, “Tecrübelerimizi 47 ülkenin temsilcilerine anlatacağız” dedi.

    Suriye’de yaşanan iç savaşla birlikte milyonlarca insan evinden olurken, sadece 2015 yılında Uluslararası Göç Örgütü’nün (IMO) yaptığı açıklamaya göre yaklaşık 3 bin kişi Avrupa’ya kaçmak isterken boğularak hayatını kaybetti. Fransa’nın Strasbourg şehrinde düzenlenecek olan Avrupa Konseyi 30. Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin (YBYK) bu yılki gündemi ise ‘göç ve göçün uyumu’ olacak. Konuşmacı olarak kongreye davet edilen Bursa Belediyeler Birliği ve Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, Türkiye’nin ve Bursa’nın Suriyeli göçmenlere nasıl kucak açtığını 47 ülke temsilcisine anlatacaklarını söyledi. Ülkelerindeki savaş sebebiyle büyük dram yaşayan Suriyeli göçmenlerin ülkelere getirmiş olduğu sorunların akla geldiğini belirten Dündar, “Tabi ki şu anda bunu en fazla Türkiye yaşıyor. Suriye’deki bu savaş sebebiyle 8 milyona yakın Suriyeli ülkesini terk etti. Bunların büyük bir kısmı Türkiye’dedir. Bizlerinde bu kongrede ana konumuz Suriyeli göçmenler olacak. Suriyeli göçmenlerin burada yaşamış oldukları sorunlar, belediyelerin ve devletin bunlara yapmış olduğu destekler ve kültürlerini yaşayabilmesi için yapılan çalışmalar hakkında neler yaptığımızı anlatacağız. Tabi ki belediyelerin asıl konusu ve Avrupa’nın asıl bakış açısı farklı kültürlerin bir şehirde nasıl yaşam sürdüğüdür. Tabi ki bir ülke adına çok ciddi bir sorun diye bakılabilir. Ama Türkiye’nin 3 milyon Suriyeli’ye nasıl kucak açtığını ve tecrübemizi 47 ülkeden katılım sağlayan temsilcilere aktaracağız. Onları insanlık adına dikkatini bu yöne çekmeye çalışacağız” diye konuştu.

    ÇARŞAMBA SEMTİ BURSA’DA KÜÇÜK ŞAM

    Osmangazi ilçesinde 70 bine yakın Suriyeli bulunduğuna dikkat çeken Dündar, “Bunların bir kısmı kendi imkanları ile gelerek mahallelerimizde yaşamaya çalışıyor. Bizler bu gelen kişilerin eğitimden sağlığa, barınmadan gıdaya kadar tüm sorunları ile yakından ilgileniyoruz. Önemli olan onların burada üretime katkı sağlaması ve kendi gayretleri ile geçimini temin edebilmesidir. Biz onların Bursa’da yaşamalarına yardımcı oluyoruz. Bazı mahalleler ve semtlerde yoğun olarak Suriyeli vatandaşları görmek mümkün. Suriyeliler genellikle birbirlerini takip ediyor. Çarşamba Mahallesi onlar için barınma ve iş bakımından iyi bir zemin oluşmuş. Şehrin merkezi olması da onlar için büyük bir avantaj. Çünkü burada bir yoğunluk oluşunca kendi ekonomilerini de burada geliştirmeye başladılar. Bakkalından dönercisine, kuyumcusundan kuaförüne kadar birçok dükkan açtılar. Merkez olduğu için sadece kendi çevresine değil, herkese hitap ediyorlar” dedi.

    Bursa’da Çarşamba semti adeta küçük bir Şam’a dönüştü. Darmstad Caddesi üzerinde kuyumcu, kontörcü, marketler, restoranları Suriyeliler işletiyor. Burada yaşayan binlerce Suriyeli de kendi insanlarının açtığı iş yerlerinden Arapça konuşma kolaylığıyla alışveriş yapıyor. Altıparmak ve Hocahasan Mahallesi’nin büyük bir bölümünde kiralık evlerde Suriyeli aileler kalıyorlar. Suriyeli aileler, tekstilden gıdaya kadar birçok alanda üretim ve tüketim için ekonomiye katkı sağlıyor.

    Başkan Mustafa Dündar da Osmangazi ilçesinde Suriyeli aileler ve çocukların sağlık, eğitim, barınma gibi birçok sorunlarıyla ilgileniyor. Mustafa Dündar, gittiği yerlerde Suriyeli çocuklara Bursaspor forması vermeyi de ihmal etmiyor. Suriyeli aileler ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Türk halkına yardımseverliği sebebiyle dua ettiklerini dile getiriyorlar.

  • Kaynak Eğitimi İçin Avrupa’ya Gidiyorlar

    Muş, Kahramanmaraş ile Cizre Teknik ve Mesleki Anadolu liseleri tarafından ortaklaşa hazırlanan ’Avrupa’daki Kaynakçılık Uygulamaları Projesi’ kapsamında Macaristan ve Romanya gezisi düzenleniyor.

    Avrupa Birliği (AB) projeleri kapsamında hazırlanan 140 bin Euro bütçeli proje çalışmalarının sonunda düzenlenecek olan gezi ile ilgili olarak açıklamalarda bulunan Muş Teknik ve Mesleki Anadolu Lisesi Müdürü Ekrem Erliğ, projenin kalifiye eleman bakımından önemli olduğunu söyledi. Muş, Şırnak ve Kahramanmaraş illerinden 81 öğrenci ve 9 öğretmenin 15’er günlük üç grup halinde Romanya ve Macaristan gezisine gideceklerini kaydeden Erliğ, Muş’tan da toplam 24 öğrencinin 3 öğretmen nezaretinde geziye katılacağını kaydetti. Muş’ta bulunmayan kaynak alanlarında öğrencilerin eğitim almalarının Muş’a yarar sağlayacağını ifade eden Erliğ, “Öğrencilerimiz Romanya ve Macaristan’daki işletmelerde TIG kaynağı, Argon kaynağı ve toz altı kaynağı ile ilgili staj yapacaklar. Gelişen teknolojiyi yakından takip edip uygulama noktasında çok önemsediğimiz bu staj gezisinin ilimize hayırlı ve faydalı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

  • Bakan Yıldırım: “5-6 Yıl İçerisinde, Çin Denizi Kıyısından Kalkan Tren 15 Günde Avrupa’ya Gidebilecek”

    Türk Konseyi üyesi ülkelerin 3’üncü Ulaştırma Bakanları Toplantısı’nda konuşan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Çin Denizi’nin kıyısından kalkan bir trenin, Avrupa’nın kuzey batısına kadar 5-6 yıl içerisinde, en fazla 15 günde ulaşacağını söyledi.

    Türk Konseyi olarak bilinen Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin Ulaştırma Bakanları 3’üncü Toplantısı İstanbul’da gerçekleştirildi. Sarıyer’de bulunan Grand Tarabya Oteli’nde gerçekleştirilen toplantıya, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Kırgısiztan Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Argynbek Malabaev, Azerbaycan Ulaştırma Bakan Yardımcısı Musa Panahov, Kazakistan Ulaştırma Komitesi Başkan Yardımcısı Yerlan Jumsahev ile  üye ülkelerden yetkililer katıldı. Toplantısının açılış konuşmasını yapan Ulaştırma Denicilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye arasında hayata geçirilen projelerle 5-6 yıl içerisinde Çin’den kalkan bir trenin 15 günde Avrupa’nın kuzey kıyılarına ulaşabileceğini söyledi.

    “TİCARİ FAALİYETLERİN ORTA KORİDORDA YOĞUNLAŞMASI HERKESİN MENFAATİNE OLACAK”

    Türk Konseyi ile ilgili bilgiler veren Bakan Yıldırım, “Hepimizin bildiği gibi Türk konseyi bölge ülkeler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi için kurulmuş önemli bir organizasyondur.Özellikle Orta Asya ve Kafkasya bölgeleri tarihin her döneminde doğu ile batı arasındaki ticari faaliyetlerin, kültürel faaliyetlerin ve tüm taşıma faaliyetlerinin  önemli bir merkezi olmuştur. Türkiye özellikle  son 10 yıl içerisinde  resmi kalkınma yardımlarından 1.8 milyar dolarlık bölümünü bu bölge için kullanmıştır. Bunun anlamı şudur; ülkemiz açısından bölge her bakımdan çok önemlidir ve bölgenin ulaşım alt yapısının geliştirilmesi batı ile doğu arasında ki hareketlerin, gidiş gelişlerin, ticari faaliyetlerin orta koridorda yoğunlaşması herkesin menfaatine olacaktır” dedi.

    “ZENGİNLİK MERKEZLERİ DOĞU’YA DOĞRU HAREKET EDİYOR”

    Zenginlik kaynaklarının artık Anadolu’ya ve Asya’ya kaydığını belirten Binali Yıldırım, “Geçtiğimiz son 30 – 40 yıl içerisinde özelikle zenginlik merkezleri batıda, Avrupa’da, okyanus ötesinde bulunmakta iken yavaş yavaş doğuya doğru hareket ettiğini görüyoruz. Tarih bir tekerrürden ibaret, dolayısı ile gelecek  on yıllar bizim coğrafyamızın da içinde bulunduğu bölgeler olacak zenginlik noktaları süratle doğuya doğru kaymaya devam ediyor. Ekonomik faaliyetlerin zenginlik alanlarının batıdan doğuya doğru hareket ettiğini  ve uzak doğunun Hindistan başta olmak üzere bir atağa kalktığını görüyoruz. Bu şu anlama geliyor; Anadolu toprakları, Kafkasya, Orta Asya ve hatta Çin’in batısına kadar olan bölge gelecekte hem taşımacılık bakımından, hem ticaret bakımından, hem turizm bakımından çok daha önemli hale gelecek, çok daha fazla konuşulacak. Bizim Türk Konseyi Ulaştırma Bakanları olarak görevimiz, gelecek bu parlak geleceğe hazırlık yapmak. Ne hazırlığı yapacağız, Hazar geçişlerini geliştireceğiz. Türkiye Gürcistan Azerbaycan arasında yaptığımız anlaşma çerçevesinde başladığımız Bakü Tiflis Kars Projesi’ni tamamlayacağız. Onunla da yetinmeyeceğiz. Aktağa ve Türkmenbaşı Limanları’nı bu güzergaha entegre edeceğiz devamında da gerek Kazakistan toprakların da gerek Türkmenistan topraklarında ve daha ilerisinde Kırgızistan ve Özbekistan’ın dahil olacağı bir ortak ulaşım altyapısını hem karayolu olarak hem demiryolu olarak beraber çalışarak, birlikte kafa yorarak bu işleri halletmeye çalışacağız” diye konuştu.

    “ÇİN’DEN KALKAN TREN 15 GÜNDE AVRUPA’DA OLACAK”

    Türkiye’nin tarafı olduğu orta koridorun önemine değinen Yıldırım, “Biz orta koridor derken bazıları kuzey koridoru bazıları ise güney koridoru gibi hatları ön plana çıkarıyor. Fakat ben farklı düşünüyorum. bölge üzerindeki hiçbir koridor diğerinin  rakibi değildir. Bu bağlamda yüzyıllar boyunca test edilmiş, başarısı kanıtlanmış elimizde güzergah varken yeni bir macera ve arayışa girmenin  çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Neticede Çin’den kalkan bir tren Hazar’dan geçti. Bakü Tiflis Kars, Anadolu topraklarına oradan da gelecek Marmaray’dan Balkanlara. Avrupa’nın batısına kadar kesintisiz gidebilecek. Birkaç yıl sonra Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçecek. Daha kısa sürede Avrupa demiryolu ağına entegre olacak. Bu şu anlama geliyor. Çin Denizi’nin kıyısından kalkan bir tren Avrupa’nın kuzey batısına kadar 5-6 yıl içerisinde en fazla 15 günde ulaşmış olacak. Tarihi İpek Yolu dediğimiz bu koridor, kıyasladığımız zaman kuzey koridorundan en az bin 500 kilometre daha kısa. Bunun da önemli bir avantaj olduğunu ifade etmemiz gerekir” ifadelerini kullandı.

  • Çipras’tan Avrupa’ya “Mülteci” Eleştirisi

    Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, mülteci krizinin Avrupa’nın avlusunun önüne kadar geldiğini ve bunun onları yattıkları derin uykudan uyandırdığını söyledi. Türkiye ve Yunanistan olarak bugün bir adım attıklarını belirten Çipras, “Bütün gücümle mücadele vermeye, ideolojik farklılıkları gözetmeksizin, bu farklılıkları bir kenara atarak dayanışmaya, istikrara yön vermek üzere mücadele edeceğim” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu ile İzmir Başbakanlık Ofisi’ndeki ikili görüşmeleri ve düzenlenen basın toplantısının ardından Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, 4. Türkiye-Yunanistan İş Forumu Yüksek Düzeyli Oturumu’na katıldı. Programın ardından İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından düzenlenen Onursal Doktor Unvanı Takdim Töreni’ne katılan Çipras’ı onlarca öğrenci dinlemeye gelirken, törene İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ekrem Demirtaş ile üniversitenin rektörü Prof. Dr. Oğuz Esen de katıldı.

    Törende konuşan Çipras, “Şimdilerde mülteci krizi yaşıyoruz. Bütün yöremizi etkiliyor. 70 yıl içinde istikrar dönemi yaşadık. Güneydoğu Anadolu’daki mülteci krizi Avrupa’yı yattıkları derin uykudan uyandırdı. Çünkü evlerinin avlularına kadar geldi. 70 yıllık barış döneminden sonra gelecek nesillere borcumuz var, geçmişimize karşı da borcumuz var. İşbirliği içinde sorunlarımıza çözüm üretebiliriz. Bugün Türkiye ve Yunanistan bir adım attı. Sadece ilişkiler için değil, insani değerler yönünde birer adım attık. Yolumuz büyük bir yol ama bu hedef çok büyük. Sabır, ısrar ve inatla bu yön değiştirme çalışmalarını üretmek zorundayız. Ben karalıyım ve bunu başaracağız. Bütün gücümle mücadele vermeye, ideolojik farklılıkları gözetmeksizin, bu farklılıkları bir kenara atarak dayanışmaya, istikrara yön vermek üzere mücadele edeceğim” diye konuştu.

    “SOLCU BAŞBAKANA ONUR VERMENİZ BİR PARADOKS”

    Tarihi bir şehir olan İzmir’de olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Çipras, “Belki bazı insanların anlatımlarda olumsuzluklar olabilir ama İzmir uzun yıllardır değişik dinlerde ve değişik milletlerde insanlar barış içinde yaşadı. Bugün onur günüdür. Bilimsel açıdan çalışma yapmak senelere mahsustur. Ben faal bir siyasette olduğum için böyle bir zamanım yok. Ben sadece bilimin değerinden söz etmek istiyorum. Bilimin değeri her yerde kovuşturuluyor çünkü bunlar toplumsal açıdan karşılığı yok. Üniversitelerin bilimselciliği geri kalmışlığa karşı kale teşkil eder. Bugün Yunanistan Başbakanı olarak konuşmak istemiyorum. Siyasi açıdan solcu Avrupalı bir başbakanım. Sizlere siyasi ekonomi öğrencilerine hitap etmek istiyorum. Basın mensupları bunu paradoks olarak nitelendirebilirler fakat bugün üniversitede böyle büyük onur vermeniz, bir solcu başbakana bu vermeniz bir paradoks teşkil eder. Bu çok tuhaf bir paradoks olan durum, çünkü Marksizm’in başlangıç noktası ister istemez bilimsel olaydır” ifadelerini kullandı.

    “BUGÜN, DOĞRU YOL ALMIYOR”

    “Marksizm, siyasi ekonominin kritik edilmesidir” diyen Çipras, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu kapitalizmin tecrübesidir. Yani bir sürü düşünürlerin belirttiği gibi bu bir objektif görüş açısı değildir. Buna zıt olarak, bilinçli olarak emekçilerin gücüyle ortaya konmuştur. Emekçinin bakış açısı ortada olan durumu yansıtır. Her iki durumda da bu durumun değişmesi demektir. Bilimin değişmesi, gerçeğin ulaştırılmasıdır. İkinci durumda da siyasetteki pratikte toplumla, toplumdaki süreçle karşı karşıyayız. Bu öyle bir süreçtir ki bu toplumu değiştirmek nasıl olacaktır? Bakış açımızı ona göre değiştirmek zorundayız. Bir taraftan güçler bütün dünyanın takındığı olumlu bakıştır. Menfaati olanlar bir tarafta, diğer yönden de diğerleri. Bugün doğru yol almıyor. Bazı kişiler hayal kırıklığına uğramıştır, değişikliğe ihtiyaçları vardır. Benim sol bakış açım, siyaset alanında ne demiş olursa olsun neyi değiştireceğiz? Marks’ın deyişi ile ‘bir şeyi değiştirmek için onu tanımak lazım.’ Bugün sizin krallığınıza, bilimsel krallığınıza geliyorum, bugün neyi değiştirmemiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor ve sonra nasıl değiştirebiliriz, buna bakmamız lazım.”

    “İYİMSER BİR EKONOMİSTİN BİLE AŞAMAYACAĞI KRİZ DÖNEMİNDEYİZ“

    “Bu yaşadığımız ekonomi insanların hayatına gerçek bir yön vermiyor mu?” diye soran Çipras, şunları söyledi:

    “70’lerdeki krizden de söz etmek istiyorum. O zamanki kriz sermaye, banka krizi değildi, daha sahiciydi. Bugün daha zor bir kriz dönemindeyiz. Biz iyimser bir ekonomistin bile aşamayacağı kriz dönemindeyiz. Üst pay çıkarmak için değil, en uç neoliberal düşüncelerin bile varamadığı teknotrat krizlere işaret ediyor. Borç ekonomisidir bu. Para ekonomisi az kişinin menfaatine uygun olarak hareket ediyor. Ama şimdi kişilerin değil ülkelerin menfaatine hizmet ediyor.”

    “BİR MEKANİZMA DERHAL YÜRÜRLÜĞE GİRDİ”

    Her ülkenin vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılamak zorunda olduğunu ve röntgen çeker gibi faizleri ona göre belirlemesi gerektiğini kaydeden Çipras, şunları söyledi:

    “Banka sisteminin geleceğe yönelik günleri görmesi gerekir. Diyorlar ki; ‘eğer ucuz para istiyorsan, hemen istiyorsan bu siyaseti dayattığım siyaseti uygulayacaksın’ diyorlar. ‘Büyük fabrikalara yüksek kar sağlayacaksın. Alt yapılarını özelleştireceksin, artık hassas vatandaşları, işçileri korumayacaksın’ diyorlar. Girişimcilerin ve işçilerin alanını serbest bırakmayacaksın’ diyorlar. Bugün yürürlükte olan sistemin büyük bir sorunu var. Güvensiz bir sistem. Esasında güven zor kazanılır, kolay kaybedilir. 6 yıl önce Yunanistan’da bütün piyasada güven gitti, olimpiyat yarışmalarını bile kazanan Yunanistan aniden çöktü. Bu büyük başarısızlık. Bunu arzu edenler için bir başarı oldu. Başka bir mekanizma derhal yürürlüğe girerek çok az insanın menfaatine uyarak, IMF’nin de öncülüğünde çok zor şartlarda kemer sıkma politikası uyguladı. Ne dediler? ‘Ya bütün bu dayatmaları kabul edersiniz ya da istifa edersiniz’ dediler. Seçim kazandıktan sonra bize dediler ki ‘biz anlaşma yapmaya gelmedik, dediklerimizi uygulamaya geldik’ dediler.”

    “YUMRUĞUMUZU MASAYA VURUP AVRUPA’NIN GELECEĞİNE YÖN VERMEK ARZUSUNDAYIZ”

    Bu siyasetin bir sonuç vermeyeceğini düşündüklerini ifade eden Çipras, “Bu insanlara, vatandaşlara fayda sağlamayacaktı. Artık bizler yumruğumuzu masaya vurup bütün Avrupa’nın geleceğine yön vermek arzusundayız. Efendi duruşumuzu entegre etmeye çalışıyoruz bu gelişmelere. Bu mimariyi esasında sarsmak istiyoruz. Çabalarımız neticesinde ufak adımlar atıyoruz. Kemer sıkma politikalarının ekonomik ve toplumsal yönlerden işe yaramadığını gördüler. Kemer sıkma politikaları aşırı sağcılara, ırkçılara birer yer açtı. Refah karşıtı olanların bu tip uygulamalarla hiçbir yere varamayacağı anlaşıldı. Bu siyaset artık bir çıkmaza giriyor. Beklentisi olmayan ülkeler tehlikeli yerlere gider” şeklinde konuştu.

    “ÇOCUKLARIMIZIN BİRBİRLERİNE AŞIK OLMALARINI İSTİYORUZ”

    Törende konuşan İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ekrem Demirtaş ise, Çipras’a “Yunanistan’dan sonra burada da aday olabilirsiniz ve rahat seçimi kazanırsınız. Aleksis Çipras, ekonomik krizden etkilenen insanlara umut oldu. Önemi giderek artan mülteci krizini şiddet dışı yöntemlerle başarıyla yönetti. Siz öğrenci hareketlerinin içinde yer aldınız. Ben de 68 kuşağının içindeydim. Amacımız daha iyi eğitim, daha güçlü ekonomi, sosyal adalet ve daha fazla demokrasi idi” dedi.

    Yunanistan ile ekonomik ilişkilerin artması gerektiğini belirten Demirtaş, “Hatta çocuklarımızın birbirlerine aşık olmalarını istiyoruz” diye konuştu. Demirtaş’ın bu sözü, salonda gülüşmelere neden olurken, izleyiciler tarafından alkışlandı. Demirtaş’ın konuşmasının ardından Çipras’a verilecek politik iktisat alanında onursal doktora unvanı için senato kararı okundu. Ardından, Çipras sahneye davet edilerek kendisine doktora unvanı verildi. Çipras’a ayrıca, cübbe ve Moda Tasarımı Bölümü’ndeki akademisyen ve öğrenciler tarafından dokunulan halı hediye edildi.